Category Archives: WEB & PC Mevzuları

Blogculuk, internet ve bilgisayar kullanımı hakkındaki yazılarım bu kategoride yer alacaktır.

USB Ölücüsü: Harddisk, Optik Sürücü

lightning

Lightning

USB arayüzü kim ne derse desin, bilgisayar teknolojisinde kendine yer bulduğundan beri pratikliği ve kullanışlılığı sayesinde en büyük vazgeçilmezlerden birisidir. Aklı başında her ürün tasarımcısı, üreteceği cihaza muhakkak bir USB portu yerleştirir. Bu konuda Apple‘ın Allah belasını verecek sadece. Her ne kadar Mac’lere USB arayüz koysalar da halen daha iPhone‘lara koymamakta direniyorlar. Lightning arayüzü kullanıyor iPhone’lar. Ama bu artistlik kablonun diğer ucunda bitiveriyor. Çünkü bir ucu Apple’a özel Lightning bağlantısına sahip kablonun diğer ucunda babalar gibi standart USB portu bulunuyor.

USB’nin bu denli vazgeçilmez olmasının sebebi, bazı diğer arayüzler gibi sadece veri, ses ya da video aktarımında değil, enerji aktarımında da kullanılabiliyor olmasıdır. Yani telefonumuzu bilgisayara bağlayınca bir yandan da şarj edebiliyoruz örneğin. Ya da bir USB kablosuyla cihazımıza sadece enerji transfer edebiliyoruz.

Bu yazıda, elime geçen eski bir laptopu yavaş yavaş nasıl değerlendirmeye başladığıma dair bildiğiniz, fakat unuttuğunuz bazı ipuçları vereceğim. Bu blogun, ne kadar USB sever bir blog olduğunu hatırlamak için arama kutusuna USB yazıp enter’a basın.

Eski bir notebookta öncelikli olarak harddiski değerlendiriyoruz. Eğer cihazın harddiskle alakalı bir sıkıntısı varsa yeni bir harddisk takarak sorunu çözebiliriz. Ama benim şimdiye kadar gördüğüm arıza yapmış notebookların çok azında harddisk hatası vardı. Notebooklarda arızalar genellikle sıcaklığa bağlı olarak ekran kartında ya da anakartta ortaya çıkıyor. Ancak çarpma ya da düşürmeye bağlı olarak ekran ve harddisk hataları da ortaya çıkabiliyor. Notebooklarla ilgili en güzel şey, arka panellerinde çıkarılabilir birimler için birer kapak bulunması. Yani notebookun ram ve harddiskini kasanın tamamını hdd.jpgsökmeden çıkarabilmenizi sağlayacak iki, hatta bazen fanlar için de bir tane olmak üzere üç kapak bulunur. Biz yavaş ve kendimizden emin bir şekilde üzerinde şu yandaki sembol olan kapağı söküyoruz. Bu işi yapmak için bir yıldız tornavida tutabilmek yeterli. O kadar kolay yani. Laptoplarda 2.5 inçlik harddiskler kullanılıyor. Bu harddiskler, abileri olan 3.5 inçliklerin aksine, harici bir güç kaynağına ihtiyaç olmadan, USB üzerinden sağlanan enerji ile çalışabiliyor. Eğer söktüğünüz notebook eski bir cihaz ise harddiski IDE dediğimiz bağlantı türüne, yeni bir cihaz ise SATA bağlantı türüne sahiptir. Hemen bunların neler olduğunu göstereyim:

SATA Harddisk

SATA Harddisk

IDE Harddisk

IDE Harddisk

Evet, harddiski söktükten sonra giriyoruz bir alışveriş sitesine. Arama kutusuna yazıyoruz: 2.5 inç harddisk kutusu usb 3.0.  Söktüğümüz harddisk sata arayüzüne sahipse bu harddisk için USB 3.0 bir harddisk kutusu alabiliriz. Bunların kargo dahil fiyatı en çok 40 liradır. Montajı da çok kolaydır. Eğer harddiskiniz daha eskiyse bunun bağlantı arayüzü IDE’dir. IDE arayüzü için USB 2.0 desteklenir. IDE harddisk için USB 3.0 kutu almayın, boşuna para verirsiniz. Bir de Çin mallarında şöyle bir sıkıntı var. USB 3.o’ın rengi mavidir. Yani size mavi renkli bir kablo satan Çinlinin muhtelemen sıradan bir kablo satma olasılığı çok daha fazladır.satakutu02

satakutu01

USB 3.0 bağlantı soketi

optikutu03Her neyse, bu anlattığım zaten pek çok orta seviyeli kullanıcı için bilindik, sıradan bir değerlendirme yöntemi. Notebooktan değerlendirebileceğimiz bir diğer parça da var ki bence harddiskten daha kullanışlı bence. O da optik sürücü! Notebooklardan sökülen optik sürücüleri harici olarak kullanabilmek için harici kutular satılıyor. Ben bilmiyordum, fark edince hemen aldım. Notebooktan optik sürücüyü sökmek için klavyeyi söktükten sonra birkaç vida sökmek gerekiyor. Bu vidanın hangisi olduğunu anlamak çok basit aslında. Klavyeyi söktükten sonra optik sürücüyü tutan tek bir vida göreceksiniz. Bu markaya göre değişir gerçi. Ama olsun yapabileceğinizi biliyorum.

optikutu01

Söktükten sonra yine giriyoruz bir alışveriş sitesine. Arama kutusuna yazıyoruz: USB Sata Harici Kutu. Optik sürücüler zaten genellikle SATA oluyor. Ben henüz IDE olanını görmedim. USB ile çalışan tüm aygıtlar gibi SATA kutunun içerisine optik sürücüyü yerleştirmek de çok basit. Bunların fiyatları da kargo dahil en fazla 25 TL. Daha fazla para vermeyin.

