Tag Archives: Calculus I

Matematik ve Makus Talihim Üzerine

Geçen gün Bilecik otogarında Calculus II dersini geçtiğim hocam Mehmet Koç ile karşılaşınca aklıma böyle bir yazı yazmak geldi. Uzun olacak biraz, umarım keyifle okursunuz.

İlkokuldayken en korktuğum ders hep matematikti. O sebeptendir, matematiğim hep 4 olmuştur. Yalnızca Lise 1’de, o da ikinci dönemde 5 düşmüştü yıl sonu notum. Bu korku ve tedirginlik, Lise 2. sınıfta bende hayatımın ızdırabına dönüşmüştü.

orta1karne

6. Sınıf

orta2karne

7. Sınıf

lise2karne

Lise 2’de matematik ve geometri açık ara en büyük kabuslarımdı

Lise 2’de kulakları çınlasın Matematik dersimize giren bir Cevat Hocamız vardı. Çok sert bir görüntüsü ve tarzı vardı ders anlatırken. Aslında çok merhametli biriydi ama işte o görüntü elimi ayağıma dolaştırmaya yeter de artardı benim. O sebeptendir Matematiğim ilk dönem 3 düşmüştü karneme. Sadece matematik değil, Geometri ve Analitik Geometri‘de de aynı korkuyu yaşıyordum. Üstelik o derslere farklı hocalar girmesine rağmen. O yıllarda bana sorsanız en büyük derdin nedir diye, herhalde ÖSS’den önce matematiği söylerdim. Lise 2’de bir gün analitik geometri dersinde hocanın sınıfta yaptığı çok büyük bir rencide etme operasyonu ile lise hayatımın sonuna kadar geometri benim için “öcü” olmuştu. Gerçi sonradan analitik geometriyi inleye inleye de olsa oturup kendi başıma çözmüş ve aslında normal geometriden farkının ne olduğunu çözebilmiştim. Lise 3’te mezun olurken analitik geometrim çok iyidir ama normal geometride çuvallarım diye dolaşıyordum ortalıkta. Lise 2’nin ikinci dönemi kaza bela matematiği 4 düşürmeyi başarmıştım.

lise3karne

Lisenin son sınıfında yaşadığım felaket

Lise 3’te dershaneye başladım. İçimden dua ediyordum, dershanede bana matematiği sevdirecek bir hoca çıksın diye. Ama olmadı. Burada da şansım tutmadı. Hoca iyi biriydi ama yine o yapamayanı ezen bakışları, bunları zaten biliyor olmanız lazım tavırları yüzünden dersten tamamen koptum. Okulda da işler pek yolunda gitmiyordu. Zira pek çoğunuzun da yaptığı gibi, okulun ikinci dönemi arada aldığım raporlarla bir de geçirdiğim bir kaza ile yalan oldu. İlk dönem 4 düşen matematiğim ikinci dönemde 2 düştü ve yıl sonu notum 3 oldu. Bu tarihten sonra artık matematik rüyalarıma girmeye başladı.

Bu son gelişme benim bir duygunun adını çok net koymama vesile oldu: Matematikten nefret ediyordum. ÖSS‘de tercih yaparken oturup bölümlerde okunan derslere ve içeriklerine baktım. Kimya ve biyolojiyi epey sevdiğimden genelde içeriği bu olan programları tercih etmeyi planlıyordum. Yoğun şekilde matematik ve fizik içerenlerden de ne olursa olsun kaçıyordum. O yüzdendir ki hiç bir fizik, matematik, elektronik mühendisliği bölümlerini yazmadım. Hoş aldığım puanla Eskişehir’de bir elektronik mühendisliği bölümüne yerleşmem zaten mümkün de olmayacaktı. Çevre Mühendisliği bu açıdan nispeten daha uygundu bana. Tamam, fizik ve matematik vardı programda ancak bir mühendislik programında olması gereken temel düzeydeydi. Ya da ben öyle sanıyordum.

calculusHayatımın ilk ızdırabı olan Calculus I ile daha üniversite hazırlık sınıfındayken tanıştım. Bir gün okuldan çıkıp en yakın arkadaşlarımdan Mert‘in evine gitmiştik. Ev arkadaşı vardı onun Uğurcan isminde. Malzeme mühendisliğinde okuyordu ve I. sınıftı. Yani Calculus I alıyordu. Kitabı ilk defa orada elime aldım. Bu elime alma halinin yıllar süreceğini çok sonraları anladım.

