Tag Archives: Baht

Baht – In My Veins [2012]

En sevdiğim Türk gruplarından birisi olan Baht, geçenlerde Aquarelle isimli bir parça yayımladı. Ben parçayı incelerken korkunç bir şey farkettim. In My Veins’le ilgili bir şey yazmamışım. Aşağı yukarı tam 1 sene önce çıktı bu albüm sevgili okur. Bu kadar zamandır dinleyip neden yazmadım halen şaşırıyorum. Ayıp lan bana. İtiraf etmek gerekirse yazdım sanıyordum. Yazmamışım. O yüzden bu yazıyı büyük  bir utanç içerisinde yazıyorum.

In My Veins, 2009’da çıkan ve benim grubu tanımamı sağlayan EP, Resurgence Hour‘dan 3 sene sonra çıktı. Albüm, tarz olarak o EP’nin devamı, kayıt ve teknik olarak ise çok çok üstünde bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Teknik – Melodik – Progressive Death Metal türünde bir albüm. Açılış parçası The Trauma, albüm çıkmadan çok önce yayımlanmış ve süper tepkiler toplamıştı. Hatta Baht, bizim Eskirock Metal Fest Vol. 3‘te sahneye çıktığında bu parça ile başlamıştı performansına. The Trauma, Baht’ın ne yaptığının ve albümde ne dinleyeceğinizin çok güzel bir özeti. Melodiler, yeri geldiğinde Türkçe olarak giren sözleri ve çok başarılı davulları ile “Evet, Baht budur işte” dedirten bir parça. Şarkıdaki Türkçe kısımdan bir alıntı yapalım:

“Son nefesindir bu, bilincin zayıflıyor
Perde hep olduğu yerde, sadece yansıtıyor
Algıların değiştikçe, zihninde içselleşecek
Rüya dediğin, gerçeğin olmak üzere”

Albümün ikinci parçası Neden. Baht’ın ilk EP’si Bilinçten Derine (2008)’den beri yaptığı ilk tamamı Türkçe olan parçası. Harika bir girişi var. Soloları biraz vasat kalmış. Ancak sözleri şarkının çok önüne geçmiş. Bir sonraki parçanın adı Dua. Adı Türkçe olunca, şarkı da Türkçe sandım önce. Ancak sonradan İngilizce olduğunu anladım dinleyince. Neden bilmiyorum, giriş melodisini beğenmedim bu parçanın. Ancak 1.30 civarında bir kısım, bir melodi başlıyor, orası fevkalade. Özetle Dua, albümdeki ortalam bir parça. Bu arada albümde parçalar ortalama beş dakika civarında. Bir önceki EP’de daha uzundu süreler.

Bir sonraki parça Lost & Found‘da albümün başından beri beklediğim o olay var: Trafik değişimi. Hani parça devam eder, eder, birden bir şeyler olur ve melodi değişir, parça bambaşka bir hal alır. İşte o his bu parçada olmuş. Sacred Enigma‘da harika bir örneği vardı. Bunda da yapmışlar sonuna doğru. Creedish isimli parça da güzel bir giriş riff’i var. Creedish’in sonunda Bilgehan ve Emre gitarları bırakmışlar, sahnede sadece basçıları ve davulcuları var 🙂

Ve albümdeki en güzel sürpriz: Sacred Enigma. Aslında çok kızdım. Şarkının orijinal haline göre epey bir düzenlemişler. Vokal altı riffleri falan koymuşlar. Yani benim sevdiğim o hali biraz değişmiş ama. Şarkının ruhunu bozmamışlar. Özellikle o son kısmı aynı bıraktıkları için buradan Baht’a teşekkür ediyorum.

Introspection, çok iyi bir şarkı. Harika da bir başlangıcı var. Şarkı başlayıp ilerlerken aklımda hep ne zaman patlayacak, ne olacak, diye geçirip durdum. Beklediğim o şeyi, 2.30 civarında buldum. Şarkı değişti, yepyeni bir yöne doğru akmaya başladı. İşte müzik budur! Ve şarkının sonuna Bilgehan’ın brutali eşliğinde twinler yağmaya başlıyor. Şarkı az önceki o hüzünden kopup bir anda öfkeli bir hale bürünüyor. Evet işte, tipik bir Baht şarkısı daha. Bravo!

Orientation, inanılmaz melodik ve gaz bir girişle başlıyor. Kapanışı iddialı yapmak istiyor anlaşılan Baht. Albümde en çok dinlediğim parçalardan birisi bu. İkinci dakikanın başına kadar bu gaz devam ediyor. İkinci dakika ile birlikte ağlamaya başlıyoruz. Evet işte, Baht, önceki çalışmalarına göz kırpıyor. Bu hüzün gidiyor, gidiyor ve yine gaza basıyor Bilgehan. Ve beklenen outro, 5. dakikadan itibaren başlıyor. Baht, bir sonraki çalışmasına kadar bize veda ediyor.

Albümün parça listesi şu şekilde:

  1. The Trauma (05:41)
  2. Neden? (04:06)
  3. Dua (04:44)
  4. Lost & Found (05:16)
  5. Creedish (04:55)
  6. Sacred Enigma (05:11)
  7. Introspection (06:33)
  8. Orientation (05:28)
Albümle ilgili söylenecek çok önemli bir husus daha var. Albümün miksaj ve masteringini Dan Swanö yapmış. Hani şu Dan Swanö. Albümün kapağı ise Pierre D. Allain isimli bir sanatçının tasarımı. Baht, bu işi güzel yapıyor.

Baht’ın güncel kadrosu şu şekilde:
  • Bilgehan Engin : Gitar / Vokal
  • Emre Azaklar : Gitar
  • Ersin Özbalaban : Bass
  • Rıdvan Başoğlu : Davul (Live)
  • Joona Räsänen : Davul(Kayıt)
Albümü şu adresten temin edebilirsiniz.

