Tag Archives: amoral vuslat

Fire And Forget’e Yepyeni Bir Davulcu!

Umut

Eskişehir/İzmir kökenli gruplarımızdan Fire and Forget, bir süredir devam eden davulcu arayışını nihayete erdirdi sevgili okur. Çok mutlu ve gururluyuz.

İkinci albüm çalışmaları devam eden grubumuza, özellikle Eskişehirli metal dinleyicisinin çok aşina olduğu bir davulcu olan Umut Kaya‘yı dahil etmenin mutluluğunu yaşıyoruz iki gündür. Öyle ki Togay falan sevinçten havalara uçuyor, telefonla ulaşamıyoruz 🙂

Fire and Forget vokal-Hande, gitarlar-Yağız ve Togay, bas-Tayfun ve davul-Umut’lu kadrosuyla ikinci albüm çalışmasına devam ediyor sevgili okur. Çok yakın bir sürede ilk albümlerindeki tarzın biraz uzağında, çok daha melodik bir yapıyla karşımızda olacaklar.

Umut Kaya, köktenci bir Beşiktaşlı olup, ben kendisini ilk kez Amoral Vuslat grubu ile tanımıştım. Ancak daha önce de pek çok grupla çalışmışlığı, çalmışlığı vardır. Fire and Forget’le birlikte de çok güzel işler yapacaklarından şüphem yok.

18 Ekim Eskirock Metal Fest Vol. I

Afiş

Bügüne kadar pek çok konser yorumu yazdım. Ancak insanın iğneden ipliğe herşeyine kendi koştuğu bir organizasyonu; kendisi ve arkadaşlarıyla düzenlediği bir organizasyonu yorumlaması cidden zor olacağa benziyor.

Gecenin hazırlık aşamasını çok kısa notlarla verip performanslara geçeceğim. Ses sistemini Karakedi Records‘tan aldık. Sağolsun Ferdi Abi‘miz elinden gelen yardımı yaptı. Saat 17.00 gibi mekana getirdik ekipmanları. Ancak unuttuğumuz bazı parçalar olduğu için bir daha stüdyoya dönmek zorunda kaldık. Bu da bize çok vakit kaybettirdi. Saat 19.30’da yapmayı planladığımız kapı açılışını 20.00’de yapmak zorunda yaptık.

Godspel

Saat 20.10’da benim merakla beklediğim ilk grup olan Godspel sahneye çıktı. Bu grubun ilk sahne performansıydı. 8 parçalık listelerinde tam 7 parça kendi besteleriydi. Grup bana göre mükemmel bir performans sergiledi. Besteleri çok güzeldi bir kere. Ciddi anlamda insana keyif veren melodiler duydum. Sonra, bayan vokalistleri hem zerafeti hem de sesi ile insanları büyüledi. Bu grubun adını not alıp takip etmenizi tavsiye ederim. Gecenin süpriz grubu oldular.

Mosh

Godspel’den hemen sonra sahneye Lamb Of God’çı dediğim Mosh grubu çıktı. Bu arkadaşların da zengin bir müzik anlayışları var. İlk parçaları kendi uyarlamaları olan Requiem For A Dream oldu. Harika! O esnada buram buram Türk aksanıyla İngilizce konuşup kendinin yabancı olduğunu düşündürtmeye çalışan bir salağa bişeyler anlattığımı hatırlıyorum. Neyse, Mosh da son iki parçalarında biraz yorulduklarını belli etseler de güzel bir performans sergiledi. Tüm gruba özellikle davulcu arkadaşım Burağa çok selam buradan.

Amoral Vuslat

Üçüncü grubumuz benim alışkanlıktan Ali Abiler diye adlandırdığım ve bu gece sahnede olmalarını özellikle istediğim Amoral Vuslat oldu. Grubun sahne almadan önce yaşadığı bir takım sıkıntılara rağmen özellikle Ali Abi‘yle Umut’a özverilerinden dolayı çok teşekkür ederim buradan. Amoral, eski vokalistleri Orhan’ı yeniden gruba dahil edip on numara bir hareket yapmış. Ancak grubun iki gitaristi de değişmişti. Buna rağmen yine de deyim yerindeyse ki yerinde, yardırdılar performansta. İşte benim belim bunlar sahnedeyken darbe aldı. Grubun bu gece en iyisi Umut’tu. Ancak dediğim gibi grubun tamamı da çok iyiydi kanımca.

A'khuilon

Amoral’dan sonra bizim Halil‘in gitaristi olduğu A’khuilon sahneye çıktı. Bu grup bir anlamda kendi grubumuz sayıldığı için yorumlarım taraflı olabilir. Kimse artislik yapmasın. İyiydiler ama Halil’in bir ara elinde olmayan sebeplerden performansı düşünce gruba yansıdı durum. Ancak diğerleri her zaman ki gibiydi. Oğuz gruba iyi tutuntu, taş gibi çaldı bası. Murat kendi sahnesinde yaptıklarından ve biraz sonra okuyacağınız olaydan dolayı Gecenin Top 5’ine adını yazdırdı. Mehmet, bilmiyorum farkında olarak mı yaptı nasıl yaptı, bir yerde çok pis çuvallayacakken o kadar mükemmel bir atakla kurtardı ki dedim lan helal olsun. Yunus’un bir şeye canı sıkıldı ancak çözemedim. Neyse onu da sonra öğrenirim.

A’khuilon sahnede 1 saat 5 dakika durup biraz abarttıktan sonra gecenin en beklenen gruplarından Hope To Find çıktı sahneye. Diğer müzisyen arkadaşlar yanlış anlamasınlar elbette ancak adamlar gerçekten müthiş tevazulu, harika insanlar. Sahneye çıktıklarında da anladım ki müzisyenlikleri de mükemmel bunların! Vokalistlerinin sesi harikaydı. Lan insan dehşete düşüyor cidden. Her birine teker teker teşekkür ederim buradan. Progressive’in hakkını veriyorlar bence. Yalnız bu  grubu diğerleriyle mukayese etmek doğru değil. Neden? Çünkü death metali, hardcore’u ya da black metali, progressive metalle hangi açıdan karşılaştırabilirsiniz ki? O açıdan gecenin en iyi grubuydular cümlesini kurmuyorum. Ancak gecenin en kaliteli 2 grubundan biriydiler diyorum gönül rahatlığıyla.

