Tag Archives: Çevre Politikaları

Final Haftasının Ardından

Beş yıllık üniversite hayatımın en yorucu final haftası oldu sevgili okur. Hastalandım, psikolojim bozuldu falan acayipti yani. Ancak sonu mutlu bitti.

İki haftalık bu zorlu sürecin ilk günü 30 Mayıs pazartesi günüydü. Pazartesi günü saat 14.00’de Tehlikeli Atık sınavıyla başladı maraton. Bu dersin ikinci vizesinden 5 aldığım için finalden minimum 40 almam gerekiyordu. Acayip çalıştım o yüzden. Bütün uygulama sorularına çalıştım sevgili okur. Sınavda iki soruyu çözüp 50 puanı garantiledim. Diğer iki sorudan da yapabildiğim kadarını yapıp çıktım. Hocanın kapısından cevap anahtarını kontrol ettim ki doğru yapmışım. Yani eğer büyük bir aksilik olmazsa bu dersi geçmiş oldum.

Ertesi gün sınavım yoktu. Evde temel işlemler çalıştım. Zira tüm final haftasının beni en çok korkutan iki sınavından biri olan Temel İşlemler 2 sınavı vardı çarşamba günü. Geçen sene bu dersten kalmıştım. Bu sene de her iki vizem de 35 gelmişti. Finalden gene 40 almam gerekiyordu minimum. Bu sınava da deliler gibi çalıştım. Son gece Emre ve Atila ile kampa girdik gece geç saatlere kadar çalıştık. Ertesi gün sınava girmeden önce bayılacak gibi oldum defalarca stresten. Saat 11.00’de sınav kağıdı önüme geldiğinde o kadar ferahladım ki. Çünkü bir önceki gece çalışırken ağırlık verdiğim soruların tamamını sormuş hocamız. İnanır mısın sevgili okur, o gazla tam 85 puanlık soru çözüp çıktım. Muhakkak yanlışlarım olacaktır ama dersi geçmem için gerekli notun çok üzerinde bir not bekliyorum. Zaten dersin asistanı da söylemiş sınıfın durumu iyi diye. Dolayısıyla Temel İşlemler’den de geçtim sayıyorum kendimi. Aynı gün saat 14.00’de alıp aldığım en iyi derslerden biri olan Çevre Politikaları‘nın finali vardı. Bu finali de sıkıntısız, sorunsuz atlattım.

Perşembe günü bu dönemin en acayip dersi Çevre Yönetimi dersi sınavı vardı. Final haftasının en kötü sınavı bu oldu sevgili okur. Sadece benim değil, tüm sınıf arkadaşlarımın çuvalladığı bir sınavdı bu. İnanır mısın çalıştığımız hiç bir şey çıkmadı sınavda. O sebepten dolayı bu sınavdan 30 falan bekliyorum.

Perşembe gecesi bizim için uykusuz olacaktı. Zira cuma gününe tez finali teslimimiz vardı. O yüzden gece 4’e kadar tezimizin nihai halini oluşturduk. Acayip yorulduk. Cuma günü yine bu dönemin en iyi derslerinden biri olan AutoCad dersinin sınavı vardı. Süpersonik asistanımız ve on numara insan Merve’nin asla unutamayacağımız o yüzünü belki de son kez gördük. Güzel bir sınavdı. Bilgisayar masasıyla bilgisayar çizdik. Orta karar bir çizim yapıp çıktım. Böylelikle ilk haftanın sınavları bitmiş oldu.