Böylece eski notebookumuzun parçalarını kullanarak kendimize bir tane harici harddisk ve harici optik sürücü yaptık. Özellikle benim gibi netbook kullanıyorsanız ve dahili optik sürücünüz yoksa, bu USB cihazlar sizin için çok çok faydalı olacaktır. Çünkü kullandığım netbookta bir adet SSD takılı. Onun da kapasitesi 100 GB olduğu için depolama konusunda sıkıntı yaşıyorum. Böyle harici diskler özellikle büyük boyutlu dosyaların depolanması için harika bir çözüm.

optikutu02

Reklamlar

Ücretsiz Depolama Hizmetleri

Personal-Cloud-StorageEv kullanıcılarına tanınan yüksek hızlı internet imkanlarının her geçen yıl artması, yavaş yavaş her mahalleye fiber optik bağlantı imkanlarının gelmesiyle artık film izlemek için sinemaya gitmez olduk 🙂 Şaka bir yana, yüksek hızlı internet bağlantısı, sadece yüksek hızlı indirmeleri mümkün kıldığı için değil, yüksek hızlı yüklemeleri de mümkün kıldığı için çok kıymetlidir. İşini bilen, profesyonel bir kullanıcı için upload hızı çok önemlidir.

Bağlantı hızlarının artmasıyla Tükçe’ye bulut bilişimi olarak çevirebileceğimiz platformlarda çevrim içi dosya depolama ve paylaşımı imkanları had safhaya ulaştı. Hemen hemen tüm mail servisleri (Gmail, Hotmail, Yandex gibi) artık e-postalara eklenebilecek dosya boyutu sınırlamasını “drive” adını verdikleri ek özelliklerle aşmış görünüyorlar.

Bu yazıda sizlerle internetteki popüler dosya depolama uygulamalarını paylaşacağım. Bir zamanlar rapidshare, mediafire, turbobit benzeri pek çok siteden indirirdik albümleri, filmleri. (Ne kadar da ayıp ederdik.) Bu uygulamaların tümü ücretliydi. Ücretsiz sürümlerini kullanmak için şifreler çözmek, dakikalar saymak zorundaydık. Üstelik hız sınırlamaları da vardı. Şimdi torrent sisteminin yaygınlaşmasıyla su sitelerin pabucu dama atıldı.

Benim bahsedeceğim uygulamaların tümü ücretsiz. Tamamının çalışma mantığı işletim sistemi üzerinde sabit diskinizde dosya saklamak üzerine kurulu. Bu yazıyı okuyorsanız sizin de eminim ki şu aşağıdaki uygulamalarından en az birine hali hazırda üyesinizdir.

1. Google Drive: Benim en çok kullandığım ve en sevdiğim uygulama bu. Herhangi bir google hesabı (gmail hesabı) açtığınızda Google Drive’ı da kullanmaya başlayabilirsiniz. Tam 15 GB’lık bir depolama alanına sahipsiniz. Ben, bastıracağım ve bastırdığım tüm grafik tasarımlarımı buraya yedeklerim. Yaptığım tüm sunumları, tüm unutulmaz fotoğraflarımı, hatta üniversite ders notlarımı bile buraya yedekledim. Dosya türü sınırlaması yok. Office dosyalarına -kullandığım bilgisayarda Office programları yüklü olmasa bile- her yerden erişip açabiliyorum. Yüklediğim tüm dosyaları ister tanıyayım ister tanımayayım herkesle paylaşabiliyorum ve bu insanlar da indirme sınırı olmadan indirebiliyorlar. İsterseniz bilgisayarınıza da Drive uygulaması yükleyip internet bağlantısına eriştikçe drive’ınızı güncel tutabilirsiniz.

2. Microsoft OneDrive: Microsoft’un sunduğu ücretsiz depolama hizmeti. Hotmail hesabınız varsa siz de bir OneDrive kullanıcısısınız. Eskiden bu uygulama SkyDrive adıyla vardı. Sonradan OneDrive’a terfi etti. Burası da 15 GB’lık bir depolama imkanı sunuyor. Tıpkı Google Drive gibi buraya da yüklediğiniz office dosyalarını açabiliyorsunuz. Eğer hotmail’le e-posta gönderirken mail ekine sığmayacak bir dosya gönderecekseniz direkt One Drive’a yükleyebilirsiniz.