Garmadh

Son grup, Serkan‘ın grubu Garmadh oldu. Garmadh’ın basslarını da bir diğer dostumuz İlker çalıyor bu arada. Grup bu konser için vokale Episode 13‘ten tanıdığımız Tolgahan’ı, davula da on numara insan Black Omen Onur‘u getirmişti. Serkan, İlker ve Onur sahnede harikaydılar. Özellikle Murat Abi (Chaos) ile birlikte Garmadh’ta epey kafa salladık. Onur açık ara her zaman ki gibi davulda gecenin en iyisi, en hızlısı oldu. Şaşırtmadı. Serkan tıpkı Murat abi’nin de dediği gibi Eskişehir’deki en iyi gitaristlerden olduğunu gösterdi. İlker’in soundcheck’te bassla çaldığı bir parça vardı dedim bu İlker bunu nasıl yapıyor lan! Sonra bir de Behemoth coverında akustik gitar çaldı İlker. Serkan’dan Tyrants’daki o ara melodiyi nasıl çaldığını göstermesini isteyeceğim banada öğretisin. Bu arada İlker ve Serkan bu sene Rock Kulübü olarak Anadolu Üniversitesi‘nde düzenleyeceğimiz gitar kurslarında hocalık yapacaklar. Grup açılış olarak şu anda da bunu yazarken dinlediğim Catastrope‘u çaldı. Bu parçada vokalde Black Omen’dan Karahan Abi vardı. Harika oldu. Garmadh o gün sahnede kendi bestelerinin yanında Immortal‘dan Tyrants ve Behemoth‘tan At The Left Hand Ov God’ı

Garmadh

çaldı. Klasik bir zihniyete, black metal diyince ‘abi n’olcak cazır cuzur çalar, ne çaldığına bile bakmaz’ der. Yalan! Gelin dinleyin lan Garmadh’ı! Garmadh son parçasını çalarken vokal boş kaldı. Bu da Behemoth’un parçasıydı işte. A’khuilon’dan Murat dayanamayıp sahneye çıktı ve söylemeye başladı. Ancak ne yazık ki mikrofona birşeyler olmuştu ve ses çıkmıyordu. Yoksa Murat ve Garmadh bu şarkıyı harika tamamlayacaklardı. Vokalsiz de olsa biz yine elemanların harika çalışlarına tepkisiz kalmadık ve parçanın sonunu “La ilahe illallah” larla bitirdik.

Konserdeki en büyük sıkıntı başlangıçta yaşadığımız gecikme oldu. Bu da konserin planlanandan bir buçuk saat geç bitmesine sebep oldu. Bir de bu konserde gördük ki artık şehrimizde metal müzik üç beş tanıdık simayla sınırlı olan o kabuk kitleyle sınırlı kalmıyor. Konsere pek çok Eskişehir’de yeni olan insan, öğrenci geldi. Herkes memnundu yani. Erasmuslular bile vardı.

Ses sistemi olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşamadık. Tonmaisterımız Orkun‘a hem ses sisteminde hem de ışıklarda ki başarısından dolayı teşekkür ettik. Bu açıdan organizasyon planladığımızdan daha iyi oldu.

Girişe bir de merchandise standı açtık. Burada Sabhankra demoları, Eskirock üye kartı ve sponsorumuz Black Art‘tan bir takım aksesuarların satışını yaptık. Bundan sonraki her organizasyonumuzda da bu standı açacağız.

İsmini yazmayı unuttuğum, o gece görmediğim kişiler varsa lütfen küsmesin darılmasınlar.Krvestreb Fanzin Buğra (sağolsun İzmir’den geldi), Chaos Murat Abi, Kadir Abi, Episode 13 Can, Black Omen Karahan ve Tolga‘ya da ayrıca teşekkür ederim destekleri için.

Unuttuğum şeyler mutlaka olacaktır. O yüzden tavsiyem bu yazıyı bir hafta sonra tekrar okumanız. Böylelikle yaptığım ekleme ve düzeltmeleri de görebilirsiniz. Organizasyona katılan, katılmasa bile desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim. Etkinlik boyunca görevli olarak çalışan 222 Park personeli, Sercan, Alper, Savaşalp, Merve ve kardeşim Murat‘a da çok teşekkür ederim.

Buğra’nın çektiği bazı kareler:

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Godspel: http://www.myspace.com/godspelband
Mosh: http://www.myspace.com/moshofficial
Amoral Vuslat: http://www.myspace.com/amoralvuslat
A’khuilon: http://www.myspace.com/akhuilonband
Hope To Find: http://www.myspace.com/hopetofind
Garmadh: http://www.myspace.com/thetruegarmadh

NOT: Konserde video ve fotoğraf çeken onlarca arkadaş, lütfen fotoğraf ve videolarınızı paylaşın. Aşağıda yorumlara lütfen link verin. Böylelikle sizin de emeğiniz değer bulmuş olsun. Elinizdeki her tür materyali eskirock@gmail.com adresine yollayabilirsiniz.

NOT 2: Performans fotoğraflarını en kısa sürede ekleyeceğim, henüz Volkan’dan alamadım.

DÜZENLEME 1: Facebook’tan toplayabildiğim fotoğrafları ekledim. Hope To Find performansının fotoğraflarını da ekleyeceğim. 20.10.2010.

Eskirock Metal Fest. Vol I’e Az Kaldı

Bir süredir ısrarlı takipçilerimin farkettiği üzere girdi yapamıyorum. Malumunuz bir süredir Eskişehir Rock Topluluğu olarak bir metal müzik festivali düzenlemekle meşgulüz. İşte bu organizasyonun geri çalışması ne kadar da zormuş böyle ya. Kılla tüyle uğraşıyoruz artık neredeyse 🙂 Neyse ki yarın çok çok büyük bir süpriz olmazsa mekanla anlaşmamızı yapıp, resmi olarak da onaylayacağız artık festivalimizi.

“İnternet metalcilerinin değil; gerçek metal müzik severlerin festivali!” diye de sloganlaştırdım lan etkinliği. Şu an facebook’taki sayfasında 300’ün üzerinde katılımcı görünüyor ya bakalım kaç olacak. Beni tanıyan ve metal müzik dinlemeyi seven herkesin geleceğini düşünüyorum.

Gruplarımızın tamamı Eskişehir çıkışlı gruplar olduğundan özellikle Eskişehirli dinleyicinin desteğini hissetmemiz gerekecek. Yeri gelmişken kesinleşmiş grup listesini de yayınlayayım: Hope To Find, Amoral Vuslat, Garmadh, A’khuilon, Mosh ve Godspel.

