Tag Archives: Aslan Abi

Mezunlar Buluşması 2019

mezun01

Seda’on mezuniyet buluşması selfiesi.

Önceki gün, Eskişehir Teknik Üniversitesi‘nde Mühendislik Fakültesi Mezunlar Buluşması vardı sevgili okur. Okulumuzun her yıl düzenlediği bu organizasyonlara Alper‘le ikinci defa katılmaya karar verdik. Güzel haberi ise Ahmet verdi. Eşi Petra‘yla birlikte cumartesi günü Eskişehir’e geleceklermiş. Çok geçmeden İzmir’den bir telefon daha geldi. Dönemimizin abisi, Aslan Abi’miz de etkinliğe katılmak için yol çıkmıştı bile.

Tüm bu organizasyonun içinde bir de laboratuvarda bir bulaşık yıkama seansı çıktı. Öyle olunca bence cuma günü okula uğrayıp bulaşık için bazı ön hazırlıkları yaptım. Bu sayede cumartesi günü işimiz daha kolay olacaktı.

Cumartesi sabahı erkenden kalkıp tren garına gittim. Ankara’dan gelen bir başka arkadaşımı, doktora çalışmamdaki ortağımı, Tarık Abi’yi karşıladım. Çalıştığımız laboratuvarın anahtarını verdikten sonra yapılacak işlerle ilgili onu bilgilendirdim. Sonra o laboratuvara giderken ben de önce çarşıya uğradım, sonra da Ahmet ve Petra’yı karşılamak için geri döndüm. Üç yıldır görmediğim Petra, Ahmet ve Ahmet’in bıyığıyla  (Ahmet yanında küçük bir sürpriz getirmişti) nihayet buluştuk ve hemen yakında bulunan Hangover Sky isimli mekana gittik. Eşyalarını falan organize ettikten sonra kahvaltıya oturduk. Bu sırada Aslan Abi de çıktı geldi yanımıza. Ancak ortamda birisi eksikti: Alper. Günlerdir devam eden yorgunluk ve uykusuzluğa ne yazık ki mağlup olmuş, alarmları falan duymadan uyumaya devam etmişti. Neyse ki böyle durumlarda Caner her zaman yardımımıza koşup yan odada uyumakta olan abisini uyandırır.

Alper’in nihayet uyanıp yanımıza gelmesi on dakika sürdü. Hep birlikte nihayet kahvaltı edip Petra’yı şehir merkezine uğurladıktan sonra, 2007 yılından beri hayatımın değişmez bir parçası olan okulumuza, İki Eylül Kampüsü‘ne doğru yola çıktık. Bir önceki gün de okulda olduğum için hazırlıkları görmüştüm. Bahçeye tenteler kurulmuş, kürsü yerleştirilmişti. Çok kısa sürede tanıdık yüzleri görmeye başlayınca keyfimiz yerine geldi. Bu esnada ben yine bir kaçamak yapıp laboratuvarda bulaşık yıkamakta olan Tarık Abi’nin yanına koştum. Bir süre onunla birlikte epey bir deney tüpü yıkadıktan sonra tekrar fakültenin kantinine geldim.

mezun05

Serdar Hoca’mızla birlikte

Burada en eski mezunlarımızdan olan Hülya Hanımları (iki tane Hülya vardı), Sanem Hanım‘ı, onların arkadaşlarını, hocalarımızı, dönem arkadaşlarım Seda‘yı ve Esra‘yı, kariyerine işletmeci, üstelik adından söz ettiren bir mekanın işletmecisi olarak devam eden Nur‘u, başka bölümlerden onlarca eski arkadaşımı gördüm. Hocalarımızdan çok az katılmışlardı. Buna biraz üzüldüm. Belki ilerleyen dönemlerde daha çok katılım olur. Bu arada Rektör hocamız (hem de bölümümüzden hocamız) Tuncay Hocamızla da sohbet edebilme şansımız oldu.

mezun04

Okulda planladığımızdan daha çok vakit geçirip merkeze dönmeye karar verdik. Aslan Abi bizimle vedalaşıp İzmir’e doğru yola çıktı. Biz de o sırada Odunpazarı‘nda gezmekte olan Petra’nın keyfinin yerinde olduğunu öğrenip benim eve geçtik. Burada büyük bir hevesle müzik yaptık. Müzik faslı gerçekten güzeldi. Buradan bir hikaye çıktı hatta.

mezun03

Daha sonra çarşıdan Caner’i de alıp yeni açılan kitap fuarına gittik. Kitap fuarı bambaşka bir yazının konusu olacak. Burayla ilgili ilk defa hayal kırıklığına uğradım.

