Tag Archives: Arzu Hoca

Master Diplomamı Nihayet Aldım!

diplomat Geçen gün şu yazıyı yazmıştım. Yüksek lisansımın tez sonrası sürecini anlatmıştım. Bu bence faydalı bir yazı oldu. Çünkü pek çok arkadaşım da tıpkı benim gibi yüksek lisansını bitirmek üzere. Bu arkadaşlarım tez sürecinin sonunda diploama işlemlerine başladıklarında yazım onlar için epey işe yarayacak.

Geçtiğimiz çarşamba günü Fen Bilimleri Enstitüsü‘nden diplomamı aldım, öğrenci kimliğimi teslim ettim ve 18 yıllık kesintisiz öğrenim hayatıma son noktayı koydum. Artık Anadolu Üniversitesi öğrencisi değilim. 1994 yılında Sivrihisar’da Hasan Karacalar İlkokulu‘nda başlayan eğitim öğretim hayatım nihayet bitti. Bir daha ne zaman öğrenci olurum bunu da ilerleyen günlerde göreceğiz 😉

diplomat0Lisansı bitirdiğimizde verdikleri diploma çok “iddiasız”, A4 boyutunda 300 gr. mat kuşe kağıttan ibaret bir kağıt idi. Ancak yüksek lisans diplomasını gördüğümde şaştım kaldım! Lan, baya bildiğin iyi tasarlanmış, kendine has  ebatlara sahip, kadife kaplamalı özel sert kapaklı muhafazanın içerisinde bir diploma bu. Önceden çoğu üniversitenin lisans diplomalarını görür, ne yalan söyleyeyim, kıskançlıktan titrerdim. Bizim okulun ne kadar tırt diplomaları var derdim. Nihayet hayatımda ilk defa “kadifeyle bezenmiş bir şey” alabildim 🙂 Ayrıca diplomanın yanında bir Türkçe bir de İngilizce olmak üzere iki tane transkript de verdiler.

Şaka bir yana, son birkaç yıldır hayatımın bir köşesinde, bitmeyi bekleyen tezimi yazıp verip nihayet mezun olabildim. Mutluyum. Diplomayı aldıktan sonra aradığım ilk kişi Arzu Hoca oldu. Telefonu açmadı. Sonra Alper’i aradım, belki de bu tezde en çok emeği olan adamı. Alper’le konuşurken Arzu Hoca geri döndü ve tebrik etti. Güzel dileklerde bulunan tüm dostlarıma ve aileme destekleri için teşekkür ederim.

Neyse, artık sokak çapkını değil, yüksek mühendisim! Seviyeli bir muhitin insanıyım. Saygı ve sevgilerimle 🙂

Olaylar: 1984, Buluşmalar

Marmaris’le alakalı şu fotoğrafı koymayı unutmuşum. Biz çekerken çok eğlenmiştik. Blogta da bulunsun istedim.

Tıklayınca büyür

Evet, eğitime gittiğim gün okumaya başladığım ve eğitimden dönerken yolda bitirdiğim muhteşem bir romandan bahsedeyim biraz da: 1984. George Orwell‘in kült romanı. Daha önce okumamıştım. Çok büyük hata yapmışım. Kurgu müthiş! Detaylar inanılmaz. Kitap çok akıcı bir biçimde ilerliyor, olaylar aniden gelişiyor. Kitabın sonlarına doğru biraz sıkıldığım bölümler oldu gerçi ama kitabın genelini büyük bir keyifle okudum.

Kısaca kitabı özetlemek istiyorum. Kitap bir kurgu dünyasında geçiyor. 1984 yılında Dünya’da üç büyük devlet vardır. Bu devletler sosyalizm benzeri bir yönetimle yönetiliyor, halk adeta robotlaştırılmış. Olayların geçti ülke olan Okyanusya‘da iktidarda olan ve “Parti” diye adlandırılan yapı, İngiliz Sosyalizmi -ingsos- sistemi ile halkı her anlamda kontrol etmektedir. Öyle ki Parti, geçmişi değiştirebilmekte böylece insanların kıyaslayabileceği bir kanıt kalmadığı için daima yanılmaz olan Parti olmaktadır. Kitaptan bununla ilgili müthiş bir örnek vereyim. Parti, halka dağıtılacak günlük çikolata hakkını 30 gramdan 20 grama düşürüyor. Halka bu şekilde duyuruluyor. Ertesi gün halk, günlük çikolata hakkının “20 grama çıkarılmasını kutlamak için” sokaklara dökülüp sevinç gösterileri yapıyor. Yani kimse bir gün önce olanları hatırlamıyor, hatırlamak istemiyor, kanıtlayamıyor.

