Tag Archives: Air Pollution Control

Temel İşlemler’le Hava Kirliliği Kontrol’den Geçen Adam!

Geçen sene şu yazıyı gözlerim dolu dolu yazdığımı anımsıyorum sevgili okur. Kolay değil iki dersten kalmışım, günüm kötü geçmiş falan vay be ne günmüş öyle 🙂

Bu sene ise kardeşin geçen sene kaldığı o Temel İşlemler ile Akışkanlar Mekaniği dersinden geçmenin; hatta aldığı tüm derslerden geçmenin mutluluğunu yaşıyor sevgili okur!

Finallerin ilki 12 Ocak çarşamba günü olan Katı Atık sınavıydı. Bu sınav çok parlak geçmemişti. Çünkü sorulardan birisini tamamen bodozlama çözmüştüm. Sonuçta 43 almışım. Bu senenin en uğraştıran derslerinden birisiydi Katı Atık dersi. Biz de bunun bilincinde olarak bu ders için hazırladığımız projeye çok emek verdik. Sonuçta sunumlarımızdan ve proje notumuzdan iyi harfler alınca bu dersim BC düştü ve beni sevince boğdu. Ölüyordum az kalsın.

Katı atık sınavının ertesi günü bölümün en mübarek derslerinden ve geçen seneden belalım Temel İşlemler 1 sınavı vardı. Sınavdan adeta ağlamaklı çıktım sevgili okur. Bu seneki bu soru kitapçığı sistemini hiç beğenmedim kendi adıma. Neyse, sağolsun biraz Zehra Hoca ile konuşunca içim ferahladı. Sonra oturup adam akıllı bir hesap yapınca ödev notu sayesinde geçebileceğimi farkettim. Final sınavından 33 alıp, ödevden de 90 alınca tertemiz geçtim. Üstelik CC ile! En son öğrendiğim not da bu oldu zaten.

Final ayının ilk haftasının son sınavı cuma günü yapılan Küçük Ölçekli Atıksu Arıtım Sistemleri dersinin ki oldu. Bu finalim iyi geçti diyordum ki önce 45 aldığımı öğrendim. Sonra sınav kağıdımıza baktığımızda yazımızın çirkinliğinden ve karmaşıklığından hocamızın okuyamadığı bazı yerler olduğunu anladık. Alper sağolsun hocamıza anlatınca 55’e yükseldi notumuz. Bu seçmeli dersi de ayıptır söylemesi AB ile geçmiş oldum.

İkinci haftaya Akışkanlar Mekaniği ile başlamıştık. Geçen seneden bu derse çok öfkeliydim. O yüzden sabah sınava giderken katanamı, vakizaşimi, kalkanımı, zırhımı kuşandım; yedek kalemimi, 0.5 magnum ucumu aldım; hesap makinemin de pillerini kontrol edip yanıma aldım. Özgül Hoca, bir ramazan oruç tutmakla kazanacağı sevaptan daha fazlasını finali nispeten kolay sorarak kazanmış oldu sevgili okur. Bu dersi de geçen sene FF ile kaldığımı düşünürsek BB gibi mükemmel bir harfle başımdan savdım.

Bir sonraki sınavım da bir diğer proje dersi olan Su Arıtım Projesi sınavıydı. Final haftası boyunca, bu dersin raporunu hazırladığım son gece sövdüğüm kadar hiçbir gece sövmedim. Grup çalışması olayı bu sene yedi bitirdi beni. Neyse yine de hakkımı helal ediyorum herkese, siz de bana edin lan! Raporu hazırlayıp sınava girdim. Sınavda Yusuf Hoca yine çoğumuzu tek eliyle tuş etti 🙂 Şaka bir yana afalladım soruları ilk gördüğümde. Sonra işte biraz biraz yazdım falan. Özellikle bir soruyu tamamen geçmişe dayalı olarak “zor durumlardaki berberlik yeteneğimle” yaptım. Meğer bu soruyu doğru yapmışım! Bu güzide dersten de ayıptır gene söylemesi BA aldım lan. Yaptım bunu 😀