Fuardan sonra Ahmet’in ricasıyla Donas‘a gittik. Birer zurna yedik. Seviyoruz, bunda utanılacak, inkar edilecek bir şey yok. Donas’tan sonra da Caner’i bırakıp, stüdyo planımızı Ahmet’in biraz grip oluşu nedeniyle iptal edip Odunpazarı’na gittik. Buradan Petra’yı ya da bizim bilmediğimiz ismiyle Cansu‘yu alıp sürpriz bir tatlıcıya gittik. Burası çok başarılı künefe yapan bir mekandı. Geçtiğimiz günlerde tanıştığım bir arkadaşımız işletiyordu. Yolda giderken arabada Anadolu Üniversitesi‘nin resmi radyosu, Eskişehir’de yayın yapan en kaliteli radyo, Radyo A çalıyordu. Program sunucusu istekler için bize ulaşın deyince, hemen radyonun sitesine girip “mezuniyet buluşmasındaki arkadaşlarım” için bir parça istedim. Sağ olsun, biz araban inip mekana girdiğimiz sırada anons etmiş. Mekana girince bir baktık aynı radyo açık ve Bohemian Rhapsody çalıyor. Bu radyonun sürekli bir dinleyicisi olan Halil Abim mesaj attı hemen, “bu şarkı sizin için çalıyor proofhead helal olsun” 🙂

mezun02Tatlı faslından sonra dördümüz de masadan mutlu ve mesut olarak kalktık. Kısa bir yürüyüşten sonra, işten yeni çıkan Merve‘yi de alıp bu sefer Kızılcıklı Caddesi‘ne gittik. Burada bir mekanda oturduk. Epey komik bir muhabbet oldu burada. Daha sonra Petra’nın “Barlar Sokağı” isteğine uyup önden Ahmet ve Petra’yı gönderdik. Biz arkadan yetiştiğimizde, sokakta geçirdikleri birkaç dakika içerisinde Barlar Sokağı’nın artık eski tadının kalmadığını anlamışlardı ve sokağın dışında başka bir mekana geçmişlerdi.

mezunyt036Burada da dönüş otobüslerinin saatine kadar oturduktan sonra, yıllardır sağa sola, eve okula, çarşıya, otogara, hava alanına, annemlere bırakma derdimizi çeken Alper önce, Ahmetleri otogara bıraktı. Sonra da beni eve.

Ulan ne muhteşem bir gündü. Uzun süre, cidden çok uzun bir süre sonra böylesine güzel, dolu dolu bir gün geçti. Ahmet’i, Petra’yı, Aslan Abi’yi çok özlemişim. Uzaktan gelen tüm dostların, kardeşlerin ayaklarına sağlık. Ömrünüz uzun ve mutlu olsun. Herkesin ismini tek tek yazmadım, kimse kızmasın, gücenmesin. Hepinizi seviyorum.

Bu arada, Ahmet’in yanında sürpriz olarak getirdiği tek şey bıyığı değil, bir çift de Vic Firth nylon tip 5A baget oldu. Çok çok teşekkür ederim, fazlasıyla mutlu etti beni.

mezun00

Üşenmeden solda sağa: Hülya, Esra, Hülya, Serdar Hoca, Sanem, Esra, Fadime, Alp, Seda, ben, Tuncay Hoca, Aslan Abi, Alper, Deniz (balonlu olan), Eftade Hoca, Sinem, Esra Hoca, Zehra Hoca, Özlem Hoca, Nur

İçimde Tutamadıklarım

Sabah erkenden kalktım yine. Saat 07.50 idi. Neyse hazırlandım. Annemin gece hazırlayıp sabah çok daha erken bir saatte pişirdiği taze poğaçaları geçen gün gelen hepsiburada kutusuna doldurdum. Annemin yarısını yaktığı ama diğer yarısını inanılmaz bir lezzette pişirdiği kakaolu kekten yedim biraz. Sonra çıktım evden.

