Tag Archives: Darkside

Mavi Dolunay

31 Kasım 2020 – Eskişehir

Yok öyle bir ay 🙂 Tıpkı bu ay içerisinde olduğu gibi, aynı ay periyodu içerisinde iki defa dolunay olduğunda, bu ikinci dolunaya mavi ay deniliyor. Dolayısıyla her yıl 12 defa yaşanan dolunay olayı, bu yıl 13 defa yaşanacak. Astronomi için istatistiksel bir değeri olan bu doğa olayı, astroloji için ise pek çok farklı anlamlar taşıyor.

Eğer bu yıl içerisinde Mert doğmamış olsaydı, hiç şüphesiz hayatımın en berbat yılıydı diyebilirim. Ülkenin içinde olduğu sıkıntılara, bir de virüs ve doğal afetler eklenince tahammül edemiyorsunuz. İzmir’de olan depremden sonra haberleri burnumun direği sızlayarak izledim. Yaşanan her bir mucizede, hayata tutunmayı başaran her bir yavrunun çıkartılmasında kendimi zor tuttum. Çocuk sahibi olmanın bir etkisi galiba bu.

Seni çok özledim. Seni dayanabilme sınırlarımın da ötesinde özledim. Yıl sonuna kadar yol almam gereken bir de tez çalışması var elimde. Yazmaya başlamadan önce o gözünde büyüyüp devleştiği an vardır ya, yaklaşık iki haftadır bunu yaşıyorum.

Bir takım başarısızlıklar söz konusu. Hangi siteydi hatırlamıyorum, bir tanesinin hata mesajı buydu. Adeta kurduğum hayaller gibi değil mi? Ufak tefek gelişmelere tutunuyoruz sadece. Herkes, bu yılın bitmesine öyle kenetlenmiş durumda. Ben de dahil. Yeni yıl geldiğinde her şey daha güzel olacak mı? Üstelik sen böylesi uzaktayken?

Yazmam gereken bir tez var. Çok yakın akrabalarımdan Covid-19 hastası olanlar var ve bazılarının durumları gerçekten ciddi. Bu yazı da birkaç gündür taslak olarak sürünüyordu. Büyük bir keyifsizlikle yazıp bitiriyorum. Sana da hep söylediğim gibi, hayatımın özeti burada. Şurada yayımlanmakta olan yaklaşık 1700 tane yazının her bir satırında ben varım. Ben istiyorum ki sen de ol. İşte o yüzden bu yazıları yazıyorum her ay. Bu hesaplaşma yıllardır devam ediyor.

Biraz daha bekliyorum. Çok yakında bu yılın en önemli müzikal gelişmeleriyle ilgili güzel bir derleme yazacağım. Mert 6 aylık oldu. Darkside‘ın kişisel hesabından tam bir buçuk yıl sonra ilk defa bir video geldi. Hem de ne video…

2019 Yılımın Özeti

Koskoca bir yıl geride kaldı. Olanlar bitenler ve yaşananlar hep hatıralarda kaldı. Blogun en geleneksel yazısı olan “2019 Yılımın Özeti” yazısına kavuştuk nihayet. Eh bu yazının yazılması elbette birazcık zaman alıyor. Haydi o zaman başlayalım.

2019 yılı, önceki yıla göre blogun yine aktif kaldığı bir yıl oldu. Bir önceki sene ulaştığı okuyucu ve tekil ziyaretçi sayısı -çok küçük bir farkla- neredeyse aynı. Bu yılın da en çok okunan yazısı tıpkı geçen sene olduğu gibi “İyi Bir Münazara İçin İpuçları” isimli yazı oldu. Daha sonra “Gillette Tıraş Bıçakları Kullanıcı Deneyimleri” isimli yazı ve tam sekiz yıl önce yazdığım “Diski Kullanabilmeniz İçin Önce Biçimlendirmeniz Gerekiyor Hatası Çözümü” isimli yazılar giriyor sıralamaya. Bu sene Gillette tıraş bıçakları için yeni bir yazı daha yazmayı düşünüyorum. Böylece eski yazıyı da güncellemiş olacağım. 2019 yılında yazdığım ve en çok okunan yazım ise Şef Musa Göçmen‘in muhteşem bir gece yaşattığı “Senforock Eskişehir – Şef Musa Göçmen” isimli yazım oldu. Özellikle Musa Hoca’nın da takdirini aldığım için çok mutlu olmuştum. Bloga ülkemizden sonra en çok okuyucu ABD, Çin ve Almanya’dan gelmiş. Blogun en çok tıklanan görseli müthiş alerji ilacım Levmont’un kutusu, Keşan’daki acemi birliğimin fotoğrafı ve Legolas’ın posteri olmuş. Bloga Google’dan sonra en çok ziyaretçiyi sırasıyla Facebook, Twitter, LinkedIn ve Instagram göndermiş.

Geride bıraktığımız yıl içerisinde bloga toplamda 68 tane yazı yazmışım. Bu sayı bir önceki yıla göre daha fazla. Yazılar belki ay ortalaması olarak az olabilir ancak önceki senelere göre içerikler kesinlikle daha dolu ve zengin. Yazılar biraz daha uzun ancak bir konu üzerine en kapsamlı olacak şekilde yazdım. Şimdi ay ay neler yaptığıma bakalım.

