Tag Archives: anadolu haber

Zaman Gazetesi Reklamı

Bu yazıyı Civan‘ın harika tespiti sayesinde yazıyorum. Henüz yazıya başlarken kendisine teşekkür etmek istiyorum.

Zaman Gazetesi‘nin bir süredir televizyonlarda dönen şu aşağıdaki reklamını görmüşsünüzdür. İlk görüp izlediğimde, detaylara dikkat edip, özellikle “zaman kardeşlik zamanı” sloganıyla reklamı bütünleştirip, aha orijinal bir iş nihayet demiştim. Taa ki Civan’ın Facebook’ta paylaştığı iletiyi görene kadar.

Reklamın başında “National Film Board Of Canada’nın izniyle, Dünyaca ünlü Norman McLaren’a saygıyla” yazıyormuş. Televizyonda ben bunu farketmedim. Civan reklamı çok iyi izlemiş ve kendince bazı çıkarımlarda, tespitlerde bulunmuş. Üstelik bunu yaparken de tek bir reklam üzerinden değil, işin orijinalini de izleyerek hareket etmiş. Civan’ın tespitlerini paragraflaştıracak olursak; videoda bir sağ – sol çatışması yaratılmak istendiğinin, gezi olaylarına atıfta bulunulmak istendiğinin altını çizmiş. Ve sormuş, orijinal videoda neden her iki karakter de canavarlaştırılıyor da Zaman Gazetesi’nin uyarlamasında sadece soldaki adam 0:33-0:35 arası canavarlaştırılıyor? Çok yerinde bir tespit. Ben bu tip uyarlamalar yapıldığında, özellikle de kardeşlikten , tarafsız olmaktan söz ediliyorsa, editörlerin, yapımcıların oturup bu tarafsızlığı çalışmanın her karesine titizlikle uygulamasından yanayım.

Dediğim gibi, ben “Zaman kardeşlik zamanı” sloganını, ismi Zaman olan bir gazete için başarılı buldum. Zaman Gazetesi okumam. Gazetenin formatı ve sayfa tasarımları dikkat çekici değil. Bir kaç defa otobüste falan beleş denk geldi. Gazete sadece baş sayfadan ibaret. Aynı bizim Anadolu Üniversitesi‘nin gazetesi Anadolu Haber gibi baş sayfa gazeteciliği var.

Son olarak bu reklam şuradan esinlenilerek yapılmış. 1952 yılında çekilen orijinal hali bu video. Ben izledim, gayet de güzelmiş.

Reklamlar

Anadolu Habere Tavsiyeler

Anadolu Üniversitesi‘nde öğretime başladığım 2006 yılı Eylül ayından beri okulun gazetesi Anadolu Haber‘i takip eder, biriktiririm. Blogda da bu gazete ile onlarca yazı yazmışlığım vardır. Şu linktenAnadolu Haber” ile ilişkili yazılara hızlıca göz atabilirsiniz.

377. Sayı

Bana göre Anadolu Haber, Anadolu Üniversitesi gibi medya yönü güçlü bir üniversiteye yakışmayan bir okul gazetesidir. Haftalık olarak ve bazı dönemlerde de 15 günde bir olarak yayımlanan gazetede sadece ön ve arka sayfa renkli olarak yayımlanıyor. Bazı özel sayılarda gazetenin sayfa sayısı artsada genel olarak 8 sayfa ve siyah beyaz basılıyor. Bugüne kadar verilen özel sayılar Anadolu Haber 2 ve Mezuniyet Özel sayıları oldu.

Bu yazımda okulumuzun gazetesinde gördüğüm eksikliklerden bahsedeceğim ve gazete için bir takım önerilerde bulunacağım. Bunu belki de bu gazeteyi okulda en ciddiye alan kişi olarak yapacağım kendi çapımda.

629. Sayı

1. Sayfa Sayısı: Bugün süpermarketler bile 16 sayfalık kitapçıklar dağıtabiliyorsalar, üstelik bunların tamamı renkli olabiliyorsa pekala Anadolu Haber de bunu yapabilir. Anadolu Üniversitesi gibi her yıl etkinlik rekorlarının kırıldığı, aynı il içerisinde altı yedi tane farklı kampüs, tesis ve benzeri sosyal ve kültürel alanlara sahip bir üniversite herhalde yazacak haber bulma sıkıntısı yaşamaz. 8 sayfalık bir gazetede insan okulla ilgili bir gazete okuyormuş hissine kapılmıyor. Dolayısı ile Anadolu Haber’in sayfa sayısı arttırılmalıdır.