İki Yeni Keşif: Ghost B.C., Witherscape

Evet sevgili okur. Çok uzun süredir albüm tanıtımı yazmadığımı farkettim bugün Sinem’le konuşunca. Ben de özellikle son iki haftadır dinlediğim şu iki gruptan bahsedeyim dedim.

Ghost B.C.

İsveçli bir Heavy Metal grubu Ghost B.C. Açıkçası ben de ilk duyduğumda Ghost adıyla duymuştum ancak ekşi sözlük’te grubun yasal sebeplerden dolayı adını Ghost B.C. olarak değiştirdiğini yazmışlar. Grubun fotoğrafını ilk gördüğümde herhalde bir black metal grubu ya da en az o sertlikte bir grup dinleyeceğim dedim. Ancak dinlemeye başlayınca şoka uğradım!

Makyajları tersini söylese de Ghost B.C. tarz olarak gayet dinlenebilir ve ilginçtir pek çok otorite tarafından heavy metal olarak sınıflandırılan bir tarz yapıyor. Grup üyeleri üzerlerinde birer kukuleta ile sahneye çıkıyor ve kendilerine “Nameless Ghouls” diyorlar. Grubun vokali ise Papa Emeritus II takma adını kullanıyor. Neden Emeritus II ? Çünkü grubun ilk vokali Emeritus I imiş, şu an ki vokal grubun ikinci vokalisti. Diğer grup üyelerinden değişen var mı bilemiyoruz çünkü adlarını bilmiyoruz. Papa Emeritus II’nin koca burunlu ve çirkin yüzünü Year Zero şarkısının klibinde görebilirsiniz.

Tarzları gayet soft olmasına rağmen söylemleri çok sert. Makyajları ve albüm kapaklarıyla sezdirdikleri o hava tamamen şarkı sözlerine de hakim. Yalan yok, grubun ilk albümünü dinlemedim. Zaten hepi topu iki albümü var. Son albümleri Infestissumam‘ı 2013’te çıkarmışlar. Gayet de keyifli bir albüm yapmışlar. Üç tane de klipleri var hatta. Albümün kapağı yazının başında gördüğünüz o görsel. Klavye melodileri vasat olsa da gitarları gayet güzel olmuş bence albümün.

Albümden epey parçayı tavsiye edebilirim: Secular Haze, Ghuleh / Zombie Queen, Year Zero, Monstrance Clock ve Per Aspera ad Inferi. Şimdilik en çok dinlediklerim bunlar. Kısacası tavsiye edebileceğim, hastası olunmayacak belki ama arada sırada keyifle dinlenebilecek bir grup Ghost B.C.

Witherscape

Dan Swanö ismini ilk kez bizim ülkemizde Baht grubunun albüm kayıtları için çalıştığında duymuştum. Tabi biraz araştırınca bu abimizin gayet profesyonel bir müzik adamı olduğunu öğrendim. Kendisinin çok iyi bir gitarist, bassist, vokalist, davulcu ve klavyeci olduğunu öğrendim. Unisound isimli stüdyosunda mastering, miksaj konularında harikalar yarattığını, hatta açtığı web sayfasında yayımlanan fiyat listesinin sonuna “if anything in unclear. Don’t hesitate to contact me. I’m a friendly guy 😉” yazacak kadar da rahat bir adam olduğunu keyifle okudum.

Witherscape

İşte bu adam, önceki müzik yaşamında kurduğu, çaldığı onlarca grubun haricinde yepyeni bir proje daha üretmiş: Witherscape. Temelde bir progressive death metal projesi olan Witherscape, The Inheritance isimli ilk albümünü geçtiğimiz günlerde çıkardı. Albümü dinledikçe yepyeni yerlerini keşfediyorum. Progressive olunca içerisine gizlenmiş epey eğlence de oluyor demektir. Dan Swanö albümde vokalleri, davulları ve klavyeleri üstlenmiş. Ragnar Widerberg ise gitar ve baslardan sorumlu.

Century Media‘yı hem mail listesi ile hem de Youtube üzerinden takip ettiğim için albümün ilk parçasını neredeyse tüm Dünya ile aynı anda dinledim. Dolayısı ile bu projenin, çok uzun süre sonra farkına vardığım bir iş olmadığınu belirtmeme izin verin.

Albüm çok alışılmışın dışında bir albüm. O anda kulağınıza neyin gelebileceğini kestirmek çok zor. Bir piyano melodisi bir anda brutal vokalle kesilebilir ya da clean vokale enfes bir gitar melodisi eşlik edebilir. The Math Of The Myth parçasında olduğu gibi tarihe geçecek bir başlangıç duyabilir ya da Astrid Falls‘ın melodisi kulaklarınıza kazınabilir. Progressive Death Metali pek sevdiğimden bu albümü de ciddi anlamda sevdim sevgili okurlar. Tavsiye ederim.

Eskirock Metal Fest Vol. III – Kısım 2

Önceki gün ilk kısmını yayınladığım konser yazısının bugün de ikinci ve son kısmını yazıyorum.

24 Ekim günü öncesinde bir sürü atraksiyon yaşamamıza rağmen nihayet konserin başlama saati gelmişti ve Çanakkaleli dostlarımız BLACKMAIL sahneye çıkmıştı. Grubu daha önce dinlememiştim ama Cihan Abi‘yi tanıyorduk hepimiz. Sahne şovu olarak epey bir hazırlık yapmışlardı. Performanstan hemen önce logolarını ateşe verip önünde fotoğraf çektirdiler fanları ile. Kendim de nacizane davulla uğraştığımdan konser boyunca özellikle izlediğim adamlar davulculardır. Bu grubun davulcusu sahneye koluna bağladığı yeşil lazerlerle çıktı. Çalarken acayip ışık oyunları oluşturdu. Cihan Abi’yi tanıyorduk dediğim gibi ve önceden Akademik Uyarı ile olan performanslarını biliyorduk. Dolayısı ile grubunun da nasıl olacağını kestirebiliyorduk. Yanıltmadılar da sağolsunlar. Tarz olarak hardrock yapan grup yanılmıyorsam bir iki parça da Pantera‘dan, Motörhead’den çalıp insanları iyice coşturdu. Cihan Abi’nin gitar vokal yaptığı Blackmail ilk sahne alan grup olarak çok beğeni topladı.