 

Calculus I, matematik dersinin en salakça versiyonuydu. Bütün mühendislik fakültesi (endüstri mühendisleri hariç) ortak aldığımız için yaklaşık 200 kişi, dört beş farklı sınıfta dersi takip ederdik. Aşırı başarılı bir sistem (!) olan Sanal Sınıf sistemi ile alırdık bu dersi. Yani siz karanlık bir sınıfta oturuyorsunuz, hoparlörden hocanın sesi geliyor, projeksiyonla tahtaya hocanın yazdıkları yansıyor ve ders İngilizce. Böyle bir matematik öğretme sistemi olamayacağı kesindi. Bunu herkes biliyordu, ancak kimse başka bir alternatif bulamıyordu bu duruma. Lafı uzatmayayım, 1. sınıfın ilk dönemi ben ve neredeyse tanıdığım herkes (Ergin ve Alper hariç) kaldık Calculus I’den.

calc08

Üniversitenin ilk yılı

calc09

Sonraki yıl

Dersten her sene bu kadar çok kalan olduğu için her dönem ve her yaz okulunda istisnasız açılıyordu ders.  Ard arda tam dört dönem Calculus I aldım ve hepsinde de kaldım. Son kaldığımda ikinci sınıfın ilk dönemiydi. O dönemde bir karar verdim ve Calculus’u bir daha dönem içerisinde almamaya, sadece yaz okulunda almaya karar verdim. Dediğimi de yaptım, ikinci sınıfı bitirdiğim yaz  okulunda yani tam beş dönem sonunda, tam sınırdan DD ile geçebildim. Tabi ki bu geçişte efsane hocam Sedat Telçeken’in bana verdiği manevi desteği asla unutamam. Hatta bloga o zaman yazdığım yazıma yorum bile bırakmıştı. Bu yazıların tümüne yazının sonunda link vereceğim. Bu arada Calculus I’i geçtiğimde Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini, bölüm başkanımız Erdem Hoca’dan, çoktan geçmiştim. Lineer Cebir’i ortalama bir başarılı ile, sınırdan DD ile geçmiştim. Ama geçmiştim.

Sırada Calculus II vardı. Bu daha büyük bir baş belasıydı ama dersi geçmiş olanlara sorduğumda Calculus I’den daha kolay cevabını veriyorlardı. Bu dersi de yine dönem içerisinde almayıp 3. sınıfın yaz okulunda aldım. Tahmin edebileceğiniz gibi kaldım bundan da. Dördüncü sınıfta da yine güz ve bahar dönemlerinde hiç Calculus II almadan geçtim. Bu arada diferansiyel denklemler dersini de geçtim, hem de CD gibi bir notla. Diferansiyel denklemler dersi ile ilgili maceramı alt paragraflarda bulacaksınız. O yaz artık yüksek lisans için tüm hazırlıklarımı yapmıştım. Yaz okulunda Calculus II’yi verip mezun olacak ve yüksek lisansa başlayacaktım. Ama olmadı. O zaman hatırlıyorum, Levent‘le beraber neredeyse 15 gün çalışmıştık. Ama sınavda olmadı. Sınav çok iyi geçmesine rağmen doğru çözdüğümü sandığım sorulardan üç tanesi yanlış olunca benim okul da tek dersten uzamış oldu. O zaman üzüntüden hastanelik olmuştum. Sağolsun annem, Alper falan çok kahrımı çekmişlerdi.

calc10

Uzattığım dönemde artık tek bir dersim vardı: Calculus II. Kendimden üç hatta dört dönem altlarla birlikte aynı dersi alıyordum. Ama bu sefer epey hırslıydım. İlk vize 13 gelmişti. Bu beni acayip öfkelendirmişti ve artık sinirli biriydim. O sinirle ikinci vizeden 46 aldım. Evet, işler yoluna giriyordu. Çünkü hayatımda Calculus’tan aldığım en yüksek not 40’tı. Onu da Calculus I’i geçtiğim zaman finalden almıştım. Her neyse, dönem içerisinde üç tane kısa sınav olacaktık. Benim bu sınavlarımdan ilki biraz kötüydü. Ancak ikinci ve özellikle üçüncüsü çok iyiydi. Üçüncü kısa sınavdan 90 alınca içimden “artık bu lanet dersi veriyorum lan galiba” demeye başlamıştım. Ve final günü, adeta savaşa uğurlanır gibi gittim sınava. Sınav orta zorluktaydı. Bir Calculus efsanesi Atalay Barkana tarafından hazırlanmıştı ve beni bekliyordu. O sınavda efsane oldum. Calculus’tan alıp alabildiğim en yüksek notu, 50, aldım ve ders CC düştü. Artık mezun olmuştum.