2. Renkli Baskı: Gazetenin sadece ilk ve son sayfası renkli olarak basılıyor. Diğer sayfalar tamamen siyah beyaz. Renkli baskının maliyeti arttırdığının bir gerçek olduğu ortada. Ancak en azından iç sayfalardan iki tanesi daha renkli olsa ve bu sayfalara da ilk sayfada manşet ya da sürmanşet olarak verilen haberlerle ilgili daha detaylı ve renkli görseller yer alsa çok daha başarılı olur.

3. Manşet Haberleri: Gazetenin ilk sayfasında yer alan manşet haberleri “devamı şu sayfada” diye bitiriliyor. İlgili sayfaya gittiğinizde de saçma sapan bir ya da iki sütunsuz resimsiz siyah beyaz bir haber buluyorsunuz, bu muydu manşet diyorsunuz. Manşette verilen haberler iç sayfalarda daha detaylı anlatılmalı, görsellerle desteklenmelidir.

Gazeteye çıktığım 489. Sayı

4. İç Sayfa Haberleri: İç sayfa haberlerinin çoğu insanın okumak için ilgisini çekmeyecek konum ve dizilimdeler. Halbuki insanların iç sayfa haberlerini de okumaları, pas geçmemeleri esastır. Bununla alakalı olarak Anadolu Haber, iç sayfalarda yer alan haberleri görsellerle desteklemelidir.

5. Öğrencilere Sorduk Kısmı: Gazetenin artık geleneksel hale gelmiş bir kısmı bu. Son sayfada renkli olarak yayımlanıyor. Her hafta farklı bir konuda öğrencilerin görüşleri alınıyor. Bence gazeteyle özdeşleştiği için bu kısım aynen kalmalı ve belki içeriği bir nebze olsun genişletilmelidir.

6. Bahar Şenliği Sayısı: Bahar Şenliği gibi mükemmel bir dönemde Anadolu Haber Bahar Şenliği’ne özel, tamamı renkli bir sayı çıkarmalıdır. Ayrıca her bahar şenliğinde sanki bahar şenliğini sadece Güzel Sanatlar Fakültesi kutluyormuş gibi davranıp sadece orada okuyan öğrencilerin fotoğraflarını yayımlamamalıdır.

475. Sayı – Tanıtım Özel Sayısı

7. Yılın İlk Sayısı: Bu sayı da yine cıvıl cıvıl koleksiyon değeri olan bir sayı olarak hazırlanmalıdır. Okula yeni gelen öğrenci eline aldığında “vay be ne okula gelmişim” demelidir.

8. Daha Fazla Öğrenci Katılımı: Öğrenciler gazete için makale, araştırma ve inceleme içerikleri hazırlayabilirler. Bunları Anadolu Haber editörlerine yollayarak yayımlanmasını sağlayabilirler. Bunlar, hem gazete için çok geniş bir içerik arşivi oluşturur hem de çok farklı konularda olacakları için gazetenin kültürel değeri artar.

9. Röportajlar: Ben öğrenci olarak diğer öğrenci arkadaşlarımın yaşamlarını merak ederim. Eskiden Anadolu Haber’de okulumuzda eğitime devam eden ve çeşitlli yönleriyle ön plana çıkan öğrenci arkadaşlarımızla yapılmış röportajlar olurdu. Bence bu çok başarılı bir uygulamaydı. Yeniden yapılmalıdır. Ben öğrencilerin ünlü simalardan çok, kendileriyle aynı şartlarda yaşayan, eğitim gören arkadaşlarını daha fazla ilham kaynağı olarak göreceklerinden eminim.

2008 Yılı Mezuniyet Özel Sayısı

10. Dağıtım: Anadolu Haber’in belki de en çok üzerinde durması gereken konu gazetenin dağıtımı olmalı sevgili okur. Gazete ne kadar iyi olursa olsun, eğer okuyucu ona ulaşamıyorsa ya da o okuyucuya ulaşamıyorsa hiçbir anlamı kalmıyor. Okulda Anadolu Haber için şimdiye kadar uygulanandan farklı dağıtım yöntemleri uygulanmalıdır. Kantinlere, fakültelerde koridorlara vs. mutlaka düzenli olarak koyulmalı, takibi iyi yapılmalıdır.