Bu arada kart satışları da devam ediyor. Mekanlarla anlaşmalarımızı yapıyoruz falan. Güzel olacak. Bu arada festival bileti 10 lira; üye kartı olanlara 7.5 lira. Ayrıca üye kartı olan ve festivale katılan 5 kişi tişört kazanacak. Onun da ayarını yaptık yani. Şu an ki destekçilerimiz Black Art , Pilot Cafe&Bar, 2. Kat Cafe, Graphic Shop ve Hera Cafe‘ye de saygı ve sevgilerimizi iletiyorum.

Dediğim gibi ara ara buradan haber vererek sıcak tutmaya çalışıyorum. Katılımını “belki” olarak işaretleyen ama metal dinlediğini bildiğim, ‘aşırı metalcilikten’ cıvata s..ar vaziyette dolaşan pek çok tip var. Onları inşallah görmem de bu festivalde hepsine tek tek üşenmeden mesaj yollama fırsatım olur. Bir de Alper Uğurluoğlu gibi aşırı dostum olan bir takım şahısların da “hayır”ı işaretlediğini gördüm. Akıllı olun, ayıp etmeyin. Teşekkür ederim.

Metal Invasion III

Son grubun da sahneden inmesiyle biten konserin ardından tüm metalciler şiddetli baş ve boyun ağrılarıyla evlerine doğru yollandılar.” Diye bitirmek isterdim bu yazıyı. Şu anda bu konser yorumunu İstanbul’dan boynum ağrıyarak yazıyorum.

Metal Invasion II ile ilgili yazdığım yazıdan sonra serinin 3. konserinin yazısının benim için ayrı bir önemi var. Zira bu sefer organizasyon ekibinde arkadaşımız Halil de yer alıyordu. Sağolsun Volkan’ı fotoğrafçı beni de staff olarak görevlendirmiş. Keşke kartımı da unutmasaymış daha kral olurmuş.

Ancestry

Her neyse, Murat Abi’nin Chaos Fest 6’yı iptal etmesinden hemen birkaç hafta sonra bu konserin olması iyi oldu. Uzun süredir grup dinleyemiyorduk. Metal Invasion III’de tıpkı öncekiler gibi Hayal Kahvesi’nde saat 5’te kapı açılışıyla başladı. Hayal Kahvesi ile yapılan anlaşmadan kelli konserin 11:30 civarı biteceği söyleniyordu. Sahne alacak gruplardan üçü tanıdıktı: A’khuilon, Amoral Vuslat ve Kene. Ama son dinlediğimizden beri Halillerin (A’khuilon) ve Ali Abilerin (Amoral Vuslat) gruplarında epey değişiklik yaptığını biliyorduk. Ali Abiler tarzlarını daha bir gore’laştırmış; Haliller de grubun basçısını ve davulcusunu değiştirmişlerdi. Konserin diğer iki grubu da İzmir’den The Trusted ve Ankara’dan kızlardan kurulu Ancestry isimli death metal grubuydu.

Sahneye ilk olarak kızlar çıktı. Daha önce Ancestry’ı hiç dinlememiştim. Grup gayet sempatik bir girişin ardından vokallerinin yaptığı ve çoğumuza “abi bir kızdan bu ses nasıl çıkıyor?” sorusunu sorduran performansına başladı. Şarkıları brutal ağırlıklı ve yer yer de scream vokalin olduğu ve belli bir konsepte göre yazılmış parçalardı. Burada konseptten kastım şu ki mesela bir parçalarını şehitlerimize

Behemoth ve Basçı 🙂

yazmışlar. 191919 isimli parçalarını da Kurtuluş Savaşımız için yazmışlar. (Hatta sonradan öğrendim bu parçayla ilgili bir takım olaylar dönüyor.) Kızlar birkaç tane de cover çaldılar. (Six Feet diye yazmışım ama yanılmıyorum inşallah.) Kendi bestelerinden Angels Lies isimli parçayı beğendiğimi söyleyebilirim. Grubun genel olarak bestelerinde gördüğüm şey şu ki çok komplike olmayan ama kaliteli rifflerin döndürülmesiyle oluşturuyorlar parçalarını. Bir de dışarıdan bir eleştiri grup üyelerinin, vokalist hariç (tabi davulcu da), çok hareketsiz olmaları yönündeydi. Kötü şanslarına yine bir Eskişehir klasiği yaşandı ve performanslarını ilk grup olduklarından çok az bir dinleyici kitlesine yaptılar. Kimse önlerde değildi. Bir hata da davulun mikrofonlanmasında olmuş herhalde ki snare’in sesi neredeyse hiç gelmedi. Şimdi gelelim kişisel favorime: Behemoth tişörtü giyen basçıları epey atar yaptı gözümde. Performanslarından sonra pogolara katılması hatta beni düşürmesi bu atarın gerçek sebebidir. Çok sağlam bir omzu da varmış kendisinin. Penasını da sağolsun verdi. Teşekkür ederim. Tabiî ki gitaristine de. Sözün özü Ancestry, başarılı ama kısacık bir performans gösterdi kanımca. Yolları açık olur kesin 🙂

A'khuilon

Bir sonraki grup A’khuilon’du. Yani kısaca bizim Haliller. Davulcularını değiştirmişler, daha önceden de izleme fırsatı bulduğum Rotten Dogs grubunun davulcusu Mehmet’i dahil etmişler kadrolarına. Ayrıca basçıları da değişmiş (Basçı kardeşim ismini hatırlayamadım, kusura bakma.). Performansları çok kesildi ses sistemindeki arızadan dolayı. Hatta daha ilk parçanın başlarında ötmeye başladı amfiler. Sonradan biraz daha oturdu ama. A’khuilon’un en sevdiğim yanı bestelerinde benimde çok sevdiğim brutal ve clean vokali bir arada kullanma olayına girmiş olmalarıdır. Vokalleri Murat ki kendi ile gecenin ilerleyen saatlerinde muhabbeti baya ilerlettik, cidden başarılı bu konuda. Bir önceki grupta yazdığım kızlarla pogo olayı işte bunların Desert Of 1o ooo Lies isimli parçalarında oldu. Kızlar bize acımadı ve biz de onlara. Ama dediğim gibi o Behemoth tişörtlü olan basçıları ayrıca aklımda. Daha sonra A’khuilon gecenin en kral hareketini yapıp benim için Focus Shift’i çaldı 🙂 Nasıl mutlu oldum, nasıl gaza geldim anlatamam. Zaten neredeyse vokalleriyle birlikte söyledik. Çok cik cikli, aşırı vik vikli ve bir o kadar da dehşet bir andı. Kendilerine buradan yine teşekkür ediyorum. Focus Shift 🙂 Halillerin performansı iyiydi bence. Ama biraz konuştuğumuzda kendi ağızlarından ufak tefek eksikliklerini dinledik. Bana göre Haliller yakın zamanda bu kadro ile başarılı olurlar. Bu arada grubun resmi fotoğrafçısı bizim Volkan oldu. Şişman durdu durdu; sağlam bir iş yaptı. Aferin.