Ancak ertesi hafta da çok yoğun geçecekti. O sebepten biraz dinlenmeye çalıştım cumartesi. Pazar günü şu ve şu yazımda anlattığım mezuniyet töreni vardı. Törende iyice yorulup ertesi gün gireceğim Diferansiyel Denklemler sınavı için hazırlanmadım. Ertesi gün yani ikinci haftanın pazartesi günü şafakta gittim okula. Sınav saati olan saat 14.00’ee kadar Atila, Burcu, Ersil ve Eren sınava çalıştık. İnsanüstü bir gayretle Diferansiyel’in son konusu olan Laplace‘a çalıştım. Yaladım, yuttum. Sınava girdim bir baktım ki 8 tane laplace sormuş hoca. Ancak hoca ters laplace sormuş. Ben düz laplace’a çalışmıştım. Yılmadım sevgili okur. 8 sorunun beşerden tam 40 tane şıkkının da laplace’ını alıp soruda verilen ters laplace’ı elde etmeye çalıştım. Böylece 8 soruyu da çözdüm. Daha sonra bir tane soru vardı. İkinci vizeden hatırladığım şekilde çözmeye çalıştım bu soruyu da. Yanıt bulamadım ama elimde 4 tane kök vardı. Ben de bu köklerin katsayısı olduğu bir denklem buldum şıklarda onu işaretledim. Ve son olarak arka sayfada bir tane çözelti sorusu vardı. Diferansiyel denklemleri bir kenara bıraktım bu soruda da. Soru basitçe şu şekildeydi. Bir kaba sıfır anından itibaren tuzlu su dökülüyor bir debi ile. Ve belli bir debi ile de kaptan su boşaltılıyor. Herhangi bir t zamanındaki tuz derişimini veren formülü bulun diyordu. Ben önce Temel İşlemler mantığı ile belli t zamanlarında kaptaki tuz derişimini hesapladım. Sonra şıkları sırasıyla bu zaman aralıklarına göre denemeye başladım ki bende bir ışık yandı kafamda. Zira kapta sıfır anında tuz derişimi de sıfırdı. Şıkların hepsine t yerine sıfır yazdım. “e” şıkkındaki denklem de cevap sıfır çıkınca işaretledim. Toplamda 10 soru işaretledim. Her soru 5 puandı. benim dersi geçmem için minimum 40 almam gerekiyordu. Ayrıca 4 yanlış da bir doğruyu götürüyordu. İnanır mısın sevgili okur, 10 işaretleyip çıktım. Ve sınavdan 50 almışım! Yani hepsi doğru! Yani mat1’i 5 kerede geçen, mat2’yi hala geçemeyen bu kardeşin Diferansiyel denklemleri tek seferde geçti 🙂 Turgut kardeşimle aynı seviyeye gelmiş oldum. Ancak burada en büyük avantajım itiraf edeyim dersi veren Yılmaz Dereli hocam oldu. Çünkü hoca bu kadar açık ne net anlatmasaydı dersi ve sınavlarda da iyi niyetli olmasaydı ben çuvallardım. Yüzbin kere teşekkür ederim hocama.

Diferansiyel sınavı böyle iyi geçince son güne yani salı gününe kalan Suların Yeniden Kullanımı ile Atıksu Projesi dersine açıkçası çalışamadık. Pazartesi gecesi yine sabahlayıp Atıksu Projesi Nihai raporunu yaptık Alper, Emre, Turgut ve ben. Önceden tüm grup üyeleri raporları dijitale geçirdiklerinden gece saat 3’de bitti rapor. Neyse herkesin canı sağolsun. Salı günü önce Suların Yeniden Kullanımı sınavına girdik. Yaptık çıktık. Filiz Hoca‘mız sağolsun hiç zorlamamış bizi. Ve son olarak da Atıksu Projesi finaline girdik. Bu finale inan sevgili okur, yorgunluktan çalışmadık. Finale girince gördük ki 3 senedir ders aldığımız Yusuf Hoca‘mız öyle bir krallık yapmış ki bize anlamam 🙂 Sadece iki soru vardı ve matematik işlemiydi. Bu sınavımız da iyi kötü bitti ve finaller bitmiş oldu. Anca sıkıntı gene bitmedi. Salı gecesi sabaha kadar Çevre Yönetimi dersi kapsamında yaptığımız Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali ÇED Dosyasını hazırladık Emre, Alper ve ben. O gece hastalandım ben. Alerjik rinitis’im coştu, sular seller oldu. Sabaha karşı onu da bitirdik üç kişi. Ertesi gün artık yorgunluktan bayılacak duruma geldiğim için ben eve geçtim sağolsun Emre ile Alper okula gittiler. Emre tez sunumunu yaptı o gün. Perşembe günü tez sunumumuz vardı. Çarşamba gecesi yine bu tez sunumuna hazırlandım. Perşembe günü vakit geldi ve sunuşumuzu yaptık. Erdem ve Mine hocalarımız sorularıyla afallattılar bizi, epey zorladılar. Serdar Hocamız da keyifle izledi 🙂 Ancak sunuş bitince Erdem Hoca’nın ve Mine Hoca’nın bizi tebrik etmeleri, ve hayırlı olsun demeleri acayip duygulandırdı lan beni. Evet, tez savunmamızı vermiştik. Tüm tez sürecinde bizimle olan Ömer Hocam’la daima bize gülümseyen Burcu Hoca‘ma çok teşekkür ederim.