Servisi bekledim. Servis geldi. En arkada İbrahim‘e baktım. Yoktu. Doğru bugün harç yatırmak için sabahtan izin almıştı. Neyse Organize Sanayi Bölgesi‘ne gelene kadar müzik dinledim. Servisten indirip aktarma servisine bindim. Aktarma servisi ile nihayet Arıtma Tesisi‘ne geldim. Aslan Abi ve Emre Abi ile konuştuk gülüştük. Poğaçları açtım kutuyla koydum önlerine.

Albert Szent-Gyorgyi

Daha sonra tesis işletme müdürü Kerim Bey ile tesisin boru yapılarını inceledik detaylı bir şekilde. Sonra içeri geçip laptopumu açtım. Google‘ın koyduğu dodle‘a bakıp bugünün Albert Szent-Gyorgyi‘nin 118. doğum günü olduğu gördüm. Hemen facebook‘u açıp bu adam hakkında google‘dan ve youtube‘dan çıkan ilk içerikleri paylaştım. Nasılsa gün boyunca bir sürü kişi paylaşacaktı ben önce davranayım dedim.

Sonra şu yazıyı yazdım. Daha sonra işletme müdürümüz ile arıtma tesisinde kontrole çıktık. Az önce geldim kontrolden. Yemek, yememek üzere yapıldığından ben, 80 kiloluk bir organizma, yemeği yiyemedim. Gelip bu yazıyı yazdım.

Ve tüm bunlar olurken, bu anlattıklarımın her anında kendimi aptal gibi hissettim. Kandırılmış gibi hissettim. İşte bu yazıyı yazma amacım bu duyguyu dışa vurmaktır.

NOT: Yazarken şunu dinledim.

Bu Aralar Hayat

Aşırı çalışmaktan

Bu aralar hayatımın kontrolünü şu stajım almış durumda sevgili okur. Bu senenin bana getirdiği üzüntü, yorgunluk ve kayıplardan sonra yaptığım staj da bunlardan kaçıp kafamı dinlemeye çalıştığım bir konuma geldi. Ancak tabi stajın da sonu geldi ve şimdi beni bir staj raporu telaşı sardı. Birkaç gündür bunlarla uğraşıyorum.

24 Ekim'de 222'de!

Bir diğer önemli mevzu da elbette Eskirock Metal Fest Vol. 3 etkinliği. Bu sefer önceki iki organizasyonda kendimizce sürekli yükselttiğimiz çıtamızı iyice yükseltip ükemiz metal piyasasında isim yapmış grupları davet ettik. Bu gruplar Sabhankra, Black Tooth, Garmadh, Baht, None Shall Return ve Blackmail. Bunlardan SABHANKRA’nın bana ne ifade ettiğinden bahsetme gereği görmüyorum bile. Savaş Abi‘nin askere gitmeden ve Sabhankra pause durumuna geçmeden önceki son konseri diyebiliriz. Seyircimiz süprizlere hazır olsun zira o gece sahnede ilk kadrodan bir isim de olabilir. Vee bir diğer dikkat çeken grup ise elbetteki Black Tooth! Yurtdışında ülkemizi başarı ile temsil eden ve yıllardır beklediğimiz albümünü nihayet çıkaracak olan Black Tooth, albümünden belki de hemen önce Eskirock sahnesinde olacak. Benim için önemli olan bir diğer grup da Baht sevgili okur. Baht’ın Resurgence Hour isimli EP’si hakkında şu yazıyı yazmıştım. İşte o Baht, geliyor 24 Ekim’de Eskişehir’e. Elbetteki Garmadh’ı da unutmuyorum. Serkan’ın inanılmaz özverisi ile hazırlıkları tamamlanan albümünden önce Garmadh’da yeni kadrosu ile Black Metal ve Blackened Death Metal sevenler için sahne alacak. Bu festivalde ağırlayacağımız son iki konuğumuz ise iyi bir çıkış yakalayan None Shall Return ile Cihan abimizin grubu Blackmail. Özellikle None Shall Return’u merakla bekliyorum sevgili okur. Yine aynı ekip olarak bu festivalde de iyi şeyler yapabilmek için uğraşacağız bakalım.

