Category Archives: Melodik Mevzular

Müziği ve müzikle ilgili herşeyi içeren yazılar bu kategoridedir.

Kamuran Akkor – Boşver Üzülme Plağım

Belki inanmazsınız ama koleksiyonumdaki ilk plaklardan birisidir Kamuran Akkor‘un Boşver Üzülme uzunçaları. Yıllar önce İlker‘in bana yaptığı müthiş bir kıyaktır, unutulmaz bir hediyedir. O zamanlar üniversite sınavı için dershanedeydik İlker’le ve Batuhan‘la. Yıllardır devam eden dostluğumuzun temeli böyle atılmıştı. Bir sabah İlker bana babasının plaklarından bir tanesini aşırarak getirdiğini söyledi. Böyle gatefold bir Boney M. kabının içerisinde bir tane pikap matı ve Kamuran Akkor plağı. Boney M. kabından farklı bir plak çıkınca şaşırmış epey de gülmüştük.

Ben yıllar içinde bu arabesk ama pop altyapılı (tıpkı Gülden Karaböcek’e benzetirdim) plağı defalarca dinledim. Özellikle de matematik sınavlarına çalışırken 🙂 Kabı/kapağı olmayan bu plağım için yapabileceğim en işi şeyi yapıp onu bir zarfa ve pvc kılıfa koyup arşivledim.

Geçenlerde aklıma geldi, yahu ben bu plağa neden kendim kapak yapmıyordum ki? Hemen ismini aratınca, Gittigidiyor‘da bu plağın sadece kabını 50 TL’ye satan bir satıcı buldum. Şansıma bir de plağın yakın zamanda yeniden basıldığını gördüm. Yeni baskınının kapağını ise mükemmel bir çözünürlükte şipşak buluverdim. Eh gerisi biraz Photoshop ve 300 gr kuşe kağıda baskı…

Harika oldu. Yıllardır rafta öksüz bekleyen plak, Kamuran Akkor’un müthiş dekolteli kapağıyla adeta bir adım öne çıktı. Böylece zaten güzel bir öyküsü olan plağa bir öykü daha yazmış oldum. Yıllar sonra bir kere daha teşekkürler İlker.

Pentagram Tişörtü – Mgla Digipack

Bir süredir gribim ve çok ağır geçiyor. Doktora çalışmamla biraz ilgilenebilmek için izin almıştım ancak hastalık canıma okudu. Neyse ki bugün biraz kendime gelebildim. Küçük bir boşluk bulunca da bir süredir birikenleri yazayım dedim.

Pentagram Tişörtü

Birkaç ay önce, Facebook’taki Çılgın Koleksiyoncular Grubu‘ndan Abdullah isminde bir arkadaşım Pentagram‘ın Trail Blazer albümünün yüksek çözünürlüklü görselini istedi. Tişört olarak bastıracakmış. Kendisine yardımcı olacağımı söyledim. Elimdeki CD’den yüksek çözünürlükte tarama yaptım. Daha sonra da Photoshop’la bazı ufak tefek kusurları temizledim. Kendisine yolladım.

Birkaç hafta sonra sağ olsun, bastırdığı tişörtün fotoğrafını gönderdi. Harika olmuş! En güzel anlarına eşlik etmesi dileğiyle 🙂

Mgła – Age Of Excuse Digipack

MCA Productions isimli bir distrom var. Kendi halinde ufak tefek bir iş. Zamanında çok iyi albümleri basıp dağıtmışlığım var. Sonradan kendi fan-made işlerime döndüm. Arada paylaşıyorum hatta blogda da.

Çok sevdiğim Mgła‘nın, 2019’da çıkan Age Of Excuse isimli albümünü digipack formatında kendim için basmaya karar verdim. Bu tip baskılarda internette orijinal albümlerden yapılan kalıp dosyalı (.cue vb.) torrentlerden yararlanıyorum. Yani indirilen içerik orijinal cd’nin dijital olarak aynısı oluyor. Özellikle Ruslar bu konuda çok iyiler. Kartonet baskısı için kendi oluşturduğum bir kalıp var. O kalıba orijinal albüm görsellerinin yanı sıra kendi hoşuma gidenleri de ekleyebiliyorum. Örneğin bu baskıda, iç kısma şarkı sözlerinin yanı sıra Age Of Excuse plağından bir görsel ile bu albümden favori parçam ve çok sevdiğim “II“nin Youtube arka planını (ki albüm görselinin bir kısmı aslında) ekledim.

