Tag Archives: akvaryum

Akvaryum: Doğum, Yeni Düzen ve Sonrası

Aylardır akvaryumla ilgili yazmadığımı fark ettim. Yıllar önce iki Japon balığıyla başlayan macera çeşitlenerek, gelişerek devam ediyor. En son şu yazımda akvaryumda meydana gelen felaketten, mantar hastalığından bahsetmiştim. O zaman iki Japonumu birden kaybedince bir süreliğine akvaryuma Japon almamaya karar verdim.

akvy04

Büyük akvaryum

Büyük akvaryumda Japon balıklarımı yok eden mantar hastalığından sonra, aynı akvaryumdaki köpek balığının da üzerinde mantar lekeleri çıktı. Ancak bu sefer mantar ilacının dozunu ve sıklığını arttırıp kullandım. Suyu da sürekli tazeledim. Bir süre sonra balığın üzerindeki lekeler yok oldu, çok şükür balık iyileşti. Bunun üzerine küçük akvaryumdaki lepistes ve zebraları büyük akvaryuma aktardım. Ayrıca bir de damızlık lepistes alıp geldim. Eve gelip poşete baktığımda iki tane yavru olduğunu fark ettim. Yolda doğurmaya başlamış bile.

balikdogum

Bizzat çektiğim doğum anı

Bunun üzerine hemen yavruluğu ayarlayıp anneyi içerisine bıraktım. O gece misafirlerimiz de vardı ve evde büyük bir neşe oldu bu doğum olayı. Kameraya almayı da başardık üstelik 🙂 Yaklaşık 20-25 tane yavru doğdu. Bu esnada dikkatli olmak gerekiyor çünkü doğum anında anne, kendini kaybedip yavruları yemeye başlıyor. O yüzden yavruluğun başında bekleyip doğan her yavruyu anneden ayırdık bir perdeyle. Böylece yaklaşık üç dört saat sonra artık yavru doğmayacağından emin olduktan sonra anneyi akvaryuma geri bırakıp yavruları yavrulukta bıraktık.

Lepistes yavruları yavrulukta hayatlarına devam ederken, diğer balıklar da aynı akvaryumun içerisinde yaşamaya devam ediyorlardı. Yaklaşık 20 gün sonra küçük akvaryumu tamamen yavrular için düzenledim. Düşük kapasiteli bir iç motor, dipte kum, akıntıdan korunmaları için birkaç engel yerleştirdim. Balıklar burada yaşamaya alıştılar. Şu anda yaklaşık 10 tane ergen lepistesim var.

akvy01

Doğumdan dakikalar sonra

Diğer balıklar büyük akvaryumda yaşamaya devam ediyorlar. Geçen gün albino bir vatozum öldü. Galiba akvaryumun içi çok temiz olduğu için öldü hayvan 🙂 Vatoz yemi alacağım bundan sonra. Ergen lepistesler biraz daha büyüdükten sonra hepsini büyük akvaryumda toparlayıp küçük akvaryumda yeniden Japon balığına başlayabilirim.

akvy02

Şu anda elimde sırasıyla hem mantar ilacı, hem dezenfektan, hem de su düzenleyici var. Bunlardan özellikle şu büyük şişede olan su düzenleyiciyi kullanmanızı tavsiye ederim. Dezenfektanı, akvaryumun iç kısmında temizlik yaptıktan sonra kullanıyorum. Mantar ilacını ise malum hastalık zamanı kullanmıştım.

akvy03

Küçük akvaryum

Böylece iki farklı akvaryumda devam ediyorum şimdilik. Şu an için büyütmeye niyetim de pek yok açıkçası. Ancak Japon balığına başlayıp başlamama konusunda kararsızım biraz. Belki lepistesler gibi zebralardan da yavru alırsam bir süre daha Japon planını erteleyebilirim.

Tatil Sonrası, Discogs, Planlar

Geride bıraktığımız bayram tatili, son yılların en verimli tatillerinden bir tanesi oldu hiç şüphesiz. Uzun süredir yapmayı planladığım şeyleri yaptım. Ancak akvaryumda meydana gelen beklenmedik gelişme hem zaman kaybına yol açtı, hem de biraz moralimi bozdu.