Okul gazetesi ilk bakışta çok küçümsense bile bence okul içerisindeki kitlenin iletişimi için en güçlü araçtır. Gazete sadece bir tabakanın diğerlerine bilgi verdiği bir iletişim aracı olmamalı, kitleleler arasında, aynı tabakalar, farklı tabakalar arasında da bir iletişim, organizasyon aracı olarak kullanılmalıdır.

Nacizane olarak yukarıya yazdığım 10 maddeye dikkat edilir ve uygulanırsa inanıyorum ki Anadolu Haber daha güzel bir gazete olacaktır.

Bizim Yusuf Thor Olmuş!

Yusuf Selim Kolunsağ. Davulcu, GSF’li, komik bir adamdır. Pek çok farklı arkadaşlarımız sayesinde yolumuz kesişiyor kendisiyle. Kendisini ilk olarak Halil‘in grupta davulcu olarak tanıdım. Sonra başka bir rock projesi oldu kendisinin. Daha sonra Ozan Demir buradayken Kabus grubu ile çaldı. Ozan Demir ile birlikte o efsane “Release The Pain” parçasını yaptılar, bir de klip çektiler kendi imkanlarıyla.

Yusuf en son Eskirock Metal Fest. IV‘de “Lamb Of God Tribute” ile Kerem ve Mertler ile çalmıştı, ne yalan söyleyeyim çok da iyi çalmıştı. Konserden sonra birkaç kere daha rastlaşmıştık kendisiyle.Uzun süredir de görmemiştim.

Anadolu Haber

Önceki gün Facebook‘ta gördüm ki Yusuf, bu seneki geleneksel bahar yürüyüşünde Marvel’in meşhur “Thor” karakterini canlandırmış! Okulun gazetesi Anadolu Haber‘e de basmışlar bizim Yusuf’un fotoğrafını 🙂 Saçları zaten sarı ve uzun olduğu için gayet de güzel olmuş, çekiç detayıyla falan aynı Thor olmuş 🙂

Bizimkilerden birisi böyle gazeteye falan çıkınca bloga yazacağıma dair kendimle bir anlaşmam olduğu için bu yazıyı yazıyorum. Yusuf’a ve sizlere sevgiler yolluyorum.

Steampunk Nedir?

Bir süre önce Pentagram yeni albümünü yayınladı sevgili okur. Albüme dair bir incelemeyi önümüzdeki günlerde yayınlayacağım. Bu yazıya konu olan durum ise Pentagram’ın yeni logosu ve albüm tasarımı olacak. Albümün teaser’ı Youtube‘da yayınlandığında yorumlardan birinde “steampunk” yazıyordu. Bu sözcüğü daha önce hiç duymamıştım ve hemen araştırdım ve bu yazıya konu oldu. Önce Pentagram’ın sitesinde yayınladığı teaser’a ve albüm görseline bakalım:

Evet, steampunk dediğimiz olay videodan ve görselden de çıkarabileceğimiz üzere bir tür fantastik mekanik sanatı 🙂 Bu akımda genellikle 19. yüzyıl teknolojisinin izleri görülür. Mekanik ve hareket ilişkisi buharlı ya da kurmalı sistemlerle ve çok nadiren de elektrikle sağlanır. Bol bol dişli, bol bol çark, bol bol pirinçten malzeme gözlenir. Viktoryan dönemine ait kıyafet ve takılarla bu yarı-kurgusal akım desteklenir. Korse, şapka, bot ve özellikle gözlükler bu akımda olmazsa olmaz aksesuarlardır. Jules Verne ve Herbert George Wells‘in romanları bu akıma ilham olmuş eserlerdir. Ayrıca her tür gotik ve vampirizm akımı da kendine steampunk içerisinde yer bulabilmektedir.

