Tag Archives: Anıl

Eskirock Metal Fest Vol. IV ‘ün Ardından

Pazar gününün yorgunluğunu üzerimden anca atabildim ve sanırım artık Pazartesi günü 222 Park‘ta gerçekleştirdiğimiz Eskirock Metal Fest. Vol. IV ile ilgili değerlendirme yazımı yazabilirim.

Pazartesi günü ilk iş olarak Merve‘yi tren garından aldık Volkan‘la. Onu evine bırakıp, bir süre önce sponsorumuz ROCKAMANIA tişörtlerinin yollamış olduğu hediye tişörtleri aldık. Daha sonra Halil‘i evinden almak üzere yola çıktık. Halil’i de alıp Karakedi Stüdyosu‘una gittik ses sistemini almak için.

Rockamania Tişörtleri

Bu esnada Togay‘la da konuştum. Bir önceki gece İstanbul’da sahne alıp sabah 07.00’de Eskişehir’e geldiği için tüm kafile yorgunluktan ölmek üzereydi. Dolayısı ile Togay’a iyice dinlendikten sonra gelmesini söyledik.

Ses sistemini mekana taşıdık. Daha sonra Alper ve Volkan, Togay’ın ve Ufuk‘un evinde geceyi geçiren misafirlerimizi almak üzere gittiler. Bu esnada ben de 222’de davulu kurdum. Tonmaister ile birlikte sistemi hazırladık. En baştan teşekkür edeyim, Mehmet Akçay‘ın zil sehpalarını ve twin pedalını kullandık konserde. Sağolsun yardımını esirgemedi.

Mekanı hazırladıktan sonra, artık beklemeye başlamıştık. Derken Mary Jane Hits grubundan arkadaşlar geldiler önce. Sonra İzmir ekibinin tamamı geldi. Uzun süredir görmediğim Hande ile hasret giderdik 🙂 Sonradan Tayfun falan da geldi.

Bu konserin süprizi In Flames Tribute grubu olacaktı. Kimseye duyurmadık ama bu grup aslında bizdik. Bu konserin bizim için özel bir anlamı olduğundan o gün sahneye çıkacak her grubun vokalistinden bizim için bir şarkı söylemesini rica ettik. Sağolsun onlar da kırmadılar. Ses kontrolleri In Flames Tribute ile yaptık. Herşey bittiğinde saat 18.30 civarındaydı ve biz de beklemeye başladık.

Kapı açıldı. İlk etapta gelen seyirci sayısı saatin erken olması sebebiyle biraz az oldu. Ancak bu sayı konserin sonlarına doğru artacak hatta son grup sahnedeyken dahi bilet alıp giriş yapan katılımcılar olacaktı.

İlk grup olarak sahneye duyurduğumuzdan 20 dakika daha geç çıktık. Bu erteleme konser sonuna yaklaşık 45 dakika olarak etki etti. Sahneye çıktık. Beş şarkı çalacaktık. Her biri de In Flames’in en bilinen parçalarıydı. Dediğim gibi diğer gruplardan farklı olarak sadece bu konser için kurulan bir grup olduğumuz için, hatta grup bile olmadığımız için eğlenceye odaklandık. İlk önce maskelerle çıkalım dedik, sonradan vazgeçtik. Neyse sahneye çıktık ve Lamb Of God Tribute grubunun vokali Türker bize eşlik etti ilk şarkıda: Dead Eternity. Türker’den sonra sahneye The Trusted‘tan Tayfun ve Fire and Forget‘ten Hande çıktı. Gyroscope‘u çaldık bu sefer de 🙂 İşin ilginç tarafı o gün Türker hariç hiçbir vokalle konser öncesinde çalışamamıştık başka şehirde olduklarından. Biz albüm versiyonları çaldığımız için sorun olmadı vokallere de. Gyroscope bittikten sonra sıra Episode 666‘ya geldi ki çaldıklarımız içinde en sevdiğim parça da buydu sevgili okur. Bu parçayı da ağırlıklı olarak Tayfun söyledi Hande ile birlikte. Episode’dan sonra da son parçamız olan Only For The Weak‘e geldi sıra. Yağızhan’ın en sevdiği parça buydu. Bu parçayı da Mary Jane Hits’in vokali ile birlikte söyledik. Yağız’a bakamadım ama Togay’ın çılgınlar gibi kafa salladığını gördüm, acayip gaza geldim oturduğum yerde sevgili okur. Son parça bittikten sonra İzmirliler “Göztepe Göztepe” diye bir sevinç gösterisinde bulundular 🙂