Malum tek dersten okulu uzatınca yüksek lisans hayallerim de versiyon değiştirip özel öğrencilik hayallerime dönüştü. Bakalım bunun için ayın 20’sinde belli olacak ne yapıp yapmayacağım. Şimdilik gün sayıyorum işte.

Canımı sıkan mevzu şu harç mevzusu. Bugün bir haber okudum YÖK Başkanı‘nın ağzından kaleme alınmış. Harç parası içinde ödediğimiz ders ücretlerini almayacaklarmış, alsalar bile geri vereceklermiş. O biraz moralimi düzeltti.

Staj yeri diyordum sevgili okur. Çok iyi yer lan. İnterneti iyi, arka bahçedeki elması, armudu, şeftalisi, domatesi ve karpuzu iyi, iyi yani. Geçen hafta bizim bölümden arkadaşlarım geldiler. Bunlar yeni adıyla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nde staj yapıyorlarmış ve iyi bir arıtma tesisi olan OSB Arıtma Tesisi‘ne gelmişler. Müdürlükte staj yaptığım dönemde tanıştığım mühendislerle Hikmet ve Fatih Beylerle de hasret giderdik sağolsunlar. Can yine şakalarıyla bana rakip oldu ama beni yenemedi.

Bu geçen süre zarfında elbetteki çok şeyler öğrendim. Stajı kastetmiyorum, insan ilişkilerinden bahsediyorum. Beni mutlu eden şeylerin ısrarla benden kopmaya çalışmasına şahit oldum. Sonra geçen gün Burak aradı uzun süre sonra. İnanılmaz mutlu oldum. Geçen gün şu şiiri yazdım mutlu edebilmek ve emek verebilmek için yetilerime.

Hiç duymadığım o deniz kokusu tütüyor burnumda,
Garip oysa bilmediklerimi yaşayabilmek,
Bilmediğim bir sen varsın sanıyordum,
Yaşayamadığım bir tek sen.
Kapalı bir odadayım,
Şaşıracak o kadar çok şey var ki…
Tek telden şarkılar çalıyorum,
Bir gözüm ışığı arıyor,
Kabullenmiş karanlığı bir diğeri,
Tam ortasındaymış meğer bu güneş,
Kalbimin tam ortasında.
Kör edecek kadar yakın,
Yol gösterecek kadar yanımda.

Köreliyor tabi bu kullanmaya kullanmaya. Böyle olmamalı. Şu iki dizeyi de bir gecenin geç saatinde yazdım.

kopup gidersin belki bir gün renklerin içine,
belki de aynı karede iki ayrı renk oluruz,
çok farklı ama hep yanyana

Şimdi bunların teması sana hep aynı gelebilir okur. Ama elbetteki benim neyi nasıl görerek yazdığımı bilmen imkansız.

Elma

Aslan Abi Facebook’ta arkadaşınız değilse ekleyin. Stajda çektiği inanılmaz elma, armut, şahin, atmaca fotoğraflarını paylaşıyor. Alper geldi bu arada Bursa’dan. Onunla takıldık 2 gece. Yarın da yine birlikteyiz bakalım. Hadi iyi geceler öpüyorum hepinizi.

Doğum Günü Süprizleri

Bu doğum günüm diğer doğum günlerime göre güzel geçti sevgili okur. Sağolsun tüm eş dost doğum günümü kutladı. Hepsine teker teker teşekkür ettim.

