Tag Archives: Calculus II

Matematik ve Makus Talihim Üzerine

Lise 2

Geçen gün Bilecik otogarında Calculus II dersini geçtiğim hocam Mehmet Koç ile karşılaşınca aklıma böyle bir yazı yazmak geldi. Uzun olacak biraz, umarım keyifle okursunuz.

İlkokuldayken en korktuğum ders hep matematikti. O sebeptendir, matematiğim hep 4 olmuştur. Yalnızca Lise 1’de, o da ikinci dönemde 5 düşmüştü yıl sonu notum. Bu korku ve tedirginlik, Lise 2. sınıfta bende hayatımın ızdırabına dönüşmüştü.

Lise 2’de kulakları çınlasın Matematik dersimize giren bir Cevat Hocamız vardı. Çok sert bir görüntüsü ve tarzı vardı ders anlatırken. Aslında çok merhametli biriydi ama işte o görüntü elimi ayağıma dolaştırmaya yeter de artardı benim. O sebeptendir Matematiğim ilk dönem 3 düşmüştü karneme. Sadece matematik değil, Geometri ve Analitik Geometri‘de de aynı korkuyu yaşıyordum. Üstelik o derslere farklı hocalar girmesine rağmen. O yıllarda bana sorsanız en büyük derdin nedir diye, herhalde ÖSS’den önce matematiği söylerdim. Lise 2’de bir gün analitik geometri dersinde hocanın sınıfta yaptığı çok büyük bir rencide etme operasyonu ile lise hayatımın sonuna kadar geometri benim için “öcü” olmuştu. Gerçi sonradan analitik geometriyi inleye inleye de olsa oturup kendi başıma çözmüş ve aslında normal geometriden farkının ne olduğunu çözebilmiştim. Lise 3’te mezun olurken analitik geometrim çok iyidir ama normal geometride çuvallarım diye dolaşıyordum ortalıkta. Lise 2’nin ikinci dönemi kaza bela matematiği 4 düşürmeyi başarmıştım.

Lise 3

Lise 3’te dershaneye başladım. İçimden dua ediyordum, dershanede bana matematiği sevdirecek bir hoca çıksın diye. Ama olmadı. Burada da şansım tutmadı. Hoca iyi biriydi ama yine o yapamayanı ezen bakışları, bunları zaten biliyor olmanız lazım tavırları yüzünden dersten tamamen koptum. Okulda da işler pek yolunda gitmiyordu. Zira pek çoğunuzun da yaptığı gibi, okulun ikinci dönemi arada aldığım raporlarla bir de geçirdiğim bir kaza ile yalan oldu. İlk dönem 4 düşen matematiğim ikinci dönemde 2 düştü ve yıl sonu notum 3 oldu.

Bu son gelişme benim bir duygunun adını çok net koymama vesile oldu: Matematikten nefret ediyordum. ÖSS‘de tercih yaparken oturup bölümlerde okunan derslere ve içeriklerine baktım. Kimya ve biyolojiyi epey sevdiğimden genelde içeriği bu olan programları tercih etmeyi planlıyordum. Yoğun şekilde matematik ve fizik içerenlerden de ne olursa olsun kaçıyordum. O yüzdendir ki hiç bir fizik, matematik, elektronik mühendisliği bölümlerini yazmadım. Hoş aldığım puanla Eskişehir’de bir elektronik mühendisliği bölümüne yerleşmem zaten mümkün de olmayacaktı. Çevre Mühendisliği bu açıdan nispeten daha uygundu bana. Tamam, fizik ve matematik vardı programda ancak bir mühendislik programında olması gereken temel düzeydeydi. Ya da ben öyle sanıyordum.

Hayatımın ilk ızdırabı olan Calculus I ile daha üniversite hazırlık sınıfındayken tanıştım. Bir gün okuldan çıkıp en yakın arkadaşlarımdan Mert‘in evine gitmiştik. Ev arkadaşı vardı onun Uğurcan isminde. Malzeme mühendisliğinde okuyordu ve I. sınıftı. Yani Calculus I alıyordu. Kitabı ilk defa orada elime aldım. Bu elime alma halinin yıllar süreceğini çok sonraları anladım.

Üniversitedeki ilk yılım

Calculus I, matematik dersinin en salakça versiyonuydu. Bütün mühendislik fakültesi (endüstri mühendisleri hariç) ortak aldığımız için yaklaşık 200 kişi, dört beş farklı sınıfta dersi takip ederdik. Aşırı başarılı bir sistem (!) olan Sanal Sınıf sistemi ile alırdık bu dersi. Yani siz karanlık bir sınıfta oturuyorsunuz, hoparlörden hocanın sesi geliyor, projeksiyonla tahtaya hocanın yazdıkları yansıyor ve ders İngilizce. Böyle bir matematik öğretme sistemi olamayacağı kesindi. Bunu herkes biliyordu, ancak kimse başka bir alternatif bulamıyordu bu duruma. Lafı uzatmayayım, 1. sınıfın ilk dönemi ben ve neredeyse tanıdığım herkes (Ergin ve Alper hariç) kaldık Calculus I’den. Dersten her sene bu kadar çok kalan olduğu için her dönem ve her yaz okulunda istisnasız açılıyordu ders.  Ardarda tam dört dönem Calculus I aldım ve hepsinde de kaldım. Son kaldığımda ikinci sınıfın ilk dönemiydi. O dönemde bir karar verdim ve Calculus’u bir daha dönem içerisinde almamaya, sadece yaz okulunda almaya karar verdim. Dediğimi de yaptım, ikinci sınıfı bitirdiğim yaz  okulunda yani tam beş dönem sonunda, tam sınırdan DD ile geçebildim. Tabiki bu geçişte efsane hocam Sedat Telçeken’in bana verdiği manevi desteği asla unutamam. Hatta bloga o zaman yazdığım yazıma yorum bile bırakmıştı. Bu yazıların tümüne yazının sonunda link vereceğim. Bu arada Calculus I’i geçtiğimde Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini, bölüm başkanımız Erdem Hoca’dan, çoktan geçmiştim. Linner Cebir’i ortalama bir başarılı ile, sınırdan DD ile geçmiştim. Ama geçmiştim.

