Tag Archives: Carl Sagan

Askerde Okuduğum Kitaplar – 1

Askerlik boyunca yaşadığım az sayıdaki güzel zamanlardan biri de okumak için fırsat bulduğum zamanlardı. Yaptığım işten vakit bulduğumda ve amelelik yapmadığımız zamanlarda çokça kitap okudum sevgili okur. İnan, askerliği çabuklaştırmanın daha verimli bir yolu da yok.

Okuduğum kitapların bazılarını üst tertiplerden, bazılarını ortalıkta sahipsiz dolaşan kitaplardan, bazılarını Umur‘dan ve bazılarını da kendi paramla çarşıdan aldım. Şöyle bir sayınca usta birliğim boyunca yaklaşık 20 kitap okumuşum. (Acemi birliğinde neredeyse kağıt kalem bile bulamıyorduk bırak kitabı) Eh, her biri yaklaşık yirmişer gün sürer iki tören hazırlığı ve bir tatbikat boyunca da hiç kitap okuyamadım. Bir de Suç ve Ceza‘yı okumam çok uzun sürdü. Bunun nedenini kitaptan bahsederken anlatacağım. Her bir kitabı okuduktan sonra anlık defterime kitapla ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Buraya yazacağım yorumlar da doğrudan o defterden alınma. Yazı iki kısımdan oluşacak ve bu ilk kısmı.

kelebek1. Kelebekler ve İnsanlar: Askerde okuduğum ilk kitap. Bu kitabı Keşan‘daki yemin töreninde bana ödül olarak verdiler. Sonu başından belli, ortalamayı geçemeyen bir öykü. Konusu fena değil yine de. Okunabilir. Kitabın iç sayfasına acemi birliğindeki tüm arkadaşlarıma imza attırdım. Üstün Dökmen’in okuduğum ilk kitabı.


milyar.jpg2. Milyarlarca ve Milyarlarca:
Carl Sagan‘ın büyük bir hayranıyım sevgili okur. Askerde çıktığımız ilk çarşıda en önce gittiğimiz yerlerden birisi de kitapçı oldu. Carl Sagan’ın bu kitabını görünce zaten önceden de okumaya hevesim olduğu için hemen aldım. Büyük bir keyifle okudum. Carl Sagan’ın Tanrı’ya dair tespitleri çok yerinde. Ayrıca yine kitabın sonlarına doğru kürtaj hakkında özel bir bölüm var. Burası da gayet harika hazırlanmıştı.


seytenyemini.jpg3. Şeytan Yemini: Jean Christophe Grangé
‘ın okuduğum ilk kitabı. Kitabı gayet başarılı buldum. Özellikle kurgu çok iyi. Anlığa şu şekilde yazmışım: “26.03.2014. İyi bir kitap. Soluk soluğa okuyorum, bırakamıyorum. Çok fazla isim ve yer olmasına rağmen olayların takibi keyif veriyor. Yazarın aralara serpiştirdiği cinsellik de dozajında. Muhtemelen kitap yarın bitecek ve bu yorumun sonunu da yarın tamamlayacağım. Evet, aradan 12 saat geçti ve kitap bitti. Sonu şaşırtıcı, evet. Güzel bir kitap. Belki bazı ölümler olmasıydı, daha da harika olabilirdi. Luc’ün neden intihar ettiğini kitabın sonuna gelmeden yaklaşık 100 sayfa önce tahmin ettim. Yazarın diğer kitaplarına da göz atmakta fayda var. Karargah Bölüğü Koğuşu, Gelibolu.” Bu kitapla ilgili hatırladığım bir diğer husus da şu oldu. Kitabın ortalarına doğru yaklaşık 10 sayfalık bir kısmın baskı hatası sebebiyle olmadığını farkettim.  O hafta sonu çarşıya çıktığımda gidip kitabın bir dijital kopyasını bularak bu sayfaların çıktısını aldım ve öyle tamamladım.

Okumaya devam et

Reklamlar

Carl Sagan’dan Kitaplar Hakkında Efsane Paragraf

Hani çoğu filmde görürüz ya, kahramanlar bir kitabın adını söyleyince diğeri o kitaptan bir cümle ya da paragrafın tamamını okumaya başlar. Hani çok artistik olur izleyince. Hani şu an aklıma gelen ilk örneğiyle “Kaybedenler Kulubü“nde bir sahne vardı böyle. Eleman annesiyle adını sanını bilmediğimiz kitaplar hakkında entellektüel bir sohbete giriyor, ana oğul birbirlerine bu kitaplardan cümleler okuyorlar. İşte bahsettiğim mevzu bu. Kitabı okuyup geçmek değil, içinden böyle artistik cümleleri seçip ezberlemek.

Carl Sagan‘ın “Karanlık Bir Dünya’da Bilimin Mum Işığı” diye bir tuğlası var. Tübitak Popüler Bilim Kitapları‘ndan çıkmış bir kitap bu. Hafızası kuvvetli okur şu yazıdan hatırlayacaktır bu kitabı. Bilim Etiği dersi alırken kitabı yarıda bırakmıştım. Bu aralar epey boş vaktim olduğundan kitabı bitireyim dedim. Birazdan üşenmeden yazacağım paragrafı gece saat 3 civarında okumuştum. O kadar hoşuma gitti ki hemen not aldım seninle paylaşmak için okur. Kitap dün bitti. Fena değildi ne yalan söyleyeyim. Her neyse, işte bana göre efsane olan ve kitaplar hakkında okuduğum en güzel paragraflardan biri. Sen de oku, sen de ezberle. Muhabbeti geçince hemen söylersin.

