Tag Archives: aygün

MMF Mezuniyet Balosu 2011

Bu yazıyı yazmayı hiç istemiyordum aslında sevgili okur. Çok güzel bir geceydi ve bunu sadece orada olanlarla paylaşmak, hafızamda bırakmak istiyordum. Ancak sizi de seviyorum. O sebepten dolayı sadece satırbaşlarından bahsedeceğim. Bir sonraki sene bu yazıyı eğer bir Yıl Kom üyesi okursa belki faydalanabilir diye yazacağım.

Bu sene (2011) Anadolu Üniversitesi MMF, geleneksel mezuniyet balosunu Anemon Hotel‘de yaptı. Zira buradan çok iyi fiyat aldık. 55 liraya sınırsız yerli içkili bir organizasyon yaptık. Sınırsız yerli içki olunca sonlara doğru insanlar salonu emekleyerek dolaşmaya başladılar. Allahtan kimse salona kusmadı.

Saat 7’de kapılar açıldı ve insanlar gelmeye başladılar. Hocalarımız, arkadaşlarımız birer ikişer gelmeye başladı. Anemon’da Eskişehir Salonu’nda yaptık bu baloyu. Anemon’la çalışırken çok dikkatli olun, çünkü sizin verdiğiniz kişi sayısı üzerinden servis çıkarıyorlarmış. Yani oradaki görevliy sorduğumda fazladan tek bir dolma bile olmadığını söyledi. İşte o sebepten dolayı müzisyen ekibini sayıya dahil etmediğimizden sıkıntı yaşadık. Biz de dışarıdan birşeyler yaptırıp ekibe bunun parasını ödedik. İçecekleri de mekandan sağladık. Bunda da problem çıkarır gibi olsalar da hallettik.

Yemek yenirken çello çalan bir arkadaşımız da yemek müziği çaldı. Yemek müziği dediysem bildiğin klasik müzik işte. Zaten o anda çelloyla ya da kemanla ne çalsan giderdi. Bu arkadaş da aralarda Nothing Else Matters ve One‘ın başlarındaki Intro’ları çalarak fazlasıyla mutlu etti bizi.

Balo için SET grubunu ayarladık. Başlangıçtaki iki şarkıda sesin çok fazla olduğundan falan şikayet edildi. Birkaç kişi de beğenmediğini, böyle bir balo için uygun olmadığını falan söyledi. Ancak grup 3. şarkıda “Ya Mustafa” diye başlayınca birde herkes piste döküldü, böylece hocaların hemen önünde pisste onlarca kişi olduğu için bir duvar oluştu ve hocalar da sesten fazla rahatsız olmadılar. Grup bu şarkıdan hemen sonra bir mastika patlatınca zaten olay koptu gitti. Buradan SET grubuna ve Özgür Abi‘ye çok teşekkür ediyorum. Bu arada SET’in kendi programlarından farklı olarak son şarkıda Murat Abi gitara geçti, o da solakmış, Özcan Abi’de bir şarkı söyledi.

SET’ten sonra bizim Vecihi‘nin ayarladığı klarnet dabruka ekibi çıktı sahneye. Bu saatlerde millet iyice astronot olduğu için herkes birbiriyle oynuyordu. Bu arada sonlara doğru şefleri gittiğinden herhalde garson elemanlar millete içecek falan vermemeye başladılar. Bahşiş istiyorlardı herhalde. Bunlara şefinizle görüşeyim diyince bertaraf oluyorlar. Aklınızda olsun.

Ben hariç tüm YılKom ekibi

Alper acayip sarhoş oldu. Öyle böyle olmadı. Bir noktadan sonra ben daha fazla olamaz dedim. Daha çok oldu. Emre ve Turgut ama çakı gibi dimdik durdular. Gece bizim masada Dilek, erkek arkadaşı, Turgut, Emre, Merve, Selma, Alper ve tabiki ben vardım. Aslında Selma’nın masası arkadaydı ama o bizimle oturmayı tercih etti. Böyle son bir defa (Seval olmadan) tüm ekip bir arada oturmuş olduk. 4 seneyi birlikte geçirip birlikte noktalamış olduk. Gece kimseye belli etmesem de en eski arkadaşlarımdan hiç biri yoktu. Sadece Ergin ve Aygün vardı. Bu ikisiyle bol bol sarıldık, güldük, eğlendik. Ancak gözlerim hep Volkan‘ı, Savaşalp‘i ve Mert‘i aradı. Aynı masada oturacaktık gelselerdi Savaşalp ve Volkan. Ama olmadı.

Gece partinin devamında 222‘ye ücretisiz servis ayarladık. Ancak Alper iyice uçuşa geçtiğinden biz partiye gidemeden taksiye binip evlere döndük. Ancak Turgut, son bir bira içmek için 222’ye gitti. Helal olsun bu çocuğa 🙂

Yıllıklar için Burak Dijital‘le anlaştığımız için Özgür Dijital, baloya fotoğraf makinesi sokturmadı. Sokanlarınkini de içeride avladı. Ancak yine de sağolsunlar sürekli fotoğraf çekip çektiklerini de 3 liradan sattılar. O sebepten mekanda hiç fotoğraf çekemedik. İki tane fotoğraf aldım.

