Tag Archives: Burak Dijital

MMF Mezuniyet Balosu 2011

Bu yazıyı yazmayı hiç istemiyordum aslında sevgili okur. Çok güzel bir geceydi ve bunu sadece orada olanlarla paylaşmak, hafızamda bırakmak istiyordum. Ancak sizi de seviyorum. O sebepten dolayı sadece satırbaşlarından bahsedeceğim. Bir sonraki sene bu yazıyı eğer bir Yıl Kom üyesi okursa belki faydalanabilir diye yazacağım.

Bu sene (2011) Anadolu Üniversitesi MMF, geleneksel mezuniyet balosunu Anemon Hotel‘de yaptı. Zira buradan çok iyi fiyat aldık. 55 liraya sınırsız yerli içkili bir organizasyon yaptık. Sınırsız yerli içki olunca sonlara doğru insanlar salonu emekleyerek dolaşmaya başladılar. Allahtan kimse salona kusmadı.

Saat 7’de kapılar açıldı ve insanlar gelmeye başladılar. Hocalarımız, arkadaşlarımız birer ikişer gelmeye başladı. Anemon’da Eskişehir Salonu’nda yaptık bu baloyu. Anemon’la çalışırken çok dikkatli olun, çünkü sizin verdiğiniz kişi sayısı üzerinden servis çıkarıyorlarmış. Yani oradaki görevliy sorduğumda fazladan tek bir dolma bile olmadığını söyledi. İşte o sebepten dolayı müzisyen ekibini sayıya dahil etmediğimizden sıkıntı yaşadık. Biz de dışarıdan birşeyler yaptırıp ekibe bunun parasını ödedik. İçecekleri de mekandan sağladık. Bunda da problem çıkarır gibi olsalar da hallettik.

Yemek yenirken çello çalan bir arkadaşımız da yemek müziği çaldı. Yemek müziği dediysem bildiğin klasik müzik işte. Zaten o anda çelloyla ya da kemanla ne çalsan giderdi. Bu arkadaş da aralarda Nothing Else Matters ve One‘ın başlarındaki Intro’ları çalarak fazlasıyla mutlu etti bizi.

Balo için SET grubunu ayarladık. Başlangıçtaki iki şarkıda sesin çok fazla olduğundan falan şikayet edildi. Birkaç kişi de beğenmediğini, böyle bir balo için uygun olmadığını falan söyledi. Ancak grup 3. şarkıda “Ya Mustafa” diye başlayınca birde herkes piste döküldü, böylece hocaların hemen önünde pisste onlarca kişi olduğu için bir duvar oluştu ve hocalar da sesten fazla rahatsız olmadılar. Grup bu şarkıdan hemen sonra bir mastika patlatınca zaten olay koptu gitti. Buradan SET grubuna ve Özgür Abi‘ye çok teşekkür ediyorum. Bu arada SET’in kendi programlarından farklı olarak son şarkıda Murat Abi gitara geçti, o da solakmış, Özcan Abi’de bir şarkı söyledi.

SET’ten sonra bizim Vecihi‘nin ayarladığı klarnet dabruka ekibi çıktı sahneye. Bu saatlerde millet iyice astronot olduğu için herkes birbiriyle oynuyordu. Bu arada sonlara doğru şefleri gittiğinden herhalde garson elemanlar millete içecek falan vermemeye başladılar. Bahşiş istiyorlardı herhalde. Bunlara şefinizle görüşeyim diyince bertaraf oluyorlar. Aklınızda olsun.

Ben hariç tüm YılKom ekibi

Alper acayip sarhoş oldu. Öyle böyle olmadı. Bir noktadan sonra ben daha fazla olamaz dedim. Daha çok oldu. Emre ve Turgut ama çakı gibi dimdik durdular. Gece bizim masada Dilek, erkek arkadaşı, Turgut, Emre, Merve, Selma, Alper ve tabiki ben vardım. Aslında Selma’nın masası arkadaydı ama o bizimle oturmayı tercih etti. Böyle son bir defa (Seval olmadan) tüm ekip bir arada oturmuş olduk. 4 seneyi birlikte geçirip birlikte noktalamış olduk. Gece kimseye belli etmesem de en eski arkadaşlarımdan hiç biri yoktu. Sadece Ergin ve Aygün vardı. Bu ikisiyle bol bol sarıldık, güldük, eğlendik. Ancak gözlerim hep Volkan‘ı, Savaşalp‘i ve Mert‘i aradı. Aynı masada oturacaktık gelselerdi Savaşalp ve Volkan. Ama olmadı.

