Tag Archives: Black Metal

Gehinnom

Bilgi öyle kutsal, öyle değerli ki sevgili okur, bunu ne yapsam hangi kelimeleri seçsem anlatamam. Şu hayatta bir ona doyamadım, bir de bilgiye desem yalan olmaz. Yeni şeyler öğrenmenin hazzı, inan hiçbir şeyde yok. Belki bilardoda… Ama yok yahu, yeni şeyler öğrenmek daha keyifli. Bu keyfin bir “tık” daha güzeli ise, bildiğinin farkında olmadığın şeyleri yeniden keşfetme anı! Bu yazıda, bir black metal şarkısıyla başlayıp İsrail’e, oradan da İhsan Oktar Anar’a uzanıp nihayet son bulan bir yolculuktan bahsedeceğim.

hinnom01Bu yıl çıkan albümler içerisinde bir tanesi, bir black metal albümü var ki yayımlanır yayımlanmaz kendi türündeki başyapıtlardan birisi olarak değer gördü. Mgła grubunun Age Of Excuse isimli yeni albümü, tıpkı bir önceki albümü Exercises In Futility gibi baştan sona dinlemekten hiç sıkılmadığım bir albüm oldu. Uzun süredir beni bu kadar heyecanlandıran bir başka yabancı grup ve black metal albümü olmamıştı. Galiba bu yeni nesil black metal gruplarını seviyorum. Mgła’yı ilk olarak Exercises In Futility V isimli parçalarıyla tanımıştım. Bu arada evet, grup şarkılarına ayrı ayrı isim koymayıp numaralandırarak isim veriyor. Yazımıza konu olan Age Of Excuse albümü yayımlandığında ise, tüm albümde bir inci gibi parlayan “Age of Excuse II” isimli girişinden son saniyesine kadar insanı mest eden şarkı kulaklarıma hücum etti. İstisnasız her sabah işe giderken ve işten dönüşte eve girerken dinlemeye başladım bu şarkıyı.

Mgla, sadece müzikleriyle değil, sözleriyle de gerçekten takdiri hak ediyor. İnsanın ve insanlığın çürümüşlüğünü olabilecek en vurucu sözcüklerle, bazen bütün bir paragraf, bazen de tek bir kelimeyle anlatıyorlar. O açıdan lirikleri de çok değerli. Yazımıza konu olan Age Of Excuse II isimli parçanın sözleri de bu yüzden daha ilk okuduğum anlarda beni yakaladı. Sözler alışıldık kalıpların ve kavramların dışında, İngilizce’de çok sık kullanılmayan sözcükler harmanlanarak kaleme alınmıştı.

“Between the grinder and the abattoir,
Such are the landscapes of grief,
Grayness and glitz,
Glitter and gehinnom…”

Burada bir sözcük dikkatimizi çekiyor: Gehinnom. Okunuşu “cehinom”. Biraz kafa yorduğumuzda aslında bu sözcüğün Türkçe’de de yer aldığı şekliyle, düpedüz “Cehennem” demek olduğunu anlıyoruz. Peki ama nasıl?