Aralarda güzel şeyler oldu, aklıma gelenler gelmeyenler var bir sürü. Çok şaaşaalı giyinip bence hiç güzel olmayanlar olduğu gibi, gayet sade giyinip gecenin en güzel kızlarından olanlarda vardı. Bizim Erman papyon takmış, süper de olmuştu.

O gece pek çok yüzü orada son kez gördüm. İşte bu şekilde düşününce biraz hüzünlü oluyor be sevgili okur.

Bu arada gecey katılarak bizi yalnız bırakmayan tüm hocalarıma da teşekkür ediyorum. Özellikle pistte de bizi yanlız bırakmayan Serdar Hoca‘mıza, Özlem, Hicran ve Burcu Hocalarımıza acayip teşekkür ediyorum.

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından 🙂 Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis –
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum 🙂

Ancient Town Fest

Ancient Town Metal Fest

Vize haftasına kurban edilen bir güzel organizasyon daha! Black Omen‘la, Carnophage‘la ve en son Eskirock Metal Fest Vol. I‘de Garmadh grubu ile izlediğimiz canımız ciğerimiz kardeşimiz Onur‘un düzenlediği bir festivaldi bu.

Pazartesi günü Akışkanlar Mekaniği ve Çevre Modelleme vizelerim olmasına rağmen dayanamadım, pazar günü bir kaç saatliğine de olsa uğradım konsere. Volkan ve Halil de sağolsunlar eşlik ettiler bana. Şu açıdan iyi oldu, uzun süredir göremediğim pek çok insanı gördüm, hasret giderdim. Hepsine buradan selamlar. Murat Abi‘nin en son bizim konserde benimle kafa salladığını tescil etmiş oldum ayrıca zira kendisi saçları kestirmiş. Uzun süre sonra ilk defa Aygün‘le de birlikte olduk. Volkan ve Aygün’le küçük sevimli muhabbetlerimiz oldu. Bakalım Aygün yakında fotoğraflarımızı da verir inşallah 🙂

Konser, 31 Ekim Pazar günü Hayal Kahvesi, yeni adıyla Fabric Performance Hall‘da yapıldı. Ancak mekan sağolsun (!), adını değiştirmesine rağmen zihniyetini hiç bozmamış ve organizasyonu Onur için elinden geldiğince zorlaştırmış. Aynı mekanın önceki metal konserlerinde sahne önüne masalar koyup üzerlerine rezerve yazarak insanların sahne önüne gelmesini engellediğini zaten biliyorduk da sahnenin ışıklarını açmayacak kadar düştüğünü bilmiyorduk. Aynen bunu da yaptılar.

Tüm aksaklık ve olumsuzluklara rağmen Onur’un özverisi sayesinde sıkıntı seyirciye yansımadan devam etti organizasyon. Dediğim gibi erken ayrılmak zorunda kaldığım için sadece 3 grup izleyebildim. Onları da aklımda kalanlarla yazacağım buraya. Yanlışım eksiğim olursa lütfen uyarın yorumlarda.

Bleeding Serenade

İlk grup Bleeding Serenade isimli Ankaralı metal grubuydu. Hafızam beni yanıltmıyorsa cover ağırlıklı çaldılar. Grubun kaçıncı sahnesiydi bilmiyorum ancak az daha, çok az daha çalışarak iyi şeyler yapabileceklerini düşünüyorum. Ses sisteminin, daha doğrusu mekanda ses ile uğraşmakla yetkili kişinin azizliğine uğradılar. Ancak herşeye rağmen moral bozmadan çalıp bitirdiler tebrik ederim kendilerini de.

Ascension

İkinci grup her an kalp krizi geçirecekmiş gibi söyleyerek yüreğimi ağzıma getiren ama çaldıkları Dark Tranquillity ve Death parçaları ile de yardıran grup Ascension idi. Lethe‘yi çaldılar aynen kaydettim bende 🙂 İlk gruba görebu arkadaşlar daha hoşuma gitti benim.

Carnophage

Son izlediğim grup ise tamamını dahi izleyemediğim, dostum Onur’un grubu Carnophage. Vokalistleri Oral‘ı tanıyamadım önce. Aaa vokali değişmiş, dedim. Sonra Black Omen’dan Tolga düzeltti beni. İyi baktım evet Oral’mış hakkaten. Carnophage her zamanki Carno’ydu. Carno’nun Bone Nails‘ini severim ben. Konserde baktım başladılar çalmaya hemen açtım bunu da kaydettim. Harika da oldu sevgili okur. Bu arada basçıları Bengi ile de görüştük konuştuk selam buradan.

Daha sonra mekandan ayrıldım eve gelip Akışkanlar Mekaniği ile Çevre Modelleme çalıştım. En üzüldüğüm şey de o gece Black Omen’ın yeni parçalarını dinleyememek oldu. Cidden üzüldüm.