Bir süredir odamda devam eden bir karışıklık ve kalabalık mevcuttu. Raflara sığmayan kitaplar ve CD’lerden dolayı ortalık epey karışmıştı. Ayrıca yıllardır kullandığım masa da artık ihtiyacımı görmekten çok elime ayağıma dolaşır hale dönüşmüştü. Bunun üzerine kendime şok bir indirim denk getirerek bir bilgisayar masası ve ona bitişik halde satılan bir kitaplık aldım. Çok işlevsel olan kitaplığın yanı sıra, öncekine göre neredeyse iki katı genişliğinde bir masa yüzeyine ve ıvır zıvırı ortadan kolaylıkla kaybetmeye yarayan bir çekmeceye kavuştum. Elbette her güzel şey gibi bu mobilyanın da bir kusuru vardı. Satış sitesinde kitaplık kısmının hem sağa hem de sola monte edilebileceği yazıyordu. Ancak mobilyayı kurunca gördüm ki kitaplık kısmını sadece sol tarafa monte edebiliyordunuz. Aksi halde mobilyanın kaplanmamış, suntaları gözüken kısmına bakmak zorunda kalıyordunuz. Ben bunu göze aldım ve kitaplığı sağ tarafa monte ettim. Üzeri kaplanmadığı için suntası gözüken kısımları ise beyaz renk mobilya kenar bandı alıp ütüyle yapıştırarak hallettim 🙂 Şimdilik ortalık toplandı, CD’ler, kitaplar ve günlük kullandığım çevre donanımları toparlanmış oldu.

masaustu

Şimdilik son durum bu şekilde oldu

discogslogoŞüphesiz tatilin en güzel kısımlarında biri de müzik CD’lerimi arşivleyip, orijinal baskıları discogs.com hesabıma eklemek oldu. CDr olarak bilinen yani grupların kendi imkanlarıyla çoğalttıkları, fabrikasyon üretim olmayan ve çoğu underground albümler olan CD’leri ise not aldım. Bunlar barkodsuz olduğu için sisteme elle eklemek gerekiyor. Yeri gelmişken discogs mobil uygulamasının müthiş bir kolaylığından bahsetmek istiyorum: Barcode Scanner.

Discogs mobil uygulamasında,”barcode scanner” özelliği sayesinde elinizdeki albümün sadece barkodunu kamerayla taratarak discogs hesabınıza ekleyebilirsiniz. Bu size zamandan inanılmaz tasarruf ettiriyor. Mesela aynı şeyi kitaplarım için yapmayı denediğimde, Goodreads mobil uygulamasının çok daha hantal olduğunu gördüm. Discogs’un mobil uygulamasından bu işi nasıl yapacağınıza dair ekran görüntülerini aşağıya bırakıyorum.

discogs

Açıköğretim Fakültesi‘nde okuduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü‘nü nihayet bitirdim. Çok büyük ihtimalle, yarın açıklanacak final sınavı notlarından sonra, mezun olacağım. Bu hafta Perşembe günü mezuniyet töreni var. Bu programdan mezuniyetimle ilgili her şeyi hafta sonu blogda anlatacağım. Güzel bir macera oldu benim için.

Kendi bölümümde devam eden doktora eğitimim için de, bu dönem “Doktora Tez Önerisi Savunması” denilen bir prosedür vardı. Onu da hallettim sayılır. Çok büyük ihtimalle bu hafta onun notunu da alıp dönemi kapatacağım.

hpbox

Yaz için bir birinden farklı tasarım projelerim var. Özellikle yeni bir tür CD kartoneti fikri üzerinde uğraşıyorum. Bir de aylardır orijinallerini aradığım bir Harry Potter Box işi var. Ama en önemlisi, Can Yayınları‘ndan çıkan cep kitaplarının aynısını evde yapmayı denemek olacak. Bunun için gerekli olan tüm malzemeyi temin ettim. Deneme amaçlı bir kitap basacağım. Umarım yamulmam.

