2018 Yılımın Özeti

11 yıllık blog hayatımın en geç yıl özeti yazısı oldu, farkındayım. Ancak 7-8 Ocak tarihlerindeki Doktora Yeterlilik Sınavı ve hemen peşinden gelen 12-13 Ocak Açık Öğretim Fakültesi sınavları nedeniyle geciktim. Elbette bu sırada yazıyı ufak ufak yazmaya başlamıştım. Az önce son sınavdan çıkıp geldim ve yazıyı bugün yayınlıyorum.

Çok uzun yıllardır hayalini kurduğum Eskişehir’de yaşamak ve çalışmak hayalimin ilk yılıydı 2018. O kadar çabuk geçti ki geriye dönüp bakınca acaba neler oldu diyorum, unutmuşum neredeyse. Bu yoğunluğun elbete ki büyük kısmı işle alakalı. Ancak kendi özel hayatımızda da bu yıl üzücü birkaç olay yaşadık. Umarım tekrarları olmaz.

Geleneksel “Yılımın Özeti” yazısına hoş geldin sevgili okur. Biliyorsun, biraz uzun bir yazı oluyor bu. 2018 yılında, her ay neler yaptığımı şöyle bir özetliyor, sonrasında ise bir önceki yıl koyduğum hedefler ile bir sonraki yılın hedeflerine yer veriyorum. Blogla ilgili istatistikleri de paylaşıyorum.

Her sene yazdığım üzere, 31 Aralık tarihi meslek hayatımın da işe başlama yıl dönümleridir. Kadere bak ki nasıl altı sene önce Bilecik‘te 31 Aralık günü işe başladıysam, Eskişehir’de de geçen yılın son günü, işe başlamıştım. Son günler yarım gün olduğu için Ocak ayının 2. günleri genelde yıl dönümleri oluyor. Bu yıl Eskişehir’de iş yerindeki mesaimin büyük bir kısmı “Sıfır Atık Projesi” çevresinde döndü. Pek çok sunum ve eğitim programı düzenledik bu konuda. Bir de grafik tasarım işlerimiz epey yoğundu. O açıdan sevgili iş arkadaşlarıma yazının en başında teşekkür edeyim. Bilecik’te kalan eski dostları da unutmuyorum elbette. Onlara da selamlar olsun.

Ocak 2018:

Bu ay bloga 5 yazı yazmışım. Eskişehir’deki iş yerine alışmakla geçti bu ay. Bir de ay sonuna doğru “Süper Kanlı Mavi Ay” isimli bir dolunay yaşandı. Aynı ay içerisinde iki dolunay olması bu yılın en müthiş gök olaylarından bir tanesiydi. Yıl boyu aksamayan tek şey dolunaylarım ve onların yazıları oldu.

Şubat 2018:

Bloga 6 adet yazı yazmışım. Bu ay Volkan Türkiye’ye gelmişti. Çok özledim yahu Volkan’ı da. Uzun süre oldu görüşmeyeli.

arpej006

maket12

Mart 2018:

Rakam giderek artıyor. 2018 yılında Mart ayında bloga 7 yazı yazmışım. Bu ay çok kıymetli eniştemizi, abimizi, Yaşar Ustamızı kaybettik. Ankara’ya gitmek hiç bu kadar acı olmamıştı. Üstüne bir de hastalandım bu ay. İki üç gün kendimi kaybettim desem yeridir.

Nisan 2018:

isyeri5.jpg

Hoş geldim

İşler bu ay çok yoğundu iş yerinde. Sadece 3 yazı yazmışım. Üç ay olmuştu, halen yeni geldiğimin farkına bile varamadan koşuşturuyorduk. Böyle olması daha iyi oldu ama. Ben zaten hiç bir zaman bir oryantasyon adamı olmadım zaten. Bu ay iş yerinde bana bir hoş geldin etkinliği düzenlediler. Tayini çıkıp giden bir arkadaşa veda ederken bize hoş geldin dediler. Bu ayın başında, aslında Mart’ın son günündeki dolunayda nasıl duygulanmışım anlatamam. O duyguyla da tüm yıl kullandığım profil fotoğrafımı yapmışım 🙂

Mayıs 2018:

Türkiye’nin tek Gilette Blue 3 koleksiyonu

Bu ay 4 tane yazı yazmışım. Ayın ilk gününe Bozcaarmut‘ta piknik yaparak başladık. Herkese tavsiye ederim bu doğal parkı. Yine bu ay içerisinde Ömür Abi‘yle birlikte Büyük Millet Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gittik. Bu iki yeri de ilk defa görme, içerisine girip gezme şansım oldu. Ayın sonuna doğru ise Alper‘le birlikte Gaziantep‘e gittik, neredeyse günübirlik denilebilecek bir kaçamakla.

bozcaarmut.jpg

deve

İş yerinin yakınında bir panayır yapıldı

Haziran 2018:

Bu ay da 4 yazı yazmışım sevgili okur. Vega‘yla dolu, müzikle dopdolu bir ay geçirmişim. Süper.