Van Helsing

Anlamını, kapsamını araştırıp öğrendikten sonra farkettim ki ben de bu akımı meğer yıllardır severek takip ediyormuşum. İzleyip beğendiğim filmlerin ve kitapların bu akımın etkisinde olduğunu görünce çok şaşırmadım. Wild Wild West ve Van Helsing filmleri birer steampunk başyapıtıdır. Ayrıca yine tamamını izlediğim Prestij, Altın Pusula, Sucker Punch, Sherlock Holmes, Hugo gibi filmler de başarılı birer steampunk örnekleridir. 2004 yılında çekilen ve halen en sevdiğim 10 film içerisinde yer alan Van Helsing’de vampir avcısı Van Helsing’in kıyafet ve silahları steampunk akımının örnek objelerindendir. 1999 yapımı Wild Wild West

Wild Wild West

(Vahşi Vahşi Batı) filminde Kevin Kline’nın yaptığı tüm icatlar, kullanılan silahlar birer kült steampunk ögesidir. Zaten film de tür olarak “steampunk western action-comedy film” şeklinde kataloglandırılmaktadır.

Bunların dışında bir örnek de hepimizin severek izlediği “Game Of Thrones” dizisinden verilebilir. Dizinin içeriği değil ama başlangıç kısmı çok başarılı bir steampunk çalışmasının örneğidir.

2009 yılında Anadolu Üniversitesi’nde yapılan Bahar Yürüyüşü‘nde iki arkadaşımız steampunk akımına selam yollamıştı. O zaman çok dikkatimi çekmişlerdi. Anadolu Haber arşivimden arayıp buldum ve fotoğraflarını koyuyorum.

Steampunk ile ilgili bir de çok kapsamlı bir site bulunuyor. Buradan mevcut işlere ulaşabilir, zaman zaman yapılan incelemelere rastlayabilirsiniz.

http://www.steampunk.com/

Anadolu Üniversitesi 2011 Mezuniyet Töreni – 2. Kısım –

Bu yazının 1. kısmını okumak için tıklayınız.

O gün törene beni izlemeye ailemin yanında Merve‘yle Sercan‘da geldiler sağolsunlar. Sercan, Alper‘le beni çağırdı açık tiribünün önüne fotoğraflarımızı çekmek için. Gittim annemleri de gördüm.

3 Bas Ses

Bu pozu Sercan çekti

Gecenin ilerleyen saatlerinde değerli hocalarımız da indiler sahaya. Hep beraber topluca, tek tek belkide yüzden fazla fotoğraf çektirdik 🙂 Erdem Hoca‘nın şalında neden 3 bant, Eftade Hoca‘nın şalında neden tek bant olduğunu Erdem Hocam “bunların bir tanesi 10 yıl demek” diye açıkladı. O gecenin belki de en sıcak anları da işte bu anlardı. Hocalarımızın bizi ne kadar sevdiği işte bu anlarda bir kez daha anladım. Bu duygusal bir cümle oldu. Ancak bu yazıyı okuyan sevgili okurum, inan o an hissettiğim şey buydu. Daha sonra bize mezuniyet törenine katıldığımız için teşekkür eden rektörümüzün yazısını verdiler. Bunlar işte temsili diplomalarımız oldu. Bu olaydan sonra sıra kep atmaya geldi.

Toplandık ve büyük bir küme oluşturduk. Sonra çıldırmış gibi savurduk lan keplerimizi. Alper’le ben dim dik havaya attık. Sonra hemen yakaladık. Ama o gazla geriye, öne, sağa ya da sola savuranlar bir daha bulamadılar keplerini yazık oldu. Bu arada standart kep koca kafama sığmadığı için arkasından hafif söktürüp lastik taktırdım ben.

Sonra Kıraç başladı. Bu sene mezuniyet için Kıraç’ı çağırdılar. Kıraç başlayınca babam eş zamanlı olarak aradı hadi gidelim diye. Gidelim dedim bende. Zira ertesi gün Diferansiyel Denklemler sınavım vardı benim. Babamın zeki hamleleri sayesinde trafiğe yakalanmadan eve geldik. Bu esnada sahanın içinden 5 dakika dış kapıya çıkabilen bana tezat, annemlerin çıkması tam 25 dakika aldı.

Anne ben burdayım

Böylece hayatımda bir kez yaşayacağım “Mezuniyet” heyecanını yaşamış oldum. Ertesi gün o yorgunlukla gireceğim Diferansiyel Denklemler sınavının psikolojik baskısı olmasa daha mutlu olurdum.