bigbang.jpgSon olarak tam 12 yıldır, bıkmadan, sıkılmadan ve açık ara kahkahalarla izlediğim tek dizi olan (Supernatural daha eski ama onda kahkaha atmıyorum) The Big Bang Theory bitti. Evet bitti. Yerini ne doldurur bilmiyorum. Belki Young Sheldon isimli dizi. Ama sanmıyorum. The Big Bang Theory, ilk sezonundan son sezonuna üzmeyen, sıkmayan tek diziydi. Henüz izlemediğim HBO yapımı Chernobyl‘i ve Netflix yapımı Dark‘ın ikinci sezonunu merakla bekliyorum. Belki onlar biraz…

Akvaryumda Korkunç Gelişme: Mantar Hastalığı

Nasıl oldu, nereden bulaştı bilmiyorum. Çok büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı içerisindeyim şu anda. Yıllar önce Japon Balığı beslemeye başlarken epey bir araştırma yapmış, forumlarda gezmiş, hatta kendime kitap bile almıştım. Bu sayede yıllardır, pek çok balığımı çok uzun periyotlarla yaşatmayı başarabildim. Ancak şu bayram haftasında başıma gelen olaydan sonra yıllardır ilk defa akvaryumda hiç japon balığım kalmadı.

Gülizar isminde, müthiş allı pullu bir Japon balığım vardı. Her gören ne kadar büyük ve güzel olduğundan bahsediyordu. Ben de çok seviyordum. Kuyruğu acayip uzundu ve salına salına geziyordu hep. Bayram tatilinin başladığı gün balığın kuyruğunda sanki kum tanesi gibi birkaç küçük nokta gördüm.

akv_05

Burada kuyruk kısmında görülen toz benzeri noktalar hastalığın belirtisi

Aynı noktalar diğer kırmızı başlı küçük japon balığında da vardı. Böyle olunca bir problem olduğunu anladım. Hemen fotoğrafını çektim. Sürekli görüştüğüm akvaryumcuya uğrayıp durumu anlattım. Kötü haber: mantar hastalığı bulaşmış akvaryuma. Nerede nasıl bulaşmıştı? Ufak bir fikrim bile yoktu. Çünkü ben başka bir akvaryumdan balık ya da su almıyordum. Sürekli aynı akvaryumcudan balık alıyordum. Başka bir yem ya da kimyasal da kullanmamıştım. Bu durumda geriye tek bir mantıklı ve bilimsel gerçek kalıyordu: Nazar değmişti.

akv_03Evet, Gülizar’a ve diğer japoncuğa nazar değmişti. Yoksa bu mantarın herhangi bir ortamdan akvaryuma bulaşması mümkün değildi. Balıklarda görülen deri hastalıkları için satılan bir ilaç var. Ondan aldım. Bu ilacın uygulanması şu şekilde oluyor: Uygulamanın ilk günü, akvaryumdaki her 20 litre su için 1 ml (ya da 10 damla) ilaç ekliyorsunuz. Hastalıklı hayvanlar içerisinde bekliyor. İkinci gün herhangi bir ilaç dökmeden, üçüncü gün yine ilk günkü gibi, aynı miktarda ilacı suya ekliyorsunuz. Eğer içerisinde aktif karbon olan bir dış filtre kullanıyorsanız da filtredeki aktif karbon yatağını çıkarmak gerekiyor.

Aynı şekilde uyguladım ben de. İçerisinde eklediğimiz ilaç suyu sapsarı bir hale getiriyor. Akvaryumcu bana hasta balıkları ayırıp 15-20 dakika ayrı bir kabın içerisinde ilaçla bekletmemi söyledi. Ben de ilk gün bu şekilde yaptım. İkinci gün hiç bir şey eklemedim. Üçüncü gün bu sefer akvaryumun tamamına ilacı döktüm. Ancak muhtemelen ya hastalık çok ilerledi ya da uygulamanın ilk günü yanlış yaptım. Çünkü

akv_04

Balıkların kuyrukları tamamen lime lime oluyor ve ölüyorlar

Japonların balıkların kuyrukları lime lime oldu ve hayvanlar telef oldu. İşin kötü yanı, bir süre önce yavruluk içerisinde bir de lepistes eklemiştim akvaryuma. O da gitti. Üzerinde aynı mantar lekeleri olmasına rağmen geriye bir tek köpekbalığı kaldı. Ya tedavi işe yaradı ya da cidden hayvan çok dirençli.