hinnom03

Günümüzde vadinin görünüşü

Araştırmaya başlıyoruz ve bu “Gehinnom” denen sözcüğün aslında bugün İsrail topraklarında yer alan “Hinnom Vadisi” olarak da bilinen yerin adı olduğunu görüyoruz. Durun şimdi, işler karışmaya başlıyor. Cehennem şeklinde Türkçeleştirdiğimiz bu sözcük aslında Aramicede “gehinnam”, İbranicede ise “Gei hinnom” yani “Hinnom Vadisi” olarak yer alıyor. Nişanyan Sözlük’e göre kelimenin çıkış noktası bu diller. Kudüs’te bulunan Hinnom Vadisi’de milattan önceki dönemlerde “Moloh” adı verilen bir tanrıya adanmış bir tapınak vardı. İnsanlar, tanrı Moloh’a (ya da bazen Molok) kurban olarak küçük çocuklarını sunuyorlardı. Burada, yılın her günü yanan devasa bir ateş vardı. İnsanlar tanrı Moloh’a en değerli varlıkları olan çocuklarını kurban etmek için onları ateşe atıyorlardı. Bu esnada da çocukların çığlıkları duyulmasın diye yüksek sesle davullar çalınıyor, ailelerin tereddüt etmeleri önlenmeye çalışıyordu. Nihayet M.Ö. 7. Yüzyılda Kral Yosiah bu saçma ritüeli yasaklıyor ve bu tapınağı lanetliyor. O günden sonra Hinnom Vadisi, ağır suçlar işleyerek idam edilenlerin, hayatını kaybeden günahkar insanların ve değersiz cesetlerin yok edilmesi için kullanılıyor. Şehrin çöplerinin yanı sıra, ateşe atılan suçluların cesetleri yüzünden vadi, pis bir koku, zehirli dumanlar ve bitmek bilmeyen ateşlerle doluyor. Bir süre sonra da toplumda günahkarların sonunda cesetlerinin gideceği yerin de Hinnom Vadisi ya da kendi dillerindeki karşılığıyla “Gei Hinnom” olacağı yönünde bir kanı oluşmaya başlıyor. Bir yerlerden tanıdık gelmeye başladı değil mi?

İşte bu Tanrı “Moloh” bir süre sonra kendine yeni bir isimle, “Melek”, semavi dinler içerisinde yer buluyor ve gayet tabi “Gehinnom” da. En azından bir kavram olarak, günahkarların gideceği yer karşılığına geliyor.

hinnom02

Bir black metal şarkısında geçen tek bir sözcüğün ardında böylesine mistik bir öykü bulunca elbette deşmeye devam ediyorum ve karşımıza kim çıkıyor? İhsan Oktay Anar! Yazının en başında söylediğim bir şey vardı: Bildiğinin farkında olmadığın şeyleri yeniden keşfetme anı. İşte o anı yaşadım. İhsan Oktay Anar’ın uzun süre önce okuduğum ve halen zaman zaman rastgele ortasından açıp okumaya devam ettiğim kitaplarından Efrasiyab’ın Hikayeleri ve Galiz Kahraman’da Hinnom Vadisi’ne yer veriliyor. İhsan Oktay, Hinnom Vadisi üzerinden yine bir cehennem tasviri yapıyor. Ben kitapları okurken bu detayı atlamışım yalan yok. Çünkü Hinnom’un öyle bir yer olduğunu bilmiyordum.

“… Fakat seninle yapacağım akitte bir şartım var. Sen, bu anların herhangi biri için eğer, ‘Dur! Geçme! Ne kadar güzelsin!’ dersen, benim aynada gördüğüm cazibeye kapılmışsın demektir. İşte, bu sözü söylediğinde, senin üzerindeki efendiliğimi ve hakimiyetimi derhal kabul edecek ve benimle birlikte, Acıpayam’ın çöplüğü olan Hinnom’da yaşayacaksın. Kabul mü?”

Efrasiyab’ın Hikayeleri isimli romanda böyle bir pasaj var. Çilem Tercüman’ın yayımladığı çalışmadan nakletmek gerekirse, bu öyküde Azazil isimli karakter, bizzat şeytanın kendisidir. İhsan Oktay, esprili üslubu gereği, şeytanın yaşadığı yer olan “cehennem”i, doğrudan vermek yerine ona eğlenceli bir yorum katarak Denizlili bir forma sokmuş. İhsan Hoca, Azazil’e doğrudan şeytan demek yerine kendince bir ipucu vererek okuyucuya sezdirmeyi tercih etmiştir. Bu onun üslubunun değişmez ögesidir.

“Belki de iyi ve kötü edebiyat arasındaki fark, Olimpos’un zirvesindeki on iki neşeli ilah ve ilahenin kusursuz güzellikteki heykelleri ile, Kudüs’ün Hinnom Vadisi’nin derinindeki zavallı ve me’yûs cesetler arasındaki farktı.”