3. Yandex Disk: Bu benim için de yeni bir uygulama. Yandex sadece arama motoruyla değil, mail hizmetiyle de fark yaratmayı amaçlayan bir platform. Şu ana kadar hiçbir e-posta servisinin desteklemediği kadar yüksek boyutlara izin veriyor. Yandex, size 20 GB depolama alanı sunuyor. Bir defada yüklenebilecek en yüksek dosya boyutu 10 GB! Yani Yandex, dosya boyutu konusunda aşmış durumda. Muhakkak bir Yandex hesabı edinmelisiniz. Yandex, diğer uygulamalardan farklı olarak doğrudan ağ sürücüsüne bağlanabilme imkanı sunuyor. (Bunu nasıl yapabileceğinizi şuradan öğrenin.)

4. Dropbox: Şu ana kadar bahsettiğim uygulamaların tümü birer “yan uygulama” idi. Yani örneğin, mail hizmeti veren bir platformun, mail hizmeti yanında depolama hizmeti de vermesi şeklindeydi. Ancak Dropbox, başlı başına bu iş için oluşturulmuş bir platform. Nedendir bilmiyorum, Android cihazlara Dropbox halihazırda kurulu olarak geliyor. Şu da bir gerçek ki yukarıda saydığım üç uygulamadan çok daha fazla kullanıcısı var. Özellikle akıllı telefonlarda çok fazla kullanılıyor. Samsung kullanıcısı olmam sebebiyle şu anda Dropbox hesabımın dosya limiti tam 50 GB! Ancak bu kadar alanı ne kadar süre kullanabilirim bilmiyorum. Ücretsiz üye olunca verdiği alan 2 GB. Akıllı telefonlarla en uyumlu çalışan uygulama Dropbox.

DropBox’a benzer bir uygulamayı Turkcell Akıllı Depo ismiyle oluşturdu. Bunu da takdir edersiniz ki sadece Turkcell aboneleri kullanabiliyor. Ben henüz denemedim. WeTransfer ismindeki uygulama, yüksek boyutlu dosyaların transferi için gayet yeterli bir uygulama. 10 GB’a kadar tek parça dosya gönderip almanızı sağlıyor. Ancak dosyaları, diğerleri kadar uzun süre muhafaza etmiyor. Anadolu Üniversitesi öğrencisiyseniz, AnadoluFTP uygulamasıyla da 1 GB kadar alanın sahibi oluyorsunuz. Üstelik “edu.tr” uzantısına sahip olduğu için FTP klasörünüze yüklediğiniz dosyaları her türlü kurum kuruluşun internet ağından rahatlıkla indirebiliyorsunuz. AnadoluFTP’nin bir diğer avantajı da tıpkı Yandex gibi ağ sürücüsüne bağlanma imkanı sağlıyor oluşu. AnadoluFTP’nin nasıl kullanılacağını yorumlarda sorun bana, cevap veririm.

Bu yazıda adı geçen uygulamaların hepsini denedim, test ettim (Turkcell Akıllı Depo hariç). Favorim ve halen en sık kullandığım Google Drive. Tüm uygulamaların ortak noktası, hem bilgisayarınıza indireceğiniz küçük bir uygulama yardımıyla hem de doğrudan web arayüzüyle dosya indirme/yüklemeye izin veriyor olmalarıdır. Ve tümü de yüklenen dosyaları olası virüslere karşı tarayabiliyor. Denemenizde fayda var. Deneyin.

Aysun’un Harikulade Örgü Blogu

Geçenlerde, bölümden bir arkadaşım olan Aysun‘un blogunu keşfettim. “My Craft My Stuff” sloganıyla yayınlanan bir örgü blogu! Bir süre önce kendi blogumda şu yazıda annemin müthiş örgü yeteneğine atıfta bulunmuştum. Benzer bir yeteneği de sizlere sunmaktan gurur duyuyorum:

https://aysunaktuna.wordpress.com/

Aysun’un blogunda örgü ve örgü tekniklerine ilişkin onlarca yazı var. Blogun bir diğer güzelliği ise bu yazıların hem Türkçe hem de İngilizce olması. Bu sayede blog sadece Türk kullanıcılara değil, tüm dünyaya açılmış. Aysun’u tebrik ediyorum.

Örgü, geleneksel bir el sanatıdır. Güzel bir hobi, bir yetenektir. “Bana bir çift şiş ve bir yumak ip ver, seni mutlu edeyim.” Siz de örgüyle ilgileniyorsanız, üstelik cinsiyet farketmeksizin, Aysun’ıun blogunu takip listenize eklemenizde fayda olacaktır. Zira epey ilham verici şeyler bulacaksınız.

Netmahal ve Portalsepeti Sorunu

Birkaç gün önce bilgisayarı açtığımda çok can sıkıcı bir şey fark ettim. Bilgisayardaki tüm tarayıcılar açıldığında başlangıç sayfası olarak Netmahal.com isimli salakça bir site açılıyordu. Internet  Explorer, Google Chrome ve Mozilla Firefox‘ta aynı sıkıntı vardı. Kardeşlerim benden korktukları için bir şey yapmadıklarını söylüyor, bir de üstüne yemin ediyorlardı. Sinirledim falan ama yapacak da bir şey yoktu. Başladım çalışmaya.