 

Tecrübe oluyor tabi tüm bu durumlar. Şimdiki aklım olsa hasta olduklarını fark ettiğim anda o iki Japon balığını ayırıp ilaç tedavisini sadece bu ikisine, ayrı bir kapta yapardım. İlaçla temas süresini arttır, ardından sularını hep yenilerdim.

Bu seri ölümlerden sonra, akvaryumun dibindeki malzemeyi tamamen süpürdüm. Suyunu büyük oranda değiştirdim. Deri ilacını düşük derişimde, ancak her gün veriyorum. Köpekbalığını kurtarmak niyetindeyim. Şu anda da canavar gibi duruyor. Umarım kurtulacak.

akv_02

Şu anda akvaryumun dibindeki kum sıyrılmış durumda. Köpek balığı da üzerinde lekeler olmasına rağmen dipdiri duruyor. Umarım iyileşir.

Eğer köpek balığının kurtulduğu kesinleşirse, akvaryumu ve dış filtreyi tamamen boşaltıp temizledikten sonra balık türlerinde küçük değişiklikler yapacağım. Hastalık sonrasında yapılacak temizliğin de çok titizlikle yapılması şart. Bunu da muhakkak buradan yazarım. Başka felaketler yaşamamak ümidiyle, hepinize sağlıklı akvaryumlar diliyorum.

akv_01

İstenen görüntü: Halen küçük akvaryumda misafir olan Zebralar ve Molly’ler 

Köpek Balığı – Gillette Blue 3 – Yusuf Atılgan

Merhaba sevgili okur. Bu yazıda, birbirinden alakasız üç farklı gelişmeden bahsedeceğim. Yıllar önce bu şekilde çoklu yazıları daha sık yazardım. Kendime bir zaman boşluğu uydurdum ve eski günleri hatırlatan bir şarkı eşliğinde yazmaya koyuldum.

Köpek Balığım Öldü

kopekbaligiAkvaryumun en hızlı ve agresif sakinleri olan köpek balıklarımızdan bir tanesinin garip hareketlerini önceki akşam fark ettim. Küçük balık, tamamen yüzeyde yüzüyordu. Hatta buna yüzmek de denilemezdi. Kendini tamamen bırakmıştı suyun akışına. Birkaç ay önce ölen Japon balığım İmpuru, ölümünden önce aylarca bir ters bir düz yüzmüştü. Neler olduğunu anlamaya çalışırken tecrübeli akvaryumcum bana balığın şoklandığını söylemişti. Ve ne yazık ki şoka giren bir balığı düzeltmenin de bir yolu yokmuş. Balığın bir kere denge mekanizması bozulunca en nihayetinde hayatını kaybediyormuş.

Köpek balıklarımızı, Utku ve Hazal‘la birlikte almıştık. Dolayısıyla ikisinin adlarını vermiştik balıklara. Ancak çok benzediklerinden hangisi hangisiydi bilemiyorduk. Bir süre sonra bir tanesi giderek gelişmeye ve küçük boyutlu bir shark‘a dönüşmeye başladı. Okumaya devam et

Akvaryumda Neler Oluyor?

akvary00

akvary04

Sunsun HW-602B

En son şu yazımda, zavallı Japonum, biricik İmpuru‘mun ölüm haberini vermiştim sevgili okur. İmpuru’nun ölümü, akvaryumla ilgili bir takım değişiklikler yaparak, kullandığım sistemlerde değişiklik yapma ihtiyacını doğurdu. Şansıma, Gökhan isminde bir arkadaşla tanıştım ve uzun süredir almayı istediğim dış filtre hakkında epey bilgi sahibi oldum sayesinde. Böylece aylar aylar önce Serdar Hoca‘mın tavsiye ettiği dış filtre sistemine nihayet geçiş yapabildim.