Adı geçen grupların myspace adresleri:

Bleeding Serenade: http://www.myspace.com/bleedingserenade
Ascension: http://www.myspace.com/ascensiontr
Carnophage: http://www.myspace.com/carnophageturkey

Tema Değişikliği

Şu An ki Görsel

Blogun neredeyse 2 senedir kullandığım temasını değiştirdim sonunda. Şimdilik temayı fazla ellemedim. Ancak elbetteki giderek oturaklı ve mükemmel bir hale getireceğim kendisini zamanla 🙂

Şimdi bu noktada yardımınıza ihtiyacım olacak. Lütfen eski temaya göre eksikliklerini belirtin bu temanın. Yani istediğiniz gibi eleştirip yaşadığınız zorlukları vs yazın. Yazın ki ben de ona göre şekil verebileyim. Üstte yer alan sayfa adlarını kısaltıp sayılarını azaltacağım önce. Sonra yandaki grafik menüleri yenilemek gerekecek yeni arkaplana göre.

Bir diğer hususta yukarıda gördüğünüz fotoğraf. Bu fotoğrafı da değiştireceğim. Bu blogu okuyan pek çok kişinin fotoğrafla ilgilendiğini biliyorum. Volkan, Ceren, İlker Şimşekcan, Aygün aklıma gelen bazıları. Yukarıdaki o kısma koymak için bir fotoğrafa ihtiyacım var. 990×180 ölçülerinde. Sağ üst köşesine imzanızı koyabilirsiniz. Kendim de bir yandan arayışta olacağım. Muhtemelen sürekli durmaz o fotoğraf orada. Ara ara değiştirir, sizin çalışmalarınıza da yer veririm. Bu temada arka plan resmi de kullanabiliyormuşum. Onun için de uğraşabilirim.

Tema değişkliliğinin şans getirmesi dileğiyle.

Chaos Extreme Fest II

Chaos Extreme Fest II

Chaos Extreme Fest II

Birkaç hafta öncesinden gitmeyi kararlaştırıp; konserden 3 gün önce Volkan, Savaş ve ben biletlerimizi aldık. 10 YTL idi bilet ayrıca bir bira da hediye 🙂 Neyse, olay günü biz saat 7’de mekana gittik. Kapıda Black Omen‘dan Serkan abi ve Baran abi’yi görüp iyice mutlu oldum. Zira ben Eskişehir’den sadece Episode 13 katılıyor diye biliyordum. Sonradan farkettim ki meğer Black Omen logosunu değiştirmiş. Neyse, biraz oyalanıp içeri girdik. Bileklerimize birer mühür basıldı. Gerçi bu mühür gecenin ilerleyen saatlerinde terden silinecekti ama 🙂 Biz Up’n Down adlı mekanın alt katına indiğimizde soundcheck’ler yapılıyordu. Ve o esnada Black Tooth‘tan canımız ciğerimiz Tuna abimizi gördük.  Black Tooth’un Eskişehir Episode‘unun kurucuları olarak bir süre muhabbet ettik bu alçak gönüllü adamla 🙂 Yalnız

Savaş ve Ben

Savaş ve Ben

mekanın boşluğundan çok şikayetçiydi. O esnada Black Omen davulcusu Onur’u gördüm. Birkaç dakika muhabbet ettik. Neyse, zaman geçiyor; dj ardı ardına sağlam parçalar çalıyordu. En son In Flames’in Take This Life’ı çalarken sahneye Ankaralı grup Tahrip çıktı. Bu adamları ilk kez dinleyecektim. Türkçe sözlü hardcore yapan grubu gerçekten beğendim. Sahnenin önünde çok az insan vardı ve bence grup hakettiği ilgiyi görmedi. Bassçının gaz maskesi olayı hoşuma gitti. Grubu izlerken uzun süredir görmediğim arkadaşım Alkın’ı da gördüm. Birlikte epey bir kafa salladık 🙂 Grubun ikinci şarkılarının

Tahrip

Tahrip

ortasında bassçı bir sorun yaşadı, bass’ı çıkardı amfiden; bu şanssızlığa rağmen iyi gittiler. Tahrip yanılmıyorsam 10 şarkı falan çaldı. Ben davulcularını acayip beğendim. Özellikle adamın örümcekmişçesine attığı atakları inanılmazdı. Gitaristin gitarı da bizim Alper’in gitarındandı 🙂 Terörist isimli parçaları çok iyiydi. Adamlar teşekkür edip sahneden indiler ama daha önce de dediğim gibi daha fazla ilgiyi hakediyorlardı bence. Daha sonra yarım saatlik bir ara verildi. Biz bir sonraki grubun kim olduğunu merakla beklerken lan! Black Tooth hazırlanmasın mı? Biz adamları en son çıkar diye bekliyorduk ama onlar hazırlanıyorlardı işte. Onur abi valizini yanaştırmış; davulu hazırlıyordu. Bassçı Deniz zıplıyor; ayarlamalarını yapıyordu. Volkan’la sözleştik. En öndeydik; o fotoğraf çekecekti, ben de pogolarda onu koruyacaktım. Savaşalp ise kenarda durmayı tercih etti rahatsızlığından dolayı. Neyse, lan Tuna abi çıktı sahneye! O en

Tuna Abi

Tuna Abi

sevdiğimiz bandanalı haliyle 😀 İlk notalar ve ilk sözlerle birlikte biz başladık headbange! Lan 30 saniye sürmedi pogo başladı. Volkan öyle bir darbe aldı ki 🙂 Neyse ilk parça bitti. Tuna abimiz, eline doladı mikrofonu; bizlere “pandik parmağı” olarak ta bildiğimiz orta parmaklarımızı havaya kaldırmamızı söyledi ve devam etti şu cümlelerle;

