Tag Archives: Atheist

Başucu Albümlerim – Part 2

90912705Demonaz – March Of The Norse (2011): Serkan Abi‘nin deyişiyle “epik” bir albüm bu. Immortal‘ın söz yazarı Demonaz’ın albümü, salt black metal olmamakla birlikte teması ve müzikal kalitesi ile henüz bir yıllık bir albümken bile efsane olmuştur gözümde. Bu güzide çalışma sınırlı sayıda Picture Disk formatında basıldı. Eğer şanslıysam bu picture disklerden birisi de yakın zamanda benim olacak sevgili okur. Biz de Dağlar Dağlar diyince akla Barış Manço gelir, Norveç’te de Demonaz.

67462478.jpgAt The Gates – Slaughter Of The Soul (1994) (Remastered 2002): At The Gates’in dağılmadan önce çıkardığı son albümdür. İsveç Death Metali‘nin en önemli dört albümünden bir diğeridir. Tipik bir melodik death metal albümüdür. Yine kendi tabirimle akışkan bir albümdür. Özellikle Cold parçası olmak üzere her parçanın ayrı bir havası vardır. Bu albümün 2002 yılında çıkarılan bir Remastered versiyonu vardır ki orjinal albüm parçaları haricinde içerdiği bonus tracklerle de albüme yeni bir tat katmıştır. Melodik Death Metal dinliyorum diyen metalseverlerin muhakkak dinlemesi gereken bir albümdür SOTS.

22563668Atheist – Elements (1993): Bu listeye koyup koymamakta çok kararsız kaldığım bir albümdür bu. Dinlediğim ilk anı hatırlıyorum. Volkan‘ın 2+1 evindeydik. Volkan uyuyordu. Ben albümü indirip ilk şarkı Green ile başlamıştım dinlemeye. O an bana nasıl inanılmaz gelmişti o parça! Yıllardır halen aynı tadı verir bana. Teknik Death Metal‘in çok önemli bir albümü olduğunu sonraları araştırıp öğrendiğim bu albüm’den tam 18 sonra grup yeniden toplanıp bir albüm kaydetti, Jüpiter. Atheist grubunun üyelerinin görüntülerine baksanız aklınıza hayatta gelmez bu adamların bu müziği icra edebilecekleri:)

Yazının bundan sonraki kısmında metalin dışında yer alan ama benim için yine önemli olan albümlerden bahsedeceğim.

45042398.jpgLinkin Park – Meteora (2003): Dinlediğim ilk Linkin Park albümüdür. Sivrihisar‘da MTV‘yi bırak Kral TV bile olmadığı için müziğe anında erişimimiz kolay değildi. Bu albümü bir çarşamba günü Sivrihisar Halk Pazarı‘nda korsan cd satan bir adamdan almıştım. Albümün ilk şarkısı Don’t Stay‘i o kadar çok sevmiştim ki winamp‘ta repeat track‘de çalıyordum. Bence Linkin Park’ın en başarılı albümüdür. Sertliği ayarındadır, rapliği ayarındadır, tam Linkin Park’tır. Bir önceki albüm Hybrid Theory‘i tekrar etmektedir gerçi ama olsun. Albümün orjinal CD’sini de yıllar sonra Eskişehir’e taşındığımızda şans eseri bulmuş ve neredeyse iki haftalık paramı verip almıştım. Meteora, benim her zaman sevip dinleyeceğim bir albüm olmuştur.

86873087.jpgAthena – Herşey Yolunda (2001): Athena’yı tanıdığım ve büyük kitlelerce de tanınmasını sağlayan albümdür. Üflemelilerin aşıp coştuğu, gerçek Athena havasını ilk kez dinleyiciye sunan albümdür bence. Çocukluğumdan beri dinlerim, tüm Türkiye dinler. Her şarkısı bilinir, her şarkısı dinlenir bir albümdür. Kaset formatından hemen her Türk gencinin elinden geçmiştir. Yeşil renktedir kaseti de.

11678155.jpgKurban – İnsanlar (2005): Lise 2’deyken çıkmıştı bu albüm ve önceki albümlerinin aksine Kurban’ı ben doğru dürüst olarak bu albümle keşfetmişimdir. Dolayısı ile benim Kurban anlayışımla ilk albümlerinden beri onları dinleyenler arasında fikir ayrılığı vardır (Bkz İlker Erdoğan vs ben). Albüm tamamı hit olacak şekilde hazırlanmıştır bana göre. Bir baş ucu albümüdür benim için zira içerisinde davul merakımın başladığı yıllarda çalmaya çalıştığım parçalar barındırır. Bence gerçek bir Rock albümüdür.