calc06

Calculus’u verip mezun oldum

Diplomamı aldığım gün yüksek lisansa başvurdum. Aha! Bir baktım ki ders programında Uygulamalı Matematik diye bir ders var. Ulan bitmedi mi bu matematikten çektiğim? Hayır bitmedi, dedi bir ses. Bu dersi Diferansiyel Denklemler dersini de aldığım hocamız Doç. Dr. Yılmaz Dereli veriyordu. Diferansiyel denklemler dersini aldığım dönem ders cuma günü öğleden sonra tam 4 saatti! Hayatımın o dönemi benim için apayrı bir ızdıraptı. Dersten tek kelime anlamıyordum. Bunun verdiği huzursuzluk ve ızdırapla kavruluyordum adeta. İlk vizeden 20 almıştım. Görünen o ki bu dersten de kalacaktım. Ama hayır lan! Direndim, ne yaptım ettim vizeden 40 aldım. Ortalama bir hesapla finalden 50 almam gerekiyordu. Ama nasıl? Finali, mezuniyet töreninden hemen sonraki pazartesi sabahıydı. O sabah erkenden okula gittim. Burcu sağolsun erkenden gelmişti. Oturdu bana bildiği her şeyi anlattı. Sonra kim söyledi, nereden duydum hatırlamıyorum, bir duyum aldım. Hoca sınavda tam 8 tane Laplace sorusu sormuş diye. Lan dedim, doğrudur belki. Oturdum, her şeyi bırakıp Laplace çalıştım. Sınava çok az kala son sayfayı çalıştığımı sanarak bir çevirdim ki yaprağı yepyeni bir konu çıktı karşıma: Ters Laplace. Haydi bakalım.

Sınava girdim. Hakikaten de hoca 8 tane Laplace sormuştu, ama hepsi ters laplace’tı. Ulan dedim, ben bu işi bırakmam. Oturdum tek tek şıkların laplace’larını almaya başladım. Böylece tersten giderek soruyu elde etmeye çalıştım. Böyle böyle sekiz soruyu da çözdüm. İki soruyu da hesap makinesi ile değer verip çözdüm. Tam ben bitirmiştim ki hoca sınıfa gelip hesap makinesi yasak diye uyarı yaptı 😀 10 soru işaretleyip sınavdan çıktım. Sonuç açıklandığında gördüm ki hepsi doğru ve 50 alarak dersi geçtim.

Uygulamalı Matematik dersi ise hayatımda alıp alacağım son matematik dersiydi ve en az Calculus kadar lanetti. İlk aldığımız dönemde Emre hariç hepimiz kaldık dersten. Umutlarımızı tam bir sene sonraya, bu geçtiğimiz bahar dönemine bıraktık. Bu dönemde ilk vizeye geçen seneden deneyimli olarak çok iyi hazırlandık ve ben vizeden 48 aldım. Finali iple çekerken çok kötü bir gelişme oldu ve aday memurluk eğitimi tam da finalin olduğu hafta yapılmak üzere açıklandı. Oturup kara kara düşündüm lan ne yapacağım diye. Çorum‘da sınavdan bir önceki gün, finale giremeyip dersten kalmayı ve işi bir sene daha uzatmayı tam göze almıştım ki Şemre ve Şahin aklıma süper bir fikir soktular. Bütünleme sınavına girebilmek için finale girip boş kağıt vermek yetiyordu. Çorum’dan kalkıp Eskişehir’e sınava gidersem böyle bir şansım olacaktı. Sınav ertesi gün sabah 10’da idi. Şansımızı denemek istedik. Hemen sorumlu bakanlık müşavirimiz Zekeriya Sevim‘e de konuyu anlattım. Sağ olsun kendisi bana bir günlük izin verdi ve aynı gün öğlen Eskişehir’e doğru yola çıktım. Geceyi Alper’de geçirdim. Ertesi gün sınava girdim. Gece Alper’le neredeyse hiç çalışmadığımızdan boş kağıda yakın bir kağıt verdim. Hemen vakit kaybetmeden Çorum’a doğru gerisin geri yola çıktım. Gece saat 9 gibi Çorum’a geri döndüm. Yolda gelirken hocanın sınavları çoktan okuduğunu ve kaldığımı öğrendim. Ama üzülmedim, zira bütünlemeye girebilecektim. Bütünleme sınavına Özlem ve Büşra ile çalıştık. Sınavdan önceki son akşam da kendim oturup evde deliler gibi ezberledim bildiğim her şeyi. Heyecanlı bir bekleyişten sonra sınav zamanı geldi ve girdik. Müthişti! Tek kelime ile müthişti! Hocanın sorduğu dört sorunun iki tanesini çok net çözüp sonuç bulmuş, bir soruyu yarına kadar net çözmüştüm. Geçebilmek için almam gereken 40’ı rahatlıkla alabilirdim. Öyle de oldu. Sınavdan tam 70 alıp, hayatımda (lise de dahil) bir matematik sınavından aldığım en yüksek notu aldım ve alıp alacağım son matematik dersini BB ile geçtim. Bu noktada da yine manevi desteğinden dolayı Yılmaz Hocama çok teşekkür ederim. Ayrıca Özlem, Büşra ve Alper’e de teşekkür ederim. Ayrıca anneme de teşekkür ederim. Yüksek lisansta derslerim bitti artık, geriye bir tek tez ve seminer dersi kaldı.

