Tag Archives: 23 nisan

23 Nisanlar ve Ben

Bu yazıyı aslında dün yayımlayacaktım. Ama birkaç ekstra işler çıktığı için yetişemedi, bugüne kaldı. Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘ydı. Nedenini bilmiyorum ancak oldum olalı 23 Nisan’ı çok daha fazla sevmişimdir. Lise’de de mesela 19 Mayıs’ı kutluyorduk. Ama şu an 19 Mayıs’lara dair hatırladıklarım o kadar az ki… Ama 23 Nisan’lar benim için hep eğlenceli geçen zamanlar olmuştur, çok daha fazla anım vardır o günlere dair.

Aile albümünü karıştırınca geçmiş 23 Nisan’larıma dair bir sürü fotoğraf buldum. Bunlardan en güzellerini seçtim bu yazı için. Bu benim için nostaljik ve eğlenceli bir yazı olacak.

00Bu fotoğrafta Tunceli‘deyiz. Sene 1992. Fotoğraftaki tarih okunabiliyor. 24 Nisan 1992. Burada 4 yaşındayım. Elimdeki bayrak muhtemelen bir önceki gün yapılan kutlamalardan alınmış. Ya da babam getirmiştir. Yerde duran oyuncak tankı hala hatırlıyorum. Tank yürüdükçe o adamların kafaları aşağı yukarı inip çıkıyorlardı. Pek bir tosun tombarlak ya da Hazal‘ın tabiriyle “Çabi” bir çocukmuşum. Bu fotoğraf çekildikten bir sene sonra Eskişehir Sivrihisar‘a taşınmışız. zaten 1994’te de okula başlamışım.

01Bu yukarıdaki fotoğrafta, ilkokul 1. sınıftayım. İlk 23 Nisan’ım diyebiliriz. Annem o zaman önlüğümün üst cebine hep mendil koyardı. Okul hayatımın ilk senesi olduğu için hiçbir atraksiyona girmeden kutladığım ilk ve tek 23 Nisan bu seneydi. Atatürk büstünün önünde öylece duruyorum. Ama muhtelemen trampetçileri izleyip epey iç geçirmişimdir. Bir gün bende çalacaktım o trampetten! Ancak bunun için iki sene daha beklemem gerekecekti.

02

Ve ilkokul 2. sınıftayım! Polis olmuşum! Trafik polisi olmuşum ama. Babamın büyük şapkası nasıl da kocaman durmuş kafamda. O günü tüm detaylarıyla hatırlıyorum. O sabah okula tek polis ben olacağım diye gitmiştim. Hatırlıyorum, annem son sabah ayarlamıştı gömleği falan. Ama ilkokul birinci sınıfta, adı Gözde olan ve fotoğrafta yanımda görünen kız çıkagelmişti. Bu kızın da annesi polisti Sivrihisar’da. Biraz keyfim kaçmıştı ama olsun lan dedim. Bizi tuttular okul konvoyunda en önlere yerleştirdiler. O ne biçim forstur anlamazsın sen. Tüm tören boyunca arkadaşlarım gelip gelip bana bakmıştı.

03Sonra piyasaya Murat çıkıyor. Okula başlıyor ve daha ilk 23 Nisan’ın da polis kıyafetlerini giyiyor. Hem onun malzemeleri daha çok benden. Yeleği var! Silahı var, daha ne olsun! Ama fark ettiysen ben de nihayet okulun bando takımına girmişim trampetçi olarak. Bunun mutluluğu yetmiş bana. Bu fotoğrafı muhtemelen törenden geldikten sonra çekilmişiz. Bu şekilde üç sene trampet çaldım.
04

06

Trampet takımının son senesinde, bu sefer bir de şiir okuyorum. Şiirimi o kadar güzel okuyorum ki Sivrihisar İlçe Stadyumunun toplam yüz kişilik tribünündeki herkes ayağa kalkıp alkışlıyor. En azından bizimkiler bana öyle diyor. Bu yanımda görünen öğretmenin adı Bünyamin Altındağ. İlginç bir şekilde, o yıllarda Sivrihisar’da yapılan tüm etkinlikleri bu öğretmen sunardı. Bizim okuldan değildi. O yüzden hep çekinirdim kendisinden. Çok ciddi bir insandı. O şekilde hatırlıyorum. Keşke burada okuduğum şiirin ne olduğunu da hatırlayabilseydim.
05İşte bu yandaki fotoğrafta da orta 1. sınıftayım. Hayatımda ilk defa Çerkez müziği ve halk dansları ile tanışıyorum. Yarabbi o ne coşku! O nasıl bir heyecan bizdeki anlatamam. Orta okul boyunca bu Çerkez oyunları muhabbeti devam etti. Fotoğrafını bulamadım, ama muhtemelen orta 2. sınıfta da yine bu kıyafetle, tam da danstan sonra bir şiir okumuştum. Fotoğrafta yanımda görülen kişi ilkokul öğretmenim Selahattin Öğretmenim. Hayatımı etkileyen ilk üç kişiden biridir. Hayatımı etkileyen ilk kişidir hatta. Biz ilkokulu bitirip orta okula geçtiğimiz sürede ve sonrasında, liseye gittiğim süre de bile Sivrihisar’da hep görüştük. Sonra Eskişehir’de de görüştük hatta. Ancak araya epey zaman girdi. Öğretmenimi görmeyeli epey zaman oldu. Birgül, bunu okuyorsan haberleşelim mutlaka.

