Tag Archives: batuhan

2020: Son Dolunay

Bazen böyle olur, önem atfettiğiniz günlerde birkaç rastlantı (ya da mucize) daha gerçekleşiverir. İşte yılın son günü ve son dolunayında, bu yılın son yazısıyla birlikteyiz. Rezil, sıkıcı, boğucu, korkutucu, heyecan verici, stresli, gerilimli, çok mutlu, çok hüzünlü, yıkıcı ve giderayak oh çektiren bir yıl sona eriyor. Görseldeki foto Betül Türksoy‘a ait.

Eğer bu sabah İstanbul’daki kuzenimin evlendiğini öğrenmeseydim, önceki gün İzmir’deki bir kuzenimin bebeği olduğunu, birkaç ay önce Sertan ve Ayşe‘nin bebeği olduğunu, Umur ve Merve‘nin bebeği olduğunu, Hafize ve Mustafa‘nın bebeği olduğunu, Pınar‘ın bebeği olduğunu, Batuhan ve Sevinç‘in bebeği olduğunu, Keyb ve Gizem‘in bebeği olacağını, Melike‘nin bebeği olacağını, Ongun‘un bebeği olacağını ve aklıma şu anda gelmeyen tüm o doğmuş/doğacak bebeklerin haberlerini almasaydım ve sevgili yavrumuz Mert‘i kucağımıza almasaydık (çok almışız şimdi de indiremiyoruz) bu yıla çok kötü bir yıl derdim. Ancak türümüzün son birkaç yüzyılda başa çıkmak zorunda kaldığı en büyük düşmanla savaştığı şu dönemde doğmaları bu yavrucukların en büyük talihsizliği olduğu. Umarım her birinin bahtı açık olur.

Dolunay geceleri yalnız olmak nedense en büyük keyfi veriyor. Arka balkonumda öyle bir bulut sarmış ki göğü, tek bir kare bile çekemiyorum. Bu yıl özellikle 300 mm odaklı objektifimle güzel ay fotoğrafları çektiğimi düşünüyorum. Ancak elbette iyinin iyisi vardır derler. Birkaç astro fotoğrafçıyı takip etmeye başlayınca zaten çekindiğim bu konuda iyice pısırık oldum. Hele ki Nikon P1000 isimli makineyi duyunca… Tepedeki Ay fotoğrafı da muhtemelen bu makine ile çekilmiş. Belki 2021 daha güzel geçer bu konuda.

Bu yıl boyunca, bu yazıyla birlikte tam 13 tane dolunay yazısı yazdım bloga. Evet bu sene takvimdeki güzel tesadüf sonucunda bir dolunay fazla yaşadık. Müthiş değil mi 🙂 Fazladan bir görüşme gibi düşünüyorum bunu. Kaçamak belki. Herkes başka yöne bakarken bir buse kondurmak gibi örneğin.

Yılın ilk dolunayında yazmışım şunu, ajandanın bir köşesinde kalmış:
“Uzakta olmak galiba bu tutkunun anahtarı,
Belki bir adım ötemde olsan,
Ayaklarım tutmazdı yanına varmaya.
Belki bir karış şuramda olsan;
Kollarım kalkmazdı sarmaya.
Böyle Ay’da bir seni görmektir,
Belki de iyi olan.”

Geçen gün bir köşeye sıkışmış halde buldum bu notu. İsim yok, imza yok, tek bir baş harf bile vermemiş. Sonra hatırladım, sitem etmiştim. Tüm düşünceler şuna dönüşmüş:
“Kelimelerin kifayetsiz kalışından mıdır yoksa susmanın erdemine olan inancımdan mı bilemiyorum ama konuşamıyorum bir türlü. Belki de yazarın dediği gibi gerçeği anlatmanın tek yolu susmaktır. Susuyorum öyleyse. Dinle! … 15/12/2020”

Bu yıl yazdığım mektupların biri hariç tamamı ulaştı. Ulaşmayanın da ulaşması için girişimlerde bulundum ama nafile. 24 saat içerisinde açılıp okunmazsa bu yıl “tamamlanmamış” olacak. Ya da itiraf edeyim, bu yıl bitmeyen birkaç şey daha var. Bunların hepsini yeni yılın ilk yazısı olacak geleneksel “2020 Yılımın Özeti” yazısında bulacaksın. Lütfen, bir elin üzerimde olsun.

