Tag Archives: Buried In Dust

Bizim Okuldaki O Acayip Kız

Olduğum gibi görünmek üzerine kurulmuştur hayat felsefem. Ne düşündüğümden fazlasını göstermek, ne de inandığıma aykırı davranmak yer alır kendi değerlerimde. Bunu kendime bir övgü olarak anlamayın lütfen. Kendinize göre sahip olduğunuz pek çok değeriniz vardır sizlerin de değil mi? İşte aklımdan geçenler bunlardı bugün otobüste gelirken. Yorgunluğun iyice aptallaştırdığı beynimde böyle düşünceler nasıl oluşuyor bilmiyorum. Yoldaki karanlığın etkisi midir nedir?

“Bizim okuldaki o acayip kızı hatırladım gene. Gözleri nasıl da etkilemişti beni. Çok güzel değildi yüzü. Ama çirkin de değildi. Onu ifade etmek için kullandığım sözcük, birazda edebi bir facia ile “acayip” oluyordu o günlerde. Döndüğüm köşeden karşıma çıkardı bazen, önce yüzüme bakar; sonra kafasını öfkeyle aşağı eğerdi. Bu öfkeyi anlamazdım ben. Bizim okuldaki o acayip kızın acayipliğinin kaynağını da bulmuştum. Kızın o acayip saç modeli, yüzünün ufaklığı ve burnunun şekli ile inanılmaz tezattı. Tahmini olarak benle aynı yaşta olması gereken bu acayip kız yaşından da birkaç yaş fazla gösteriyordu üstelik.”

Nasıl bir ruh hali, nasıl bir sapıklıksa bendeki, şu yukarıdaki satırları yazmışım gelen kadar. Tabiki yine hayal dünyamın yarattığı bir karakter oldu bu. Tamam itiraf edeyim, gözümün önüne bir kız geldi bu satırları yazarken ama bu kız benim bir arkadaşım. Tanımıyor değilim yani 🙂 Bu arada tanıdığım birisini gördüm otobüste. “Meraba abi! Nassın?” diyerekten halini hatrını sorayım dedim, adımın cevabının “Teşekkür ederim siz nasılsınız?” şeklinde olmasıyla hafiften g.t olarak gülümsemekle yetindim sadece. O esnada Buried In Dust başladı. Çok acayip oldu 🙂 Her ne kadar dışarıya belli etmesemde aklımda pazar günkü konserin ve aynı gece çıkacağım yolculuğun detayları dolaşıp duruyor. Heyecan da var azıcık ne yalan söyleyeyim. Kaç seneden sonra ilk kez İstanbul‘a gidiyoro! (Yanlış yazmadım.)

Yarın Alperler bize geliyor biyodiskleri yapmak için. Bakalım ne olacak. Akşamına da stüdyo aldık. Müzik yapmak da gerek elbette. Eğer neyzen gelirse, Pentagram parçaları mükemmel olacak. Acayip lezzetli olacak. Ancak ben çok anlamasam da İlker’in telleri tekrar re’den mi’ye almaları sebebiyle ciddi şüpheleri var. Vokale Volkan’la Murat’ı çağırdım. Başka da kimseyi çağırmadım zaten 😀

Sevgili okur Sercan ismindeki şişman arkadaşım, kuzeninin acayip kıyağı sayesinde bedava Windows 7 Ultimate sahibi oldu. Kurdu ve malesef bilgisayarı hatasız, problemsiz çalışıyor. Makinenin açılış süresi ne yazık ki 43 saniye sürüyormuş. Nasıl kıskandım, nasıl üzüldüm anlatamam.

Son bir şey daha. Bugün Hava Kirliliği dersinde Ozan Hoca misafirimiz oldu. Geçen gün Alper’le bana 5 dakikada anlattığı tüm o bilgileri bugün derste de anlattı. Söylediği her cümleyi biliyor ya da en azında fikir yürütebiliyor olmam beni nasıl mutlu etti anlatamam! Kendimi bu zamanlarda bir başka mutlu addediyorum sevgili okur 🙂

Tadına Doyamadık Sabhankra

Sabhankra

Bu yazıya çok başlık düşündüm. Savaş Abi’den “Patlayan Dudak” diye bir öneri geldi hatta. Her neyse, bu yazı dün (21 Şubat 2010) tarihinde Eskişehir Artis Kafe Bar‘da gerçekleşen Chaos Fest V organizasyonunda sahne alan Sabhankra grubunun konser kritiğidir. Ya da en azından öyle olmasını temenni etmekteyim. Ama biliyorum ki yazının ortalarından itibaren konuyu dağıtacağım.

