Tag Archives: Ankara Büyükşehir Belediyesi

Proofhead Erzurum’da – 1. Bölüm –

Askerden döndükten sonra hızlı bir çalışma temposu içerisinde buldum kendimi. Hızlı başlamak çok yorucu olsa da iyi de oldu aslında. İlk defa yıllık izin kullanmıştım geçenlerde, hatta şu yazımda da anlatmıştım. Yıllık izinden sonra da dört gözle beklediğim bir diğer olay da çalıştığım Bakanlığın düzenleyeceği Çevre Denetçisi Eğitimi idi. Bu mevzuat gereğince katılmamız gereken bir eğitimdi ve işe başladığımız 2013 Ocak ayından beri beklediğimiz en önemli eğitimlerden birisiydi. Ancak olmadı. Askere gitmeden önce bu eğitim bir kere düzenlendi ve sadece 1 kişilik kadro açıldı miniş ilimiz Bilecik için. Eh böyle olunca ben de bu eğitimi alamadan askere gittim. Askerdeyken ara sıra Bakanlığın sitesini de takip ediyordum ancak Bakanlık ısrarla bu eğitimi düzenlemiyordu. Adeta benim askerden gelmemi bekliyordu. Ve aynen de öyle oldu. Ben askerden geldim ve yaklaşık bir ay sonra Eğitim ve Yayın Dairesi yeni eğitimi duyurdu: Çevre Denetçi Eğitimi, 20-26 Eylül 2014, Erzurum.

Bakanlık, önceleri eğitimleri Antalya’nın sezon dışında bomboş kalan otellerinde yapardı. Ancak ben askere gittikten sonra eğitimler Erzurum, Zonguldak, Afyon gibi çeşitli illerde yapılmaya başlandı. Çevre Denetçisi Eğitimi de Erzurum’da yapılacakmış işte.

Eğitime İl Müdürlüğümüzden gidecek personeller belirlendi. Planlarımızı yaptık, uçak biletlerimizi aldık ve yola çıkma vakti geldi. 20 Eylül Cumartesi sabahı İlkan Bey geldi Bilecik’ten, beni arabasıyla aldı ve tüm ekip Ankara’ya doğru yola çıktık.

Ankara’da önce Maltepe’ye, İlkan Beylerin evine gittik. Ev muhteşem bir yerde, muhteşem bir bahçeye sahip ve muhteşem bir 90’lar havasında bir evdi. Mobilyalar, aksesuarlar, kabinli müzik seti… Her biri muazzam güzellikteydi. Sağolsunlar, İlkan Beyin ailesiyle güzel bir yemek yedik. Sonra eve çok yakın olan metro durağına gittik. Planımız AŞTi’ye gidip, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Esenboğa Havaalanı’na giden BELKO AIR isimli servis aracına binmekti. Çok şanslıydık. Yaklaşık 5 dakika beklediğimiz metro durağından metroya binip aşağı yukarı 15 dakikalık bir yolculuktan sonra AŞTİ’ye ulaştık ve kalkmak üzere olan BELKO AIR servisini yakaladık. Araç biz bindikten sonra hareket etti. Bu servis aracının bileti 8 TL. Galiba HAVAŞ denilen servisin ücreti çok daha fazlaymış.

Havaalanına ulaştıktan sonra vakit kaybetmeden check-in yapmak üzere Anadolu Jet’in bankosuna yanaştık. Burada check-in işlemi sorunsuz bitti ve valizlerimizi teslim ettik. Daha sonra uçağın kalkacağı kapıya doğru yürüdük. Uçak saat 19.30 idi ve yaklaşık 40 dakikalık bir süremiz vardı. Ben de bu boş vaktimi Campanella’nın Güneş Ülkesi ile değerlendireyim istedim. Değerlendirdim de, ancak bu başka bir yazının konusu olacak.