Perşembe akşamı yine boş değildim. Cuma günü yapılacak Çevre Yönetimi için Funda‘nın hazırlayıp yolladığı sunumun görselliğini beğenmedim. Funda’nın içeriğine ilaveten görsellik kattım biraz sunuma. Gece 2’de uyudum artık. Ertesi gün saat 9’da gittim okula. Sunuma çalıştım okulda. Funda’nın o gün Termodinamik sınavı varmış, Selma’nın da tez savunması varmış. Neyse işte, nihayet sunuma çıktık. Sunumda acayip heyecanlandım. Zira o gün Fevzi Hoca da gelmişti ve bir önceki halkın katılımı toplantısında bizi dinleyemeyen Alper Hoca da oradaydı. Neyse, gözlerimizi kapatıp başladım anlatmaya. Fevzi Hoca yılların deneyimi ile acayip zorladı sunum esnasında. Bazı noktalarda sıkıştım, tıkandım. Ozan Hoca kitledi birkaç yerde. Kıpırdayamadık 🙂 Hesaplamaları Alper’le Emre’ye pasladım. Onlar anlattı. Sunumumuz bitirdik. Bizden sonra 4 grup daha sunum yaptı. Sunumların sonunda da en iyi sunum yapana ödül vermek üzere bir oylama yapıldı. İşte o ana kadar hazırladığımız kötü raporun etkisiyle birinciliğe hiç ihtimal vermediğimiz çok rahattık. Ama mucizevi bir şey oldu. Sadece 1 puan farkla sunuş birincisi olduk! Ödül olarak okulumuzun logosunun basılı olduğu kupaları vermek üzere Alper, Emre ve beni sahneye aldılar. Diğer kupaları da az farkla ikinci olan gruptaki arkadaşlarımıza verdiler. İki haftalık bu çile ve yorgunluğun bu şekilde noktalanması bizim tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Bu yorgunlukla almayı hakediyorduk sevgili okur 🙂 Ancak raporumuz kötü oldu. Yani sunuş iyiydi tamam ama rapor pek iyi değildi. Bakalım ondan kaç alacağız.

Ve bitti sevgili okur. Final haftası bu şekilde bitti. Artık Çevre Mühendisi olmam için önümde bir yaz okulu ile 33 günlük bir staj kaldı. Hadi bakalım.

Geleneksel II. Vize Haftası: Son Defa

Eğer okulu uzatmazsam sevgili okur, bu II. vizeler girdiğim son ikinci vizeler olacak. Bu vizelerde pazartesi bir, diğer günler ikişer tane vizem vardı. Cuma günü de bir sınavım vardı ancak Alper Hoca‘mız sağolsun bu sınavı yapmayacağını söyledi ve bize çok zor bir ödev verdi. Biz de bu sayede cumayı boşaltıp tamamen tez çalışmasının arazi kısmı için kullanabildik. Ancak bu da ayrı bir başlık olacak.

Pazartesi günü girdiğim Atıksu Projesi sınavı fena değildi sevgili okur. Elli melli alırım herhalde. Salı günü mübarek sınav olan Temel İşlemler sınavı vardı. Bu sınav saat 9’da idi. Kötü bir sınavdı ancak ilk vizeye göre iyi bir sınavdı. Ülker Hoca sağolsun, Allah razı olsun, tuttuğu altın hatta platin olsun (daha değerli), bu sınavda hem kolay sormuş hem de formül kağıdı vermişti. Dört sayfalık formül kağıdından işe yarayacak formülleri ancak ve ancak çalışmış olanlar çekip çıkarabildi. Temel İşlemlerin bu sınavından düşük alırsam kesin dersten kalacağım için intihar edeceğim. Sınavın son 20 dakikası bunu tasarladım kafamda sevgili okur. Aynı gün akşam 6’da ise bu sene ilk defa aldığım Differential Equations dersinin sınavı vardı. Mucizevi bir şekilde ilk vizesinden 45 aldığım bu sınavın ikinci vizesine Burcu bacım sağolsun çalıştırdı. Bundan da 25 almışım, açıklanmış. Temel İşlemler sınavı geçip gidince kendimi psikolojik olarak acayip bir rahatlığa bıraktım ki bu da benim fekaletim olacaktı. Çarşamba günü Çevre Politikaları sınavım çok iyi geçti. 93-97 arası bir not bekliyorum 🙂 Ancak aynı günün öğleni yapılan Tehlikeli Atık Kontrolü sınavında bu havam epey söndü, betonda beklemiş Mikasa markalı futbol topu gibi büzüştüm bi garip oldum. Cenab-ı Allah’a ve General Chemistry I bilgilerime sığınıp çözmeyi denedim soruları. Ama olmamış. Her soruya cevap yazmıştım ama yanlış yazmışım. Sınavdan 100 üzerinden 5 aldım, rezil oldum.