Big Brother Is Watching You!

Big Brother Is Watching You – Büyük Birader Seni İzliyor!” Bu mottoyu muhakkak duymuşsunuzdur. İşte, büyük birader kavramının çıkışı da bu kitaptır. Sürekli izlenen, evlerine yerleştirilmiş tele-ekran denilen cihazlarla sürekli takip edilen bir toplum. 1984, okunması gereken bir kitap. Zaten Dünya Edebiyatı’na da bir kült olarak geçmiş durumda. Kitap 1949 yılında yazılmasına karşın Türkçe’ye 1984 yılında çevrilmiş, tam da kitabın adıyla aynı tarihte. Ve yine tam da 1984 yılında kitabın filmi çekilmiş. Filmde John Hurt başrolde oynuyor. Kitap Türkiye’de Can Yayınları‘ndan çıkıyor ve sürekli basımı yapılıyor.

Kitapla ilgili çok fazla detay vermeyeceğim. Çünkü bahsettiğim filmi de buldum ve izleyeceğim. Filmi de izledikten sonra bütüncül bir 1984 yazısı yazmak çok daha iyi olacak.

Cumartesi akşamı bizimkilerle birlikte, belki de aylar sonra tam kadro olarak, Pilot Bar‘da buluştuk. Uzun süredir görüşemeyince konuşacak o kadar çok ve o kadar farklı konular oldu ki. Alper, Togay, Volkan, Levent, sahnede olan Yağız, Ender, Mert, Korhan ve yeni klavyeci dostumuz Burak ile gece boyu mükemmel muhabbetler daldık çıktık. Levent’le neredeyse bir yıldır görüşmüyorduk mesela. Koskoca ekipte geriye bir tek Togay ve benim metalci kaldığımız gerçeğiyle yüzleştik bir süre. Sonra Alperler’in grupla ilgili konuştuk. Hatırlarsanız şu yazımda bahsettiğim klipleri yayımlanmıştı geçtiğimiz gün. Volkan okulda  harikalar yarattığından bahsetti. Yağızlar sahneye çıktılar, güzel güzel söylediler, eğlendik. Ben bunlara iki senedir Bora Duran İnsan’ı çaldıramıyordum.  O gece bir sürpriz yaptılar ve hepimiz bana bir sürpriz yapıp çalacaklarını beklerken yine çalmadılar. Bu, inanılmaz bir sürpriz oldu. Çok teşekkür ederim 🙂 Şu aşağıdaki video aynı gece çekildi. Yağızhan şarkıyı söylerken kimin gözlerinin içine bakıyorsun?

Buluşmalar bugün de devam etti. Çok uzun süre sonra önce dayımın yanına, sonra Arzu Hoca‘nın evine, Togay’ın evine gittim. Neredeyse iki yıl sonra Ufuk kardeşimle karşılaştım yolda. Togay’ın evinde, hayatımda görüp keşke benim olsa diye heveslendiğim, en çok heveslendiğim o gitarı gördüm. Resmen kıskandım, yanlışlıkla yere falan düşürmek istedim gitarı ama gitar o kadar iyi ki kıyamadım yere düşürmeye bile. Oradan Orhan Abi‘ye uğradım. Daha sonra da en son askere gitmeden önce gördüğüm Ahmet‘le buluştum. Ahmet’le yine ne biçim muhabbetler ettik. Öeff 🙂

Togay ve ben depresifken.

 

Yanından ayrıldığım herkes beni sonsuzluğa uğurlar gibi veda ediyor anlamadım bu işi bir türlü.