“Bu parmaklar Heavy metal öldü diyenler için ve metalciyim diye ortalıkta gezinip; buraya uğramayanlar için gelsin” Mekanın boşluğundan şikayet ettiğinden bahsetmiştim. Neyse sonrasında “Destroy” ile yıkım başladı. Ama ne yıkım! O esna da kendimi müziğin zevkine kaptırdığım için şarkı adı yazmayı bırakıp kaptırdım kendimi. Bu esnada Volkan sahnenin kenarına acayip sote bir yere kapağı atıp devam etti fotoğraf işine 🙂 Goddamn It All‘ı da çaldılar. Belime öyle bir darbe aldım ki anlatamam. Sonraki şarkıya geçerken süper bir süpriz yapıp Black Omen vokalisti Karahan abi’yi de sahneye aldılar. Yesterday Don’t Mean Shit‘i söylediler. Şarkının ortalarına doğru Episode 13 vokalisti, değişmiş galiba, bir scream ile eşlik etti gruba. Süper oldu Allah canımı alsın. Bu şarkıda yorulduğum için kenardan dinledim iyi de ettim. Parçalar ardı ardına geliyordu. Drink Drive Go To Hell geldi. Bir anca Hicri Bozdağ’ın kolundaki aynı dövmeyi farkettim. Bu parçayı bilmiyordum. Adını konserden sonra aldığım playlistten öğrendim. Yeni parça 🙂 Bassçı Deniz abi’nin kulağına uzanıp “bittiğinde penayı alırım abi” dedim. Tamamdır, dedi ve ardınan Iron Clad geldi o “dıdıt! dıtdıdıt dıdıt!” lı introsuyla. Ve biz dalgalanırcasına başladık sallanmaya! Sonrasında kopan wall of death’ler fena değildi ama sonunda pogoya dönmesi birazcık çakma oldu 😀 Olsun lan, ben artık pilim yavaştan tükenmeye başladığından yavaştan kenara çekildim. Savaşla kenardan izledik. Daha sonra adını bilmediğim bir parça çaldılar. Bunu playliste P.I.L. diye yazmışlar ama nedir bilmiyorum valla. Sonra Tuna abi’nin o tombul parmaklı elleri havada ” 5 ” yapmaya başlayınca daha şarkı başlamadan biz bağırmaya başladık. Evet, Five Minutes Alone başlıyordu. Lan mükemmel oldu; bir gerçekten Pantera’dan

Konserden Bir An

Konserden Bir An

dinliyormuş hissine kapıldım Bu esnada Hicri abi’nin bizim Volkan’a kartını verdiği gördüm. Volkan’la göz göze geldik; sonra benim o süper yaran pozumu çekti. Yine bilmediğim bir parça geldi ki, bu parçada Black Tooth’un kendi parçası Howlong 🙂 Lan bu arada şimdi dikkat ediyorum da, bu parçaları hatırladığım kadarıyla hepsi süperdi. Albüm çıkınca süper parçalar olacak yav 🙂 Why Waiting geldi sonra. Bu da Black Tooth parçalarından birisi ve myspace’lerinden dinlenebiliyor. Vee kapanış, artık marş haline gelen ve konser boyunca arkalardan birinin bağırıp durduğu WALK ile geldi. Lan Pantera yanlış koymuş bu parçanın adını. Jump olsaymış keşke 🙂 O anda daha önce görmediğim duymadığım bişey oldu: Tuna abi sahne önünde kafa sallayan bizleri yani yaklaşık 25 30 kadar terli insan evladını sahneye çağırdı; baya bildiğin yanına lan 🙂 Walk’ı tüm sahne davulcuya çarpmamaya dikkat ederek; bassçıyı çiğnemeden, Tuna abi’ye fazlaca yüklenerek söylemeye başladık 🙂 Lan şarkı bitti. Hayatımın herhalde en eğlendiğim anlarından birisi de bitti. Daha sonra bassçıdan söz verdiği o penayı aldım. Sonra Savaşalp’le gidip tanesi 1.5 TL’ye iki şişe su aldık. Daha sonra sahneye Black Omen’ın çıkacağını öğrenince fazlasıyla sevindim ben. Neyse, Volkan’la Savaşalp kayboldu. Gecenin başından beri fotoğraf çeken Aygün’e, Hicri Abi’yle ve Black Tooth gitaristi Orcan Abi’yle fotoğraflarımı çektirdim. Sağolasın Aygün. Orcan Abi’den gecenin ikinci penasını da aldım 🙂 O esnada Volkan ve Savaşalp’le yeniden buluştuk. Hicri Abi’ye grupla fotoğraf çektirmek istediğimizi söyledik. O da haber vereceğini söyleyip gitti. Lan o esnada hayatımda yaptığım büyük hatalardan birisini yapıp üst kata tuvalete çıktım. Lan bir de geleyim ne göreyim! Ne Volkan var ne Savaşalp! Black Tooth’la fotoğraf çektirmeye gitmişler. Lan nasıl koydu anlatamam. Daha sonra Tuna abiyi giderken görüp bir fotoğraf çektirdim. Ona diğer kimliğimi de söyledim. Sarıldık ve ayrıldık.