İkinci haftanın son sınavı işte bu dönemin bizi en çok korkutan, geceleri rüyamızda bir dersten bir sene uzadığını gösteren; Noel De Nevers ismine topluca lanetler ettiren dersi Air Pollution Control dersinin sınavıydı. Dönem başında adeta kendimi parçalamama, duvardan duvara vurup sakatlanma riskini göze almama rağmen sınıfın ortak kararla Poster hazırlamak yerine quizlere girmeyi seçmesi sonucu %20’lik bir kısmı kafadan sakata gelmişti dersin. Zira ders çok zordu bana göre. Kitap da çok kötüydü. Halbuki geçen seneki Air Pollution kitabı çok iyiydi. Neyse işte sevgili okur, anladığın üzere sınıfça çok korkuyorduk bu dersten. Finale de bu stres ve korku ile girince elimiz ayağımıza dolaştı. Allahtan yönetmelikle ilgili bir soru vardı da oradan yapıp biraz da olsa cesaretlendim. Ama sonuç olarak finalim çok kötü geçmişti. Ancak notlar açıklanıp hocalar tarafından kalibrasyonunun epey hatta “epey” yapıldığı her halinden belli olan quiz ortalamalarını görünce sevinçten gözlerim yaşardı sevgili okur. Yanımda mendil olmadığı için o yaşları geçen sene 19.90 TL’ye aldığım gömleğimin koluna sildim. Aynısından bir tane daha bulayım o gömleğin yine alacağım. Neyse, dualarla, mevlütlerle girdiğimiz finalden 44 almışım ve dersi de DC ile geçmişim.

Finallerin son haftasının ilk sınavı Çevre Modelleme sınavıydı. Bir önceki hafta cuma gününe bu dersin bir ödevi vardı. Onu yaptık Eren‘le. Ama sevgili okur hakikaten çok içime sindi lan verirken. Cidden baya güzel yaptık ödevi. Eren, Oğuz ve Alper’e selamlar yeniden 🙂 Neyse sınav günü kantinde oturup Turgut, Alper, Emre, Cem ve Ersil‘le çılgınlar gibi çalıştık. Kâh güldük, kâh ağladık. Finale girdik. Dersten geçmemi garantileyecek kadar soru yaptığıma emin olduktan sonra içime yayılan o güven duygusuyla biraz daha saçmalayıp kağıda çıktım sınavdan sevgili okur. Bu dersi de CB ile ile geçtiğimi öğrendiğimde Karışık Sarı Meyveli meyva suyu içiyordum. Tadı çok iyi, kesin deneyin!

Finallerin son sınavı Mine Hoca‘mızın Wastewater Engineering dersi sınavıydı. Korkarak girdik bu sınava da. Zira bilmemiz gereken çok şey vardı. Ama biz bilmiyorduk. En azından yeteri kadar bilemiyorduk. Sınavda da öyle oldu. Boşluk doldurmalarımız dolamadı, tanımlamalarımız tanımlanamadı. Allahtan sayısal soruları yapabilmişim. Onların da bir tanesini tamamen düz mantıkla ve dört işlem yaparak çözmüştüm. Sınavdan çıkınca kesin yanlıştır diye düşünüyordum. Bu dersimi de CC ile geçmişim.

Herkes için finallerin bittiği çarşamba günü geriye Alper, ben, Oğuz ve Murat kalmıştık Eskişehir’de. Çünkü biz tezimizi Serdar Hoca‘dan almıştık ve tez ara sunumu yapacaktık. Alper’le salı gecesi çılgınlar gibi hazırlandık. Çünkü jürimiz de Erdem Hoca‘mız ve Mine Hoca’mız vardı. Bu hocalarımızın artık 4 yıl sonunda öğrenmiştik nelere dikkat ettiklerini falan. Ona göre hazırlandık. Ertesi gün gittik sabah çok erken. Daha önceden bana uğurlu gelen bir yüz gördüm giderken okula. Okulda saat 09.15’te başlayıp yaptık sunumumuzu. Sağolsun hocalarımız da eksiğimizi gediğimizi söylediler. Fikirler verdiler. Ve sonuç olarak sunumuzu beğendiklerini söylediler. Bitirme tezinin ilk kısmı olan ÇEV 449 dersinden de AA‘yı almış olduk Alper’le böylece. Sunumdan sonra Serdar Hoca’nın hesabıyla Çin’den bana bi IDE to SATA Converter aldık 6 liraya. Bakalım artık ne zamana gelir.

