Tag Archives: Ay

11.11 Dolunayı

Geride kalan ay boyunca, neredeyse her gece teleskop başında Ay‘ın her bir evresini -taa ki sana ulaşıncaya kadar- gözlemledim. Netlikle ilgili yaşadığım bir sorun vardı. Ancak ne olduysa oldu ve o sorunu da hallettim. Böylece artık kraterleri de sıkıntısız sorunsuz görebiliyorum. Yalnızca kendim görmekle yetinmeyip eşe dosta herkese de gösteriyorum, bakın da şu güzelliği görün diye.

betulturksoyGeçenlerde Eda sağ olsun, Instagram‘da şimdiye kadar gördüğüm en güzel Ay fotoğraflarını çeken bir hesabı benimle paylaştı. Betül Türksoy ismindeki bu kadın fotoğrafçı neredeyse her gün bir Ay fotoğrafı paylaşıyor. Bu alanda takip ettiğim profiller listesine hemen ekledim kendisini. Şu an için böyle fotoğraflar çekebilecek bir lense sahip değilim. Ama imkanlar her geçen gün gelişiyor, güzelleşiyor. Yakın zamanda umarım seni şaşırtabilirim.

Sende en çok sevdiğim şeylerden birisi de Atatürk‘e, Cumhuriyet‘e, büyük Türk devrimine, milletimize ve bayrağımıza olan tutkun. En az benim kadar önemseyip, ışık saçarak bunları sahipleniyor oluşun, oldum olası gönlümü çalmıştır. Ne yazık, 10 Kasım’da Atatürk’ün ölümünü saygıyla anıyor olan bizler, hemen ertesi gün “11.11 Alışveriş Çılgınlığı“na kapılıyoruz. Bu belki haksız bir eleştiri olabilir. Ancak yine de içten içe kızıyorum topluma. Keşke beni duyabilsen de, seninle sırf oturup şunları konuşsak.

Biz (Cansın, Alper ve ben) yine dayanamadık, 10 Kasım’da Atamızın en sevdiği şarkılardan birini, belki de ona küçücükken ayrıldığı Selanik‘i hatırlatan o türküyü çaldık: Çalın Davulları! Biz çaldık, sağ olsun Koray da montajladı. Ölünceye kadar içindeki Selanik hasreti, doğduğu toprakları anavatan topraklarına katamamış olmanın verdiği hayal kırıklığı ve üzüntü hiç dinmiş midir acaba? Bazıları gibi bencillik yapıp, sırf memleketi diye, Selanik’i geri almak için bir savaş açmayı düşünmüş müdür acaba? Sanmıyorum. O her zaman milletinin menfaatini, kendi hırslarının önüne koydu. O, ancak sevdiği türkülerle yetindi, şarkılarda sığındı Selanik’e. Peki sen de hala sevdiğin o şarkıları dinliyor musun?

Kasım ayı dolunayı, bir yılın daha senin peşinde tükendiğini anlatıyor. Bir sonraki dolunay yazısı, büyük ihtimalle yılın da son birkaç yazısından birisi olacak. O yüzden bu yazıyı yazmak için farklı bir mekanda olmak istedim. Buraya seninle hiç gelmedik. Akşamın son saatleri ve günün son ışıkları yavaşça soluyor. Aklıma düştün yine, bir gözüm gökyüzünde. Düşündüm. Belki şu kadın sana benziyor, belki şu araba senin, belki de tam karşı binadan beni izliyorsun. Böyle bir yalnızlığı ne zaman yaşasam seni istiyorum yanımda. Nasıl yorumlarsın peki bu durumu? O her şeye “derin” anlamlar yüklemeye çalışan sen, şu anda yanımda olsaydın, belki konuşmana izin verir, yüzünde titreşen her bir çizgiyi izlerdim. Senin de yapmayı en çok sevdiğin şey gibi. İlk ışıklar yanıyor, akşam yerini geceye bırakıyor. Işıksız evlerde belki birileri sırtını duvara dayamış açlık çekiyor, belki birileri özlüyor ve belki birileri çaresizce bekliyor.

Dolunay’daki Kadın Yüzü

Bu keşfi yıllardır hep kendime sakladım. Ancak bilgi, paylaştıkça çoğalan ve güçlenen bir şeydir malum. Dolayısı ile bu aşırı gerekli keşfi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

aydaki karı

Evet, soldaki orijinal dolunay görüntüsüne ve sağda benim çizdiğim hatlarla belirtilmiş olan yüze, kadın yüzüne bakın. Gözlüğünü takmış, yukarıya doğru bakıyor değil mi 🙂

En gerekli keşiflerin blogu Proofhead My Resort, bugün de sizlere müthiş bir şey öğretti sevgili okur. Bir sonraki dolunay 8 Kasım gecesi yaşanacak. O zaman siz de bu keşfin geçerliliğini test edebilirsiniz.

Bu keşfi yapmamı sağlayan tek gerçek dolunay, o göklerden hiç kaybolma.

Bu Gece Ay

Bu gece ay pek bir parlaktı sevgili okur. Geçen yaz kurtadam saldırısına uğradığımdan beri bilinçaltımda bir dolunay sendromu gelişti. Bilinçaltımda diyorum çünkü aklım yerindeyken herhangi bir sorunla karşılaşmıyorum. Ancak ne zaman ki yönetimi bilinçaltıma devrediyorum, o zaman eğer dolunay varsa sabaha yorulmuş, yıpranmış olarak uyanıyorum. Neler oluyor anlamıyorum.

Bugün akşam yine kurstan dönerken gökteki inanılmaz parlak ayı farkettim. Gerçek bir estetik değerin gökyüzünü süslüyor olması beni birkaç ay öncesine götürdü lan. Bir garip oldum. Ay gökyüzündeydi ama taa küçüklükten beri takip ettiğim o yıldız yoktu yanına. Hani ayın yanında hep bir yıldız vardır ya, işte o yıldız yoktu bugün. Nereye gitmişti?