Bu üretimle ilgili en iyi şey Mgła’nın albüm tasarımlarının çok minimal olması. CD baskısı bile no-name CD’lerin üzerine grup adının basılması şeklinde yapıyor adamlar. Sadeliğin getirdiği bir ağırlık oluyor böylece grubun imajında. Sahnede de böyleler. Hoodie, deri ceket ve les paul gitarlarla efsane oluyorlar.

Anatolian Rock Revival Project

Youtube‘da keşfettiğim en iyi ve en sıra dışı müzik kanallarından birisi ve şu sıralar bana göre en iyisi: Anatolian Rock Revival Project. Yazıyı okumaya başlamadan önce hemen alttaki videoyu dinlemeye başlayın. Blogun en iyi keşiflerinden birini okumak üzeresiniz.

Anatolian Rock Revival Project (ARRP), özellikle 1964 ile 1980 yılları arasında yayımlanan, Türk Rock tarihinin az bilinen parçalarını duyurmak, bilinmesini sağlama amacıyla kurulan bir oluşum. Bir sanat projesi. Kesinlikle bir “kanalıma hoş geldiniz” projesi değil.

Her bir şarkı için çizilen eşsiz görsellerle yükleniyor videolar. Sakın Youtube’daki grup fotoğrafının üstüne yayın yapan sayfalarla karıştırmayın. Burada ciddi bir kaliteden bahsediyorum.

https://www.youtube.com/c/AnatolianRockRevivalProject

Söylediğim gibi, bu bir sanat projesi olduğu için renk ve müzik iç içe geçmiş haldeler. Özellikle Instagram hesaplarında öylesine müthiş görseller yer alıyor ki her biri ayrı ayrı poster olarak asılabilir. Kaldı ki patreon hesapları aracılığıyla da bunu yapıyorlar zaten 🙂

https://www.instagram.com/anatolianrockrp/

Şu an için (Ekim 2020) 150’den fazla şarkı, özgün çizimler eşliğinde yayımlanmış durumda. Bu liste her geçen gün genişliyor. Spotify listesini o yüzden veriyorum. Belki mobil versiyonda görünmeyebilir. Spotify’da aynı isimle aratınca bulabilirsiniz. Benim favorilerim Zafer Dilek‘in eserleri. Çocukluğu bu ülkede geçmiş herhangi birinin bilmemesi imkansız zaten. Listede tanıdık bir şeyler bulma şansınız biraz az. En başta bahsettiğim gibi, az bilinen, unutulmuş şarkıları keşfetmek için ise bire bir.

https://www.youtube.com/c/AnatolianRockRevivalProject

Efendi – 2020 Single’lar Yılı

“Bazen bir fırtınayla öldürürsün kaşifleri.”

Geride bıraktığımız hafta içerisinde Efendi, Neden Bilmem isimli yepyeni parçalarını yayımlayınca, uzunca bir süredir bloga grup hakkında yazı yazmadığımı fark ettim. Yazının sonuna eklediğim bir anketle birlikte, Efendi hakkında Türkçe yazılmış en uzun yazıyı yazdım. My Resort, Türkiye’de Efendi hakkında en çok yazan sitedir. Benim burada yazdıklarımı kaynak göstererek ya da göstermeden alıp yayımlayan çok fazla müzik sitesi de oldu hatta.

Bu yıl tüm Dünya’yı etkileyen pandemi süreci başta ekonomi olmak üzere günlük hayatımızın pek çok alanında etkisini gösterdi. Etkinlikler azaldı, iptal edildi ve hala süreç eskisinin yarısına bile ulaşamadı. Ancak tüm bu eve kapanma sürecinin bazı müzisyenler için avantaja dönüştüğünü fark ediyorum şimdi. Bu yıl çıkan bir birinden harika metal albümleri oldu. Galiba bazı müzik insanları, günlük hayatın sıkıcı rutinlerini pandemi “sayesinde” geride bırakınca ortaya çok kaliteli işler koyabiliyorlar.