Ben ve Onur Abi

Ben ve Onur AKÇA

Ben ve Orcan Abi

Ben ve Orcan Abi

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Neyse, Black Omen sahneye yerleşmeye başlayınca çocuklara veda edip sahne önüne, Karahan Abi’nin önüne geçtim. O esnada Black Metal sevemeyen Savaş ve Volkan üst kata kaçtılar 🙂 Vee Black Omen başladı! Ama ne başlama! Black Tooth’un ardından pilim bitmişti ama Black Omen beni yedek batarya için zorluyordu! Her zamanki gibi sahne olaylarını acayip seviyorum bu Black Omen’ın. Bassçı Serkan abi ellerinde süper bir zincir aksam ve deri kıyafetlerle çıktı. Klavyecileri Tolgahan süper bir fötr şapka (genelde bu sihirbazlar giyer) ve aynı süperlikte kabarık yakalı bir kıyafetleydi. Karahan abi yüzüne örten

Black Omen

Black Omen

kukuletasıyla bir pelerin giyiyordu. grubun en eski iki elemanından olan Baran abi is her zaman ki gibi olanca etkileyici duruşu ile tam da karşımdaydı. Davulcuları Onur (lan şansa bak, Black Tooth’un da davulcusunun adı Onur) ise pek bir aksiyona girmemişti. Bu arada Onur gerçekten çok sevdiğim ve muhabbetinden keyif aldığım bir arkadaşımdır. Sevgili okurum Lise 2’den beri Black Omen seven bir insan olduğumu belirteyim hemen. Introlarının ardından ilk parça Reincarnational Meeting geldi. Güzel bir ısınma parçası oldu 🙂 Ardından gelen parça ise bir türlü anlayamadığım o girişteki söz kısmıyla Damned Renaissance oldu. Epey bir sallandım bu parçada 🙂 Ve ardından en sevdiğim 3 Black Omen parçasından birisi olan ve “Angels always deserve to die” vurucu girişiyle başlayan Elegy Of Infernal Angels geldi ama ne geldi! Karahan abiyle göz göze geldik bu cümleyi bağırırken 🙂 Sonraki parça anlayabildiğim kadarıyla Enchanting Chaos Of My Frozen Mind oldu. Ama ben parçanın çok hoşuma giden o introsunu duyamadım. Zira tam da bu aralarda bir yerlerde bassçı Serkan abi bir sorun yaşadı. Sistem yavaştan çöküyordu anlaşılan 😀 Ve sıra geldi Black Omen’ın en damar parçasına: Curtains Of Imaginary Vortex! Parçanın o mükemmel yavaş girişi ve süper gelişmesi ve mükemmel sonucu her zamanki gibi çatlayana kadar kafa sallattı kalabalığa 🙂 Bu şarkıda özellikle Karahan abi’nin sözleri bizzat jestlerle canlandırması iyice gaz verdi lan 🙂 Under The Armageddon Sky‘ı da çaldılar. Bir sonraki parça ise diğer bir en sevdiğim 3 Black Omen şarkısından birisi olan BLACK CANDLE idi. İlk defa lise 2 de bu parça ile tanımıştım bu adamları 🙂 Satırı satırına ezbere biliyorum bu parçayı. Her kelimesini Karahan abi ile birlikte söyledim. Hatta bir ara bana uzattı lan mikrofonu, o kadar! 🙂 Bu esnada Impatience grubunun davulcusu Umut ile aynı grubun basçısı Gülay geldiler yanıma. Tabi onlar beni tanımıyorlardı ama ben tanıyordum 🙂 Neyse, Black Omen sırasıyla Nergal And Ereshkigal ve Gate Of Darkness‘ı çaldı. Vee en sevdiğim Black Omen

Karahan Abi

Karahan Abi

parçasına sıra geldi. Hatta bir anlamda ben anons ettim lan parçayı. Karahan abi sıra son parçamızda diyince ben When The Sun Rises diye bağırdım. O da “Aynen öyle” diye tamamladı sağolsun. Artık şarjımın son demlerindeydim ama bu kopmama engel olmadı! Öldüm yeminle 🙂 Neyse, grup bitirdi. Ben hepsine teşşekür ettim. Geçen Zedd’deki konserde isteyemediğim penayı bu sefer istedim Baran abi’den. Sağolsun o da kırmadı verdi. Şu da bir gerçek ki bu konser Zedd’dekinden daha iyiydi ve daha kaliteliydi. Black Omen için de unutulmaz bir gece olduğundan eminim 🙂 Benim için de öyleydi.

Arkaya gittiğimde bizimkiler üst kattan inerek geldiler ve daha fazla dayanamayacaklarını söyleyip ayrıldılar mekandan. Haklılardı aslında daha üç grup çıkmıştı, çıkacak üç grup daha vardı ve ben de ölmüştüm resmen! Neyse, Episode 13 çıktı daha sonra. Onlar da en sevdiğim parçaları Pitch Black‘le başladılar. Hiç izlememiştim onları da, iyi oldu valla. 3 şarkılarını daha dinleyip Alkın’la ayrıldık mekandan. Saat 01:00 civarıydı.