Yukarıdaki bölüm ise Galiz Kahraman’dan. Burada “Hinnom Vadisi”, doğrudan gerçek anlamıyla kullanılmış. Buradaki dikkatimi çeken şey, Olimpos gibi hayali bir mekan ile Hinnom Vadisi gibi gerçek bir mekanı karşılaştırmış olması.

Evet, belki sıkıcı, belki keyifli bir yazı oldu. Ancak dediğim gibi, bir black metal şarkısındaki tek bir kelimenin ardından gelen bu tespitler umarım birilerinin işine yarar. Bu arada Efrasiyab’ın Hikayeleri’ni okumadıysanız muhakkak okuyun. Yazı burada bitiyor. Bilginin kıymetini bilenlerden olmanız dileğiyle.

Demonaz – March Of The Norse

Yorum yazılacak mükemmel bir albüm daha!

demonazsolo2Black metalin belki de en bilinen grubu Immortal‘ın meşhur iki elemanından birisi olan Demonaz‘ın (diğeri malum Abbath) March Of The Norse isimli albümünü dinliyorum yaklaşık bir haftadır. Demonaz kolundaki sakatlıktan dolayı (muhtemelen tendonlarının yırtılması sonucunda) artık gitar çalamıyor. Bu yüzden Immortal’da Abbath gitara geçmiştir. Bir süre önce şu yazımda Demonaz’dan kısacık da olsa bahsetmiştim.

Adam sakatsa nasıl albüm yapmış diye sordum kendime. Sonra araştırınca gördüm ki albümün tamamını kendisi yazmış. Ancak kayıtlarda gitarı ve bas gitarı başka birisi çalmış. Demonaz vokal yapmış. Bu albümde duyduğumuz vokal scream vokal değil. İlk dönem Immortal albümlerinde duyduğumuz vokale biraz benzetiyorum ama tıpatıp aynısı değil. Belki sadece bana öyle gelmiştir ama bu albüm bir black metal albümü de değil. Yani bu tarza ne denebilir bilmiyorum ama ben black metal diyemiyorum.

Albümü dinlerken Demonaz’ın Immortal geçmişinden ötürü hep kıyaslama yaparak dinledim istemeden. Benzerliklerin ve farklılıkların olduğu çok açık. Örneğin albüm teması Immortal ile aynı. Yine kar, kış, dağ, tepe, alüvyon. Tamamen kuzey temaları. Parça akışları yer yer Immortal dinliyormuş hissiyatı veriyor. Bir şeyi peşinen söylemekte fayda var o da şudur ki bu albümde tekrarlar çok fazla. Yani üstün körü dinlediğinizde çoğu parça aynı gibi geliyor insana. Özellikle parça geçişlerinde bu hissiyatı fazlasıyla yaşıyorsunuz.

02 28Ancak hayatımda ilk defa bir tekrar albümünü bu kadar sevdim sevgili okur. Albümü açınca sıkılmadan baştan sona dinleyebiliyorsunuz. Vokal çok da kirli olmadığından sözleri de anlayabiliyorsunuz. Az önce yazmıştım üstün körü dinleyince parçaların riffleri aynı gelebilir diye. İşte kendinizi verince aslında her parçanın hissiyatının ayrı olduğunu görüyorsunuz. Bence bu albümün bir artısı hissiyat barındırıyor olması. Albümün tamamına, karamsar diyebileceğim bir ton hakim. Gitar melodileri çok sağlam. Davullar monoton gidiyor biraz. Albüm kadrosu şu şekilde:
Demonaz – Vokaller,
Ice Dale – Gitarlar & Bass
Armagedda – Davullar.

Bir söylenti bass’ları Abbath’ın çaldığı yönünde. Ancak bu bilgi sadece albüm çıkmadan önce yayınlanan haberlerde geçiyor.