Efendi, bu yıl üç parça yayımladı. Yılın tamamına neredeyse eşit zamanlamayla yayımlanan parçalar ise ayrı ayrı yorumlanmayı hak ediyor. Bu yazıda, Efendi cephesinden neler olup bittiğinden ve yeni şarkılardan bahsetmeye çalışacağım. Grubun solisti Utku ve gitaristi Alper‘le yaptığım telefon görüşmelerinde aldığım notlardan faydalanacağım 🙂

Bu yılın ilk çeyreğiydi galiba, Spotify‘dan grubun 2016 tarihli ilk albümü “Hangi Rüya“yı aratınca “bulunamadı” diye bir hata aldım. Grup üyelerine ulaştım. Belki sistemsel bir arıza vardır diye. Ancak sorunun kaynağı ilk albümün yapımcısı olan firma çıktı. İlk albüm Hangi Rüya’yı yayımlayan firma, Spotify’ın yıllık ücretini yatırmamış. Üstelik Spotify firmayı birkaç kere mail’le uyarmasına rağmen. Akıl alır gibi değil! Neyse ki grup elini taşın altına koyuyor ve yapımcının yapması gerekeni kendi yapıyor, bu ücreti kendisi ödüyor. Bu sorun böylece aşılıyor. Albüm yeniden Spotify’a yükleniyor ancak ne yazık ki eski reytingleri uçuyor. Bir de parça adlarında yazım hatası oluyor. “Ben Hep Öyle” isimli şarkı “Ben Hep Böyle” olarak yüklenmiş mesela 🙂 Youtube ve diğer platformlara da bu şekilde yansımış. İlk defa dinleyecek olan dinleyicilere uyarı, bu albüm 2020’de değil, tam dört yıl önce 2016’da yayımlandı.

Çok değil birkaç ay önce grup üyelerinin tamamı Eskişehir‘de yaşıyordu. Ancak yakın zamanda Alper Ankara‘ya taşındı. Ancak bu durum teknolojinin de sayesinde, grubun üretim sürecini hiç etkilemedi. Bu süreçte, kayıtların büyük kısmı Utku’nun ev stüdyosunda alındı. Davulların bir kısmı, vokal ve bass gitar kayıtları ise Ufuk Bulut Stüdyosu‘nda yapıldı. Miks ve mastering de de önceki çalışmalarda olduğu gibi Ufuk Bulut imzası var. Çok yaşasın.

Neden Bilmem, geçen hafta yayımlandı. Açıkçası ilk dinlediğimde bende çok easy-listen bir hava bıraktı. İngilizce yazdım kusura bakmayın. Kolay dinlenebilir desem olmaz, çünkü vermek istediğim anlam o değil. Parçayı değersizleştiriyorum gibi bir anlam çıkmasını istemiyorum. Parçanın tek sindiremediğim kısmı solosu oldu. Akustik düzenleme olarak yayımlanınca bunun acaba davullu bir düzenlemesi de gelecek mi diye bekliyorum. Bu single için hazırlanan kapak resmi Cem Kater‘e ait.

Sen Varsın Diye, şaşırtıcı bir şekilde sample davullarla kaydedilmiş. Efendi, bugüne dek, pek çok grubun aksine kayıtlarda davulları canlı olarak kaydederdi. Şarkıda ise altyapı olarak eklenmiş. Henüz ilk notayı duymuşken başlayan sözleriyle insanı hemen içine çekiyor. Birkaç yıl önce İstanbul’a gidişimizi hatırlıyorum. Orada grubun prodüksiyon şirketiyle birlikte birkaç demo dinlemiştik. Bu grubun kurulduğu ilk günden beri altını çizdiğim bir husus var. “Tüketilebilir” pek çok şarkının aksine, Efendi şarkılarında çok ön plana çıkan bir şarkı sözü kalitesi var. O gün prodüksiyon şirketinin de üzerinde ısrarla durduğu husus buydu. Tüm bu notalara bezenmiş kelimeler, Utku’nun en güzel şiirleri. Utku’dan sıkça duymayı beklediğimiz vokal oyunlarıyla bitiyor parça. Kapak çalışması Büke Sevindi‘ye ait. Kendisiyle ben de tanışmış misafiri olmuştum. Selamlar.