23 Nisan gerçekten güzel bir bayramdır sevgili okur. Kutlanması, atlanması, zıplanması, o günün tatil edilmesi gereken muhteşem bir bayramdır. Olayın tarihi önemi zaten malum. Bence çocukları tüm bu güzelliklerden mahrum bırakmamak en doğrusu. Ben çocukluğumun en güzel anılarını 23 Nisanlarda yaşadım. Ya sen?

En Büyük Bayram 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

Mustafa Kemal Atatürk

Başlığı Mert’in iletisinde gördüm ve çok hoşuma gitti:)

Cumhuriyete çok daha sıkı bağlanmamız gereken bu tarihi günlerde, tüm bu rezilliklerin malesef yaşandığı ve büyük bir talihsizlik eseri tam da bizim jenerasyonumuza, bizim gençliğimize denk gelmesinin üzüntüsü ayrı bir koyarken benim tahminim bu seneki Cumhuriyet Bayramı‘nın coşkuyla kutlacağı yönündeydi. Ama bu nereden çıktığı belli olmayan domuz gribi muhabbeti ayağına okullarda bile doğru dürüst kutlanamadı. Öncesinde verilen (tamam işime geliyor ama bunun sebebini halen anlayamadım) 1 günlük 28 Ekim tatiliyle millet birleştirip 5 gün tatil yapmış oldu.

Şunu farkettim, giderek yatmaya alışmaya başladık. Yani şu son 4 – 5 senedir dini bayramların yanında artık resmi bayramlarımız da giderek önemsizleşmeye, protokol bayramı olmaya başladı. Lan acaba eskiden çocuktuk da o yüzden mi her 29 Ekimi, 23 Nisanı, 19 Mayısı iple çeker, gider stadyumda izlerdik? Ne bileyim mahalli kurtuluş günlerini bile coşkuyla kutlardık. Ve o günler okul tatil olmazdı lan. Gayet de törenden sonra ders işlerdik.

Bu bilinçli bir politika mı? Millet olarak değişiyor muyuz yoksa değiştiriliyor muyuz?

Bugün çarşıda bir yürüyüş vardı. İnsanlar Türk bayrakları almışlar yürüyorlardı, arada anlayamadıklarım da olsa sloganlar atıyorlardı. Önce katılayım bende dedim. Sonra tedirgin oldum birden. Daha sonra dikkatli bakınca yürüyüşün ilgililerce kameraya alındığını gördüm. Anlayanlar anladı. Biraz daha dikkat edince bazı yüzleri bu olayla tamamen farklı başka olaylarda da gördüğümü hatırladım. Kafamda bazı sorular belirdi, bu yürüyüşlere katılanların kaçı ne için yürüdüğünü biliyor? Yürüyenlerin kaçı gerçekten bağırıp çağırdığı şeyler için yürüyor? Böyle yürüyüşleri organize etmek, bu yürüyüşlere katılmak için illaki bir gruba mı üye olmak gerek?

Neyse o ana kadar içimdeki herşeyi kenara bırakıp bende gruba dahil oldum. Biraz yürüdüm alkışladım. Sonra koptum gruptan. Belki de gerçekten herkesin niyeti iyiydi.

Yozlaşma diyor herkes. Ama kimse kendi yozluğundan yakınmıyor. Turkcell bayisine girdim kontor almak için. Adamlar kendi aralarında dert yanıyorlardı. İşte memleket şöyle elden gidiyor, başbakan şöyle kötü böyle iyi, PKK’nın Allah belasını versin falan. Dikkat ettim, bu adamlar çarşının göbeğinde esnaflar ve cidden Türkiye’nin de iyi bir markası sonuçta. Ulan dükkanda bir tane bayrak asılı değil. Sadece onlar mı? Nereyse esnafın, mağazaların çoğu sallamış Cumhuriyet Bayramı’nı. Haa, “Bayrama özel indirim” yazılarını unutmamışlar bak haklarını yemeyeyim şimdi. Neden acaba bu markalar Ramazanlarda müslüman olur, ramazan indirimi yapar? 23 Nisanda çocuk olur çocuk indirimi yapar? 19 Mayısta genç olur? Ne bileyim kabotaj bayramında denizci olur? Anneler gününde anne olurlar?