Albümde aslında tüm parçaları sevmeme rağmen en çok öne çıkanları; Where Gods Once Rode, A Son Of The Sword, Over The Mountains. Albümü dinleyip bu kadar sağlam bulunca Demonaz sevgim kabardı gerçekten. İnternetten araştırıyorum bakalım bulabilirsem alacağım bu albümü. Tam arşivlik zira.

No. Parça Süre
1 “Northern Hymn” 00:50
2 “All Blackened Sky” 04:27
3 “March Of The Norse” 03:41
4 “A Son Of The Sword” 04:35
5 “Where Gods Once Rode” 05:11
6 “Under The Great Fires” 06:34
7 “Over The Mountains” 05:07
8 “Ode To Battle” 00:39
9 “Legends Of Fire And Ice” 04:24
10 “Dying Sun” (Digipack bonus) 04:03

Demonaz’ın da en az Abbath kadar başarılı olduğunu bir kez daha görmüş oldu tüm metal severler kanımca. Bu keşfi kaç kişi yapmıştır bilmiyorum ama albümün kapağındaki dede acayip şekilde Yüzüklerin Efendisi‘ndeki Ölülerin krallarına benziyor. Albüm kapağı ile karşılaştırmalı olarak bakabilirsiniz.

demonaz

Garmadh – Katastrophe Remastered Edition

Katastrophe Remastered Edition (2011)

Eskişehirli Black Metal grubu Garmadh‘ın 2008 yılında çıkardığı Katastrophe isimli çalışma, bu yıl yeniden masteringi yapılıp yayınlandı.

Bu EP, diğer remastered edition çalışmalarındam farklı olarak hem vokallerin tamamen değişik yeni vokalist Karahan tarafından yapılması hem de ilk çalışmadan farklı olarak yepyeni iki besteyi içermesi bakımından kayda değer ve arşivlik bir çalışma olmuş.

Şu an yazarken dinliyorum bir yandan da EP’yi. Garmadh’ın bundan önce bir self-record, iki EP çalışması olmuştu. Şu an kadrosunda yer alan elemanların hiç biri kurucu kadroda yoktu. Yani grubun kurucuları artık çeşitli sebeplerden ya müzik yapmıyor ya da gruptan ayrılmışlar. Şu an grubun parçalarını yazan kişi, bence gruba en büyük katkıyı sağlayan kişidir aynı zamanda, Serkan özellikle gitar tekniği ve müzisyenliği ile bilinen bir arkadaşımızdır. Salt black metalle sınırlı kalmayan müzisyenliği sayesinde grubun parçaları teneke gürültüsü olmaktan çıkıyor, yapılan müzik kalitesini hissettiyor.

Grupta vokalde Karahan, gitarda Psychomilita, bassta Jinn yer alıyor. Son konserlerinde session eleman olarak davulları Türkiye’nin en iyi iki metal davulcusundan biri olan Black Omen ve Carnophage‘dan tanıdığımız Onur çaldı.

Katastrope EP’si, ilk versiyonundan farklı bir intro ile başlıyor. Bu intro bence söz yazılıp albüme parça olabilecek kadar iyi bir çalışma olmuş. Dinlerken ne den bilmiyorum bana Shining‘i anımsattı. Gitar tonundan mıdır yoksa içerdiği karamsar havadan mıdır bilemedim. Belki de Shining diskografisinin çok küçük bir kısmını bildiğim için yanlıyor da olabilirim.