Ada. Efendi’nin bana göre en sıra dışı şarkılarından birisi. Tam bir vokal şöleni. İlk notalarını duyunca “yoksa siz de mi üçüncü yeni akımına dahili oluyorsunuz?” diye sormuştum. Synth destekli bir ana melodi, hemen ardından gelen neredeyse arabesk bir solo ile tamamlanmış. Saykodelik grupların bu kolajı sıkça yaptığını biliyoruz. Oysa bu parçada sözlerin hüznüyle bambaşka bir duygu seli başlıyor. “Yarın yokmuş, gemiler gitmiş, rüzgarda boğulmuş bir çiçek, denize düşmüş…” Şarkının neredeyse her sözü çerçevelenecek kalitede. Yazının ilk cümlesi gibi. Kapak resmi bizzat Utku tarafından çekilmiş.

Şimdi bir müjdeyle bitirelim. Yaklaşık iki hafta sonra yepyeni bir şarkı daha yayımlayacak Efendi. Bu yılın son şarkısı olacak bu da. Kişisel olarak, gruptan beklentim çok fazla. Aslında bu üç şarkı da bana göre müzikal bir evrimin işaretleri. Özellikle grubun sahip olduğu donanım ve kayıt imkanlarının bu dönüşüme katkısı olacağına eminim. Ve son bir beklenti: Bu şarkılar mutlaka plak olarak basılmalı. Çünkü Efendi şarkıları pikapta dinlenebilecek naiflikte olmalarının yanı sıra, ortalama frekanslarıyla plağa basılmak için en uygun aralıktalar.

Haydi bir anket yapalım şimdi. Varsayalım ki Efendi bir EP yani 45’lik çıkarmak istiyor. Bunun için iki şarkı seçmemiz gerek. Siz hangi şarkıları seçerdiniz? (Mobil cihazlarda anket görünmeyebilir)

https://www.instagram.com/efendi.band/

Pharrell Williams – G I R L Plağım

Bir süre önce blogdaki “PLAKLARIM” sayfasını güncellerken elimde olan ancak buraya yazmayı unuttuğum, aslında çok da eğlenceli bir plağı fark ettim: Pharrell WilliamsGIRL. 2014 yılında çıkan eğlenceli bir albüm bu.

Bu albümü aslında tüm Dünya, tamamen acapella (vokal koro) altyapısı, eğlenceli trafiği ve akılda kalan ritmi sayesinde ilk seferde dikkat çekmeyi başaran Happy isimli parçası sayesinde biliyoruz. Single olarak yayımlandığı 2013 yılında, motion picture olarak da yer aldığı Despicable Me 2 filmi sayesinde çok kısa sürede küresel bir hit haline geldi parça. Şu anda resmi viedosu Youtube’da bir milyar izlenmeyi geçen şarkılardan birisi. Aynı yıl “En İyi Özgün Şarkı” kategorisinde Oscar’a aday oldu ancak kazanamadı. 2015 yılında ise Grammy kazandı.

Bu şarkıya çekile klip Dünya’nın ilk 24 saatlik klibi olarak yayımlandı. Günün her saati için ayrı bir klip şeklinde yayımlandı. Şurada dört saatini görebilirsiniz.

Merve sağ olsun bu albümü bana doğum günü hediyesi olarak almıştı ve arşivimin en kıymetli plaklarından bir tanesi şu anda. Eh, bu şarkıdan başka bir şarkı da ilgimi çekmedi ne yalan söyleyeyim.

Plak ne yazık ki gatefold değil ancak güzel bir sleeve çıkıyor içerisinden. Bir de bandrolün jelatin üzerinde olması nedeniyle jelatini de saklamak zorunda kalıyorum. Albümün şarkı listesi şu şekilde:

No. Başlık Süre
1. Marilyn Monroe 05:51
2. Brand New 04:31
3. Hunter 04:00
4. Gush 03:54
5. Happy 03:53
6. Come Get It Bae 03:21
7. Gust of Wind 04:45
8. Lost Queen 07:56
9. Know Who You Are 03:56
10. It Girl 04:47

Sultan-ı Yegah Plağım

yegah00

Çok uzun süredir piyasadan bulmaya çalıştığım, ancak fahiş fiyatları nedeniyle bir türlü alamadığım bir plaktı bu. Çok uzun yıllardır ayıla bayıla dinlediğim, Türk müzik yegah04tarihinde gerçek anlamda bir kilometre taşı sayılan bu albüm, nihayet yeniden plak formatında basıldı, analog bant kayıtları kullanılarak titizlikle yapılan bir mastering çalışması ile Avrupa’nın en iyi fabrikasında üretildi. Bana göre 2020 yılının yerli müzik piyasası açısından en iyi haberlerinden birisi bu oldu. Ben de görür görmez, Hammer Müzik sayesinde ön siparişle aldım.