Perşembe günü sınavların son günü idi. Saat 11’de Suların Yeniden Kullanımı dersi sınavına girdik. Güzeldi, çok da kötü geçmedi. Ama öğleden sonra girdiğim Çevre Yönetimi sınavında çok kötüydü. Yani gerçekten kötüydü. Kapanışın böyle olmaması gerekirdi. Çok üzüldüm.

Böylece ikinci vizeler geçti sevgili okur. İkinci vizelerin bitmesiyle benim de koşuşturmalarım başladı. O kadar yoğundum, o kadar yoğundum ki blog bile yazamadım. Ama merak etme. Hepsini yazacağım 🙂

Bu Hafta Çok Az Derse Girdim Ben

Bu kadar yıldır çevre mühendisliği okuyorum, hiç bu kadar az derse girdiğim bir hafta olmamıştı. Yalnız bak altını çiziyorum çok rahat bir haftaydı demiyorum. Sadece az derse girdim diyorum. Yoksa Çevre Yönetimi dersi raporu ve yaşadığım teknik aksaklıklar yetti de arttı bile.

Pazartesi: TEZ, Atıksu Projesi dersleri vardı. Şu yazımda belirttiğim etkinlikten dolayı bugün hiç derse girmedim. (Bu arada Atıksu Projesi’nden quiz ne zaman olacak bilen var mı?)

Salı: Temel İşlemler ve Çevre Yönetimi vardı. Yukarıda belirttiğim etkinlikten dolayı hiç derse girmedim.

Çarşamba: Sabahtan Çevre Politikaları vardı. Aynı etkinlikten dolayı girmedim. Öğleden sonra ise Tehlikeli Atık dersi vardı. O derse girdim ancak sınav başvurusu yüzünden son saat kaçtım dersten. (2 saatine girdim yani.)

Perşembe: Sabahtan Temel İşlemler vardı. Ancak hoca olmadığı için ders olmadı. Öğleden sonra da Çevre Yönetimi vardı. Üç saatlik dersi hocamız sağolsun iki saatte anlattı yolladı.

Cuma: Sabahtan Autocad vardı ama hoca yoktu. Ancak hocanın asistanı vardı. Ama hocanın asistanı Merve, inanılmaz sempatik ve sevecen biri olduğu için çok rahat ve eğlenceli bir ders oldu. Üç saat durduk ama üç saat gibi gelmedi. Öğleden sonra haftanın en yoğun dersi olan Diferansiyel Denklemler vardı. Vardı ama hoca yoktu 🙂 Diğer sınıfın hocası Vakıf Hoca geldi derse. İki saat dinledim, sonra da ayrıldım kaçtım.

Böylelikle bu hafta sadece 6 saat derse girmiş oldum. Yani adam olsaydım 10 saat derse girecektim ama kaçtım işte. Peki bu yanıma kâr mı kalacak? Hehe 🙂

Bu Aralar Olan Bitenler

Geçtiğimiz hafta cuma günü ÇMO Ankara Şubesi’nden temsilciler geldiler sağolsunlar.  Geçen sene Ankara’da tanıştığım Begüm de gelmiş. Onunla biraz konuştuk. Katılım biraz düşük de olsa bir bilgilendirme toplantısı yaptılar. 24 Nisan’daki Öğrenci Kurultayı hakkında da bilgi verdiler. Ancak bu tarih ALES sınavına denk geldiği için katılamıyorum sevgili okur. Kötü oldu o açıdan. Bu toplantının hoşuma giden bir özelliği toplantıdan sonra katılımcılardan toplanan mail adreslerine birer özet yollanması oldu. O özetten bir kısmı da paylaşayım. Gelemeyenler de faydalansın:

…Toplantıya, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu’ndan Mehmet GÖLGE, Heval SARITAŞ ve Gülçin KESERCİOĞLU katılım sağlamıştır. Ayrıca toplantıya, toplantının düzenlenmesine katkı sunan Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Ozan Devrim YAY ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencileri Begüm YAŞARKURT ile Orxan DURSUNOV katılmışlardır.

Ozan Devrim YAY‘ın sunuşu ile açılan toplantıda Mehmet GÖLGE TMMOB ve ÇMO hakkında bilgilendirici bir sunum yapmıştır. ODTÜ’den katılan öğrenci üyemiz Begüm YAŞARKURT 23-24 Nisan ayında gerçekleştirilecek olan Çevre Mühendisleri Odası öğrenci kurultayı ve ODTÜ’deki öğrenci faaliyetleri hakkında öğrencileri bilgilendirmiştir. Heval SARITAŞ’ın sunumu ile Ankara Şube tarafından düzenlenen etkinlikler ve eğitim faaliyetleri öğrencilere tanıtılmıştır. Son olarak Gülçin KESERCİOĞLU tarafından toplantı sonrasında kurulması planlanan öğrenci komisyonları hakkında bilgiler öğrencilere aktarılmıştır…

Şuradaki yazımda bahsettiğim kitabı aldık bu hafta. Gayet okunası bir kitapmış. Ufak ufak başladım bakalım. Bu, Çevre Politikaları dersini gerçekten sevmeye başladık sevgili okur. Yani sadece ben değil, Alper, Emre ve Ersil de aynı şeyi söylüyor. Bu arada haftaya ilk vizeler başlıyor. Sınav programım çok kötü. Bakalım kaç dersi kurtarabileceğim.

Temel İşlemler‘den kısa sınav olduk bugün. 100 alabilecekken X=(Y*Sr)/(ke*f) formülünü doğru yazıp işlemi yanlış yapınca artık en iyi ihtimalle 70 alabileceğim. Şimdi bana kızıp dalga mı geçiyorsun mesut, 70 alabileceğine mi üzülüyorsun diyebilirsin. Geçen sene üzülmezdim ama bu sene artık hiçbir şeyi şansa bırakma lüksüm kalmadı sevgili okur. Sen de anlayışlı ol.

Bu sene Yıllık Komitesi‘ndeyim. İlgili MMF öğrencileri merak etmeyin, herşey kontrolümüz altında. En ucuz ve en kaliteli hizmeti ayarlamak için kastırıyoruz. Yıllık alacaklar başlasınlar yazılarını toplamaya. Zamanı gelince bu yıllık mevzusu ile ilgili de bir yazı yazacağım klavuz niteliğinde.

Bitirme tezimizde aşağı yukarı tüm ön çalışma ve arazi etütleri bitti. Şimdi çalışmada kullanacağımız takviye boyanın gelmesini ve sulama kanallarına su verilmesini bekliyoruz. Olacak bakalım iyi şeyler çıkacak. Bu arada birkaç ay önce Çin’den aldığım IDE to SATA Converter geldi. Yarın Serdar Hoca‘dan teslim alacağım.

Bu pazar günü ÜDS sınavına giriyorum sevgili okur. Kardeşine şans dile. Çünkü vizelerden hemen önceki pazar günü böyle bir sınav olması beni psikolojik olarak da çok etkiledi ne yalan söyleyeyim. ÜDS demişken, ALES’e de başvurdum İbrahim Tatlıses’in vurulduğu gün. Hayatımdaki en hızlı sınav başvurusu oldu. Para yatırmak da dahil herşey 5 dakika sürmedi.

Anlam veremediğim bir şeyler dönüyor bizim evde sevgili okur. Lena Katina posterlerimi bulamıyorum. Nereye koydum lan? Bir de National Geographic’in üç boyutlu bir belgeseli vardı BluRay. Onu kaybettim. Bakalım nereden çıkacaklar. Neyse işte olan biten böyle.