2012 Yılımın Değerlendirmesi

özSabhankra – Tribute Band

Tüm yıl boyunca bir sürü yazı yazdım. Sizler de okudunuz, yorum yaptınız. Hepinize teşekkür ederim. Tıpkı bir önce yaptığım gibi bu sene de geride bıraktığımız yıla dair bir değerlendirme yazısı yazacağım. Bu yazımda kısa notlar halinde 2012’yi özetleyeceğim. Bunu aylar bazında yapacağım. Yazının sonunda bir takım istatistiksel bilgiler de vereceğim sizlere. Her ayda olan herşeyi buraya yazmayacağım elbette. Sadece bloga o zaman yazdığım başlıkları tarayıp en kayda değer olanları aktaracağım.

OCAK 2012

Bu ayda tam 27 yazı yazmışım. Bu çok iyi bir performansmış. Bu ayın şüphesiz en büyük olayı mezun olmamdı.

ŞUBAT 2012

Ocağa göre nispeten daha sakin bir ay olmuş. 20 yazı yazmışım. Yüksek lisansa başlamam bu ayın en önemli gelişmesi oldu. Ayrıca KPSS kursuna da gitmeye karar verip kayıt oldum.

MART 2012

21 yazı yazmışım bu ay da. Hayatımın sıradan bir zamanıydı. Tek eğlencem, cuma günleri gittiğim Bilim Etiği dersleri idi.

NİSAN 2012

Elbetteki yeni televizyonum bu ayın en güzel gelişmesi oldu. O kadar ay geçti, halen daha oynatamadığı bir video çıkmadı. Bloga 17 yazı yazmışım. Yazı sayısının az olmasının sebebi bu ay içerisinde özellikle iş yerinde çok fazla yapılacak şeyin olmasıydı.

MAYIS 2012

Bu ay 19 yazı yazmışım. Bu ay yılın en kötü zamanı idi. Çünkü Neşe ablam vefat etti. Bunun etkilerini üzerimizden yeni yeni atabildik. Özellikle ölümü sonrasında yaşananlar bizi en az ölümü kadar üzdü. Bu ay içerisinde yıllar sonra ilk defa Kars’a da gittim. Dedemi gördüm yıllar sonra.

HAZİRAN 2012

17 yazı yazdığım bir diğer ay daha olmuş. Okulun kapanması, tatilin başlaması derken eğlenceli bir ay olmuş. KPSS hazırlıklarına da tam gaz devam ettiğim bir aydı bu ay.

TEMMUZ 2012

Yaz sıcağının en güzel zamanlarıydı ah ulan ah. KPSS falan da geçtikten sonra bir rahatlamıştım ki sormayın gitsin. Hayatımın temmuz ayları hep böyle dolu dolu geçmişti. Bu ay da toplam 20 yazı yazmışım bloga. Gangnam Style, bu ay piyasaya çıktı.

AĞUSTOS 2012

Bu ay 14 yazı yazarak yılın en düşük ikinci ayını geçirmişim. Bu ayın en güzel iki olayı Mustafa ile barışmam ve İhsan Oktay Anar‘ın Yedinci Gün kitabı idi.

EYLÜL 2012

Yılın en düşük ayıymış bu ay, 13 yazı yazabilmişim. Bu çok kötü bir ortalama. Yıllardır bu ortalamaya düşmemiştim. Ancak bunun en büyük sebebi neredeyse ayın 10 gününü arazi çalışmasıyla geçirmemiz oldu.

EKİM 2012

Bu ay 16 yazı yazmışım. Epey de yer gezmişim. Güzel bir ay olmuş. Eğlenmişiz epey.

KASIM 2012

18 yazı ile geçtirdiğim bir ay olmuş. Çok güzel bir aydı. Midi klavye almam, Eskirock Konseri, hayatımızdaki en güzel haftasonu tatili ve tabiki yerleştirilme sonucum bu ayın en müthiş olaylarıydı.

ARALIK 2012

Yılın son ayını 15 yazı ile tamamladım. Bunun sebebi de hem atanma işleri ile uğraşmam hem de dayımların bize gelmeleriydi. Sude ile oynadım bir hafta boyunca 🙂 Ancak yılın en güzel ayı bu ay oldu. Çok fazla mutluluk yaşadım. Geçen sene olduğu gibi bu sene de en çok okunan yazım aralık ayı içerisinde okundu. En çok görüntülenme rekorumu bu ayda kırdım.