Temmuz 2018:

Yılın en çok sevdiğim ayı. Bu ay bloga 5 tane yazı yazmışım. Bir önceki ay yaptığım anketin sonuçları doğrultusunda OT Dergisi‘ni almayı bıraktım.

Ağustos 2018:

Toplam 4 yazı yazmışım. Bu ay yaklaşık 8 günlük bir yurt dışı seyahatine çıktık. Balkan ülkelerinin büyük kısmını dolaştık. Epey bir yol yaptık. Sonuçta yazdığım yazılar ise olabildiğince ayrıntılı, gerçekten gitmek isteyen biri için çok faydalı detaylarla dolup taştı.

Eylül 2018:

2018’in en çok yazısını bu ayda yazmışım: Toplam 8 yazı! Bravo. Bu ay sosyal etkinlikler bakımından epey hareketli geçmişti. Alper’in doğum gününü kutladık süper bir akşamda. Bir de hayatımın yeni bir dönemi başlıyordu artık: Doktora Yeterlilik Sınavı Öncesi…

uraz

Uraz’a merhaba deyin!

TEDx’te Şevkiye ve Betül’le birlikte

Serkan ve Eren Abi’yle birlikte çalışmalar

Ekim 2018:

murataskerYılın yavaş yavaş sonu gelirken, bu ay 5 yazıyla karşına çıkmışım sevgili okur. Murat bu ay askere gitti geldi. Bedelli askerlikten yararlandı. Erzincan’da 19 günlük askerlikten sonra da ay bitmeden geldi çıktı. Bu ayın son günlerinde İstanbul’daydık. Mustafa ve Alper’le gittik bu geziye. Hem KeyB’yi, hem Sercan‘ı hem de Cihan‘ı gördük. Özlemişiz hepsini de canlarım benim. Bu sayede ilk defa Ülkü‘yle de tanışmış olduk. İstanbul’un bu samimi yönlerini seviyorum bir tek.

Kasım 2018:

4 yazılık, mütevazi bir Kasım ayı olmuş. Bu ay “Sıfır Atık” projesi kapsamında, şehirdeki en büyük otelde, büyük bir etkinlik yaptık. Şimdiye kadar organizasyon ekibinde yer aldığım, en çok katılımcıya sahip etkinlikti. Öncesi ve sonrasıyla tüm ayımızı bu işe harcadık. Kendi adıma bir güzel yanı da yıllardır telefonda görüşüp de bir türlü yüz yüze görüşemediğimiz Eda‘yla nihayet görüşme fırsatımız oldu.

Aralık 2018:

Yılın son ayını 6 yazı yazarak kapatmışım. Güzel bir rakam olmuş bence. Bu ay, ilginçtir Eskişehir’de çok çok uzun süre sonra ilk defa davul workshop’u yapıldı. Hem de ardı ardına iki ünlü davulcu tarafından. İkisine de katıldım tabii ki. Özellikle Cengiz Tural‘la tanışmak büyük keyifti. Bu ay Efendi ve Emre Bulut gruplarının yakın tarihlerinde birer konseri oldu. Onu da yazmadan geçmeyeyim. Ha bir de yılın son günlerine doğru biricik abim, İlkan Abim Eskişehir’e uğradı. Sağ olsun buluştuk, süper komik bir akşam geçirdik.

ilkanabiaralik.jpg

Bülent Kral, doğum günü kutluyor.

Evet, ay ay önemli olayları özetlemeye çalıştım. Şimdi biraz istatistiki bilgi paylaşayım. Bu yıl, blogun altın yılı olan 2013’ten sonraki en muhteşem yılı oldu sevgili okur. Tek eksik toplam 61 olan yazı sayısının biraz daha artabilir olmasıydı. Toplam ziyaretçi ve toplam görüntülenme sayısını geçen yıla göre tam 3 kat arttırdık bu yıl. Buna en yakın sonucu 2014’te almıştım. Okunma sayılarının artması, içerik sayısının düşük olmasına rağmen kalitesinin artmasıyla da alakalı. Halen daha yıllar önce yazdığım pek çok yazı konularında internetin bir numarası.