Sizi bilmem ama bana inandırıcı, samimi gelmiyor bunlar.

Bazen diyorum ne zamana kadar böyle sürecek. Hatta bazen abartıp diyorum ki ulan biri çıksa vursa yumruğu masaya. Atatürk gibi bu gidişe bir dur dese be. Olur mu lan? Olur evet, akıl, mantık ve halkın gücü ile yapılırsa olur.

Levent Kırca’nın bu arada dağdan inenlerle ilgili yaptığı başından sonu belli olan ama yine de güzel bir skeci var izleyin.

Yaa böyle işte. Cumhuriyet’in 86. yılı da böylece kutlanıp gitti. Şimdi bir hesap yaptım, 36 yaşına geldiğimde Cumhuriyet’in 100. yılını kutlayacağız. Eğer o zamana kadar ölmezsem ve küçükken bir tarafıma top falan da çarpmadıysa çocuğum olacak muhakkak. Ona bu yazıyı okutacağım lan. Evet. Ve yazıyı başlığı ile bitiriyorum. En Büyük Bayram 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Yaşasın 23 Nisan!

Lan çocukluğum geldi aklıma. Bu yazı da geçmişte yaşadığım 23 Nisan anılarımı anlatayım sizlere. Tabiki öncelikli olarak tüm milletimize kutlu olsun Ulusal Egemenlik bayramımız. Atamıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Önderimizin en büyük hayalinin temelleri bu günle atıldı. Ulusumuzun karakterindeki bağımsızlık olgusu Büyük Millet Meclisi‘nin açılmasıyla yeniden güçlenmeye başladı.

Çocukkken bizim için iki önemli zaman vardı: 23 Nisan ve Yerli Malları Haftası. Yerli Malları Haftası zaten malum. Muzdur, koladır baya eğlenceli olurdu. Ama 23 Nisan günü. Samimi anlamda o heyecanı hissederdim lan ben içimde. İlkokul 1’de normal katıldım bayrama. Önlükle yani. Ondan sonraki her sene muhakkak bir aksiyona girdim. 2. sınıfta Polis oldum. 3’ten 5’e kadar trampet çaldım. 6. sınıftan 8. sınıfa kadar da folklor ekibindeydim. Hayatımın o dönemi Sivrihisar’da geçiyordu. Ve 23 Nisan için ilçedeki tüm ilköğretim okullarının değişmez adresi ilçe stadıydı. Karşılıklı iki trübünü, sahada çimlerin arasında çıkan dikeleriyle çocukluğumun 8 senesini, hatta dur lan lisede de 2 sene 19 mayıs ayağına, 10 senemi verdiğim o stadyum

Googleın 23 Nisan Logosu

Google'ın 23 Nisan Logosu

aklımdan hiç çıkmaz. Kaç defa şiir okudum, folklor oynadım hatırlamıyorum bile. Lan bir keresinde “Bu ne duru bir sabah” diye başlayan bir şiir okumuştum. Bak aklımda nasıl kalmış be. Törenlerin değişmez sunucusu Bünyamin Altındağ isminde bir öğretmenimizdi. Gözlüklerinin üzerinden bakar, korkuturdu bizi 🙂 Sonra bir de koşular yapılırdı. Son tur hep stadyumda atılır, okulların bandoları coşardı falan. O sıralar Ülgen diye bir kız vardı bizim sınıfta. Ben de ona aşıktım. Stadta falan amuda kalkar hava atardık kızlara. Lan bir de hatırlıyorum, polis kıyafeti giydiğim gün acayip havam olmuştu be. Son 23 Nisan’ım da şiir okumuştum yine. Bir de bilgi yarışmasında 1. olmuştuk. Hediye vermişti kaymakam sağolsun. Aa dur lan aklıma geldi bak. Şu protol sırası çok komikti bak. O zamanlar 11 12 yaşındaydım ama okunuş sırası hala aklımda. Zira her konuşma yapan aynısını söylerdi. “Sayın Kaymakamım, Belediye Başkanım, Garnizon Komutanım, Öğretmen Arkadaşlarım, Değerli Konuklar ve Sevgili Öğrenciler” Ulan madem bizim bayramımız, yani çocukların, bizi niye en sonda söylüyorsun? Sadece bizi söylesene. Bak bu düşünceye o zaman bile sahiptim. Neyse, zorladım zorladım bu kadarını hatırlayabildim. Dur ya, 19 Mayıs’ta da 19 Mayıs anılarımı anlatayım. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!