Sırada Calculus II vardı. Bu daha büyük bir baş belasıydı ama dersi geçmiş olanlara sorduğumda Calculus I’den daha kolay cevabını veriyorlardı. Bu dersi de yine dönem içerisinde almayıp 3. sınıfın yaz okulunda aldım. Tahmin edebileceğiniz gibi kaldım bundan da. Dördüncü sınıfta da yine güz ve bahar dönemlerinde hiç Calculus II almadan geçtim. Bu arada diferansiyel denklemler dersini de geçtim, hem de CD gibi bir notla. Diferansiyel denklemler dersi ile ilgili maceramı alt paragraflarda bulacaksınız. O yaz artık yüksek lisans için tüm hazırlıklarımı yapmıştım. Yaz okulunda Calculus II’yi verip mezun olacak ve yüksek lisansa başlayacaktım. Ama olmadı. O zaman hatırlıyorum, Levent‘le beraber neredeyse 15 gün çalışmıştık. Ama sınavda olmadı. Sınav çok iyi geçmesine rağmen doğru çözdüğümü sandığım sorulardan üç tanesi yanlış olunca benim okul da tek dersten uzamış oldu. O zaman üzüntüden hastanelik olmuştum. Sağolsun annem, Alper falan çok kahrımı çekmişlerdi.

İkinci sınıf ilk dönem

Uzattığım dönemde artık tek bir dersim vardı: Calculus II. Kendimden üç hatta dört dönem altlarla birlikte aynı dersi alıyordum. Ama bu sefer epey hırslıydım. İlk vize 13 gelmişti. Bu beni acayip öfkelendirmişti ve artık sinirli biriydim. O sinirle ikinci vizeden 46 aldım. Evet, işler yoluna giriyordu. Çünkü hayatımda Calculus’tan aldığım en yüksek not 40’tı. Onu da Calculus I’i geçtiğim zaman finalden almıştım. Her neyse, dönem içerisinde üç tane kısa sınav olacaktık. Benim bu sınavlarımdan ilki biraz kötüydü. Ancak ikinci ve özellikle üçüncüsü çok iyiyidi. Üçüncü kısa sınavdan 90 alınca içimden “artık bu lanet dersi veriyorum lan galiba” demeye başlamıştım. Ve final günü, adeta savaşa uğurlanır gibi gittim sınava. Sınav orta zorluktaydı. Bir Calculus efsanesi Atalay Barkana tarafından hazırlanmıştı ve beni bekliyordu. O sınavda efsane oldum. Calculus’tan alıp alabildiğim en yüksek notu, 50, aldım ve ders CC düştü. Artık mezun olmuştum.

Calculus I’i geçtiğim dönem, ikinci sınıf yaz okulu

Diplomamı aldığım gün yüksek lisansa başvurdum. Aha! Bir baktım ki ders programında Uygulamalı Matematik diye bir ders var. Ulan bitmedi mi bu matematikten çektiğim? Hayır bitmedi, dedi bir ses. Bu dersi Diferansiyel Denklemler dersini de aldığım hocamız Doç. Dr. Yılmaz Dereli veriyordu. Diferansiyel denklemler dersini aldığım dönem ders cuma günü öğleden sonra tam 4 saatti! Hayatımın o dönemi benim için apayrı bir ızdıraptı. Dersten tek kelime anlamıyordum. Bunun verdiği huzursuzluk ve ızdırapla kavruluyordum adeta. İlk vizeden 20 almıştım. Görünen o ki bu dersten de kalacaktım. Ama hayır lan! Direndim, ne yaptım ettim vizeden 40 aldım. Ortalama bir hesapla finalden 50 almam gerekiyordu. Ama nasıl? Finali, mezuniyet töreninden hemen sonraki pazartesi sabahıydı. O sabah erkenden okula gittim. Burcu sağolsun erkenden gelmişti. Oturdu bana bildiği herşeyi anlattı. Sonra kim söyledi, nereden duydum hatırlamıyorum, bir duyum aldım. Hoca sınavda tam 8 tane Laplace sorusu sormuş diye. Lan dedim, doğrudur belki. Oturdum, herşeyi bırakıp Laplace çalıştm. Sınava çok az kala son sayfayı çalıştığımı sanarak bir çevirdim ki yaprağı yepyeni bir konu çıktı karşıma: Ters Laplace. Haydi bakalım.

Üçüncü sınıf yaz okulu

Okulu uzattığım dönem ve nihayet Calculus II’yi geçiyorum

Sınava girdim. Hakikaten de hoca 8 tane Laplace sormuştu, ama hepsi ters laplace’tı. Ulan dedim, ben bu işi bırakmam. Oturdum tek tek şıkların laplace’larını almaya başladım. Böylece tersten giderek soruyu elde etmeye çalıştım. Böyle böyle sekiz soruyu da çözdüm. İki soruyu da hesap makinesi ile değer verip çözdüm. Tam ben bitirmiştim ki hoca sınıfa gelip hesap makinesi yasak diye uyarı yaptı 😀 10 soru işaretleyip sınavdan çıktım. Sonuç açıklandığında gördüm ki hepsi doğru ve 50 alarak dersi geçtim.

Adam’s Calculus

Uygulamalı Matematik dersi ise hayatımda alıp alacağım son matematik dersiydi ve en az Calculus kadar lanetti. İlk aldığımız dönemde Emre hariç hepimiz kaldık dersten. Umutlarımızı tam bir sene sonraya, bu geçtiğimiz bahar dönemine bıraktık. Bu dönemde ilk vizeye geçen seneden deneyimli olarak çok iyi hazırlandık ve ben vizeden 48 aldım. Finali iple çekerken çok kötü bir gelişme oldu ve aday memurluk eğitimi tam da finalin olduğu hafta yapılmak üzere açıklandı. Oturup kara kara düşündüm lan ne yapacağım diye. Çorum‘da sınavdan bir önceki gün, finale giremeyip dersten kalmayı ve işi bir sene daha uzatmayı tam göze almıştım ki Şemre ve Şahin aklıma süper bir fikir soktular. Bütünleme sınavına girebilmek için finale girip boş kağıt vermek yetiyordu. Çorum’dan kalkıp Eskişehir’e sınava gidersem böyle bir şansım olacaktı. Sınav ertesi gün sabah 10’da idi. Şansımızı denemek istedik. Hemen sorumlu bakanlık müşavirimiz Zekeriya Sevim‘e de konuyu anlattım. Sağolsun kendisi bana bir günlük izin verdi ve aynı gün öğlen Eskişehir’e doğru yola çıktım. Geceyi Alper’de geçirdim. Ertesi gün sınava girdim. Gece Alper’le neredeyse hiç çalışmadığımızdan boş kağıda yakın bir kağıt verdim. Hemen vakit kaybetmeden Çorum’a doğru gerisin geri yola çıktım. Gece saat 9 gibi Çorum’a geri döndüm. Yolda gelirken hocanın sınavları çoktan okuduğunu ve kaldığımı öğrendim. Ama üzülmedim, zira bütünlemeye girebilecektim. Bütünleme sınavına Özlem ve Büşra ile çalıştık. Sınavdan önceki son akşam da kendim oturup evde deliler gibi ezberledim bildiğim herşeyi. Heyecanlı bir bekleyişten sonra sınav zamanı geldi ve girdik. Müthişti! Tek kelime ile müthişti! Hocanın sorduğu dört sorunun iki tanesini çok net çözüp sonuç bulmuş, bir soruyu yarına kadar net çözmüştüm. Geçebilmek için almam gereken 40’ı rahatlıkla alabilirdim. Öyle de oldu. Sınavdan tam 70 alıp, hayatımda (lise de dahil) bir matematik sınavından aldığım en yüksek notu aldım ve alıp alacağım son matematik dersini BB ile geçtim. Bu noktada da yine manevi desteğinden dolayı Yılmaz Hocama çok teşekkür ederim. Ayrıca Özlem, Büşra ve Alper’e de teşekkür ederim. Ayrıca anneme de teşekkür ederim. Yüksek lisansta derslerim bitti artık, geriye bir tek tez ve seminer dersi kaldı.