Bu yıl vakit kalmayan ve bir sonraki yıla sarkan birkaç yazı var taslak halinde. Bunların ilki Jules Verne koleksiyonuma yaptığım katkılar hakkında. Özellikle yılın son birkaç ayında çok ciddi gelişmeler oldu. Bir diğer yazı da elbette 2020’de yayımlanan ancak blogda bahsetmediğim bazı albümler hakkında. Bunlar arasında Bipolar Architecture, Pentagram, Deftones gibi gruplar var. Ayrıca bir ay önce elime geçen çok kıymet verdiğim bir kaset hakkında yine bir kritik yazacağım.

Blogda 2020 yılı bitiyor. Önümüzdeki yıl yolcuğumuzun tam 12. yılını kutluyor olacağız. My Resort giderek ülkenin en uzun soluklu bloglarından birisi haline dönüşüyor. Evet itiraf etmek gerekirse öyle pek ses getirdiğimiz yok. Yaklaşık 1500-2000 kişilik düzenli bir etkileşim ağımız var ama yeter de artar bile. Önümüzdeki yıl da bildiğimizi okumaya devam edeceğiz. Şimdiden tüm okuyuculara, dostlara, kardeşlere mutlu yıllar dilerim. Unutmadım.

Kamuran Akkor – Boşver Üzülme Plağım

Belki inanmazsınız ama koleksiyonumdaki ilk plaklardan birisidir Kamuran Akkor‘un Boşver Üzülme uzunçaları. Yıllar önce İlker‘in bana yaptığı müthiş bir kıyaktır, unutulmaz bir hediyedir. O zamanlar üniversite sınavı için dershanedeydik İlker’le ve Batuhan‘la. Yıllardır devam eden dostluğumuzun temeli böyle atılmıştı. Bir sabah İlker bana babasının plaklarından bir tanesini aşırarak getirdiğini söyledi. Böyle gatefold bir Boney M. kabının içerisinde bir tane pikap matı ve Kamuran Akkor plağı. Boney M. kabından farklı bir plak çıkınca şaşırmış epey de gülmüştük.

Ben yıllar içinde bu arabesk ama pop altyapılı (tıpkı Gülden Karaböcek’e benzetirdim) plağı defalarca dinledim. Özellikle de matematik sınavlarına çalışırken 🙂 Kabı/kapağı olmayan bu plağım için yapabileceğim en işi şeyi yapıp onu bir zarfa ve pvc kılıfa koyup arşivledim.

Geçenlerde aklıma geldi, yahu ben bu plağa neden kendim kapak yapmıyordum ki? Hemen ismini aratınca, Gittigidiyor‘da bu plağın sadece kabını 50 TL’ye satan bir satıcı buldum. Şansıma bir de plağın yakın zamanda yeniden basıldığını gördüm. Yeni baskınının kapağını ise mükemmel bir çözünürlükte şipşak buluverdim. Eh gerisi biraz Photoshop ve 300 gr kuşe kağıda baskı…

Harika oldu. Yıllardır rafta öksüz bekleyen plak, Kamuran Akkor’un müthiş dekolteli kapağıyla adeta bir adım öne çıktı. Böylece zaten güzel bir öyküsü olan plağa bir öykü daha yazmış oldum. Yıllar sonra bir kere daha teşekkürler İlker.