Black Mail – Cowboys from Hell (Pantera Cover live @ 222 ) izlemek için tıklayın.

53290133Blackmail sahneden inince sahne sırası bir önceki yazımda da belirttiğim üzere bizzat davet ettiğim İstanbullu dostlarımız Baht‘a geldi. Grubun davulcusu gruptan ayrı olarak gün içinde otobüsle İzmir’den gelmişti. Sahne almadan önce Baht’ın parçalarının davul trafiğinin olağanüstü yoğunluğundan ve karmaşıklığından kendisine başarılar dileyip üzerime düşeni yaptım. Az sonra bu arkadaş bizi kitleyecekti zira. Performanstan önce davulla ilgili küçük bir sıkıntı yaşasak da sağolsun Sabhankra‘dan kardeşimiz Mehmet‘in sayesinde bu sıkıntıyı giderdik ve Baht nihayet performansına çok hızlı bir girişle, The Trauma ile başladı. Baht’ın bu davetkar parçası ile yavaş yavaş kitle karışmaya başladı.45328641 Trauma’dan hemen sonra bizim de Eskirock Metal Fest Vol. III Compilation Album‘e koyduğumuz ve en sevdiğimiz Baht parçası olan Sacred Enigmageldi. Sacred Enigma ile kendimi kaybettim sevgili okur. Çok iyiydi. Bu parçadan sonra yan tarafa geçmem gerekti. Bir parça kaçırdım bu esnada. Hürriyet Eskişehir‘den geldiler yardım organizasyonumuz hakkında bilgi almak için. Bu işi halledip hemen Baht’a döndüm. Alper, Sercan ve ben kitlenmiş vaziyette grubun davulcusunu izledik. Süper teknik çalıyordu hayran bıraktı. Zaten bu adam sahneden indikten sonra hatıra olarak bir bagetini alıp bir bira ısmarladım. Grup yeni bestelerini de çaldı. Yalnız sahnede çok hareket etmediler. Gitaristlerin bu kadar gaz parçalar çalıp nasıl hareketsiz kalabildiklerine şaşırdım 🙂 Bu videoda sözünü ettiğim efsane parça Sacred Enigma var.

44034179

58983424Baht’tan sonra Sabhankra’ya sıra geldi. Galaksideki en hasta Sabhankra fanı olduğum, Sabhankra Eskişehir Yetkili Bayiolduğum için bu konserin diğer iki konserimize göre değeri çok daha fazladır gözümde. Bu konser için Sabhankra’yı biraz da şansın yardımıyla çıkarabilmiştik sahneye. Sağolsun yine ekip arkadaşlarım benim ısrarlarım üzerine desteklemişlerdi beni. Bu konser için 6 grupla yola çıkıp 4 grupla yolun sonuna geldiğimizden bu kararımız bizi inanılmaz sevindirmişti. Bir fan olarak sevdiğim grubun tüm albümlerini alıp, dinleyip, ezberleyip, unutmaya çalışıp tekrar ezbeleyerek yapmam gereken herşeyi yaptığıma inanıyorum. Yapabileceğim son bir şey kalmıştı. O da bu gruba, Türkiye’nin en iyi belki de 5 metal grubundan biri olan Sabhankra’ya bir sahne organize etmekti. Eskirock Metal Fest. III’de işte Sabhankra sahnedeydi. Sahnelerinden hemen önce Halil sahneye çıkıp birkaç cümle ile bitirmesini tembihlediğimiz açıklamayı uzun bir paragrafa tamamlayıp, paragrafa hangi cümle ile başlamak doğrudur sorusunu sordu 🙂 Halil’den hemen sonra Powercraft ile macera başladı. Ortam karıştı bir anda. Bir anda yanımda 10 kişi buldum. 65954807Powercraft bitince Our Kingdom Shall Risebaşladı gazıyla. Hey, hey, hey diye bağıra bağıra eşlik ettik. OKSR ile ortam iyice ısındı, önceki gruplarda kenarlarda kalmayı tercih edenler birer ikişer kapılmaya başladılar. Parçanın sonunda ortalık karıştı. Atmosfer tam ayarına geldi. Bir sonraki parça biz daha dinlenemeden You Will Die olarak geldi. Burada sakatlandım, omzum düştü. Bir sonraki parça The Hunt oldu ve bu parçaya Savaş abi 99031156mükemmel bir çığlıkla girdi. Şimdi Sabhankra sahnedeyken tüylerimi diken diken eden üç an oldu. Bu anlatacağım ilki. Parçanın solosu tüm ekip olarak ezberimizde olduğundan oooo’larla eşlik ettik. Lan çok efsane oldu sevgili okur. Bu parçaya en son EP’den It’s All A Lie isimli parçayı bağlayıp çaldılar. Bu parçanın normal trafiğinde giderken birden gaza basılan bir yeri var. Orada işte çok yorulduğumu hissedip durdum biraz. Bu parçadan hemen sonra Farewell‘i çalmaya başladılar. Ancak burada ses sisteminin azizliğine uğradılar ve gitarlar duyulmadı hiç. Ben parçayı ezbere bildiğimden anladım durumu.