Bu yılın en çok okunan yazısı “İyi Bir Münazara İçin İpuçları” yazısı oldu. Yazı çok sevilince bir ekleme yaparak bu konuda ikinci bir yazı daha yazdım. Hatta bu yazı, bu yıl içerisinde en çok okunan yazı oldu. Gillette Blue 3 koleksiyonum ilginç bir şekilde çok ilgi gördü ve “Gillette Tıraş Bıçakları Kullanıcı Deneyimleri” yazım, bu yılın en çok okunan ikinci yazısı oldu. Çok ilginç bir şekilde blogu en çok ziyaret eden ülkeler listesinde, ülkemizden sonra ikinci sırayı alan ABD’den giren ziyaretçi sayısı, ülkemizin yarısı kadar. Waov! Üçüncü sırada Çin, dördüncü olarak da Almanya var. Önceki yıllara göre Facebook’tan gelen ziyaretçi sayısı düşmüş. Ancak Twitter inanılmaz yükselmiş. Bir de WordPress’in android uygulaması üzerinde bulunan “keşfet” kısmından epey bir yeni ziyaretçi gelmiş.

Blogda en çok tıklanan görsel bu olmuş. Ancak bundan sonraki en çok tıklamaların büyük kısmı Hafize ve Mustafa’nın düğününde çekilen fotoğraflar için olmuş. O düğün yazısı da, bu yılın en çok okunan ikinci yazısı oldu. “Bir Barışma Hikayesi” yazım ise yılın en çok okunan üçüncü yazısı olmuş. Yıllardır blogun en büyük eksikliği yorum sayılarıydı. Bu yıl da sadece 15 tane yorum almışım.

tabletle.jpgFotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü‘nde bu yıl üçüncü dönemi de geride bıraktım. Çok büyük ihtimalle tüm dersleri geçtim. Bu bölüme çalışmak, bana yepyeni bir çalışma metodu kazandırdı. Tabletimi kullanıyorum artık. USB üzerinden klavye ve mouse bağladım. Ders kitaplarındaki önemli noktaları, burada Office 365 üzerinde buluta depolanan bir Word dosyasına not alıyorum. Hızlı bir şekilde, hem de düzenlenebilir notlarım oluyor. Daha sonra aynı dosyaya istediğim yerden erişebiliyorum. Çıktı alıp sürekli yanımda bulundurabiliyorum. Teknolojinin bu şekilde kullanımı, şaka değil, bu ders çalışma sistemi bana başarı sağladı.

Bu kadar yazıp çiziyoruz, eh buna karşılık aldığımız reaksiyonlar da oluyor elbette. Bazen can sıkıcı, bazen ise gerçekten teşvik edici, keyif verici oluyor bu reaksiyonlar yorumlar. O yorumlardan birkaç tanesini paylaşayım izninle.

İş yerindeki birinci yılım doldu. Bilecik’te beş yıl çalıştıktan sonra Eskişehir’e gelince neredeyse hiç yabancılık çekmedim. Dairedeki hemen hemen herkesi tanıyordum çünkü. Burada yıllar önce, öğrenciyken yaptığım stajdan sonra bile bağlarım hiç kopmamış, aksine arkadaşlıktan dostluğa uzanan bir ivmeyle devam etmişti. Sanki yıllardır çalışıyormuş gibi ilk günlerden itibaren projelere dahil olmaya başladım. Burada önceden de samimi olduğumuz Halil Abi ve Şevkiyet‘in yanı sıra, hemen herkesle müthiş samimi bir ortam kuruldu. Caner‘le uzun süre yol arkadaşı olduk, sağ olsun her sabah beni de aldı götürdü işe. Yazın bisikletle işe gidip gelme hayalim gerçek oldu. Tek tek yazmaya gerek yok ama inan muazzam bir ekip olduk sevgili okur. Bu ekiple de, yıl içinde bir sürü etkinlikte çalıştık. Umarım bu yıl da en az geride kalan yıl gibi hareketli olur.

Bu yıl müzikal olarak güzel geçti, kulaklarımız bayram etti. Sabhankra, yine yılın ilk frozengünlerinde yeni albümünü (From the Frozen Mountains) yayımladı. Yıl boyunca “It Burns” dinleyip durdum. Yılın ikinci yarısında ise At The Gates müthiş bir albüm patlattı: To Drink From The Night Itself. Off, ne albümdü. Hele ki albümle aynı adı taşıyan parça ile Palace Of Lepers. Hele bu ikincisi sabahları işe gidiş marşı oldu benim için. Tabi bir de metal müzik dışında Mabel Matiz ve Maya durumu var. İtiraf etmek lazım, bu yıl Öyle Kolaysa ve Sarmaşık parçalarını defalarca dinledim. Bunun dışında Gojira’nın Silveria, Bloodbath’in Mouth Of The Empty Praise, Jedi Mind Tricks’in Seven, Selda Bağcan’ın Öyle  Bir Yerdeyim Ki (ki benim için inanılmaz bir keşif oldu), Hey Douglas’ın Ölem Ben remiksi, Ozan Ünlü’nün Bu Yüzden ve yılın son günlerinde Pal Nostalji sayesinde keşfettiğim Kayahan’ın Elmanın Yarısı parçaları yılın en çok dinlenen parçaları ve unutulmaz keşifleri oldular.