Kalkış vakti geldi ve kapıya gittik. Uçağa geçtik. Anadolu Jet’in Ankara’dan Erzurum’a günde üç dört seferi vardı ve bindiğimiz sefer tamamen doluydu. Bir sürü Erzurumlu’nun arasında biz de uçaktaki yerlerimizi aldık.

Yaklaşık 65 dakikalık bir yolculuktan sonra Erzurum Havaalanı’na indik. Eğitimle ilgili söylemeyi unuttuğum bir diğer husus ise, biz uçak biletlerini aldıktan sonra eğitimin başlangıç tarihi bir gün ötelendi. Böylece biz Erzurum’a bir gün önceden gitmiş olacaktık. Yani bize gece konaklamak için bir yer lazımdı Erzurum’da. Yardımımıza Haktan Fire yetişti ve bize Erzurum Öğretmenevi’nde o gece kalmak üzere dört kişilik yer ayarladı.

Uçaktan inip havaalanının servisine bindik. Çünkü şehir merkezi havaalanından uzak kalıyor biraz. Şansımıza, yaklaşık 15-20 dakikalık bir yolculuktan sonra Öğretmenevi’nin çok yakınına indik servisten. Önce gidip eşyalarımızı yerleştirdik. Sonra da Erzurum’da mini bir keşfe çıktık.

Erzurum’a daha önceleri Kars’a giderken hep uğrardık. Ancak ilk defa bu şekilde gezme fırsatım oldu. Neredeyse Eskişehir kadar büyük bir şehir. Çok renkli bir ana caddesi var. Sağlı sollu dükkanlar dizili. Doğu’nun başkenti derler IMF6100_9486hep, çok doğru. Şehir tıpkı Eskişehir gibi bir öğrenci kenti, gezdiğimiz saatlerde hep gençler, muhtemelen öğrenciler, vardı sokaklarda. Yemek için çok fazla alternatif var. Türlü türlü cafeler, hemen her markanın logosu, mağazası var. Kentin tam göbeğinde ise Yakutiye Medresesi mükemmel bir biçimde yer alıyor ve şehrin kopamadığı o tarihi dokuyu da temsil ediyor.

IMF6100_9526IMF6100_9513IMF6100_9520

Gece öğretmenevi’nde uyuyamadım, muhtemelen üşüttüm. Sabahı zor ettim. Sonra İlkan Bey’le kahvaltıya geçtik. Kahvaltıdan sonra ekip olarak toplanıp önce Yakutiye Medresesi’ne gittik. Erzurum tarihi boyunca hüküm sürmüş tüm devletlere ve geleneksel Erzurum kültürüne ait geniş bir koleksiyona sahip bu medrese. Ancak ülkedeki tüm müzelerde olduğu gibi, burada da korkunç pahalı hediyelik eşya standından ne yazık ki uzak durduk. Medresede epey bir foto çektim. Sonra yavaş adımlarla hemen yakında bulunan Taşhan isimli yere geçtik. Burası işte Erzurum’un o meşhur oltu taşının satıldığı en önemli merkezlerden. Eğer sizde eşşek kadar taşlarla yapılmış gümüş yüzüklere ve takılara meraklıysanız buraya bir göz atın. Tespihlerde fiyatlar 70 liradan başlıyor.

IMF6100_9461IMF620140921_114108

Taşhan’dan sonra acıktığımızı farkettik ve askerliğini Erzurum’da yapan Suat Bey’in tavsiyesiyle YE GÖR isimli cağ kebapçısına gittik. Tüm cağ kebapçılarda olduğu gibi burada da masaya oturur oturmaz tabaklarımıza birer şiş koydular. Gerçekten çok iyiydi yediğimiz kebap. Kebaptan sonra yediğimiz kadayıf dolması isimli tatlıyı ise hiç sevmedim. Bir gün karşınıza çıkarsa boşuna para vermeyin bu tatlıya. Cağ kebabın işe şişi 7 lira. Tadın, gerçekten değer ama.

