Tag Archives: calculus

Yılın En Uzun Gecesi

Bugün 21 Aralık 2013 sevgili okur. Yılın en uzun gecesi olacak bu gece. Dolayısı ile yıllar sonra 2013’ün en uzun gecesini nasıl geçirdiğimi hatırlamak için yazıyorum bu yazıyı.

Güne saat 11.002de başladım. Daha erken kalkacaktım ama olmadı. Çünkü bu sene ev çok soğuk bizim. Üst kattaki komşularımız en üst kattaki komşuların yüzünden taşınınca üst katımız bomboş bir daire oldu. Alt katta da kışa rağmen kombi yanmadığı için altı ve üstü boş daire sayılabilecek bizim daire buz gibi oluyor. Bundan dolayı da insan sabahları yataktan çıkmak istemiyor. Kahvaltıyı yaptıktan sonra Gizem‘in bilgisayarına format atmak için çalışmaya başladım. Ancak daha bir hafta önce alınan bilgisayarda Windows 8 kuruluydu. Sistemi Windows 7 kurulum CD’s ile başlatmayı denedim. Nafile. Açık sistem üzerinden de kurmayı deneyince hata verdi. Ben de bilgisayar henüz yeni ve üzerinde lisanslı bir işletim sistemi olduğu için makineyi açıp harddiskini sökerek başka bir bilgisayarda biçimlendirip sonra format atma yolunu tercih etmedim. Windows 8 ne kadar gıcık olsa da üzerine diğer gerekli programları kurdum ve bıraktım.

Bilgisayardan sonra tez ile uğraşmaya başladım. Epey bir şeyler yazabildim. Daha sonra hayatımla ilgili en önemli olaylardan birine karar verdim. Kesin ve kati olarak. Daha da sonra Şemre‘yi aradım. Perşembe akşamı konuştuğumuz konu üzerine biraz daha lafladık. Facebook’u milattan önce çekilen fotolarla dolu olduğu için elimdeki güncel fotolarını yollamaya söz verdim.

Bitirme tezini ve son sınıftaki Calculus‘ları saymazsak, hayatım boyunca hep yalnız ders çalıştım. Soğuk ve uzun kış gecelerinde yalnız başıma, kendi evimde ders çalıştım hep. O günleri özlüyorum. Bu gece de işte o günlerin anısına geç saatlere kadar çalışacağım.

Bugün yarım saat kadar stick kontrol denilen ve davul çalan herkesin epey emek verdiği alıştırmaları yaptım. Rudimentlere baktım, el alıştırmaları yaptım. Şu ana kadar ulaştığım en yüksek hızlara çıktım bugün. Sırtıüstü yatırırım yani.

Askerlikle ilgili işlemlerimi 10 dakikada hallettim. Biraz da şansın yardımıyla cuma günü hızlıca herşeyi hallettim, üstüne PTT’den e-devlet şifresi bile aldım. Şubeye girdikten sonra oradaki görevli bir bayanın yanına gittim. Çok kısa cümlelerle derdimi anlattım. Sağolsun hemen yardımcı oldu. Çay bile ikram etti. Daha sonra evraklarımı imzalatıp 25 Ocak’ta belli olacak dağıtım yerlerini beklemek üzere iş yerine döndüm.

Yüksek lisans tezimle uğraşacağım gece boyu. Bir de mektup yazacağım. Belki bir de duş alırım ama ev soğuk olduğundan pek gözüm kesmiyor bunu. Yarın biraz erken gideceğim Bilecik’e.

Yılın en uzun gecesinde dinlemek üzere 30 şarkılık bir de parça listesi yaptım. Aşağı yukarı 2 saat sürüyor. Gece geç saatte yatacağım. Tez çalışmasını bitirdikten sonra da bir saat kadar oturacağım. Yarın öğlene doğru uyanırım yine. Hepinizi öpüyorum.