Bu yılın en popüler yazısı Hepimiz Hackerız: Windows 7 0xC004F200 Hatasını Çözdüm yazısı oldu. Bana en çok ziyaretçi Facebook üzerinden gelmiş. 96 farklı ülkeden ziyaretçi gelmiş. Türkiye haricinde en çok okur Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Rusya, Bosna Hersek’ten gelmiş. Bu yıl bana en çok yorumu kardeşim Alper yapmış.

Geçen sene kendime bazı hedefler koymuştum Bakalım bunların hangilerinde ne durumdayım?

  • Klavye çalmayı epey ilerletmek (Evet, geçen seneye göre epey ilerledim)
  • İkinci bir yabancı dili temel düzeyde de olsa konuşabilmek (Almanca hariç) (Evet, Rusça öğrendim.)
  • Radyo yayınlarını düzenli hale getirebilmek (Hayır, bu olmadı işte.)
  • Godspel’in albümünü yayınlayabilmek (Hayır, bu da olmadı işte. Ancak yakın zamanda tamam gibi)
  • Alper’le planımızın yarısını tamamen halledebilmek (Evet, bu oldu. Planın yarısını hallettik.)
  • Doğa ve Çevre Kulübü ile Çevşen 3′ü efsane olacak şekilde organize edebilmek (Efsane olmadı belki ama hallettik)
  • Rock Kulübü ile AU Rock Konserleri Vol. II etkinliğini düzenleyebilmek. (Hayır, olmadı.)
  • Eskirock Metal Fest Vol. IV’ü yapabilmek (Evet, hem 4’ü hem de 5’i yaptık.)
  • Kendime bir şekilde bir IPod Touch alabilmek :) (Bu olmadı malesef, ancak bir noktadan sonra ben de vazgeçtim)

Ve şimdi de gelecek sene kontrol edebilmek adına yine bazı hedefler koyuyorum:

  • Yüksek lisans tezimi hazırlamak
  • Klavyede Sabhankra’nın Cursed Sword’u çalabiliyor duruma gelmek
  • Yeni bir işlemci ve anakart almak
  • Öğrenim Kredisi borcumu tamamen ödemek
  • Alper’le birlikte planın diğer yarısına dair somut adımlar atmak
  • Godspel’in albümünü yayınlamak
  • Samsung Galaxy Note II ya da benzeri bir alet alabilmek
  • Uygulamalı Matematik dersini geçmek
  • İşimle ilgili o hedefi gerçekleştirmek

Şimdi de bu yılın en güzel anlarının fotoğraflarını koyuyorum.

Image Hosted by ImageShack.us

Çanakkale Kolin Hotel

Image Hosted by ImageShack.us

İstanbul Mitsubishi Road Trip ekibi

Image Hosted by ImageShack.us

Çanakkale 57. Alay Şehitliği

Image Hosted by ImageShack.us

Dragon Yarışları

Image Hosted by ImageShack.us

Sercan Mezuniyet

Image Hosted by ImageShack.us

Sercan Merve mezuniyet

Image Hosted by ImageShack.us

Çanakkale Anzak Koyu

Image Hosted by ImageShack.us

Çanakkale Şehitleri Abidesi üzerindeyiz

Unuttuğum olaylar ve fotoğraflar olabilir, onları da güncelleme ile eklerim. Bu yeni yılın hepimize uğurlar ve başarılar getirmesi dileğiyle sevgili dostlar, okuyucular.

LCD Monitörü Duvara Asmak

Masaüstünde fazla yer kaplamaya başladığını düşündüğüm Samsung 22.5 inch LCD monitörümü duvara sabitlersem epey yer açılacağı fikri geldi geçen gün aklıma. Monitörümün arkasında duvar askı aparatı için vida yerleri vardı ama duvar askı aparatı yoktu. İnternetten bakınca çok basit iki parça demiri 30 liraya sattıklarını gördüm. Acayip sövdüm.

Oturdum Autocad’in başına. İnternette gördüğüm parçayı gayet basitçe çizdim. Vida deliklerini, kanalları ve kıvrım yerlerini işaretledim. Malzeme olarak gayet ucuza mal olacak bir tasarım yaptım. Hatta tasarım bile yapmadım. Yapılan bir işi kopyaladım.