Bu parçanın ardından çalışmaya adını veren Katastrophe başlıyor. Uçak sesleri, makineli tüfek sesleri, siren sesleri, bomba patlamaları geliyor öncelikle kulağınıza. Sonra geri sayım başlıyor ve parça başlıyor. Bir black metal parçasından beklenen sertlikte vokaller duyuyoruz parça boyunca. Gövde melodisi çok sağlam oturmuş bence. Aralardaki aksak kısımlar işin kaliteli yapıldığını gösteriyor. Dikkatli dinlediğimizde vokalin okuduğu cümleleri de anlayabiliyoruz. İşte bu da benim özellikle sevdiğim bir sevdiğim özelliktir. Bu şekilde vokallere sahip black metal parçalarını nedendir daha çok severim. Parçanın sonuna doğru genelde Immortal’dan beklediğimiz o absürd gitar rifflerinden birisi başlıyor ve parçanın sonuna kadar aynı çizgide gidiyoruz. Katastrope güzel parça ancak kesinlikle bu çalışmanın en iyi parçası değil.

Katastrope’dan sonra Outro geliyor. Evet, 5 parçalık bir albümde 3. parçanın Outro olması biraz garip ama son iki parça albüme bonus travk olarak eklendiğinden mantıklı olanı da bu. Bu çok kısa ve kilise orgu ve koro ile yazılmış bir parça. Outro olarak pek başarılı bulduğumu söyleyemem.

Ve nihayet en sevdiğim parça: Fountain Of Death. Parça Evil Dead‘ın meşhur “one by one we will take you” skiti ile başlıyor. Ardından Karahan’ın tanıdık çığlığını duyuyoruz. Bu parçada çift gitar kullanıldığından Serkan’ın özellikle gitarları ile çok başarılı bir iş çıkardığını söyleyebiliyorum rahatlıkla. Black Metal’i taramadan ibaret gören ya da öyle olduğunu iddia edenlere dinletilebilecek belki de en iyi örneklerden birisi olmaya aday bu parça. Tanıyanlar black ve death metalin özellikle melodik türevlerini sevdiğimi bilir. Bu parçada özellikle çift gitarın katmış olduğu melodiklik sayesinde albümün en sevdiğim parçası oldu. Parça tıpkı başladığı gibi bir skit ile bitiyor.

Turkish War Machine diye bilinir Garmadh. Katastrophe’un başlangıcından yer alan ses efektlerini duyanlar da bu yüzden şaşırmazlar. EP’nin son parçası Downfall‘da benzer efektlerle başlıyor. Davul olarak en beğendiğim parça bu açık ara farkla. Çok daha yırtıcı vokalleri var Karahan’ın. Parçanın Serkan vokalli versiyonunu da biliyorum. Karahan’ın parçaya kattığı hissiyatı çok daha iyi görebiliyorum bu sayede. Bu da çok aksak kısımlar içeren bir parça olduğundan ziyadesiyle tatmin edici benim için. Özelikle 2.40 civarında başlayan bir “You never forget!” kısmı var ki konserde bu kısımda ortalık karışır. Parçanın tek kötü yanı bitişte yer alan skit bence. Nazilerin seslerini duyarak bitiriyoruz parçayı.

Garmadh (2008)

Garmadh bence albüm öncesi çıkarabileceği en iyi çalışmayı çıkardı sevgili okur. Bunun EP’si böyleyse albümü nasıl olur diye bekliyorum şimdi ben. Puan vermek saçma olacak. Bu yüzden bu EP’ye puan vermeyeyim. Ancak dağıtımı serbest olduğundan sen hemen alttaki linke tıklayıp indirebilirsin, dinleyebilirsin.

Grup hakkında detaylı bilgi: http://www.reverbnation.com/garmadh

KATASTROPHE REMASTERED EDITION DOWNLOAD

Immortal All Shall Fall Videosundaki En Komik 10 An

Immortal‘ı cidden çok severim sevgili okur. Pek çok black metal grubundan farklı olarak şarkı sözlerindeki ve videolarındaki temaları şeytan, din, büyü vs’den çok dağ, bayır, ova, orman, kar, kış, delta, alüvyon gibi olaylardan seçmeleri sebebiyle de beğenerek takip ederim. Son albümleriyle de çıtayı epey yükselttiklerini ciddi anlamda savunurum. Üç kişiyle yaptıkları müziğin teneke gürültüsünden ibaret olmadığı gerçeğini yıllardır herkese de anlatır dururum. Immortal’ı diğer çoğu black metal grubundan ayıran sadece temaları değil, artık onlarla efsaneleşmiş makyajları ve çektikleri kliplerdir. Kameraya attıkları bakışlar, dağın tepenin üzerinde koşarak gitar çalmaları ilk bakışta komik gelebiliyor ancak, olayı kurtaran şeyin “ruh” olduğunu farkettikçe bunlar gözünüze sadece küçük hoş anlar olarak çarpıyor.

