Gözlerinle Gördüğün Şey Ben Değilim

nis19dolun01

Ucu ucuna yetiştim o gün. Yani birkaç dakika daha geç kalsam seni göremeyecektim. Hızlı adımlarla yürürken ve hatta yer yer, kimsenin görmediğinden de emin olunca, koşarken aklımda hep seni görmek vardı. Sen çıkmadan, bir anlığına da olsa seni görmek istedim. Az biraz yakınına sokulup, belki küçük bir tebessümüne eşlik etmek istedim.

Tam çıkarken yakaladım o tebessümünü. Biraz ileride duran araca binmek üzereydi. Hızla yanından geçtim. Beklediğim belki birkaç saniye daha fazlasıydı. Hayal kırıklığına uğradım birazcık ama hiç görememek gibi bir ihtimal de vardı.

Arkamı dönüp içeri girecekken ne oldu, nasıl oldu anlayamadım. “Gelmiyor musun?” diye seslendi. Çivilendim olduğum yere. Dönecektim yüzümü, evet. Ama ne cevap verecektim? Bu beklediğim bir şey değildi. Hem de hiç! Şu koskoca binada dört binin üzerinde yıldız vardı. Bir tek ayışığı sendin ve sen de şimdi soruyordun: “Gelmiyor musun?”

Buna cevap veremedim. Evet? Yani, gelmiyor musun? Hayır. Gelmiyorsun yani? Cevap vermedim. Belki biraz da salakça bir “tebessırıtışla” yanına seğirttim. Aceleci davranmamaya çalışsam da elimde değildi. Aracın bana göre en uzakta kalan kapısına yöneldim. Tam o anda ufak bir kahkaha koyuverdi. Bana neden böyle yapıyorsun ki?

nis19dolun02

Bak o anki hislerim şuydu: Bedenim 39,5 derece ateşler içerisindeydi. Düşünceler aklımdan o kadar hızlı geçiyordu ki söylenecek binlerce kelime, izlenecek yüzlerce film, okunacak onlarca kitap geliyordu gözlerimin önüne. O an, koltuğun sağ tarafında tüm gençliğim, toyluğum, heyecanlarım, itiraflarım, sırlarım, yaralarım, aşklarım, hırslarım oturuyordu. Sol tarafta ise geriye kalanlardan ibaret bir ben. Sen tam karşımda oturuyordun. Ah bir konuşabilsem sana söyleyecektim. Aslında gözlerinle gördüğün şey ben değilim. Dolunayım, biriciğim; gözlerinin gördükleri bir küçük parça benden.

Neler yaptık, nerelere gittik… Uzun upuzun bir hikaye olacak gerisi. Bir yolculuk böyle başlayınca, zavallı ben için elimde kalan tek şey yazmak oluyor. Bitene, varana, unutana kadar yazmak… Oysa hiç bitmiyor, varılmıyor ve unutulmuyor. Dolunay hep orada, parlıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s