Black Omen

Bizden sonra sıra Black Omen‘a gelmişti. Çıkmak üzere olan bir albüm, bir demo ve iki bandrollü albüm ile diskografisi ve kalitesi gayet üst düzey bir gruptur Black Omen. Melodik Black Metal yapan ülkemizin sayılı gruplarındandır. Black Omen sahnede hem önceki iki albümden hem de yeni albümden parçalar çaldı. Eskilerden olmazsa olmazlar Black Candle, Gate Of Darkness ve When The Sun Rises‘da sahne önündeydim. Ancak Loki‘yi çalmadılar üzüldüm epey. Tüm grup hem sahne kostümleri hem de performansları ile epey alkış topladı. Bu arada vokal Karahan Abi, tüm

Uçan Onur

Eskirock Metal Fest.’lerde sahneye çıkan ilk tek müzisyen olma sıfatını devam ettirdi 🙂 İlk konserde Garmadh‘la, ikinci konserde Truck‘la, üçüncü konserde yine Garmadh’la ve son konserde de Black Omen ile sahne aldı. Desteği için teşekkür ediyorum. Reha, Serkan ve Murat Teğmenim ile birlikte sahne önündeydik hep. Bu üç arkadaşıma da teşekkür ediyorum. Murat Teğmenim demişken, A’khulion‘un vokalisti Murat kardeşimiz askerden dönmüş ve ilk iş olarak da bizim konserimize gelmişti.

Reha, Serkan, Murat, Ben

Tolga ve Ben

Black Omen’dan sonra İzmirli dostlarımız The Trusted sahne aldı. Bu grupta Tayfun gitar çalıyordu aynı zaman da Fire and Forget’te de bass çalıyordu. In Flames’te de iki şarkı da vokal yapınca gecenin en çok sahnede kalan elemanı da Tayfun olmuş oldu 🙂 Grup İzmir’den gelmiş olmasına rağmen sahne önü boş değildi. İzmirlilerin de birbirine desteğini görmeliydin sevgili okur 🙂

Fire and Forget

Trusted’tan sonra canımız ciğerimiz, her bir üyesi kardeşimiz olan Fire and Forget‘imiz sahne aldı. Böylece topluluğumuz bünyesindeki her grubumuz da festivallerimizde ikişer defa sahne almış oldu. Fire and Forget’i koşuşturmacadan dolayı ancak performansının sonlarına doğru izleyebildim. Ama en sevdiğim iki şarkıları en sona kaldığı için de kaçırmamış oldum. Togaykardeşimle bakışarak kesişerek

Togay Çalıkoğlu

karşılıklı sevgi gösterilerinde bulunarak son şarkılarını da bitirdik ve sahneden indiler. Yağızhan‘ın ciddi biçimde gaza getirici olarak sallandığı bir performans oldu. Mehmet çok iyi çaldı. Togay’ın upuzun saçları yerleri falan süpürdü bir ara! Bence Fire and Forget, tarzında öncü gruplardan biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor sevgili okur. Bunu birkaç sene içerisinde göreceğimizden eminim.

Hair Metal!

Bu arada içerideki kalabalık da artmaya başlamıştı. Sahneye yine İzmir’den gelen Mary Jane Hits grubu çıktı. Groove metal yapan bu grubun Eskişehir’deki ilk konseriydi. O esnada dışarı da olduğumdan performanslarını izleyemedim. Ancak tepkiler gayet olumluydu.

Lamb Of God Tribute

Şimdi bu paragrafa da bir itiraf ile başlayayım. Konserin son grubu Lamb Of God Tribute’du. Bu gruptan beklentimiz vardı, vardı ancak şok edecek kadar değildi sevgili okur. Saat 00.10 civarında Lamb Of God Tribute sahneye çıktı ve dışarıdan içeri geldiğimde gözlerime inanamadım! İnsanlar sahne önünü tıka basa dolmuştu ve tüm salon gruba eşlik ediyordu! Olamazdı lan böyle birşey! Herkes poga yapıyordu, headbang yapanlar, bağırıp çağıranlar… Konserin süpriz grubuydu kısacası Lamb Of God Tribute. Kerem‘in gitaristliği, Yusuf‘un davulculuğu, Türker’in vokalleri ve diğer grup elemanları Cem ve Mert, Volkan’ı ve beni şaşırttı. Genelde son gruplara doğru katılımcı sayısı azalırdı

Lamb Of God Tribute - Yusuf

ancak bu konserde hiç de öyle olmadı. Lamb Of God’ı Erasmuslular da dahil yüzden fazla kişi sahne önünde izledi sevgili okur. Ve konser de bu gazla sona erdi.


