Tag Archives: Ali Baba ve Yedi Cüceler

2015 Yılımın Özeti

Yılda bir kere yazdığım, blogdaki en uzun soluklu serilerden, aslında yazmayı da çok sevdiğim bir yazıyla daha karşındayım sevgili okur. 2015 yılı bakalım nasıl bir yılmış, neler yapmışım, hep birlikte okuyalım, gülelim, ibret alalım, bir sonraki yıla hedefler koyalım kendimize.

Geçen yıl yazdığım değerlendirme yazısından hatırladım. 2014 yılı askerlik dolayısıyla blogun yerlerde süründüğü bir yılmış. 2015’te bu durumu biraz kırıp, blogu yeniden ayağa kaldırmak için uğraştım durdum. Bu çaba, reyting kasmaktan ziyade içeriği daha kaliteli ve sürekli hale getirmek içindi. Ama iş yoğunluğundan ve başka projelerden dolayı bloga yine hak ettiği önemi veremedim. Ama blogun görsel olarak daha çok zenginleştiğini söyleyebilirim. Bloga yıl içerisinde 136 tane yazı yazmışım. Blogdaki toplam yazısı sayısı ise 1350 civarına ulaşmış. Yüzlerce paragraf, binlerce sözcük, on binlerce harf…

Ocak 2015: Bu ay 9 yazı yazmışım bloga. Bu ay tek gündemimiz hava soğukluğuydu. Dairede işler yılın ilk ayı olmasına rağmen yoğundu.

Şubat 2015: Bu ay tam 17 tane yazı yazmışım ve tüm yıl boyunca en çok yazı yazdığım ay da Şubat olmuş. Okumaya devam et

Ali Baba, AutoCad, Anne Sanatı

alibabaAli Baba ve Yedi Cüceler‘e gittik Alper, Aykutlar ve Utkular‘la sevgili okur. Sonunu bir türlü izlemediğim CM101MMXI Fundamentals hariç, Cem Yılmaz‘ın tüm stand up’larını ve filmlerini, özellikle de filmlerini, sekizer dokuzar puan vererek izledim. Cem Yılmaz’ın yaptığı işleri seviyorum. Sadece kendi yaptığı işleri değil, içinde yer aldığı Yılmaz Erdoğan işlerini (Vizontele ve Organize İşler) ve Ferzan Özpetek işlerini de (Şahane Misafir) seviyorum. Tamam lan, Şahane Misafir’i o kadar da sevemedim. Ama Vizontele’deki Fikri karakteri halen Sercan’la benim alakasız yere moda girmemizi sağlıyor. Satır satır ezberlemişiz.

Ali Baba ve Yedi Cüceler’i ilk defa duyurunca acayip sevindim. Vizyona gireceği günü beklemeye başladım. Biliyorsun, bu Cem Yılmaz ne yapıyor yapıyor, filmin fragmanı çıkana kadar film hakkında en ufak bir ayrıntı sızmıyor basına. Heyecanla bekledik. Cumartesi günü Alper’le büyük bir şans eseri karşılaştık ve sinema planımız yürürlüğe girdi.

zaferabiŞansımıza aynı gün Cem Yılmaz ve oyuncular da gittiğimiz sinemaya gala için geliyorlarmış. Ancak onların geldiği seansın biletleri 1 dakika içerisinde tükenmiş. Neyse, film başladı ben bekliyorum Zafer Algöz çıkacak diye. Yahşi Batı‘dan beri (Kenınbol Gasabası Şerifi Vilyam Loyd) en sevdiğim karakterleri hep o oynuyor. Filmi taşıyor. Kendisi de Karslı’dır bu arada 😉 Lan bekle Allah bekle adam çıkmadı. İlk yarı oldu. İkinci yarı heh dedim şimdi geliyor. Gelemedi bir türlü ve filmin son yarım saatinde nihayet görebildim Zafer Abi’yi. Azerice’yi de harika kıvırmış 🙂

İşte filmdeki bu durum benim acayip canımı sıktı. Fragmanın her yerinde, afişinde, sağda solda sürekli gördüğümüz Zafer Algöz (filmde Kenan Memedov) meğer filmin neredeyse üçte ikisinde yok!

Bu kısımda spoiler var. Spoiler bir alttaki paragrafta bitecek. Filmde İlber ölüyor. Sonra dirilip geliyor. Neymiş “Kara Ormanın Laneti”. Bu kadar. Lanetmiş, geri gelirmiş. O kadar. Çok havada kaldı. Olmadı.

Spoiler bitti. Kısacası son film Pek Yakında bile bu filmden çok daha iyi bir filmdi. Zaten artık kültleşmiş G.O.R.A., A.R.O.G. ve Yahşi Batı’nın(büyük oradan Zafer Algöz’ün sayesinde) yanına bile yaklaşmıyor.

otoketBu hafta iş yerinde AutoCad kursu başladı. İsteyen tüm teknik personeller katılabiliyor. Dört ya da beş yıl önce Alper’le almıştık AutoCad dersi. Sonradan çok ekmeğini yedik. Hatta ben ara ara yemeye de devam ettim. Kursu verecek olan hoca, taa Samsun’dan gelmiş, Zafer Hoca. Yazılım konusunda çok deneyimli. Atakum Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi‘nde öğretmen ve idareci. Katılımcıların çoğu yazılımı daha önce hiç kullanmadıkları için en temel seviyeden anlatıyor komutları falan.

İlk gün bilgisayarımı unuttuğum için uygulamayı Şemre‘nin bilgisayarında yaptım. İkinci gün emektar netbook’umu iş yerine götürüp AutoCad 2013 versiyonunu kurdum. Bu aletin dili olsa da konuşsa sevgili okur. Hani eşyalar eskidikçe daha bir değerleniyor, daha bir “sizin” oluyor ya, heh işte netbook’um tam da böyle.

Önümüzdeki hafta yine Antalya’da olacağım için kursun diğer yarısına katılamıyorum. Dolayısıyla ben yine sadece hatırlamış olarak kalacağım. Üzerine yeni bir şey koyamayacağım. Üzgünüm.

kupseramikAnnemin seramik kursunda yaptığı bir takım objeleri daha önce paylaşmıştım. Ancak bu sefer ki çok farklı, çok iddialı. Yazının başlığında anne sanatı falan görünce şaşırmış olabilirsiniz. Ama annem için böylesi bir objeyi yapmak çok iddialı bir iş olmuş. Çok heyecan verici olmuş. E sanatın da heyecan verici ve iddialı olmadığını söyleyebilir misiniz? Bu gördüğünüz çömlek aşağı yukarı 19 litrelik bir damacana kadar ağır. El yapımı ve elle boyandı. Zaten bakınca da anlaşılıyor.