Törenden sonra aklımda kalan tek olumsuzluk annemlerin içeri giremeyip geçişimi görememeleri. Bu konuda okulumu hiç affetmeyeceğim. O gün benimle birlikte olan, olamayan tüm dönem arkadaşlarıma, dostlarıma teşekkür ederim. Aileme, sevdiğim insanlara da teşekkür ederim. Bu anlar hep bu güzel ve daha insancıl duygularla geçti.

Anadolu Üniversitesi’nin sitesinde mezuniyet fotoğrafları verilmiş. Buraya tıklayıp yüzlerce fotoğrafa bakabilir, tanıdığınız ve tanımadığınız insanları görebilir, yakışıklı erkekleri kesebilir, güzel kızlara göz kırpabilirsiniz. (Şaka yapıyorum, ayıptır o niyetle bakmayın.)

Şu linkte de okulun kamerasından beni görebilirsin sevgili okur.

Okul gazetesi Anadolu Haber‘in son sayısı da inan güzel olmuş sevgili okur. Mezuniyet özel sayısı gibi olmuş. Alper’e yaparsak kesin gazeteye çıkarız dediğim herşeyi yapmışlar ve gazeteye çıkmışlar lan! İlk fikrim TRT ile ilgili bir pankarttı. Uyanığın biri yapmış “Tören TRT‘de izlenir” yazmış, gazeteye çıkmış. Diğer fikrim de Anadolu Haber’le ilgili bir pankart hazırlamaktı. Bunu da yapmış bir diğer uyanık grubu. Anadolu Haber’in büyük boyunu yapmışlar ve gazeteye çıkmışlar. Bir başka kızcağız “Anne ben burdayım!” yazmış ve çıkmış yine gazeteye. Bunlar başarılı girişimler tabi.

Az önce demiştim okulun gazetesi diye. Mezuniyet sayısını indirmek için buraya farklı kaydet diyin.

Okulun gazetesinde çıkarak Vecihi yine tarihi bir başarı gösterdi tebrik ederim. Sadece Vecihi’yi değil, aynı karde çıkmayı başaran Aygün ve Özgünü de tebrik ederim. Bu arada Aygün öğrenci işlerinin inanılmaz özverili çalışması sayesinde acayip can sıkıcı bir sorun yaşadı. Canını hiç sıkmamasını buradan söylüyorum.

Ayün, Özgün ve arkadaşları

ŞU LİNKTE verdiğim haber çok iyi yalnız muhakkak açın dinleyin. Hem rektörümüzün, hem mezunlar adına konuşan aşırı heyecanlı arkadaşın hem de Cem Öğretir’in konuşması yer alıyor. Mezun olacaklar adına konuşma yapan arkadaşın Steve Jobs‘ın bir sözünü bize örnek göstermesini ise bazılarımız rezillik, bazılarımız ise komiklik olarak yorumladık. Elbette onun bir suçu yok. Bu konuşmayı hazırlayanlara güldük.

Birlite çekilebileceğimiz en kötü fotoğraf 🙂

Alper ve ben

Anadolu Haber’e Kızdım, Gazetede Çıktık!

Geçen gün şu yazıyı yazmış, okulumuzun gazetesi Anadolu Haber‘i kötü yayıncılık anlayışı sebebiyle eleştirmiştim. Okuyan okurlarım hatırlayacaktır yakındığım, şikayet ettiğim mevzuları.

İşte Anadolu Haber, kesin ben kızdığım için, başka sebepten değil, 589. sayısına bir değil, tam iki defa bizi basmış! Yapmış bunu! Yine blogu okuyan gönül dostlarımın şu yazıdan hatırlayacakları üzere bir süre önce proje sunumları esnasında rektörümüze projemizi sunmuştuk. Gazetenin bu sayısında da iç sayfalardan birinde bizim fakültedeki proje fuarından bahsedilmiş. Rektörle topluca çektirdiğimiz fotoğrafı koymuşlar.