Renaissance Polat Erzurum Hotel

Yemekten sonra bu sefer de adını halen doğru söylediğimden emin olmadığım, Müceldili Konağı isimli kafeye gittik. Burada da biraz oturduktan sonra tekrar Öğretmenevi’ne dönük. Öğretmenevi’nde odaları boşaltma saati saat 10.00 olduğu için eşyalarımız emanetteydi. Eşyaşları alıp bir taksiciyle bizi kalacağımız Polat Renaissance Otel’e götürmesi için 30 TL’ye anlaştık. Erzurum şehir merkezinin dışında kalan otele gelmemiz yaklaşık 5 dakika sürdü. Taksici 5 lirayı geri verdi bu fazla diye.

Otele girdik. Otel Mariott grubuna ait. 2011 Universiade Kış Olimpiyatları esnasında yoğunlukla kullanılmış. Halen de atletizm takımları tarafından kamp için kullanılıyor. Otele kayıt yaptırıp İlkan Bey’le kalacağımız odaya çıktık. Sonra aşağı indim ve lobide Elvan Abeylegesse’yi gördüm. Kampa gelmiş o da herhalde.

O gün lobide bomboş oturmanın doyasıya keyfine vardık. Gece odaya çıktığımda hemen duşa girdim. Duştan çıkıp uyumak için uzandığımda ise üşüdüğümü farkettim. Evet, korktuğum başıma gelmişti ve hasta olmuştum.

Devamı gelecek…

IMF61. gün

Eğitimin ilk günü.

Ankara ve Ağaçlarına Dair Bir Değerlendirme

Başkentimizin Anıtsal Ağaçları

Başkentimiz'in Anıtsal Ağaçları

Bu yazıyı Ahmet Demirtaş‘ın bize yaptığı Kent İçi Ağaçlandırma sunumundan derlediklerimle yazıyorum. Ahmet Hoca’nın Ankara’nın Anıtsal Ağaçları diye bir kitabı da var. Ahmet Hoca’nın sunumu salt bir sunumdan çok bizim sorularımızla da yönlendiği için yazı içerisinde teknik bilgilerin yanısıra uygulama yanlışlıklarına dair bilgiler de bulacaksınız. Makale şeklinde yazmak yerine notlar şeklinde yazıyorum, okuması kolay olsun diye.

:: Ağaçlar bir perde gibi kullanılarak gürültüyü kesmede kullanılabilirler. Ben bunun örneğini bizzat Mülkiyeliler Lokali’nde gördüm.

:: İğne yapraklı ağaçlar (ladin, köknar, sedir vs.), havanın kirliliğine çok duyarlıdırlar. Bunlar, yapraklarını çok geç döktükleri (8 senede) için yapraklarda bulunan stomalar kirli havanın etkisiyle tıkanır ve bir süre sonra ağaç nefes alamaz duruma gelir ve ölür. Buradan hareketle bir ağaç, yapraklarını ne kadar geç dökerse hava kirliliğinden o kadar çok etkilenir, havayı o kadar az temizleyebilir sonucunu çıkarabiliriz. Bu yüzden bu ağaçları şehir içerisinde trafiğin yoğrun olduğu yerlere dikmek mantıklı değildir. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu tip uygulamaları çok yaygın 🙂

:: Sıhhıye, adının aksine, Ankara’nın en kirli havasına sahip bölgelerinden birisidir.

:: Ağaçlar meğer kışın oksijene çok ihtiyaç duyuyorlarmış! Bunlar sadece geceleri değil, kışın da sürekli solunum yapıyorlarmış. Havanın zaten kirli olduğu kış aylarında yerleşim yerlerinde ağaçların abartılı bir biçimde bulunması zaten az olan temiz havayı daha da azaltacaktır.