Artık bir daha herhangi bir matematik dersi almayacağım. Şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum, mesleğimi yapabilmem için gerekli olan matematiği biliyorum. Fazlasını da inanın hiç merak etmiyorum. Matematikle 2007 yılında başlayan ilişkimizin nihayet 2013’te bitmiş olması beni yepyeni bir insan yaptı resmen. Artık aklımın bir köşesinde hep “ne olacak lan bu matematik?” sorusu olmadığı için o kadar mutluyum ki 🙂

Bloga daha önce Calculus I, Calculus II ve bilimum matematik içerikli olarak yazdığım yazılar aşağıdaki gibidir.

  1. https://proofhead.wordpress.com/2011/09/19/ders-sectim/
  2. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/21/yaz-okulu-bitti/
  3. https://proofhead.wordpress.com/2012/04/04/uygulamali-matematik-sinavindan-cuvallayan-adam/
  4. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/20/kimler-okurmus-seni-a-spaceim/
  5. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/13/ne-bu-lan-boyle/
  6. https://proofhead.wordpress.com/2012/01/21/nihayet-calculus-iiyi-gectim/
  7. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/28/calculus-ii-telafi-sinavi/
  8. https://proofhead.wordpress.com/2010/08/25/calculus-iiden-nasil-kaldim/
  9. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/24/sonunda-calculus-1i-gectim/
  10. https://proofhead.wordpress.com/2012/06/16/yuksek-matematikten-nasil-kaldik/
  11. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/06/nasil-onur-belgesi-alamadim/
  12. https://proofhead.wordpress.com/2011/11/16/dert-tasa-sikinti-var/
Reklamlar

Yüksek Matematikten Nasıl Kaldık?

Bakın kaldık diyorum, bu sefer yalnız değilim zira 🙂

Evet sevgili okur, matematik belasından Dünya’da en çok çeken 4 insandan biri olan bu kardeşin, yüksek lisansın zorunlu derslerinden biri olan Uygulamalı Matematik dersinden kaldı. Ben, Alper, Esra, Gonca, Emre ve bizle beraber nerden baksan 25 kişi daha dersten kaldı hatta. Bu sene aldığım 4 dersten 3 tanesinden ümit ediyorum ki AA ile geçtim ama bu ders FF geldi.

Bu ders içerik olarak Numerik Analiz ve Diferansiyel Denklemler‘in en kıyıda köşede kalmış konularından oluşuyor. Mantıken de bu dersleri taa 2. sınıfta geçip gelen bir öğrenci epey zorlanıyor. Gerçi ben Diferansiyel Denklemler dersini son sınıfta geçmiştim. Ama bu derste hoca o kısmı 3 saatte anlatınca yutkunmakla yetindim.

Bu dersi biz mühendisler zorunlu olarak alırken, matematik bölümündekiler de kredi olsun diye seçmeli olarak alıyorlardı. Dolayısı ile sınavları da çok yüksek geliyordu.

Hoca finalden önce 55 puana yüksek lisanstaki geçme notu olan CC’yi (DD ile geçince kalmış sayılıyorsunuz) vereceğini söyleyince ilk sınavdan 20 25 alan bizler için finalden en az 70 almak gibi bir olasılık doğmuştu. Ancak ben hayatımda zaten matematikten iki defa 50 aldım, o ikisinde de zaten Calculus I ve Calculus II‘yi geçmiştim.

Her neyse, kendime söz verdim. Bu dersi önümüzdeki yıl geçeceğim. Söz Mesut. Allah belanı versin matematik. Bu gidişle bana Fen Bilimleri’ni bıraktıracaksın.

Bir Mezun Öğütler Veriyor (!)

On yedi yıllık öğrencilik hayatıma birkaç haftalık da olsa ara verdiğimden midir nedir, bugüne kadar büyüklerimizden mezunlarımızdan duyduğumuz tüm o özlü ve kendi içinde derin anlamlar barındıran sözleri, ki hepsine de sonuna kadar katılıyorum mezun olduğum için, sizlerle paylaşıyorum.

Başarı ile tamamladım.

Bunların hepsini okuyup kendinize gerekli olan dersleri çıkarın öğrenciler;

  • Mezun oldum ve hayat şimdi başlıyor.
  • Öğrenciliğinizin kıymetini bilin.
  • Asıl büyük sınav mezun olduktan sonra başlıyor.
  • Keşke ben de sizler gibi öğrenci olabilsem.
  • Gerçek dünyaya hoş geldiniz.
  • Öğrenciyken pembe hayalleriniz vardı. Hayat böyle değil. (35 yıldır)

Bu yukarıda yazdıklarımın farkına vardıktan sonra öğrenciler, aşağıda yazdıklarımı da yaparsanız başarıya ulaştınız demektir:

  • Her gün akşam eve gidince o gün öğrendiklerinizi bir kere tekrar edin. Şöyle bir yarım saat de yarın yapacaklarınıza bakın.
  • Her hafta düzenli çalışırsanız sınavlardan önceki geceler sadece kontrol edersiniz bir kere.
  • Sınavlara sadece son gece çalışıyorsunuz, bunu yapmayın.
  • Calculus I ve II‘yi geçmek için haftalık en az 10 saat çalışmanız, her derse katılmanız lazım.
  • Temel İşlemler ve Süreçler aslında zor değil, üst sınıflar sizi korkutmasın.
  • Devamsızlık hakkı diye birşey yok, o %30 size hastalanırsanız falan diye veriliyor.
  • Usulsüz rapor istemeyin.
  • Kopyala yapıştır yapmamanız için raporlarınızı elle yazmanızı istiyorlar.
  • Ödevleri kendiniz yapın.
  • Temel İşlemler sınavına çalışırken kitabın arkasındaki tüm soruları çözün.
  • Ekle sil haftasında da devamsızlık alıyorlar, okula ilk günden itibaren gidin.