The Trusted

Üçüncü grup The Trusted oldu. İzmirli Trusted, aslında Volkan’ın ve benim bir süredir takibe aldığımız bir grup. Hatta Volkan’la arada sırada düşünmekten kendimizi alamadığımız konser organizasyonu hayalimiz için getirmeyi düşündüğümüz gruptu. İlk parçaya başladıklarında duyduğum ses gecenin en kaliteli en temiz sesi oldu. O an en yıkıcı grup kesin bu olur dedim. Oldu da sayılır. Ama The Trusted’a rezil olduk maalesef Eskişehir olarak. Önce ses sistemi arızalandı. Grup üyelerine monitörlerinden ses gelmiyormuş. Sonra gitaristlerinin gitarı arızalandı. Diğer gitarını almak için sahneden inmek zorunda kaldı falan. Sonra grup haklı olarak seyirci azlığından bahsetti. Haklılar da. Sokaklarda, benim her gün hazırlık binasında, mühendislik mimarlık fakültesi kantininde gördüğüm metalciler nerede? Neden konser olduğunda kayıp oluyorlar? Her neyse, grup tüm bu negatifliklerden dolayı erken bitirme kararı alıp iki parça daha çalmaya karar verdi. Bu parçalara grupla birlikte gelen eski Prime Object vokali Berkay’da vokali ile eşlik etti. Grup bir Sepultura klasiği olan Roots Bloody Roots’u çaldı. (Ve A’khuilon grubunun davulcusu Mehmet’te kendinden geçti; bizden kaçmaz Mehmet Bey 🙂 ) Grubun çaldığı son iki cover Lamb Of God ve Pantera oldu. Yalnız son parça olan 5 Minutes Alone iyice çamur oldu. Evet, artık ses sistemi çökmüştü. Grup teşekkür edip sahneden indiğinde yarım saatlik bir mola verildi. (Sonradan fark ettim bu gece ne kadar çok Lamb Of God şarkısı çalındı böyle.)

Kene

The Trusted’tan sonra sahneye Kene çıktı. Kene gayet sert ama nasıl oluyorsa aynı zamanda matrak ve eğlenceli o tarzlarıyla sahneye çıktı yine. En baştan söyleyeyim, davulcuları Mürsel, mükemmel çaldı. Bunların ilk şarkılarında yaşadığım his “ben nerden biliyorum lan bu şarkıyı?” oldu. Nereden biliyorum harbiden ya? Mürsel’in acayip tuşelerine dayanamayan davulun kick sesleri patlak patlak gelmeye başladı 2. parçadan itibaren. Zillerde de çok keskin bir tizlik vardı. Bir ara ne oldu nasıl oldu kaçırdım basçıları, grubun en oraya ait değil gibi duran elemanı, bir bass solosu attı sağolsun. Zaten performans boyunca yaptığı back vokallerle de eğlendirdi epey. Bu arada bir de şikayetim var, sahnede şarkı aralarında çok fazla geyik yaptılar. Bir noktadan sonra sıkılıyor insan. Grubun 2. gitaristi yaşça çok küçük duruyordu. Eğer yanılmıyorsam da gitaristin kardeşiydi. O da iyi çaldı. Duyabildiğim kadarıyla saçmalamadı. Bunların clean tonda başlayıp sonradan kopardıkları bir parçaları var. Adını hatırlamıyorum, davulcuları bu parçanın sonuna doğru bir yerde öyle bir hızla çapraz yaptı ki gözlerime inanamadım. Hemen ardından başladıkları parçanın da 10 numara girişini izledikten sonra bu davulcu abimizin ellerinden öpülecekbir insan olduğuna karar verdim.

Amoral Vuslat

Amoral Vuslat

Kapanış Amoral Vuslat’ın oldu. Bu performanslarının benim için en önemli yanı Umut Abinin askerlik durumundan kelli uzun süredir Amoral Vuslat’ı izleyememiş olmamdı. Umut, hatta nickiyle Umuth, en sevdiğim davulculardan birisidir. Grubun basçısı Ali Abiyle de eskiden beri bir muhabbetimiz olduğundan bu grup da “Proofhead’in Sevdiği Gruplar” arasındadır. Grubun tüm üyeleri bence harikaydılar. Arada bir parçada ya ben yanlış duydum ya da gerçekten vokalistin sesi yetmedi. Onun dışında yoktu bir hata. Hatta Umut Abi’nin askerde nöbette falan boş durmayıp postallarla twin falan çalıştığı ortaya çıktı kanımca. Bu da teknik bir detay, Umut abi, çaprazları benim gibi open-hand çalıyor. Kendisi ile yakın zamanda görüşeceğim bakalım. Amoral, tam iki tane Lamb Of God parçası çaldı. Kapanışı da eski besteleri Lost Time ile yaptılar. Amoral için bariz olarak fark ettiğim ve söyleyebileceğim yegane şey kaliteyi epey yükseltmiş olmalarıdır. Black Label’ı çaldıklarında başıma anlam veremediğim bir ağrı girmesinden dolayı biraz dışarı çıktım. İnşallah o arada enterasan bir olay olmamıştır. Sonra Amoral’da teşekkür edip sahneden indi.

Gelelim şimdi son yorumlara ve durumlara. Maalesef katılım çok azdı. İnsanları anlamak zor gerçekten zira konserin saati en uygun olabilecek durumdaydı. Saat 5’te başlayıp 11’de bitti. Daha ne olsun. Hayal Kahvesi geçen yaptığı terbiyesizliği yapmayıp son gruba kadar bekledi. Club için gerekli hazırlıkları sonra yapmaya başladı. Aferin. Olan Halil kardeşimize oldu. Katılımın böyle az olması elbette az da olsa hevesini kırmıştır. Ama umarım moralini çok bozmamıştır. Gelen gruplara ve dinleyicilere çok teşekkür edeyim bari kendi adıma.