İyileştim Gibi Lan Sanki

Sevgili okur bir haftadır beni halsiz kılan, başımı ağrıtan, sağımı solumu inleten, midemi müthiş bir kıvranma hissiyle yakan hastalığım bitti gibi sanki. Dün gidip doktordan ilaç milaç aldım. Bu sabah biraz daha iyiyim. Yataktan müthiş keyifle kalktım. Ancak yazılacak konuların epey biriktiğini görünce bunların her birini ayrı ayrı değil de aynı başlık altında yazayım dedim. Bu haftanın genel bir özeti gibi olacak bu yazı.

Dersin Kitabı

:: Bu hafta nihayet Çevre Politikaları dersine başladık. Süper bir ders oldu. En azından Alper, Emre ve ben böyle düşünüyoruz. Bu ders eğer bu şekilde konferans tadında geçerse epey eğlenceli olacak. Dersle ilgili aldığım onca notun arasında seninle şu notu paylaşayım sevgili okur. Ethem Hoca‘ya göre Çukurova yöresinin flora faunasını araştırmak istiyorsan Yaşar Kemal‘in romanlarını okuman yeterli 🙂

:: Çevre Yönetimi dersleri de nihayet başladı sevgili okur. Bu sene Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunu hazırlayacağımız konuyu da seçtik: Doğalgaz Çevrim Santrali! Danışmanımız da Ozan Hoca oldu süper oldu. Aynı derste artık yepyeni bir yazılım da öğrenmeye başladık: ArcGIS.

:: Artık okuldaki CADCAM Laboratuvarı‘nda sorunsuz bir şekilde internete girebiliyorum. Bunun ne demek olduğunu MMF’de okuyan okurlarım anlayacaktır. Nasıl mı? Bir sonraki yazıyıda yazacağım.

:: Bu haftaki Tehlikeli Atık dersine de Turgut damgasını vurdu. Hoca evimizdeki tehlikeli atıklardan bahsediyordu. Antifirizin buna bir örnek olduğunu, toksik, aşındırıcı vs bir sürü özelliğinden bahsetti. Kokusu çok hoştur ancak asla koklanmamalıdır demişti ki bizim Turgut geriye dönüp “tadı da tuzlu lan” dedi. Bunu dedi. Tadı tuzluymuş, tadına bakmış parmağına dökülünce.

:: Hayatımda ilk defa USB’den işletim sistemi kurduk. Volkan‘ın laptopun harddiski yanmış, DVD sürüsü de ölmüştü. Yeni bir 2.5 inc harddisk alıp usb ile Windows 7 Ultimate 32 Bit kurduk. Tertemiz oldu makine. USB’den işletim sistemi kurarken şu adresteki talimatlara uyduk. Volkan’a aldığımız harddisk Seagate’in 160 GB’lık IDE 5200 rpm harddiski. Gittigidiyor‘dan 100 liraya aldık.

SENNHEISER HD407

:: Sercan‘ın en son soyduğu bankanın etkileri halen devam ediyor. Sercan’a gittik Koçtaş‘tan 45 liraya büyükçe bir kitaplık, 90 liraya da gayet havalı ve hoş bir “yönetici” koltuğu aldık. Ayrıca Sercan geçen gün cep telefonunu değiştirip gayet havalı bir model aldı. Dokunmatik elbette (artık bununda suyu çıktı), q klavyeli falan. Ayrıca bir de Volkan’ın I-POD’unu satın alacak. Yetmedi bir de bir yerlerden nasıl buldu nasıl etti bilmiyorum Sennheiser HD 407 marka bir kulaklık edinmiş. Allah daha çok versin.

:: Savaşalp‘in doğum günüydü sevgili okur. Müthiş bir akşam oldu. O gün o ortamda kimler mi vardı? Volkan, ben, Savaşalp, Duran (ki kendisine göre bıyıkları epey ön plandaydı), Gil, Dilara, Monica, Ayberk, Ayberk’in kız arkadaşı, Dilara’nın 3 tane arkadaşı ki Kıvanç’tı sanırsam çok iyi çocukmuş. Güzel eğlenceli, sen bilmesen de benim için ilklerin yaşandığı bir akşam oldu sevgili okur. Kardeşimin doğum günü yeniden kutlu olsun.