Ben bu dediklerimin hepsini eksiksiz yaptığım (!) için başarı ile mezun oldum. Siz de yapın, siz de başarı ile mezun olun. Hepinize sevgiler.

NOT: Yorumlar konusunda çok katı olacağım. Yazıda altını çizmeye çalıştığım noktayı yakalayabilmeniz ümidiyle.

Nihayet Calculus II’yi Geçtim!

Aslında mezun da oldum. Ama şu an şu durumda Calculus II‘yi geçmek benim için çok daha onurlu ve gurur duyulacak bir durum oldu. Ben bir tabuyu yıktım. Evet, Calculus II’den geçilebiliyormuş.

Adam's Calculus

Hazırlıktayken bir gün Mertler’e gitmiştik. O zaman birinci sınıfta olan Mert’in ev arkadaşı ve kuzeni Alper‘in Calculus kitabını görerek hayatıma Calculus olgusunu sokmuş oldum. Nereden bilebilirdim ki bu ders benim tüm üniversite hayatım boyunca başımın belası olacaktı…

Birinci sınıfın ilk döneminde Calculus I dersini ilk defa aldım. Dersin ilk haftasında hayatım boyunca öğrendiğim matematiği özet geçtik. Dersin İngilizce olması, sanal sınıf denilen bence o saçma sistem falan derken dersten inanılmaz soğudum ve korktum. Dersin sıkıcılığı yetmezmiş gibi bir de cumartesi günleriydi. Dolayısı ile iyice işkenceydi bizim için. O dönemin sonunda tüm arkadaşlarım gibi ben de bu dersten kaldım.

Birinci sınıfın ikinci dönemi dersi bu sefer başka bir hoca, Ömer Hoca verdi. Bu sefer de dersleri akşam 5-7 arası koymuşlardı. Akşamın bir köründe dersten çıkıyorduk. Bu dönemde de hiç beklemediğim bir şekilde bir vizeden sıfır almıştım. Bu dönemin sonunda ben bu Calculus I dersinden yine kaldım.

O sene yaz okulu ilk yaz okulum olacaktı. Sadece Calculus I aldım. her gün okula geldik gittik o yaz. Dersi Ömer Hoca açmıştı o zaman, ama ilk vizeden sonra hoca değişince ben yine afalladım ve o yaz da kaldım. O yaza dair unutamadığım bir şey, hocanın final günü koridorun bir ucuna geçip oturması ve sınavdan çıkanlara bakmasıydı. Rezil olmuştum yine.

İkinci sınıf başlamıştı tabi dolayısıyla. İkinci sınıfın ilk dönemi yine şans eseri hiçbir dersimle çakışmadığı için Calculus I’yi yine aldım. Ama bu dönem ne oldu ne bitti hiç hatırlamıyorum, kaldım yine.

O günden sonra bir daha dönem içerisinde Calculus almamaya yemin ettim. Bu esnada Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini geçmiştim. İkinci sınıfın yaz okulunda bu sefer yine Calculus I dersi aldım. Bu yaz okulunda Calculus I’yi Sedat Hoca verdi. Hayatımda ilk defa Calculus dersi beni bu kadar sıkmadı, boğmadı ve ben Sedat Hoca’nın tüm sınıfa hediye ettiği o üç puanın sayesinde dersi nihayet DD ile geçtim. O zaman ki mutluluğumu şu yazımda yazmıştım. Dersi nihayet 5. alışımda geçebilmiştim.

O yazdan sonra akıllanıp artık sadece yaz okullarında Calculus almaya karar verdim. Üçüncü sınıfın yaz okulunda Calculus II’yi ilk defa aldım. İlk vizeye kadar dersi bambaşka bir hoca veriyordu, Nuray Hoca. İlk vizeden nasıl oldu naptım ne ettim bilmiyorum sıfır aldığımı görünce benim moralim, adaptasyonum faan kayboldu gitti. Vizeden sonra dersi yine  benim efsane hocam Sedat Hoca vermeye başladı. Her ne kadar kurtarmaya çalışsam da olmadı. Kaldım dersten sevgili okur. Şu yazımda da o zaman kaldığımda hissettiklerimi yazmışım.

Bir sonraki yaz, yani geçen yaz, yine yaz okulunda yine Calculus II alıyordum. Bu yaz okulunda dersi Nuray Hoca veriyordu. Yaz okuluna çok umutlu başlamıştım. Ara sınavdan düşük alınca epey bir depresyona girdim. Çünkü okul uzayacaktı böyle giderse. O dönem yaşadıklarımı şu yazımda ve şu yazımda anlatmışım. Sonuç malesef hüsran olmuştu ve ben yine Calculus II’den kalmıştım. Bu lanet ders hayatımı mahvediyordu, üstelik okulumu da uzatıyordu.

Bu sene ilk dönem mezun olabilmek için geriye tek dersim kaldığından sadece Calculus II dersi aldım. Ayrıca özel öğrenci olarak yüksek lisansa da yavaştan başlayabilmek adına iki ders de yüksek lisanstan almıştım. Neyse dönem başladı. Dersleri çok büyük titizlikle dikkat ediyor ve çalışıyordum. Dersi de en çok çekindiğim hoca veriyordu. Ne olduysa olmuştu ve yine ben bu dersin ilk vizesinden 13 almıştım. Bu kötü haberden kısa bir süre sonra da almayı beklediğim onur belgesini Calculus II yüzünden alamadığımı öğrenince ben yine bir depresyona girdim.