calc07

Artık bir daha herhangi bir matematik dersi almayacağım. Şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum, mesleğimi yapabilmem için gerekli olan matematiği biliyorum. Fazlasını da inanın hiç merak etmiyorum. Matematikle 2007 yılında başlayan ilişkimizin nihayet 2013’te bitmiş olması beni yepyeni bir insan yaptı resmen. Artık aklımın bir köşesinde hep “ne olacak lan bu matematik?” sorusu olmadığı için o kadar mutluyum ki 🙂

Bloga daha önce Calculus I, Calculus II ve bilimum matematik içerikli olarak yazdığım yazılar aşağıdaki gibidir.

  1. https://proofhead.wordpress.com/2011/09/19/ders-sectim/
  2. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/21/yaz-okulu-bitti/
  3. https://proofhead.wordpress.com/2012/04/04/uygulamali-matematik-sinavindan-cuvallayan-adam/
  4. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/20/kimler-okurmus-seni-a-spaceim/
  5. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/13/ne-bu-lan-boyle/
  6. https://proofhead.wordpress.com/2012/01/21/nihayet-calculus-iiyi-gectim/
  7. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/28/calculus-ii-telafi-sinavi/
  8. https://proofhead.wordpress.com/2010/08/25/calculus-iiden-nasil-kaldim/
  9. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/24/sonunda-calculus-1i-gectim/
  10. https://proofhead.wordpress.com/2012/06/16/yuksek-matematikten-nasil-kaldik/
  11. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/06/nasil-onur-belgesi-alamadim/
  12. https://proofhead.wordpress.com/2011/11/16/dert-tasa-sikinti-var/

Yüksek Matematikten Nasıl Kaldık?

Bakın kaldık diyorum, bu sefer yalnız değilim zira 🙂

Evet sevgili okur, matematik belasından Dünya’da en çok çeken 4 insandan biri olan bu kardeşin, yüksek lisansın zorunlu derslerinden biri olan Uygulamalı Matematik dersinden kaldı. Ben, Alper, Esra, Gonca, Emre ve bizle beraber nerden baksan 25 kişi daha dersten kaldı hatta. Bu sene aldığım 4 dersten 3 tanesinden ümit ediyorum ki AA ile geçtim ama bu ders FF geldi.

Bu ders içerik olarak Numerik Analiz ve Diferansiyel Denklemler‘in en kıyıda köşede kalmış konularından oluşuyor. Mantıken de bu dersleri taa 2. sınıfta geçip gelen bir öğrenci epey zorlanıyor. Gerçi ben Diferansiyel Denklemler dersini son sınıfta geçmiştim. Ama bu derste hoca o kısmı 3 saatte anlatınca yutkunmakla yetindim.

Bu dersi biz mühendisler zorunlu olarak alırken, matematik bölümündekiler de kredi olsun diye seçmeli olarak alıyorlardı. Dolayısı ile sınavları da çok yüksek geliyordu.

Hoca finalden önce 55 puana yüksek lisanstaki geçme notu olan CC’yi (DD ile geçince kalmış sayılıyorsunuz) vereceğini söyleyince ilk sınavdan 20 25 alan bizler için finalden en az 70 almak gibi bir olasılık doğmuştu. Ancak ben hayatımda zaten matematikten iki defa 50 aldım, o ikisinde de zaten Calculus I ve Calculus II‘yi geçmiştim.

Her neyse, kendime söz verdim. Bu dersi önümüzdeki yıl geçeceğim. Söz Mesut. Allah belanı versin matematik. Bu gidişle bana Fen Bilimleri’ni bıraktıracaksın.

Bir Mezun Öğütler Veriyor (!)

On yedi yıllık öğrencilik hayatıma birkaç haftalık da olsa ara verdiğimden midir nedir, bugüne kadar büyüklerimizden mezunlarımızdan duyduğumuz tüm o özlü ve kendi içinde derin anlamlar barındıran sözleri, ki hepsine de sonuna kadar katılıyorum mezun olduğum için, sizlerle paylaşıyorum.

Başarı ile tamamladım.