Grubun 2009 yılında çıkardığı All Shall Fall isimli albümle aynı adı taşıyan parçasına çektiği bir klip var. Bu Immortal’ın uzun süre sonra çektiği ilk prodüksiyon klibiydi. Gruba duyduğum saygıyı arttıran bir çalışma olmuş. Zira aradan geçen o kadar zamanda bile grup çizgisini bozmamış. Hala aynı tatta!

Şu adresteki eleman sağolsun dikkatle incelemiş bu videoyu ve videoda geçen en komik 10 anı yazmış.  Çok beğendim, sizin için Türkçeleştirdim. Şimdi alta video klibi koyuyorum yazıyla eş zamanlı takip edebilir, sözü geçen anları görebilirsiniz 🙂

0:40 – Gitar vokal Abbath, kameranın çalışıp çalışmadığına dair birisinden bir sinyal bekliyormuş gibi görünüyor. (Kafayı yana sallama hareketi)
0:45 – Abbath’ın yengeç yürüyüşü
1:35 – Abbath Nuclear Blast firmasının onun ve grup arkadaşlarının buzulun tepesine uçması için yaptığı masrafa inanamıyormuşçasına gözlerini deviriyor (bu nasıl bir tespittir lan?)
2:15 – Abbath gitar solosuna başladığında sağında solunda oluşmaya başlayan duman ve buharlar biraz daha iyi yaratılabilirmiş. (Eleman bununla dalga geçmiş)
2:27 – Eleman başka birşey yazmış ama ben kısaca Abbath göbek atıyor diyorum, bu esnada surat ifadesi de süper
2:50 – Bassçı Apolyon‘un suratında sanki işler kötüye gidecekmiş gibi endişeli bir ifade var

Demonaz

2:59 – Bir büyücü ortaya çıkıyor, başka birşey söylemeye gerek yok! (Bu salağın büyücü dediği eleman da tendonlarında bir sıkıntı çıktığı için artık gitar çalamayacak olan grubun eski gitaristi Demonaz)
3:50 – Abbath sanki ağzının kenarında bir böcek uçuyormuşda yanlışlıkla yutmuş gibi yapıyor yüzünü
4:40 – Abbath’ın meşhur ani gülüşlü (5:20‘de yeniden)
5:23 – Abbath’ın süper gülüşü ve devamında elinde gitarla buzulun üzerinde koşturması.

Ne olursa olsun Immortal’ı seviyoruz ve Türkiye’ye gelmelerini umuyoruz. Hadi bakalım.

Süper Bir Albüm ve Demolar

Dün okul çıkışı Chaos Magazine‘le tanınan, Eskişehir’de de hatrı sayılır organizasyonlar (Chaos Fest) yapmış Murat Abi ile buluştum. Murat Abi dergiden dolayı pek çok grupla irtibat içerisinde ve bu grupların albümlerinin ve demolarının da dağıtımıyla uğraşıyor Eskişehir’de. Benim de önceki yazıları takip edenlerin hatırlayacağı üzere kendi halinde, güzel bir arşivim var. Murat Abi’deki demolar falan epey ağzımı sulandırmıştı. Bir de malum sadece yabancı değil, ağırlıklı olarak Türk Metal grupları dinlediğimden bir anlamda bu demoları almak farzdı. Neyse sözü fazla uzatmadan ne aldım ne verdim onu yazmak istiyorum. Bildiğim kadarıyla ufak ufak da yorum yazacağım: Okumaya devam et