Bu arada unutmadan bugun Seval‘in doğum günü. Kısa zamanda büyük işler başaran bu sevimli yavrucuğu tebrik ediyorum. Doğum günü de kutlu olsun. Üniversite hayatım boyunca ve sonrasında bana en yakın olan arkadaşlarımdan birisi oldu. Hayatımın en önemli anlarına da şahitlik etmesine izin vereceğim. Umarım hayat bizi hiç birbirimizden ayırmaz. Süper bir ekip oluruz.

İşte size soğuk kış gecelerinde ona sarılıp, pıtırcıklarınız kendi arasında oynarken sizin de kremalı bisküvi yiyip dinleyeceğiniz bir kaç şarkı. Umarım en soğuk gecelerde birbirinizin varlığını çok yakınlarda hissedersiniz.

Uygulamalı Matematik Sınavından Çuvallayan Adam

Ben. Bugün yüksek lisans programımın zorunlu derslerinden olan Uygulamalı Matematik dersinden ara sınav vardı sevgili okur. Aşağı yukarı elli küsür kişi sınava girdik. Sınav, dersin ilk kısmı olan Lineer Cebir konularını içeriyordu. Belki bilirsin hani matris, determinant, Gauss yöntemi falan.

Açıkçası sınavın çok zor olacaını düşünmedik. Derste gayet detaylı ancak basit şekilde işliyorduk konuları. Açıkçası sınavın bizi zorlayacağını düşünmüyorduk. (Biz = Alper, ben, Esra, Emre, Gonca falan) Neyse, saati geldi. Sınıfa girdik. Koskoca amfiye yerleştik. Hoca, araları açın, dedi. Böylelikle yandaki kağıda bakma şansım da (!) ortadan kalktı. Neyse, kağıt önüme bir geldi ki ne geldi!

Kağıtta 6 soru, her soruda da en az 2 şık vardı. Toplamda 15 tane sorucuk vardı yani. Apıştım, tıkandım kaldım lan. Yapabildiğim o kadar az şey vardı ki kağıtta … Bir utandım, bir sıkıldı ki anlatamam. Etrafımda insanlar ikinci, üçüncü hatta dördüncü kağıdı istiyordu ancak ben halen ilk kağıdın ön yüzünde saçmalıyordum. Böyle bir zekasızlık olamaz lan.

Sınavda artık iyice çuvalladıktan sonra kalktım bir hamle ile kağıdı verip çıktım. Hemen ardımdan Alper çıktı. Dışarı çıkıp okula doğru yönelirken Esra’yı gördük. Emre de çıktı geldi. Hepimiz toptan batırmışız.

Belli etmesem de bu durum canımı sıktı sevgili okur. Lisanstayken Calculus‘tan çektiğim yetmiyormuş gibi şimdi bir de başıma bu Uygulamalı Matematik olayı çıktı. Bugün olduğumuz vize %40 etkili idi. Dersin bir de %60 etkili final sınavı var. Umuyorum ki bu final sınavı, bizim için hayırlı olur.

Bu arada birkaç gündür yazamadım. Sebebi bu sınav, harici işler falandı.

Eski Defterleri Değerlendirmek

Defterimin kapağı

Aşağı yukarı liseden beri eski harita metot defterlerinden artan sayfaları koparır saklardım. Yani ne bileyim yıllarca böyle biriktirdim. Geçen gün toplarken bir baktım ki bunlar epey birikmişler. Hemen üniversitede kullandığım defterlerimden de artan sayfaları toparlayıp doğruca Alf Kırtasiye‘ye gittim.

Önce tüm sayfaların yanındaki perforaj delikleri ve zımbalardan, tutkallardan kurtulmak için yarım santimetre kadar kestirdim. Dümdüz oldu yanları. Daha sonra da buralara spiral cilt yaptırabilmek için delikler açtırdım. Bu deftere bir kapak olması gerekiyordu. Kapağa da para vermemek için önceki artık defterlerden birinin sağlam kapaklarını götürdüm. Buna uygun spirali usta da hemen bulup taktı.