En önce tarayıcıların ayarlar menüsüne girip başlangıç sayfası olarak benim önceden ayarladığım http://www.google.com adresinin ayarlı olduğundan emin oldum. Daha sonra tarayıcıların masaüstündeki ve başlat çubuğundaki kısayollarına sağ tıklayıp Özellikler sekmesinden Hedef satırını seçtim. Evet, tam da düşündüğüm gibi bu satırda tarayıcının adından sonra bu saçma sapan sitelerin adresleri yazıyordu başlangıçta açılmaları için. Şöyle ki:

firefox.exe”‘den sonra yer alan http://www.netmahal.com…. şeklinde uzayıp giden satırı siliyoruz.

iexplore.exe”‘den sonra yer alan http://www.netmahal.com…. şeklinde uzayıp giden satırı siliyoruz.

Evet, Hedef satırında yalnızca programın kaynağı ve adı görünmelidir. Bu kısmı temizledikten sonra şimdi sıra çok daha riskli bir operasyona geldi. İşlemin buraya kadar ki kısmı orta seviyeli kullanıcılar tarafından rahatlıkla yapılabilir. Ancak bundan sonraki kısımda orta seviyeli kullanıcılar belki yardım almayı düşünebilir ya da çok dikkatli bir şekilde çalışmalıdırlar. Kayıt Defteri‘nde çalışacağız ve burada yaptığımız yanlışlıklar ciddi hatalara sebep olabiliyor. Dolayısı ile ben bu noktadan sonra olur da bir sorun çıkarsa mesuliyet kabul etmeyeceğim.

Ctrl + Alt + Del tuşlarına basarak Görev Yöneticisini çalıştırıyoruz. Burada İşlemler sekmesinde ntsvc.exe isimli programı buluyoruz ve İşlem Ağacını Sonlandır diyoruz.

Başlat çubuğuna “regedit” yazıyoruz. Daha sonra yukarıdaki Düzen menüsünden ya da Ctrl + F yaparak arama kutusunu açıyoruz. Sırasıyla bazı anahtar sözcükler gireceğiz ve bunların çıktığı satırları düzeltecek, anahtarları sileceğiz. Aman dikkat.

Öncelikle “portalsepeti” yazıp aratıyoruz. Bu arama işlemi çok uzun sürecek ve yaklaşık 15-20 dakika uğraştıracak bizi. İçerisinde portalsepeti geçen bir internet adresi gördük diyelim, buldu çıkardı karşımıza. Üzerine tıklayıp değer verisi kısmında portalsepeti ile alakalı adresin tamamını silip yerine http://www.google.com adresini yazıyoruz. Arama yaptıkça fark edeceksiniz, bulduğumuz tüm sonuçlar Google, Firefox ve Internet Explorer klasörleriyla alakalı olacak. Çünkü bu lanet şey tarayıcılara bulaşıyor.

Tıklayıp kocaman görün, yanlış yapmayın.

Tıklayıp kocaman görün.

Google ayarlarına bulaşmış mesela. Bu şekilde düzeltiyoruz adresi. Tıklayın büyükçe görün.

Eğer arama sonucunda bulunan değer bu şekilde bir internet adresi değil de aşağıdaki gibi bir klasör ise bunu siliyoruz.

Bu klasörü siliyoruz.

Arama sonuçlarına örnekler

Arama kutusunda “portalsepeti“, “netmahal” anahtar sözcüklerini yazıp aynı işlemleri tekrarlıyoruz. En sonunda son bir arama yapıp geride atladığımız hiç bir değer kalmadığından emin oluyoruz. Daha sonra da  “explorerEx64.dll (32 bit için explorerEx.dll)” ve “RtMenu64.dll (32 bit için RtMenu.dll)” anahtar sözcüklerini yazıp aratıyoruz ve çıkan herşeyi siliyoruz.

Ad-Aware

Bilgisayarı yeniden başlatıp Ad-Aware isimli muhteşem antispyware’ı kuruyoruz. Bu program kendini güncelleyip tarama yapacak. İşletim sisteminizde kalan son dosyaları da bu şekilde temizledikten sonra sorunu çözmüş olacağız.

İnternette bu virüsle ilgili olarak sürekli güncellenen bir adres var. Buraya tıklayarak bu sorunun çözümü ile ilgili çok daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Buradaki anlatım biraz daha detaylı ve orta seviyeli kullanıcılara yönelik. Özetle, regedit, bilgisayarda bu tip sorunları çözmek için mükemmel bir kaynak.

Netmahal, Google Chrome’daki New Tab isimli saçma bir eklenti ile bilgisayara bulaşıyor. Sizden başka kişiler de bilgisayarınızı kullanıyorsa onları bu tip eklentiler indirmek konusunda uyarmakta fayda var.

USB Bağlantılar İle Yaşanabilecek Olası Sorunlar

Bu yazı aslında başlı başına bir USB rehberi olacaktı. Yani A’dan Z’ye dair USB teknolojisi hakkında ne biliyorsam yazacaktım. Ancak ne yalan söyleyeyim biraz düşününce bu işin bir ucu olmadığını gördüm. Belki ileride bunu 3-4 yazılık bir seri halinde yayımlayabilirim.