Ama bu iş artık çığrından çıkmıştı ve kontrol altına almam gerekiyordu. İkinci vizelere giremeyince rapor alıp telafi sınavına girdim. Telafi sınavı normal sınavdan farklı olarak yazılı oluyordu. Bu sınava çalıştım epey. Ama bu sefer çok kontrollü çalıştım. Sağolsun dersin asistanı Mehmet Hoca da beni epey cesaretlendirdi. Çok büyük bir heyecanla telafi sınavına girdim. Bu sınavdan 41 almıştım ve özgüvenim tavan yapmıştı. Artık yavaş yavaş bu dersi geçebileceğime inanıyordum ama hala geçen yazdan dolayı tedirgindim. Bu arada dönem içerisinde olduğumuz kısa sınavlar da fena değildi. İlk iki kısa sınavdan da 42 almıştım. Son kısa sınava ikinci vizeden aldığım notun gazıyla girdim ve tam 85 aldım! Bugüne kadar Calculus’a dair hiçbir şeyden bırak 85’i, 45’ten yukarı not alamamıştım. Bu şekilde hesaplayınca tam 20 puanım oluyordu. Hocanın geçme notu olan DD’yi de ortalama 30 civarına vereceğini hesaplıyordum. Zira sınıfın da ortalaması çok kötü idi. Bu durumda geçebilmek için  %45 etkili final sınavından 25 alsam ucu ucuna yetiyordu. Korkarak ve büyük bir tedirginlikle ders çalışmaya başlamıştım. Daraldığım zamanlarda dört yıl boyunca geçtiğim zor dersleri, Diferansiyel Denklemler dersini tek seferde geçtiğimi falan düşünüyordum. Gitar çalıyor, Sabhankra dinliyordum. Sınav gecesi uyuyamadım.

Sınav sabahı titreyerek yerime oturdum. Mert‘le gözgöze geldik. Deniz‘le helalleştik ve sınav başladı. Kağıda baktım ve önce biraz afalladım. Sonra yavaş yavaş açıldım lan. 20 soru vardı. İçimden “6 tanesini çöz, mezunsun olum” diyordum. Yaklaşık bir saat bu gazla yola devam ettim. 11 soru çözmüştüm ama korkuyordum lan yanlış manlış olmasın diye. İşte o noktada da imdadıma sınava asistan olarak giren iki hocam koştu. Çok gerginleşip artık ağlamaklı olduğumu görmelerinden midir nedir, Esra Hoca önce geldi sakin ol dedi. Sonra sınav bitti artık diyerek çıkmaya yeltenince Zerrin Hoca gözleri ile oturmamı ve devam etmemi işaret etti. İyi ki de etmiş! Oturunca çözemediğim bir soruyu başka bir yöntemle çözmeyi denedim ve oldu! Ve başka bir soru daha çözdüm formülü hatırlayıp. Dolayısı ile Zerrin Hoca’nın o hareketi bana iki soru daha kazandırdı. Artık sınavın sonuna doğru kağıdımda 13 soru işaretli olarak teslim ettim. Herkesle helalleşip çıktım.

Üstte duran iki kitap benim geçen yaz ve bu dönem tuttuğum ders notlarımdan, çözdüğüm açıklamalı sorulardan, uygulama sorularından, çözümlü quiz sorularından ve notlardan çıkardığım kısa notlardan oluşmaktadır. Alttaki kitap ise dersin kendi kitabıdır.

Tam bir hafta süründüm sevgili okur. Aklımda o sınav ızdırabıyla takılmaya çalıştım. Sonra cuma günü öğlen okulda durakta beklerken Yalçın‘ın telefonundan Mert aradı ve müjdeyi verdi: Sınavda 13 sorumdan 3 tanesi yanlış olmuş, bende 50 almışım ve harf notum da CC düşmüş. Yani bir Calculus vizesinden aldığım en yüksek notu alarak Calculus II’yi geçmişim. Hem de CC ile! Bu haberi de bana üniversitedeki ilk arkadaşım, Calculus illetiyle ilk defa beni tanıştıran insan, Mert vermiş oldu. Mert’in kendisi de benimle birlikte geçmiş ve bu defteri kapatmış oldu.

Şimdi durup düşünüyorum ve bu dersleri geçme sürecinde bana en büyük yardımı dokunan arkadaşım Levent‘e; Sedat Hoca’ya (verdiği güvenden ötürü), Nuray Hoca’ya (geçen seneki yardımlarından dolayı) ve Mehmet Hoca’ya (cesaretlendirdiği için) teşekkür ederim. Ben Calculus II’yi geçtim sevgili okur.

Kısa Sürsün Sessizlik

Birkaç gündür yazı yazamadım sevgili okur. Bunu sebebi hem okuldaki ve dışarıdaki işlerin biraz yoğunlaşmasıdır. Ayrıca bir de bugün girdiğim Calculus II vizesi vardı.

Aşağı yukarı son bir haftamın tamamında Calculus II vardı. Hayatımda hiçbir dersi bu kadar kafa takmamıştım ve hiçbir ders de bana bu kadar takmamıştı sevgili okur. Son iki gecedir uyuyamıyordum artık stresten. Bu neden böyle oluyor, ben de bilmiyorum. Bu şekilde olması bana da zevk vermiyor üstelik! Her neyse, iyisiyle kötüsüyle nihayet bu sabah 9’da sınava girdim. Sınav zor gibiydi. Afallamadım ama emin de olamıyorum. Umarım sonuçlar açıklanınca hayal kırıklığına uğramam. Olurda mezun olabilirsem yazacağım yazı, anlatacağım başarı öyküsü hakkında küçük küçük notlar alıyorum. Alper‘le buna dair bir çalışma içerisine girdim.

Üye Kartları

Sınav bitince tabi geriye yapacak büyük bir şey kalmıyor. Okulda yürütmekte olduğumuz işler var tabiki halen. Bunların iş yükü de giderek artıyor. Cuma günü mesela Doğa ve Çevre Kulübü Üye Kartları’nı hazırlayacağız. Ayrıca şu sıra Alper’le bir makale yazımı işine kalkıştık. Bakalım sonuçları ne olacak.

Eskirock Metal Fest. Vol. IV‘ü yapacağız bu arada 12 Mart’ta. Bununla ilgili çalışmalara başladık. Konseri duyururken Eskişehirli gruplara ağırlık vereceğiz dedik ancak bakalım başvurular tatminkar olmazsa şehirdışından gruplar da misafir edeceğiz. Ancak tabiki bu benim tek başıma verebileceğim bir karar değil. Hatta bu konserde ben isteyerek bu grup seçimi sürecinin dışında kaldım da diyebilirim.

Bugün uzun bir aradan sonra Handan Girginer hocamı ziyaret ettim bugün Yabancı Diller Yüksekokulu‘nda. Sağolsun İtalya yazılarımı çok beğenmiş. Cesaretlendirdi beni. Hocam, bir süre önce Kamboçya‘ya gitmişti. Oradan benim koleksiyona Kamboçya dilinde gazeteler getirmiş sağolsun. Bunlar da nadide parçalar olarak yerini aldılar koleksiyondaki 🙂 Bu arada Handan Hocam mükemmel bir seyyahtır. Avrupa’da gitmediği ülke yoktur. Kendisi bize anlattığına göre hayatını ve servetini bu yönde harcamıştır ve bundan da zerre pişmanlık duymamaktadır. Bakınız ben de bir şeye böyle bağlanıldığında inanılmaz saygı duyuyorum. İşte bu yüzdendir ki Handan Hoca’mı çok severim.