Konser bittikten sonra Eskirock ekibi için bu sefer bambaşka bir uğraş başladı. Sahneyi toparladık. Hesabı kitabı yaptık, ödenecek ücretleri ödedik. Ödeyemediklerimizi vade yaptık 🙂 Sonra nakliye ile ekipmanları kiraladığımız yere götürüp bıraktık. Ve gece iki buçuk üç gibi kendimizi yorgun argın bir çekyata atıp uyuduk 🙂 Çok dramatik oldu.

Konsere gelip bizi destekleyen onlarca arkadaşımız var ama özellikle adını vermek istediğim şu insanlara teşekkür bir borçtur: Alper, Sercan, Merve, Ender, Bilge, Ufuk, Nil, Merve, Anıl, Özge, Anıl’ın kardeşi, Ergin, Yunus.

Bu konser sadece grupların müzikalitesi ile değil pek çok yönden benim için çok değerli bir konser oldu. Bir kere en yakın müzisyen dostlarımla aynı sahneye çıkabildim 🙂 Daha sonra çok sevdiğim insanlarla muhabbet etme fırsatı buldum. Murat Teğmen, Sertan Hocam, kardeşi Süheyl, Black Omen ekibi, Garmadh Serkan, Hande, Tayfun ve Emre Oduncu şimdi bir seferde hatırlayabildiklerim. Hatırlayamadıklarıma  da sevgiler.

Sponsorumuz Rockamania Tişörtleri

Bu konserimizde ilk defa bilboard çalışması yaptık. 10 metrekarelik bir bilboard astık. Ayrıca ilk defa bu konserimizde Eskirock Üye Kartı‘na büyük ilgi oldu. Tüm ilgi gösteren arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliriz.

O gece bize büyük destek veren Hz. Özgür Demirtaş‘a da en derin saygılarımızı iletiyorum.

Sahneye çıkan grupların profilleri:

NOT: Bu yazıyı önümüzdeki bir hafta içerisinde sürekli olarak güncellenecektir. Yeni videolar ve fotoğraflar eklenecektir. O yüzden ara ara kontrol etmen senin menfaatine olacaktır.

EKLEME 1: Evet, aradan bir hafta geçti ve yavaş yavaş materyaller gün ışığına çıktı. İlk olarak Hürriyet Eskişehir‘de çıkan haberimizi sunuyorum sevgili okur:

Metalle Sallandı

Fire and Forget – Good Morning Baghdat (Live):

In Flames Tribute Project Live:

Proofhead Antalya’da!

Menajerliğini yaptığımız Godspel grubunun Antalya‘da düzenlenecek olan Headbang Fest III isimli etkinlikte sahne alacak olması sebebiyle Antalya’ya gittik sevgili okur.

Bütün bir yılın sıkıntısı, stresi öyle iki günde atılmazdı ama en azından bir nebze olsun dertten tasadan uzaklaşmak ve çarşamba günkü Calculus II vizemden önce bir rahatlamak istedim.

Hemen planı programı yapıp cuma günü öğlen 12’de üniversitenin önünden bindik Pamukkale Turizm‘in Antalya arabasına. Biletleri 30 liraya internetten aldık Volkan‘ın Pamukkart’ı ile. Böylelikle 6 gidiş 6 dönüş biletiyle Volkan bir bilet hediye kazanmış oldu. 6 kişi dedim evet. Halil, Togay, Volkan, Ufuk, Ufuk’un arkadaşı Murat ve ben. Yağız, Ender ve Anıl bizden iki gün önce gitmişlerdi. Onur ise sınavından kelli pazar sabahı gelecekti.

Pamukkale’nin otobüsleri süper sevgili okur. Önünüzde dokanmatik ekranınız var; ister yerli yabancı ve tarzlara göre ayrılmış binlerce mp3’ü dinleyin; ister yerli yabancı klipleri izleyin; ister yerli yabancı ve tarzlara göre ayrılmış onlarca filmden birini izleyin ya da isterseniz Volkan’ların yaptığı gibi otobüsün içinde multiplayer oyun oynayın. Yemin ederim Volkan, Halil ve Togay tam 3 saat oynadılar.