Şimdi USB arayüzü ile yaşanabilecek en temel birkaç sorunu, nedenini ve varsa çözümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

USB (Hub) Çoklayıcılar:

USB çoklayamayan bir USB Çoklayıcı görünümlü hub

Masaüstü bir USB yuvasu

Hani çoğunlukla dışarıda görürüz, 5 liraya, 10 liraya USB çoklayıcılar vardır. İnsan şeklinde, ayı şeklinde, ne bileyim ıvır zıvır şekillerde olurlar. Mantık basittir, bir USB yuvasını çoğaltıp 3 ve daha fazla yuva şeklinde kullanabilmek. Ancak bir süre sonra farkedersiniz ki çoklayıcınız çoklamıyordur. Yani atıyorum, dört yuvalı çoklayıcının bir yuvasına usb belleğinizi taktınız. Bilgisayarda çalışmaya başladınız. Çoklayıcı üzerinde farklı bir yuvaya başka bir usb bellek takınca ilk taktığınız devre dışı kalır. İkincisi çalışmaya başlar. Ya da yine aynı çoklayıcıda ilk yuvaya bir printer bağladınız. İkinci yuvaya da farenizin dongle’ını taktınız. Ancak yazıcıyı açınca mouse çalışmamaya başlıyordur. İşte bu durumda sıkıntı çoklayıcıdadır. Zaten envai çeşidi bulunan bu donanımların neredeyse tamamı Çin Malı’dır. Zeki Çinliler çoğunlukla ucuz olsun diye işin makyaj kısmına önem verip asıl iş yapan devreyi ucuza mâl etmenin yoluna bakarlar. Yani siz USB çoklayıcı değil, bir usb uzatma kablosu almış olursunuz. Gerçek anlamda kayıpsız bir USB çoklayıcının fiyatı da teknolojisi de bu oyuncak tipli çoklayıcılardan farklı ve pahalıdır. Gerçek bir çoklayıcı da bütün portlardaki cihazlar tam ve kusursuz olarak işlevlerini yerine getirebilirler. USB çoklayıcıların kullanımıyla ilgili bir tavsiye isterseniz şöyle bir tavsiyem olabilir. USB üzerinden kullanacağınız donanım elektrik ihtiyacını kendi harici güç kablosu ile sağlıyorsa bunları USB çoklayıcı ile kullanmayı tercih edebilirsiniz. Ancak sürekli olarak kullanılan ve sürekli açık kalan donanımları (mouse gibi) bence doğrudan PC’nizin arka ya da ön kısmındaki yuvaları kullanarak bağlayın. Enerjisini usb arayüzünden sağlayan donanımları da bence çoklayıcı ile değil de doğrudan usb yuvaları ile bağlayın. Ben bunun için kasanın arkasındaki sabit bir USB yuvasına bir uzatma kablosu taktım, bunu da bilgisayar masasının üzerinde sabit bir standa uzattım. Her türlü usb belleği sadece bu yuvadan bağlıyorum. Böylece tak çıkar yaparak anakart üzerindeki usb yuvalarında fiziksel bozulmaları engelliyorum. Olan hepi topu 3 liralık kabloya oluyor.

Yer Değiştirince Çalışmayan Donanımlar:

Hani hep olur, kasanızı bir yerden bir yere taşırsınız da yazıcınız çalışmamaya başlar. Ya da kasayı sağdan sola taşırsınız, kamera çalışmaz. İşte bunun iki türlü sebebi vardır. Ya söz konusu donanım kasanın ilk konumundayken bağlı olduğu USB yuvasına bağlı değildir ya da kasanın yeni konumundan dolayı arada bir USB uzatma kablosu kullanmışsınızdır. Şimdi ilk olarak ikinci durumla başlayalım. Sonuç olarak tüm bu saydığımız şeyler, her biri elektronik zevatlardır.Yani bilgisayar ile donanım arasında bir tür elektrik alışverişi olması gerekir. Kullandığımız usb kabloları da bu elektrik alışverişinin yegane yollarıdır. Hepsi değil ama bazı donanımların belli mesafenin üzerindeki uzatma kablolarıyla çalışması mümkün değildir. Çünkü bu tip cihazlardan çıkan elektrik sinyalleri çok güçlü değildir. Çok uzun kablolarda ya da kalitesiz malzeme ile üretilmiş ve iletkenliği de kalitesiz olan kablolarda bu sinyaller bir süre sonra kaybolur ya da bilgisayarın çözümleyemeyeceği düzeye indirgenir. Atıyorum 10 metrelik bir usb uzatma kablosuyla çalışmak söz gelimi çok mantıksızdır. Bunun yerine yazıcıyı ağ kablosu ile bağlamayı tercih etmek gerekir. Yani bilgisayarı yeni yerine taşıdığınızda eskiden tek kabloyla bağladığınız donanım bu sefer belki daha uzakta kalacağı için iki kabloyla bağlandı. O yüzden bu sorun yaşanabilir. Uzatma kablolarından başka bir diğer sıkıntı ise taktığınız donanımın yeni USB yuvasını beğenmemesi (!) ihtimalidir. Kasayı tamamen söküp başka bir yere alınca arkasındaki hangi yuvada ne bağlıydı diye hatırlamak biraz güç bir iştir malum. Yine bazı donanımlar, özellikle USB klavye ve kameralar, hangi usb yuvasına takıldılarsa ilk alındıklarında, bilgisayara sadece o yuva üzerinden tanıtılabiliyorlar. O yuvadan sökülüp başka bir yuvaya takılınca yeniden sürücülerini yüklemek gerekebiliyor. Şahsen benim web kameram aynen o şekilde. O yüzden genelde şaşırırız, lan bu kamera dün çalışıyordu şimdi niye çalışmıyor diye. Sürücüsünü yeniden yükleyin abisi. Çalışacaktır.