İlk olarak 1981 yılında Nur Yoldaş ve Ergüder Yoldaş ikilisinin tüm ülkede epey ses getiren ve albüme de ismini veren “Sultan-ı Yegah” isimli parçası sayesinde, albüm çıktığı dönemde epey satış yapıyor. Ergüder Yoldaş, Atilla İlhan‘ın dizeleri üzerine bestelediği bu eserle o güne kadar alışılagelen müzikal anlayışı epey bir değiştiriyor ya da bu yönde ilk adımı atıyor. Çok iyi bir pop, çok iyi bir alaturka ve çok iyi bir enstrüman parçası yaratıyorlar birlikte.

Şamdanları donanınca
Eski zaman sevdalarının
Başlar ay doğarken saltanatı
Sultanı yegahın, sultanı yegahın
Tende nemli, yumuşaklığı
Denizden gelen ahın
Gizemli kanatları
Ruhta ölüm karanlığının
Başlar ay doğarken saltanatı
Sultanı yegahın, sultanı yegahın

yegah03

LaLuna isimli firma tarafından dağıtımı yapılan albüm, muhteşem bir gatefold (açılır kapak) tasarıma sahip. Albüm sınırlı sayıda, 180 gram kırmızı renkli baskıya sahip. Bir de bu baskıya özel bir insert eklenmiş. Murat Menteş‘in albümle ilgili yazdığı uzun bir inceleme yer alıyor üzerinde.

yegah01

Yıllardır bu şarkıyı, plaktan dinleyebilmek istiyordum. Bu fırsatı bana ve diğer tüm müzikseverlere verdiği için Hammer Müzik’e teşekkür ederim. Tarz gözetmeksizin, plak koleksiyonu yapan herkesin arşivinde muhakkak olması gerektiğini düşündüğüm bir albüm bu.

yegah02

Yaza Merhaba: Dolunay, Kendi Fontum

Dün Mert Ekin bir aylık oldu. Doğum gününe denk gelmedi ama o güne denk geldi Dolunay. Parçalı tutulmayı iyi bir teleskoba sahip olanlar gözlemleyebildi ancak. Ben de birkaç fotoğrafını çektim. Stoklama ve biraz da Lightroom dokunuşlarıyla güzel görseller çıktı bu ay.

FINAL copy

IMG_6862_-2_1000px

Eskişehir – Bademlik Üzeri Dolunay
(135mm / f/4.5 / 1/15sn / ISO1600 / 10stacked / Lightroom & Photoshop / EOS550 / EF75-300)

Geride kalan dönemde müzik yapmaya hiç ara vermedik. Hayatımızdaki en değerli gruplardan olan Pentagram‘ın en sevdiğimiz iki şarkısını coverladık Alper‘le birlikte. Yetişmediği için Türker ve Cem‘le yapacağımız iki cover’ı daha ilerleyen günlerde yayımlarız.

This Too Will Pass ve Lions In A Cage, Pentagram’ın  şarkıları olmalarının yanında, kendi adıma benim hayattaki en sevdiğim şarkılar arasındadır kesinlikle. O yüzden bu cover işini yaparken büyük keyif aldım. Lions In A Cage’te de biz eşlik eden Serkan Yıldırım‘a kattığı şeyler için ne kadar teşekkür etsek azdır.

mcaelyazisi

www.calligraphr.com adresinden de siz de kendi fontlarınızı oluşturabilirsiniz. Kendi el yazımdan oluşan fontu, yakın zamanda yaptığım bir afişte de kullandım. Aldığım tepkiler çok iyi oldu. Kaligrafi üzerine biraz daha çalışıp bundan sonraki tasarımların çoğunda kendi ürettiğim fontları kullanabilirim.

afisfont

Bu ay hiç beklenmedik şekilde normale döndük ve çok hızlı başladık. İş yerinde bir yoğunluk var. Evde yoğunluk var. Diğer işlerimde biraz hareketlilik var. Bir sonraki Dolunay’a dek kendine dikkat et sevgili okur. Görüşmek dileğiyle.