Şimdi eski defterlerimden artan defterlerimle oluşturduğum epey kalın, bir tarafı kareli, arka sayfaları da çizgili bir defterim oldu. Bu seneki iki tane yüksek lisans derslerini bu deftere yazarım. Bir defter de Calculus için tutuyorum. Yani toplamda 2 defterle bu dönemi bitiririm.

Bu yeni defteri arkadaşlarıma gösterdim. Hangisiydi hatırlamıyorum, galiba Sercan‘dı, “bunun mesut’a verdiği haz yeter” dedi. Hakkaten de öyle 🙂


Üniversite Okuyup Öküz Olmak

” Mektep cehaleti alır,
Merkeplik baki kalır.”

Bu yazıyı yazmayı aklıma ilk koyduğum anda iyiki yazmamışım. Zira tüm yazı boyunca küfür edip dururdum herhalde. Önce yazıyı yazmama sebep olan şeyi anlatayım. Bugün sabah okula gittim Calculus dersi için. Özellikle şu son bir haftadır, sınıfta arka sıralarda oturan bir grup belirmeye başladı. Artık kendilerini nasıl bir gruba, nasıl bir mevkiye tabi tutuyorlarsa, adamların sınıftaki davranışlarındaki rahatlık artık diğer insanları rahatsız etmeye başladı. Sınıfta ders esnasında zaten zor anlaşılan dersi dinleyen insanların varlığını hiçe sayıp gayet bağırıp çağırarak, sadece kendilerinin güldüğü şakalar yaparak konuşuyorlar. Sınıftaki gözetmenin varlığı bile onların umurunda olmuyor ki bazen bu hocayı da dahil ediyorlar muhabbetlerine. Biz de iyi kötü aynı dersi defalarca aldığımız için bu tiplere alışığız. Bugün ikinci dersin ortalarına doğru bu herifler işi iyice abarttılar. Arkada iyice oluşmaya başlayan kıraathane havasına bir de cep telefonundan açtıkları bir şarkıyı dahil ettiler. O esnada devam eden dersi hiçe sayarak!

Bu durum dakikalarca sürdü. Ve adamların bu durumdan hoşnut oldukları o kadar belliydi ki. Adamlar müzik dinledikleri için değil, diğer insanların rahatsız olmasından dolayı bir memnuniyet duyuyorlardı. Yani tüm olay rahatsız edebilmek!

Bakın dersi dinleyip dinlememek herkesin kendi tercihidir. Bizim de dinlemediğimiz zamanlar oldu. Fakat biz, ya da kendi adıma konuşayım, ben asla diğer insanları rahatsız etme gibi bir çaba içerisine girmedim. Ya kitabımı okurum, ya başımı koyar uyurum ya da takar kulaklığımı müzik dinlerim sesi dışarıdan duyulmayacak şekilde. Açık sözlü olayım, bu saydıklarım elbette ki erdemli davranışlar değil. En nihayetinde orada bulunmanın sorumluluğunu yerine getirmediğimden dolayı vicdanen bir rahatsızlık duyarım. Ama bunu yerine getirmezken en azından başkalarını da rahatsız etmediğim için de içim rahat olur. Benim yaptığım bir kendini bilmezlik asla başkalarını etkilemedi bugüne kadar.

Şimdi bu tamamı aynı bölümde okuyan grup yarın mezun olup mühendis olacaklar. Bölümleri de yaptıkları iş dolayısı ile insana değer vermelerini gerektiren bir bölüm. Aynı bölümde okuyan pek çok arkadaşım çok şükür ki bunlardan farklılar. Şimdi bu kendi sınıf arkadaşlarına saygı duymayan insanlar zannetmiyorum ki yarın mezun olduklarında tanımadıkları insanlara saygı duyup onları dinlesinler. Anlayabilmiş değilim bu heriflerdeki bu rahatlığın sebebini. Acaba birşeyler biliyor olmanın rahatlığı mı bu? Zannetmiyorum öyle olsa ilk dönem dersini gelip yaz okulunda almazlar. Hepsinin birden yükseltmek için aldıklarını da sanmam.

