15 Yıllık Bir Macera Sona Erdi: Supernatural

Şu günlerde tüm dikkatim ve yoğunluğum doktora tezi üzerine. Ancak vakit buldukça ve ara vermek istedikçe blog yazmak iyi bir çözüm yolu gibi görünüyor. En azından yazarken eğleniyorum ve kafamı rahatlatabiliyorum.

Bu blogda özellikle de 2010’ların ortalarından itibaren sıkça okunan bir diziydi Supernatural. Hayatımda kesintisiz olarak izlediğim en uzun soluklu diziydi. Tam 15 yıl! 32 yaşında birisi için neredeyse hayatının yarısı demek! Tam 327 bölümlük bir macera!

İlginçtir, ilk defa ne zaman başladım hatırlamıyorum bile. İlk sezonun ortalarında yetişip beğenince hemen geriye dönüp en baştan indirip izlemeye başlamıştım. O zamanlar şimdiki gibi dizi izleme siteleri falan da yeni yeni popüler olmaya başlamıştı. Ben ise haftalık olarak torrentten indirip o şekilde izliyordum. Türkiye’de dizinin yayınlandığı kanalı izlemenin zaten imkanı yoktu. Neden sonra, halen daha kalitesine şapka çıkardığım CNBC-e‘de yayımlanmaya başlamıştı. Torrent’ten alt yazılı izlediğim bölümleri aylar sonra bir daha izleyebiliyordum. Bu dönemde kardeşlerim de en az benim kadar keyif almaya başlayınca ki en küçük kardeşim o zamanlar ilkokula yeni başlamıştı, takip listemizin en üstünde yer alan bir dizi oldu her zaman.

Anlatılacak o kadar çok detay var ki! 15 sezonda olan olayları yazmayı denemiyorum bile. Ancak şu da var ki özellikle son 5-6 yıldır dizi ilk sezonlarındaki kaliteyi biraz düşürdü. İlk sezonlarda “her bölüme bir canavar ve finalde büyük canavar” konseptiyle gidiyorlardı. Bölümlerin korkutuculuğu daha yüksekti (küçük kardeşimden biliyorum 🙂 ) Sonlara doğru artık büyük canavarların sezonlar üzerindeki etkileri giderek arttı ve adamlar nihayet evrendeki en büyük varlığı, God himself, gidip düşman oldular. Bu ilginçtir çünkü Supernatural hakkında özellikle ülkemizde hiç bir zaman “Tanrı’yla dalga geçiyorlar” tarzı linç kampanyaları dönmedi. Dizinin kemik kitlesi zaten 15 yılda kademe kademe bu seviyeye geldiğimiz için dizideki bariz absürtlüklere de gülüp geçtik. Senaristler bizi dünyadaki tüm kültürlerden ve kutsal kitaplardan oluşan zengin bir seçkiyle doyurdular.

Sadece öykü değil, Dean’in klasik rock merakı sayesinde Eye Of The Tiger, Carry On My Wayward Son gibi parçalarla da her zaman gaza gelmeyi bildik. Bu sonuncusu zaten dizinin soundtrack’i oldu adeta.

Son sezonların şüphesiz en değerli katkısı Darkness yani Amara oldu. 11. sezonun 21. bölümünde izleyenleri kendisine aşık ederek ortaya çıktı. Yıllar önce “Dünya’nın en güzel elmacık kemiklerine sahip” diye yazdığımda bir çuval trip yediğim Emily Swallow hem güzelliği hem de canlandırdığı karakterin sahip olduğu “bad ass” tavırlarla diziye çok farklı bir boyut kattı. Bu arada Emily Swallow’u Instagram’dan takip ediyorum, birkaç güzel yorumumu beğenip özellikle bana cevap yazdı.

Sam (Jared Padelecki) ve Dean (Jensen Ackles), bizimle birlikte büyüyen abilerim gibiler. Her ikisinin de varlığına o kadar aşinayım ki bu adamları cidden aynı sığınakta yaşamaya devam eden abi kardeşler olarak hayal etmeye hiç ara vermeyeceğim. Bundan sonraki oyunculuk kariyerlerinde ise ne yaparsa yapsınlar hem Sam ve Dean olarak kalacaklar.

Diyorum ya yazılacak o kadar çok karakter var ki! Castiel, Jack, babaları, anneleri, Bob, Tanrı, Lucifer, Crowley, Rowena… Bunlar yardımcı roller olarak geçebilir ama belki de senaryonun etkisiyle karakterlerindeki renkli yönleri öyle bir empoze ettiler ki cidden her biri çetenin ayrı ve önemli bir üyesi olarak hiç unutulmayacaklar.

Supernatural’in bazı deneysel bölümleri de oldu. Örneğin aklıma gelen ilk örnek 13. sezondaki 16. bölüm ScoobyNatural. Kahramanlarımız kendilerini bir Scooby Doo evreninde buluyorlar. Klasik Hanna-Barbera çizgi filminin içerisinde Sam ve Dean’i aynı çizgilerle monte edilmiş olarak izlemek inanılmaz keyifliydi. Dean burada da boş durmamış Daphne‘ye yürümekten geri kalmamıştır.

Final bölümüne IMDb’de 6.6 puan verilmiş. Benim de puanım aşağı yukarı bu olurdu. Hayal kırıklığı mı? Değil kesinlikle. Hatta böyle olmasını bekliyordum, yani bir şekilde ölümde ya da yaşamda da birlikte olmaya devam edeceklerini. Detayları anlatmıyorum ama finalle ilgili aklımdaki tek keşke “Yaşlı Sam“. Yani koskoca Amerika’da Sam’in yaşlılığını canlandıracak, ona benzeyen bir oyuncu bulamadınız mı?

Supernatural’i hayatımın en güzel ve en kötü anlarında hep var olan, özellikle üniversite yıllarıma ve çalışma hayatımın ilk yıllarına eşlik eden bir dizi olarak hatırlayacağım. Kim bilir belki birkaç yıl sonra oturup 15 sezonu en baştan izlerim. Belki bunu oğlumla birlikte yaparız. Özetle, efsane bir diziydi. Efsane olarak hatırlanacak. RIP.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s