Neyse, yolda bir turistik tesiste durduk. Turistik dediysem adı öyle yani. Otobüsle asfalttan ve sucuk ekmekle çaydan başka bişey yok. Sucuk ekmek de 6.5 lira. Tadı güzel ama 6.5 lira sevgili okur. İsmar‘da 3 kangal helal kesim sucuk 10 lira. Sucuğu yiyince midemde bi yanma hissettim. Akşam saat 7’de Antalya Otogarı’na indik.

Arabada klima çalıştığından serinceydik hepimiz. Otobüsten inince bi fırın kapağı açılma efekti yedim yüzüme. Ama dedim otobüsün yanındayım onun sıcaklığıdır diye. Otobüs çekip gittiği halde aynı his devam edince acı gerçeği anladım. Antalya çok sıcak! Saat kulesi gibi birşeyin dibinde oturan iki Rus gördük. Bu esnada Ufuk’la arkadaşı ayrıldılar bizden. Biz de hemen gidip dönüş biletlerimizi aldık. Kafamız rahat oldu. Daha sonra az önce bahsettiğim iki Rus hatunun oturduğu yerin hemen arkasına geçip Hande bacımızı beklemeye başladık. Hande geldikten kısa bir süre sonra (ki bu arada temiz 2 saat oldu) Ufuk çoktan eve gidip gelmişti. Bir minibüsle bizi otogardan aldı. Ufukların bu minibüsü 3 günlük Antalya ziyaretimizde ulaşım sponsorumuz olacaktı.

Otogardan sonra doğrudan kent merkezine indik. Arabayı yine fırından farksız bir katlı otoparka çekip meydanda ki su balesini izledik. Su balesi dediysem gözünüzde büyütmeyin, ışıklar ve fıskiyelerle yapılan bir olay, ben de yaparım. Daha sonra Anıl’la buluşup önce yemek yedik. Yemek için baya bi dolandık. Nihayet bir yer bulup oturduk. Burada bize Halil’in yakın arkadaşı Ebru da eşlik etti. Daha sonra pazar günkü konserin yapılacağı mekana geçtik. Mekanda bizi organizatör arkadaş Mustafa Ozan karşıladı sağolsun. Burada biraz laflayıp ayrıldık oradan. Halil, Togay ve Hande bir rock bara gittiler. Anıl’la biz de Anıllar’ın kaldığı pansiyona gittik. Burada Yağız ve Ender’le görüştük. Pansiyonun tuvalet & duş kabinleri inanılmaz küçük olduğu ve Volkan’la ben de şişman olduğumuzdan sığamayacağımız için burada kalmaktan vazgeçtik. O anda sağolsun Ufuk bizi evine davet etti. Pansiyondan ayrılıp ve artık sıcağa dayanamayarak adeta sürünerek Rock Bull isimli mekana geçtik. Buraya giderken Volkan tişörtünü falan komple çıkardı gariban sıcaktan.

Mekana giderken acayip yerlerden geçtik. Yokuşlar tırmandık, inişler indik. Nihayet bara geldik. Yorgunluktan ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Bir süre oturduk ve Haliller ayrıldılar. Biz de biraz daha oturup kalktık Ufuk, Murat, Volkan ve ben. Yolda giderken niyeti bozup Konyaaltı plajına yöneldik. Gecenin o karanlığında sahilde oturmak mükemmel bir keyifmiş sevgili okur. Denize girenler, rüzgar falan… Midye yedik, çok güzeldi. Bir sonraki gün için ölümcül bir midye katliamı planladık. Az daha oturup nihayet Ufuklar’ın evine gittik.

Ufuk’un anne ve babası çok iyi insanlar. Sağolsunlar gecenin o saatinde annesi bizim için birşeyler hazırladı. Babası ile sohbet ettik. Daha sonra SKY Turk kanalında samuraylarla ilgili bir belgesel çıktı. Onu izledik. Beş Çember Kitabı‘ndan falan bahsettiler ki ben blogda daha önce yazmıştım bu kitabı. Daha sonra NTV‘de sürekli bir yerlerde bir şeyler yiyip puan veren adamı izledik. Ağzımızın suyu aktı gece gece.

Neyse gece uyuduk. Sabah uyandığımda klimanın genzimi mahvettiğini farkettim. Yutkundukça acıyordu boğazım. Sabah bilerek erken kalktık. Hazırlanıp çıktık ve Beach Club denilen yere minibüsümüz ile vardık. 6 numaralı SKY Beach‘di galiba, mekana geldik. Burada fiyat uygundu. Bir şezlong 5 lira. Ayrıca çalışan arkadaşlardan birkaç tanesi de Eskişehirli çıktı. Daha bir iyi oldu.

