Tag Archives: Asia Minor

Tesadüfler: Ufuk Bulut’la Tanışma, İmzalı EP, Asia Minor Fan

Geride bıraktığımız ay içerisinde hayli ilginç tesadüfler yaşadım sevgili okur. Yıllık iznimi evde geçirmemin en büyük faydası, arşivlerimi düzenleme imkanı oldu. Varlığını unuttuğum pek çok belgeyi de bu sayede gün yüzüne çıkarabildim.

Ufuk Bulut’la Tanışma

Ufuk Bulut, şu an için Eskişehir’deki en aktif prova ve en profesyonel kayıt stüdyosunu işleten, sevdiğimiz, saydığımız bir arkadaşımız, abimiz. Sağ olsun Eskişehir’de çalışmaya başladığından beri irili ufaklı pek çok iyiliği geçti bize. Çok şey öğrendik. Efendi‘nin albüm kayıtlarında en büyük emeği o verdi. Pek çok parçaya değerli katkıları oldu. Bir dönem Yağızhan da yanında çalıştı. Özellikle kayıt işleriyle ilgili epey bir fikir edindik.

Ufuk Abi’yle tanışmamız aslında, çok daha öncesine dayanıyormuş. Ben bunu birkaç gün önce fark ettim. Yıllar önce, 2010 yılında ben daha üçüncü sınıftayken öğrencilik hayatımın en güzel okul gezisine gitmiştik. Ankara’da ODTÜ‘de Çevre Sorunlarına Öğrenci Yaklaşımı Sempozyumu (ÇSÖY) adıyla geleneksel olarak düzenlenen bir sempozyuma katılmıştık. 23 Nisan 2010 günü, sempozyumun ilk günü oturumları bittikten sonra akşam Ankara’da, gezmeye çıktık. Sağ olsun o dönem Ankara’da organizasyonu yapan arkadaşlar bize eşlik etmişti. Mekanın birinde canlı müzik yapıldığını görünce o mekana gitmiştik. Burada, şimdilerde Çevre Mühendisleri Odası Başkanı olan Baran Bozoğlu‘yla tanışmış epey de bir sohbet etmiştik.

ufukabiler

O akşam sahnede iki müzisyen akustik bir performans sergiliyordu. Tek gitar ve perküsyon setiyle harikalar yaratıyorlardı. Bir süre sonra ilgim iyice onlara kaydı ve ben sahnenin ön kısmına gittim. Tam da o anda Turn The Page çalmaya başladılar. Kapattım gözlerimi ve söylemeye başladım. Bir süre sonra omzumda bir el hissettim. Bir baktım Baran Abi. O da gelmiş kaptırmış kendisini. İyi ki akıl edip grubun bir fotoğrafını çekmişim. Tahmin edebileceğiniz üzere o iki müzisyen, yıllar sonra Eskişehir’de tekrar tanışacağım Ufuk ve Gökhan Bulut kardeşlerdi. Ben bu durumu, arşivleri düzenlerken şans eseri fotoğrafı görünce fark ettim. İnanılmaz bir andı. Hediye etmek için fotoğrafı bastırdım ve geçen uğradığımda bıraktım dükkana. Her ikisine de buradan selam olsun. uzun yıllar arkadaş kalabilmek dileğiyle 🙂

Sahafta Satılan İmzalı Sabhankra EP’si

Bir gruba eğer kendi isminle albüm imzalatıyorsan, o materyal artık çok daha kıymetli, çok daha paha biçilmez olur. En azından benim için öyle. Satmak şöyle dursun, kutusundan çıkarmaya bile kıyamadığım bir sürü ismime imzalı albümüm var.

sabhankraimzali

Sabhankra‘nın en iyi şarkılarından ikisini barındıran Our Kingdom Shall Rise EP’sini Eskişehir’de bir sahafta bulduk Mehmet‘le. Mehmet, albümün kutusunu açtığında iç yüzeydeki kartonetin, grubun tüm üyeleri tarafından ŞAFAK ismindeki bir müziksever adına imzalandığını gördü. İnanamadım. Hemen aldım. Hiç bırakır mıyım kurda kuşa? Yahu neden? Neden ismine imzalattığın bir albümü satarsın? Hem de üç kuruşa, bir sahafta…

Asia Minor’ın Kolaj Çalışması

Savaş Sungur sayesinde keşfedip dinlemeye başladığım ve hatta Between Flesh And Divine albümünün yeni basım plağını aldığım Asia Minor son bir iki yıldır toparlanıp üzerindeki ölü toprağını atıyor sevgili okur.

