Tag Archives: Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü

TR Rock Tarihi 1, Yeraltı Kütüphanesi, Bu Toprağın Çağdaş Ozanları

Bu yıl benim için kitapların yılı oldu diyebilirim. Pandeminin ilk günlerinde (çok daha iyi tedbirlerin olduğu zamanlarda) ve Mert‘i uyuturken epey kitap okuma fırsatım oldu. Sadece okumalık değil, koleksiyon ve arşivlik de pek çok kitap geçti elime. Çok büyük bir ilgiyle takip ettiğim Head Bang‘in altıncı ve son sayısı bu yıl yayımlanmıştı. Şüphesiz müzik yayıncılığı adına bu yılın en dikkat çekici yayını bu oldu. Bunun dışında okuduğum kitaplar ise büyük bir gecikmeyle Türkiye Rock Tarihi 1 – Saykodelik Yıllar, Yeraltı Kütüphanesi ve Bu Toprağın Çağdaş Ozanları oldu. Haydi şimdi bu kitaplara şöyle bir göz atalım.

Yıllar önce 2013’te ilk baskısı yayımlanan Türkiye Rock Tarihi 1, ülkemiz müzik yayıncılığının en önde gelen isimlerinden biri olan Güven Erkin Erkal‘ın yıllardır süren koleksiyonculuk ve arşivcilik merakının olabilecek en iyi meyvesi. Kitap iki cilt halinde planlanmış. İlk cilt olan “Saykodelik Yıllar” 2013 ve 2014 yıllarında iki baskı yapmış. Ülkemizde rock ve metal müziğin tarihin anlatırken Güven Abi konuyu en baştan ele almaya karar vermiş. Dolayısıyla bu cilt, sadece rock ve metal müzikseverlerin değil, ülkemizde müzikle ilgilenen herkesin sahip olması gereken bir başucu kaynağı niteliğinde. Rock ve metal müziğe gelmeden, ülkemizde pop, jazz ve blues’un maceralarını anlatarak işe başlamış. Eserde ülkemizin “ilklerine” sıkça değinilmiş ve pek çok belge sunulmuş. Bu açıdan arşive koyulması muhakkak gerekli bir kitap olmuş. Özellikle son kısımdaki plak rehberi (kronolojik liste) Türkiye’de daha önce yapılmayan bir tasnif çalışmasının bir sonucu. Elinizde referans olacak bir rehber niteliğinde. Aradan geçen bunca yıla rağmen Güven Abi halen ikinci cildi yayımlamış değil. En son 2017 yılında bir tweet atmış yakında geliyor diye ama en ufak bir gelişme yok.

Güven Erkin Erkal’ı, Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak davet etmiştik biz okuldayken. Volkan‘la ve Alper‘le birlikte epey uğraşıp emek verdiğimiz bir organizasyon olmuştu. O programda belki de bu kitabın temelini oluşturan bir sunum yapmıştı. Ne olmuş nasıl olmuşsa ben böyle bir kitap yayımlandığını bile kaçırmışım. Yıllar sonra fark edince hemen sepete attım ve bir solukta okudum. Bu yıl okuduğum en iyi müzik kitabı kesinlikle buydu.

Yeraltı Kütüphanesi, aslında konsept olarak Güven Erkin’in çalışmasına benziyor. Hatta kitabın yazarı Koray Sarıdoğan tarafından kitapta kendisi için ayrı bir başlık bile açılmış ve pek çok yerde övgüyle bahsediyor. Kitabın son 40 sayfasında ise kesinlikle ilk defa göreceğiniz ve sizi ciddi anlamda şaşırtacak pek çok belge ve fotoğraf yer alıyor. Bu anlamda yazar cidden çok iyi bir arşiv ve literatür çalışması yapmış. Bu açıdan kendisini tebrik etmek gerek. “90’lar Türkiye’sinde Altkültür: Rock, Dergi, Fanzin, Edebiyat” alt başlığıyla yayımlanan eserde önce Türkiye’nin 90’lardaki kültürel durumuna kısaca değinmiş. Daha sonra başlıklar halinde ülkemizde yayımlanan müzik kitapları, dergiler ve fanzinler ile edebi eserlere değinmiş. Çok da güzel bir iş yaparak bir de 2000’ler sonrası için bir okuma listesi vermiş. Kitabın son kısmı ise röportajlara ayrılmış. Altan Öktem, Aptülika, Çağlan Tekil, Murat Beşer ve Şenol Erdoğan ile yaptığı röportajlara yer vermiş. Yazar büyük bir samimiyetle Çağlan Tekil’le yaptığı röportaj sırasında Baron’un ona burun kıvırdığını bile yazmış 🙂 Bu elbette onun için unutulmaz bir anı olmuş ve kitabı da onun anısına atfetmiş. Tıpkı TR Rock Tarihi gibi, bu kitap da özellikle fanzin ve dergi yayıncılığı için bir katalog görevi göreceğinden kitaplıkta bulunmalıdır.