Das Experiment

Bugün Bilim Etiği dersinde “Das Experiment” isimli kült sayılabilecek filmi izledik. Bu filmi geçen dönem Alperler de izlemişti. O yüzden konusu hakkında biraz fikrim vardı. Neyse ki sonu alımdaki şekilde bitti de tam iki saat boyunca gerim gerim gerilerek, kasılarak izlemenin bir sonucu oldu. Haftaya bu filmle ilgili bir de ödev götüreceğiz. Filmi izlemediysen kesin izle sevgili okur. Filmde olayların anlatılışı benim çok garibime gitti. Yönetmenlerin aralara anlamsız sahneler yerleştirme merakını bir türlü anlayamamışımdır. Dolayısı ile ben de bu yazıya dolunay tespitimden sonra konuyla alakası olmayan bu paragrafı yerleştirdim. Nasıl bir etki bırakacak sizde emin değilim.

Dersten sonra çarşıya Serkan Abi‘ye uğradım. Biraz muhabbet ettim. Bu esnada uzaktan, Porsuk‘un diğer kıyısında oturmakta olan ve Merkal’ın epeydir ilgisini çeken o kızı gördüm. Bizim bölümde olduğunu geçen gün ekoloji dersinde anladığım bu kızın üzerinde mor renkte bir süveter mi bluz mu ne o, öyle bir şey, altında mavi kot ve beyaz ayakkabıları vardı. Ve kırmızı renkte ekose çantası vardı. Bu paragrafta da okuyucuyu genel ilgi uyandıran bir konu ile tavlamaya, ilgisini çekmeye çalıştım. İlginiz uyandı mı?

Gökyüzüne son bir defa bakarak bitiriyorum bu yazıyı.

Güzel Bir Doğum Günü Daha :)

Geçen sene yazdığım şu yazımı tekrar okudum az önce. Duygulandım 🙂 Malumunuz 19 Temmuz günleri benim için 21 senedir doğum günü adı altında özel bir statüye sahiptir. Bu sene de güzel bir doğum günü geçirdim. Ayrıca bu seneki doğum günüm, kutlanma rekoru kırdı. Birazdan üşenmeyip herkesin adını yazacağım teşekkür etmek için. Muhtemelen çok mubarek bir kişiliğe sahibim ki doğum günüm Miraç Kandili gibi bir güne denk geldi. Ayrıca nasıl kötü bir şanstır ki her sene 19 Temmuz’u Fenerbahçeliler Günü (19 Temmuz = 19 07) olarak kutluyorlar. Bir Galatasaraylı olarak kendimden utanıyorum lan. Ayrıca 20 Temmuz 1969‘da Ay’a ilk defa ayak basıldığını düşünürsek doğum günüm böyle süper bir günün arefesi olarak daha az süper bir gün oluyor. Şaşılacak şekilde Temmuz 19, yılın tam 200. günü 🙂 Süper bak, küsüratı sevmem zaten. Ve belki de bugünün en süper yanı bugün tüm kapalı mekânlarda sigara yasağı başladı, he he he 🙂 Neyse sağolsun pek çok eş dost aradı. Bazı ekonomik durumu iyi olanlar ise paraya kıydı ve beni sevindirdiler. Bu hediyeler arasında, dediğime bakmayın 4 tane, iki tane CD var. Birisi Sagopa Kajmer‘in Şarkı Koleksiyoncusu toplaması. Diğeri ise gördüğümde acayip sevindiğim Barış Manço‘nun 1966’da Fransa’da çıkardığı Kızılcıklar Oldu mu? (Bien fait pour toi) plağının CD’ye basılmış hali. Tam koleksiyonluk, 4 parça içeren bir CD bu. Diğer hediyem ise son günlerde takip edenlerin hatırlayacağı üzere fanı olduğum yazar İhsan Oktay Anar‘ın Amat isimli romanı. Ve son hediyem ise bana acayip bir mutluluk yaşatan mini baterim 🙂

Üstten görünüş

Üstten görünüş

Önden Görünüş

Önden görünüş

Şimdi yazımı doğum günümü kutlayan herkesin adını yazarak bitireyim. Neden isim yazıyorum, zira bunu istatiksel bir olay olarak düşünün. Yazının başında verdiğim linkten de görebileceğiniz üzere, hedefim her sene doğum günümü kutlayan insan sayısını arttırmak. Hadi bakalım. Kutlayan tüm eş dost;

Merve, Cansu, Burcu, Sercan, Ayşe Mutlu, Seval, Didem, Deniz (merve), Emre, Serkan Abi, Murat Abi, Aygün, Özgür, Mert, İlker, Türker, Özgün, Volkan, Ergin (çevre), Özgür (karakedi), Onur, Ergin, Erman, Ahmet, Nuray, Ali Emre, Pelin, Alper, Tuğba, Yakup, Key B, Oğuz, Burak, Rabike, Erdal, Hasan, Özden, Deniz, Tuğçe, Sevinç, Koray, Cihan.

Renkler sadece tanışıklığımızın kaynağı ile ilgilidir. Lütfen fazla önemsemeyiniz. Bunu bilhassa ileride bu yazıyı okuduğumda işimi kolaylaştırmak için yaptım. Şunu farkettim ki liste uzadıkça keyfim yerine geliyor, neşem artıyor 🙂 Belki unuttuğum birileri vardır. Lütfen bağışlasınlar beni. Doğum günü pastası olarak Peki‘nin hazır pastasındaki tek bir mumu üfledim. Olsun be, canım sağolsun 🙂