Bunların hepsini okuyup kendinize gerekli olan dersleri çıkarın öğrenciler;

  • Mezun oldum ve hayat şimdi başlıyor.
  • Öğrenciliğinizin kıymetini bilin.
  • Asıl büyük sınav mezun olduktan sonra başlıyor.
  • Keşke ben de sizler gibi öğrenci olabilsem.
  • Gerçek dünyaya hoş geldiniz.
  • Öğrenciyken pembe hayalleriniz vardı. Hayat böyle değil. (35 yıldır)

Bu yukarıda yazdıklarımın farkına vardıktan sonra öğrenciler, aşağıda yazdıklarımı da yaparsanız başarıya ulaştınız demektir:

  • Her gün akşam eve gidince o gün öğrendiklerinizi bir kere tekrar edin. Şöyle bir yarım saat de yarın yapacaklarınıza bakın.
  • Her hafta düzenli çalışırsanız sınavlardan önceki geceler sadece kontrol edersiniz bir kere.
  • Sınavlara sadece son gece çalışıyorsunuz, bunu yapmayın.
  • Calculus I ve II‘yi geçmek için haftalık en az 10 saat çalışmanız, her derse katılmanız lazım.
  • Temel İşlemler ve Süreçler aslında zor değil, üst sınıflar sizi korkutmasın.
  • Devamsızlık hakkı diye birşey yok, o %30 size hastalanırsanız falan diye veriliyor.
  • Usulsüz rapor istemeyin.
  • Kopyala yapıştır yapmamanız için raporlarınızı elle yazmanızı istiyorlar.
  • Ödevleri kendiniz yapın.
  • Temel İşlemler sınavına çalışırken kitabın arkasındaki tüm soruları çözün.
  • Ekle sil haftasında da devamsızlık alıyorlar, okula ilk günden itibaren gidin.

Ben bu dediklerimin hepsini eksiksiz yaptığım (!) için başarı ile mezun oldum. Siz de yapın, siz de başarı ile mezun olun. Hepinize sevgiler.

NOT: Yorumlar konusunda çok katı olacağım. Yazıda altını çizmeye çalıştığım noktayı yakalayabilmeniz ümidiyle.

Nihayet Calculus II’yi Geçtim!

Aslında mezun da oldum. Ama şu an şu durumda Calculus II‘yi geçmek benim için çok daha onurlu ve gurur duyulacak bir durum oldu. Ben bir tabuyu yıktım. Evet, Calculus II’den geçilebiliyormuş.

Adam's Calculus

Hazırlıktayken bir gün Mertler’e gitmiştik. O zaman birinci sınıfta olan Mert’in ev arkadaşı ve kuzeni Alper‘in Calculus kitabını görerek hayatıma Calculus olgusunu sokmuş oldum. Nereden bilebilirdim ki bu ders benim tüm üniversite hayatım boyunca başımın belası olacaktı…

Birinci sınıfın ilk döneminde Calculus I dersini ilk defa aldım. Dersin ilk haftasında hayatım boyunca öğrendiğim matematiği özet geçtik. Dersin İngilizce olması, sanal sınıf denilen bence o saçma sistem falan derken dersten inanılmaz soğudum ve korktum. Dersin sıkıcılığı yetmezmiş gibi bir de cumartesi günleriydi. Dolayısı ile iyice işkenceydi bizim için. O dönemin sonunda tüm arkadaşlarım gibi ben de bu dersten kaldım.

Birinci sınıfın ikinci dönemi dersi bu sefer başka bir hoca, Ömer Hoca verdi. Bu sefer de dersleri akşam 5-7 arası koymuşlardı. Akşamın bir köründe dersten çıkıyorduk. Bu dönemde de hiç beklemediğim bir şekilde bir vizeden sıfır almıştım. Bu dönemin sonunda ben bu Calculus I dersinden yine kaldım.

O sene yaz okulu ilk yaz okulum olacaktı. Sadece Calculus I aldım. her gün okula geldik gittik o yaz. Dersi Ömer Hoca açmıştı o zaman, ama ilk vizeden sonra hoca değişince ben yine afalladım ve o yaz da kaldım. O yaza dair unutamadığım bir şey, hocanın final günü koridorun bir ucuna geçip oturması ve sınavdan çıkanlara bakmasıydı. Rezil olmuştum yine.

İkinci sınıf başlamıştı tabi dolayısıyla. İkinci sınıfın ilk dönemi yine şans eseri hiçbir dersimle çakışmadığı için Calculus I’yi yine aldım. Ama bu dönem ne oldu ne bitti hiç hatırlamıyorum, kaldım yine.