Ocak 2019:

ezgif-5-1424cc83d984

Hayatımda yaptığım en güzel .gif

senforock-2019115172424Bu ay toplam 4 yazı yazmışım. Bunlardan ilk bir önceki yılın özet yazısı olmuş. Onu geçiyorum. Bu ayın en önemli olayı doktora yeterlik sınavını vermem oldu. Yıla müthiş bir başlangıç oldu. Gerçi sizi bilmem ama benim için nedense yıllardır Ocak ayı hep Aralık ayının gölgesinde kalır. Yıl sanki Şubat’la başlıyor gibi gelir.

senforock04

Şubat 2019:

labklar02Tam 7 yazı yazarak güzel ve verimli bir ay geçirmişim. Siyatik ağrılarıyla tanıştığım (ve halen de zaman zaman yaşadığım) bir aydı. Kışın ardından bahar çok güzel geldi.

dreamiskaset

Mart 2019:

Okumaya devam et

Sonbahar Başlıyor Gökyüzünde

Between the grinder and the abattoir – Öğütücüyle mezbaha arasında,
Such are the landscapes of grief – Şunlar hüznün manzaralarıdır:
Grayness and glitz – Grilik ve parıltı,
Glitter and gehinnom – Işıltı ve cehennem.
Between tedium and fright – Bıkkınlıkla dehşet arasında,
Such is the song of the nether World – Şunlar aşağıdaki dünyanın şarkısıdır:
The hissing of rats – Sıçanların tıslaması,
And the jarring chants of angels – Ve meleklerin kulak tırmalayan ilahileri.

Sağlık sorunları nedeniyle biraz gecikti bu yazı. Sonuçlarını bilemiyorum, umarım daha iyi haberler alırım bir sonraki aya kadar.

Geçenlerde pasifagresif’te okuduğum bir yazıdan sonra, Darkside isimli bir davulcu radarıma girdi. Şansıma birkaç hafta sonra da bu adamın çaldığı grup olan MGŁA’nın (Mıgva diye okunuyor) yepyeni bir albümü çıktı. Black metal türündeki bu albüm, çok uzun süre sonra baştan sona sıkılmadan dinlediğim bir black metal albümü oldu. Grubun şöyle ilginç bir yanı var ki şarkılarına isim olarak numara veriyorlar. Son albümleri Age Of Excuse’da yer alan “II” isimli ikinci parça benim için albümün en iyi şarkısı. Yazının en başında okuduğunuz sözler ise bu şarkının nakarat kısımları. Her ay yazdığım dolunay yazısına neden bu sözlerle başlama gereği hissettim? Belki de sözlerin çarpıcılığından, belki de tamamen çarpık ve karşıt duygulardan bahsetmesinden dolayı. İşte ruh halim. Hoş geldiniz.

Bu ay dolunayın en mükemmel konumunu birlikte izledik bizimkilerle. Özlem ve Ceyhun’un nikâhlarını belki de böyle kutlamış olduk. Varlığından haberdar olduğum ancak daha önce gidip de hiç oturmadığım bir kıyıda buluştuk. Olanca soğuğa, esen rüzgara rağmen dolunayın sudaki silueti bizi olduğumuz yere çivilemeye yetti de arttı bile. Bazen böyle karanlık gecelerde, bağırıp çağırmak geliyor içimden. Sonra aklıma şu söz geliyor, belki daha iyi bir yol bu, diyorum.

ishould

“Sana hiçbir şey söylemeden her şeyi anlatmanın bir yolunu bulmalıyım.”

nouvelleTuxedomoon isimli grubun 1985 yılında çıkardığı “In A Manner Of Speaking” isimli şarkıdan bir söz bu. Şarkının orijinal sahibini bir kenara bırakıp Nouvelle Vague’un 2004 yılında yaptığı covera kulak veriyorum. Zaten bu sözleri bu denli anlamlı kılan da onun tarzı ve ses rengi bence. Blogun kendi başına yaptığı en güzel keşiflerden biriyle daha karşı karşıyayız. İşte, az önce black metalle başlayan satırlarımız şimdi muhteşem bir bossa nova düzenlemesiyle devam ediyor. Böyle yalın albüm kapakları, tek bir bakış yetiyor aklımı almaya. Yukarıdan atılmış bir bakış, tertemiz duru bir yüze yerleşmiş bir gurur ifadesi, öne çıkık bir çene. Tüm bunlar bir yerlerden tanıdık geliyor böyle anlatınca.

Ağaçların altında oturduğumuz o gecede, sudaki ışık kırıntılarını izlemek sadece bana değil, ekibin tamamına keyif vermiş olacak ki geride kalan yorgunluktan çok az bahsettik. Alper’in neşesi yerindeydi. Dolunaylarımı iyi bildiğinden olacak, anın tadını çıkarmaya çalıştı. Ağaçların yaprakları gökyüzüne muhteşem bir çerçeve çiziyordu. Rüzgar hafiften esiyor, su sanki bizi dinliyormuş gibi kıpırdamıyordu. Eskişehir’de sonbahar böylece başlıyordu. Belki bir sonraki dolunayda gökyüzü bulutlara teslim olacak. Belki bu seni nice uzun aylar boyunca son görüşüm olacak. Her şey daha iyi olmalı artık.

sonb01