Ocak Ayı Mucizesi: Süper Kanlı Mavi Ay

2018 yılı, dolunay mucizeleri bakımından çok muazzam bir yıl sevgili okur. Bak anlatayım, bu yıl içerisinde Ocak ve Mart aylarında, aynı ay içerisinde iki defa dolunay yaşandı ve yaşanacak. Yeni yıla dolunayla başlamıştık hatırlarsan. İşte Ocak ayının son gününde de gökyüzünde, karanlığın içerisinde bir tek sen parlıyor idin. Ahh, hem de ne parlamak! Şubat ayım sensiz geçecek ama Mart ayında da yine hem ayın başında hem de son günün de buluşacağız.

Ay gözlemcileri ve astronomlar bu durumu ifade etmek için, 31 Ocak 2018’de gözlemlenen dolunaya “Süper Kanlı Mavi Ay” ya da kısaca “Gözlerindeki Son Ateşi Unututamıyorum O Karanlık Gecede” diyorlar. Ben onların yalancısıyım.

dlmv004

Moorning side moon

dlmv003

Saat 08.00.

Okumaya devam et

2017 Yılımın Özeti

owl-illustration.jpgDaha başlarken katliama sahne olan, yıl boyunca göz yaşının, ölümlerin, vedaların eksik olmadığı, bir önceki yıldan hiç de arta kalmayan, toplumun artık geri dönülemez şekilde ayarlarının bozulduğu, müzikten başka hiçbir şeyin tat vermediği bir yılı, 2017’yi de geride bıraktık sevgili okur. Bu yıl çok fazla sağlık sorunu ve hastane problemleriyle uğraştım. Yıldım. Ama nihayet bitti ve blogun geleneksel yıl özeti yazısına hoş geldin. Uzun bir yazı olacak ama keyifli bir yazı olması için de elimden geleni yapacağımdan şüphen olmasın.

31 Aralık tarihleri yılın son günü olmasının yanında benim için meslek hayatımın başlangıcının yıl dönümüdür. Bu yıl mesleğimde beşinci yılımı doldurdum. Şüphesiz yılın en önemli olaylarından birisi, uzun süredir beklediğim bir şey gerçekleşti ve Eskişehir’e tayin oldum. Kadere bak ki sevgili okur, Eskişehir’de de tıpkı Bilecik gibi, yılın son iş gününde, 29 Aralık tarihinde iş başı yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle böyle oldu. Zaten bu sağlık sorunları da yılın son iki ayında bize bir türlü huzur vermedi. O açıdan 2017 bir an önce bitmesini istediğimiz bir yıla dönüştü.

Bu yıl, blogta reytingler önceki yıla göre ciddi bir artış gösterdi. Özellikle yeni okurlara teşekkür ederim. Eski okurun ise gönlümde tahtı altındandır! Ancak yazıların en çok geciktiği yıl galiba bu yıldı. Olaylar olup bittikten sonra yazma fırsatı bulabildim çoğunlukla. Bunun bir sebebi malum, yıl boyunca Bilecik’e yaptığım git gel durumu idi. Diğer sebebi de bu yıl kayıt olduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü ile halen devam eden Doktora derslerimdi. Olsun lan, okumak güzel şey.

Evet, haydi bakalım bu yıl blogta neler oldu neler bitti. Aylara göre önemli olaylar nelerdi? Okumaya devam et

Salda Gölü – Doğum Günü – Antalya

Uzun zaman oldu yine yazmayalı sevgili okur. Ama inan vakit bulamadım. Biraz uzun bir gezi yazısı olacak bu okuyacağın. Yazı içerisinde çok ciddi ve çok önemli tespitlere, tavsiyelere yer vereceğim. Okumanda fayda var yani. Ben yazarken çok eğleneceğim umarım okurken de sen eğlenirsin.

O hafta sonu için Alper’in birkaç gün önce yaptığı teklifin cazipliğine dayanamadım ve yıllık izin almayı düşündüğüm hafta için yaptığım planı değiştirdim. Daha doğrusu  bu planda küçük bir değişiklik yaptım diyelim. Biz, Antalya’ya gitmeyi planlıyorduk. Ancak Alper’in teklifi bizi yola iki gün daha önce çıkardı. Burdur’a, Salda Gölü’ne gidiyorduk ve sabah saat 05:00’te yola çıkmıştık bile! Bu kadar çabuk karar alıp yola revan olmanın verdiği keyifle güneye, “el değmemiş” topraklara gidiyorduk!