O günden sonra bir daha dönem içerisinde Calculus almamaya yemin ettim. Bu esnada Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini geçmiştim. İkinci sınıfın yaz okulunda bu sefer yine Calculus I dersi aldım. Bu yaz okulunda Calculus I’yi Sedat Hoca verdi. Hayatımda ilk defa Calculus dersi beni bu kadar sıkmadı, boğmadı ve ben Sedat Hoca’nın tüm sınıfa hediye ettiği o üç puanın sayesinde dersi nihayet DD ile geçtim. O zaman ki mutluluğumu şu yazımda yazmıştım. Dersi nihayet 5. alışımda geçebilmiştim.

O yazdan sonra akıllanıp artık sadece yaz okullarında Calculus almaya karar verdim. Üçüncü sınıfın yaz okulunda Calculus II’yi ilk defa aldım. İlk vizeye kadar dersi bambaşka bir hoca veriyordu, Nuray Hoca. İlk vizeden nasıl oldu naptım ne ettim bilmiyorum sıfır aldığımı görünce benim moralim, adaptasyonum faan kayboldu gitti. Vizeden sonra dersi yine  benim efsane hocam Sedat Hoca vermeye başladı. Her ne kadar kurtarmaya çalışsam da olmadı. Kaldım dersten sevgili okur. Şu yazımda da o zaman kaldığımda hissettiklerimi yazmışım.

Bir sonraki yaz, yani geçen yaz, yine yaz okulunda yine Calculus II alıyordum. Bu yaz okulunda dersi Nuray Hoca veriyordu. Yaz okuluna çok umutlu başlamıştım. Ara sınavdan düşük alınca epey bir depresyona girdim. Çünkü okul uzayacaktı böyle giderse. O dönem yaşadıklarımı şu yazımda ve şu yazımda anlatmışım. Sonuç malesef hüsran olmuştu ve ben yine Calculus II’den kalmıştım. Bu lanet ders hayatımı mahvediyordu, üstelik okulumu da uzatıyordu.

Bu sene ilk dönem mezun olabilmek için geriye tek dersim kaldığından sadece Calculus II dersi aldım. Ayrıca özel öğrenci olarak yüksek lisansa da yavaştan başlayabilmek adına iki ders de yüksek lisanstan almıştım. Neyse dönem başladı. Dersleri çok büyük titizlikle dikkat ediyor ve çalışıyordum. Dersi de en çok çekindiğim hoca veriyordu. Ne olduysa olmuştu ve yine ben bu dersin ilk vizesinden 13 almıştım. Bu kötü haberden kısa bir süre sonra da almayı beklediğim onur belgesini Calculus II yüzünden alamadığımı öğrenince ben yine bir depresyona girdim.

Ama bu iş artık çığrından çıkmıştı ve kontrol altına almam gerekiyordu. İkinci vizelere giremeyince rapor alıp telafi sınavına girdim. Telafi sınavı normal sınavdan farklı olarak yazılı oluyordu. Bu sınava çalıştım epey. Ama bu sefer çok kontrollü çalıştım. Sağolsun dersin asistanı Mehmet Hoca da beni epey cesaretlendirdi. Çok büyük bir heyecanla telafi sınavına girdim. Bu sınavdan 41 almıştım ve özgüvenim tavan yapmıştı. Artık yavaş yavaş bu dersi geçebileceğime inanıyordum ama hala geçen yazdan dolayı tedirgindim. Bu arada dönem içerisinde olduğumuz kısa sınavlar da fena değildi. İlk iki kısa sınavdan da 42 almıştım. Son kısa sınava ikinci vizeden aldığım notun gazıyla girdim ve tam 85 aldım! Bugüne kadar Calculus’a dair hiçbir şeyden bırak 85’i, 45’ten yukarı not alamamıştım. Bu şekilde hesaplayınca tam 20 puanım oluyordu. Hocanın geçme notu olan DD’yi de ortalama 30 civarına vereceğini hesaplıyordum. Zira sınıfın da ortalaması çok kötü idi. Bu durumda geçebilmek için  %45 etkili final sınavından 25 alsam ucu ucuna yetiyordu. Korkarak ve büyük bir tedirginlikle ders çalışmaya başlamıştım. Daraldığım zamanlarda dört yıl boyunca geçtiğim zor dersleri, Diferansiyel Denklemler dersini tek seferde geçtiğimi falan düşünüyordum. Gitar çalıyor, Sabhankra dinliyordum. Sınav gecesi uyuyamadım.