Doğum günümden bir gün önce Özgün‘le yaptığımız çalışmadan bir video veriyorum öncelikle. Bu henüz deneme aşamasında bir iş olduğu için çok iyi olmadığının farkındayım. Bize biraz zaman verin 🙂 Özgün’e buradan çok teşekkür ederim. Bu çalışmamızda Ağlatan Kafe üzerinde durduk biraz. Akordeonda Özgün, vurmalıda ben ve kamerada Aslan Abi, buyrun:

Bu güzel günümde Seval‘in beni çılgına çeviren armağanı In Flames‘in Come Clarity albümünün Limited Edition‘ı oldu. Zira bu albüm aynı zamanda bir bonus DVD hediyeli ve o DVD’de de grup tüm albümü baştan çalıyor. Mükemmel!

Come Clarity

Şüphesiz doğum günümün en inanılmazı da Akif Hoca‘mın değerli katkılarıyla edindiğim Pink Floyd – Dark Side Of The Moon 30th Year Anniversary Edition Vinyl‘i oldu. Pink Floyd’un en iyi albümünün plak olarak elimde olmasına halen inanamıyorum. İnanılmaz mutluyum sevgili okur. Üstelik özel bir basım olduğu için içerisinde bonus materyalleri de var. Aşağıda eklediğim fotoğrafın üzerine tıklayıp doya dya bakabilirsiniz kocaman haline 🙂

Dark Side Of The Moon Plak

Ve bugünün en güzel kısmı da Seval, Hatice, Özge, Ersil ve Aslan Abi’nin yaptığı süpriz doğum günü pastası oldu. Ulan acayip mutlu oldum sevgili okur. Bu kadar mutlu olacağımı ben hayatta düşünmezdim. Ama o kadar mutlu oldum yani. Sevallerde yedikten sonra şekerlemelerimizi, Aslan ve Ersil’le ayrıldık. Sonra gece oğlanlar laf maf atarlar diye durağa kadar bıraktılar sağolsunlar.

Bu doğum günüm de böylece bitti. Pink Floyd çok çok iyi oldu. Pink Floyd’a olan bu ilgimi hayatta iki kişiye borçluyum: Volkan Vardar ve Furkan Aktakka. Var olsun ikisi de. In Flames için de Serkan Afşar‘a selamlarımı iletiyorum. O anlar beni 🙂

Bundan önceki son 3 doğum günüm için yazdığım yazılar:
1. 2010 yılı yazısı
2. 2009 yılı yazısı
3. 2008 yılı yazısı (yayın tarihine bakmayın. Diğer blogdan aktardığım için öyle görünüyor)

Proofhead In Da Staj 2

İkinci haftanın ilk gününde staj yaptığımız birimi değiştirdik. Bu hafta da Ortak İş Sağlığı ve Güvenliği biriminde takılacağız Aslan Abi‘yle. Burada üç tane çok iyi mühendisle ve bir tane de doktor beyle tanıştık. Hemen ilk gün denetime gittik.

Anahtarı asla boru ile kullanmayın

Bir ay kadar önce aldığımız OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Denetçi belgelerimizin ne işe yaradığını bugün gördük. Gittiğimiz kablo imalatı fabrikasında risk analizleri yaptık. İtiraf edeyim bu işi çok sevdim sevgili okur.

Ertesi gün ilk günden biraz daha az hareketliydi. Pencere imalatı yapan bir tesise gittik. Burada da acayip problem yaratan bir sorumlu vardı. Alelacele bakıp çıktık. Daha sonra daireye dönüp gördüklerimiz hakkında rapor yazdık.

İlle de güvenlik arkadaş!

Bu arada 2. gün, ilk gün tanışmadığımız Beril Hanım‘la tanıştık. Kendisi Maden Mühendisi ve tıpkı diğer mühendisler gibi çok iyi bir mühendis. Burada seviliyoruz galiba sevgili okur. Yani şu an hissettiğimiz kadarıyla bize gıcık kimse yok. Ha bugün bir de Moğolistanlı bir stajer ile tanıştım. Bu arkadaş da hemen yanımızdaki ABİGEM‘de başlamış staja. Konuştum tanıştım. İyi oldu.

