Tag Archives: arazi çalışmaları

Yoğun Bir Dönem Daha Başlıyor

Valla yaz bitti artık. Sonbaharın ilk ayı bile neredeyse bitti. İki üç gün sonra açılacak okullar. Ben de geçtiğimiz pazartesi günü ders seçimimi yaptım. Lan zaten ders seçimi dediysem almam gereken iki tane seçmeli ders vardı. Onları aldım. Bir de lisanstayken almak isteyip de bir türlü alamadığım Rusça I dersi vardı. Onu da aldım 🙂 Böylece güzel bir ders programım oldu.

ÇEV 524: Kirleticilerin Ekotoksikolojik Riskleri
ÇEV543: Deney Laboratuvarlarının Akreditasyon Süreci
RUS255: Rusça I

Bu hafta arazi çalışmalarımız başladı. Haftaya da devam edecek. Gidilecek 48 tane köy, alınacak onlarca numune, ziyaret edilecek 20’ye yakın istasyon bizi bekliyor sevgili okur. Kilometrelerce yol yapacağız. Lan sadece bu yol hikayelerini yazsam, başlı başına bir blog açmış olurum. Bu zorlu süreç önümüzdeki hafta perşembe günü bitecek, cuma günü de Afyon‘a gideceğiz topladığımız örneklerin bir kısmını ilgili yere vermek üzere.

Dün Galatasaray‘ımızın maçını izledik Alper, Volkan ve Sercan‘la birlikte. Üzüldük evet, ama takımımızla yine gurur duyduk lan. Helal olsun bize.

Sevalciğimiz mezuniyet yolunda koşar adım ilerliyor. Önceki gün staj işlemlerini halledebilmek için buraya geldi. Özleşmişiz epey, hasret giderdik. Geriye özlediğim bir Merve kaldı. Onu da yakın zamanda göreceğim.

Veda ederken sizleri sekiz buçuk dakikalık harika bir müzikle bırakıyorum. Play‘e basın ve siz diğer bir yandan işlerinizi yapmaya devam edin. Zira bu müziği çok iyi biliyorsunuz. Belki de hatırlamış olacaksınız, bu müzikleri duyduğunuz o komik sahneler gelecek aklınıza. Bana teşekkür edeceksiniz.

Fransız Kaldım

Bu yazıyı çok önceden yazmıştım. Unutmuşum yayınlamayı.

Bu sene Serdar Hoca ile yaptığımız arazi çalışmalarından birinden dönerken (muhtemelen sonuncu çalışmaydı) Alper’le canımız biraz sıkkındı. Çünkü deney başarısız olmuştu. Yolda dönerken Serdar Hoca ile Ömer Hoca kendi aralarında tek bir kelimesini dahi anlamadığımız ve Türkçe olduğuna inandığımız bir diyaloga başladılar. Porsuk Barajı üzerinde kayık mı bot mu öyle bir şeyle gezip baraj dibinde bir şeyler yapacaklarından bahsediyorlardı. Ancak ne Alper ne de ben tek kelime bir şey anlamadık. Fransız kalmak deyiminin anlamını da o gün layıkıyla anladık.

Ve muhtemelen işte o gün, Alper’le yüksek lisans yapmaya karar verdik.

Bir diğer Fransız kalmam da Diferansiyel Denklemler dersine ilk girdiğimde olmuştu. Tahtaya yazılan tek bir denklemi bile anlamamıştım. Hoca tahtaya mahtaya kaldırmasın diye tüm ders üç Sübhaneke bir Elham okumuştum. Tamam okumamıştım ama kesin okurmuşum artık nasıl koktuysam. Derse Fransız kalmıştım, bir de etraftan kalkıp yine tek kelimesini bile anlamadığım sorular soranlar vardı. Onları ise hayretle izlemiştim. Zor ders lan bu Diferansiyel.