Anadolu Üniversitesi ÜYEP

:: Ufak kardeşimi ÜYEP programı dahilinde cumartesi günü seçme sınavına götürdüm. O hasta halimle sabah saat 9’dan öğlen 12’ye kadar okuldaydım. Eğitim Fakültesi’nde kardeşim sınava girerken ben, annem ve Merve birlikte Volkan Pastanesi’nde bekledik. Öldüm bittim. Aynı saatlerde Volkan da meğer kulüp yöneticilerine yapılan bir etkinliğe katılmış. Akşam öğrenecektim ki Volkan’ı bu etkinlik bitirmişti, çocuk epey halsizleşmiş olacaktı.

:: Artık AutoCAD‘de öğrenmeye başladık. Alper Hoca ile gayet emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum sevgili okur. Bakalım bu hafta ödev olarak kendi evimizi çizmemizi istedi. Ödev demişken bu hafta başladı lan gene ödevler mödevler, quizler falan. Off, ders çalışmak gerek!

Derste Tek Başına!

Çarşamba sabahı için uzun süredir almayı planladığım Çevre Politikaları dersini aldım. Bu dersi Ethem Torunoğlu veriyor. Kendisi ile daha önceden de tanışmışlığımız var.

Neyse bu hafta kalktım erkenden hazırlandım gittim okula. Ve sevgili okur 5 senelik üniversite; ondan önce de 12 senelik ilk ve ortaöğretim hayatım boyunca hiç başıma gelmeyen o olay meydana geldi! Derse kimse gelmedi. Sadece Ozan Hoca, Ethem Hoca ve ben vardık.

Bunun üzerine Ethem Hoca çok kızdı. Öff ne biçim kızdı hem de. Ben Ankara’dan geliyorum, öğrenciler kalkıp gelmiyorlar dedi. Ben hariç herkesin bir notuna sıfır verecekmiş. Ozan Hoca’da çok kızdı. O da Çevre Yönetim dersinde bunun acısını çıkaracakmış. Sınıfta sadece ben olduğum için hoca bunun acısını da benden çıkardı. Bir sürü soru sordu. Bilemedim hiç birini…

Ethem Hoca'nın kitabı. Adıma imzalı bir kopyası kitaplığımda mevcuttur.

Ethem Hoca ÇMO Başkanlığı yapmış değerli bir meslek erbabımız. Belediyeci yönü de var. Üstelik yazarlık vasfına da sahip! Anlayacağın sevgili okur, iyi bir seçim yaptığımı düşünüyorum bu dersi alarak. Üstelik çok pis de sevaba girdim zira Alper‘in, Emre‘nin falan da bu dersi seçmesine ben vesile oldum. Bakalım bu dönem bizlere neler gösterecek sevgili okur.

Yeniden Konur Sokak 5. ve 6. Gün

Sabah erken saatte bir önceki gün yemekte söz verdiğimiz için Ethem Hoca’nın yapacağı sunumu dinlemek üzere Mimarlar Odası’nda soluğu aldım. Bu sabah otelde kahvaltı yapmadım.

Ötekilerin Çevresi

Ötekilerin "Çevre"si

Ethem Torunoğlu bir çevre mühendisi. Kendisi bizim okulda yanlış hatırlamıyorsam “Çevre Politikaları” dersi vermiş birkaç dönem. Şu anda da Çankaya Belediyesi Sosyal Kültür İşler Müdürü olarak görev yapıyor. Çok değerli bir insan ve gayet alçak gönüllü. Sunumu, geçen aylarda katıldığım mühendislik etiği ve çevre konferansının üzerine çok iyi geldi. Sunumundan sonra “Ötekilerin ‘Çevre’si” isimli kitabını imzalayıp verdi.

Bugün genelde akşama oluşturacağımız paftalar hakkında çalışmalar yapmakla geçti. Akşama diyorum, zira gece sabahlamaya karar verdik.

Paftalarda kullanacağımız altlığı benim hazırlamama karar verdiler. Paftalar 2 metreye 80 cm boyutlarında olacaktı. Bende elimden geleni yaptım. Herkes beğendiğini söyledi.

