Tag Archives: Deney Laboratuvarlarının Akreditasyon Süreci

Kıvılcımlar

Pazartesiden itibaren yepyeni bir viraja daha giriyorum. İçimde bir aydan beri taşıdığım tedirginlik belki de bu yüzden sevgili okur. Bakalım, pazartesi günü yani yarın olaylar nasıl gelişecek.

Bilecik‘e gidince ne yapacağıma henüz karar vermedim. Git gel yapmak epey sıkıntı olacağa benziyor, hele ki mesainin saat 8’de başlayacağını düşünürsek. Ancak yine de uygun bir çözüm bulursam pekala gidip gelinmeyecek bir mesafe değil. Aslında bunları burada konuşmayı da sevmiyorum da, sırf not düşmek istediğim için yazıyorum. Bakalım aradan geçecek zaman bu düşüncelerimi ne denli değiştirecek görmek istiyorum.

Erkin can sıkıntısından danbo yapmış kendine. Bunu da buradan kendisine bir sevgi gösterisi olarak sunuyorum. Aynı benim gibi bir adamsın, seviyorum seni. Ben bir zamanlar canım çok sıkılırken bu yukarıdakini yapmıştım. Ah be! Ne güzel zamanlardı onlar…

Serdar Hoca‘nın Deney Laboratuvarlarının Akreditasyon Süreci dersinden acayip zahmetli bir ödevim var. Onu ne zaman yaparım hiç bilmiyorum. Yarın sabah erkenden Bilecik’e gidip akşam yine eve döneceğim. Eğer bir plan olursa birkaç saatliğine çok uzun zamandan beri görüşemediğimiz için bizimkilerle buluşurum. Yılbaşına da nasıl girerim bilmiyorum. Birazdan oturup 2012’nin özeti yazısını hazırlayacağım. Yazmayı en sevdiğim yazılardan birisi bu özet yazıları. Koskoca bir yılın özetini yapmak da kolay olmuyor elbette. O yüzden bu gece biraz uğraşacağım.

Bir haftadır dayımlar bizdeydi. Dayımın torunu Sude ile bütün ev meşgul olduğumuzdan zaman gayet hızlı geçiyordu. Şimdi evde acayip bir sessizlik var. Şu iki günde Sude’den kalan zamanlarımda The Mentalist‘e geri döndüm. İkinci sezonu yarıda bırakmıştım. O sezonu bitirdim. Lan ne yalan söyleyeyim özlemişim be 🙂 Şu an 5. sezonu devam ediyor ve bir iki ya da üç hafta içinde normal akışına yetişmeyi planlıyorum. İkinci sezonun son bölümlerine doğru şöyle bir kadın gördüm. bana eski bir arkadaşımı hatırlattı. Ama ne yalan söyleyeyim adından başka bir şeyini de hatırlamıyorum. Kimbilir, belki bir gün karşılaşırız ben de söylerim sen bu dizinin şu bölümünde oynayan figürana acayip benziyorsun diye.

Bu yıl başı çok sıradan geçecek gibi görünüyor. Alper Ankara’da, Sercan çalışıyor, Volkan çalışıyor, Merve Ankara’da, Seval burada ama ne yapacağı belli değil. Belki Seval bize gelir yılbaşında. O da bir ihtimal tabiki.

Bugün Plamen dostum bana müthiş bir kıyak yaptı. Türkiye’de aylardır aradığım ama bir türlü bulamadığım bir plağı, Demonaz‘ın March Of The Norse albümünün plağını Bulgaristan’da bulabileceğini ve alabileceğini söyledi. Şimdi heyecanla bekliyorum o anın gelmesini. Bu muhabbetin açılmasında emeği geçen Savaş Abi‘ye de teşekkür etmezsem ayıp olur. Madem Demonaz dedim, yazımı da bir Demonaz parçası ile bitireyim ve bu hiçbir şey hakkında hiçbir şey anlatan yazım da son bulsun. (Bu arada dikkat ettiniz değil mi, “hiçbir şey” şekilde yazılır.)

Yoğun Bir Dönem Daha Başlıyor

Valla yaz bitti artık. Sonbaharın ilk ayı bile neredeyse bitti. İki üç gün sonra açılacak okullar. Ben de geçtiğimiz pazartesi günü ders seçimimi yaptım. Lan zaten ders seçimi dediysem almam gereken iki tane seçmeli ders vardı. Onları aldım. Bir de lisanstayken almak isteyip de bir türlü alamadığım Rusça I dersi vardı. Onu da aldım 🙂 Böylece güzel bir ders programım oldu.

ÇEV 524: Kirleticilerin Ekotoksikolojik Riskleri
ÇEV543: Deney Laboratuvarlarının Akreditasyon Süreci
RUS255: Rusça I

Bu hafta arazi çalışmalarımız başladı. Haftaya da devam edecek. Gidilecek 48 tane köy, alınacak onlarca numune, ziyaret edilecek 20’ye yakın istasyon bizi bekliyor sevgili okur. Kilometrelerce yol yapacağız. Lan sadece bu yol hikayelerini yazsam, başlı başına bir blog açmış olurum. Bu zorlu süreç önümüzdeki hafta perşembe günü bitecek, cuma günü de Afyon‘a gideceğiz topladığımız örneklerin bir kısmını ilgili yere vermek üzere.

Dün Galatasaray‘ımızın maçını izledik Alper, Volkan ve Sercan‘la birlikte. Üzüldük evet, ama takımımızla yine gurur duyduk lan. Helal olsun bize.

Sevalciğimiz mezuniyet yolunda koşar adım ilerliyor. Önceki gün staj işlemlerini halledebilmek için buraya geldi. Özleşmişiz epey, hasret giderdik. Geriye özlediğim bir Merve kaldı. Onu da yakın zamanda göreceğim.

Veda ederken sizleri sekiz buçuk dakikalık harika bir müzikle bırakıyorum. Play‘e basın ve siz diğer bir yandan işlerinizi yapmaya devam edin. Zira bu müziği çok iyi biliyorsunuz. Belki de hatırlamış olacaksınız, bu müzikleri duyduğunuz o komik sahneler gelecek aklınıza. Bana teşekkür edeceksiniz.