USB 3.0 PCI Express Kartları:

Çok açık söylüyorum, piyasada satılanların %90’ı sahte. Yani aslında normal USB kartlar. Bu konuda işiniz artık şansa kalmış. Şimdi çakal Çinliler, yaptıkları her yeni icata USB 3.0 arayüzü destekliyor görüntüsü vermek için kablolarını ve bağlantı yuvalarının içindeki malzemeyi mavi renk yapıyorlar 🙂 Bir de bağlantı kablosunun ucunu USB 3.0 bağlantı arayüzü olan iki boğumlu soket olarak yapıyorlar. işte size USB 3.0 görünümlü ama aslında USB 2.0 olan cihazımız 🙂

USB 3.0 görünümlü ama aslında USB 2.0 olan bir harddisk

Bu USB 3.0 kartlarının da çoğu aynı. PCI Express üzerinden bağlanabiliyorlar ve sözüm ona eski model anakartınıza USB 3.0 desteği getiriyorlar. Dediğim gibi % 90 palavra. Buradaki çakallığın çıkış noktası USB 3.0 teknolojisinin USB 2.0’a destek veriyor olması. Yani siz bu usb 3.0 kartlardan birini bilgisayarınıza taktığınızda çalışır. Ama 3.0 hızında çalışmaz. Bunu anlamanın en iyi bu kart üzerinden bir USB 3.0 harici disk takıp kopyalama yapmaktır. Buradaki veri aktarım hızının USB 2.0 bir diskle neredeyse aynı olduğunu göreceksiniz. Dolayısı ile benim tavsiyem sırf daha hızlı kopyalama yapayım diye sakın USB 3.0 PCI Express kartı almayın. İşinize % 90 ihtimalle yaramayacak, bilgisayarınıza sadece fazladan 3-4 tane yeni usb yuvası eklemiş olacaksınız. Bunun yerine doğrudan USB 3.0 destekleyen bir kart almak daha akıllıca, daha yenilikçi (fakat pahalı) bir yaklaşım olacaktır.

Galaxy Note 2’yi PC Olarak Kullanmak

Perşembe günü blogdan bir özel mesaj aldım. Bir arkadaş, uzun süredir aradığını, ancak Note 2‘ye klavye ve mouse bağlanıp kullanıldığına dair herhangi bir yazı göremediğini söylemiş. Ben de bu yazıda bu işlemi nasıl yapabileceğimizi anlatacağım.

Her şeyden önce ihtiyacımız olan şey şu yanda gördüğünüz Multimedia Dock. Bu aletle ilgili olarak şu yazıya hızlıca bir göz atabilirsiniz. Bu dock’un haricinde usb ile çalışan kablolu ya da kablosuz bir klavye ile mouse ve HDMi kabloya ihtiyaç duyacağız.

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

İlk olarak Multimedia Dock’un adaptörünü fişe takıyoruz ve telefonumuzu yuvaya oturtuyoruz. Telefon’da yuvaya bağlantı şeklinde bir ibare çıkıyor. Dock üzerinde 3 adet USB yuvası, bir  adet 3.5 mm ses çıkışı, bir adet HDMi çıkışı ve adaptör girişi yuvlar yer alıyor. Dock üzerindeki herhangi bir USB yuvasından klavyemizi bağlıyoruz. Klavye bağlandı yazısı çıkıyor hemen. Diğer bir boş yuvaya da mouse’un usb dongle’ını takıyoruz. Evet, şu anda klavye ve mouse’u telefona bağladık. Bize bir monitör lazım. Monitör olarak da 42 inch’lik bir Samsung LED TV herhalde işimizi görecektir. HDMi kablo ile LED TV’ye de bağlandıktan sonra işte bilgisayarımız hazır. Ses çıkışı olarak HDMi kablo üzerinden hali hazırda televizyonu kullanabiliriz. Ancak, dock üzerindeki 3.5 mm’lik ses girişi ile kulaklık veya hoparlör de bağlayabiliriz. Dock üzerinde bir USB yuvası halen boş. Buraya da bir flash disk ya da harici disk taktığımızda işte Note 2 bilgisayarımız tamamlanmış oldu 🙂

Image Hosted by ImageShack.us

Kablosuz bir klavye ile kablosuz bir mouse kullanırsanız, evinizde uzaktan kullanabilirsiniz bu bilgisayarı. Ya da klavye olarak bir bluetooth klavye kullanıp, dock üzerinden de kablosuz mouse kullanabilirsiniz.