20735539Sabhankra sahnedeyken gerçekleşen ikinci tüylerimi diken diken olay da Sorrowland‘i çalmaları oldu. Mehmet bir de parçanın davullarını girişte biraz değiştirip çaldı, daha bir hoş oldu. Az önce kafa sallayan bizler omuz omuza sallanmaya başladık. Savaş Abi’nin screamlerden sonra brutalde de tokatladığı parça bu oldu, çok açık. Soloyu biraz değiştirip çalsa da bence tüm seyirci bu parçadan çok etkilendi. Parça bitince zaten alkış tufanı koptu. Buried In Dust başladığında yine tüm ekip kopmuş bir şekilde sallanmaya başladık. Şarkı sözlere başladığında bende artık bağırmaktan kısılmış sesimle çok daha iyi çığlık atabildiğimi farkettim. Yağızhan‘ın yüzüme bakıp “Bire bir söylüyorsun hacım” dediğini gördüm 🙂 Heralde lan. Bu arada Mehmet’le kesiştik bi ara. Parçanın sonunu Savaş Abi yine puşt gülüşü ile biz de ooooo’lar ile bitirdik. Çok efsane oldu. Biraz zorlasam belki bu da tüylerimi diken diken eden son an olabilirdi. Alkış kıyamet koptu.

25870927Sabhankra son olarak Tomorrow Never Comes‘ı çalmaya başladı. Bu da Yağız ve Ufuk‘un beklediği parça idi. Gene ortalık karıştı. Bi acayip olduk. Artık erkek kadın demeden herkes ortadaydı lan. Çok iyiydi. Parçanın sonunda yine durmayıp çok kısa bir elveda ile son EP’nin efsane parçası The Moonlight başlayınca Alper ve ben ağlamaya başladık mutluluktan. Bir konser bundan güzel bitemezdi. İşte bu da tüylerimi diken diken eden son an oldu. O an hepimiz o ana kadar çektiğimiz derdi sıkıntıyı unutup sallanmaya başladık. Bir metal grubu bestesini çalıyor, seyirciler hep bir ağızdan melodisine eşlik ediyor, tüyleriniz dikiliyor, bu organizasyonu siz ve dostlarınız yapıyor, herkes çok mutlu memnun. Sabhankra işte bu ruh hali içinde bırakıp beni indi sahneden.

55125964

16516775Sabhankra’dan sonra ise kapanışı çok yakın dostlarımız olan Garmadh grubu yapacaktı. Serkan bu konser için çok emek vermişti sağolsun. Garmadh yine o sıradışı makyajı ile çıktı sahneye. Bu sefer Onur da makyajlıydı üstelik. Onur bu konserin en iyi davulcusu oldu zira hihat kullanmadan bitirdi konseri. Ağzımızı açık bırakmadı çünkü Onur’un kalitesini biliyorduk zaten 🙂 Garmadh efsane kadrosundan bir eksikle, Jinn olmadan çıktı sahneye, ama Jinn’in yerine çalan arkadaş da 47745458sağolsun iyi çaldı. Intro olarak yine Katastrophe‘un başındaki top tüfek sesleri ile titretip three two one ile girdiler olaya. Sabhankra’nın basçısı Mert o anda yanımdaydı ve çok beğendi grubu. Garmadh çalarken sahnenin önü çok iyiydi. Sonlara doğru mekanı terkeden seyirci yok gibiydi etkinlik bitince herkes toptan ayrıldı mekandan. Garmadh hem yeni besteleri hem de yayınladığı parçaları çaldı. Bu esnada organizasyonla ilgili bir takım durumlarla ilgilenmek zorunda kaldığım için tamamını izleyemedim. Performansları bittiğinde gidip tebrik ettim, hak ediyorlardı bence.

Konserde Sabhankra sahnedeyken Volkan rahatsızlanıp hastaneye gitmişti. Dün ortaya çıktı ki kardeşimizin apantisti patlamış, çok ciddi bir tehlike atlatmış. Bugün gittim gördüm, soranlara selamı var. Tedavisi devam ediyor.

23549810

Konserden sonra Volkan’ın hastaneye yattığını yanına da Sercan’ın gittiğini ama bir refakatçiden başka kimseyi almadıklarını öğrendik.

Konser gece yarısına doğru bitti. Tüm gruplar çok memnun kaldıklarını söyledikler. Blackmail grubunu daha önceden uğurlamıştık. Garmadh’la da vedalaşamadan ayrılmışlar. İstanbullu gruplarımızı alıp Togay, Yağız ve Ufuk‘la birlikte tren garı yakınındaki Maçka Çorbacısı‘na gittik. Çorba içtik. Öff, nefisti bence. Sonra biraz oturup gara geçtik. Garda kimimiz uyukladı, kimimiz muhabbet etti. Kimimiz Türkiye’nin her yerinde metal konserlerinin nasıl yapıldığını tartıştı. Baht’tan Bilgehan‘la otururken önümüzdeki sırada oturan sektöre uzak ama ilgi duyduğu belli olan bir arkadaşın sorularını yanıtladık. Oturduk, oturduk ve nihayet tren saati geldi.

Baht sağolsun sahneden çok memnun kaldığını belirtti. Biz de kendilerine zorluk çıkarmadıkları için ve çok iyi performansları için teşekkür ettik. Savaş Abi trene binmeden önce bir grubun bir fana verebileceğini en iyi hediyeyi verdi bana, çok gizli. Ayrıca Sabhankra’nın tişörtlerden aldık. Patch bıraktı bizlere. Grup ile vedalaşmamız da çok duygusal oldu. Savaş abi gözyaşlarını gizlemeye çalışırken Elif ve Mert ağladıkları belli olmasın diye çoktan trene binmişlerdi. Süha üşüdüğü için tepki veremedi. Mehmet daha sonra İstanbul’a döneceği için çok önceden ayrılmıştı.

92495107Tren hareket edince etkinlik de resmi olarak, pazar günü saat 14.45te başladığı yerde, tren garında bitmiş oldu.