 

Sunsun HW-602B marka ve modelli ürün orta boyutlu akvaryumlar için çok ideal bir dış filtre. İnanılmaz sessiz çalışıyor. Eski sistemimde büyük bir iç filtre kullanıyordum. Özellikle misafir geldiği zamanlarda, motor gürültüsüne aşina olmadıkları için inanılmaz rahatsız oluyorlardı. Film vs. izlerken ne yalan söyleyeyim, ben de rahatsız oluyordum.  Okumaya devam et

Bir Japon’un Vedası: İmpuru Öldü

Ne güzel, sana yepyeni Bloodbath plağımı anlatacaktım sevgili okur ballandıra ballandıra. Ama olmadı. Dün gece giderek hareketsizleşen canım balığım, biricik Japonum İmpuru, bu sabah öldü. İşte bu yazı, İmpuru için bir saygı duruşu niteliğinde olacak.

japonba01

İlk aldığım günlerde. Sol üstteki balık İmpuru

İmpuru, 2016 yılı Temmuz ayı başından beri evimizin en değerli bireyleri olan iki Japon balığımdan bir tanesi. Diğer balık İsimsiz Kahraman, geçen sürede iyice serpildi ve gelişti. Ancak İmpuru’nun büyüdükçe farkına vardığımız anatomik bir sorunu vardı. Arka yüzgeçlerinden birisi çalışmıyordu. Ancak yine de Kahraman’dan geri kalmıyordu. Bundan üç dört ay kadar önce bir gün İmpuru’nun ters yüzmeye başladığını fark ettim. Bildiğin sırt üstü yüzüyordu hayvan. Küçük bir internet araştırması yaptım ve akvaryum forumlarında, hayvanın yüzeyden yem yerken hava yuttuğunu, bir süre aç kalırsa ve dibe çöken yemle beslenirse düzeleceği yazıyordu. Uyguladım, gerçekten de işe yaradı. İmpuru düzeldi, iyileşti. Ancak son bir aydır yine güçten düşüyor, akvaryumun içerisinde oradan oraya savrulmaya başlıyordu.

Önceki gece artık yalnızca ağzını oynatabiliyordu hayvancık. Ağ kepçenin üzerinde suyun içerisinde kalacak şekilde sabitledim. Son bir defa fotoğrafını çektim. Sabah kalktığımda kımıldamıyordu. Böylece, üç gram ağırlığındaki aile dostumuz, biricik balığımız İmpurumuz, bir buçuk yıl sonra bize veda etti. Tamamı beton ve asfalt olan şehirde, arka bahçemizdeki bir avuç toprağın dibine gömdüm iyice sarıp sarmalayıp.

impuru002

İmpuru, ismini Sivrihisar mitolojisinde yer alan efsanevi bir kahramandan alıyor. Bu hikayeyi bana yıllar önce Mustafa anlatmıştı, çok etkilenmiştim. Evimize gelen tüm dostlarımın çok sevdiği, ilgilendiği ve muhakkak her geldiğinde bir süre oynadığı biricik İmpuru’nun vedası üzerine herkes birkaç kelime etti. Şimdi arkasından söylenenleri naklediyorum:

taziye

Balık, kedi, köpek, kuş fark etmiyor sevgili okur. İnsan bir canlıya anlamlar yükleyip onunla birlikte yaşamaya başlayınca, her kayıp bir yaraya dönüşüyor. Üzülüyor. Bu ancak ve ancak yüreğinizde beslediğiniz sevgiyle orantılı oluyor. Kayıplar oluyor, yaralar kanıyor ancak sevgi hiç azalmıyor. Ahhh…

impuru001

2017 Yılımın Özeti

owl-illustration.jpgDaha başlarken katliama sahne olan, yıl boyunca göz yaşının, ölümlerin, vedaların eksik olmadığı, bir önceki yıldan hiç de arta kalmayan, toplumun artık geri dönülemez şekilde ayarlarının bozulduğu, müzikten başka hiçbir şeyin tat vermediği bir yılı, 2017’yi de geride bıraktık sevgili okur. Bu yıl çok fazla sağlık sorunu ve hastane problemleriyle uğraştım. Yıldım. Ama nihayet bitti ve blogun geleneksel yıl özeti yazısına hoş geldin. Uzun bir yazı olacak ama keyifli bir yazı olması için de elimden geleni yapacağımdan şüphen olmasın.

