Tag Archives: annem

Kendi Dükkanımızdan Videolar

Başlığın böyle olmasının sebebi Yahşi Batı’da Zafer Algöz’ün bir esprisidir. Başka bir şey değil. Bu yazıda izleyeceğiniz üç videonun birini ben, birini Murat ve birini de Türker yaptı. “Bunları İzlemek Şart” kategorisine uzun süre sonra iyi bir yazı oldu bu.

Şu aşağıdaki videoda tıkır tıkır çalışan bir dikiş makinesi görüyorsunuz. Şu birkaç saniyelik videonun arkasında, yaklaşık 2 saatlik bir emek var. Annem, orijinal Singer dikiş makinesini teyzeme vermişti yıllar önce. Teyzem de bu makineyi kullanmayıp kömürlüğüne atmış. Tamamen mekanik olan bu makine, şu an piyasada bulunan elektronik muadillerinden çok daha uzun ömürlü ve kullanışlı bir makine. Uzunca bir süre kömürlükte bekleyen makine nihayet kuzenim Harun’la birlikte tekrar yuvaya, Eskişehir’e döndü. Bayramın ilk günü tam iki saatimi aldı tamamen temizlemesi. İlk üretildiğinde ayak pedalıyla çalışan bu makineyi küçük bir modifikasyonla elektrik motoruyla çalışabilir hale getirmiştik yıllar önce. Onca yıl kömürlükte beklemesine rağmen motoru da mekanik donanımı da sapasağlamdı. Aşağıdaki videoda makineye harici bağlantıyla güç veriyorum. Tıkır tıkır çalışmaya başlıyor. Dediğim gibi, birkaç saniyelik şu video aslında iki saatlik emeğimin boşa olmadığını gösteren bir delildir.

kuredeneyiBayramın ikinci günü Murat, süper bir deney yaptı. Nereden görmüş bilmiyorum. Ama gerçekten çok şaşırtıcı bir iş. Bir dönemin çok popüler hediyelerinden medyum kürelerini bilirsiniz hani. Elektrik akımını cam fanusun içerisine veriyor, elinizi cama yaklaştırınca akım o noktaya toplanıyor. İşte bu kürenin pasif haldeki floresan lambaları yakmak gibi bir özelliği de varmış. Kürenin çeperlerine yansıyan elektrik alan, floresan lamba içerisindeki atomları titreştiriyor, bu da bildiğimiz ışık olarak bize yansıyor. Fotoğraf koydum ama video koymazsam inanmazsınız.

Ve son olarak Türker‘in uzun süre önce gönderdiği, Mafya Affetmez videosu. Aslında bunu blog reklamı olarak düzenleyecektim. Ama videolarla ilgili bir başlık açınca bunu da eklemezsem olmazdı. Bu, bugün aldığım yeşil perdeyle birlikte, ileride görüp izleyeceklerin için sana fikir versin sevgili okur. Alper‘in geçen sene Aykut’un düğünü için yapmak istediği bir video vardı, daha doğrusu kafa montesi. İşte bunları falan hep yapabileceğiz.

 

Bendeki Bu Japon Merakının Kaynağı

japanBende bir aşk var sevgili okur, onu hep gözler önüne yaşadım. Sen de biliyorsun. Bu blogda sık sık Japonları okudun. Samurayları anlattım, öykülerime serpiştirdim. Kısık gözlerine övgüler yazdım.

Bendeki bu Japon ve Japon kültürü sevgisinin annemden genetik olarak aktarıldığını geçen gün keşfettim sevgili okur. Annemin, henüz evlenmeden önce yaptığı bir el işini buldum. Kars‘tan dönerken yanlarında getirmişler. Burada yan tarafta gördüğünüz çalışma tamamen renk renk boyanmış süpürge çöplerinden yapılmış. Uzunluğu yaklaşık 70 cm. civarında. Dikkatle bakınca üzerindeki tarihi, 26.04.1987 olarak okuyabiliyoruz. Annem bu yaptığı Japon kıza bir de isim vermiş: MABİ. Aradan geçen neredeyse 29 yıla rağmen bu kadar sağlam kalabilmesine inan çok şaşırdım. Gerçi üzeri ve siyah kumaş zemini tozlarla kaplıydı ama nemli bezle dikkatlice temizledik.