Katılan grupların myspace adresleri:

Ancestry: http://www.myspace.com/warancestry

A’khuilon: http://www.myspace.com/akhuilonband

Amoral Vuslat: http://www.myspace.com/amoralvuslat

The Trusted: http://www.myspace.com/thetrustedband

Kene: http://www.myspace.com/keneband

Teker Teker Geçer Otoban Çizgileri

Başlık Rashit grubunun bilmem ne zaman dinlediğim bir şarkısına ait. Şu aralar yaşadığım yoğunluğu güzel anlatıyor o yüzden seçtim. Dönem başından beri başımızda dolaşan yoğunluk, proje olayları falan teker teker geçip gidiyor sevgili dostlar. Bugün de Enerji Üretiminden Kaynaklı Çevre Sorunları dersinin sunumunu yaptık rahatladık. Sunumumuz hidroelektrik enerjisi hakkındaydı. Birer ikişer azalıyor bakalım görevler falan. Diğer iki projede de (hava kirliliği ve temel işlemler laboratuvar projesi) yavaş yavaş sona geliyoruz. Mutlu oluyorum böyle olduğu zamanlar 🙂

Bugün Doğa ve Çevre Kulübü‘ne hazırladığım üye kimlik kartlarını gördüm. Evladını kucağına ilk kez alan bir baba edasıyla aldım elime. Nasıl mutlu oldum lan 😀 Haftaya İstanbul’a ve Ankara’ya gidiyor şu kardeşin bir aksilik olmazsa. Maşallah de ki gidebilsin. Olurda merak edersen neler yaptığımı oralarda, blogdan canlı yayınlarım zaten. Şaka şaka canlı olmaz. Banttan olur.

Liseden arkadaşım Cem, Azerbaycan’da mekan açmış kendine. Facebook’ta gördüm az önce, çok mutlu oldum onun adına. Oralarda kendine güzel bir hayat kurmuş gördüğüm kadarıyla helal olsun.

Sevgili okur, aklımda şu son zamanlarda ciddi anlamda bir netbook alma fikri doğdu. Yan tarafta bununla alakalı bir anket var. Lütfen ankete oy; bana da fikir ver. Fikire çok ihtiyacım var bu ara. Ve bir de paraya. Parasızlık ne kötü bir şey yahu. Nasıl olacak böyle parasız pulsuz yahu? Deney projesi için malzeme almamız gerekecek. Kardeşinde kuruş yok! Bugün gittim deneyde kullanacağımız bir lego oyuncağının fiyatını sordum. 11 lira dedi. Daha 4 tane elektrik motoruyla adaptör fiyatını sormadım bile. Devlet bize yardım etsin!

Bu haftasonu çok lezzetli bir organizasyon da var üstelik 🙂 Halil‘in düzenlediği Metal Invasion III festivali. Bakalım The Trusted, A’khuilion, Amoral Vuslat, Kene ve şu an hatırlayamadığım bir grup daha sahne alacakmış. Halillerin Focus Shift sözü vardı. Onu bekliyor olacağım. Bu pazar Hayal Kahvesi’nde olacak bu olay. 7,5 lira ve üstelik bir de içki bedava 🙂 Şişman Volkan’a kamerasını şarj etmesini tavsiye ederim.

Chaos Extreme Death Metal Fest 4

Savaşalple

Savaşalp'le

Üzerimize düşen farzı yerine getirmek gerekiyordu ve bizde öyle yaptık 🙂 Eskişehir Rock Topluluğu adıyla daha fazla kişinin katılmasını isterdik ama olmadı. 3 kişi; Savaşalp, Volkan ve ben gittik konsere. Volkan son dakikaya kadar gelemeyeceğim dedi ama sonunda dayandı ve katıldı bize. Saat 18:00’de kapı açıldı açılmasına da, saat 19:00’da başlayacak performanslar bir türlü başlamıyordu. Biz de o esnada Hayal Kahvesi‘nin bahçesinde beklemeye başladık.

Volkanla

Volkan'la

Rotten Dogs

Rotten Dogs

Saat 20:00’ye yaklaştığında ses kontroller yapıldı ve Ispartalı grup Rotten Dogs sahneye çıktı. Özellikle epey genç gözüken davulcuları ile kanımca iyi bir performans gösterdiler. Sepultura’dan çaldılar. (Savaşalp söyledi Sepultura olduğunu, ben pek tanımam.) Ancak sahne önünündeki 18 yaş altı çocukların buram buram özentilik kokan hareketlerinden dolayı ağır dinleyici (:)) arkalarda takıldı. ( Lan bu cümleyi okuyup artistlik yapan, yorum yapan olursa gözünün yaşına bakmam 🙂 Cidden görseniz bana hak verirdiniz.)  O açıdan şanssızdı bu grup. Ayrıca bir kaç defa mikrofonun bağlantısı kesildi, vokalin haklı olarak sövmesini ağzını okumak suretiyle anladık. Grubun basçısının da gayet güzel vokal yaptığına şahit oldum. Grup bir şarkı daha söylemek istedi ancak malum zamanın kısıtlı olması, soundchecklerin gecikmesi gibi sebeplerden inmek sorunda kaldılar.

Suicide

Suicide

İkinci sırada Türk Death Metal‘inin öncü gruplarından Ankaralı Suicide vardı. Bunların davulcularını da özellikle izledim. Yalnız sonradan vokalleri Erkan Abi’nin akılları yerinden oynatan vokalleri ile tüm sahne onun etrafında dönmeye başladı. Yılların deneyimini konuşturdu Erkan abi. Yüzündeki o müthiş ifade adeta sözlerle bütünleşiyordu. Neyse yazıyı fazlaca edebiyat kompozisyonu yapmadan devam edeyim 🙂 Suicide’da sahnenin önü doldu taştı. Pogo da ilk bu grupla başladı. Organizatör Murat ile yanılmıyorsam ismi Özgür‘dü, iki kişi başlattılar pogoyu 🙂 Suicide’da cidden doyamadığımı hissettim. Bitirdiklerinde davulcunun fırlattığı bagetlerden birisini Volkan yakaladı ve bana verdi. Kardeşim benim 😀 Bu arada hayatımda ilk defa Suicide’ın bassçısında perdesiz bass gitar gördüm lan.