İki araçta toplam altı kişiydik. Birkaç gün önce elimizdeki malzemeyi kontrol edip Dechatlon’dan yeni malzemeler almıştık. Ben bu mağazaya ilk defa, iki buçuk yıl önce İzmir’de gitmiştim. Ancak geçen sürede, özellikle de internet mağazasıyla, ülkede outdoor sporları yapan herkes için vazgeçilmez bir platform olmuş Dechatlon. Çadırlarımızı, matlarımızı ve birkaç ufak tefek eksiğimizi tamamladık. Yanımıza üç tane taşınabilir güç kaynağı, bir tane 12 volt akü, iki tane şarjlı LED ışıldak, küçük tüp, mangal, dört tane katlanabilir sandalye, üç tane çadır, bir tane şişme yatak ve şu an aklıma gelmeyen iki bagaj dolusu malzemeyi aldık. Okumaya devam et

Yarın Staj Sunumum Var

Mükemmel yoğun bir haftaya başlamanın verdiği ızdırap ve sıkışıklıkla yazıyor kardeşiniz bu satırları. Bir yandan Arrow Classic Rock Radio dinleyip bir yandan da yarın ki Temel İşlemler ödevini yetiştiriyorum. İlk iki soruyu anladım ve çözdüm bile 🙂

Bu hafta yapacağım çok şey var. Yarına ödev yetişecek, çarşambaya Temel İşlemler dersi kısa sınavı var, perşembeye deney raporu hazırlayacağım, cumaya da Mat-Lab ödevini yetiştirmeye çalışacağım. Tüm bunlara ilaveten yarın öğlen de staj sunumumu yapacağım.

Belki içinizde yapanlarınız vardır. Bilmeyenler, daha önce yapmayanlar için ki bende bu sınıfa giriyorum, bizim bölümde sunumlar konferans salonunda hocaların ve tüm bölümün önünde yapılıyor. Geriliyor insan haliyle. Bir de bizim grubu ne hikmetse 6 kişi ayarlamışlar. Herhalde anlatacak pek birşeyimiz yok diye düşündüler. Bir de ortak sunum istenmesi tuz biber oldu. Bakalım yarın nasıl sıkıştırıp tepiştirip anlatacağım lan. Koskoca bir buçuk ay staja git gel ve sadece stajının neredeyse dörtte birlik kısmını anlat! Olsun lan n’apalım. Proofhead elinden geleni yapar değil mi 🙂

O değil de sunum sonrası sorulardan çok korkuyorum. Zira benim sunacağım kısım Hava, Su ve Toprak birimleriyle gittiğim denetimler olacak. En sevmediğim yönü ise bu denetimlerle ilgili elimde görsel yok neredeyse. Laf aramızda en az eğlenerek ve öğrenerek katıldığım denetimler bunlar. İnşallah ters köşe olmam.

Sözüm Seval, Savaşalp ve Şişman Volkan’a! Bu yaz staj yapın bak 🙂 Sunumuna söz birlikte hazırlanırız. Güzel oluyor, insan ısınıyor işine.

Güzel şeyler de oldu hafta sonu. Japon, Alper, Jacobs ve Murat & Batuhan eşliğinde bir stüdyo yaptık. Eski günleri andık. İçimiz yandı lan. Nasıl özlemişim valla. Yok yok böyle olmuyor. İkinci dönem kesin bir olaya girmem lazım. Sercan, Koray, Orbay ve Merve de bizi izledi. Çok kalabalıkmış lan şimdi farkettim.

Neyse yav sevgili okur. Daha çook işim var. Şu son soruyu da bir kurcalıyım da deney raporuna da başlayayım azcık azcık. Ya da büyük bir enayilik yapıp Avatar izleyebilirim bu kadar işin arasında. Ve biliyor musun ben bir enayiyim. Evet.

Sevgilerle.