Bu hafta umarım mezun olduğum hafta olur sevgili okur. Çünkü yapılacak çok iş var ve benim de morale ihtiyacım var. Bu arada kardeşim Murat, Volkan‘ın benim birkaç sene önce kırdığım gitarını yeniden yapıp boyadı. Gitarı daha önce yaptırmıştık ama bir türlü verim alamamıştık. Bakalım, şimdilik iyi görünüyor. Murat bu ara enstrüman yapımı işine sardırmış vaziyette. Bir arkadaşının sevgilisi için yaptığı çilek gitarı yan tarafa koydum.

Hepsiburada.com bana çok büyük yanlış yaptı sevgili okur! Şöyle ki bundan epey bir süre önce Kill Bill II‘nin soundtrack albümünü plak formatında sipariş etmiştim. Bugün mesaj atmışlar, tedarik edemiyoruz kusura bakmayın diye. Acayip sinirlendim. Siparişi iptal etmeleri için mesaj yolladım, bakalım ne yapacaklar.

Bu akşamlık bu kadar sevgili okur. Takipte kal, kârlı çık 🙂

2011 Yılımın Değerlendirmesi

Evet sevgili okur. Tüm yıl boyunca bir sürü yazı yazdım. Sizler de okudunuz, yorum yaptınız. Hepinize teşekkür ederim. Bu yazımda da kısa notlar halinde bu senemi özetleyeceğim. Bunu aylar bazında yapacağım. Yazının sonunda bir takım istatistiksel bilgiler de vereceğim sizlere. Her ayda olan herşeyi buraya yazmayacağım elbette. Sadece bloga o zaman yazdığım başlıkları tarayıp en kayda değer olanları aktaracağım.

2011 OCAK:

Bu ay 15 yazı yazmışım. Daha pek çok güzel şey olmuş. Ama dördüncü sınıfın ilk dönemiydi ve çok fazla yorulmuştum. Çok iyi hatırlıyorum bunları.

2011 ŞUBAT:

Bu ay 29 yazı yazmışım. Şubat dolu dolu geçmiş sevgili okur. İkinci dönemin tüm temposu neredeyse bu ayda başlamış. Hatırlıyorum Alper’le epey hareketli zamanlar yaşamıştık. Bu dönemde yavaş yavaş Son Demler A.Ş.’nin de etkilerini hisseder olmuştuk.

2011 MART:

Mart ayında ödevden mödevden kafamızı kaldıramamışız sevgili okur. Bloga 14 yazı yazabilmişim. Bu yazıların da çoğunda üç dört günlük gelişmeleri özet şeklinde vermişim.

2011 NİSAN:

Nisan ayında toplamda 17 yazı yazmışım. Müzik dolu bir aydı. Ayrıca langırtta artık efsaneleştiğimiz bir dönemdi. Ayrıca diferansiyel denklemler dersinin moralimi feci halde bozduğu bir zamandı. Yalnızlıkla da bu dönemde tanışmışım.

2011 MAYIS:

Bu ayda 24 yazı yazmışım. Bu ayı çok net hatırlıyorum. Yine çok yoğundum. Alper’le tezimizi bitirmiştik bu ayda. Yine müzik dolu bir aymış. Alper, Emre ve benim tamamen yalnız kaldığım bir aydı. Yazın da yaklaşmasıyla stresimiz iyice artmıştı. Alper birkaç defa Turgut’u dövüyordu az daha.

2011 HAZİRAN:

Haziran ayında okul bitmiş, aldığım tüm derslerden geçmişim. Calculus II’den dolayı yaz okulunu beklemenin buruk bir heyecanı var. Arkadaşlarımın çoğu mezun olmuşlar. Bu ay toplam 17 yazı yazmışım. Bu ayda yollar iyice ayrılıp, ipler iyice koptu. Ancak daha sonra pişmanlıklar yaşayacaktık.

2011 TEMMUZ:

Bu ay 21 tane yazı yazmışım. Bu ay Antalya’ya falan da gitmişiz ya epey eğlenceli geçmiş. Yazın bu kısmı güzel geçmiş. Ancak bir sonraki ayın kabuslarla dolu olacağından hebersizmişim.

2011 AĞUSTOS:

Bu ay 18 yazı yazmışım. Başı güzel başlayıp sonu kötü biten bir ay olmuş. Bu ay okulu uzatmışım. O üzüntüyle tekrar staja başlamışım. Kötü bir ay olmuş.

2011 EYLÜL:

Bu ay yine 18 yazı yazmışım. Okul yeniden başlamış, hayatımda yeni bir dönem başlamış. Bir tek Calculus II dersi almışım. Yanına da iki tane yüksek lisans dersi almışım. Projede de çalışmaya başladım bu ayda. Ayrıca Doğa ve Çevre Kulübü’nde Başkan Yardımcısı oldum.

2011 EKİM:

Bu ay 20 başlık yazmışım. Ortalama bir dönem geçirmişim. Ayrıca bu ay içerisinde Volkan çok ciddi bir rahatsızlık geçirip bizi korkutmuştu.

2011 KASIM:

Kasım ayı nispeten güzel bir aydı. Artık hayat düzenim iyiden iyiye oturmuştu. Hayatımda Calculus II dersinden başka bir sıkıntı kalmadı. Bu ay 19 yazı yazmışım.

2011 ARALIK:

Bu yazı hariç Aralık ayında 21 yazı yazdım. Bu ay biraz sıkıntılı başlayıp güzel bitti Calculus sayesinde. Çok zor, ağır, yoğun, heyecanlı ve ilklerin yaşandığı bir yıl oldu bu yıl. Bu sene içerisinde en fazla okunma nisan ayında, en az okunma ise temmuz ayında olmuş. Ayrıca en çok okunan yazımı da yine bu sene içerisinde yazmışım.