Arzu Hocamız vasıtasıyla bir metal atölyesinde malzeme artıklarından önce levhaları kestirdim. Daha sonra bu levhaların üzerine açılacak delikleri işaretleyip açtırdım. Uygun vidaları da temin ettikten sonra askı aparatı hazırlanmış oldu.

Monitörün arkasındaki askı delikleri 7,5 cm’lik kenara sahip bir karenin tam köşelerindeydi. Metal parça ile monitörün plastik aksamının temas edeceği yerin üzerine köpükten bir tabaka kesip yapıştırdım. Daha sonra da monitörü tutacak olan bu parçayı monitöre vidalarla sabitledim.

Duvara sabitlenecek olan parçanın da çok iyi hesaplayarak vida deliklerini deldim. Daha sonra sıra monitördeki parça ile duvardaki parçayı sabitlemeye gelmişti. Bunun için iki uzun vida ile her iki levhayı birleştirdim.

Öncesi

Sonrası

Nihayet monitörü duvara astım. İnce ayarlarını yaptıktan sonra sabitledim. Şu an monitör duvarda asılı olduğu için masanın üzerinde çok fazla yer açıldı. Ama işin en güzel yanı da bu iş için masrafım sıfır TL oldu 🙂

Gaziantep Restorant’ta Bir Biftek

Cuma gecesi, Alper‘le birlikte hayatımızın üniversite son sınıfta koridorda yürürken 1.5 dakika içerisinde nasıl değiştiğine en çok anlam veremediğimiz gece oldu. Farkındayım komplike bir anlatım oldu, anlamayı zorlaştırdım ama neyse. Anlam veremedik, biz nereden nasıl geldik lan diye baktık birbirimize mayışık gözlerle. Oraya kadar olanlar ise “fallarda” çıkacak şeyler olduğundan anlatmıyorum.

Evet cuma gecesi diyordum. Arzu Hoca‘mızın profesörlük kadrosu nihayet gelmişti ve hocamız tüm çalışma ekibimizi bir kutlama yemeğine davet etti. Biz de Alper’le bir gece önceden yemek yemeği bırakıp bu müthiş davet için sabırsızlanmaya başladık. Yemek Adalar‘daki meşhur Gaziantep Restorant‘ta olacaktı.

Bütün proje ekibi olarak saat 19.00’u biraz geçe mekanda buluştuk. Arzu Hoca ve eşi Fuat abimiz çoktan gelmişlerdi. Hemen bize ayrılan masaya geçip bir hoşgeldiniz muhabbetine başladık. Biz masaya tamamen yerleştikten sonra mekanın sahibi olan Kadem Bey gelip masamıza oturdu. Meğer Arzu Hoca’nın çok yakın tanıdığıymış. Gecenin ilerleyen saatlerinde Kadem Bey’le çok derin ve keyifli sohbetlerimiz olacaktı.

Garson geldi ve önce ne içeceğimizi sordu. Ne yiyeceğimizi değil bakın. Herkes ne içecekse söyledi ve gason tek kelime etmeden uzaklaştı. İşte bu küçük detay bize garsonun işinin ehli olduğunun bir kanıtı olarak göründü. Gerçekten de kısa süre sonra masanın üzeri gelen mezelerden taşmak üzereydi. Haydariler, patlıcan salataları, mükemmel tadı olan beyaz peynir dilimleri, az önce pişirilip hemen servis edilen sıcak pideler, kavun, brokoli salatası, zeytinyağlı dolma, mezgit dilimleri ve daha aklıma gelmeyen bir sürü meze masanın üzerinde kendine yer bulamıyordu. Hepsi çok güzeldi evet, ama beyaz peynir yok mu… Lan o beyaz peynir neydi öyle yav. Vay arkadaş dedim yerken her lokmada.

Yemekten hemen önceki öfkeli halim

Meze ile karnımızı doyurduğumuzda herhalde 40-45 dakika geçmişti. Karnımızı doyurduğumuzda dediğime bakmayın Alper’le ben hep bir tarafımıza yatarak yediğimiz için midenin diğer kısmı boş kalır. Evet ve nihayet o an geldi ve ana yemeği sipariş ettik. Alper’le birlikte birer buçuk karışık ızgara söyledik. Bu siparişi vermemizde hocamızın oğlu Hamza‘nın tavsiyesi çok etkili oldu. Önce içimden lan acaba bir buçuk beni keser mi diye geçirdim ama sonra yine içimden kesmezse Fuat Abi’nin yediğinden yerim dedim.