Antalya macerasının en keyifli kısımlarından biri işte bu denizdi. Deniz epey berrraktı ancak birden derinleşiyordu. Olsun dedik. Volkan hemen giremedi. Buzlu Ice Tea içti baştan 5 lira verip. Neyse ben de şöyle bir açılayım dedim. Lan ne mümkün! 5 metre gidiyorum bildiğin kesilip kalıyorum yorgunluktan. Deniz çabuk derinleştiği için de ister istemez panik oluyorum. Neyse dedim kendime. Sonra Volkan vurdu kendini Akdeniz’e. Deniz bir inler gibi oldu. Hakkını vereyim bizim şişman oğlan iyi yüzüyor. Ufuk’la kapıştılar ama yoruldu biraz. Onun dışında yarış marış hep tokatladı yani.

Daha sonra Halil’ler geldi aynı kadro. Onlar da cumburlop girdiler. Öğlen vaktini kesintisiz şemsiye altında geçirdik. Bu arada Togay ve Ufuk, Volkan’ı tavlada yenmediler, rezil ettiler. Çok şaşırdım.

Akşama doğru denize girdik çıktık bir baktık ki her yerimiz makine yağı olmuş! Lan bu ne dedik? Ben hariç neredeyse herkesin vücudunun bir kısmı komple yağa batmıştı. Oralardan bir tiner bulup temizlendik ve duş alıp ayrıldık plajdan. Halil’le Togay’ı Haliller’in evine bıraktık. Ufuk, Murat, Volkan ve ben de Ufuklara geçtik. Ufuk’un annesi sağolsun yine yemekler hazırlamıştı. Onları yedik. Sonra hemen çıktık. Zira Murat’ın denizdeyken kulak zarı patlamıştı! Ufuk’la Murat hastaneye gittiler. Volkan’la ben de Haliller’e gittik. Hemen birer duş alıp kendimize geldik. Biraz dinlenip yine Ufuklar’la buluştuk. Kaleiçi’ne gittik önce. Burada tam 20 dakika süren kesintisiz ve yer yer Volkan’ın taciz ettiği bir video çekimi yaptık. Bir önceki gece planladığımız üzere tam 300 midye aldık 70 liraya. Midyecilerin hepsi Mardinli. Üstelik hepsi de aynı köyden. Midyeleri alıp önce falezlerin yanında bir yere geçtik. Volkanlar burayı beğenmeyince minibüsümüze kadar yürüyüp bir önceki gece gittiğimiz kumsala gittik. Orada yedik midyeleri. Hayatımda bu kadar midye yememişimdir herhalde. Midye faslından sonra Hande ve Erdil‘le buluştuk. Gerçi buluşmadık. Onlar yanımıza geldi. Oturduk baya sohbet ettik. Sonrasında tüm ekip toparlanıp bu sefer kalmak için Haliller’e geçtik.

Halil’in abisi mükemmel bir insan. Sağolsun bizi inanılmaz güzel ağırladı. Gece televizyonda Hilal Cebeci‘yi izleyip uyuduk o yorgunlukla.

Pazar sabahı kentteki son sabahımızdı ve bu sabahın en güzel hareketi Halil’in abisinin hazırladığı efsane kahvaltı oldu. Mükemmeldi! Defalarca teşekkür ettik. O esnada televizyonda Neredesin Firuze‘yi izlemeye başladık vakit geçirmek için. En son Ufuk, o sabah gelen Onur’u da alarak mesaj attı aşağıdayım gelin diye. Ben de filmin sonunu Hande’ye söyleyip aşağı indim. Daha sonra yine ful techizat konserin yapılacağı mekana doğru gittik. Mekana gitmeden önce Onur’a akşam için dönüş bileti aldım.

(Bu cümlenin altında 10 parça fotoğraf yer alıyor. Görünmüyor ise proxy ayarınız yok demektir.)

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Mekandaki konsere çeşitli sebeplerden çıkmama kararı aldık. Epey uzun bir yazı oldu ama buraya tıklayarak okuyabilir, daha sonra karşı tarafın yazıyı sadece benim yazdığımı düşünüp bana ettiği hakaretleri de okuyarak titreyebilirsiniz.