Human Harvest

Human Harvest

Suicide’dan sonra İzmir’den Human Harvest çıktı sahneye. Human Harvest’in cool basçısının sahneye sandaletle çıkmasını, ben ve Savaşalp süper bir mesaj olarak algıladık ve çok tuttuk. Bu grubun özellikle Nile tişörtü giyen gitaristlerini ben acayip tuttum. Davulcuları da gayet iyiydi. Gerçi tüm grup iyiydi lan. Cidden bak. Human Harvest, Slayer‘dan Death Skin Mask‘ı çalmaya başladığında ortama ayrı bir renk geldi. Performansın sonunda Nile tişörtü giyen o gitaristten gecenin anısına penasını rica ettim. Sağolsun verdi lan 🙂 Bu arada Human Harvest’in vokalini önce herhangi bir alet kullanıyor sandım. Meğer herifin kendi orjinal sesiymiş 🙂 Grup cidden iyiydi yani. Bu arada Volkan da dayanamayıp sahnenin önüne geldi.

Human Harvest’ten sonra bir süre hava almaya çıktık. Sonra üzerimizdeki tüm ağırlığı Black Omen‘dan süper insan Serkan Abi’nin masasına emanet bırakıp sahne önüne gittik. Zira UÇK Grind çıkıyordu! Açıkçası UÇK’yı bir kaç parçasıyla ve Savaşalp’in anlattıkları ile biliyordum. Sahnede en önde üç arkadaş başladık dinlemeye 🙂 Vokal Tanju Abi hayatımda daha önce izlemediğim kadar enerjik bir vokalmiş! Adam atladı zıpladı sahnede. Sahneyle adeta boğuştu. Tabii bu da seyirciyi acayip, hatta duble acayip gaza getirdi. İşte ilk tekmeyi o zaman yedim! Yerlere düşenler, kayanlar, çarpanlar, ölenler, tekrar dirilenler… UÇK, deyim yerindeyse öttürdü sistemi! Grubun bassçısı ile direkt göz temasına geçtiğimizde ise olay ayrı bir keyif vermeye başladı. Justice‘de kafamı öndeki monitöre çarptım. O kadar! (Söylemedim Volkan size, bagetten sonra bunu da söylesem heralde gülmekten ölürdünüz, ben de iki cesetle n’apardım lan? ) Son şarkı beklendiği gibi Human Race Must Be Destroyed oldu. Bu esnada Tanju Abi, başlarına gelen üzücü bir hırsızlık olayından bahsetti. Sonra da grupça savundukları “İnsan ırkının yok edilmesi gerekir” felsefesinden bahsetti. Haklılar lan 🙂 Bu şarkıda birkaç ay önce Black Tooth‘un yaparak bizi çılgına çevirdiği sahneye alma olayını yaptılar. Bassçının bizim Savaş’ı tutup çıkarması gruba karşı daha da bir sempati kazanmamızı sağladı, süper oldu. Son şarkıyı sahnede birlikte söyledik. Sonra bassçıları ile hemen küçük bir sohbete giriştik. Eskirock çıkartmalarından verdik. Karşılıklı destekleşme anlaşmaları yaptık. Volkan’la Savaşalp hatıra olarak adamın bilekliklerini aldılar. Daha sonra dışarda Savaş bir tişört, ben de kendime bir şapka, Volkan’la ikimize de birer arma aldım. Süper oldu yani. UÇK’nın performası gerçekten iyiydi. İstisnasız herkesin katıldığı headbangler oldu. Valla aklımda kalanlar bunlar.

Heretic Soul

Heretic Soul

Daha sonra aslında benim en çok merak ettiğim grup Heretic Soul sahneye çıktı. Grup tüm konserler boyunca en arkada masalarında oturmayı tercih etmişti ve neredeyse hiçbir performası izlememişti. En azından sahne önünde olduğum için ben göremedim. Ayrıca bunların Almanya’da sahneye çıktıklarını, headliner olduklarını, yaptıkları sponsorluk anlaşmalarını öğrendiğimden herhalde epey bir hevesle ve merakla performanslarını beklemeye başladım. Az önceki UÇK performansının vuruculuğundan olsa gerek salon epey boşalmıştı. Adamlar ilk şarkıyı neredeyse boş salona çaldılar. Sonradan salon dolmaya başladı ama sahne önünde nedense yine o ilk çıkan gruptakine benzer gereksiz bir kalabalık toplanmaya başladı. Bu esnada Savaşalp sahnenin önüne gidip, oradan dinlemeye başladı. Ben o esnada, o gece ilk defa yapılan wall-of-death‘e katıldığım için yaralanmıştım 🙂 Savaş grubun bassçısına performanstan sonra penanı verirmisin diye sorduğunda çocuğun cevabı “Hayır veremem” olmuş. Şaşırdım, üzüldüm. Daha sonra ne bileyim sarmadı beni bu grup. Artık ayakta duracak halimiz kalmadığından terkettik Hayal Kahvesi’ni Amoral Vuslat‘ı dinleyemeden. Ayıp oldu Ali Abi‘ye ama. İçimden keşke Amoral en son değil de, Heretic’ten önce çıksaydı diye geçirdim. Burada Heretic Soul’un performansından kendi görüntülerimden bir parça var:

http://www.metacafe.com/watch/3053720/heretic_soul_live_at_hayal_kahvesi_eskisehir/

Evimize doğrı kör topal ilerlerken Volkan, bir death metal grubu kurmaktan bahsediyordu. Savaşalp tişörtten dolayı acayip mutluydu. Ben ise şunu bir kez daha anlamanın verdiği keyfi yaşıyordum: Seviyorum lan bu death metali!

Yazıda adı geçen gruplar:

1. Rotten Dogs: http://www.myspace.com/rottendogstr

2. Suicide: http://www.myspace.com/suicidefans

3. Human Harvest: http://www.myspace.com/humanharvestband

4. UÇK Grind: http://www.myspace.com/uckgrind

5. Heretic Soul: http://www.myspace.com/hereticsoul1

Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu
sayfanın linkini vermek zorundasınız. Vermemeniz durumunda ayıp edersiniz. Ayrıca
emek hırsızlığı da yapmış olursunuz değil mi? Bu kadar tantanaya gerek kalmadan
siz en iyisi kaynak olarak buraya link verin kurtulun, rahat rahat yayınlayın.
Aklınıza bir şey takılırsa buraya tıklayıp bana ulaşın.