Çok emin olmamakla birlikte galiba yemek gelene kadar geçen süre içerisinde verdik hocamıza profesörlük hediyesini. Fuat Abi’nin nasıl mahcup olduğunu görmeliydin sevgili okur 🙂 Fuat Abi’nin mahcubiyeti ile hocamızın hediyemizi beğenmesi gecenin en güzel anlarından birisiydi.

Fuat abinin mahçup olduğu an

Yemekler nihayet geldiğinde Alper masadaki tüm peçeteleri yanına topladı ağzının akan suyunu silmek için. Ahmet ise gözlerini kapatmış içinden dua ediyordu. Yemeğe başlamadan önce masadaki herkesin tek tek gözlerine baktım: Arzu Hoca’nın, Fuat abinin, Merve’nin, Ahmet’in, Alper’in, Hamza’nın, Cem’in, Narin’in, Özlem’in ve Esengül’ün. Sonra yemeği soğuyor lan diyip yemeğe başladım.

Şimdi bildiğimiz karışık ızgaralardan çok farklı olarak bu karışık ızgarada yediğiniz her bir parça et çok lezzetli. Yani istisnasız hepsi çok lezzetli. Yanında da öyle abartlı salata falan filan yok. Sadece soğan var. Tabakta kuzu şiş, tavuk şiş, tavuk kanat, pirzola, biftek ve köfte vardı. Hepsini bir kenara bırakırsak Biftek ile köfte hemen yenilip bitirilemeyecek kadar güzeldi lan. Biftek bittiğinde gözlerim doldu o yüzden.

Gaziantep Restorant, 1952 yılından beri varlığını sürdüren Eskişehir’in şu an için en eski iki işletmesinden, markasından birisi. Dolayısı ile bir miktar “kalın” bir mekan. Yani biz bir davette olduğumuz için hesabın detaylarına dair en ufak bir fikrim yok. Ama en azından şunu söyleyebilirim ki her zaman olmasa da özel günlerde gelip bir karışık ızgara yenir. Verilen paranın her kuruşunu hizmet ve lezzet olarak alırsınız burada çünkü.

Yemekten kısa bir süre sonra masaya cevizli tahin servis edildi. Ardından da meyve tabağı geldi. Tabi bunlar artık hep sohbetin yanında yiyilip içilecek şeyler olacaktı. Yemekten kısa bir süre sonra Esengül, Özlem, Cem ve eşi izin isteyip kalktılar. Fuat abi de izin verdi 🙂

O dakikadan sonra masada dönmeye başlayan muhabbet giderek koyulaştı. Ben özellikle bu dakikalarda Fuat abinin yeni açtığı mobilya dükkanının yerini öğrenmeye çalıştım. Fuat abi ve Hamza’nın baba oğul karşılıklı şakaları görülmeye değerdi. Belki en görülmeye değer şey ise hocamızın mutluluğuydu. Sonra biz de yavaş yavaş mutlu olmaya, kaymaya başladık. Çıkıp dükkanın önünde fotoğraf çektirdik.

Gece Hamza’nın koltukta uyuyakalmasıyla son buldu. Başlığa yazdığım o bifteğin tadı hala damağımdayken vedalaştık Arzu Hoca’yla, Fuat abiyle ve Kadem Bey’le. Hocamızın profesörlüğünü bir kere daha kutlayıp herşey için teşekkür ettik. Bu güzel gecenin yılda en az üç dört defa yaşanması için sessizce dua ederek uzaklaştım mekandan.

Mısır’dan Gelen Zarf!

Dania'nın yolladığı kartpostal

Aralık ayındaki İtalya seyahatimde tanıştığım Mısırlı arkadaşım Dania ile karşılıklı anlaşıp, bundan neredeyse 1 ay önce bir birimize kartpostallar yollamıştık. Mart ayının başındaydı yani.