Yanımıza Gürkan kardeşimizi alarak Togaylar’a geçtik. Uyuduk. Ertesi sabah da Gürkan’ı yolcu ettim Uşak’a birliğine teslim olması için. Bu konserin ardından hepimizin söylediği tek şey “çok iyi” oldu.

Herkesin merak ettiği sorunun yanıtını vermeyeceğim. Depremzedeler için beklediğimizin çok üstünde bir yardım topladık. Bunu da ihtiyaç malzemesi olarak yolladık. Bu konuda art niyetli düşünen hıyarlar da dikkat etsinler bir taraflarını kesmesinler.

Bu arada konserden bir gün sonra akşam Tuna Abi’ler albümlerini yayınladılar. Bir de bağış hareketi başlattılar. Grubun facebook sayfasından detayları görebilirsiniz.

Bugün Hürriyet Gazetesi’nde etkinliğimizin haberi çıktı. Haberde birkaç yazım hatası vardı onları düzelttim yanlış bilgi vermemek için. Onu da aşağıda görebilirsiniz.

konserdKonser boyunca yanımızda olan yazının içerisinde adı geçen ya da geçmeyen tüm kardeşlerimiz, Murat, Savaşalp, Alper, Sercan ve şu an adlarını unuttuğum o üç kardeşimize çok teşekkür ederiz. Ayrıca Mehmet‘e zil sehpaları, Yağız ve Ufuk’a da jackları için teşekkür ederiz. Konser boyunca fotoğraf çeken Doğukan, fotoğraflarını yükledikçe ben de bu yazıyı güncelleyeceğim. Ayrıca Sercan‘a hem fotoğraf hem de Sabhankra videoları için teşekkürü bir borç bilirim.

Haddinden fazla uzun oldu. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Bu yazı ile bir yorum rekoru kırmak istiyorum destek verirseniz minnettar kalırım.

Konser Fotoğrafları:

559695271871164660515734

Eskirock Metal Fest Vol. III – Kısım 1

Uzun bir yazı olacağından iki kısım halinde yayınlayacağım.

Pazar günü saat 14.50’de tren garından Elif‘siz Sabhankra‘yı almamla başladı herşey. Ertesi günün gecesinde yine aynı mekanda süper bir şekilde bitecekti.

eskirockson

Ankaralı misafirlerimizin sahne alamaması sebebiyle konser afişimizin son hali bu oldu

Konserden bir gün önce Savaş Abi, Süha, Mehmet, Doğukan ve Mert olarak geldi Sabhankra. Birkaç gün önce de Çanakkaleli misafirlerimiz Blackmail gelmişti zaten. Savaş Abi’leri gardan alıp önce Barlar Sokağı‘nda Tugies‘e götürdüm. Burada daha kapının önündeyken Mert’in Estonya’dan mı nerden bir yerden getirdiği katalizör kod adlı icatla tanıştım. Bu icat size yemek borunuzun nereden geçtiğini gösteriyor. Çok acayip bir şey. Neyse, Tugies’den sonra Hera Cafe‘ye geçmek için hareket ettik ki günün süprizini yaptım gruba. Şu an askerde olan kardeşimiz Sabhankra basçısı Gürkan izin alıp gelmişti Uşak’tan. Grup ufak çaplı bir şok yaşadı 🙂 Gürkan’ı da yanımıza aldık Hera’ya geçip grubun enstrümanlarını bıraktık. Daha sonra acıkan ekibi müdavimi olduğumuz Yıldız Lokantası‘na götürdüm. Burayı “başarılı” bulduklarını söylediler 🙂 Yemekten sonra Hera’ya geri döndük. Hera’dayken Togay, Halil, Yunus, Volkan, Ender, Ufuk geldiler. Yağız da gelmiş yanlarında Sabhankra’yla bir alakası olmadığı halde anlayamadım. Allahalla?

Hera’da otururken gidip Süha’ya boğazı için bir pastil aldık. Bu esnada Mehmet çok yorgun olduğu için bizden ayrılıp akrabasının evine gitti. Hera’da tatlı tatlı vakit geçirirken Ankara’dan bir telefon geldi. Tuna Abi, Van Depremi‘nden ve şehitlerimizden dolayı sahneye çıkamayacaklarını ve albümlerini yayınlamayı da daha ileri bir tarihe ertelediklerini söyledi. Ancak bizim konseri erteleyebilmemiz mümkün değildi. Zira grupların yarısı zaten Eskişehir’deydi. Biz de şu şekilde düşündük, konseri ertelemek ya da iptal etmek yerine daha yararlı bir hale getirelim dedik. Böylece 222 Park ile de konuşup konserden elde edeceğimiz tüm geliri Van’daki depremzedelere bağışlamaya karar verdik. Ayrıca gruplarla da görüşüp merchandise standında satılan ürünlerin de gelirlerini bağışlamak konusunda anlaştık. Son olarak da yardım etmek isteyen herkese ulaşması için bir bağış kutusu oluşturmaya karar verdik.

Ankaralı misafirlerimiz sahneye çıkamayacağından geriye 4 grubumuz kalmıştı: Sabhankra, Baht, Garmadh ve Blackmail. Biz acilen 222 Park’a gittik Volkan, Togay ve Halil’le. Sabhankra’yı ve Hera’da kalan diğer dostlarımızı Barlar Sokağı’na çağırdık. Yine Tugies’te toplandık. Konserin yapılacağını garantiye aldıktan sonra sözleşmemizdeki ilgili maddeleri de düzeltip işin yardım konseri olduğunu da belgeye dökmüş olduk. Bu duyuruyu önce Tuna Abi sağolsun kendi profillerinden yaptı. Sonra biz de etkinlik sayfasından ve Eskirock profilinden duyurduk. Tuna Abi’ler sahneye çıkmayacağı için biletlerini iptal ettiğini söyleyen bir kaç kişi dışında Ankaralı 2 grubumuz da dahil herkes verdiğimiz kararı mantıklı buldu ve sağolsunlar bizi desteklediler. Aşağıda yaptığımız açıklama yer alıyor:

Ulkemizde son zamanlarda yasanan uzucu olaylar, tum milletimizi uzdugu gibi bizi de uzmus, moralimizi bozmustur.