Kırmızı halka ben, mavi halk Alper (Tıkla büyüsün, tıpış tıpış yürüsün)

Ayrıca en arka sayfadaki klasik “Öğrencilere Sorduk” köşesinde de soru olarak “Bu yıl ki bahar şenliklerini nasıl buldunuz?” diye sormuşlar. Orada da en aşağıya yine yakışıklılığımıza ve çekiciliğimize dayanamadıkları için yaptığımız tramvayla fotoğrafımızı koymuşlar!

Tramvayımız

Aferim, böyle devam ettikleri sürece ben de onları severim.

 

Çevre Mühendisliği Anadolu Haber’de!

Bir önceki yazımda Anadolu Haber‘i epey eleştirmiştim. Koleksiyondaki sayıları incelerken birkaç sayı önce arka kapakta tamamen Çevre Mühendisliği öğrencilerini görünce acayip sevindim sevgili okur. Gerçi sordukları soru klasikten de öte saçma bir soru olmuş ama olsun. Hepsini tanıdığım bölüm arkadaşlarımı görünce mutlu oldum tabi 🙂 Yalnız Erdoğan‘ın adını Ozan diye yazmışlar ya acayip güldüm 🙂

Bu yazıyı da sırf hatıra olsun diye yazayım dedim. Aşağıda verdiğim görselin üzerine tıklayıp bizimkilerin düşüncelerini okuyabilirsiniz.

EKLEME: Aynı sayıda bizim Elif de çıkmış sevgili okur. Onu da ekliyorum. Yıllar sonra bakar güleriz diye.

Tıklarsanız büyüyor

Anadolu Haber’in Geleneksel Ayrımcılığı!

Okulumuzun haftalık gazetesi Anadolu Haber, artık iyiden iyiye düşürdüğü kalitesiyle bu aralar çok dikkatimi seçiyor. Bundan önce birkaç defa yazmıştım bu gazetenin bazı hatalarını. Haberleri veriş şeklini eleştirmiştim şu yazımda. Ve bundan tam bir sene önce şu yazımda bahar şenliklerinde yaptığı ayrımcılıktan bahsetmiştim.

Aradan bir yıl geçti ve bizim Anadolu Haber cephesinde herşey yine aynı sevgili okur. Artık nasıl bir düşünce ve nasıl bir görüşle hazırlanıyorsa bu gazete, bu sene de Güzel Sanatlar Fakültesi‘nin dışında hiçbir fakültenin ne adı ne resmi var gzete sayfalarında. Okulun belki de en büyük etkinliği olan Geleneksel Bahar Yürüyüşü için özel bir sayı çıkartılmalı ve bu gazetenin tamamı yürüyüşe katılan öğrencilere yani bizlere ayrılmalıdır. Ama bizim aşırı kaliteli yayıncılık anlayışına sahip Anadolu Haber ilk sayfada birkaç tane renkli GSF’li öğrenci fotoğrafı ve iç sayfalarda birkaç tane siyah beyaz GSF’li öğrenci fotoğrafı koyarak bu “büyük” olayı kutluyor kendince.

Bu sene de geleneklerini bozmadılar ve GSF haricindeki tüm fakülteleri, yürüyüşe katılan öğrencileri yok saydılar sağolsunlar.

Tıklayınca büyüyor

Tıklayınca büyüyor

Bu da iç kısımdaki fotoğraflar:

Tıklayınca büyüyor

Anadolu Üniversitesi 2011 Bahar Yürüyüşü

Alper ve ben

Bu sene 5. defa katılarak herhalde en çok katılan az sayıdaki öğrenciden birisi oldum sevgili okur.

Hazırlıktayken Rock Kulübü ile katılmıştım. İlk sınıftayken bizim fakülteyle katılmıştım. O sene “Sevgi anlaşmak değildir, mühendiste sevilir” tişörtleriyle katılmıştık. Tırt bi seneydi. Bir sonraki sene ben 2. sınıftayken Kırmızı 4 otobüsle katılmıştık. O sene epey ilgi çekmiştik. Geçen sene son gün karar verip V For Vandetta filmine gönderme yapıp maskeler ve pelerinlerle yürümüştük.