Kitaplar kaderimizi değiştirdi. Düşük fiyatlarla alınabilen kitaplar, geçmişi yüksek kesinlikle sorgulamamızı; türümüzün bilgeliğini damıtmamızı; yalnız güç sahibi olanların değil herkesin bakış açısını anlamamızı; tüm tarihimiz boyunca yetişmiş en büyük zekaların, acı dolu deneyimlerle doğadan ve tüm gezegenden edindikleri anlayışı kavramamızı sağlar. Çoktan ölmüş kişilerin kafamızın içinde konuşmalarına izin verir. Kitaplar bize her yerde eşlik edebilir. Yavaş anladığımız yerlerde bize sabır gösteririr, zor kısımları dilediğimiz kadar tekrar etmemize izim verir ve hatalarımızı asla yüzümüze vurmaz. Kitaplar dünyayı anlamanın ve demokratik toplumda yerimizi almanın anahtarıdır. (Sayfa 360)

Ne güzel de anlatmış değil mi Sagan? Helal olsun diyoruz ve kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına, karısı Ann Druyan‘a başsağlığı diliyoruz.

Bilim Etiği Kitaplarım

Bugün 8 Mart sevgili okur. Yazıya başlamadan önce tüm kadınlarımızın bu temsili gününü kutlarım. En azından 8 Mart günü kadınların şiddet görmediği bir dünyayı da çok samimi olarak arzu ediyorum. Hayvanlığı bırakın lan dünya insanları, kadına ve çocuklara şiddet uygulamaktan vazgeçin.

32698531Neyse, geleyim yazının asıl konusuna. Bu sene yüksek lisansın zorunlu derslerinden olan ve her dönem açıldığı için mezun olmadan önce zaman kısıtlaması olmadan almak zorunda olduğumuz bir ders olan Bilim Etiği dersini aldım sevgili okur. Bu dersin bir geçme harf notu vs. olmasına rağmen, not olarak ortamalaya katılmıyor, bu yönüyle de garip bir ders.

Neyse, geçen hafta derse gittiğimi şu yazımı okuyanlar hatırlayacaktır. Geçen haftadan hocamızın okunacak kitaplar listesinde belirttiği kitapları tedarik etmekle geçti bu haftam.

Bu hafta başında önceliği olan tüm kitapları da temin ettim. Önce Adalar‘daki İnsancıl Kitabevi‘ne gittim. Orada hocanın listeye yazdığı hiç bir kitabı bulamadım. Ancak Jules Verne‘nin Meteor Avı‘nı görünce dayanamayıp aldım. Dediğim gibi bu kitabın dersle bir alakası yok. Bu kitabı taaa yıllar önce yazdığım şu yazımda belirttiğim Jules Verne hayranlığımdan dolayı aldım. (Bu arada o yazı da bloga yazdığım ilk yazılardandır.)

Adalar’da avcumu yaladıktan sonra Reşadiye Camii karşısındaki ucuz dönercilerin tam arasındaki küçük bir dükkan olan Bilim Teknik Kitabevi‘ne gittim. Burada George Basalla‘nın “Teknolojinin Evrimi” isimli kitabını buldum ve aldım.

Ertesi gün geçen dönem bu dersi alan Alper ve Merve‘den de yine ders kapsamında ilerleyen haftalarda kullanacağımız David Resnik‘in “Bilim Etiği” kitabını aldım. Bu kitabın asıl sahibi Nesimi Hocama da sevgiler.

Son olarak Carl Sagan‘ın “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” isimli kitabını Ankara’dan Emre Abi yolladı. Kendisi de bizim bölümden mezundur ve benimle birlikte aynı dersi alıyor. Zaten sınıfta üç çevre mühendisi varız: ben, Emre Abi ve Gonca.

58960813Şimdi bu kitaplardan Carl Sagan’ın kitabı biraz öyküleştirilerek yazılmış. Dolayısı ile okunması rahat oluyor. Kitabın yazarı, Önsöz ve Sunuş’ta belirtildiğine göre dünyada bu konudaki en değerli bilim insanlarından birisiymiş. 450 sayfalık bu tuğlayı kaç günde okurum bilmiyorum. Ama şu an için fena gitmiyor 🙂 Yazar size sorular soruyor, örnekler veriyor, sizi de yanına alıp yanlışı göstermeye ya da sizin aklınızda yanlış olanın ne olduğunu sordurmaya çalışıyor. Başarılı.

Teknolojinin Evrimi ise daha çok bir makale tadında kaleme alınmış. Altbaşlıklar yine kendi içerisinde başlıklara ayrılmış ve diğer kitaptan farklı olarak yer yer görsellerle desteklenmiş. Hızlıca göz attığım bu kitapda yazar anladığım kadarıyla durumu anlatıp yorumu okuyucuya bırakmış. Kitap 300 sayfa.

Bu kitaplardan David Resnik’in Bilim Etiği kitabı hariç hepsi Tübitak Popüler Bilim Kitapları serisinden çıkmış kitaplar. Dolayısı ile fiyatları da uçuk değil. Bakalım bu dönem bu dersin sonunda bu kitaplar bana ne katacak sevgili okur. Merakla bekliyorum.