Murat İlkan – Fanus (Hatalı Basılan Plak)

fanus_plakMerhaba sevgili okur. Geçtiğimiz günlerde, koleksiyonum için değerli bir plak daha eline geçti. Bu yazıda bahsedeceğim plak, sevgili Murat İlkan‘ın Fanus isimli ilk solo albümü için basılan, bende de imzalı olarak bulunan plağının mispress (hatalı basım) denilen “ilk baskısı“.

Erdem Abi‘nin Facebook grubunda konusu açılınca hemen talip oldum. Murat İlkan’ı çok severim çünkü. Hatta yeri gelmişken Pentagram, içerisinde Murat İlkan’ın da olduğu üç vokalistinin kayıt yaparken çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı. Umarım eski şarkıların değil de, yepyeni bir parçanın düzenlemesi ve kaydı için uğraşıyorlardır.

vokalkayit

Gelelim bu özel plağın hikayesine… Dediğim gibi Murat İlkan, albümün yayımlanmasından bir süre sonra Eskişehir’e geldiğinde ben de hemen albümün plağını da alarak konserine koşmuş ve imzalatabilmiştim. Büyük bir mutluluktu bu. Ancak bu basılan plak, albümün ilk baskısı değildi. 2013 yılında çıkan albüme aslında 2014 yılında bir plak basılmıştı. Üstelik gatefold yani açılır kapak olarak basılmıştı. Fakat Sony firması, artık nasıl bir hata sonucu olduysa parçaların mastering yapılmamış ya da en azından plağa göre ayarlanmamış olan sürümlerini basmıştı. Böylece CD’den dinlenen albüm plaktan dinlenmeye başlayınca bazı yerlerde seviyelerin karıştığı, vokallerin absürd bir şekilde daha önde olduğu bir şey ortaya çıkmış. Durum böyle olunca ilk çıkan plağı imza gününde alan kişileri saymazsak, hatanın fark edilmesiyle piyasaya sürülen tüm plaklar toplatılmış. Çünkü birkaçı değil, hepsi hatalıymış.

miplak_04

Solda delik hatalı ilk baskı; sağda imzalı ikinci baskı

Benim de almış olduğum ikinci baskı ise 2016 yılında, ne yazık ki tek kapaklı (gatefold değil) ve detaylardan mahrum olarak basıldı. Ses kalitesi konusunda da hiçbir sıkıntı yoktu. Aradan geçen yıllarda koleksiyon değeri olduğu için de bu hatalı basılan ilk plakları alan az sayıda kişiden biri belki satar diye bekledim durdum.

miplak_02

İmzalı olan hatasız ikinci baskı, açık gatefold ise hatalı birinci baskı

Erdem Abi sayesinde, Sony tarafından piyasadan toplatılarak “delinen” plaklardan bir tanesini elde ettim nihayet. Plağı tek bir noktadan delmişler ancak ambalajını bile açmamışlardı. Ambalajı açıp şöyle bir hasar kontrol yapınca her iki yüzde de birinci parçanın ortasına gelecek şekilde plakların ve kartonetin delindiğini, ancak bu haliyle bile dinlenebilir olduğunu gördüm. Evet ses kalitesi kötüydü ancak yine de örneğin Yaramaz Çocuk parçasını atlama yapmadan dinleyebiliyordum.

miplak_01

Delik okla gösteriliyor

miplak_03

Soldaki ilk baskıda delik görülüyor, sağdaki ikinci baskı

miplak_05

Kalın ve beyaz renkli sırt ilk baskı. Gatefold olduğu için haliyle daha kalın

Böylesi özel ve nadir bir parçayı koleksiyonumla buluşturduğu için Erdem Abi’ye teşekkür ederim. Her plakla çektirdiğim klasik pozumu zaten yazının başında gördünüz. Yıllar sonra fark ettim ki bu plağı ilk aldığımda bu pozu çekmemişim. Eh, dört yıl sonra da olsa adet yerini bulsun istedim. Albümün en iyi parçasıyla yazı sona eriyor:

Vladimir Cosma ve Kemal Sunal

cosmaBöyle bir başlık attığım için kendime kızıyorum. Dünya’nın en meşhur film müziği bestecilerinden biri olan Vladimir Cosma bir yana, ülkenin en unutulmaz oyuncularından biri olan Kemal Sunal bir yana. Ancak bu iki üstadı buluşturan bir nokta var:  Natuk Bayhan‘ın kendine absürt üslubuyla çektiği, 1978 yapımı Avanak Apti filmi.