88309533.jpgPink Floyd – Dark Side Of The Moon (1973): Benim için çok geç bir keşiftir. Yıllardır Volkan dinlerdi, ben de ha iyi parçalarmış der geçerdim. Ancak ciddi anlamda ilgi duymam belki birkaç senedir söz konusu bu albüme ve Pink Floyd’a. Bu durumun benim için bir avantajı şu oldu: Albümün tadına bilinçli olarak varabildim, keşfettim çünkü. Ve tabi hemen bu gazla albümün long play’ini buldum aldım. Pink Floyd’un baş yapıtıdır. (Ancak kimileri de gerçek başyapıt olarak The Wall albümünü gösterir, evet The Wall çok iyi bir albümdür. Ancak bence her parçası hit değildir.)

49732763Kill Bill II – Original Sound Track (2004): Filme özgü bir parça yoktur içerisinde. Tarantino‘nun efsane fimlerden, bestecilerden toplarladığı parçaları içermektedir. Ancak öyle bir toplamadır ki bu filmin etkisiyle dinlediğinizde film yeniden oynamaya başlar kafanızda. L Arena, Goodnight Moon, Can’t Hardly Stand It gibi harika parçalar içerir. Bu albüm long play olarak arşivimde gelecek kuşaklara aktarılmayı beklemektedir.

Yılbaşında Bursa!

Yine bir son dakika kararıyla 31 aralık gecesi kendimi otogarda buluverdim. Bursa‘ya gidiyordum. Bu yolculuğumu da kısa notlar halinde anlatayım o halde.

:: Yolculuğumu Özkaymak Turizm ile yaptım. Adı her ne kadar itici gelse de otobüsleri çok rahat. 14 liraya gittim Bursa’ya. Her koltukta şu radyolardan da var.

:: Kimi gördüm aynı otobüste? Arkadaşım Selen‘i 🙂 Selen çok sevdiğim iyi de anlaştığım bir arkadaşımdır. Otobüste de yanyana oturmak istedik ama olmadı. İkimizin de yanında oturanlar istemedi 😦

:: Otobüste yaklaşık yarım saatlik bir DVD problemi yaşandı. Ardarda pek çok film taktılar kimisini beğenmeyip, kimisini de dvd olduğu için (kumanda olmadığından ana menüden filmi başlatamadılar) değiştirdiler. En son Zincirbozan filminde karar kılabildiler. Ben film izlemedim. Gidene kadar müzk dinledim. Sabhankra‘nın yeni EP’si Our Kingdom Shall Rise‘ı birkaç defa dinledim. D.T.‘nin Fiction‘ı ve Atheist‘in Elements‘i ağırlıklı olarak döndürdüğüm parçalar oldu.

:: “Close your eyes, close your minds” diyordu Crematory. Bu yolculuk benim için böyle olmalı diye düşündüm. Aklımdaki olanca şeyi boşaltıp yola devam edebilmek istedim. Olmadı lan.

:: Hayatımda ilk defa Coffemate ile Nescafe’nin oranını mükemmel bir şekilde tutturdum. İlk defa içtiğim bir ayaküstü nescafesi bana bu kadar lezzetli geldi.

:: Bursa’ya varıp otobüsten inince Selen’e veda etmek için bakındım lakin göremedim. Havaya mı uçtun sen?

Sude 🙂

:: Yılbaşına da gayet normal, çekirdek çitleyip yedi aylık yeğenim Sude‘yi severek girdim. Bir de Çok Güzel Hareketler Bunlar‘ı izledim. Testere Skeci mükemmeldi. Hatta en iyi skeçlerinden birisiydi bence. Helal olsun. İnce İnce Yasemince vardı bir de. Ama olmamış, hiç olmamış hem de.

:: Ertesi gün kuzenimin bilgisayarını komple söktüm. Tüm fanları, güç kaynağını, herşeyini temizledim. Tozunu aldım. Tertemiz bir şekilde bağlantıları yaptım. İşlemciyi monte etmek için termal macunu da Teknolojix‘ten aldım 15 liraya. Bir şırınganın içinde satıyorlar, biraz pahalı geldi ama o an yapacak başka bir şeyimde yoktu zaten. Neyse geldik eve bağladık çalışmadı 😦 Meğer herifin Power Supply‘ı zaten bozukmuş ve anakartı yakmış. Geçmiş olsun demekten başka elimden bir şey gelmedi. Bir yerden Gigabyte’ın ortalama bir anakartı ile acayip sağlam bir güç kaynağı için 200 lira fiyat aldık. Bakalım ne yapacak.

:: Bu arada kuzenim bir yerden eski bir bilgisayar kasası bulmuş getirmiş. İçinden neler buldum neler 🙂 Kasa o kadar eski ki USB desteği yok 🙂 Benim koleksiyona epey malzeme çıktı anlayacağınız.

:: Kuzenimin takıldığı bir kıraathane var. Evet bildiğiniz kıraathane. Okey, batak falan on numara yani. Sigara yasağını şişe modeli ile deldiklerini gördüm gurur duydum. Şişe modelini anlatmayacağım.

:: Ertesi gün ise Alper, Selma ve Steve ile buluştum. Bu kısımdan sonrasını yeni başlığımda anlatacağım. Okumak isteyenler devam ederler.