Şimdi gece ile ilgili bazı notlar var;

:: Black Tooth tahminimce kişi azlığından dert ederek başladı konsere. Ama az ve öz sayıdaki dinleyici bence acayip sevindirdi Black Tooth elemanlarını. Az ama öz mesajı verdik.

:: Konser afişlerinde yazan bir içki bedava olayı kısmen hikaye. Zira verdikleri kupon 5 ytl değerinde ama bira 6 lira. Yani cepten 1 lira daha vermeniz gerekiyordu. Ayrıca su da 1.5 liraydı.

:: Konserde çok fazla çoluk çocuk vardı. Şimdi bana bi tarafların mı kalktı Mesut demeyin. Öyleydi cidden.

:: Black Tooth’un etrafında olan bir arkadaş vardı. Çok dikkatimi çekmişti dövmeleri falan. Küçük bir araştırma yapıp kendisini buldum.

:: Aygün ve Volkan onlarca fotoğraf çektiler. Aygün Black Omen ağırlıklı, Volkan’da Black Tooth ağırlıklı.

:: Gece sonunda elimde 3 tane pena oldu. Pena koleksiyonum giderek güzelleşiyor. Yalnız Volkan’ın bu penalardan haberi yok. Burayı okuyup öğrendiğinde muhtemelen sövecek bana 🙂

:: Black Tooth’un bu kadar samimi olması hepimizi çok sevindirdi. Aynı şekilde Black Omen’la da güzel diyaloglar içine girdim.

:: Tahrip grubunun ve Black Omen’ın bassta problem yaşaması çok enterasan oldu. Galiba amfinin girişinde bir problem vardı.

:: Bizim hazırlıktaki bir bayan hocayı da konserde gördüm dövmeli falan. Meğer gündüz hoca; gece metalciymiş 🙂

Yazıda adı geçen grupların myspace sayfaları:

Tahrip: http://www.myspace.com/tahrip

Black Tooth: http://www.myspace.com/blacktoothmusictr

Black Omen: http://www.myspace.com/blackomenturkey

Episode 13: http://www.myspace.com/episode13

Black Tooth Eskişehir Chapter: http://www.myspace.com/eskisehirblacktooth

Bunlarda geceden seçtiğim fotoğraflar. Özel sayfa yaptım ki yorum yazabilesiniz. Buraya tıklayarak hepsini görün hepsini!

Boynumun ağrısı 3 gün sürdü. İki gün de sesim kısık gezdim. Yazdığım en uzun yazılardan biris oldu bu yazım. Yazının gecikmesi Aygün’den playlistleri almam çok uzadığı için oldu. Çok eğlendim ama. Gene olsa gene giderim 🙂

28 Aralık Black & Death Metal Gecesi

Tamam, çok yaratıcı bir başlık bulamadım. Ama cidden dün geceyi nasıl anlatacağım; hangi benzetmeleri yapacağım bilmiyorum. Aygün’ün söylemesi sayesinde ayın 28’inde, yani dün yapılacak olan bu konserden haberim oldu. Neyse, çıkacak grupları da duyunca o an karar verdim gitmeye. Kendime ortak olarak ta Volkan’ı seçtim. Volkan, önceleri death ve black metal dinleyen ama son iki senedir ev arkadaşı Benan’ın sayesinde heavy metale gönül veren bir arkadaşım. Dedim yeniden başlar belki death dinlemeye 🙂 Neyse, efendim araları geçiyorum ve mevzuya geliyorum. Parayı pulu ayarladık, zaten 7 liraydı bilet fazla kalın gelmedi, gittik mekanın kapısına. İkimizde daha önce gitmemişiz bilmiyoruz ki nerde! Neyse, bulduk bulduk. Dikkat edersen okurum, o kısmı da uzatmıyorum. Biraz bekledikten sonra içeri girdik. Mekan küçük bir yerdi ama underground falan hoşumuza gitti, ne yalan söyleyeyim şimdi. Mekanda bangır bangır müzik çalıyordu. Winamp’tan tabiki 🙂 Yalnız parçaların hepsi özenle seçilmiş heavy metal parçalarıydı. Tabii bu durum en çok bizim Volkan’ın işine geldi. Adamlar sıradan Judas Priest (hatta tahmin ettiğimiz iki parçayı da Breaking The Law ve Painkiller), AC-DC, Black Sabbath falan çaldılar. Müzik giderek sertleşti. Saat 20:40 civarı ilk grup Impatience çıktı. Bu noktadan sonra izlenimlerimi grup grup anlatacağım.