Şimdi sevgili okur, bu blogda böyle bir yazıyı ilk defa okuyor; ulan bu mesut’ta buraya notlarını yazıyor, artislik yapıyor diyebilirsin. Deme sakın! Zira bu artık bu blogun bir geleneği haline gelmiştir. Geçmişe doğru tararsan yalan söylemediğimi görürsün. Aynen!

Beş Çember Kitabı

Kapağı kendim yaptım

Dünya’nın yaşamış en büyük kılıç üstatlarından birisi Miyamoto Musashi tarafından 1645’de ölümüne birkaç ay kala yazılan bir kitap bu. Üstat, hayatında yaptığı hiç bir düelloda yenilmemiş. Ömrünün son anlarında da bir dağa inzivaya çekilmiş ve bildiklerini bu kitaba aktarmış. (Bu senaryo nasılda tanıdık geliyor lan bana!) Bu sayede de efsane olmuş. Bugün halen daha geleneklerine bağlı japon iş adamları tarafından bir cep kitabı tadında taşınıyor, okunuyor ve kılavuz olarak kullanılıyormuş. (Volkan gibi konuştum burada.)

ToprakKitaba ısınmanız için bir diğer sebepte Musashi’nin kitabını bölümler halinde yazması ve bu bölümlere de Toprak, Su, Ateş, Rüzgar ve Boşluk olarak isimler vermesi bence. Dikkatli okuyucuya bu saydıklarım “Avatar: The Last Airbender” den tanıdık gelecektir. Yalnız animesinden bahsediyorum ucube filminden değil. Şunu artık kafamda yavaş yavaş oturtmaya başlıyorum ki sevgili okur, bu uzakdoğu felsefeleri, yani dinsel ve düşünsel bazda olanların tümü okunmaya, incelenmeye değer şeyler. Pek çoğu da taban tabana aynı şeyler. Örneğin bu elementel dağılım (ateş, su, toprak, tahta gibi) pek çoğunda ortak bir olgu.

Neyse kitaba dönecek olursak, 50 sayfalık bir kitapçık demek daha doğru olur. Yüzlerce yıl önce yazıldığından kelli, artık dağıtımı serbest internette. Bende bulduğum en güzel hazırlanmış pdf’yi bugün gittim Alf Kırtasiye‘de bastırdım. Bunu artık hep yapmaya başladım. Çünkü maliyeti çok uygun oluyor. Şu finaller bitsin, bi oturup okuyacağım bakalım. Gerçi şimdiden ufak ufak başladım bugün otobüste. Lan bu arada şuna karar verdim sevgili okur, otobüste ve minibüsteki vakitlerimi bundan sonra kitap okuyarak geçireceğim. İkinci dönem başlıyorum bak bu olaya. Hatta bunları da blogda yayınlayacağım. Blog demişken eski okur hatırlayacaktır eskiden benim blogda bir köşe vardı: “Küfür ettim çünkü” diye. O köşeyi yeniden açayım diyorum.

Ama bunların hepsi ne zaman? Finallerden sonra.

Bu arada iyi geçti dediğim Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri dersi finalinden 45; Air Pollution Control dersi 2. vizesinden de 29 almışım sevgili okur. İnanılmaz bozuldum ama belli etmedim. Neyse onu bi cuma günü hocaya gidip konuşayım, kağıdıma falan bakayım.

