Tag Archives: Adobe

Anlatacak Çok Şey Var

Bazen oluyor böyle. Geriye  dönüp baktığım birkaç fotoğraf, okuduğum birkaç satır yazı aklıma onları, yüzleri ve binleri getiriyor. Ben de açıyorum boş bir sayfa ve başlıyorum yazmaya. Blog tutmanın en güzel yanı, aklınıza anlık olarak gelen fikirleri bulabildiğiniz her yere not ettikten sonra, zaman geçip unuttuğunuz onca fikri yeniden bulduğunuz anlardır. Telefonum, not defterim, iş yerindeki çekmecem böyle notlarla ve fikirlerle dolup taşıyor. Zaman, bu fikirleri rafine ederek, bazen de birleştirerek ortaya bir şeyler çıkarmamı sağlıyor. Bazen yeni bir yazı, bazen de yeni keşifler.

Çirkinlik ve çirkeflikle mücadele ediyoruz. Bülent Abi‘yle kurduğumuz gizli bir örgütümüz bile var. Nihayet ellerini havaya kaldırdı ve teslim oldu. Görüyoruz sevgili okur, düzen değişiyor. Eticin‘in ortaya koyduğu çözüm yolu aklıma yattığından beri uğraşıyorum. Gizlice.

oylesi00Şu gün çok mutluyduk. Çok uzun zaman oldu gerçi yaşanalı. Ancak, mutluyduk. Sonra işler hepimiz için biraz kötü gitmeye başladı. Şimdi soruyorum her birine, en mutlu olduğumuz an gece yastığa başımızı koyduğumuz an.

oylesi02Türker‘le değişik işler yapıyoruz. Yıllar sonra yeni bir Adobe yazılımı öğrenmek harika oldu: Encore. Bu yazılımla, profesyonel DVD ve bluray menüleri hazırlayabiliyoruz. Henüz bluray yazıcımız olmadığından şimdilik DVD yetiyor da artıyor bile. Uzun süre planladıktan sonra, Sabhankra‘nın Live at Roxy konseri için bir DVD hazırladım. Birkaç ufak güzelleştirmeden sonra MCA Productions etiketiyle sunacağım.

oylesi01

oylesi04Geçen gün, evde kullanmadığım 12 volt 7 amperlik bir akü buldum. Uzun yıllar önce almıştım ancak neredeyse hiç kullanmamıştım bu aküyü. Önce şarj ettim. Daha sonra akü başlarına uyumlu soketlerle birkaç bağlantı kablosu yaptım. Şimdi bu aküyü kullanarak plakçalarımı çalıştırabiliyorum. Netbook’um için soğutucu fan çalıştırabiliyorum. Havalar biraz daha ısındığında da piknikte mangal yaparken işime yarayacak bir fan yapacağım 🙂

Geçen hafta Halil Abi‘nin tavsiyesiyle Varolmayanlar isminde bir kitap okudum. Doğu Yücel‘in kitabı. Fantastik bir öykü. Idefix‘ten kargo bedava denk getirip satın aldım. oylesi03Kitapla ilgili apayrı bir yazı yazmayı planlıyordum. Ancak, kitabın sonunda öyle bir hayal kırıklığına uğradığım ki böyle bir iki paragrafla geçiştirmeyi daha uygun buldum.Sanki yazar bu kitabı üç zamanda ve üç farklı ruh halinde yazmış. Kitabın ilk yarısı yani ilk ruh halinde sanırım öykünün izleyeceği yol hakkında pek bir fikri yokmuş ve upuzun bir giriş yapmış. Öyküyü kurması, kurgunun temelini atması kitabın aşağı yukarı yarısını almış. Kahramanımız, ailesi olmayan, işinde başarılı, yakışıklı, yatakta yetenekli ve biraz sosyopat bir tip. Klasik. Belki de bilerek böyle ideal, tipik bir kahraman kurguladı Yücel. Kitabın bazı bölümlerinde “spor yapmak” olarak kodlanan sevişme vurguları bir süre sonra baydı, öldürdü bitirdi beni. Ne gerek var? Eh, böylesi upuzun bir girizgahtan kopmuyorsunuz.

Kitabın yarısından itibaren aradığımızı buluyoruz. Koşuşturmaca başlıyor. Eğer bir Türk metal müziksever iseniz Doğu Yücel’in müzik yazarlığı kimliğinden de aşırdığı bir takım süslemeler le öykü daha bir keyifli hale gelecektir. Kitabın vadettiği fantastik doku işte burada başlıyor. Tutunamayanlar‘a çakılan okkalı bir selam, internet fenomenlerine satır aralarında göndermeler, “aslında sebebi buydu” tipi son dakika çözümleri derken kitabın son 15-20 sayfası gelip çatıyor. Bu anlattığım ikinci bölümde Yücel, kesinlikle ilham perisini bulmuş, öpmüş ve hatta kitabında da artık bahsetmeyi bırakıp rahat bir nefes aldırdığı gibi “spor bile yapmış” olabilir. Akış olağanüstü. İşte o son 15-20 sayfayı okuduktan sonra bendeki hayal kırıklığı ise görülmeye değerdi. Aklımda uyanan fikir oldu. Yayıncısı, Yücel’i sıkıştırdı ve kitabı yetiştirmesini söyledi. O da olabilecek en basit ve yakışmayacak şekilde bunu yaptı. Üzdü, hem de çok üzdü. Halil Abi’ye yazdım. Buraya yazdığımı ona da yazdım. Güldü ve “ben de aynen bu şekilde düşündüm” dedi. Buna rağmen yine de Varolmayanlar, okunması gereken bir kitap. Doğu Yücel’i Blue Jean ve Head Bang dergilerinden okuyanlar için söylüyorum, alıp kütüphanenize ekleyin. Bizden bahsediyor, varolmayanlardan! (Bak, ben de burada kitaptaki gibi yaptım ve finali aceleye getirdim.)