28 Aralık Black & Death Metal Gecesi

Tamam, çok yaratıcı bir başlık bulamadım. Ama cidden dün geceyi nasıl anlatacağım; hangi benzetmeleri yapacağım bilmiyorum. Aygün’ün söylemesi sayesinde ayın 28’inde, yani dün yapılacak olan bu konserden haberim oldu. Neyse, çıkacak grupları da duyunca o an karar verdim gitmeye. Kendime ortak olarak ta Volkan’ı seçtim. Volkan, önceleri death ve black metal dinleyen ama son iki senedir ev arkadaşı Benan’ın sayesinde heavy metale gönül veren bir arkadaşım. Dedim yeniden başlar belki death dinlemeye 🙂 Neyse, efendim araları geçiyorum ve mevzuya geliyorum. Parayı pulu ayarladık, zaten 7 liraydı bilet fazla kalın gelmedi, gittik mekanın kapısına. İkimizde daha önce gitmemişiz bilmiyoruz ki nerde! Neyse, bulduk bulduk. Dikkat edersen okurum, o kısmı da uzatmıyorum. Biraz bekledikten sonra içeri girdik. Mekan küçük bir yerdi ama underground falan hoşumuza gitti, ne yalan söyleyeyim şimdi. Mekanda bangır bangır müzik çalıyordu. Winamp’tan tabiki 🙂 Yalnız parçaların hepsi özenle seçilmiş heavy metal parçalarıydı. Tabii bu durum en çok bizim Volkan’ın işine geldi. Adamlar sıradan Judas Priest (hatta tahmin ettiğimiz iki parçayı da Breaking The Law ve Painkiller), AC-DC, Black Sabbath falan çaldılar. Müzik giderek sertleşti. Saat 20:40 civarı ilk grup Impatience çıktı. Bu noktadan sonra izlenimlerimi grup grup anlatacağım.

IMPATIENCE: Gecenin ilk grubuydu. Sahnenin sol tarafından ritim gitaristleri Görkem’le burun buruna izledim konseri. Davulcuları çok iyiydi. Ama benim sahnede favorim gitarist Görkem’di. Acayip sempatik ve sevimli bir herif. Grubun şarkıları güzeldi. Yalnız vokalistin sahnenin altında duran kağıttan sözleri okuması biraz garipti. Ayrıca grubun tümüne baktığımızda vokalist pek bi eli yüzü düzgün kalıyordu. Yani dışarda görseniz “Abi bu herif kesin Clubber’dır” dersiniz o kadar. Tabii bu benim nacizane görüşüm. Elemanda sağlam scream vokal vardı hakkını yemeyeyim. Sahneden inerken gitarist ve davulcuların tebrik ettim. Performanslarına nacizane görüşüm 10 üzerinden 7 verdim. Puanı nerden kırdın peki Mesut? Vokalin sözleri okumasından kırdım. Bu arada grubun basçısı bayandı ve gecenin tek bayan müzisyeniydi. Ayıptır söylemesi sonraki iki grubu (Amoral Vusat ve Black Omen) yanyana izledik. Alçak gönüllü biri. Grup sahneden indikten sonra gittim ki Volkan bayılmış vaziyette 🙂 Dedi, abi ben giderim birazdan. Ve hakikaten bir sonraki gruptan sonra Volkan’ı gitmiş olarak bulacaktım. Bu arada Black Omen ve Carnophage (gecenin headlinerı-son grubu-) davulcusu, bir süredir Myspaces’ten konuştuğum Onur ile de tanıştım. Gecenin güzel olacağının ilk sinyalleri bu oldu. Adam o kadar kafa, rahat ve dost canlısı göründü ki bana anlatamam. Bir süre muhabbet ettik, sonra ayrıldı. Daha sonra Onur’la da tekrar konuşacaktık.

AMORAL VUSLAT: Basçıları Ali abi önceden beri tanıdığım ilk konserlerinin afişi duvarımda asılı duran grup. Bir süredir sesleri çıkmıyordu. Meğer davulcuyu falan değiştirmişler. Grubu yine sahnenin en önünden, basçı Ali abinin önünden izledim. Performansları gayet iyiydi. Gecenin ilginç noktalarında biri Amoral Vuslat’ın davulcusu ve gitaristi ile bir önceki grup Impatience’nin davulcusu ve gitaristi aynı adamlar. Yani bu iki adam sahneden hiç inmedi desem yeridir. Ama tabii gruplar arasında 10 15 dakikalık boşluklar oldu. O arayı yine Winamp doldurdu 🙂 Neyse, Amoral başladı. Melodik Death’ten Brutal Death metale döndüklerini vokalist söylemeye başlayınca anladım. Tamam lan, önceden de biliyordum. Ali abiyle konuşmuştuk performanstan önce. Abi acayip çaldılar. Hatta bir ara galiba Lamb Of God’dan bir parça çaldılar. Vokalist anons etti falan sahnenin önünü açın diye. Abi o ne poga? Lan millet manyak yemin ediyorum. Neyse, konumumu bozmadan takıldım ben. Dokunan olmadı Allah’tan. Vee, Amoral bestlerini çalmaya başladı: Lost Time. Lan yemin ediyorum, sahne önü bir ağızdan söylemeye başladık. Lan nasıl tutmuş parça! Amoral’ı bir kez daha tuttum içimde 🙂 Ardından bir de Slayer’dan Blood Line’ı girdiler. Yıkıldı salon. Neyse, 7 yada 8 parça sonra indiler sahneden. Bu sefer başta yine davulcuları ve Ali abi olmak üzere hepsini tebrik ettim. Lan çok komik oluyor. Hepsi gayet sağlam ve komik adamlar. Amoral inince bende ufak bir heyecan başladı. Lise 2’den beri dinlediğim grubum Black Omen birazdan burada olacaktı canlı canlı.