Blogdaki Aksamalar

Farkettim ki 11 gündür tek kelime yazmamışım sevgili okur. Kendime lanet ettim valla. Ama bir yandan da hak verdim kendime. Neden? Çünkü yoğunuz sevgili okur. Çok yoğun hem de. Geçen sene ortalıkta ağlardık “çok zor, çok yoğun” diye. Bu seneyi görünce anladım lan gerçeği…

II. vizeler geçti gitti sevgili okur. Ayrı bir başlık açmadım. Buradan yazayım hepsini. Toplamda 8 sınavım vardı. Pazar gecesi ders çalışırken babam rahatsızlandı, gece acile gittik apar topar. Gece yarısına kadar acilde kaldım babamın yanında. Öyle olduğundan ertesi günkü sınavlara psikolojik olarak etkilenerek girdim. Pazartesi günü Akışkanlar Mekaniği sınavı vardı. Çok kötü geçtiğini düşünüyordum ki 55 aldığımı öğrenip çıldırdım sevinçten. Belki de bu çılgınlıktan unuttum buraya yazmayı. Neyse, aynı gün Environmental Modelling sınavı fena değildi diyebilirim. Eğer yaptıklarım doğruysa 50 falan alabilirim. Daha üstü de olabilir ya hadi bakalım. Salı günü girdiğim Wastewater Engineering sınavı çok kötü geçmesine rağmen sınav haftasının beni en mutlu eden sınavı oldu. Hocamın sorduğu bir soruya ben başka bir yöntemle cevap verdim. Sağolsun o da cevabımı izah edince kendisine, puan verdi yazdığıma. Bu sınavdan da 40 aldım. Yalnız hocanın dediğine göre ortalama daha önce hiç bu kadar kötü olmamış. Neyse. Salı akşamı babam ameliyat oldu. Sorun safra kesesiymiş. Ödem oluşmuş meğer. Doktor, komple aldı safra kesesini. Şimdi iyi şükür ki. İşte bu ameliyat olayının sıkıntısı falan, o şekilde girdim çarşamba günkü Katı Atık ve Su Arıtım Projesi sınavlarına. Haliyle pek parlak geçmedi diyebilirim. Katı atıktan özellikle bir soruma hocanın vereceği puanı merak ediyorum. Su Arıtımı’ndan da ortalama falan alabilirim.

Yeni paragrafa başlayayım. Zira perşembe günü girdiğim Unit Operations and Processes sınavı buna değerdi. Ciddi anlamda saçmaladım bu sınavda. Hayatımda sayılıdır benim sınavda elimin ayağıma dolaşması. Aha bu sınavda bunu gördü kardeşin sevgili okur. Bildiğin yamuldum, ağlamaklı oldum sınavda. Çok kötü geçti. Bildiğim halde yapamadım soruları. Anlatamıyorum işte anla. Vizelerin son günü bu moral bozukluğu ile girdim. Sabah ilk sınav Küçük Ölçekli Atıksu Arıtım Tesisleri isimli seçmeli dersin sınavıydı. Yusuf Hoca‘nın verdiği bu dersi herkese tavsiye ederim. Sevdiğimiz bir ders yani. Sınavı da iyi geçti zaten. Hayatımda ikinci ya da üçüncü defa sınıfta çancı oldum 88 aldım. Vizelerin son sınavı Air Pollution Control dersinini sınavıydı. İlk vizesinden toplu bir hezimet aldığımız bu dersin vizesine Turgut’la birlikte çılgınlar gibi çalıştık. Ama yine olmadı sevgili okur. Yine olmadı. Anladım ki çevre mühendisliğinin hava kısmına kafam pek basmıyor.

Böylece vize haftası bitti sevgili okur. İşte bu tüm bu sınavların yükünün üzerine bir de Sercanların evi taşıdık hafta sonu. Bu aralar çok zor durumdalar valla ekonomik olarak. Bu Erasmuslu şerefsizler bunların hayatını kararttı. Okuldaki Erasmus ofisi de bu konuda hiç bir şey yapmıyor. Eğer evine erasmuslu almayı düşünüyorsan aman diyim sevgili okur. Bir kere daha düşün.