Bugün sınıfta olan bu cep telefonundan müzik açma olayı, bundan aylar önce otobüste başıma geldi. Belki buraya da yazmışımdır da hatırlamıyorum. Oturduğumuz semtte herkesin serseri olarak tanımladığı birisi (ben şahsen tanımıyorum) otobüse binip arka koltuğa oturduktan sonra (bende hep arka tarafta otururum) cep telefonundan Çarşı’dan Batıkent’e kadar tüm otobüse şarkı dinletmiş. “miş” diyorum ben kulağımda kulaklık olduğu için duymadım. Herif otobüsten indikten sonra tüm otobüs söylenmeye başlayınca ben öğrendim olayı. Komik olan, otobüsteki kimsenin olay esnasında çocuğa müdahele etmemesi ve katlanmasıydı. İşte bu serserinin yaptığını, bugün soranlara mühendislik okuyoruz diye kendilerini tanıtan herifler yaptı. Burada bir öz eleştiri yapmak gerekiyor. Ben çok pişman oldum neden bu heriflere müdahele etmedim, en azından uyarmadım diye.

Şimdi gelelim bu yazıyı neden yazdığım konusuna. Benim çevremdeki insanlar (özellikle yaşça benden büyük olanlar), komşularımız bana ve aynı apartmanda oturan arkadaşım Murat‘a büyük saygı duyarlar ve bunu da her fırsatta dile getirirler. Murat’da ben de üniversite okuduğumuz için bu insanlara söylediklerimiz, anlattıklarımız daha mantıklı geliyor, can kulağıyla dinleniyor. Aynı şekilde bizden daha olgun hareketlerde bulunmamızı bekliyorlar. Bu zaten pek çoğumuzun yaşadığı bir olay. “Sen okumuş adamsın bir bakıver” olayı yani. Bu cümlemi tekrar okudum da üniversite okumayan okuyucularımın alınacağını düşündüm. Lütfen alınmayın küsmeyin olur mu, şu yazımı okuyun ikna olacaksınız. Tutupta yorumlara üniversite okumayan daha kötüdür diyormuşum gibilerinden şeyler yazmayın üzülürüm. Her neyse, fazla uzatmayayım bakalım yarın napacak bu herifler 🙂

Finallerin Sonu ve Bu Yaz İçin Planlarım

Malum finaller biteli epey oldu. Geçen dönemlere göre bu finallerin pek parlak geçtiğini söyleyemem 😦 Lineer Cebir finalinden 19 alarak bir anlamda kalmayı garantiledim. Ekoloji ve Çevre Mikrobiyoloji finallerim aynı (60) geldi. Bu derslerim de BA düştü. Statik Mukavemet dersine gelince, haa bak süper oldu bu ders. Malum ilk vizesi sıfır geldi. 2. vizeden 60 aldım. Vee finalden de 70’i koyunca ödevlerle falan ortalama 51 geldi 🙂 Bu da muhtemelen CC olur. N’olur olsun lan 🙂 Çevre Kimyası Laboratuvarı finalinden 95 alarak hayatımda ikinci defa çancı oldum. Çok kişi bana sövse de bu dersim AA geldi. Şimdi durum böyle.

Bu yaz benim için dopdolu geçecek. Birazdan Bursa’ya gideceğim. Cuma günü Bursa’dan gelirim inşallah. Eğer bir sakatlık olmazsa da sonraki pazartesi Ankara’ya gidiyorum 1 haftalığına süper bir olay için. Eğer gidersem zaten yazarım buraya merak etme sevgili okur. Ankara’dan 29 Haziran’da dönüyorum veee YAZ OKULU! Bir buçuk ay kadar yaz okuluna gideceğim. Bir aksilik olmazsa başımın belası Calculus I ve Fizik II alıp vereyim artık diyorum. Yaz okulunun bittiği hafta benim için tatil başlamıyor 😦 Staj başlıyor! Evet, taa ki okulun açılacağı haftaya kadar aralıksız staja gidiyorum. Anlayacağınız bu yaz tatil matil yok bana. Kısmet lan n’apalım. İnşallah herşey yolunda gider de değer bu kadar koşuşturmacaya. Amin.