Sınav sabahı titreyerek yerime oturdum. Mert‘le gözgöze geldik. Deniz‘le helalleştik ve sınav başladı. Kağıda baktım ve önce biraz afalladım. Sonra yavaş yavaş açıldım lan. 20 soru vardı. İçimden “6 tanesini çöz, mezunsun olum” diyordum. Yaklaşık bir saat bu gazla yola devam ettim. 11 soru çözmüştüm ama korkuyordum lan yanlış manlış olmasın diye. İşte o noktada da imdadıma sınava asistan olarak giren iki hocam koştu. Çok gerginleşip artık ağlamaklı olduğumu görmelerinden midir nedir, Esra Hoca önce geldi sakin ol dedi. Sonra sınav bitti artık diyerek çıkmaya yeltenince Zerrin Hoca gözleri ile oturmamı ve devam etmemi işaret etti. İyi ki de etmiş! Oturunca çözemediğim bir soruyu başka bir yöntemle çözmeyi denedim ve oldu! Ve başka bir soru daha çözdüm formülü hatırlayıp. Dolayısı ile Zerrin Hoca’nın o hareketi bana iki soru daha kazandırdı. Artık sınavın sonuna doğru kağıdımda 13 soru işaretli olarak teslim ettim. Herkesle helalleşip çıktım.

Üstte duran iki kitap benim geçen yaz ve bu dönem tuttuğum ders notlarımdan, çözdüğüm açıklamalı sorulardan, uygulama sorularından, çözümlü quiz sorularından ve notlardan çıkardığım kısa notlardan oluşmaktadır. Alttaki kitap ise dersin kendi kitabıdır.

Tam bir hafta süründüm sevgili okur. Aklımda o sınav ızdırabıyla takılmaya çalıştım. Sonra cuma günü öğlen okulda durakta beklerken Yalçın‘ın telefonundan Mert aradı ve müjdeyi verdi: Sınavda 13 sorumdan 3 tanesi yanlış olmuş, bende 50 almışım ve harf notum da CC düşmüş. Yani bir Calculus vizesinden aldığım en yüksek notu alarak Calculus II’yi geçmişim. Hem de CC ile! Bu haberi de bana üniversitedeki ilk arkadaşım, Calculus illetiyle ilk defa beni tanıştıran insan, Mert vermiş oldu. Mert’in kendisi de benimle birlikte geçmiş ve bu defteri kapatmış oldu.

Şimdi durup düşünüyorum ve bu dersleri geçme sürecinde bana en büyük yardımı dokunan arkadaşım Levent‘e; Sedat Hoca’ya (verdiği güvenden ötürü), Nuray Hoca’ya (geçen seneki yardımlarından dolayı) ve Mehmet Hoca’ya (cesaretlendirdiği için) teşekkür ederim. Ben Calculus II’yi geçtim sevgili okur.

Sonunda Calculus 1’i Geçtim!

https://i1.wp.com/vig-fp.pearsoned.co.uk/bigcovers/0321270002.jpg

Adam'ın lanet olası Calculus'u

Sevgili okurum, şu an itibariyle şu kardeşinin hayatında yeni bir dönem başlıyor 🙂 2 yıldır süren işkence, eziyet, moral bozukluğu bitti. Artık insanlar Calculus’tan bahsederken kaçmak, gizlenmek zorunda kalmayacağım. Artık “Ulan bende geçtim o dersi!” diye haykırabileceğim. Artık konu ne zaman matematikten açılsa kalkıp kendime elmalı soda almaya gitmeme gerek kalmayacak. Param cebimde kalacak. Artık önümüzdeki sene yaz okuluna “Nahhh gelirim” diyebileceğim. Allahım çok mutluyum. Hayatımda ilk defa salladığım tüm sorular tuttu. Düşün bir, 7 soru yaptım ve 5 soru salladım. Salladığım 5 sorudan 3’ü tutmuş; 40 almışım. 3 puan da vizeden bize borcu olan hocamız eklemiş olmuş mu 43! Hocamız 35’e DD vermiş ve bende 35.4 gibi bir puanla sınırdan geçmemiş miyim? Mucize bu lan!

Okurum, evet geçtim artık. Artık 5 dönemdir üstüste kaldığım o Allah’ın belası dersi verdim. Çok şükür lan. Bundan sonra geriye Calculus II ve Diferensiyal Denklemler kaldı. Olsun be onları da geçerim 🙂

NOT: Bu yazıyı yazdıktan yaklaşık 3.5 ay sonra yapıyorum bu eklemeyi. O dersten geçmemi sağlayan hocanın adı Sedat Telçeken. Önceden yazdığımda adını yazmayı unutmuşum. Bu mucizenin yaratıcısı hocama ayıp olmasın. Allah da yüz bin kere razı olsun yav 🙂

Yaz Okulu Bitti

Dün girdiğim Fizik II ve bugün girdiğim Calculus I finallerinden sonra yaz okulu nihayet bitti. Ve kötü haber; bu iki lanet sınavın hiç birisi güzel geçmedi. Yani Fizik II’den birazcık umudum var ama Calculus I yıkımdı resmen.

