Proofhead Türk Telekom Arena’da!

ttarena03Galatasaray‘ın bu seneki kötü gidişatı malum. Oysa ki sezon başında büyük bir heyecanla ilk defa Passo Lig kartlarımızı almıştık grup olarak. Ancak aradan geçen zamanda takımın giderek daha ruhsuz bir oyun ortaya koyması ve bir takım başka aksaklıklar sebebiyle günden güne sinirleri bozan, canları sıkan bir Cimbom izler olduk. Ancak bir düşen bin kalkan takımımıza ne olursa olsun sırt çevirmeyecektik. İşte böyle böyle sohbet ederken, birden bire ortaya çıktı Alanyaspor maçını izleme fikri. Türk Telekom Arena‘da oynanacak maçın hem günü hem de saati, Eskişehir’den gidip gelmeye çok uygundu.

Fazlaca düşünmeden Yunus Emre girdi sağ olsun biletleri aldı. Telefona biletiniz alındı diye sms gelince Caner de ben de çılgınlar gibi sevindik. Bir kişi passo sistemi üzerinden en fazla dört adet bilet alabiliyor. Bilet aldığı kişilerin de muhakkak suretle ev sahibi takımın passolig kartına sahip olması gerekiyor. Bu arada, biz henüz ilk seferde tecrübe ettik ki alınan biletin hiçbir şekilde iadesi mümkün değil. Sadece bileti bir başka aynı takım taraftarına transfer edebiliyorsunuz. Bu durumda dahi paranızı geri almanız mümkün değil. Transfer ettiğiniz kişiden elden istemek gerekiyor parayı.

Bizim bir anda gelişen bu planımız son anda Halil Abi‘nin gelememe riskiyle sarsılınca şu yukarıda anlattığım durumu yaşadık. Ancak neyse ki Halil Abi büyük fedakarlıklarla gelmeyi başardı.

Cumartesi günü saat 13.00’te buluştuk. Önce Batıkent’e gidip eski evden iki tane kış lastiği alıp bagaja yükledik. Bu lastikleri Kocaeli‘de babamlara teslim edecektik. Daha sonra da Halil Abi’yi evinden alıp yola çıktık.

Eskişehir’de buz gibi ve gri renkli bir hava vardı. Bozüyük’e yaklaştıkça kar yağmaya başladı. Bozüyük öyledir, Eskişehir’e göre her zaman daha soğuktur. Bilecik’e yaklaşırken yavaş yavaş kar kayboldu, tünel mevkini geçtikten sonra ise abartmıyorum güneş açtı. Biz böylece beklentimizden farklı olarak gayet güzel bir trafikte seyretmeye başladık. Bilecik’in girişinde bir tesiste durup önceki gün Eskişehir’den aldığım bir siparişi vermek için Soner Abi’yle buluştuk. Ayak üstü görüştük, fazlaca oyalanmadan ayrıldım.

ttarena01Kocaeli’ye kadar sorunsuz devam etti yolculuk. Kocaeli’de de Kandıra gişeleri denilen yerde otobandan çıkıp İzmit Otogarı‘na döndük. Orada yol üstünde bu sefer babam ve kardeşim bizi bekliyordu. Eskişehir’den getirdiğimiz kış lastiklerini orada bırakıp yine vakit kaybetmeden yola devam ettik.

Çok iyi bir saatte, saat 17.00’yi biraz geçe İstanbul‘a ulaştık. Telekom Arena’nın belki de ne güzel tarafı (en azından şehir dışından gelenler için) ikinci köprüyü geçtikten sadece birkaç kilometre sonra olması. Biz böylece köprü trafiğinden başka bir trafiğe girmeden doğruca stadyuma gittik.

ttarena07

Stadyumun arkasında bir AVM var: Vadistanbul. Stadyuma çok yakın ve hatta yürüme mesafesinde. Vakit kaybetmeden bu AVM’nin en alt katındaki otoparka aracımızı bırakıp (bu arada Yunus Emre’nin arabasıyla gidiyorduk) karnımızı doyurmak için üst kata bir çıktık ki neredeyse ağlayacaktık o an! Yüzlerce sarı kırmızılı taraftar kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, aileler tıpkı bizim gibi AVM’de vakit geçiriyorlardı. Şimdi bu yazıyı okurken şunu düşün. Biz Eskişehir’de yaşıyoruz ve burası özellikle Eskişehirspor taraftarlarının büyük kısmının inanılmaz tutucu olduğu bir şehir. Burada diğer takımların taraftarlarına toleranslı olamıyor kimse. Üstelik bu hoşgörüsüzlüğü şehrin yerel basını da destekliyor. Her sene süper ligde, örneğin Galatasaray ya da Beşiktaş ya da bir başkası şampiyon olduğunda, hiçbir taraftara şampiyonluk kutlatmıyorlar ve bunu da gururla “Türkiye’de bir tek Eskişehir’de kutlanmadı” diye haber yapıyorlar. Eskişehirspor’a zarar veren çok şey var. Ancak bu bahsettiğim hoşnutsuzluk bana göre en büyüğü.