Neyse şimdi ben hazırlanayım, birazdan Bursa’ya doğru yola çıkacağım.

Nasıl Hayır Duası Alınır Serisi – 1

Yeni bir seriye başlıyorum. Bundan sonra bana cidden süper kıyaklar yapan, teşekkürün az geldiğini düşündüğüm insanları buraya taşıyacağım.

Hayır Duası Alan: Ozan Hoca
Konu: Bütün bir sene boyunca yaz stajı yapmayı düşünmedim. Ancak önümüzdeki yıl ilk dönem almayı planladığım Calculus II dersinin yalnızca o dönem açılan Temel İşlemler ve Süreçler I dersi ile çakıştığını görünce bana daha bu yıl ki yaz okuluna gitmeden önümüzdeki yılın yaz okulu gözüktü 🙂 Hal böyle olunca bu durum beni zorunlu stajlarım açısından epey bir sıkıştırdı ve bu seneden itibaren staj yapma zorunluluğu doğurdu. Stajlar için başvuru süresinin bitmesine 1 hafta kala (ki diğer insanlar aylar öncesinden hazırlıyorlar) yani son dakikada hemen bir staj yeri bulup staj yapmaya karar verdim. Eskişehir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü‘yle irtibata geçtim, bir anlamda bir randevu aldım. Daha sonra bugün sabahtan okula gelip “Acaba bu yaz ben 20 gün staj yapabilir miyim?” diye sordum. Hayır, dediler sağolsunlar 🙂 Daha sonra bende oturdum hesapladım; yaz okulundan hemen sonra başlayıp okul açılıncaya kadar staj yaparsam resmi olarak 28 iş günü ediyor. Aslında 30 oluyor ama benim aşırı (!) şansımdan dolayı 2 günü bayram tatili yiyor 🙂 Plan süperdi, yaz okulundan hemen sonra stajı yapacaktım. Ama bir sorun vardı: Bu 28 günlük stajı Erdem Hoca kabul eder miydi? Gittim odasına. Ezile büzüle durumu anlattım. O da staj komisyonu ile konuşacağını birkaç saat sonra haber vereceğini söyledi. O esnada ben de sınava gittim. Kötü geçti, çıktım 🙂 Erdem Hoca’nın yanına gittiğimde maalesef kendisini bulamadım 😦 Sonra işte bu yazıyı yazmama konu olan çok sevgili Ozan Hoca’mın yanına gittim. Durumu anlattım ve yardım istedim. Zira kendisi de staj komisyonunun bir üyesi. Hemen diğer bir üyeyi arayıp (Yusuf Hoca) olur aldı. Daha sonra bin bir türlü uğraş sonucu (ki bu uğraşlar acayip komik ti) Erdem Hoca’nın cep telefonu numarasını bulup ondan da olur aldı. Ve benim tam zamanında yetişmemi sağladı 🙂 Allah razı olsun dedim. Yani sırf benim için o kadar yeri aradı, uğraştı, ilgilendi. Bu arada bana çok daha süper bir kıyak yaptı, bunu da yakın zamanda açıklarım zaten 🙂

Hayır Duası Alan: Berberdeki adam
Konu: Bugün staj görüşmesine giderken uzun süredir kesmediğim sakallarımı kesip öyle gideyim dedim. İl Çevre Müdürlüğü’ne yetişmem için kısıtlı bir zamanım vardı. Hemen her zaman gittiğim sıcak muhabbeti ile insanı bağlayan 5 yıllık kuaförüm Es Es Kuaförüne gittim 🙂 Benden 5 saniye önce dükkana birisi girdi. Hemen girdim “Abi sıra var mı, çok acil işim var” dedim. Orhan Abim az önce gelen adamı gösterdi. Daha sonra o adam hayatta inanamayacağım bir şey yaptı ve “Geç delikanlı, acelen var belli” dedi. Bende kral insan Orhan Abi’min usturasına kendimi teslim ettim 🙂 Allah razı olsun o adamdan da. Ozan Hoca’dan sonra onun da sayesinde yetişmiş oldum.