Bir sene sonra ayn, bu seferde 2012 yılı için aynı yazıyı yazabilmeyi ümit ediyorum. Bu sene içerisinde gerçekleştirmeyi düşündüğüm hedeflerim var. Bunların bir kısmını paylaşmıyorum ama bir kısmını da sırf neler yapabilmişim diye kontrol edebilmek için yazıyorum. İşte hedeflerim:

  • Klavye çalmayı epey ilerletmek
  • İkinci bir yabancı dili temel düzeyde de olsa konuşabilmek (Almanca hariç)
  • Radyo yayınlarını düzenli hale getirebilmek
  • Godspel’in albümünü yayınlayabilmek
  • Alper’le planımızın yarısını tamamen halledebilmek
  • Doğa ve Çevre Kulübü ile Çevşen 3’ü efsane olacak şekilde organize edebilmek
  • Rock Kulübü ile AU Rock Konserleri Vol. II etkinliğini düzenleyebilmek.
  • Eskirock Metal Fest Vol. IV’ü yapabilmek
  • Kendime bir şekilde bir IPod Touch alabilmek 🙂

Sene bittiğinde bunların ne kadarını yapmış olacağımı göreceğiz hep birlikte.

Calculus II Telafi Sınavı

Bugün Calculus II‘den telafi sınavına girdim.  Altı senelik üniversite hayatım boyunca ilk defa bir telafi sınavına girdim. O yüzden gergindim epey.

Sınavın saat 11’de asistanımız Mehmet Koç‘un odasında yapılacağını öğrenince bir nebze olsun rahatladım zira soğuk bir sınıfta girmektense, Mehmet Hoca’nın odasında kendimi daha rahat hissedebilirim diye düşündüm. Ama ne yalan söyleyeyim epey gerildim.

Neyse dakikalar dakikaları kovaladı ve saat 10.50’de hocanın kapısını çaldım. Hoca beş dakika sonra gelip sınava başlamamı söyledi. İşte o beş dakika inanılmaz zor geçti sevgili okur. Tuvalete gittim, hiçbir şey yapamadım. Geri döndüm su aldım. İçemedim. Çok acayip gerilmiştim zira. Neyse vakit gelince telefonumu kapatıp odaya girdim.

Hocanın odasında üç tane masa vardı. Cam kenarındaki masada iki monitör vardı ve burası Mehmet Hoca’nın masasıydı. Hemen kapının yanında da bir masa vardı. Burada da diğer asistan arkadaşı çalışıyordu. Ben ise odanın tam ortasındaki bir masada tek idim. Sınava bir kişi daha girecekmiş ama o gelmedi. Tek başıma başladım sınava.

Normalde Calculus sınavları test olur ama bu sefer yazılı idi. Altı soru vardı. Dört tanesi 20 puan, kalan iki tanesi de 10 puanlıktı. Heyecandan ilk beş dakika bir şey yapamdım. Daha sonra son soru ile başladım. Bu soruyu biliyordum ve hemen çözdüm.

Daha sonra 20 puanlık ilk soruya geçtim. Buna da iyi çalışmıştım ve hemen bunu da çözdüm. Bir altındaki soruya geçtim. Bu soru benim normalde çözdüklerimden ve defterdekilerden çok farklı idi. Dolayısı ile bunda epey zorlandım. Çok emin olmamakla birlikte bunu da çözdüm ve istediği denklemleri çıkardım.

Son olarak yine 10 puanlık bir soru daha çözdüm. Çok çok farklı bir yöntemle çözdüm. Ancak gördüğüm kadarıyla sağolsun hoca kabul etmiş. Diğer iki sorunun biri hakkında hiçbir fikrim yoktu. Diğer soruyu da uğraştım epey. Ama formülü unutunca o da yalan oldu.

Neyse, sınavdan çıktım. Toplamda 60 puanlık soru yapmıştım ama  dediğim gibi 40 puanından emindim. Hoca çıkarken öğleden sonra sonucu öğrenebileceğimi söyledi. Saate baktım sınavım 50 dakika sürmüştü.

Öğleden sonra hocanın yanına gitmeye hazırlanırken ne oldu nasıl oldu bilmiyorum bir den kendimi internetten sınav sonucumu okurken buldum. 41 almışım 🙂 Yani beklediğim notu almışım.

Şimdi siz başka bir ders olsa bu nota üzülürdünüz ama ben inanın havalara uçtum. Zıpladım, Turgut’a sarılıp öptüm, şaşırdı gariban. Bu iyi bir nottu benim için.

Çok büyük konuşmak istemiyorum ama artık bu Calculus’a karşı olan nefretim azalıyor sevgili okur. Yani planlı ve düzenli çalışıp bu dersi geçeceğim lan. Öyle ya da böyle bu olacak! Şimdi sizleri o çok sevdiğim Calculus kitabının arkasında anlamını halen çözemediğim o yazıyla bırakıyorum. Saygı, sevgi ve esenle kalın.

Alis Harikalar Diyarında vs Calculus

Nasıl Onur Belgesi Alamadım?

Alf Kırtasiye'de A4 renkli baskı 50 kuruş!

Bilmiyorum nasıl alamadığımı sevgili okur. Tek bildiğim şu koskoca 9 dönemlik üniversite hayatımda alıp alabileceğim tek onur belgesini de elimden kaçırmış olmam. Üstelik bunu Alper‘in az önce arayıp verdiği müjdeli (!) haberden öğrendim. Canım sıkıldı, moralim bozuldu.

Geçen sene ikinci dönem it gibi ders çalışıp hiçbir dersten kalmayarak sözüm ona yaz okuluna da Calculus II dersini bırakıp yaz sonunda mezun olacaktım. Avcumu yaladım tabiki. Her neyse, benim ikinci dönem ortalama 3,09 gelmiş. Yani bu da sadece dönem not ortalamasına göre hesaplanarak verilen Onur Belgesi’ni almaya hak kazandığım anlamına geliyordu.

Dediğim gibi normalde bu belgenin size hiçbir katkısı yoktur. Yani bunu alıp ne CV’nize koyabilirsiniz ne de size bir avantaj sağlar. Ama benim için bu sadece tek bir dönem alabilmem dolayısı ile çok önemliydi lan ve dönemin sonunda alabilmiştim.

Daha sonra yaz okulunda Calculus II’den kalınca meğer bu lanet, dönem ortalamasını da düşürüyormuş. Aslında ben genel ortalama aynı kalınca ve Calculus II’yi daha önceki dönemlerde de alıp kaldığımdan yine bana Onur Belgesi verirler diye düşünmüştüm. Ama vermemişler.

Üzüldüm. Zaten pamuk ipliğine bağlı olan hevesim iyice kaçtı. Artık bir şekilde bu bölümden mezun olup sosyal bilimlere yönelmeyi planlıyorum. Bezdim lan. Valla bak. Bu matematiğin hayatımın içine etmesinden bezdim artık sevgili okur.