:: Ağaç ve ağaççıkların dikiminde bazı esaslara dikkat etmek gerekir;

Orman Ne Güzel :)

Orman Ne Güzel 🙂

1) Dikilen yerin topoğrafik durumu ve yükseltisi
2) Toprak yapısı
3) İklim değerleri
4) Var olan yapıların biçim ve renkleri
5) Alanın genişliği ve bakısı(Cadde, sokak ve bulvarlar için)
6) Var olan bitkiler
7) Elektrik, su, kanalizasyon vb. donatılar ile yaya kaldırımlarının durumu
8) Rüzgar ve hava kirliliği
9) Belirlediğimiz amaçlar ( Önceden yapılmış olması gereken plan)
10) Dikilecek ağaç ve ağaççıkların biyolojik ve ekolojik istekleri.
11) Dikilecek ağaç/fidanın kalitesi
12) Dikim aralıkları

:: Melih Gökçek, ilk seçildiği sene Beşevler mevkiine palmiye ve hurma ağaçları dikmiş. Kendi iklimleriyle alakasız Ankara iklimine uyum sağlayamayan ağaçların istisnasız heposi kurumuş. Bu ağaçlar yurtdışından getirildiği için milyarlarca para boşa gitmiş.

:: Ankara Gençlik Parkı, 1937’de bir bataklığa kurulmuş. Helal olsun.

:: Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kent içi ağaçlandırma politikası: “Boylu ve Formlu Ağaç Dikme Politikası” imiş. Burada, dikilen ağaçların hemen hepsi yurtdışından büyük paralar ile getiriliyor. Çok büyük bir kısmı da kuruyup ölüyor.

:: Bazen aynı türden ağaçlar bile farklı iklim koşullarında yetişemeyebilir. Buna”Orijin (köken) Etkisi” denir.

:: Ankara’nın ilk dönemlerindeki toz sorununu çözmek için dikilen ağaçlar Akasya ve Huş ağaçlarıdır. Bu ağaçların ömürleri ortalama 60 senedir. Günümüzde pek çoğunun kurumaya başlamasının bir sebebi de buymuş.

:: Leylandi Selvi ağaçlarının saksılarda yetişebileceği inancı tamamen yanlıştır. Ne olursa olsun, ağaç saksıda yetişmez. Ankara Büyükşehir Belediyesi ise inatla saksılara ağaç dikmeye devam ediyor.

:: Yurtdışından getirilen ağaçlarla çoğu zaman çeşitli mantar ve böcek hastalıkları da geliyor.

:: Ankara Belediyesi’nin Eskişehir Yolu’nda yaptığına benzer, yollarda refüjlere ağaç dikmek keyfi ve anlamı, amacı olmayan bir uygulamadır.

:: Ankara Büyükşehir Belediyesi yurtdışından çok büyük paralarla ağaçlar getiriyor. Ancak kendisine ait iki adet fidanlıkta fidan üretimi yapmıyor.

:: Ağaçların göğüs hizzasında çapları 10 cm’den büyüktür. Ağaççıkların ise 10 cm’den küçüktür. Ayrıca ağaççıkların boyu 5 m’den kısadır. Ama ağaçlar ile ağaççıklar arasındaki en büyük fark, ağaçların topraktan tek bir gövdesi çıkar; ağaççıkların ise birden fazla gövdesi çıkar.

:: Anıt Ağaçlar, yaşlı (uzun ömürlü), yaş-çap-boy değerleri bakımından kendi türlerinin alışılan ölçülerinin üzerinde olan, geçmişten günümüze bazı değerler taşıyan belirlenmiş ağaçlardır.

:: Gürgen ağacı, fazlaca nem gerektiren bir ağaç cinsidir. Göknar ve ladin yarı gölgede yetişen ağaçlardır. 20 – 30 doğrudan güneş almadan yaşayabilirler.

:: Dendroloji, ağaçbilim demektir.

:: Kavak ağaçlarının dişisi ve erkekleri vardır. Sanılanın aksine bunların pamukları alerji yapmaz. Hadi yapıyor diyelim, bunları erkek ağaçlar havaya bıraktığı için, erkek ağaçları keserek bu sorun halledilebilir. Ama dediğim gibi kavak polenleri alerji yapmaz.

:: En alerjen bitkiler buğdaygiller ve iğne yapraklılardır.

Umarım birilerinin bir şekilde işine yarar bunlar.