Bu yıl Mustafa, “Memleket Günleri” isimli bir etkinlik başlattı. Kendisi ilk olarak Adana Günü’nde bizleri ağırladı sağ olsun. Hemen ardından da Alper, Bursa Günü’nde ağırladı bizi. Bu günlerde, herkes kendi memleketinin yemeklerini hazırladı. Masadaki hemen her şey o ile aitti. Hatta su bile 🙂 Bu yıl bakalım Utku‘yla ben nasıl bir gün yapacağız. Ha bir de Koray var tabi ki.

memleket1memleket2

Akvaryumdan haberler: Şubat ayında İmpuru öldü. Mart ayında dış filtre kullanmaya başladım. Müthiş bir kolaylık oldu. Ciddi anlamda suyu temizliyor. Bir de balıklara yapılacak en büyük iyilik ısıtıcı kullanmakmış sevgili okur. Bu sene ısıtıcı kullanmaya da başladım. Su sıcaklığıyla ilgili bir sıkıntım kalmadı. Mayıs’ta, geçen sene Utku ve Hazal‘la birlikte aldığımız köpek balıklarından bir tanesi öldü. Bu yıl yeni aldığım bir sürü balık öldü. Sanırım o sıra balıkları strese sokan bir şey oldu anlayamadım. Yıl sonu itibariyle nüfus yine kalabalıklaştı. Bir köpek balığı (en eski şu anda), ikisi büyük ikisi küçük dört Japon (ikisi teleskop, ikisi normal), biri büyük üçü küçük dört çöpçü (iki küçük çöpçü albino) ve bir de vatoz var. Hepsine uzun ömürler diliyorum.

akvaryum2018

Eveet, şimdi geldi bu yazının en can alıcı kısmına ve bir anlamda yazının var olma sebebine. Geride kalan yıl içinde hedeflerimin ne kadarı gerçek oldu? Bu yıl için hedeflerim neler olacak? Şimdi bunlardan bahsedeyim biraz da. Geçen yıl ki hedefler ve ne durumda oldukları:

  • Açık Öğretim ve Doktora derslerini kayıpsız olarak tamamlamak. (Şu an itibariyle, aldığım tüm dersleri verdim, Doktora yeterlilik sınavını da geçtim. Dolayısıyla bu hedef tamamlandı.)
  • En yakın dostum Alper’le uzak bir yere seyahat etmek. (Uzak derken? Gaziantep’e gittik en uzak. Dolayısıyla bu da gerçekleşti.)
  • Bir müzik grubunda tam zamanlı olarak çalmaya başlamak. (Bu olmadı işte. Bir grup kurdum ama henüz işler rayına girmedi. O yüzden kısmen diyelim)
  • Teleskop almak (Aldım! Hatta fazlasını yapıp bir de mikroskop aldım.)
  • Kendime bir yeni bir bilgisayar toparlamak ve bunu olabildiğince ucuza yapmak. (Yok olmadı.)
  • İthaki Yayınları’nın Jules Verne Kitaplığı serisi ile Harry Potter’ın serisini eksiksiz olarak tamamlamak. (Olmadı bu da. Çok az eksik kaldı ama olmadı.)

Peki bu yıl neler olmasını planlıyorum? 2019’daki hedeflerim neler? Haydi bir göz atalım:

  • Doktorayla ilgili olarak en az iki Tez İzleme Komitesi’ne girmiş ve tezi yazmaya başlamış olmak.
  • Elektronik davuluma bir ilave crash zili almak.
  • 2008’den beri bitmeyen 2000 parçalı yapbozu bitirebilmek.
  • Odamda artık yerlerde sürünen kitaplarla ilgili bir fikir bulup ortalığı toparlayacak bir sistem kurmak.
  • Kendime yeni bir bilgisayar toparlamak ve bunu olabildiğince ucuza yapmak.

Çok bir beklentim de yok açıkçası 🙂 Umarım 2019 sağlık, huzur ve müzikle dolu bir yıl olur. Herkes var aklımda ve bazıları kalbimde. Kimseyi unutmadım. Dolunaylarda görüşürüz 🙂

starbucksercan.jpg

isyeri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s