Dert Tasa Sıkıntı Var

Bunların hepsi var şu ara. Calculus II vizesinden gene 40 45 beklerken 13 alarak hayata küstüm sevgili okur. Umudum da hevesim de iyice kırıldı lan. Kantine gitmek istemiyorum. Kantine gidince de hemen işimi halledip kaçıyorum laboratuvara geri. Eskiden olsa öyle mi olurdu lan, fakültenin güzel kızlarına bakardım, Erol‘la muhabbet ederdim, milletin masada bıraktığı gazeteleri dergileri okurdum. Hem kişisel gelişimime katkıda bulunur hem de o anda açık Kral TV’den piyasada dönmekte olan şarkıların kliplerini göz ucuyla izlerdim. Lan artık kimse kalmayınca kantinin mantinin de tadı olmuyor. Herkes mutlu lan, bakıyorum herkes geçmiş Calculus’u, öff başka hiçbir dertleri yok. Krallar gibiler. Bir de bana bak lan.

Red Riding Hood

Geçen gün Red Riding Hood diye bir film izledim. Kırmızı Şapkalı kız masalına epey bir boyut kazandırmışlar, cidden beğendim. Çok iyi hedef şaşırtıyorlar. Bir de dürüst olarak söylemek gerekirse filmin başından beri erkek seyircilerin %90’ının istediği şeyin filmin sonunda olması ayrı bir kayda değer noktaydı. Amanda Seyfried‘ı buradan öpüyorum lan. Çok samimiyetle öpüyorum kendisini.

Tekirdağ Köfte

Dün Sercan‘ın Tekirdağ‘ın en iyi köftecisinden getirdiği Tekirdağ köfteleri ıslattık Volkanlar’da. Volkan yoktu, daha gelmedi, onun anısına da ben gece boyunca hep matkapla oynayıp durdum. Hırvastistan maçını izledik. Kalecimizi alnından öptük. Alper de öptü. Bu arada Sabhankra‘nın Moonlight‘ı klavye ve gitar olarak çıkardık sayılır sevgili okur. Çok yakında yeni süprizlere hazır ol. Acayip olacak.

Dün Sercan’ın interneti hızlı diye biriktirdiğim dizi bölümlerini indirdim onlarda. Lan hepsini benim taşınabilir harddiske attım. Eve geldim, harddiski bilgisayara taktım ve geri zekalı “BİÇİMLENDİRMENİZ GEREKİYOR ABİ AÇMAK İÇİN” hatası verdi. Yani ayıp lan. Deli oldum. Şu anda da halen File Scavenger programı ile harddiski tarıyorum. Bakalım kurtaracam lan umarım formata gerek kalmadan.

Dediğim gibi sıkıntı çok. Ama iyi şeyler de olmuyor değil. Mesela bakalım yakın zamanda ilk ödemeyi alacağız projeden. Borcumu harcımı düzeltip rahata ereceğim. Bir de Sercan’la Merve‘ye bir sözüm var bakalım onu yapacağım. Ha bir de Alf Kırtasiye‘den bir süredir biriktirdiğim DVD kapaklarını bastıracağım.

Sivrihisar’dan tanıdığım bir arkadaşım var, Sevinç. Kendisi THY‘de aşçı olarak çalışıyor. Biniyor uçağa, Dünya’nın dört bir yanına uçuyor. Önceki akşam konuştuk biraz, nasıl mutlu oldum anlatamam. Japonya’daymış şu an. Dedim ki hemen benim koleksiyonuma bir tane Japon günlük gazetesi getir. O da sağolsun çok daha fazlasını getirmiş bugün mesaj attı. Bu beni mutlu eden bir diğer olaydı.

Geçen gün tarayıcının driver’ını bulamadığımdan bahsediyordum ya buldum onu kurdum. Şu an sistem maşallah çok kararlı sevgili okur. Bu arada şu yazımda aldığımı söylediğim mouse bozuldu. Kendi kendine kapanıyor. Gittim bugün Teknosa‘ya garantiye yolladım, bakalım neler olacak.

Çok uzun süre önce sözünü verdiğim video blog olayına başlıyorum artık. Yarın ilk videoyu Alper’le çekeceğim. Kısacık videolarla haftada bir ya da iki defa sizlere cam açacağım.

Volkan’ı, İlker‘i ve Savaşalp‘i çok özledim. Epeydir bir araya gelemiyorum bu adamlarla. Hepsine sevgiler.

Bu arada Doğa ve Çevre Kulübü olarak salı günü gittik Levent‘le dilekçeleri teslim edip resmen göreve başladık. Haydi bakalım.

Özel Öğrenci Oldum

Fen Bilimleri Enstitüsü

Malum okulu tek dersten uzatınca 5 sene boyunca her dönem 40 kredi almaya alışan ben bir boşluğa düştüm. Zaten yüksek lisans yapmak gibi bir hedefim de oldupu için yapabileceğim en iyi şeyi yaptım ve Fen Bilimleri Enstitüsü‘nde Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı‘na Özel Öğrenci olarak başvurdum.

Özel öğrenci olduğunuzda senelik yüksek lisans harcını bir defa da yatırıp o sene bir daha para yatırmıyorsunuz. Yüksek lisans derslerinden de 2 tane alabiliyorsunuz. Ben de öyle yaptım. Zorunlu derslerden iki tane aldım.

Anadolu Üniversitesi‘nde özel öğrenci olmak çok kolay sevgili okur. Ekle sil haftası içerisinde aşağıdaki dilekçeyi ve dilekçeye ek olarak öğrenci belgeniz ile kimlik fotokopinizi götürüyorsunuz Enstitüye. Orada seçtiğiniz iki dersin kontenjan durumuna bakıp onaylıyorlar. Ortamala 1 hafta sonra da sizden parayı yatırmanızı istiyorlar. Bu bir haftalık süre zarfında seçtiğiniz yüksek lisans derslerine girebiliyorsunuz üstelik.

Aldığım dersler lisans dersim olan Calculus II‘den boş kalan günlerim olan pazartesi ve çarşamba günlerine denk geldi. Bir tanesini Savaş Hoca, diğerini de Tuncay Hoca veriyor. Bu arada lanet olası Calculus II’den bahsetmişken bu dönem çok işim var sevgili okur. Quiz muiz de varmış. Üstelik allah uzun ömür versin, hocanın yazısı da çok çirkin lan. İnan derse sırf bu yazıdan dolayı konsantrasyon olamıyorum. Neyse bakalım, alışacağız buna da.

Bu yazıyı yazmamın bir sebebi de Beril‘in bu konuyla ilgili attığı bir maildi. Kısmen de olsa cevaplamış oldum sanırım.

Başvuru dilekçesi için buraya tıklayın.