Mekandan ayrılıp Rock Bull isimli mekana döndük. Yanımızda bizim haricimizde Halil’in, Yağız’ın, Ufuk’un arkadaşları da vardı. Burada önceki gün bize eşlik eden Ebru’ya ilaveten Seda isimli bir arkadaşla tanıştık. Halil hakkındaki ürkütücü gerçekleri öğrendik! O andan taa otobüse binmemize 2 saat kalana kadar hep oradaydık. Ben yine video çektim, nohutlu pilav yedik, bilardo oynadık. Bu kısım da çok güzeldi ve bize özeldi.

Akşam ayrılma vakti gelince taa otoparka kadar yürüdük kitlece. Vedalaştık ve Ufuklar’a doğru yola çıktık. Ufuklarda son kez birşeyler yiyip hiç beklemeden otogara yetiştik. Otobüsümüze bindik ve dokanmatik lcd ekranlarımızı açtık 🙂 Volkan’lar gene çıldırmış gibi saatlerce oyun oynadılar. Ben de az mp3 dinledim. Sonra bi uyudum bi uyandım Eskişehir’deyiz, Volkan omzumda uyuyor, boğazım kitlenmiş klimadan. Felaket olmuşum yani.

Neyse otobüsten bindiğimiz yerde yani kampüsün önünde indim sevgili okur. Volkan’ın ilk cümlesi “Allah’ım üşüyoruz çok şükür” oldu.

Fotoğrafları toplu halde imagebam’a yükledim. Açılmıyor falan diyorsa muhtemelen proxy ayarınız yoktur.

imagebam.comimagebam.com

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Extreme Metal Party 3 – 11 Haziran 2011 Kocaeli

Konser Afişi

11 Haziran Cumartesi günü sabahın bir köründe buluştum Yağız, Ender, Ufuk ve Ağrı’dan gelen Kabus grubu basçısı Emin ve arkadaşıyla. İki grup, Godspel ve Kabus, Kocaeli’ye gitmek üzere aynı tren ve aynı vagonda yolculuk edecektik. Kocaeli’de düzenlenen Extreme Metal Party 3’de Godspel de sahne alacaktı ki bu sahne grubumuzun şehir dışındaki ilk sahnesiydi. Gar’a gittiğimizde Onur ve Anıl da dahil oldu bize.

Trene yerleştik. Ufukla birlikte oturdum. Arkamızda Ender’le Yağız oturdular. Yağız doğrudan uyumaya başladı. Hemen önümde Kabus’un davulcusu Yusuf Selim ve bir arkadaş daha oturuyordu. Yan taraftaki tekli koltuklara da Onur ve Anıl oturdular. Bu halde yaklaşık 4.5 saat süren bir tren yolculuğuna başladık. Gündüz bir yere gitmek çok zevkli. Özellikle tren de inanılmaz zevkli. Kocaeli’ye gidene kadar da para harcadık sevgili okur. Erik aldı, simit ayran aldık, gazete, pişmaniye derken habire yedik anlayacağın.

İzmit Garı’nda indiğimizde bizi karşılamaya gelen ikisi bayan üç genç arkadaş gördük. Aramızdaki süperstar Ozan olduğundan bunlar direk Ozan’la muhatap oldular 🙂 Bu arada bu konserimizi de Ozan’ın sayesinde ayarladık. Bu açıdan bir teşekkür borçluyuz kendisine.

Gideceğimiz yer yürüme mesafesindeydi. Yaklaşık 10 dakika yürüyüp Medusa Stüdyosu’nda geldik. (Adını yanlış yazmış da olabilirim.) Burası epey kalabalıktı. Burada Heretic Soul grubundan Sarp’ı ve basçılarını gördüm. Erhan’ı sordum, gelmeyecekmiş o gün. İçeri çok kalabalıktı dediğim gibi. Hatta iki tane rapçi bile vardı anlayamadığım bir biçimde. Bu mekana eşyalarımızı bırakıp (enstrümanlarımızı değil) yemek yemek üzere bir zamanlar Eskişehir’de de bir zamanlar var olan Katık isimli mekana gittik. Bu dürüm tavuk dönerler zaten artık metal konserlerinin resmi yiyeceği oldu. Yemek yiyip hesabı da ödeyip çıktık. Sonra konserin yapılacağı bar’a gittik. Burası tam da tahmin ettiğimiz üzere küçücük, kutu gibi bir yerdi. Üstelik bara gittiğimizde sırtımızda ekipmanla uzun süre kapıda bekledik. İçeri kimse alınmadı. Sonra Emin ve ben biraz söylendik falan da ekipmanlarımızı alıp en üst kata çıkabileceğimizi söylediler. Zom Bar isimli bu bar, esasen küçük sevimli bir yerdi. Ancak çok ufaktı ve bence bir metal konseri için çok da uygun değildi.