İyi geceler. Çok öptüm.

Bilgisayarım Çöktü

Geçen salı gecesi bilgisayarım durup dururken çöktü. Yani bunca yıldır bilgisayar kullanırım hani, ya bir hata çıkar, ya bir tutarsızlık olurdu ya da artık iyice eskidiği için oturur format atardım bilgisayara. Ama bu sefer Photoshop‘tan bir çıktı alacakken, durup duruken bilgisayar çaat diye kapandı. Çaat diye diyorum, çünkü gerçekten o çat sesini de duydum. Lan n’oldu sana, oğlum aç gözlerini, dediysem de bana mısın demedi ve açılmadı. Neden sonra kasayı açıp bir iki kablo kurcalayınca hatanın muhtemelen bizim elektrik şebekesindeki bir dalgalanmadan kaynaklandığı kanısına vardım. PC açıldı ancak Windows‘un başlangıç dosyaları hasar gördüğü için bir türlü başlatılamadı. Oturum Başlatma Onarıcısı‘da onaramayınca o acı gerçekle yüzleştim; Format atmam gerekiyordu ve tamamen yedeksiz, hazırlıksızdım.

Gitti tüm ayarlarım diye üzülürken bir son dakika aydınlanması yaşayıp Windows’u, torrentlerimi indirdiğim 250 GB‘lık sata diske kurmaya karar verdim. Böylece eski Windows’un kurulu olduğu 160 GB‘lık ide diskteki ayarlarım kalacaktı. Bu arada ayıptır söylemesi bilgisayarımda ikisi sata biri ide olmak üzere üç farklı harddisk bulunuyor, harici diskimle beraber bana toplamda 2.5 TB‘lık bir depolama alanı sunuyorlar.

Neyse, format atıp yeni Windows başladığında beni bir şok bekliyordu: eski Windows’un kurulu olduğu disk çalışmıyordu… Bu sorunu da bi girip duş alıp sakinledikten sonra aklıma gelen bir yöntemle çözdüm. Diski harici aparatla laptopa bağladım ve mantıksal sürücü ayarlarını değiştirdim. Bunu nasıl yaptığımı söylemiyorum, çünkü deneyimler en değerli şeylerdir. Neyse, bu işlemden sonra yeniden bilgisayara bağladığım disk çatır çatır çalışmaya başladı. Alacağımı alıp 160 GB’lık harddiskin tamamına normal biçimlendirme yapıp elimdeki en eski harddisk olduğu için torrent harddiski olarak kullanmaya karar verdim.

Windows’ta ilk yüklediğim şey Adobe‘un Master’s Collection ve Microsoft Office oldu. Boyutu büyük olan programları öncelikle aradan çıkarıp hemen işin başında bir harddisk birleştirme yaptım. Bu işlemden sonra diğer ıvır zıvırı kurmaya başladım. İşin en güzel yanı da Mozilla‘nın eski ayarlarını aldığım için format atmadan önceki tarayıcımın tıpa tıp karşıma gelmesi oldu. Herhalde 3-4 yıldır aynı görüntü ve kısayollarla kullanıyorumdur Firefox‘u. Yazıcı ve tarayıcıları yükleyip tanıttıktan sonra sıra midi klavye için Cubase ve VST kurmaya gelmişti. Bunu da zamanında Kerem‘le hazırladığımız klavuzu takip ederek kolayca hallettim.

Nihayet Piriform programlarını da kurup formatlama sonrası işlemlerimi hallettim. Dün akşam bilgisayarım eski haline geldi. İnşallah’ı maşallahı nazar boncuğunu eksik etmiyorum ki çökmesin yine salakça bir zamanda diye.

Format atacaklara ufak tavsiyelerim olacak:

  • Program Files klasörünün bir ekran görüntüsünü alın ki önceden kullandığınız programların neler olduğunu hatırlayın.
  • Boyut olarak büyük programları önce yükleyin, büyük programlar bittikten sonra bir harddisk birleştirme yapın.
  • Crackli kullandığınız programların crackleri hali hazırda sisteminizde mevcut olduğundan program klasörlerinden onları da yedekleyin.
  • Photoshop çok kullanıyorsanız Photoshop klasörünün altındaki Plugins ve Presets klasörünü yedekleyin.
  • Windows’un fontlarını yedekleyin, eğer fontlarla çalışıyorsanız.
  • Ben Firefox kullanıyorum, kişisel ayarlarınız Kullanıcılar klasörü altındaki oturum adınızı alan klasörün içinde bir yerde saklanır. Google’dan tam adresi bulup bu klasörü yedeklerseniz formattan sonra aynı yere kopyalayıp ayarlarınıza ulaşabilirsiniz.
  • Yapacağınız işleri bir listeye yazın, yükleyeceğiniz programları yazın. Bunları bir kontrol listesi eşliğinde yükleyin.
  • Eğer işletim sistemi değiştirecekseniz driver’larınızın, programlarınızın yeni işletim sistemine ve sürümüne (32 bit, 64 bit) uyumlu olup olmadığını kontrol edin. Benim gibi 64 bit Windows kurup 32 bit Autocad yüklemeye çalışmayın.