Şimdi boyanmış süpürge çöplerini de bir kere daha dikkatlice vernikledikten sonra güzel bir çerçeve içerisinde yerleştireceğiz.

Kuşlar Balkonumuza Yuva Yapınca

İki günlük yavru kuşlar (tıklayınca büyür)

Gün geçmiyor ki yeni bir hayvan vahşeti, yeni bir acımasızlık duymayalım sevgili okur. O yüzden bu yazıda sizlere annemin hayvanseverliğinden ve yeni misafirlerimizden bahsedeceğim.

Geçen gün yıkadığımız bir kilim vardı sevgili okur. Akşam balkonun duvarından aşağı sarkıttık yarısını iyice süzülsün diye. Üzerine ağırlık falan koyup bıraktık balkonda. Ertesi gün öğlen halıyı bir kaldırdık ve ne gördük? Hızlıca yapılmış bir kuş yuvası ve ortasında da bir tane kuş yumurtası!

Meğer aptal kuşun teki, halıyla duvar arasındaki boşluğu kalıcı bir boşluk zannedip hemen eşiyle birlikte gecekonduyu dikivermiş. Üstüne bir de çocuk yapmışlar! Biz halıyı kaldırınca yumurtayı bulduk. O an gözüme balkonda boş duran bir saksı ilişti. Bu salakların dün gece topladıkları tüm çalı çırpıyı saksının içine yerleştirdim. Yumurtayı da ortasına koydum. Karı koca tabii hemen gördüler bu yeni yuvalarını ve kabul ettiler.

Birkaç gün sonra ikinci bir yumurta daha gördük yuvada. Beleşçi kuşlar iyice yerleştiler, daha çok ot getirip yuvayı sağlamlaştırdılar. Nöbetleşe durmaya başladılar. Ve nihayet birer gün arayla yavrular da yumurtadan çıktılar. Lan ben hayatımda bu kadar çirkin yaratıklar görmemiştim 🙂

Ölen kuş ve sağ kalan kardeşi (tıklayınca büyür)

Önceki gün farkettik ki yavrulardan birisi ölmüş. Ama diğer maşallah kıllanıp tüylenmiş iyice. Ölü yavruyu bir iki gün bekledikten sonra annem yuvadan alıp attı. Zira bir süre sonra bu ölü yavru kurtlanacaktı ve diğer yavrucuk bundan etkilenecekti. Şimdi iyiler, mutlu mesut yaşıyorlar bakalım. Tüm ailenin henüz bir fotoğrafını çekemedim, zira ben ne zaman balkona çıksam ebeveynler uçuyor kaçıyorlar benden. Tahminim yaz konusu gibi evi boşaltırlar, biz de yeni kiracı buluruz.

Annem Gitti

Annem ve kardeşim Kars‘a gitti. Çok yalnızım. Yapayalnızım sevgili okur. Bu yaz bu lanet yaz okulu ile kaldım bir başıma. Ne yapacağım?

Yazın Sercan ve Volkan ve Savaşalp ve İlker de olmasa Eskişehir’de çıldırırdım muhtemelen. Doğru lan. Onlarla takılırım bende.

Annemi çok severim sevgili okur. Küçük kardeşimi de çok severim. Şimdi onlar gidince ben de ortanca kardeşimi çok seveyim bari. Babam da evde bu arada. Yani işe gidiyor tabiki. Kardeşimin de çalıştığını ve eve gece geç geldiğini düşünürsem evde yalnızım demekki. Demek ki geçe gidebilirim eve.

Lan o kadar da yalnız değilim o zaman. Aha yazının gidişatı değişti.

Sevgili okur bu yaz annem yanımda olmasa da çok yalnız değilim. Tamam bu yazıyı boşa yazmış oldum. Halbuki yazıya başlarken aklımda bunlar yoktu.  Garip oldu.