Ders Seçememek

“Ders seçememek”, insanı sinir eden, canını sıkan; moralini bozan, okulu uzatan ve aşağı yukarı herkesin bir defa yaşadığı bir olaydır.Sebepleri arasında;
:: Altta kalan ve tekrar alınan derslerin üstten gelenlere yer bırakmaması
:: Tüm hocaların ilahi bir güçle kendi derslerini aynı saatte yapmak istemesi
:: Herkesin B grubu laboratuvarını seçip önceden giren A grubu kişilerinden lab quizlerinin sorularını almak isemesi
:: Birilerinin bir şekilde uyumadan yemeden içmeden sisteme girip o derse ayrılmış kontenjanı hemencecik doldurması
:: (Bu da Volkan’dan) Ders seçmek için gereken zihinsel yoğunluğu başaramamak, yanlış dersi yanlış zamanda almak
:: Tarih, Türk Dili gibi dersleri zamanında almayıp nasılsa kolay diye ilerleyen yıllara bırakmak.

Evet bu sene iki ders alamadım, seçemedim 😦 Yaz okulunu garantilemekle kalmayıp; okulu da artık kesin olarak uzattım. Ders programım kesinleşince buradan yazacağım. Lan o değilde, sistem normalde 9’da açılıyordu sabah 8:35’te açıktı valla. Girdim hallettim. Calculus iki üç dersle çakıştı. Fizik II alamadım. Lineer Cebir aldım ama galiba danışman bıraktıracak bu dersi de bana ya. Kısmet artık ne diyeyim.

İlk Dönem Notlarım Ağzına S..tım

Aslında böyle hayvani bir başlık atmaktan utanıyorum ama hayvan gibi sevindiğim için en güzeli bu olur diye düşünüdüm. Dün itibariyle ilk dönem notlarım açıklandı sevgili okurum. Lan her seferinde şüpheye düşüyorum acaba versem mi notlarımı diye de, neyse hadi gene iyisin.

Fundamentals of Information Technology: Lan bak bu dönemki en süper dersim yeminle 🙂 AA bekliyordum hakkaten öyle geldi. Sevinçliyim ne yalan söyleyeyim.
Technical English II: İki ödevini yapmadım; sunumuma da süper hazırlandım ama Ozan Hoca benim sunumuma cidden sadece 5 dakika ayırdığı için (başkalarının 8-9 hatta 10 yaptığı düşünülürse) muhtemelen ödev kısmı düşük geldi. Onun dışında hepsi olması gerektiği gibi. Gerçi BB beklerken BA gelmesi iyi oldu. Sağolasın hocam 🙂
Çevre Kimyası Laboratuvarı I: Finali kötü geldiği için BB aldım. Halbuki raporlarım mükemmeldi. Yalnız bana en koyan ders bu oldu. Hocamız 70’e BA vermiş ve benim ortalamam 69.8 😦 Ağlayacaktım lan yeminle.
Çevre Kimyası I: İkinci vizesi ve final sonucuyla beni şaşırtan, kalmaya kesin gözüyle bakmama rağmen CB gibi cidden çok iyi bir notla geçtiğimi öğrendiğimde sevinçten kafamı duvara çarptığım ders! Tarihe gömdüm yemin ederim. Savaş hocam, cidden sağolun 🙂
Economics: Bak kızma da sevgili okuyucu bu dersten AA bekliyordum; AB gelmiş. Ulan tüm sınavlarda da yazdım yeminle ne varsa. Tüm sınavlarım 90 🙂 Neyse, sağlık olsun.
Calculus I: Birşey yazmayacağım lan buna!
Materials Science: Lan Allah belamı versin, üniversite hayatımın süprizi oldu bu ders. Lan kesin kalmıştım. FF’le hemde. Lan ben tut finalinden 49 al. Oha dedim CD’yi görünce. Cidden o kadar sevindim, o kadar sevindim ki kafayı yiyordum valla. Halen daha hoca kağıdımı acaba yanlış mı okudu diye düşündüğümden hiçbir şey demeyeceğim 🙂 O değilde, FF beklerken CD almak süper oluyor. İnşallah sizinde başınıza gelir 🙂
Türk Sanat Müziği: Ders seçerken AA diye hesaplayarak alabileceğiniz nadir derslerden.Sizde alın 🙂
Topluma Hizmet Uygulamaları: AA gelmezse ayıp olurdu zaten. Çünkü artık bizden beklenenden fazlasını yapmıştık. Yalnız Eftade hocanın neden 90 verdiğini cidden anlamış değilim. Bak okuyucum yine kız istersen ama bizim grupça yada en azından Alper, ben ve Selma olarak 100’ü hakettiğimizi düşünüyorduk hep. Aslında buruk bir sevinç oldu ya neyse 🙂