Tişört Baskıları

Tişört Baskıları

En nihayetinde bu sene ise, uzun süredir aklımızda olan tramvay ile katıldık. İki Eylül kampüsüne gelen bir tramvay çok mu hayaldir bilinmez ama biz bu hayalin küçük bir kısmını kartondan da olsa yapmayı başardık 🙂 ESTV falan çekti bizi. Tanımadığımız onlarca insana poz verdik 🙂 Önceki senelerde bize öğütlendiği gibi yine “sesimizi duyurduk” ve herkes çok mutlu oldu. Bu sene tramvayın yanında tişört de bastırdık. Tişörtte yer alan karikatürü Caner Somaklı kardeşim çizdi. Tramvayımızın son akseuarı da tam elli kişiye dağıttığımız taraftar düdükleri oldu. Anlayacağın epey gürültülü bir iş oldu 🙂

Tramvayı yapmak için tam 4 gece uğraştık Alper, Volkan ve ben. Epey de masraf ettik. İskeletini alüminyum doğramadan yaptık ve yağlı boya ile boyadık. Mühendislik yaptık anlayacağın sevgili okur. Alperlerin garajda çalıştık geceleri.

Ancak bu seneki yazımı bu kadar sevecen, mutlu ve hayata umutla bakan bir salak edasıyla bitirmeyeceğim. Çünkü okulun ve basının her sene yaptığı o inanılmaz bencillik ve gaflete daha fazla dayanamayacağım. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ BAHAR ŞENLİĞİ YÜRÜYÜŞÜ SADECE GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNE AİT DEĞİLDİR. Okulun kendi gazetesi de dahil olmak üzere her sene bu haber için kullanılan fotoğraf ve yorumlarda hep GSF’ye atıflar yapılmış. Sanki bu yürüyüş sadece o fakülteninmiş gibi. Yerel basın da ne buluyor anlamadım, sürekli bunları basıyor. Hadi basın neyse ya okulun gazetesi? Bir Anadolu Haber koleksiyoncusu olarak bunu açıkça ispatlayabilirim ki Anadolu Haber, özellikle bu bahar şenliği haberlerinde bilerek ayrımcılık yapıyor, sadece Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ait fotoğrafları koyuyor. O meydana toplanan yüzlerce insanı yok sayıyor. Ayıptır yapma bunu!

Seda, Alper, Ahmet ve ben (Etkinliğe katılan son sınıf çevre mühendisleri 4 kişiydik)

Hiç Bir Şey Olamasam Bile…

Bizim okulun gazetesi Anadolu Haber‘i okula girdiğim günden beri biriktirdiğimiz biliyorsun sevgili okur. Geçen haftaki sayısında arka sayfa sorusu olarak Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Rekreasyon Bölümü öğrencilerine “Bölümünüzden memnun musunuz?” diye sormuşlar. Cevap veren arkadaşların bazıları gerçekten mükemmel cevaplar vermiş. Takdir ettim gerçekten. Ancak bazıları ve özellikle bir tanesi ise bölümlerini yücelteceğiz diye komik duruma düşmüşler. Yazının başlığında yer alan ifade de bu arkadaşa ait. Arkadaş mesleğinin önünün tıp ve mühendislik bölümlerine nazaran daha açık olduğunu, hiç bir şey olamazsa bile POLİS olabileceklerini yazmış.

Hatalı olduğunu düşündüğüm bir kardeşim
Mantıklı konuşan bir öğrenci kardeşim

Bence bu kendi bölümüne yaptığı bir ayıptır. Orada okuyanlara karşı bir ayıptır. Bir bölümü, dört yıllık bir bölümü polis olmak için neden okur bir insan? Herhalde ben böyle bir demeç versem Müfide Hoca beni bölümün kapısından sokmazdı 🙂 Üniversitede geçmişte fizik okuyup, çevre mühendisliği, ziraat mühendisliği ya da aklıma gelmeyen dört yıllık bölümleri okuyup sonra iş bulamadığı için polis olmayı seçen insanların varlığı bu sistemin bir utancı değil midir? Üstelik bu kardeşlerimiz şanslılar ki polis olarak iş bulabilmişler. Binlercesi işsiz gezmiyor mu? Buna tezat olarak her sene yeni üniversiteler açılıp sanki Türkiye’de hiç yokmuş gibi yüzlerce yeni işsiz mezun edilmiyor mu?

Bu sebepten dolayı sevgili okur, mesleğine sahip çık. Yapmayacağın işin bölümünü okuma ayıptır, emeğine yazıktır.