Konser için tam 8 grup çağırılmıştı ki bence bu sayı çok fazlaydı. Ses sisteminin bu kadar yükü kaldırıp kaldıramayacağı konusunda ciddi endişelerim vardı.

Konserler başlayana kadar üst katta, manzarası kötü bir terasta (şaka yapıyorum), beklemeye başladım. Kaç aydır Eskişehir’de olmasına ve Yağızlar’la takılmasına rağmen bir türlü konuşamadığım Ozan ile de işte o saatlerde muhabbet ettim. İran’daki hayatından falan bahsetti. Sonra aşağı indik zira konser başlayacaktı.

İlk grup Pure To Black, bayan vokal kullanıyordu ancak açıkçası pek başarılı bulmadım. Grubun daha alacağı çok yol var. Ancak grubun solo ve hatta ritim gitaristi Yiğit, grubun tamamen dışında inanılmaz bir performans ve ustalık sergiledi. Sonradan konuşunca gerçekten de bu arkadaşın profesyonele yakın bir şekilde bu işi yaptığını öğrendim.

Bu gruptan sonra sahneye çıkan grup Monogram talihsiz bir gruptu. Son parçalarında gitaristlerinin gitarı devre dışı kaldı. Grup üyeleri göründüğü kadarıyla yaşça da küçük arkadaşlardı. Kendi arkadaşları vardı sahne önünde, çaldılar ve moralleri bozuk bir şekilde indiler.

Daha sonra beyaz tenli bir eleman çıktı sahneye. Bu galiba organizasyondan bir arkadaştı. Salak gibi adını sormayı unuttum. Keşke sorsaydım çünkü anonsları bu arkadaş yaptı hep. Neyse ben bu yazının devamında kendisine anonsçu diyeyim bari. Hatta bu konserle ilgili kendisi de bir yorum yazmış şurada.

Anonsçu sahneye çıkıp “İstanbul’dan gelecek Veins of Violence grubu burada mı?” diye sordu. Ben bu soruya anlama veremedim. Herhalde elemanlar geldiler sağda solda bir yerde içiyorlar diye düşündüm. Meğer o grup hiç Kocaeli’ye gelmemiş ve o ana kadar kimse de fark etmemiş. Bizim organizasyonu düşündük hep beraber, gülümsedik sadece. Yağız’ın gözünden bir damla yaş süzüldü.

3. grup gelmeyince, 4. grup çıktı sahneye. Life Comes In Many Forms isimli bu oluşum iki Heretic Soul elemanı ile diğer 3 farklı arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu bir grup. Metalcore tarzında müzik yapıyorlar. Parçalarda acayip melankolik ögeler var. Beğendim yani. Takdir de ettim ayrıca. Bu arada davulcuları solak.

Vee sıra bize geldi. Godspel’imiz yavaş yavaş hazırlanmaya başladı. Hemen geçen konserde yaptırdığımız davul sticker’ı ile afişimizi astık insanlar kim olduğumuzu görsün diye. Sonra yerleştiler sahneye. Sahne inanılmaz küçük olduğu için önce Ender’i yukarı, davulun kenarındaki boşluğa yerleştirmeyi düşündük. Sonra sıkış tepiş de olsa herkesi sığdırdık sahneye. Bağlantılar yapıldı ve Godspel başladı çalmaya. Çalmaya başlayınca o ana kadar alakasız tepkiler veren seyircilerin hepsi şoke oldu. Anlaşılan iyi müzik yapıyorduk ki sahnenin önü bir anda doldu ve karıştı 🙂

Godspel sahnedeyken ben de videolarını ve fotoğraflarını çektim elimden geldiği kadar. Sonuçta benimki de 10 MP dijital bir fotoğraf makinesiydi, o sebepten dolayı fotoğrafların çoğu tırt oldu sevgili okur, affet. Grubun en sevdiğim şarkısı “Stairway To Hell” de film iyice koptu. Belime bir dirsek yedim yine.

Grubun ön dörtlüsü bence iyiydi. Anıl aralarda sözleri söylemektense kafa sallamayı tercih etti. Ender’le grubun aşırı yakışıklı olduğu kadar çekici de olan diğer gitaristi ki cümle alem kendisini Yağız diye tanır performans olarak çok iyiydi. Ufuk kardeşimin de hakkını vereyim ki Testament çaldıklarında (grup tek bir cover çaldı) back vokalleri inanılmaz gazdı. Ancak bence o gün grubun en iyisi Japonya’dan paraya kıyıp getirdiğimiz davulcumuz Onur’du. Aferin Japon. Aşağıda Stairway To Hell parçasının çok küçük bir kısmı yer alıyor. Neden peki çok küçük bir kısmı? Zira diğer büyük kısmında dayanamayıp headbang yaptım.