Saat 6’dan sonra herkes birer ikişer terketmeye başladı mekânı. Evet artık saat 8 civarıydı ve biz yalnızdık 🙂 Şule, Serkan, Mutlu, İrem, Mustafa, Yeşim Hoca, Cemil, Duygu ve ben:) Sabah gün ışıyana kadar bol bol Photoshop ve Autocad kullandık, pafta hazırladık. Şule ile ortak çalıştık. Bu kızın gerçekte bu kadar mükemmel bir insan çıkması beni çok mutlu etti. Ayrıca Mutlu ile de çok iyi anlaştık. Haa, şunu ekleyeyim de haksızlık olmasın. Bize yanılmıyorsam saat

Hazırladığımız Paftalara Bir Örnek

Hazırladığımız Paftalara Bir Örnek

gece 1’e  kadar Burçak Abla, eşi Emin Abi ve Ozan Hoca’da eşlik etti. Bunlarla birlikte tüm ekip saat 24:00 civarı Sakarya Caddesi‘ne midye yemeye gittik. Çok özlemişim lan 🙂 Hepsi birbirinden iğrenç midye dolma, midye tava ve kokoreçleri afiyetle yedim. Ne güzeldi be 🙂 Daha sonra Mustafa Kemal’ler çiğköfte almaya gitti. O esnada bizde Şule ile çalışmaya devam ettik. Bize ait 2 paftayı saat 03:00 civarı bitirdik. Daha sonra diğerlerine yardım ettik. Sabah, sıçtın mavisini görünce dedik tamamdır. Sonra Cemil gitti. Biz de Youtube‘tan 80’lerden 90’lara uzanan bir pop kuşağı yaptık. Gülmekten yırtıldık 🙂 İşte izlediklerimizden birisi de bu şarkıydı. Yeşim Hoca’nın videosu daha elime ulaşmadı 🙂

Sabah 8’de kahvaltı için Cafe Taşfırın diye bir yere gittik Konur’da. Daha önce Merve ile de gitmiştik. Poğaça yedim ama nedense karnımda inanılmaz bir ağrısı vardı. Daha sonra Mimarlar Odası’na döndük. Orada biraz oturduk, diyordum ki uyuyakalmışım. Sonra baktım olacak gibi değil, dedim ben otele gidiyorum.

Saat 09:00’da otele gittim. Gittim ama benim oda arkadaşı Cemil, kapıyı açmıyor. Herif öyle bir uyumuş ki! Kapıyı açtırdım otel görevlilerine. Önce bir duş aldım. Ardından tam uyuyordum ki kuzenim aradı. Telefondan format attık bilgisayarına. Ben anlattım o yaptı. Daha sonra biraz uzanmıştım ki annem aradı. Anne! Kapattım, biraz uzandım. Gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, bu sefer odadaki telefon çaldı. Aşağıda lobiden arıyorlar, rezervasyonunuzu uzatacak mısınız diye sorddular. Bende, Pazartesi çıkacağız, dedim. Adam teşekkür etti kapattı. Lan saate baktım saat 12:00. Allah kahretsin deyip gerisin geriye döndüm Konur Sokak’a. Bizimkiler Mülkiyeliler Lokali‘nde öğle yemeği yiyormuş. Orada adını bilmediğim bir makarnadan sipariş ettim. Güzeldi, ama o kadar da güzel değildi.

Yemekten sonra akşama kadar dünden hazırlanan paftalarda düzeltmeler yaptım. Öldüm 🙂 Daha sonra işimiz bitti. Biz de yemeğe galiba Papağan Kebap’a gittik.

Güzel Değil mi?

Güzel Değil mi?

Yanılıyor da olabilirim. Ama yok lan, oraya gittik. Orada bir karikatürist Mustafa Kemal’in karikatürünü çizdi. Benim adımı da “süslü yazıyla” yazdı, başım göğe erdi. Daha sonra akşama kadar değişik konumlarda çoğunlukla da Photoshop başında çalıştım. Akşam “İn Kafe” idi galiba öyle bir yere gittik. Oradan da bir türkü bara geçtik. Gece saat 3’te otele dönen ben değildim, hayır 🙂 Bu ben olamazdım. Lan nasıl dayandım o yorgunluğa inanamadım. Gerçi türkü barda bir ara baya heyecanlandım, belki ondan pilim şarj oldu 🙂

Barlarla ilgili detaylı yazımı başka bir başlı altında yazacağım.

Cidden buraya kadar sıkılmadan okuduysanız, helal olsun be 🙂