Aslan Abi ile birlikteyiz sevgili okur. Günlerimiz atarlı, tutarlı, fabrika köşelerinde geçiyor. Kah kızıyoruz; kah gülüyoruz. Öğle yemekleri de fena değil. Dur bakalım nazar değmez lan inşallah.

Proofhead In Da Staj 1

Bizim bölümden mezun olmak için bir de 60 gün zorunlu staj yapmak gerekiyor. Ben bu stajın 28 gününü iki yıl önce İl Çevre ve Orman Müdürlüğü‘nde yapmıştım. O staj harika bir staj olmuştu. Sonrasında çok faydasını görmüştüm. Epey de yeni insanla tanışmıştım. Bugün hala görüşürüm.

Geçen yaz acayip yorulup staj mıtaj yapmıyorum dediğim için bu yaza kaldı yapmam gereken 32 günlük stajım. Neyse işte çok uğraşmadan Funda ve Eren‘in tavsiyesiyle Organiza Sanayi Bölge Müdürlüğü‘nde yapmaya karar verdim.

Geçtiğimiz pazartesi de stajımın ilk günüydü. Batıkent’ten Organize Sanayi’ye gitmek Eskişehir’de yapılabilecek en uzun yolculuklardan birisiydi. Saat 07.50’de otobüse bindim. Odunpazarı‘nda inip Atatürk Lisesi‘nin ordaki duraklardan aşağıda olanda Siyah 6 numaralı OSB otobüsünü beklemeye başladım. Sabahları yarım saatte bir gelen otobüse 5 dakika bekleyip bindim. Otobüs yaklaşık 20 dakikada OSB’ye geldi. Ancak ben ineceğim yerin önünden geçer diye yürünerek 5 dakika alacak bir mesafeyi yürümemek için otobüsten inmedim. Keşke inseymişim. Otobüs tam yarım saat, eksiksiz yarım saat boyunca OSB’de dolaşmaya başladı. Meğer benim ineceğim yerden çıkarken geçiyormuş. Böylece yarım saat geç kaldım.

Müdürlüğe girip stajımı ayarlarken konuştuğum Gülgün Hanım‘ın yanına gittim. O da beni Çevre Mühendisi Bülent Bey‘e yönlendirdi. Bülent Bey tıpkı Funda’nın anlattığı gibi bir adamdı. Yaklaşık 1 saat boyunca sohbet ettik. Aslan Abi ilk gün benden biraz daha geç geldi. Biz staja başlamadan bir hafta önce başlayan Burcu ismindeki arkadaşla tanıştık. Burcu, 9 Eylül’de okuyormuş.

Aslan Abi

İlk gün öğlen mükemmel bir yemek çıkmıştı onu yedik keyfimiz yerine geldi Aslan’la. Sonra da Mustafa Abi, Bülent Bey’le çalışıyorlar birlikte, üçümüzü de alıp Arçelik‘in arıtma tesisine götürdü. Buradaki çalışan bize iğneden ipliğe herşeyi gösterdi, anlattı sağolsun. Böylece ilk günümüz bitti. Şansıma iş yerinin servisleri de bizim kapının önünden geçiyormuş, hiç sıkıntı çekmeden işe gidip gelmem anlamına geliyordu bu.

İkinci gün Burcu’yu laboratuvar’a yolladılar. Aslan Abi ve ben müdürlükte kaldık. Sabah saat 10’da bir şikayet üzerine bölgeden ayrıldık ve inan sevgili okur akşam aaat 3’te geldik. Öğlenleyin sadece bir yarım saatlik ara verdik yemek için. Burada yaptığımız iş OSB’deki atıksu ve yağmur suyu hatlarını kontrol etmek, tıkanmışsa nedenini ve tıkayan firmayı tespit etmek; yağmur suyunu atıksu hattına deşarj eden ya da tam tersini yapan ya da bunun kombinasyonlarını yapan firmaları belirleyip bunu düzelttirmek şeklinde. Ancak herhangi bir cezai yaptırımımız yok. Böyle bir sistem işte. Paftalar üzerinde çalışıyoruz burada. Bizim mesleğin önemli konularından olan atıksu götürme olayını iyice kavradım sevgili okur. Sahada gördüm yani olayı.