Ne olacak bilmiyorum, artık sıkıldım ve bunaldım bu dersten. Açıkçası kendime de yediremiyorum ama uff ya. Cidden çok canım sıkkın. Bakalım birkaç güne gelir sonuçlar.

Yazık oldu lan, dünyanın da masrafını yaptım yaz okuluna ama… Seneye isterse n olsun yok abicim. Yaz okulu falan yok. Allah gidenlere kolaylık versin ama ben artık yokum.

Yeniden Konur Sokak 3. Gün

Bu sabah 8’de kalktık. Volkan ile ortaklaşa yaz okulu kaydımı yaptım. Volkancığım sağolasın kardeşim 🙂 Bu sene indirim yapmışlar 4’er lira 🙂 Toplamda 220 lira tuttu Calculus I ve Fizik II.

Saat 9’da Mimarlar Odası’nda 9’da buluşacaktık ama gittiğimizde kimseyi bulamadık. Dolayısı ile bu gecikmenin sonucunda saat 10:30’da başladık çalışmaya. Dün yarım bıraktığım bir apartmanda anketlerimi tamamladım. Yalnız burada birşey çok canımı sıktı. Tek kaygısının para olduğunu açıkça dile getiren bir kuaför salonu sahibi anketteki öneriler kısmına şunu ekledi: “Sokaktaki ağaçlar kesilsin, dükkanın önünü kapatıyor” Şok oldum be!

Daha sonra Arif Uğur Dersanesi sahibi Arif Bey’le Konur Sokak ve belediyecilik üzerine müthiş bir sohbet yaptık. Hemen sonrasında Arif Bey’in tavsiyesi üzerine aynı binanın son katında oturan ve 80 yıldır bu sokağın sakini olan Emekli Müsteşar Coşkun Ethem Bey ile bugüne kadar yaptığımız en uzun Konur Sokak muhabbetini gerçekleştirdik. Kendisi hukuku adeta yaşayan bir insan! Şu an Konur Sokak’ta bulunan işletmelerin tamamının yaya yoluna tecavüz ettiğini ve belediyenin buna göz yumduğunu belirtti. Bu ifade  zaten daha önce de duyduklarımıza çok benzerdi. Şunu anladım ki, evet belediyede de sorun var.

Bu uzun muhabbet bize yemeği kaçırttı. Sonradan gelen yemeği hızlıca yedik. Ben o arada çok bunaldığım için biraz dışarı çıktım. İlk defa yalnız başıma civarda dolaştım. Önceki gün Halk Bankası’na yatırdığım paradan 11 TL hesap işletim ücreti almalarına çok bozuldum. Özellikle bankadaki bayanın “Başka bankalar daha çok alıyor ama” demesi beni sadece gülümsetti. O mutlulukla (!) dışarı çıkıp tüm paramı çektim ve kaç yıldır severek kullandığım Ziraat Bankası hesabıma yatırdım. Yaşasın Ziraat Bankası 🙂

Daha sonra yaz okulu ücretini yatırmak üzere gittiğim Vakıf Bankası‘nda, hangi akla hizmet, harç ücretlerinin sadece saat 12:00’den önce yatırabildiğini öğrendim. Halledemedim işimi.

Mimarlar Odası’na döndüm. İşte yaptığımız en teknik işi yapmaya başlıyoruz:) Binalarla ilgili Cephe ve Yapı Planları oluşturduk. Mükemmel bir iş, çok hoşuma gitti bu iş. Yeniden Mülkiyeliler ile İmge Kitabevi‘ni seçtik. Sağolsun hocamız da yardım etti. Bugünü de böylece bitirdik.

Daha sonra kuzenim Yavuz Abimle buluştuk. Halamlara gittim. Akşamda saat 22:00’de paşa paşa otelime döndüm. İnanmayacaksınız ama yine Ruslar 🙂

İşportacılar hakkındaki düşüncelerim değişiyor gibi yahu. Adam akıllı oturup düşününce onlara da hak veriyor insan. Günde 2 saatlik bir işportanın kimseye zararı olabilir mi? Ayrıca bu adamlar işi ticari olarak düşünmüyorlarmış. Belki ilerleyen günlerde bununla ilgili birşeyler karalayabilirim.

Bugün canımı sıkan bir diğer olay, arkadaşlardan bazıları sıkılmaya başladı. Bir kısmı hiç gelmedi. Bir kısmı işim var diyerek geç saatte geldi. Acaba ben mi çok ciddiye alıyorum lan? Yok, yok memnunum böyle. İnşallah bu durum güzelleşir. Haa, bir de Konur Sokak sakinleri bu çalışmanın yersiz olduğunu, beyhude olduğunu düşünüyorlar. Öyle olmaz değil mi 🙂