Vladimir Cosma, Dünya’ya pek çok ünlü müzisyen hediye etmiş Romanya’da doğmuş ve sonrasında Fransa’da yaşamaya başlamış ve halen hayatta olan bir müzisyendir. Romanya kökenli olmasının etkisi muhakkak olacak ki Dünya’nın yaşayan en önemli pan flüt sanatçısı Ghegorghe Zamfir ile pek çok müzikal ortaklığa imza atmışlar. Bunlardan şüphesiz en önemli ikisi 1972 yapımı Siyah Ayakkabılı Uzun Sarışın Adam (Le Grand Blond Avec Une Chaussure Noire) filmi için yaptığı Sirba ve 1974 yapımı Uzun Sarışın Adamın Geri Dönüşü (Le Retour du Grand Blond) filmi için yaptığı Nai Nai Nai. Hatta bu ikinci filmin soundtrack albümündeki Allo Samba da Cosma’nın en meşhur parçalarından biri oluverdi.

aptiBu üç parça, yaklaşık 4 yıl sonra çekilen Avanak Apti filminde ve daha pek çok Yeşilçam filminde sıkça kullanıldı. Yeşilçam’ın o dönemdeki uslanmaz soundtrack araklamaları sayesinde, Türk izleyiciler bu müthiş eserlerle tanışabildiler. Yeşilçam’da o yıllarda kısıtlı imkanlarla Avrupa’ya giden yapımcılar, dönüşte muhakkak Avrupa’da çıkan dönem filmlerinin soundtrack albümleriyle dönüyorlardı. Nasıl oluyordu bilmiyorum ama artık bir hukuki boşluktan herhalde, telif falan da soran eden olmuyordu. O dönemde çıkan meşhur bir filmin soundtrack albümünü dinlediğinizde, muhakkak birkaç yıl sonra çekilen bir Yeşilçam filminden kulağınıza tanıdık sesler, tanıdık melodiler geliyor 🙂

Vladimir Cosma’nın yolu Türkiye’ye sadece bu şekilde kesişmiyor. 1992’de vizyona giren ve Altın Portakal’da pek çok ödül alan Sarı Mercedes filminin müziklerini de Cosma yapıyor. Tabii filmin Türk-Fransız-Alman ortak yapımı olmasının şüphesiz bunda payı çok yüksek. O sene Altın Portakal’da kendisine bir de “En İyi Film Müziği” ödülü veriliyor. Yıllarca Fransız filmleri için yaptığı müziklerin kullanıldığı ülke, ona bir ödül vererek teşekkür etmeyi de biliyor yani 🙂 Halen daha “Avanak Apti” film müziği olarak aratılan müziklerin ardında bu büyük müzik insanı var işte.

Daft Punk – R.A.M. Plağım

dpram00

Bazı albümler vardır, dinlediğiniz hiç bir albüme benzemez, genel tarzınızın dışındadır. Bazen gizli gizli dinler, bazen de hiç umulmadık bir anda açıp etrafınızdakileri şaşırtırsınız. İşte Daft Punk‘ın Random Access Memories albümü, dinlerken sürekli olarak “Aaa sen ne alaka bu tarzla?” sorusunu bana sorduran bir albümdür.

dpram01İlk kez 2013 yılında, yanılmıyorsam Bilecik’te çalışmaya başladığım ilk aylarda duymuştum bu albümden çıkan ilk single olan Get Lucky‘i. İtiraf etmek gerekirse o güne kadar Daft Punk grubunun isminden başka hiçbir şeyini bilmiyordum. Get Lucky dinlenmeye, sevilmeye başlandıkça hemen her ortamda da sıkça duyulmaya başlandı. Albümün ismini çok sevmiştim. Random Access Memories: RAM. Bilgisayar jargonunda RAM isimli donanım, Rastgele Erişilebilir Bellek (Random Access Memory) olarak isimlendiriliyor. Grup küçük bir kelime oyunuyla aslında sonradan “Amerikan Müziğine Saygı Duruşu” olarak açıkladıkları albümlerini ismini “Rastgele Erişilebilir Hatıralar” olarak koymuş.