Ya işte böyle. Bu kardeşin bu notlarla galiba bu döneminde ağzına s..mış oluyor. Bu lafı neden kullandım, bir gün Volkanlar’da oturuyorduk. Birden Volkan dedi, çalışıp bu dönemin bir ağzı s..sam keşke, diye. Oradan aklımda kalmış. Neyse, bak söylüyorum; bu notları buraya yazarak hava atmak amacında falan değilim.Yorum olarak böyle birşey yazarsan ayıp olur bak. Hele hele Calculus’u 5. defa alacakken 🙂

Ayıp Be!

Lan final ortalaması 27 olan; genel başarı ortalaması da (ki dersi 426 kişi alıyor), 28 olan dersin geçme notuna (CC) 38 verilir mi? Hadi o neyse, DD’ye 30 verilir mi? Ayıp lan bence. Calculus’tan bahsediyorum, başımın belası. Yani hep derim; hadi ben salağım, Seval salak, Savaş salak hatta Orbay’da salak. Ulan bu 426 kişinin hepsi mi salak? Yok lan, bir şey; bir çözüm olmalı bu dersten. Tüm çevre mühendisliği komple çakmış. Tabii, buradan anladığın üzere sevgili okurum bu zavallı kardeşin 4. defa çakmış oluyor Calculus’tan. Hayırlısı olsun.

KOYMAYI UNUTMUŞUM. İŞTE SINIF LİSTESİ !

Kimler Okurmuş Seni A Blogum !

Malumunuz final haftası falan birazcık ırak kaldım blogumdan. Bugün son final sınavım vardı: Calculus’tan! Takip edenlerin hatırlayacağı üzere ikinci vizesinden 4 aldığım, güzel ders hani. Valla ne yalan söyleyeyim hiç çalışmadım. Bugün girdim yarım saat. 12 tane soru salladım. O da her şıktan ikişer tane falan. Neyse olay bu değil, alıştık nasılsa kalmaya, Hicran Hoca ki kendisi bölümümüzün en şeker 3 hocasından birisidir. Akıllarda uyanan diğer ikisi kim sorusunun cevabını vermeyeceğim, dedi ki “Mesut blogundan okuduk topluma hizmet dersi ile ilgili yazdıklarını tüm Hocalarla.” Lan sevindim aslında ama bir yandan da tırstım acaba neler yazmıştım diye. Neyse hemen okudum az önce yazdıklarımı ters bişey yok, güzel 🙂 Ya böyle işte okuldaki hocalarım bile okuyor seni space’im. Şimdi Hicran hocam bunu da okur mu acaba diyerekten ufak bir heyecan da var tabii. Bu arada bugün stüdyo yaptık birde. Lan olacak galiba, ciddi, iyi gitti bu sefer. Dur bakalım hayırlısı olsun diyorum ne yapayım. Bu arada madem açmışım bir başlık devam edeyim, Savaşalp’in bugün yazdığım öykü ile ilgili verdiği fikir çok hoşuma gitti be. Aynen yapacağım, muhtemelen aylardır ertelediğim o finali yazmayıp öylece yayınlayacağım. Hadi bakalım.