Üçüncü gün acayip zor geçti. Vidanjörle gezdim akşama kadar. Pisliğin içindeydik yine. Lan hakkaten bir kıza göre değil bu iş. Vay anasını dedim defalarca, Aslan Abi bugün izinli olduğu için gelmedi. Akşam da ben birkaç saaterken ayrıldım izin alıp. Mezuniyet balosu vardı. Onu da bir sonraki yazmda okursunuz.

Perşembe günü yönetmelik inceledik, çevre izni olayını araştırdık. Çevre Danışmanlık sistemini gözden geçirdik. Taslak bir yönetmelik hakkında rapor yazdık. Sahaya çıkmadık bugün.

2009 En Çevreci OSB Ödülü

Cuma günü stajın en zevkli günlerinden birisiydi. Boya deneyi yaptık. Böylelikle yine yağmur suyu hattını atıksu hattına bağlayan bir işletmeciyi avladık. Adam tüm sistemini, yeniden yaptırmak zorunda kalacak 🙂 Akşamına da acayip yorgun bir biçimde eve döndüm sevgili okur.

Stajımın 5 günü bitti. İlk hafta hem çok yorucu, hem de bazen çok sıkıcı geçse de memnunum halimden. Özellikle Bülent Bey’den şu an için acayip memnunum. Ayrıca Aslan Abi’yle birlikte staj yapmak da iyi oluyor. İkimiz için de. Önümüzde yaz okulundan önce 2 hafta daha var. O iki haftanın bir haftasında İş Sağlığı ve Güvenliği birimine gideceğiz. Kısa bir süre daha müdürlükte kalıp laboratuvar’a geçeceğiz. Bakalım bakalım.

Proofhead Trafikte! – 1

Taşbaşı Sürücü Kursları

Nihayet 23 yaşında ehliyet almaya karar verince böyle bir başlık atayım dedim. Bugün hayatımın ilk direksiyon dersine girdim. Bunun anlamı ilk defa otomobil sürmeye başladım. Direkt zirvede başlayıp jip sürerek başladım direksiyon eğitmine. Direksiyon hocam Adnan Sülüşoğlu isminde harika bir adam. Yani gerçekten çok sevdim. Önce bi 3 saat kadar arabayı tanıdık. Sağını solunu her yerini tanıdım arabanın. Yıllardır içimde biriken herşeyi sordum. Motor kısmına da baktık. Araba 3 farklı yağ haznesi ve 2 farklı su haznesi olduğunu öğrendim. Sonra gaz devri 3000’i geçince vitesi değiştirmem gerektiğini falan öğrendim. Süper!

Sonra Adnan Hoca bize teker teker zincir takıp sökmeyi, lastik değiştirmeyi gösterdi. Bunları da hemen anladım, yazdım beynime. Sonra nihayet geçtim lan direksiyona! Arabyı çalıştırdım, önce debriyajla frene bastım, kontağı çevirip üç saniye bekledim bıraktım araç çalıştı, sonra freni bıraktım debriyajdan yavaş yavaş ayağımı çekince araba yürüdü lan! Sonra komple çekip gaz verdim. Sonrası malum vites mites 🙂 Yalnız bu aracı çalıştırmadan önce yapılacaklar acayip! Önce koltuğu ayarlıyoruz, sonra aynalar, sonra emniyet kemeri falan. Dikkat etmek lazım değil mi 🙂

Jipler çok rahat. Gerçi gerçek jip değil, çakma jip ama olsun. Konfor on numara. Çalıştığım hoca bizim Selma‘yı ve Aslan Abi‘yi de çalıştırmış. Bu dönemde de Seval‘le beni çalıştıracak. Valla ilk gün için pek bir atraksiyon yok. İyi kullandım heralde. Çok şükür kaza bela da olmadı. Biraz biraz güvenim de gelmeye başladı. Yalnız şu yazılı sınavlara iyi çalışmak gerek ya bakalım.