Tag Archives: diferansiyel denklemler

Matematik ve Makus Talihim Üzerine

Lise 2

Geçen gün Bilecik otogarında Calculus II dersini geçtiğim hocam Mehmet Koç ile karşılaşınca aklıma böyle bir yazı yazmak geldi. Uzun olacak biraz, umarım keyifle okursunuz.

İlkokuldayken en korktuğum ders hep matematikti. O sebeptendir, matematiğim hep 4 olmuştur. Yalnızca Lise 1’de, o da ikinci dönemde 5 düşmüştü yıl sonu notum. Bu korku ve tedirginlik, Lise 2. sınıfta bende hayatımın ızdırabına dönüşmüştü.

Lise 2’de kulakları çınlasın Matematik dersimize giren bir Cevat Hocamız vardı. Çok sert bir görüntüsü ve tarzı vardı ders anlatırken. Aslında çok merhametli biriydi ama işte o görüntü elimi ayağıma dolaştırmaya yeter de artardı benim. O sebeptendir Matematiğim ilk dönem 3 düşmüştü karneme. Sadece matematik değil, Geometri ve Analitik Geometri‘de de aynı korkuyu yaşıyordum. Üstelik o derslere farklı hocalar girmesine rağmen. O yıllarda bana sorsanız en büyük derdin nedir diye, herhalde ÖSS’den önce matematiği söylerdim. Lise 2’de bir gün analitik geometri dersinde hocanın sınıfta yaptığı çok büyük bir rencide etme operasyonu ile lise hayatımın sonuna kadar geometri benim için “öcü” olmuştu. Gerçi sonradan analitik geometriyi inleye inleye de olsa oturup kendi başıma çözmüş ve aslında normal geometriden farkının ne olduğunu çözebilmiştim. Lise 3’te mezun olurken analitik geometrim çok iyidir ama normal geometride çuvallarım diye dolaşıyordum ortalıkta. Lise 2’nin ikinci dönemi kaza bela matematiği 4 düşürmeyi başarmıştım.

Lise 3

Lise 3’te dershaneye başladım. İçimden dua ediyordum, dershanede bana matematiği sevdirecek bir hoca çıksın diye. Ama olmadı. Burada da şansım tutmadı. Hoca iyi biriydi ama yine o yapamayanı ezen bakışları, bunları zaten biliyor olmanız lazım tavırları yüzünden dersten tamamen koptum. Okulda da işler pek yolunda gitmiyordu. Zira pek çoğunuzun da yaptığı gibi, okulun ikinci dönemi arada aldığım raporlarla bir de geçirdiğim bir kaza ile yalan oldu. İlk dönem 4 düşen matematiğim ikinci dönemde 2 düştü ve yıl sonu notum 3 oldu.

Bu son gelişme benim bir duygunun adını çok net koymama vesile oldu: Matematikten nefret ediyordum. ÖSS‘de tercih yaparken oturup bölümlerde okunan derslere ve içeriklerine baktım. Kimya ve biyolojiyi epey sevdiğimden genelde içeriği bu olan programları tercih etmeyi planlıyordum. Yoğun şekilde matematik ve fizik içerenlerden de ne olursa olsun kaçıyordum. O yüzdendir ki hiç bir fizik, matematik, elektronik mühendisliği bölümlerini yazmadım. Hoş aldığım puanla Eskişehir’de bir elektronik mühendisliği bölümüne yerleşmem zaten mümkün de olmayacaktı. Çevre Mühendisliği bu açıdan nispeten daha uygundu bana. Tamam, fizik ve matematik vardı programda ancak bir mühendislik programında olması gereken temel düzeydeydi. Ya da ben öyle sanıyordum.

Hayatımın ilk ızdırabı olan Calculus I ile daha üniversite hazırlık sınıfındayken tanıştım. Bir gün okuldan çıkıp en yakın arkadaşlarımdan Mert‘in evine gitmiştik. Ev arkadaşı vardı onun Uğurcan isminde. Malzeme mühendisliğinde okuyordu ve I. sınıftı. Yani Calculus I alıyordu. Kitabı ilk defa orada elime aldım. Bu elime alma halinin yıllar süreceğini çok sonraları anladım.

Üniversitedeki ilk yılım

Calculus I, matematik dersinin en salakça versiyonuydu. Bütün mühendislik fakültesi (endüstri mühendisleri hariç) ortak aldığımız için yaklaşık 200 kişi, dört beş farklı sınıfta dersi takip ederdik. Aşırı başarılı bir sistem (!) olan Sanal Sınıf sistemi ile alırdık bu dersi. Yani siz karanlık bir sınıfta oturuyorsunuz, hoparlörden hocanın sesi geliyor, projeksiyonla tahtaya hocanın yazdıkları yansıyor ve ders İngilizce. Böyle bir matematik öğretme sistemi olamayacağı kesindi. Bunu herkes biliyordu, ancak kimse başka bir alternatif bulamıyordu bu duruma. Lafı uzatmayayım, 1. sınıfın ilk dönemi ben ve neredeyse tanıdığım herkes (Ergin ve Alper hariç) kaldık Calculus I’den. Dersten her sene bu kadar çok kalan olduğu için her dönem ve her yaz okulunda istisnasız açılıyordu ders.  Ardarda tam dört dönem Calculus I aldım ve hepsinde de kaldım. Son kaldığımda ikinci sınıfın ilk dönemiydi. O dönemde bir karar verdim ve Calculus’u bir daha dönem içerisinde almamaya, sadece yaz okulunda almaya karar verdim. Dediğimi de yaptım, ikinci sınıfı bitirdiğim yaz  okulunda yani tam beş dönem sonunda, tam sınırdan DD ile geçebildim. Tabiki bu geçişte efsane hocam Sedat Telçeken’in bana verdiği manevi desteği asla unutamam. Hatta bloga o zaman yazdığım yazıma yorum bile bırakmıştı. Bu yazıların tümüne yazının sonunda link vereceğim. Bu arada Calculus I’i geçtiğimde Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini, bölüm başkanımız Erdem Hoca’dan, çoktan geçmiştim. Linner Cebir’i ortalama bir başarılı ile, sınırdan DD ile geçmiştim. Ama geçmiştim.