31 Aralık tarihleri yılın son günü olmasının yanında benim için meslek hayatımın başlangıcının yıl dönümüdür. Bu yıl mesleğimde beşinci yılımı doldurdum. Şüphesiz yılın en önemli olaylarından birisi, uzun süredir beklediğim bir şey gerçekleşti ve Eskişehir’e tayin oldum. Kadere bak ki sevgili okur, Eskişehir’de de tıpkı Bilecik gibi, yılın son iş gününde, 29 Aralık tarihinde iş başı yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle böyle oldu. Zaten bu sağlık sorunları da yılın son iki ayında bize bir türlü huzur vermedi. O açıdan 2017 bir an önce bitmesini istediğimiz bir yıla dönüştü.

Bu yıl, blogta reytingler önceki yıla göre ciddi bir artış gösterdi. Özellikle yeni okurlara teşekkür ederim. Eski okurun ise gönlümde tahtı altındandır! Ancak yazıların en çok geciktiği yıl galiba bu yıldı. Olaylar olup bittikten sonra yazma fırsatı bulabildim çoğunlukla. Bunun bir sebebi malum, yıl boyunca Bilecik’e yaptığım git gel durumu idi. Diğer sebebi de bu yıl kayıt olduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü ile halen devam eden Doktora derslerimdi. Olsun lan, okumak güzel şey.

Evet, haydi bakalım bu yıl blogta neler oldu neler bitti. Aylara göre önemli olaylar nelerdi? Okumaya devam et

Akvaryumun Yeni Sakini: Faty!

faty00

Faty’e merhaba diyin! 

Taa şu yazımda seni Japon balıklarımla tanıştırmıştım sevgili okur. İmpuru ve Kahraman‘la tanışman çok olaylı olmuştu. O temmuz ayı, hayatımın en acayip temmuzu olmuştu.

Aradan geçen sürede, İmpuru ve Kahraman büyüyüp koca birer balık oldular. Bir gün hiç aklımda yokken kendimi akvaryumcuda buldum. Yahu, dedim, biz bile evi büyüttük, 3+1 eve geçtik. Canım balıklarım neden hala küçücük akvaryumda kalsınlar ki? Tuttum bunlara 30 litrelik bir akvaryum aldım. Güzelce ayarladım her bir şeylerini. Pek mutlu oldular. İmpuru’nun bir kuyruğu diğerine göre daha az gelişmişti. Bunu balık büyümeye başladıkça fark ettik. Yavrucuk geniş geniş salınmaya başladı yeni yuvasında.

Şimdi bunlar böyle güzel güzel yüzerken, akvaryum suyunun değiştirme periyodunu biraz daha azaltmaya karar verdim. Önceden iki haftada bir suyu tamamen değiştirip akvaryumu tamamen yıkıyordum. Küçük boyutlu olduğu için kolaylıkla yapabiliyordum. Ancak şimdi akvaryumda bunu yapmak biraz zor. O yüzden her hafta sonu, suyunun bir kısmını değiştiriyorum. Böyle olunca özellikle dip kısımlarda camlarda yosunlanma yapmaya başladı ufak ufak. Bu sorunu fark edince çözüm önerilerini düşünmeye başladım.

faty03

En başından beri gidip geldiğim akvaryumcum bana mıknatıslı bir cam silici ile çöpçü balığı almamı tavsiye etti. Beyaz renkli bir çöpçü balığı (albino) çok dikkatimi çekti ve bunu aldım hemen. Akvaryumdaki yosuncukları yiye yiye şişmanladığı için adını Faty koydum. Aslanım Faty, tüm gün akşama kadar o cam senin bu cam benim yapışık duruyor, nerede bir parça yosun görsün hemen yiyor.

faty02

Japon balıkları, doğaları gereğince çok az türle birlikte aynı akvaryumu paylaşabiliyor. Çöpçüler de bunlardan birisi. İmpuru ve Kahraman’ın temsil ettiği değerlere ancak ve ancak Faty gibi bir aslan eşlik edebilirdi. Siz çok yaşayın canlarım 🙂

faty01

Faty and Impuru on wheels