Tag Archives: dergi

All About History Dergisi

Uzun süre sonra ilk defa bir dergiyi çok beğendim sevgili okur. 2021 yılında 2. sayısını alarak keşfettiğim, çok beğenince de hemen ilk sayısını da bulduğum All About History dergisi, iki ayda bir yayımlanıyor ve henüz yayımlanmış iki sayısı bile takdiri hak ediyor.

DoğanBurda grubu tarafından yayımlanan bu çeviri derginin bana göre en farklı yanı sayfa tasarımı. Ele aldıkları dosyalar için ürettikleri infografikler, özel tasarım görseller, dipnotlar ve anlatım tarzı olarak çok başarılılar. Derginin editörlüğünü Gökhun Sungurtekin yapıyor. İlk sayısının kapağında Hitler, ikinci sayısında ise Büyük İskender var. İngilizce yayımlanan orijinal dergiden çeviri yapıldığı için içeriklerdeki çeşitlilik çok fazla. Aynı sayı içerisinde İskender’i, samurayları, Sherlock Holmes’u ve Kral Arthur’u birlikte okuyabiliyoruz.

En sevdiğim bölümler, “Büyük İskender Dosyası”, “Geçtiğimiz 2000 Yılın Keşifleri”, “Atatürk’ün Mekanları” “Zaman Yolcusunun El Kitabı” ve “Hollywoo’a Karşı Tarih” bölümleri oldu. Ayrıca ilk sayısındaki “Keşifler” sayfası poster yapılıp duvara asılacak kadar iyi olmuş. İkinci sayıda verdikleri takvim, bugüne kadar bir dergiden aldığım en dopdolu takvim. Yılın her gününde bir tarihi olaya yer verilmiş. Yine ilk sayıda verilen “Dünyayı Değiştiren 55 Olay” kitapçığı, kronolojik sıra gözetmeksizin dünyaya yön veren tarihi olaylara yer veren güzel bir genel kültür eseri olmuş.

All About History’de görüp “Antik Uygarlıklar” isimli özel basımlı dergiyi de aldım. Ancak DoğanBurda’dan çıkan Özel Sayı dergiler ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar kaliteli oldukları için bunu ilerleyen günlere saklıyorum. Şimdilik All About History’nin Mart ayında çıkacak yeni sayıyı heyecanla bekliyorum.

Mızmız Dergi’de İhsan Oktay Hilesi

Piyasada neredeyse her ay yepyeni bir derginin okuyucuyla buluştuğunu görür olduk. Bu iyi bir şey. Kültür yozlaşmasına yol açar mı diye düşünürdüm hep. Ancak diğer bir yandan da kitaptan, dergiden, yayından, kültürden zarar göremeyiz herhalde değil mi?

Bu ay Mızmız isminde bir dergi yayın hayatına başladı. Birkaç sene önce Kafa ve Ot dergilerini almayı bıraktığımdan beri edebiyat/popüler kültür dergilerine karşı mesafeliyim. Bu noktada tek zaafım İhsan Oktay Anar. Onun ismini bir dergide görünce dayanamıyorum. Pandemiden önce işim daha kolaydı. Şöyle hızlıca(!) bir sayfalara bakıp İhsan Oktay’ın yazdığı sayfayı görüp tatmin olduktan sonra hemen alıyordum dergiyi. Ancak pandemiyle birlikte dergiler poşete girince bunu yapmak imkansız oldu.

Mızmız Dergi’nin ismini de ilk defa Halil Abi sayesinde gördüm. Bana gönderdiği bağlantıya tıklayınca şu aşağıdaki Twitter gönderisini gördüm:

Kendisi de yazar listesinde yer alan Sadık Usta‘nın bir gönderisiydi bu. Zengin kadro: Hilmi Yavuz ve ikinci sırada İhsan Oktay Anar! Ve hatta önceki dergisinden ilişiği kesilen ve epey linç edilen Ali Lidar. Derginin kapağındaki “yazarlar” listesine de eklemişler İhsan Oktay adını. İddialı olacağa benziyor değil mi? Ertesi gün ilk iş gidip dergiyi aldım, poşetin içinde. Akşam olsa da eve gidip okusam diye bekledim bütün gün.

Akşam eve gelip derginin kapağını açıp hemen İhsan Oktay Anar’ın ismini aradım İçindekiler kısmında ilk önce okumak için. Yalnız bir gariplik vardı. Diğer yazıların başlıkları ve altlarında yazar isimleri yer alırken “İhsan Oktay Anar’ın Çizimleri” diye tek bir sayfa vardı. Hemen açtım sayfayı ve büyük hayal kırıklığı yaşadım.

Mızmız Dergi ilk sayıdan okuyucuyu kandırmış! İhsan Oktay Anar, bu sayı için tek bir satır bile yazmamış. Sayfada yer alanlar, İhsan Oktay’la yapılan bir iki gazete röportajından derlenen, ki onlar da en az 7-8 yıllık, hap bilgiler. Sayfanın ortasında da birkaç cm’lik bir alanda sekiz tane surat çizimi! Derginin kapağından Twitter’da gördüğüm gönderiye kadar her yerde İhsan Oktay’ın adı var. Sanki dergi için bir şeyler kaleme almış gibi. Ancak sonuçta ortaya çıkan şey eski röportajlardan derlenen bilgiler. Ben, sırf İhsan Oktay için bu dergiyi alan onlarca kişi olduğundan eminim. Ve yine eminim ki bu alan okuyucuların her biri aynı hayal kırıklığını yaşadı. İşin kötüsü, bu hayal kırıklığı derginin kalanını okumak için bende inanılmaz bir isteksizlik oluşturdu ve sonunda dergiyi rafa kaldırdım. Ali Lidar’ın (ne yazık ki yine) kendini aşamayan şiirini okuduktan sonra.

İhsan Oktay’ın ismi çok büyük gerçekten. Bir süre önce OT Dergi’de de devamı gelmeyen iki sayıda yazmıştı. Hatta ben OT’a geri döndü diye sevinmiştim ama o içerikler de gerçekten çok yavandı. Yeni yazılarını, kitaplarını okumaya o kadar açız ve hasretiz ki böyle bulduğumuz birkaç kırıntıya tutunmak zorunda kalıyoruz.

Mızmız Dergi’ye bir şans daha verir miyim? Bilmiyorum. Bir sonraki sayıda İhsan Oktay yine olacak mı?Bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki bu durum bir derginin ilk sayısı için büyük fiyasko 😦