Gece partinin devamında 222‘ye ücretisiz servis ayarladık. Ancak Alper iyice uçuşa geçtiğinden biz partiye gidemeden taksiye binip evlere döndük. Ancak Turgut, son bir bira içmek için 222’ye gitti. Helal olsun bu çocuğa 🙂

Yıllıklar için Burak Dijital‘le anlaştığımız için Özgür Dijital, baloya fotoğraf makinesi sokturmadı. Sokanlarınkini de içeride avladı. Ancak yine de sağolsunlar sürekli fotoğraf çekip çektiklerini de 3 liradan sattılar. O sebepten mekanda hiç fotoğraf çekemedik. İki tane fotoğraf aldım.

Aralarda güzel şeyler oldu, aklıma gelenler gelmeyenler var bir sürü. Çok şaaşaalı giyinip bence hiç güzel olmayanlar olduğu gibi, gayet sade giyinip gecenin en güzel kızlarından olanlarda vardı. Bizim Erman papyon takmış, süper de olmuştu.

O gece pek çok yüzü orada son kez gördüm. İşte bu şekilde düşününce biraz hüzünlü oluyor be sevgili okur.

Bu arada gecey katılarak bizi yalnız bırakmayan tüm hocalarıma da teşekkür ediyorum. Özellikle pistte de bizi yanlız bırakmayan Serdar Hoca‘mıza, Özlem, Hicran ve Burcu Hocalarımıza acayip teşekkür ediyorum.

Anadolu Üniversitesi 2011 Mezuniyet Töreni – 1. Kısım –

Bu sene mezun oluyorum sevgili okur. Mezuniyet töreni ile igili yazı çok uzun olduğundan iki kısma ayırdım. Kısım kısım okursunuz diye.

Bizim okulun mezuniyet törenleri de çok meşhurdur laf aramızda. Geçen sene yeni rektör mezuniyet törenini bizim kampüsteki stadyumda yaptırmak istemiş. Hatta mezuniyet töreni yapılmış da. Ancak tam anlamıyla bir rezalet olmuş. İnsanlar ezilmişler, kimse mutlu olamamış. Biz şanslıyız galiba bu sene yine stadyumda yapmaya karar verilmiş.

4 Haziran günü törenin provası için Eskişehirspor‘un da standyumu olan Atatürk Stadyumu‘na gittik. Üç aşağı beş yukarı bir sonraki gün ne yapacağımızı anlattılar.

5 Haziran sabahı erkenden kalktım. Saat 11 gibi annemleri alıp fakültemizin arka bahçesinde düzenlenecek olan mezunlar buluşmasına gittik. Mezun olacak öğrenciler, aileleri ve hocalar hep gelmişti. Burada nihayet ailem Alper‘in ailesi ile tanıştı. Ayrıca Emre‘nin de annesi ve halasıyla tanışmış oldum. Burada yine konuşmalar yapıldı, herkes birbirine sarıldı, pastalar yenildi. Sonra yıllık için anlaştığımız Burak Dijital mezuniyet için milletin sağa sola yukarı aşağı ya da çapraz bakarak çektirdiği pozları çerçeveletmiş halde getirdi. Bunlardan almak isteyenler aldılar. Bölüm birincilerine, ikincilerine ve üçüncülerine ödülleri verildi. Bu sene biz de birinci Ahmet Ali olmuş. Ancak çift anadal yaptığı için İnşaat’tan halen dersleri olduğu ve mezun olamayacağı için birincilik Murat‘a geçmiş. Yanılmıyorsam ikinci Seda ve üçüncü de Meltem oldu. Hepsini tebrik ederim.

Annemleri okuldan alıp akşam ki mezuniyet törenine daha çok vakit olduğu için eve geçtim. Akşam vakit gelince evden arabayla çıktık. Çarşıya gelince yaptığımız hatayı anladık. Hem biraz geç çıkmıştık hem de arabayla inanılmaz bir trafiğin içine düşmüştük. Zincirleme kazalar, anlayışsız sürücüler falan ne ararsan var yani. Zor bela stadyuma geldik. Arabayı hemen epey gerilerde bir yere parkettik. Trafikte neredeyse her araçta bir kepli öğrenci vardı bu arada çok komikti. Annemlerden ayrıldım ve fakültemizin beklediği yere gittim. Şimdi bu bekleme sistemini de şu şekilde anlatayım sevgili okur. Alfabetik olarak

Seval ben Turgut

okuldaki fakültelere numaralar vermişler. Bizim fakülte 24 numara! Ve bu 33 vagonluk trenin ilk vagonu yani ilk fakülte kapıda, diğer fakülteler de onun ardında dizilerek Savaş Caddesi boyunca sıralandık. Bu şekilde yaklaşık 4500 kişi tepemizde kep üstümüzde cüppe yarım saatten biraz fazla bekledik. Canımız sıkılınca yoldan geçen tramvaylara sardık falan. Sonra bu insan treni hareket etti. O ana kadar keyfim yerindeydi. Lan stadın kapısına yaklaşırken bir de ne göreyim! Annemler içeri girememiş! Kapıları kapatmışlar ve davetiyeleri olduğu halde bizimkiler girememişler. Acayip moralim bozuldu, canım sıkıldı.