Aradan bir ay zaman geçince ben zarftan ümidi kesmiştim. Zira aynı tarihte Bosna‘ya da yolladığım bir zarf olmuştu ve 8 günde gitmişti. Dün çalıştığımız yerde sekreterimiz Figen abla beni aradı ve Mısır’dan bir zarfın beni beklediğini söyledi 🙂 Hemen koştum gittim aldım. Öğleden sonra Arzu Hoca ile birlikte girdiğimiz Ekoloji dersinde arkada bir sırada otururken zarf aklıma geldi ve açtım.

Lan içinden harika bir tasvir çıktı. Aklım başımdan gitti! Gerçek papirüse muhtemelen elle çizilmiş olan antik bir mısır gravürü idi bu. Bu haliyle çerçevelenip duvara asılmayı hakediyordu ne yalan söyleyeyim 🙂

Arkadaşım Dania’ya bu güzel kartpostal için ne kadar teşekkür etsem azdır. Umarım benim yolladıklarım da onun eline geçer ve beğenir.

Yeni Sömestr Başlıyor

Yorucu, üzücü, tempolu, heyecanlı ve mutlu sonlu bir dönemi geride bıraktım sevgili okur. Yarın 2011-2012 öğretim yılının bahar dönemi başlıyor. Bu sene bir yandan Arzu Hoca‘nın projesinde çalışacağım, bir yandan da yüksek lisansıma devam edeceğim.

KPSS kursu devam ediyor tabiki. Temmuz ayında KPSS sınavına gireceğizm. Bu sınavın sonucu ne olur, neler değişir, şu an bir şey söylemek için çok erken.

KPSS denemesinde sorulan bir soruydu: 2012, Türkiye'de aşağıdakilerden hangisinin yılı olarak ilan edilmiştir? a) Çin Kültür Yılı b)Tarımsal çeşitlilik Yılı c)Nano teknoloji yılı d) AB yılı e)Evliya Çelebi Yılı

Cumartesi günü KPSS denemesine girdim. Hayatımın ilk KPSS sınavı oldu bu deneme. Gördüm ki tarihten ciddi bilgi eksikliğim var. Ancak bu eksikliği giderebileceğimi de düşünüyorum. Ha bir de geometriden çuvalladım. Zaten lisede de pek sevmezdim. ÖSS’den sonra karşıma çıkmaz diyordum, valla çıktı işte. KPSS kursunda tarih dersini anlatan hocadan pek memnun değildik. Hoca, iyi birisiydi ama pek doğru dürüst anlatamıyordu. Biz de bunu yönetime sınıfça bildirdik. Hocayı değiştirmişler, ders programı da değişmiş doğal olarak. Yeni tarih hocası nasıldır bilmiyorum ama diğer hocalardan gayet memnunum ben şu anda.

Bahar dönemi için ders seçimimizi yaptım geçen gün. Epey sancılı oldu. Malum bizim okulun sistem kitlenmeleri, server çökmeleri meşhurdur, eziyet oldu yine. Ama almak istediğim dersleri alabildim. Hatta bu konuda şanslı bile sayılabilirim zira Bilim Etiği dersini tam da bana uyan bir saatte alabildim.

Şu an ders programım aşağıdaki gibi oldu:

Ders programım

Şimdi de aldığım derslere bakalım:

  • Çevre Kalitesinin İzlenmesinde Biyomonitorlama ve Teknikleri
  • Bilim Etiği
  • Coğrafi Bilgi Sistemlerinde Yorumlama ve Analiz Teknikleri
  • Uygulamalı Matematik

Bu dersler arasında beni en çok korkutan şu Uygulamalı Matematik dersi oluyor sevgili okur. Gerçi dersi veren hoca Diferansiyel Denklemler dersini de aldığım hoca Yılmaz Dereli imiş. Umuyorum ki çok zor olmaz hayat benim için!

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan 🙂
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100’den değil de 90’dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur 🙂

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun 🙂 Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

Okulun İlk Günü

24 yaşında bir adam olarak hala böyle bir başlık atıp böyle bir yazı yazabildiğime inanamıyorum. Evet, bugün okuldaki uzatmalı dönemimin ilk günüydü sevgili okur. Sabah erkenden kalkıp Yunusemre Kampüsü‘ne Fen Bilimleri Enstitüsüne gittim Özel Öğrencilik başvurusu için. Şartları falan öğrendim. Yarın gidip başvurumu tamamlayacağım. Enstitüden sonra Erdem Hoca ile Orkun Hoca‘nın mekanına uğradım. Erdem Hocam vardı bir tek. Onunla lafladık ayak üstü. Sonra ayrıldım.