Sabhankra

Neyse efendim, o gün saat 3’te tren garında karşıladım olanca heyecanımla sevgili grubumu. Bunu, uzun süredir görmediğiniz arkadaşlarınız sizi görmeye geliyor diye düşünün. Hepsi ile iyi kötü konuşmuşluğum olduğundan dost canlısı insanlar olduklarını kestirebiliyordum, ve öyle de çıktılar sağolsunlar. Yanıltmadılar beni. Epey kalabalık bir kafile ile gelmişlerdi. Kısa bir tanışma faslından sonra hemen mekana geçtik. Klavyecileri Elif‘in o ağır Yamaha MO6′sını sırtlanıp grubun önüne düştüm ve  mekanın yolunu tuttuk. Mekan dediğim yer Artis Kafe Bar diye bir yer. Burası Kızılcıklı Caddesi‘nin ortasında eskiden Leman Kültür diye bildiğimiz bir mekan. Buraya sadece 1 kere gelmiştim. Onda da masalardan dolayı mekanın büyüklüğü konusunda kafamda pek birşey oluşmamıştı. Dün hep beraber mekana gittiğimizde ufak çaplı bir şok yaşadık o yüzden. Mekanın sahnesi yoktu en başta 🙂 Zeminle yükseltisi aynıydı. Ve mekan gerçekten çok küçüktü. Etkinlik sayfasında geleceğini söyleyen 600 kişi nasıl sığacaktı ki buraya? Şimdi bu noktada tüm oklar organizatör Murat Abi‘ye dönse de, işi bilenler bunda onun bir suçu olmadığını biliyor. Zira bu organizasyon Glow Bar‘da yapılacaktı. Mekana iki ay öncesinden haber verilmişti ancak Glow Bar ne hikmetse o gün tadilatta olduğundan son anda organizasyonu iptal etmek yerine buraya taşınması söz konusu oldu. Burada açıkça yapılan bu yakışıksız hareketin karşılıksız kalmamasını temenni ettim içimden.

Süha ve Elif

Grup, Murat Abi’den gerekli bilgileri aldıktan sonra Murat Abi’nin ayarladığı üzere hep beraber Donas‘a gittik. Şimdi takip eden okur hemen diyecektir Mesut daha geçenlerde Donas’a laf ediyordun diye. Hayır, Eskişehir’deki bozmayan tek Donas’a – Kızılcıklı Caddesi’ndeki- gittik. Grubun Donas hakkındaki genel fikri kendi sözcükleri ile “ÇOK BAŞARILI” oldu 🙂 Yemek faslından sonra da kendilerini yalnız bırakıp sırf benim ısrarım üzerine işlerini güçlerini bırakıp Sabhankra izlemeye gelen dostlarımın (ki adlarını tek tek saymazsam ayıp olur Koray, Sercan, Utku, Savaşalp, Alper, Selma, Burcu, Merve, Murat) yanına gittim. Volkan‘ı yazmadım, kendisi zaten her türlü gelecekti etkinliğe 🙂 Merve’ye de ayrıca teşekkür ederim, bu günün benim için önemini bildiği ve beni kırmayıp yanımda olduğu ve geceyi benim için unutulmaz yaptığı için. Evet. Murat ise kardeşim olur, ilk defa böyle bir olaya dahil oldu. Çok da mutluydu.

Saat 17:10 da kapı açıldı bizde içeri doluşup mekanın oturma imkanı olan iki koltuğundan birini hemen kendimize rezerve ettik 🙂 İlk grup Chopstick Suicide ismindeki gruptu. Önceki yazılarımda bahsetmiştim bu gruptan. Şarkıları birden bire değişiyor, bi caz havası giriyor, acayip oluyor falan. Güzel gruptu kendileri. Tebrik ettim.