Stada nihayet girip tiribünlere el sallarken salakça bir hise kapıldım. Kime el sallıyordum? Niye el sallıyordum? Buradaki kaç tane insanı tanıyordum ve kaç tanesi benim mezuniyetimle gurur duyuyordu ki? İndirdim elimi.

Tiribünler (tıkla büyüsün, gönlünce yürüsün!)

Wecihi ve çetesi

Önceden kararlaştırdığımız üzere hocalarımızın bulunduğu kapalı tiribünün önünden geçerken önce hocalarımız ellerindeki konfetileri patlattılar, sonra sırayla Alper, Burcu ve ben patlattık. Hoş bir andı. Tam bu anda annem aradı. Stada girebilmişler ve sonunun da olsa geçişimize yetişmişler. Bu biraz gönlümü ferahlattı. Geçişten sonra yerimizi aldık çimenlerdeki.

Okulun sitesindeki kenarlardan bastırılmış mezuniyet sevinci

Bu sene Türkiye’de ilk defa olmak üzere bir üniversitenin mezuniyet töreni ulusal bir kanalda canlı yayınlandı. Biz bunu başta bir lütuf, süper bir avantaj sandık. Evet, avantajlı yanları vardı. Örneğin hasta olan, yaşlı olan tanıdıklarımız bu sayede televizyondan izlediler torunlarının mezuniyetini, bu açıdan mükemmeldi. Ancak statdaki program akışını da canlı yayın akışına göre ayarlayınca herşey karıştı. Mezuniyeti canlı yayınlayan TRT OKUL reklama girdikçe biz de reklama girdik adeta statda. Bu araları BAS Üçlüsü doldurdu. Bu üçlüyü daha iyi bir ses sistemiyle dinlersem beğeneceğime eminim. Evet, ses sisteminden bahsedeyim biraz da. TIRT sözcüğü size neyi anımsatıyorsa işte ses sistemi de öyleydi. Çok kötüydü, konuşmaları duyamadık. Sahneyi neredeyse hiç anlayamadık. İstiklal marşımızı acayip coşkuyla okudum lan yalnız onu bi yazayım unutmadan.

Bu sene programın sunuculuğunu TRT’de Stadyum programını sunan Erdoğan Arıkan ve Fulin Arıkan yaptılar. Tören boyunca epey bir atraksiyona girdik sevgili okur. Ama en güzeli bayrak faslıydı. Stadın sağında ve solunda iki küme halinde bekliyorduk. Kapalı tiribüne yüzünüzü döndüğünüzde biz sol tarafta ve ortada kalıyorduk. Bizim tarafın en başından Anadolu Üniversitesi bayrağı, diğer taraftan ise Türk Bayrağı açıldı ve yavaş yavaş herkesin üzerini kapladı harika bir andı. Bir diğer atraksiyonumuz da okulumuzdan 16 sene önce mezun olan ve şu anda ATV Ana Haber Bülteni‘ni sunan  Cem Öğretir‘in geleneksel “Merhaba çağrısı” oldu. Bu da iyi bir andı. Cem Öğretir’in konuşmasının tamamı için buraya tıklayın.

Cem Öğretir

Etrafımda binlerce yeni mezun vardı sevgili okur. 50 yaşın üzerinde bir sürü Açıköğretim mezunu da gördüm 🙂 Hatta yıllar önce Sivrihisar’daki lisemden ayrılırken hazırlıkta okuduğunu bildiğim Cansu’yu bile gördüm yıllar sonra. Daha doğrusu kızı gördüm, tanıdım ama nerden tanıdığımı çıkaramadım. Sağolsun o yardım etti 🙂 Mutlu oldum lan ne yalan söyleyeyim. O da okul öncesi öğretmenliği’nden mezun olmuş bu sene. Hayat ne garip değil mi lan sevgili okur. Çok acayip.

(devam edecek)

Yazının ikinci kısmı için tıklayın.