Grubun Facebook sayfası şu sıralar çok hareketli. En son 1981 yılında çıkardıkları albümden sonra geçen günlerde üçüncü albümlerinin müjdesini verdiler. Grubun davulcusu da değişiyormuş. Tüm bu gelişmeleri takip ederken Savaş Sungur, grup tarafından yayımlanan bir kolaj çalışmasını gönderdi. Bakınca ne göreyim? BEN!

asiaminorkolaj

Şu yazımda kullandığım ve grubun plağını tutarken çekilen fotoğrafım ile gatefold plağın iç kısmını gösteren fotoğrafımı yaptıkları güzel kolajın içerisine dahil etmişler. Çok mutlu oldum. Üstelik fotoğrafların altında yer alan blogun adresini de silmemişler. Böyle de krallar. Bunu görünce tabi ki daha bir sahiplendim grubu. Yeni albümlerini hevesle beklemeye başladım. Nightwind gibi bir şarkı daha yaparlar mı bilemiyorum ama aradan geçen neredeyse kırk seneden sonra boş cd çıkartsalar alacak durumdayım. Haydi bakalım.

2016 Yılımın Özeti

Kan, şiddet, göz yaşı ve umutsuzlukla dolu, lanet olası bir yılı geride bıraktık sevgili okur. Kutuplaşan bir toplum, vahşetin hızla normalleşme sürecine girip insanların haber dinlemekten sıkılıp TV8’e hatta yetmiyormuş gibi 8,5’a koştuğu, aşşağılık yalanların hayatları mahvettiği bir yıl bitti. İyi şeyler de oldu muhakkak. Ancak kötülük o kadar fazlaydı ki geriye baktığımda bir tutam saçtan ve eğrelti birkaç nottan başka bir şey kalmadı aklımda.

My Resort‘un her yıl yeni okuyucuları olduğundan bir kere daha bahsetmekten üşenmiyorum. Şu an okumakta olduğun “Yılımın Özeti” bu blogun geleneksel yazılarından birisi ve hatta en sevilenidir. Her yıl 31 Aralık tarihi, hem yılın son günü hem de benim meslek hayatımın yıl dönümüdür. Geride bıraktığımız 31 Aralıkla birlikte çalışma hayatımın 4. yılı da bitmiş oldu.

Şimdi blogun istatistikleriyle beraber bütün bir yıl boyunca buralarda, hayatımda neler olup bitmiş şöyle bir bakalım. Okumaya devam et

Asia Minor – Between Flesh and Divine Plağım

asia01
Bir yıldan daha uzun süre önce, Savaş Sungur bir link gönderdi: “Asia Minor’ın efsane albümü Between Flesh and Divine, yayımlandıktan tam 35 sene sonra plak olarak basılıyor.” Plağı basan firma, benim daha önceden alışveriş de yaptığım Rainbow 45 Records. Türk firması. Ancak yalan yok, ben o güne kadar Asia Minor isimli bir grubun adını dahi duymamıştım.

Önce grubu araştırdım, sonra da bahse konu albümü buldum. Dinlemeye başladıkça, yavaş yavaş albümün beni sardığını, sarmaladığını, ellerimi kavradığını, kafamda şimşekler çaktırdığını, tüylerimi diken diken ettiğini fark ettim. Albümde yer alan altı parçanın tamamının çok iyi olmasının yanı sıra, parçalara gizlenmiş melodiler, insanı isyan ettiren kıvraklıkta davul ritimleri ve hayran bırakan bir teknik, yan flütün doğa üstü uyumu, gitar ve klavyenin yerinde, kararında hakimiyeti, tüm bu ahengin 1980 yılında kaydedilmiş olması, üstelik grubun iki elemanının Türk asıllı olması, albüme beni bu denli yakınlaştıran etkenler oldu.