Yarin yapilacak olan EskiRock Metal Fest. Vol.3. Etkinliginin gelirinin tamamini, merchandise standinda satilacak urunlerin gelirlerinin de tamamini depremzede vatandaslarimiza gonderme karari aldik. Ayni gece yardim etmek isteyen arkadaslarimiz icin de bir yardim kutusu olusturulacaktir. Bu sayede sizlerin de yapacagi yardimlar depremzedelerimize ulasacaktir.

EskiRock olarak bu konseri iptal etmek yerine bu sekilde bir yardim kampanyasina donusturmesi mantikli bulduk.

Konser kadrosunda ve siralamasinda bu sebepten dolayi olusabilecek degisiklikler daha sonra aciklanacaktir.

Tum milletimizin basi sagolsun.

Tugies’ten bir ara ayrılıp Sabhankra’yı hastası oldukları Donas‘ı yemeye götürdüm. Yine bunu da tekrardan “çok başarılı” buldular. O gece özel bir işim olduğu için saat 21.00 civarında Tugies’ten ayrıldım. Sabhankra da Togaylar’a geçti. İşimi halledip gece yarısına yakın bir saatte Togaylar’a geçtim bende. Tüm gece gülmekten karnımız ağrıdı. Gitarda perdenin ortasına nasıl basınca ne gibi sesler çıkar bunu denedik ağızla. Yağız gene şakalar yaptı. Türkiye’nin her yerinde metal konserleri nasıl yapılıyormuş bunu tartıştık. Süha gitar çaldı. Savaş abi şakalar yaptı. Gürkan kızdı 🙂

Gece Ufuklar’a geçtik Yağız ve Ender’le. Orada uyumuşum. Sabah erkenden kalkıp ayrıldım evden zira dersim vardı. Okula geldim. Okuldaki işleri yoluna koyup saat 13.00 gibi çarşıya indik Alper’le. Vakit geldiğinde ses sistemini Karakedi‘den alıp hep çalıştığımız nakliyeci abinin kamyona yükleyip 222’ye getirdik. Ben hemen kamyondan inip tren garına geldim. Zira dün Savaş abilerin geldiği trenle bugün de Elif ve Baht grubu gelecekti. Önce Elif’i gördüm. Sonra da Baht grubunu buldum. Grup halinde 222’ye doğru hareket etmeye başladık.

Baht grubunu bizzat ben davet etmiştim konsere. Bizimkiler de sağolsunlar beni kırmamışlardı. Müzikal anlamda cidden çok başarılı buluyorum kendilerini bilesiniz. Neyse, 222’ye geldiğimizde Togay’ın Sabhankra’yı getirmiş olduğunu gördüm. Böylece grubu tamamlamış olduk klavyeci de gelince. Baht bir süre sonra ayrıldı yanımızdan ve şehre geçtiler. Biz de soundcheck, sahne kurulumu falan bir sürü ıvır zıvır işle uğraşmaya başladık. Bu esnada bir takım sıkıntılar oldu. Jack eksikliği, zil sehpası eksikliği gibi. Sağolsun bizim Mehmet Akçay kendi sehpalarını getirince sıkıntı çözüldü. Blackmail grubu soundcheck almak için içeri  girince iyice acıkmış olduğumdan Sabhankra’yı da alıp yine Donas’a gittim. Karnımızı doyurup mekana döndük.

Mekan yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. Bu esnada birkaç kişi biletini iptal ettirmek için geldi. İade ettik paralarını. Saat gelip en nihayet kapıları açtığımızda artık performansları beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

(devamı 2. kısımda olacaktır.)

Eskirock Metal Fest. Vol III Teaser

Fazla bir şey yazmama gerek yok. Sesi açıp izleyin 🙂

Eskirock Metal Fest Vol. III Toplama Albümü!

Müthiş konserde Eskirock Üye Kartı sahipleri yine kazanıyor! Daha önceki konserlerde hem indirimli bilet alıp, hem hediyeler kazanan hem de bir sürü bedava albümü kucaklayıp götüren Eskirock Üye Kartı sahipleri bu konserde de indirimli biletlerinin yanında bir adet ücretsiz Eskirock Metal Fest Vol. III Toplama Albümü kazanıyorlar.

Bu albüm, konserde yer alacak grupların en gaz iki şarkısını içeriyor ve toplamda 1o parçalık bu toplama albümü her dinlediğinizde size 24 Ekim 2011’i hatırlatıyor 🙂

Albümde yer alan gruplar ve parçaları şu şekilde:

  • Garmadh: Downfall, Fountain Of Death
  • Baht: The Trauma, Sacred Enigma
  • Black Tooth: Goddamned It All, Iron Clad
  • Sabhankra: Buried In Dust, I Leave My All
  • None Shall Return: Pits Of Blood, Our Hate Flows Like Wind

Bu albümü konser günü standlarımızda görebilirsiniz. Ancak alamazsınız 🙂 Almak isteyenler, avantajlardan yararlanmak isteyenler, hep bir adım önde olmak isteyenler Eskirock Üye Kartı alabilirsiniz.

Toplama albüm için sponsor olan DMS Eskişehir Yetkili Bayii‘ye ve LEVELCİ‘ye teşekkürü borç biliriz.