IMPATIENCE: Gecenin ilk grubuydu. Sahnenin sol tarafından ritim gitaristleri Görkem’le burun buruna izledim konseri. Davulcuları çok iyiydi. Ama benim sahnede favorim gitarist Görkem’di. Acayip sempatik ve sevimli bir herif. Grubun şarkıları güzeldi. Yalnız vokalistin sahnenin altında duran kağıttan sözleri okuması biraz garipti. Ayrıca grubun tümüne baktığımızda vokalist pek bi eli yüzü düzgün kalıyordu. Yani dışarda görseniz “Abi bu herif kesin Clubber’dır” dersiniz o kadar. Tabii bu benim nacizane görüşüm. Elemanda sağlam scream vokal vardı hakkını yemeyeyim. Sahneden inerken gitarist ve davulcuların tebrik ettim. Performanslarına nacizane görüşüm 10 üzerinden 7 verdim. Puanı nerden kırdın peki Mesut? Vokalin sözleri okumasından kırdım. Bu arada grubun basçısı bayandı ve gecenin tek bayan müzisyeniydi. Ayıptır söylemesi sonraki iki grubu (Amoral Vusat ve Black Omen) yanyana izledik. Alçak gönüllü biri. Grup sahneden indikten sonra gittim ki Volkan bayılmış vaziyette 🙂 Dedi, abi ben giderim birazdan. Ve hakikaten bir sonraki gruptan sonra Volkan’ı gitmiş olarak bulacaktım. Bu arada Black Omen ve Carnophage (gecenin headlinerı-son grubu-) davulcusu, bir süredir Myspaces’ten konuştuğum Onur ile de tanıştım. Gecenin güzel olacağının ilk sinyalleri bu oldu. Adam o kadar kafa, rahat ve dost canlısı göründü ki bana anlatamam. Bir süre muhabbet ettik, sonra ayrıldı. Daha sonra Onur’la da tekrar konuşacaktık.

AMORAL VUSLAT: Basçıları Ali abi önceden beri tanıdığım ilk konserlerinin afişi duvarımda asılı duran grup. Bir süredir sesleri çıkmıyordu. Meğer davulcuyu falan değiştirmişler. Grubu yine sahnenin en önünden, basçı Ali abinin önünden izledim. Performansları gayet iyiydi. Gecenin ilginç noktalarında biri Amoral Vuslat’ın davulcusu ve gitaristi ile bir önceki grup Impatience’nin davulcusu ve gitaristi aynı adamlar. Yani bu iki adam sahneden hiç inmedi desem yeridir. Ama tabii gruplar arasında 10 15 dakikalık boşluklar oldu. O arayı yine Winamp doldurdu 🙂 Neyse, Amoral başladı. Melodik Death’ten Brutal Death metale döndüklerini vokalist söylemeye başlayınca anladım. Tamam lan, önceden de biliyordum. Ali abiyle konuşmuştuk performanstan önce. Abi acayip çaldılar. Hatta bir ara galiba Lamb Of God’dan bir parça çaldılar. Vokalist anons etti falan sahnenin önünü açın diye. Abi o ne poga? Lan millet manyak yemin ediyorum. Neyse, konumumu bozmadan takıldım ben. Dokunan olmadı Allah’tan. Vee, Amoral bestlerini çalmaya başladı: Lost Time. Lan yemin ediyorum, sahne önü bir ağızdan söylemeye başladık. Lan nasıl tutmuş parça! Amoral’ı bir kez daha tuttum içimde 🙂 Ardından bir de Slayer’dan Blood Line’ı girdiler. Yıkıldı salon. Neyse, 7 yada 8 parça sonra indiler sahneden. Bu sefer başta yine davulcuları ve Ali abi olmak üzere hepsini tebrik ettim. Lan çok komik oluyor. Hepsi gayet sağlam ve komik adamlar. Amoral inince bende ufak bir heyecan başladı. Lise 2’den beri dinlediğim grubum Black Omen birazdan burada olacaktı canlı canlı.

BLACK OMEN: Ne yalan söyleyeyim benim için gecenin headlineri bunlardı. Aygün’le sahnenin önüne gittik. O makinasını hazırladı, ben de kendimi. En öndeyim yine. Amoral’ı izlediğim noktada. Önümde Serkan abi, ki kendisiyle üç beş defa otobüste dolmuşta falan karşılaşmışlığım, konuşmuşluğum vardır, ve grubun klavyecisi vardı. Serkan abi basçısı, Tolga’da klavyecisi oluyor Black Omen’in bu arada. Davulda da az önce konuştuğum Onur vardı. Lan küsmesin diğerlerini de yazayım: Elektro gitar Baran abi ve vokalist Karahan ki ben kendisine “DEV” lakabını taktım. Allah belamı versin, adam panzer! Neyse, yaklaşık 10 dakikalık bir soundcheck (ses kontrol)’ten ve klavye krizinin giderilmesinden sonra (lan klavyeden ses çıkmadı nasıl iş anlamadım) ki bu da tamamen mekanın denyoluğundan kaynaklanıyordu, konser başladı. Ama ne başlayış: “Angels alwasy deserve to die!” diye bir girdiler abiler… Bak parçayı tam hatırlamıyorum ya şimdi, şüpheye düştüm. Ama evet ya, “Elegy Of Infernal Angels” dı sanki. Neyse lan, Karahan ilk defa Eskişehir’de sahneye çıkıyormuş. Abi, gecenin belki de en çok kendini izlettiren, şarkıyı yaşatan vokalisti oldu. Brutal ve scream vokali öyle bir yapıyordu ki, ciddiyim hayran oldum. Serkan abi zaten önümüzde çalıyordu, klavyeciyle selamlaştık falan. Ya mükemmeldi. Vokalin bir ara sesini duyamaz olduk. Lan anlamadık arkadan mı kıstılar naptılar 🙂 Yalnız ben en önde klavyeyi duyamadım. Meğer arka kolonlara verip, sahnedekileri kısmışlar. Şarkılarını, en çok ta Black Candle ve When The Sun Rises’ı hep bir ağızdan böğüre böğüre söyledik. Bu iki şarkı, Black Omen’in en eski şarkılarıdır. Neyse, 6 – 7 şarkı sonra Black Omen’i izlemiş olmanın mutluluğuyla “Kara Şeytan”lar sahneden indiler. Meğer gecem asıl o zaman başlıyormuş. O gece yanımda grubun ben lise 2’deyken çıkardıkları demosunu götürmüştüm. Gitarist Baran abi’yi gördüm birden. Hemen gittim, elini sıktım. Tebrik ettim. Demoyu söyleyip imzalayıp imzalamayacaklarını sordum. Olur, dedi. Demoyu görünce sevindiğini anladım. İmzaladı hemen sağolsun.Sonra açtı kapağı biraz konuştuk. O zaman ki kadrodan sadece kendisi ve basçı Serkan abi kalmıştı. İmzadan sonra dur bekle fotoğraf çekilelim dedi, çekildik lan 🙂 Üstüne bir de “Yarın Myspaces’te görürsün resimlerimizi” dedi. Uçtum lan şerefsizim. Serkan abiyi de gördüm. Ona da imzalattım. Sonra grubun tamamıyla iki fotoğraf daha çektirip mutluluk sarhoşu bir vaziyette Carnophage’ı beklemeye başladım. Aha bak bunlar da resimlerimiz:

CARNOPHAGE: Headliner grup. Heriflerin davulcuları Black Omen’in davulcu Onur’du 🙂 Onur gecenin sonunda 24 parça çalmış olacaktı. İzlediğim en öfkeli, en çok poga yaptıran grup. Yalnız sesleri iyi ayarlayamadılar. Basın sesi zınk zınk geldi. Gitarlar da bir ara iyice teneke gürültüsüne döndü ama dediğim gibi adamlarda ki o öfke, çaldıkları coverlar falan müthişti. İzletti yani. Onları da sahnenin tam önünden izledim. Aşağı yukarı tüm şarkılarda poga yapıldı. Tam yıttım kazasız belasız derken son pogada cüssesi devasa olan bir herif bir koydu bana, öldüm sandım yemin ederim. Bu arada Black Omen vokali Karahan’la yanyana izledik. Adam haribiden panzer ya! Hatta çıktı bir parça daha söyledi Carnophage ile. Carnophage bitirince sahnesini hemen basçısından ve elektrocusundan penalarını aldım.(üzeri Carnophage baskılıydı) Sonra sahneye çıkıp zillerini toplayan Onur’dan bagetlerini aldım. Aygün bir de fotoğrafımızı çekti. Tekrar tebrik edip, bu arada sırtından sular süzülüyordu, oradan ayrıldım yalnız başıma.

Gecenin Ardından: Muhtemelen oradan en mutlu ayrılan ben oldum. Nedenlerini sıralıyorum:

  1. Aşağı yukarı her grubun tüm elemanlarıyla tanıştım, konuştum.  Black Omen’la tam kadro! Hatta Onur’la baya bir konuştuk. Lan fotoğraf bile çektirdim. İlk grubun davulcu, gitarist ve basçısıyla; Amoral’ın basçısıyla (davulcu ve gitaristle zaten konuşmuştum); Carnophage’in bas ve vokaliyle tebrikleştik 😀
  2. Gecenin sonunda elimde; imzalı bir albüm, Black Omen’la çekilmiş üç poz fotoğraf, iki pena ve bir çift baget vardı 😀 Penalardan birini beni evde bekleyen Volkan’ a verdim. 
  3. Tüm grupların üyeleri acayip alçak gönüllü ve kafa adamlar. Impatience’nin vokaliyle konuşmadım, nasıl biridir bilmem ama Black Omen ve Carnophage harbi bu alçak gönüllülük tanımına uydular. (Hele ki Onur 🙂 ) 
  4. Tüm performansları en önden izledim. Sahne şovu olarak bir numara yoktu ama sahne kostümü olayına bir tek Black Omen girmişti. Klavyecileri süperdi bu arada 🙂 
  5. Lan bu kadar hatırlıyorum ya. Bir dünya olay olmuştu ama… 
  6. Aha bak aşağıya da adı geçen grupların myspace adreslerini ve resimlerimi koyuyorum 😀

Amoral Vuslat –  http://www.myspace.com/amoralvuslat
Black Omenhttp://www.myspace.com/blackomenturkey
Carnophagehttp://www.myspace.com/carnophageturkey

Gecenin ResimleriFlash Olarak İzlemek İçin   Albüm Halinde İzlemek İçin

Vee Benim Olduğum Resimler (he he 🙂 ) –

Baran Abi ve ben ve ilk Demoları
Tüm grup ve ben
Son fotoğrafım

Baran Abi ve Ben                 Tüm grup ve ben                 Son kez tüm grup ve ben (en sağdaki Onur)

Sonuç olarak, gittiğime asla pişman değilim. Harika bir geceydi. Gecenin en sağlamları Black Omen ve Amoral Vuslat’tı bence. Umarım yakın zamanda yeniden gelirler ve ben de gidebilirim. Daha buraya ekleyemediğim onlarca fotoğraf var Aygün’de. Onları da alınca eklerim.Buraya kadar okuduysan valla helal sana be okurum!