Serkan'ın paint çalışması

Oradan da İki Eylül Kampüsü‘ne Alper‘in yanına geçtim. Serdar Hoca‘ya borcum olan 20 lirayı verdim. Kendisine yine Çin’den bir takım IPOD ıvır zıvırı sipariş ettirmiştim. Daha sonra gidip yıllığımı aldım. Ancak yıllığın üzerinde resmim basılı plaketin yamuk yumuk olduğunu gördüm. Saat zaten öğlene yakın olduğu için kısa bir süre sonra yemeğe çıktık. Yemekte çıtır mezgit vardı da pek iştahla yiyemedim doğrusu. Yemekten sonra Arzu Hoca‘yı bulmak üzere bölüme döndüm. Bu esnada tüm hocalarımla hasret giderdim iyi oldu.

Arzu Hoca ile de konuştum. Yarın ders programımı götüreceğim böylelikle çalışma saatlerimi ayarlayacağız.

Akşam saat 17.30’a kadar öğrenci işlerinden öğrenci belgesi alabilmek için bekledim sevgili okur.  Bu sürenin bir kısmında bana Volkan eşlik etti. Yalnız kaldığım zamanda da oturup staj raporumu yazmaya devam ettim. Bu arada öğrenci kimliğime 5. bandrolümü de yapıştırdım bugün.

Bugünün belki de en rahatlatıcı anları okuldayken Akif Hoca‘nın odasında yaptığımız muhabbet oldu. Okuldan ayrıldıktan sonra Japon, Halil ve Volkan’la buluştum.

Eskişehir’in geceleri soğumaya başladı sevgili okur. Bu arada bu soğuk Eskişehir akşamlarında yürürken artık yeni bir eğlencem var: Çekirdek çitlemek! En az müzik dinlemek kadar keyif veriyor tavsiye ederim.

Eskiden okulun ilk günlerinde daha heyecanlı, daha coşkulu olurdum sevgili okur. Ancak bu sefer kendimi daha çok karamsar gördüm. Üzüldüm kendime. Bu arada kayıt sistemi arap saçına dönmüş, bugün mağdur olan bir sürü arkadaşımı gördüm. Üzüldüm.

İşleri Yolunda Gitmeyen Adam

Bu öğlen işlerin yolunda gitmemesi olayında rekor kırdım sevgili okur. İşte yolunda gitmeyen işlerim:

  • Selami Abi’den almam gereken demoyu öğlen almayı planlıyordum. Ama yetişmemiş. O kadar yolu boşuna yürüdüm.
  • Hemen ardından geçen gün garantiye bıraktığım mouse’umu almak için gittim. Ama o da ne! Neymiş garanti belgesini koymamışım. O yüzden servisten yapılmadan gelmiş. Ulan ben garantiye verirken her şeyini götürdüm, oradaki adam sadece faturasını aldı. Garanti belgesini almadı. Benim suçum mu? İşin diğer bir boyutu da, ben zaten faturayı sana gösterebiliyorsam bu malı senden aldığımı kanıtlıyorum. Bir daha neden garanti belgesi istiyorsun? Ne yani bazı mallara garanti verip bazılarına mı vermiyorsun?
  • Yıldız Durağına gittim okula gitmek için. Kırmızı 4 gecikince dedim bari dolmuşla gideyim hemen diye. Dolmuşa bindim parayı verdim. Adama dedim gitmiyor muyuz? Meğer arabaya 7 kişi binmeden gitmiyormuş. O esnada Kırmızı 4 geçti. Ve dolmuş tam 20 dakika sonra kalktı. Salağım ben.
  • Okula gidince acil olarak Ömer Hoca’yı görmem gerekiyordu ama Ömer Hoca tam 1 aylık bir izne çıkmış.
  • Bari dedim Arzu Hoca’yı göreyim yüksek lisans için. O da yurt dışındaymış. Böylelikle tamamen avuçlarımı yalamış oldum.