Konser etkinliği: http://www.facebook.com/event.php?eid=287175334629464

Bu Aralar Hayat

Aşırı çalışmaktan

Bu aralar hayatımın kontrolünü şu stajım almış durumda sevgili okur. Bu senenin bana getirdiği üzüntü, yorgunluk ve kayıplardan sonra yaptığım staj da bunlardan kaçıp kafamı dinlemeye çalıştığım bir konuma geldi. Ancak tabi stajın da sonu geldi ve şimdi beni bir staj raporu telaşı sardı. Birkaç gündür bunlarla uğraşıyorum.

24 Ekim'de 222'de!

Bir diğer önemli mevzu da elbette Eskirock Metal Fest Vol. 3 etkinliği. Bu sefer önceki iki organizasyonda kendimizce sürekli yükselttiğimiz çıtamızı iyice yükseltip ükemiz metal piyasasında isim yapmış grupları davet ettik. Bu gruplar Sabhankra, Black Tooth, Garmadh, Baht, None Shall Return ve Blackmail. Bunlardan SABHANKRA’nın bana ne ifade ettiğinden bahsetme gereği görmüyorum bile. Savaş Abi‘nin askere gitmeden ve Sabhankra pause durumuna geçmeden önceki son konseri diyebiliriz. Seyircimiz süprizlere hazır olsun zira o gece sahnede ilk kadrodan bir isim de olabilir. Vee bir diğer dikkat çeken grup ise elbetteki Black Tooth! Yurtdışında ülkemizi başarı ile temsil eden ve yıllardır beklediğimiz albümünü nihayet çıkaracak olan Black Tooth, albümünden belki de hemen önce Eskirock sahnesinde olacak. Benim için önemli olan bir diğer grup da Baht sevgili okur. Baht’ın Resurgence Hour isimli EP’si hakkında şu yazıyı yazmıştım. İşte o Baht, geliyor 24 Ekim’de Eskişehir’e. Elbetteki Garmadh’ı da unutmuyorum. Serkan’ın inanılmaz özverisi ile hazırlıkları tamamlanan albümünden önce Garmadh’da yeni kadrosu ile Black Metal ve Blackened Death Metal sevenler için sahne alacak. Bu festivalde ağırlayacağımız son iki konuğumuz ise iyi bir çıkış yakalayan None Shall Return ile Cihan abimizin grubu Blackmail. Özellikle None Shall Return’u merakla bekliyorum sevgili okur. Yine aynı ekip olarak bu festivalde de iyi şeyler yapabilmek için uğraşacağız bakalım.

Malum tek dersten okulu uzatınca yüksek lisans hayallerim de versiyon değiştirip özel öğrencilik hayallerime dönüştü. Bakalım bunun için ayın 20’sinde belli olacak ne yapıp yapmayacağım. Şimdilik gün sayıyorum işte.

Canımı sıkan mevzu şu harç mevzusu. Bugün bir haber okudum YÖK Başkanı‘nın ağzından kaleme alınmış. Harç parası içinde ödediğimiz ders ücretlerini almayacaklarmış, alsalar bile geri vereceklermiş. O biraz moralimi düzeltti.

Staj yeri diyordum sevgili okur. Çok iyi yer lan. İnterneti iyi, arka bahçedeki elması, armudu, şeftalisi, domatesi ve karpuzu iyi, iyi yani. Geçen hafta bizim bölümden arkadaşlarım geldiler. Bunlar yeni adıyla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nde staj yapıyorlarmış ve iyi bir arıtma tesisi olan OSB Arıtma Tesisi‘ne gelmişler. Müdürlükte staj yaptığım dönemde tanıştığım mühendislerle Hikmet ve Fatih Beylerle de hasret giderdik sağolsunlar. Can yine şakalarıyla bana rakip oldu ama beni yenemedi.

Bu geçen süre zarfında elbetteki çok şeyler öğrendim. Stajı kastetmiyorum, insan ilişkilerinden bahsediyorum. Beni mutlu eden şeylerin ısrarla benden kopmaya çalışmasına şahit oldum. Sonra geçen gün Burak aradı uzun süre sonra. İnanılmaz mutlu oldum. Geçen gün şu şiiri yazdım mutlu edebilmek ve emek verebilmek için yetilerime.

Hiç duymadığım o deniz kokusu tütüyor burnumda,
Garip oysa bilmediklerimi yaşayabilmek,
Bilmediğim bir sen varsın sanıyordum,
Yaşayamadığım bir tek sen.
Kapalı bir odadayım,
Şaşıracak o kadar çok şey var ki…
Tek telden şarkılar çalıyorum,
Bir gözüm ışığı arıyor,
Kabullenmiş karanlığı bir diğeri,
Tam ortasındaymış meğer bu güneş,
Kalbimin tam ortasında.
Kör edecek kadar yakın,
Yol gösterecek kadar yanımda.

Köreliyor tabi bu kullanmaya kullanmaya. Böyle olmamalı. Şu iki dizeyi de bir gecenin geç saatinde yazdım.

kopup gidersin belki bir gün renklerin içine,
belki de aynı karede iki ayrı renk oluruz,
çok farklı ama hep yanyana

Şimdi bunların teması sana hep aynı gelebilir okur. Ama elbetteki benim neyi nasıl görerek yazdığımı bilmen imkansız.

Elma

Aslan Abi Facebook’ta arkadaşınız değilse ekleyin. Stajda çektiği inanılmaz elma, armut, şahin, atmaca fotoğraflarını paylaşıyor. Alper geldi bu arada Bursa’dan. Onunla takıldık 2 gece. Yarın da yine birlikteyiz bakalım. Hadi iyi geceler öpüyorum hepinizi.

Baht – Resurgence Hour

Moral bozuklukları ve umutsuzluklarla geçen bir haftaya soundtrack olabilecek bir EP keşfettim sevgili okur. İki yıl gecikmeyle üstelik!