asia05

Asia Minor, Türkiye’den Fransa’ya okumaya giden ve oraya yerleşen iki Türk Setrak Bakırel ve Eril Tekeli ile Lionel Beltrami ve Robert Kempler isimli iki Fransız’dan oluşan bir progressive rock grubu. En azından bu albümün kaydedildiği zaman kadrosu bu şekildeymiş. Grup Fransa’da iki albüm kaydediyor. Kaydedildiği dönemde Türkiye’de yapılan işlerle kıyaslanamayacak kadar kaliteli bir albüm olan, bir başyapıt olan Between Flesh and Divine, grubun ne yazık ki son albümü oluyor. Asia Minor’ın tüm besteleri Setrak Bakırel ve Eril Tekeli’ye ait. Grubun beyni bu iki vatandaşımız. Parçaların düzenlemeleri ise grubun tamamı tarafından yapılmış. Grubu bu denli sevmeme neden olan yan flütler partisyonları Eril Tekeli’ye ait. Çok büyük müzisyen. Umarım bir gün canlı dinleme fırsatım da olur.

Yukarıda da bahsettiğim üzere albümde toplam 6 parça bulunuyor. Bu parçalardan dört tanesi altı dakikanın üzerinde hatta yedi dakika. İki parça ise üçer dakikalık parçalar. Parçaların girişinden çıkışına kadar her bir notada progressive yapının tipik özellikleri görülebiliyor. Önce parça listesi:

A1 Nightwind 6:23
A2 Northern Lights 7:45
A3 Boundless 3:00
B1 Dedicace 6:11
B2 Lost In A Dream Yell 7:42
B3 Dreadful Memories 3:00

Albümün açılış parçası Nightwind. Çok iyi bir bass riffi ile başlıyor albüm. Bass gitara sırasıyla gitar, klavye ve aksak davul ritimleri eşlik etmeye başlıyor. Birinci dakikanın sonunda ise gerçek melodileri duymaya başlıyoruz. Zira flüt partisyonları giriyor devreye. Aman allahım! Bu nasıl bir hüzün, bu nasıl bir lezzet! Parça boyunca piyano ve flüt melodileri tempoyu hiç yükseltmeden, az önce bahsettiğim o melankoliği artırıyor da arttırıyor. Parçanın ortalarında itibaren ise o aradığın progressive kısım başlıyor. Burada tekrar altını çizmem de fayda var. Böylesine harika bir davul soundu böylesine tertemiz bir kayıt, o dönemi düşününce çok zor geliyor kulağa. Dördüncü dakikanın sonunda albümün ilk incisi parlıyor. Albümün en vurucu yükselişlerinden biri, henüz daha ilk parçadan gösteriyor kendisini. Burası işte benim ellerimi bıraktığın yer. O yüzden ne zaman dinlesem tüylerim diken diken oluyor, ellerim titriyor. Bu albümü ben yapsam, bu kapanışı herhalde son parçaya koyardım.

asia04

Northern Lights, huzurlu bir klavye melodisiyle başlıyor. Hemen ardından flüt devreye girdiğinde bir kere daha anlıyorsunuz ki Asia Minor’ın alameti farikası bu yan flüt. Böylesi naif bir girizgahtan sonra ikinci dakikadan itibaren parça kopuyor. İşte albümün ikinci incisi! Aksak ve hatta bana göre yer yer doğaçlama olarak giden bir davul trafiği, ana melodiyle öylesine uyumlu ki sanıyorsun dört dörtlük ritimli parça. Bir de bu parçayı dinlerken hep davulcunun setup’ı geliyor aklıma. Bunu kaydederken kaç parça zil kullandı mesela? 7.47’lik süresiyle albümün en uzun parçası olan Northern Lights’da ilginçtir ilk dört buçuk dakika boyunca söz yok. Bu dakikadan itibaren sözler başlıyor. Setrak Bakırel’in albümdeki en iyi vokalleri bu parçada.

Boundless, albümde vokalin en erken başladığı parça. Neredeyse ilk notayla beraber giriyor Setrak Bakırel. Hüzün mü? Dibine kadar hem de. Çok acıklı. Hem sözler hem de vokaller. Bu parçada hiç flüt partisyonu yok. Bu dikkate değer bir detay bence. Albümdeki en vurucu lirikler de bu şarkıda ayrıca:

There is no universe without harmony,
And no illusion without dreaming,

Through your eyes I see a light,
Which shows me the way into your paradise…

Dedicace, diğer şarkıların aksine çok daha yüksek başlıyor. Progressive kurgunun fazlasıyla hissedildiği bir girizgahtan sonra albümün en coşkulu vokallerine başlıyor Setrak abi. Yan flütün en yoğun kullanıldığı parça olmasının yanı sıra gruptaki Türk etkisini de özellikle aralara serpiştirilen küçük melodilerden anlayabiliyoruz. Bana göre müzikte melodi herşeydir. İşte albüm bu açıdan tam bir hazine! İkinci dakikanın sonuna doğru başlayan vokalin kısa sürede şarkıyı zirveye çıkarması, özellikle “silent beauty soft as light, charming lady of all nights!” diye bağırdığı an albümün bir diğer incisi. Dedicace, beşinci dakikadan itibaren bitişiyle de göz dolduruyor ve grubun albümde belki de en doruğa çıktığı anları dinletiyor bize.

asia03

Lost In A Dream Yell, albümün sample’lı tek girişi. Gök gürültü ve yağmur sesiyle başlıyor. Üçüncü dakikaya doğru parça bitiyor sanıyoruz. Yağmur devam ediyor, biz aklımıza eski günleri getiriyoruz. Sonra yan flüt alıyor koparıyor bizi o ortamdan. Yavaş yavaş yükselen trampet vuruşlarıyla (army snare roll deniyor buna) hayata, gerçeklere, sonradan duyulanlara dönüyoruz. Vay be! Amma dönüş oldu. Devam ediyoruz, yan flüt abarttıkça abartıyor. Bu sefer hayal kurmaya başlıyoruz. Aklımızdan neler neler geçiyor. Sonra ne mi oluyor? Parça bitiyor. Öylece kalakalıyoruz. Ortada ve yalnız…

Dreadful Memories, süper bir outro, enstrümental. Süre olarak da çok ideal uzunlukta. “Albümde dinlediğiniz herşeyi unutun çocuklar, hayat devam ediyor” kafasında ve eğlenceli aslında. Grup muhtemelen konserlerde bu parçayı çalıp sırasıyla tüm elemanlarını takdim ediyordur. Tek bir noksan var: yan flüt yok. Outro’nun tamamı klavye üzerine kurgulanmış. Yoğunluk bu enstrümanda. Böyle böyle giderken birden tak diye kesiliveriyor parça. Plak bitiyor anlayacağın sevgili okur.

1980 yılında, iki Türkün Avrupa’nın göbeğinde böyle bir albüm kaydedebilmiş olması zaten büyük bir başarıyken bu albümün bugün bile hala türün severleri tarafından baş yapıt olarak addedilmesi çok ayrı bir başarı daha. Savaş Abi’ye birkaç defa teşekkür etmiştim bu grubu tanımamı sağladığı için. Bir kere daha ediyorum.

Şimdi son olarak plaktan da bahsedeyim ve yazıyı bitireyim. Plağı, kısa sürede çok önemli albümleri basarak bir anda Türk plakseverlerin gönlünü kazanan Rainbow 45 Records bastı. Plakseverler olarak zaten bu firmayı öncesinde de muhteşem arşivleri ve internetten yaptıkları kaliteli satışlarla biliyorduk. Albüm, kendisine yakışır şekilde gatefold yani açılır kapak olarak basılmış. Tek plak. İç baskı kusursuz. Şarkı sözleri ve kayda ilişkin tüm bilgiler eksiksiz olarak yer alıyor. Yetmiyor, bir de bu basıma özel olarak grup üyelerinin iyi dilek mesajlarını ve imzalarını içeriyor. Albüm toplamda 1000 adet basıldı ve elle numaralandırıldı. Mesela bendeki kopya 710 numaralı kopya. Albümün kapağı da en beğendiğim çizimler arasında yer alıyor. Hatta büyük boyutta bastırıp odama asmıştım bile. Grubu dinlemeye başladığımdan beri birkaç yazımın içerisinde bu kapağın anahtar olarak kullanıldığı şifreler koymuştum. Sizce kapağı çizen kim? Setrak Bakırel. Albüme can veren adam yetmemiş bir de yüzünü çizmiş.

asia02

Özetle sevgili okur, muhakkak dinlenilmesi, edinilmesi gereken bir albüm ve plak. 1000 adet basıldı. Üstelik 35 yıl sonra belki de son defa 1000 adet basıldı. Plak biriktiriyorsan, progressive rock müzik seviyorsan, istesen de ağlamayı beceremiyorsan bu albümü al. Benden sana tavsiye. Aşağıda grubun 2014 yılında Paris’te verdiği konserde çaldıkları Northern Lights’ın videosu var.