Godspel sahneden indiğinde Anıl acayip gaza geldi ve underground bir efsane olacak “Siz bizi azdırdınız Allah’ta sizi azdırsın” diye bağırdı. Ben içimden tövbe tövbe dedim, ayağımı da havaya kaldırdım. Ancak beni asıl mutlu eden izleyenlerden birisinin “Godspel bitirdi beyler, konser dağılsın” cümlesi oldu. Yaklaşık 40 dakika süren sahneden sonra acayip mutlu bir şekilde diğer grupları dinlemek üzere indik sahneden.

Bizden sonra organizatörün davul çaldığı ve Kocaeli’nin en eski deathcore gruplarından tam 1.5 yıldır (yanlış da duymuş olabilirim) müzik yapıyorlar diye anons edilen Chapel çıktı. Tarzın sevenleri için iyi bir grup olabilir ancak ben pek sevemedim ne yalan söyleyeyim. Millet epey coştu bu grupta da.

Bu gruptan sonra benim çok sevdiğim bir grup olan Chopstick Suicide hazırlandı sahneye çıkmak için. Bu grubu taa şu yazımı yazdığım gün dinlemiştim. O günden bugüne bir albüm ve bir EP yayınlamışlar, vokalist almışlardı gruba. O sebepten merakla beklemeye başladım. Grubun gitaristi ile de biraz sohbet ettim. Derken vakit geldi ve Chopstick Suicide çıktı sahneye. Mükemmeldiler. Gerçekten çok iyiydiler. Hep yeni parçaları çaldılar. Yeni EP’deki iki parçayı da çaldılar. En son parçaları ise Recycle Your People EP’sinden Trapped Between Dimensions oldu. Vokalistleri acayip enerjik, acayip yerinde duramaz bir biçimde söyleyince ben de dahil izleyen herkes sağı solu tekmelemeye başladı. Bir saniye düşürmediler tempoyu. Böyle bir şey olamaz. Merak ettiniz değil mi? İzleyin.

Chopstick Suicide sahneden inince gecenin son grubu Kabus yerleşti sahneye. Anonsçu bu sefer “Kabus grubu sahnedeyken poga yapılacak, insan gibi poga yapın” diye bir anons yaptı. Davullarını Haliller’in grubun eski davulcusu Yusuf Selim’in çaldığı grubu bekliyormuş meğer herkes. Kocaeli’de meğer ne kadar çok sevenleri varmış! Karnım iyiden iyiye acıktığı için grubun 2 parçasını kaydettim sonra Ender, Bilge ve Bilge’nin arkadaşıyla yemeğe gittik. Yemeğe dediysem iki sokak yukarıdaki tavuk dönerciye. Hayatımda yediğim en lezzetsiz tavuktu lanet herifler. Biz yemek faslını bitirip Zom Bar’a dönünce konser bitmişti. Kapıda birkaç fotoğraf çektirip hemen Gar’a hareket etmek için yola çıktık. Önce stüdyoya geçtik. Anıl’ın eşyalarını aldık. Sonra yürümeye başladık. Organizasyondaki arkadaşla konuştuk. Anlattığına göre 250 kişi bilet almış ama katılım az olmuş. 50 kişi yoktu zira konserde.

Gece saat tam 01.00’de trenimiz geldi. Gar’dan çok gürültücü bir ekip olarak trene bindik. O yorgunlukla öyle bir uyumuşum ki gözümü açtığımda saat 04.00’de Eskişehir’e gelmiştik. Sabah en erken minibüs saat 07.00’de olduğundan Anıl’ın evinde kaldım. Sonra eve geldim.

Konser’in fotoğrafları aşağıdadır. (ImageBam’a upload ettim çoklu bir şekilde. Bazen engellendi falan diyor. DNS ayarlarınızla oynayın düzelir. 8.8.8.8  ve 8.8.4.4 yapın açılacak. )

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Bu yazıyı birkaç gün içerisinde yine okuyun. Performans videolarını da ekleyeceğim.

DÜZELTME 1: Godspel videosu eklendi.

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından 🙂 Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis –
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum 🙂