Neyse, biz her tarafta sarı kırmızılı renklere bürünmüş futbol severleri görünce dibimiz düştü. O huşuyla oturduk yemeğimizi yedik. İstanbul’da, Eskişehir’in aksine müthiş güzel bir hava vardı. Maç olmasa o AVM’nin yemek katındaki o terasta saatlerce oturabilir, ellerini tutup duymak istediklerini anlatabilirdim. Neyse ki maç yakındaydı.

ttarena02

Maçın başlamasına bir saat kala aynı kattaki ücretsiz hava ray sistemine bindik ve AVM’den doğruca stadyuma giden bir hat üzerinden beş dakikada stada ulaştık. Yine beni mazur gör, hayatında ilk defa tuttuğu takımın stadyumuna gelen biri ne hissederse ben de öyle hissettim: Mutluluk, heyecan, daha önce gelmemenin pişmanlığı ve birazcık da utancı.

ttarena04

Bulunduğumuz noktadan stat bu şekilde görülebiliyordu

Maça henüz bir saat vardı ve daha fazla beklemeden tam dört üst aramasından geçip oturacağımız bölüme girdik. Sahayı müthiş gören bir tribündeydik. Hiç birimiz keşke demedik. Stat yavaş yavaş dolmaya başlamışken kale arkası tribün coşmaya başlamıştı bile. Maç başladığında tuvaletle falan uğraşmak istemediğim için yanımdakilere “beni burada bekleyin, buradan ayrılmayın” diyerek lavaboya girdim. Üç dakikadan kısa sürede çıktım bir de gördüm ki beklemelerini söylediğim yerde değiller. Böyle olunca ben de doğrudan oturacağımız yere yöneldim. Oraya değil ama biraz daha önlerde yer alan koltuklara geçtim. Belirttiğim yerden ayrılmamalarını söylediğim ekip on beş dakika sonra yanıma geldiler. Hepsine bravo 🙂

ttarena05

Takımlar sahaya çıktı. Rakip takımı yuhaladık. Niye yaptık onu da bilmiyorum. Tribün kültürüm olmadığı için zaman zaman, özellikle kale arkası tribünün neye kızıp ıslıklamaya yuhalamaya başladığını bir türlü kestiremedim. Olsun.

Şimdi burada dakika dakika maçı anlatmayacağım. Çok kısaca bahsetmek gerekirse maçın henüz en başında, dördüncü dakikada bir gol oldu. Biz yıkıldık adeta. Caner bana döndü “her hafta gelelim lan” dedi. Ama gelinmeyecek gibi değil ki… Sonra birden ıslıklar yükseldi. Hakem VAR‘a gitmiş. Pozisyon ofsaytmış. Tabi yuhlamalar falan… Sonra yirminci dakikada penaltıyla kendimizi kaybediyoruz, vuruş gol olunca bir kez daha stat yıkılıyor.

İlk yarı böylece ite kaka karşılıklı ataklarla geçiyor. İki gol de hemen önümüzde olunca keyiften dört köşeyiz. Devre arasında kıpırdamıyorum yerimden. İkinci yarı başlıyor. Aman Allahım! Kötüyüz. Baskı kuramıyoruz. Bu sefer yine önümüzde Muslera ecel terleri döküyor. Biz yukarıdan bağırıp çağırıyoruz. Muslera devleşiyor. Dakika 70 ancak bu kötü oyuna belki bir çare olacak oyuncu değişikliği hala olmayınca tüm stat Fatih Hoca’ya bağırıp çağırıyor. Oyuna önce Jimmy Durmaz giriyor. Sonra yine birden ıslıklar yükseliyor bir de bakıyoruz ki Falcao oyuna girmek üzere. Bu nasıl bir şans böyle 🙂

ttarena06

Falcao giriyor girmesine de takım son dakikalara kadar herhangi bir atak geliştiremiyor. Tek farkla galip oluyoruz. Biraz buruk bir mutluluk yaşıyoruz.

Maç bittikten sonra bu sefer hava ray aracını beklemeden bir de yürüyerek gidelim dedik. Aşağı yukarı 10 dakikada Vadistanbul AVM’ye ulaştık. Vakit kaybetmeden hemen yola çıktık. Stadın çıkışında yolu biraz karıştırsak da nihayet köprü yoluna çıktık. Olabilecek en iyi şekilde, gece saat 02.00’yi biraz geçe Eskişehir’e ulaştık. Hayatımın en amacına uygun, en keyif veren yolculuklarından birisi oldu. Çabucak, sorunsuz, sıkıntısız. Sonradan öğrendik ki bu sezon oynanan en az seyircili maça (28 bin seyirci) gitmişiz. Bu kadar rahat hareket edebilmemizin bir sebebi de belki de buydu. Yazı sona ererken en başından beni yan yana olduğumuz Yunus Emre, Caner ve Halil Abi’ye teşekkür ederim. Yol arkadaşlıkları da, iş arkadaşlıkları da, kardeşlikleri de çok ama çok kıymetli benim için.

Galatasaray bu sezon ne yapar? Toplar mı? Daha mı beter olur, bilmiyorum. Umarım şans getiririz takıma. Ancak şu da bir gerçek ki şanstan çok daha fazlası lazım. İkinci yarı bir maça daha gideceğiz ancak henüz karar vermedik. O güne kadar ah be Galatasarayım, üzme artık bizi yahu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s