BLACK OMEN: Ne yalan söyleyeyim benim için gecenin headlineri bunlardı. Aygün’le sahnenin önüne gittik. O makinasını hazırladı, ben de kendimi. En öndeyim yine. Amoral’ı izlediğim noktada. Önümde Serkan abi, ki kendisiyle üç beş defa otobüste dolmuşta falan karşılaşmışlığım, konuşmuşluğum vardır, ve grubun klavyecisi vardı. Serkan abi basçısı, Tolga’da klavyecisi oluyor Black Omen’in bu arada. Davulda da az önce konuştuğum Onur vardı. Lan küsmesin diğerlerini de yazayım: Elektro gitar Baran abi ve vokalist Karahan ki ben kendisine “DEV” lakabını taktım. Allah belamı versin, adam panzer! Neyse, yaklaşık 10 dakikalık bir soundcheck (ses kontrol)’ten ve klavye krizinin giderilmesinden sonra (lan klavyeden ses çıkmadı nasıl iş anlamadım) ki bu da tamamen mekanın denyoluğundan kaynaklanıyordu, konser başladı. Ama ne başlayış: “Angels alwasy deserve to die!” diye bir girdiler abiler… Bak parçayı tam hatırlamıyorum ya şimdi, şüpheye düştüm. Ama evet ya, “Elegy Of Infernal Angels” dı sanki. Neyse lan, Karahan ilk defa Eskişehir’de sahneye çıkıyormuş. Abi, gecenin belki de en çok kendini izlettiren, şarkıyı yaşatan vokalisti oldu. Brutal ve scream vokali öyle bir yapıyordu ki, ciddiyim hayran oldum. Serkan abi zaten önümüzde çalıyordu, klavyeciyle selamlaştık falan. Ya mükemmeldi. Vokalin bir ara sesini duyamaz olduk. Lan anlamadık arkadan mı kıstılar naptılar 🙂 Yalnız ben en önde klavyeyi duyamadım. Meğer arka kolonlara verip, sahnedekileri kısmışlar. Şarkılarını, en çok ta Black Candle ve When The Sun Rises’ı hep bir ağızdan böğüre böğüre söyledik. Bu iki şarkı, Black Omen’in en eski şarkılarıdır. Neyse, 6 – 7 şarkı sonra Black Omen’i izlemiş olmanın mutluluğuyla “Kara Şeytan”lar sahneden indiler. Meğer gecem asıl o zaman başlıyormuş. O gece yanımda grubun ben lise 2’deyken çıkardıkları demosunu götürmüştüm. Gitarist Baran abi’yi gördüm birden. Hemen gittim, elini sıktım. Tebrik ettim. Demoyu söyleyip imzalayıp imzalamayacaklarını sordum. Olur, dedi. Demoyu görünce sevindiğini anladım. İmzaladı hemen sağolsun.Sonra açtı kapağı biraz konuştuk. O zaman ki kadrodan sadece kendisi ve basçı Serkan abi kalmıştı. İmzadan sonra dur bekle fotoğraf çekilelim dedi, çekildik lan 🙂 Üstüne bir de “Yarın Myspaces’te görürsün resimlerimizi” dedi. Uçtum lan şerefsizim. Serkan abiyi de gördüm. Ona da imzalattım. Sonra grubun tamamıyla iki fotoğraf daha çektirip mutluluk sarhoşu bir vaziyette Carnophage’ı beklemeye başladım. Aha bak bunlar da resimlerimiz:

CARNOPHAGE: Headliner grup. Heriflerin davulcuları Black Omen’in davulcu Onur’du 🙂 Onur gecenin sonunda 24 parça çalmış olacaktı. İzlediğim en öfkeli, en çok poga yaptıran grup. Yalnız sesleri iyi ayarlayamadılar. Basın sesi zınk zınk geldi. Gitarlar da bir ara iyice teneke gürültüsüne döndü ama dediğim gibi adamlarda ki o öfke, çaldıkları coverlar falan müthişti. İzletti yani. Onları da sahnenin tam önünden izledim. Aşağı yukarı tüm şarkılarda poga yapıldı. Tam yıttım kazasız belasız derken son pogada cüssesi devasa olan bir herif bir koydu bana, öldüm sandım yemin ederim. Bu arada Black Omen vokali Karahan’la yanyana izledik. Adam haribiden panzer ya! Hatta çıktı bir parça daha söyledi Carnophage ile. Carnophage bitirince sahnesini hemen basçısından ve elektrocusundan penalarını aldım.(üzeri Carnophage baskılıydı) Sonra sahneye çıkıp zillerini toplayan Onur’dan bagetlerini aldım. Aygün bir de fotoğrafımızı çekti. Tekrar tebrik edip, bu arada sırtından sular süzülüyordu, oradan ayrıldım yalnız başıma.

Gecenin Ardından: Muhtemelen oradan en mutlu ayrılan ben oldum. Nedenlerini sıralıyorum:

  1. Aşağı yukarı her grubun tüm elemanlarıyla tanıştım, konuştum.  Black Omen’la tam kadro! Hatta Onur’la baya bir konuştuk. Lan fotoğraf bile çektirdim. İlk grubun davulcu, gitarist ve basçısıyla; Amoral’ın basçısıyla (davulcu ve gitaristle zaten konuşmuştum); Carnophage’in bas ve vokaliyle tebrikleştik 😀
  2. Gecenin sonunda elimde; imzalı bir albüm, Black Omen’la çekilmiş üç poz fotoğraf, iki pena ve bir çift baget vardı 😀 Penalardan birini beni evde bekleyen Volkan’ a verdim. 
  3. Tüm grupların üyeleri acayip alçak gönüllü ve kafa adamlar. Impatience’nin vokaliyle konuşmadım, nasıl biridir bilmem ama Black Omen ve Carnophage harbi bu alçak gönüllülük tanımına uydular. (Hele ki Onur 🙂 ) 
  4. Tüm performansları en önden izledim. Sahne şovu olarak bir numara yoktu ama sahne kostümü olayına bir tek Black Omen girmişti. Klavyecileri süperdi bu arada 🙂 
  5. Lan bu kadar hatırlıyorum ya. Bir dünya olay olmuştu ama… 
  6. Aha bak aşağıya da adı geçen grupların myspace adreslerini ve resimlerimi koyuyorum 😀

Amoral Vuslat –  http://www.myspace.com/amoralvuslat
Black Omenhttp://www.myspace.com/blackomenturkey
Carnophagehttp://www.myspace.com/carnophageturkey

Gecenin ResimleriFlash Olarak İzlemek İçin   Albüm Halinde İzlemek İçin

Vee Benim Olduğum Resimler (he he 🙂 ) –

Baran Abi ve ben ve ilk Demoları
Tüm grup ve ben
Son fotoğrafım

Baran Abi ve Ben                 Tüm grup ve ben                 Son kez tüm grup ve ben (en sağdaki Onur)

Sonuç olarak, gittiğime asla pişman değilim. Harika bir geceydi. Gecenin en sağlamları Black Omen ve Amoral Vuslat’tı bence. Umarım yakın zamanda yeniden gelirler ve ben de gidebilirim. Daha buraya ekleyemediğim onlarca fotoğraf var Aygün’de. Onları da alınca eklerim.Buraya kadar okuduysan valla helal sana be okurum!