Image Hosted by ImageShack.us

Note 2 ve Go Luncher Deneyimim

Geçtiğimiz gün Note 2‘ye Volkan‘dan görüp GoLuncher isimli bir tema programı ve bu programın bir takım diğer araçlarını yükledim (GoLocker vs).

Görüntü olarak telefon gerçekten çok şık bir hal aldı. GoLuncher ile birlikte aynı yazılım geliştiriden çıkan diğer Go yazılımlarını da kurdum telefona. Telefon görsel olarak gerçekten parmak ısırttı. Ancak birkaç günlük deneme süresi boyunca daha önce karşılaşmadığım hatalarla karşılaşmaya başlayınca Go Luncher’ı telefondan kaldırdım.

Her şeyden önce bu kadar üstün bir görselliğin bir bedeli var: Ram tüketimi. Bedel deyince yanlış anlamayın. Go yazılımlarının tamamına yakını ücretsiz. Note 2’de malum 2 GB ram var. Bu yazılımı yüklediğinizde kullanımınız 1,33 GB’tan aşağı hiç düşmüyor. Kullandığınız eklenti sayısı arttıkça da elbette sistem belleği de azalıyor. Ben Go Luncher deneyimimde şu aşağıdaki eklentileri kullandım:

Telefonda ortaya çıkan ilk hata telefon durduk yere erişim dışı kalması oldu. Yani telefon anlam veremediğim bir şekilde eirşim dışı kalmaya başladı. Mobil veri açıkken internete girmiyordu mesela telefon. Ya da gelen çağrılar, mesajlar ulaşmıyordu. Ekran geçişleri yavaşladı ve hatta durdu. Daha sonra rehberimdeki numaraları arayamamaya başladım. Bu arayamama durumu yarım gün kadar sürünce toptan tüm Go yazılımlarını kaldırdım. Hata ne idi bilmiyorum. Keşke teker teker eklentileri kaldırıp deneseydim. Ama aceleye geldi işte.

Go yazılımlarını kaldırdıktan sonra telefon tam performansına geri döndü. Volkan uzun süredir sıkıntısız kullanıyor aslında. Ben tahminimce bir eklentiyi yanlış yükledim ya da başka şeyler oldu. Volkan bu yazıyı okursan yorumlara kısa bir değerlendirme yapar mısın?

Bir Canavar Yarattım: HP DM1-1010st ve SSD

Şu yazının altındaki yoruma bir göz atalım önce:

01 15

İşte bu yorumu okuduğumdan beri aklımda bir Katı Hal Diski (SSD – Solid State Disk) alma fikri vardı. İşte bu isteğimi şu yazıyı yazdığım günün ertesinde gerçekleştirdim. O yazıda bekledğimden bahsettiğim şey kargodan gelecek olan SSD idi.

01Fiyat ve özellik olarak araştırınca Sandisk SDSSDX-120G-G25 / 120 GB Extreme Sata 3 SSD Disk ürününü istanbulbilisim.com.tr‘den en ucuza buldum. Bunu epey bir taksitle aldım. Her markanın SSD’lerinde çeşitli sınıflar oluyor. Sandisk’in de üç sınıf katı hal diski var. Benim aldığım extreme sınıfı bir ürün ve yazma-okuma hızı çok insalık dışı hızlarda. Çok çok iyi yani. Hiç üşenmeyin şuraya tıklayın ve ne demek istediğimi görün.

Okumaya devam et

Yağızhan’a Bilgisayar Topladık – 2

Bir önceki yazıda bilgisayarımızın donanımlarını seçmiş ve satın almıştık. Parçalar kargoyla gelmiş ve çekyatın üzerinde duruyordu. Bu yazımızda da bu parçaları kasanın içine monte edeceğiz.

Bir önceki yazıda bahsettiğim üzere bu işi doğrudan fotoğraflar üzerinden yapmak istiyorum. Dolayısı ile fotoğrafları tam çözünürlükte görebilmek için üzerine tıklayabilirsiniz şekerler.

Okumaya devam et

Yağızhan’a Bilgisayar Topladık – 1

Yağızhan‘ın uzun süredir kafasını kurcalayan bir sorunu geçen gün çözdük sevgili okur. Bir süre önce çıktığımız yolculuğumuzu nihayet tamamladık. Okuduğum yüzlerce sayfa forum, araştırdığım onlarca alışveriş sitesinden sonra nihayet Yağız’ın bütçesine uyan bir bilgisayarı en iyi şekilde topladım ve kurdum. Hayatımdaki en güzel eserlerden biri olan bu aletin haklı gururunu yaşadım.

4lus

Aslında ben işin en başında exa.com.tr‘ye baktım. Zira ben perakende de bundan daha ucuz bir site görmedim. Daha önce birkaç farklı defa da buradan alışveriş yapıp hiç sıkıntı yaşamamıştım. İhtiyatı elden bırakmayıp seçtiğimiz parçalar için diğer siteleri de araştırınca exa.com.tr’nin en iyi alternatif olduğunu gördüm.