Son olarak Sibel Karagöz‘ün bu yıl yayımlanan “Bu Toprağın Çağdaş Ozanları” isimli kitabını okudum. Biraz üzülerek söylemem gerekirse kitabı çok da beğenmedim. Sibel Karagöz’ün bu kitapta da yer verilen bir yazısını daha önce okuduğumda şarkı sözleriyle kurguladığı cümle yapılarını çok orijinal bulmuştum. Ancak daha önceki tarihlerde yazdığı çeşitli yazıları derlediği bu kitapta, neredeyse tüm sanatçılar için aynı şeyi yaptığını görünce açıkçası biraz sıkıldım. Kendi adıma beni düşündüren ve sindiremediğim bir diğer husus ise kitapta yer alan sanatçıların seçimleri. Kitapta 21 farklı isme yer veriliyor. Düşünün ilk sıralarda Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray, Fikret Kızılok gibi kalitesi çok net, ülkenin sadece müzik değil, başlı başına kültür tarihine adlarını yazdıran sanatçılar yer alıyor. Ancak sonlara doğru seçilen isimler “Dolu Kadehi Ters Tut”, “Emir Can İğrek”, “Evrencan Gündüz” gibi diskografisi daha az, profesyonel müzik yaşantısının henüz başında olan çevrim içi ünlü isimler var. Belki de evet, yirmi yıl sonra bu isimler de müzik tarihine adlarını yazdıracaklar ama Aşık Veysel’in, Barış Manço’nun olduğu bir listede bunlar ne arıyor diye soruyorum. “Ozan” olabilmek bu kadar kolay mı? Ben yazarın yerinde olsaydım kitabımı iki bölüm halinde hazırlardım. İlk bölümde ölümsüz isimlere yer verirdim. İkinci bölümde ise bu yeni seslere merhaba derdim. Elbette şunu da söylemezsem olmaz, bu ülkenin müzik tarihinde “çağdaş ozanlığa” yönelik bir çalışma yapıp da ülkenin pop müzik tarihinin belki de son yirmi yılının en iyi albümlerinden birini yapan, yepyeni bir soluk getiren, çizgisiyle rengiyle sözleriyle melodisiyle yüz akı olan Mabel Matiz nasıl unutulur? Aklım almıyor. Yeni baskısı olursa yazarın eklemesi gereken tek şey Mabel Matiz ve Maya albümü olmalıdır.

Güven Erkin Erkal’la “En Başından Günümüze Türkiye’de Rock Tarihi”

Bir Türk rock müzik dinleyicisinin, bir türk metalcisinin bence muhakkak izlemesi, katılması, soru sorması gereken bir etkinlikti bu. O gün katılan 80-100 arasındaki arkadaşa en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Bu sene Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak biz, tüm zorluklara göğüs gerip sponsor dahi bulmadan (bulamadan demek daha doğru olur, çünkü biz kişisel gelişim saçmalıkları benzeri etkinlikler yapmıyoruz. Yapıp insanlara siz süpersiniz, her biriniz teker teker de süpersiniz, ikiyle çarpıp üçe bölünce de süpersiniz desek, bunun da adına etkinlik desek acayip sponsor bulurduk, neyse) etkinliklerimizi sürdürüyoruz.

Bu etkinliğimizde de konuğumuz Türkiye’ye rock müziği ve metal müziği tanıtan, piyasanın bilinen isimlerinden radyocu, televizyoncu, dergici ve aklınıza gelebilecek hemen her pozisyonda gönüllü olarak başarılı işler çıkarmış Güven Erkin Erkal oldu. Güven Abi asistanıyla birlikte pazar günü akşam 6 gibi Eskişehir’e indi. Volkan’la karşıladık, hemen otele getirdik. Eşyalarını yerleştirip hiç hız kesmeden Barlar Sokağı’na geçtik. Güven Abi’nin eskiye dayanan bir tavla maçı varmış zira. Neyse Güven Abi’yi tavlayla bırakıp biz de akşamki konser için hazırlandık.

Konsere gittik. Konser boyunca da yakın durduk birbirimize. Konserden sonra Güven Abi’yi oteline bıraktık ve bir sonraki gün olan pazartesiyi beklemeye başladık.

Pazartesi günü Güven Abi’nin yüzü suyu hürmetine hayatımızda ilk defa beş senenin ardından TAŞ BİNA‘ya yemek için girdik Alper, Volkan, ben ve misafirimiz. Yıllardır taş duvarların ardında neler vardır lan acaba diye düşlüyorduk. Girince ve yemek yemeye başlayınca gördük ki pek de birşey yokmuş sevgili okur. Fiyatları da normal. Abartılacak bir yer değil. O yüzden çok üzülmeyin.