Albümü ufak ufak dinlemeye başladıkça, aslında en az Get Lucky kadar başarılı pek çok parça içerdiğini keşfettim. Özellikle Alper ve Caner sayesinde farkına vardığım “Giorgio by Moroder” isimli parça 9 dakikalık süresi içerisinde funk, elektronik, jazz, klasik ve rock müzik elementlerini bir biri ardına sunması bakımından bana göre albümün incisi denilebilecek parçadır.

dpram04

Albümde, Get Lucky ve Giorgio by Moroder’dan başka Instant Crush ve Lose Yourself to Dance gibi ciddi anlamda başarılı pek çok parça yer alıyor.

No. Başlık Süre
1. Give Life Back to Music 04:34
2. The Game of Love 05:21
3. Giorgio by Moroder 09:04
4. Within 03:48
5. Instant Crush (Julian Casablancas) 05:37
6. Lose Yourself to Dance (Pharrell Williams) 05:53
7. Touch (Paul Williams) 08:18
8. Get Lucky (Pharrell Williams) 06:08
9. Beyond 04:50
10. Motherboard 05:41
11. Fragments of Time (Todd Edwards) 04:39
12. Doin’ It Right (Panda Bear) 04:11
13. Contact 06:21

Random Access Memories, bana göre içerdiği zenginlik ve aradan geçen 7 yılda halen dinlenilen bir albüm olması nedeniyle modern müzik tarihinde apayrı bir yere sahip. Böyle albümlerin muhakkak arşive katılması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebepten ve albümün analog esintilerinden dolayı R.A.M.’in plağını bulmayı kafaya koymuştum.

Elbette bu süreçte pek çok siteyi, mağazayı dolaştım ancak tamamında ürün tükenmişti. Ürünün tükenmesi bir yana, muhtemelen albümün yeni baskısı olmaması sebebiyle özellikle ikinci el satış yapan sitelerde plağın fiyatları uçmuş durumdaydı. Durumlar böyle olunca “Gelince Haber Ver” seçeneği sunan her yere haber bıraktım.

dpram03

Geçen gün spam klasörümü temizlerken şans eseri o beklediğim haberi gördüm: Bir sitede plak stoğa girmişti. Yeni mi basıldı, yoksa sürpriz bir şekilde stoktan mı çıkardılar bilmiyorum, plak satışta görünüyordu. Vakit kaybetmeden, saniyeler içerisinde siteye girdim ve aldım. İşlem tamamlandığında ben bile şaşırmıştım. İçinden bir ses sürekli olarak “Olmadı, bir hata var” diyordu. Birazdan telefon çalacak ya da bir mail alacaksın, “Yanlışlıkla stokta görünüyordu, kusura bakmayın aslında bu plaktan kalmadı” diyecekler diye korktum. Bu korkum, birkaç gün sonra kargocuyu görene kadar da devam etti. Neyse ki plağım sapasağlam bir şekilde elime ulaştı.

Telefondan, Youtube’dan falan dinlerken, “Ulan bu şarkıyı plaktan dinlemek ne acayip olur?” diye düşündüğüm Giorgio parçasını açtım hemen. Şimdi bu satırları da yine aynı şarkı Youtube’dan açıkken yazıyorum.

Albüm, en sevdiğim şekilde, çift plak ve gatefold olarak basılmış. İçerisinden sleeve boyutunda çok güzel bir de kitapçık çıkıyor. Diğer versiyonlarda nasıl bilmiyorum ama bendeki plakta iç kapaktaki synthesizer’ın ters olarak basılmış. Yani albümü açınca ters duran bir synth görüyorsunuz. Belki baskı hatasıdır, belki bilerek yapılmış bir şeydir, bilmiyorum.

dpram02

Güzel bir albüme plak formatında sahip olmanın verdiği keyif bambaşkadır. Umarım sen de bu keyfi zaman zaman yaşayabiliyorsundur sevgili okur. Mutlu ve sağlıklı günler 🙂