Saat 18:10’da beklediğim an geldi ve Sabhankra sahneye çıktı. Kafamda aşağı yukarı 11 parçalık falan bir çalma listesi yapmıştım kendimce. Ancak önceki gruba bakaraktan kesin 7-8 parça çalarlar diye düşündüm. Öyle de oldu. Grup hızlıca bir ses kontrol aldı. Şimdi bu konularda çok uzman olmadığım için fazlaca yorum yapamıyorum. Ancak sahne önüne gelen ses iyiydi ilk parçalarda. Ancak ortalara doğru (Prophet’ten sonra) Savaş Abi’nin vokal ve gitarının sesi epey düştü.Konseri anlatmaya başladım madem dur parça listesini de vereyim:

  1. Powercraft
  2. Our Kingdom Shall Rise
  3. Prophet
  4. Tomorrow Never Comes
  5. You Will Die
  6. Hunt
  7. Buried In Dust

Savaş

Evet, 7 parça çaldılar sadece 😦 Beklediğimin neredeyse yarısı yani. Sonradan grubun planladığı listeyi aldığımda gördüm ki 10 parça düşünmüşler ve bunların arasında Sorrowland‘de varmış meğer. Ama işte kısa olunca adamlar Sorrowland’i iptal edip yerine acayip gaz You Will Die’ı koymuşlar. Keşke Hunt’ı iptal etselerdi ama neyse. Anlayacağın doyamadım tadına grubun. Grubun iddialı bir fanı olduğumdan bütün şarkıları aynı tatta çaldıklarını rahatlıkla söyleyebiliyorum. Sonradan Savaş Abi’nin kendini duymadan ezbere çaldığını öğrendim. Yine de iyiydi. Ancak işte sesler biraz daha yüksek olsaydı keşke. Şarkılardan Powercraft ve Our Kingdom Shall Rise mükemmel bir gazda geldi geçti. Ortalık karıştı. Benim payımda var elbette bunda. Sonradan Alper’den ağzımda salyalarla sağa sola saldırdığımı falan öğrendim. Ne olmuştu lan bana 🙂 Pogo esnasında mikrofon Savaş Abi’nin dudağına çarpıp patlatmış, Süha sallanırken kafasını ride ziline çarpmış falan 🙂 Yerin kısıtlı olmasının azizliği oldu dunlar hep. Bir de davul setup’ı çok yetersizdi. Neyse, You Will Die da zaten en sevdiğim parçalardan olduğundan iyi kopardım onda da. Şimdi tekrar bakıyorum da ayırt edemiyorum ya. Hepsinde de coşmuşum. O esnada Volkan onlarca kare fotoğraf aldı, Sercan’da konseri eksiksiz kaydetti videoya.

Süha

Konserden sonra grubumla fotoğraf çektirdik. Konseri yorumladık. Grubun davulcusu Yağız’ın biraz canı sıkıldı ve erken ayrıldı o. Sonra bende grubun bastırdığı kupayı ve Our Kingdom Shall Rise EP’sini alıp çeşitli istenmeyen sebeplerden ötürü erken ayrılacağımdan vedalaştım grubumla. Hepsi de 10 numara insanlar. Beklediğimin çok çok üstünde bir samimiyetle sağolsun katlandılar bana. İmzaladılar albümlerini. Hatta onlarda olmayanları bile 🙂 Süha, Savaş, Gürkan, Elif ve Yağız, hepside hem müziklerine hem de kendilerine hayran olunabilecek kadar iyi insanlar. Penalarını topladım bir canavar edasıyla 🙂 Koleksiyonumdaki yerini aldı hepsi.

Gürkan

Şiddetli bir boyun ağrısı ile yazmaya devam ediyorum. Grup açıkçası beğenmedi bu konserlerini. Hatta en kötüsü bu oldu dediler. Ancak dediğim gibi bunun en büyük sorumlusu mekanın kendisi ve ses düzeneğindeki yetersizlikler oldu. Ulan Glow! Artık kesinlikle kafama koydum, madem Eskişehir’de olmadı, bende gidip İstanbul’da izleyeceğim adamlarımı.

Grupla vedaşlatım ve mekandan ayrıldım diğer grupları izleyemeden. Bu yazıyı daha fazla uzatmayacağım. Sabhankra, sizi seviyorum. Aklımdakileri notaya döktüğünüz için, tek bir kötü parça bile yapmadığınız için, hepiniz ayrı ayrı çok kral olduğunuz için 🙂

OUR KINGDOM SHALL RISE!

NOT: Bu yazı bir iki gün içerisinde yeniden güncellenecektir. Video eklenecektir, yorum eklenecektir. Bu yazıya Volkan Vardar‘ın fotoğrafları eşlik etmektedir.
Grubun Our Kingdom Shall Rise EP‘sinden elimde orjinal olarak bulunmaktadır. Fiyatı 5 TL’dir. Koleksiyonuna almak isteyen, grubun tadına doyamayanlar lütfen buraya tıklayıp benimle iletişsin.

Düzenleme: Şarkı sıralamasını hatalı yapmışım. Onu düzelttim. 
Konserden bir performans videosu ekledim.

Göğe doğru haykıran benim