Tag Archives: 45’lik

Lacuna Coil ve Dimmu Borgir Single’ları

04 6
Eveeet sevgili okur, uzun süredir single almıyordum. Bu akşam hep plak yazıları yazacağım için şu single’ları da aradan çıkarayım istedim: Lacuna Coil Enjoy The Silence ve Dimmu Borgir Gateways.

Şimdi biz 45’lik diyoruz bu “küçük plaklara”. Birkaç istisna dışında, 45’likler her yüzünde birer parça içeren plaklardır. Günümüz müzik piyasasında single diye bildiğimiz tabir işte bu plak yıllarından gelen bir tabirdir. Türkçe’ye “tekli” diye çevirmişiz. Güzel de olmuş.

Single, bir albüm çıkmadan önce, özellikle büyük bir ilgiyle beklenen albümler için, yayımlanan ve toplamda bir ya da iki şarkı içeren plaklardır. Şu an elbette plak olarak çıkaran az. Genelde CD formatında hazırlanıyor ve bir şarkı, o şarkının  remixi, belki karoke versiyonu ve eski bir şarkının live versiyonunu içerebiliyor single’lar. Ama plak şeklinde çıkan single’ler sadece bir şarkı ve o şarkının ya remix ya da extended versiyonlarını içeriyorlar.

02 11

Eskiden bir single çıktığında yayımcı, bunu iki farklı versiyonda çıkarmak durumundaydı. Plağın  bir yüzünde radyolarda yayımlanacak olan, süre olarak daha kısa ve belki de sözleri sansürlü olan versiyonu, plağın diğer yüzünde de şarkının orijinal hali yer alıyordu. Böylece bir tekli, gerçekten tek bir şarkıdan oluşuyordu. Bir albümden en fazla 3 tekli çıkıyor, sonra da albüm yayımlanıyordu. İşte o plaklar da, yani bir albümü içeren uzunlukta olanlara da “long play” diyoruz. Ya da 33’lük plak.

Geçenlerde şöyle bir yazı yazmıştım, hani Enjoy The Silence’a atıf yapmıştım. Enjoy The Silence’a kendimi kaptırınca, aslında uzun süredir dinlemediğim bu Lacuna Coil coverının bir single olarak çıktığını farkettim. Sipariş ettim. Plak geldi, plakta sadece bir şarkı var: Enjoy The Silence. Plağın diğer kısmı ise “sessiz”. Yani “silence”.

03 8

Picture disk‘lere büyük ilgi duyuyorum. Daha önce Demonaz‘ın şu efsane plağını almıştım hatırlarsan sevgili okur. O da bir picture disk’ti. Dimmu Borgir’in Gateways Single’ını da picture disk olarak çıkardığını görünce, Enjoy The Silence plağıyla birlikte bunu da sipariş ettim. Gateways, 2010 yılında ilk kez çıktığında özellikle klibiyle çok ses getirmişti. Özellikle klipteki ablamızın (Agnete Kjølsrud) akıllara ziyan performansıyla çok konuşulmuştu. O yüzden hem parça hem de plak önemli birer koleksiyon parçası. Bu teklinin de bir yüzünde Gateways parçası var. Diğer yüzünde ise hiç bir şey yok. Yani yok, ses kanalı açılmamış. Picture Disk’lerde genelde kartonet olmuyor, bunda da yok.

01 12

Yeniden Konur Sokak 4. Gün

Ankara’yı keşfetmeye, itiraf edeyim biraz da sevmeye başlıyorum. Bu sabah erkenden kalkıp dün halledemediğim yaz okulu harcı işini halletim. Bankaya gidip 1 Numara’yı alıp gişenin açılmasını bekledim. İşim bitince de Mimarlar Odası‘na döndüm.

Envanter Çalışması

Envanter Çalışması

Bugün bir orman mühendisinin sunumuyla başladık güne. Ahmet Demirtaş hoca, yıllarını bu işe vermiş değerli bir insan. Yaptığı sunumun ardından Konur Sokak’taki tüm ağaçların tespitini yapıp bir “Ağaç Envanteri” çıkardık. Bu çalışmada çok eğlendim, çok da şey öğrendim.

O esnada Koray ile Yakup geldiler. Yakup Eskişehir’den kalkıp gelmiş. Onları orada bırakıp biz binaya geçtik. Biraz daha çalıştık.

Bugün enterasan birşey daha oldu. Öğle yemeğinde karpuz-peynir-ekmek yedik. Çok iyi oldu be 🙂 Yemek sonra bir toplantı daha yaptık.

Bugün binada işlerim bitince daha önceden toplanmış olan Merve, Koray, Yakup ve Burcu dörtlüsüne katıldım. Oradan ayrılışım çok kötü oldu.

Daha sonra Koray’ı bırakmadım, kafa dağıtmak için gidip 4 tane 45’lik plak ve İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabını bu kez ikinci el aldım.(Geçen korsan aldım, hala içim cızlıyor)  İçim rahat. Akşam üzeri artık ceplerimden cüzdanım, telefonum, kalemim vesairem düşmeye başlayınca kendime bir ufak çanta aldım 10 liraya.

Akşama Mülkiyeliler Lokali‘nde yemek vardı. Bir kişilik yer ayırtmıştım Burçak Abla’nın izniyle. O yere de Koray’ı çağırdım. Tüm ekip çok eğlendik o gece Mülkiyeliler’de. Sonra Koray gitti.

Eğlenceye doyamayan bizler oradan kalkıp Nefes Bar isminde bir yere gittik. Bu mekanla ilgili yazıyı birkaç yazı sonra “Ankara Barları” başlığı altında yazacağım. Orada da epey güldük eğlendik. Saat 01:00’de otelde döndük. Ruslar yeni ayrılıyordu otelden. Valla Rusları falan düşünemedim zira yarın uzun bir gün olacaktı ve benim uyumam gerekiyordu 🙂

NOT: Bu yazımda 2,5 yıllık bir geleneği bozdum lan nedense 🙂