Yağız, monitör dahil toplam bütçemizin 1800 lira civarında olduğunu söyleyince fe8aseçeceğimiz platform belli oldu: AMD. Bilgisayar toplamaya ben önce anakarttan başlarım. Zira ileride alacağımız tüm ilave donanımları bu anakarta bağlayacağızdır. Dolayısı ile anakartın pek çok artıyı destekleyen bir mimarisi olmalı. Söz gelimi ileride ram’i yükseltmek ya da daha iyi bir işlemci almak istediğimde anakartımın bunu destekliyor olması gerekir. Zira kimse işlemciyi, ram’i aynı tutup daha iyi bir anakart alma ihtiyacı duymaz. Her neyse, bu açıdan bakıp yine fayda/maliyet eğrisinin en uygun kısmında şu anakartı seçtik 250 liraya: Asus M5A97 AMD970 DDR3 1866MHz S+GL+16X AM3+
Bu anakartın en büyük olayı 32 GB’a kadar ram desteği, AMD’nin şu an için en yüksek işlemcilerine verdiği destek, Crossfire desteği (çift ekran kartı), 8 kanallık on board ses kartı ve tabiki USB 3.0 desteği.

chyz.jpgAnakarttan sonra yine bütçeye en uygun işlemciyi seçmek gerekiyordu. 8 çekirdekli işlemcilerin fiyatları biraz fazlaca olduğundan, birkaç forumdan da tavsiye alıp 307 liraya 6 çekirdekli şu işlemciyi aldık: AMD FX Series 6300 (3.5 GHz) 14MB 32nm AM3+

Bilgisayarı alma amacımıza uygun düşecek şekilde ram’in yüksek olması gerekiyordu. Biz de ilk etapta 8 GB’lık bir ram tercih ettik. Tek parçalık 8 GB aldık ki ileri de bunun gibi 3 tane daha alıp toplamda 32 GB’a ulaşabilelim 🙂 164 liraya şu ram’i aldık: Kingston 8 GB 1600 MHz DDR3 Ram CL11 (Tek Modül)

zws3Evet, ekran kartına geldi tabiki sıra. Önce 2 GB’lık 128 bit bir ekran kartı baktım. Sonra 256 bit’lik ama 1 GB’lık bir kartta karar kıldım. Zira 256 bit, 128 bit’e her şekilde çakar. Kaç GB olduğu çok da önemli değil yani. 316 lirayla sistemimizin en pahalı parçası bu oldu: PowerColor HD6790 1 GB 256Bit GDDR5 16X
Kullananlar fazlasıyla yeter diyorlar. Birkaç hızlı testle ben de şahsen onayladım. Kartta HDMi, DVI ve Display Port yer alıyor çıkış olarak. 500 watt ve üzeri bir güç kaynağına ihtiyaç duyuyor çalışmak için ve bu da bizi bir sonraki paragrafa yönlendiriyor.

pkqlSistemin en kendimden emin olamayarak aldığım parçası güç kaynağı oldu. İyi bir sistemin en önemli elemanı güç kaynağı olduğu için güç kaynağı konusunda cimri davranmak çok da akıllıca değildir. Ancak elimizdeki bütçe imkanlarına uymak durumunda olduğumuz için fiyatının uygun olması sebebiyle 228 liraya 700 Watt’lık şu güç kaynağını seçtim: Xigmatek 700W Güç Kaynağı +80 Bronz Parçayı görene kadar tereddüt içerisindeydim ancak kutusundan çıkarınca görüntüsü pek bir güven verdi bana.

tyrsSistemin geriye kalan iki elemanı harddisk ve dvd sürücü idi. Bu ekipmanlar ilerleyen zamanlarla kolaylıkla değiştirilebileceği için çok fazla üzerilerinde durmadım. Asus DRW 24B5ST 24X Double Layer Sata DVD Yazıcı ile Seagate 1 TB 7200 64MB SATA3 / ST1000DM003 harddiski aldım. DVD yazıcı için 54 lira, harddisk için de 154 lira ödedik.

Son olarak LED monitöre geldi sıra. Sizi bilmem ama ben monitör ve görüntüleme aygıtlarında büyük bir Samsung hayranı olduğum için başka markalara bakmadım. 375 liraya Samsung 21.5″ S22C350H LED 5tugMonitör Siyah 5ms adlı monitörü aldık. Full HD olan bu monitörde HDMi ve Display Port çıkışı var. Tepkime süresi 5 ms.

Toplamda 1846 liraya bu sistemi toparlamış oldum böylece. Parçalar birkaç gün içerisinde kargolanıp Yağızların eve gelince bana da gidip toparlamak düştü. Haa, bu arada kasa almadık. Zira elimizde boş bir ATX kasa vardı. Boşuna para vermeyelim dedik.

Toplama işlemini hiç üşenmeden adım adım fotoğrafladım. Bir sonraki yazıda da adım adım bilgisayarı toplayacağız sevgili okur. Takipte kal. Sevgilerle 🙂

NOT: Yazının tam sonunda şok edici bir gelişme yaşandı, halen kendimde değilim. Hatalar olabilir, hoş görün başım döndü biraz 🙂