Yemek faslından sonra hemen bizim kampüse geldik Alper ile ben. Sunumumuz vardı. Onu hallettik hemen. Daha sonra paldır küldür tekrar diğer kampüse geçtik görevliydik zira.

Neyse biz gelene kadar Volkan sağolsun yerleştirmiş panel için gerekli görsel ve işitsel malzemeyi salona. Gittiğimizde Güven Abi hazırdı. Kısa bir süre sonra da başladı zaten.

Anlattıklarından tek bir kelime dahi bahsetmeyeceğim burada. İnanılmaz emek verilerek hazırlanmış bir çalışma olmuş. Güven Abi bizlere çok nadir parçaları dinletti. Süper videolar gösterdi.

Etkinliğin sonunda ise İstanbul Agop Zilleri‘nin süpriz hediyelerini dağıttı. Bir tişört ve bir Alchemy laz balıkçı beresi. Sağolsun varolsun 🙂

Başarılı bir organizasyon olduğu kanısındayım sevgili okur. Yani kulüp olarak elimizden gelenin en iyisini yaptık. Bu arada söylemeyi unutmayayım, OGÜ Rock Kulübü‘de sağolsunlar destek verdiler. Fotoğraf makinemin şarjı bittiği için yine Volkan’ın çektiklerini kullandım bu yazıda.

Etkinlikten hemen sonra Güven Abi’yi ve asistanını yolcu ettik İstanbul’a. Ardından da söz verdiğimiz gibi ağlamadık.

Alper - Volkan - Güven Erkin Erkal - ben - Halil

Floyd Trio – Pink Floyd’dan Hallice :)

10 Nisan - Sinema Anadolu

Volkan‘a teşekkür ediyorum. Dün eve gelip harddiskimin yandığını görmeden önce belki de bu haftanın en iyi “bir saati”ni yaşamamı sağladığı için.

10 Nisan günü Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü Olarak “AÜ Rock Konserleri Vol. I” isimli konserimizi Volkan’ın üstün çabaları sayesinde düzenliyoruz sevgili okur. Bu konsere 3 grup çıkacak ki inanın her biri dinlemeye doyulmaz gruplar. 10 Nisan günü Sinema Anadolu‘da dinleyeceğimiz bu grupları tanıtayım hatta durun.

:: Volkan Yırtıcı: Ankaralı ve Fusion – Progressive Rock müzik yapıyor. http://www.myspace.com/volkanyirtici adresinden acayip süper parçalarını dinleyebiliyor ve kalitenin farkına varabiliyoruz. Sadece ekibine bile baksanız diliniz damağınız kuruyor!

:: Hope To Find: Artık yavaş yavaş kendi grubumuz gibi sahiplenmeye başladığımız -ve iddia ediyorum- Türkiye’nin en iyi progressive rock grubu. Aşağıda paylaştığım City Soul parçası en iyi ikinci parçaları. Parçanın sonunda şu sözü söyleyeceksin sevgili okur: “Lan en iyi 2. si buysa, ee?” Evet. Hope To Find çalarken City Soul’un son kısmında sahneye çıkıp atlayacak kişi ben olacağım. İzleyin görün sevgili okur. Grup için detaylı bilgi: http://www.myspace.com/hopetofind

:: Floyd Trio: Vee bu yazının başlığı ve yazılma sebebi olan grup. İşte bu Floyd Trio grubunu dinlemek üzere Volkan’la birlikte stüdyoya gittik nazik davetleri üzerine. Henüz iki ay önce kurulmalarına rağmen aralarındaki uyum mükemmel! Çaldıkları parçalarının tamamı Pink Floyd parçaları olan üçlü, dinleyenlere “Üç kişi bu kadar mı güzel müzik yapar lan?” dedirtiyor. “Lan” dedirtiyor çünkü acayip de samimi insanlar. Bir saatlik stüdyo süresince ağzım açık dinledim. Ara ara gözlerimi kapatıp seni hayal ettim.

10 Nisan’da Sinema Anadolu’da Floyd Trio’yu dinleyenler sadece Pink Floyd şarkılarını dinlemeyecek, harika bir Pink Floyd Görsel şovu yaşayacak ve süprizlerle kendinden geçecek. Kameralarınızı ya da ses kayıt cihazlarınızı getirmenizi tavsiye ederim.

Bu yazıdan çıkarılacak ders sevgili okur, 10 Nisan’da ne yaparsan yap, o konsere gel. Zaten gece yarısından çok önce bitecek. Böylelikle geç kalma sorunun da kalmayacak. Benden söylemesi 🙂