Resurgence Hour

2008 yılında çıkardıkları “Bilinçten Derine” isimli EP ile adını ilk kez duyduğum Türk Death Metal grubu Baht‘ın, 2009 yılında çıkardığı “Resurgence Hour” isimli iki parçalık ve 15 dakikalık toplam süreli bu EP’sini yalan yok ilk çalışmalarına göre çok çok daha fazla sevdim.

Baht

Grup İstanbullu bir Melodik Death Metal grubu. Resurgence Hour isimli bu çalışmaları yukarıda da yazdığım gibi 2 parçadan oluşuyor. Parçaların altyapı, melodiler ve temaları itibariyle birbirlerine çok uyuştuğunu söyleyebilirim. Zira kayıtlarını da o şekilde yapmışlar, parçalar birbiri ardına es vermeden başlıyor. EP’nin adı, “Diriliş Saati” anlamına geliyor. İnsanda ister istemez, bir önceki çalışmanın ardından herifler “işte biz bunu yapabiliriz lan” demişler de böyle mükemmel bir çalışma kaydetmişler hissi uyandırıyor. Bir de benim özellikle dikkatimi çeken durum şarkı sözleri oldu. İngilizce kullanımı hakikaten çok iyi lan. Saygı duydum.

Bu EP’nin bende böyle ilgi uyandırmasının bir diğer sebebi de çok çok iyi bir kapağa sahip olmasıdır. Diriliş Saat’i isimli bir EP’nin kapağında zaten bir saat olmasını beklemek herhalde yanlış olmazdı. Kapak çalışması ve anladığım kadarıyla grubun aşağı yukarı tüm grafik işleri Bora Mesut PALAS tarafından yapılmış.

Parça sayısı 2 olunca tabi parçalar bazında da rahatlıkla inceleme yapabiliyorum. İlk parça “Dead Conceit“, tam bir death metal parçasına yakışır gazda başlıyor. Kullanılan gitar riffleri ve davulun ataklarından hemen önceki ritim kalıpları klasik melodik death metal kalıplarıyla uyuşuyor. Parça ilerledikçe ataklarla beraber çok çok kaliteli melodilerin kulağınıza gelmeye başladığını farkediyorsunuz. Ve grup burada benim çok çok sevdiğim “Ulan bunlar kesin Türk” hissini uyandırıyor melodilerinin altyapısı ile. Vokaller sabit değil. Burada sabitlikten kastım sürekli olarak brutal ve clean olarak değişmesi durumudur. Bir sonraki parçada da bahsedeceğim üzere parça öyle bir programlanmış ki sanki iç içe iki parça çalınıyormuş gibi. 3:10 civarında başlayan bir gitar yürüyüşünün giderek ana melodiye dönüşmesi ve bu esnada arkadan duyulan belli belirsiz Türkçe sözler insanın parçanın olası kusurlarına olan tüm odağını dağıtıyor. Mest oluyorsunuz. Bu parçayı ilk dinlediğimde neden kaynaklandığını bilmeden davullar hakkında acayip bir hisse kapılmıştım. Yani gerçekten parçayla çok örtüşmesinin yanında parçaya hakim olan o yerel havanın dışında gelmişti. Bunun sebebini halen bulamadım. Ancak belki bir sebepten dolayı olabilir diye düşünüyorum. Bunu da yazının sonunda yazacağım. Parça 8 dakikaya yakın süresi içerisinde gazdan “bir gıdım” ödün vermeden akıp gidiyor. Geçişler fevkalade. Bitişte ise bir sonraki parçaya oldukça uyumlu bir melodi giriyor. Kendi adıma ben bu tip “parça sonlarında dinleyici parçayı kapattıktan sonra aklında kalabilecek türde” melodiler içeren çalışmalara hastayımdır. Bu arada son kısımda yer alan çıkış melodisi de bana felaket Sabhankra‘mı anımsattı.

İkinci parça kesinlikle birinci parçadan daha iyi! Birinci parça çok iyi ise ikinci parça çok çok iyi yani sevgili okur. Başlangıç melodisi benim taa Constantinopolis albümlerinde keşfettiğim o hüzünlü Türk işi melodiler tadında. Bu noktada şu tezimi ortaya sürüyorum sevgili okur: İsveçli Melodik Death Metal grupları nasıl kendi kültürlerinden gaza gelip melodiler üretip başarılı oldularsa Türk Melodik Death Metal grupları da aynı şeyi başarabilir. Sabhankra buna çok iyi bir örnektir. Baht’ta bir diğer güzel örneğim oldu bu durumda 🙂 Neyse, 2. parça Sacred Enigma özellikle 4:15 civarında başlayan ve artık 5:02 de adeta parçayı sırtlayıp götüren o bass partisyonlarında çok başarılı olmuş. Death Metal müzisyenlerinin aslında en yetenekli metal müzisyenleri olduklarını okumuştum bir yerde. Dünyanın icrası en zor müzik türlerinden birisinin Teknik Death Metal olduğunu da biliyorum. Belki Baht grubunun türü teknik death metal değil ama inanın melodik death metal’in hakkını vermişler bu çalışma ile. Hani her grubun vardır ya tüm grup üyelerinin yeteneklerini eksiksiz sergiledikleri bir parçası, (en yakın örneği ile Hope To Find’ın Witness Of Happiness geliyor aklıma) işte bu parça da öyle bir parça.

Davullar konusunda ufak bir araştırma yapınca davulların Joona Rasanen isimli bir davulcu tarafından yapıldığını gördüm. Acaba beni etkileyen o unsur davulcunun yabancı olması mı lan diye düşünüyorum ama emin değilim. Çalışmayı Erkan Tatoğlu kaydetmiş. Ellerine sağlık.

Bu tip yorumlarda puan vermeyi pek sevmem sevgili okur. Ama verecek olursam bu çalışmaya herhalde 10 üzerinden 9 puanı gözüm kapalı verebilirdim.

Myspace adresi: http://www.myspace.com/bahttr

Resmi sitesi: http://www.baht-tr.com/