Sırada Calculus II vardı. Bu daha büyük bir baş belasıydı ama dersi geçmiş olanlara sorduğumda Calculus I’den daha kolay cevabını veriyorlardı. Bu dersi de yine dönem içerisinde almayıp 3. sınıfın yaz okulunda aldım. Tahmin edebileceğiniz gibi kaldım bundan da. Dördüncü sınıfta da yine güz ve bahar dönemlerinde hiç Calculus II almadan geçtim. Bu arada diferansiyel denklemler dersini de geçtim, hem de CD gibi bir notla. Diferansiyel denklemler dersi ile ilgili maceramı alt paragraflarda bulacaksınız. O yaz artık yüksek lisans için tüm hazırlıklarımı yapmıştım. Yaz okulunda Calculus II’yi verip mezun olacak ve yüksek lisansa başlayacaktım. Ama olmadı. O zaman hatırlıyorum, Levent‘le beraber neredeyse 15 gün çalışmıştık. Ama sınavda olmadı. Sınav çok iyi geçmesine rağmen doğru çözdüğümü sandığım sorulardan üç tanesi yanlış olunca benim okul da tek dersten uzamış oldu. O zaman üzüntüden hastanelik olmuştum. Sağolsun annem, Alper falan çok kahrımı çekmişlerdi.

İkinci sınıf ilk dönem

Uzattığım dönemde artık tek bir dersim vardı: Calculus II. Kendimden üç hatta dört dönem altlarla birlikte aynı dersi alıyordum. Ama bu sefer epey hırslıydım. İlk vize 13 gelmişti. Bu beni acayip öfkelendirmişti ve artık sinirli biriydim. O sinirle ikinci vizeden 46 aldım. Evet, işler yoluna giriyordu. Çünkü hayatımda Calculus’tan aldığım en yüksek not 40’tı. Onu da Calculus I’i geçtiğim zaman finalden almıştım. Her neyse, dönem içerisinde üç tane kısa sınav olacaktık. Benim bu sınavlarımdan ilki biraz kötüydü. Ancak ikinci ve özellikle üçüncüsü çok iyiyidi. Üçüncü kısa sınavdan 90 alınca içimden “artık bu lanet dersi veriyorum lan galiba” demeye başlamıştım. Ve final günü, adeta savaşa uğurlanır gibi gittim sınava. Sınav orta zorluktaydı. Bir Calculus efsanesi Atalay Barkana tarafından hazırlanmıştı ve beni bekliyordu. O sınavda efsane oldum. Calculus’tan alıp alabildiğim en yüksek notu, 50, aldım ve ders CC düştü. Artık mezun olmuştum.

Calculus I’i geçtiğim dönem, ikinci sınıf yaz okulu

Diplomamı aldığım gün yüksek lisansa başvurdum. Aha! Bir baktım ki ders programında Uygulamalı Matematik diye bir ders var. Ulan bitmedi mi bu matematikten çektiğim? Hayır bitmedi, dedi bir ses. Bu dersi Diferansiyel Denklemler dersini de aldığım hocamız Doç. Dr. Yılmaz Dereli veriyordu. Diferansiyel denklemler dersini aldığım dönem ders cuma günü öğleden sonra tam 4 saatti! Hayatımın o dönemi benim için apayrı bir ızdıraptı. Dersten tek kelime anlamıyordum. Bunun verdiği huzursuzluk ve ızdırapla kavruluyordum adeta. İlk vizeden 20 almıştım. Görünen o ki bu dersten de kalacaktım. Ama hayır lan! Direndim, ne yaptım ettim vizeden 40 aldım. Ortalama bir hesapla finalden 50 almam gerekiyordu. Ama nasıl? Finali, mezuniyet töreninden hemen sonraki pazartesi sabahıydı. O sabah erkenden okula gittim. Burcu sağolsun erkenden gelmişti. Oturdu bana bildiği herşeyi anlattı. Sonra kim söyledi, nereden duydum hatırlamıyorum, bir duyum aldım. Hoca sınavda tam 8 tane Laplace sorusu sormuş diye. Lan dedim, doğrudur belki. Oturdum, herşeyi bırakıp Laplace çalıştm. Sınava çok az kala son sayfayı çalıştığımı sanarak bir çevirdim ki yaprağı yepyeni bir konu çıktı karşıma: Ters Laplace. Haydi bakalım.

Üçüncü sınıf yaz okulu

Okulu uzattığım dönem ve nihayet Calculus II’yi geçiyorum

Sınava girdim. Hakikaten de hoca 8 tane Laplace sormuştu, ama hepsi ters laplace’tı. Ulan dedim, ben bu işi bırakmam. Oturdum tek tek şıkların laplace’larını almaya başladım. Böylece tersten giderek soruyu elde etmeye çalıştım. Böyle böyle sekiz soruyu da çözdüm. İki soruyu da hesap makinesi ile değer verip çözdüm. Tam ben bitirmiştim ki hoca sınıfa gelip hesap makinesi yasak diye uyarı yaptı 😀 10 soru işaretleyip sınavdan çıktım. Sonuç açıklandığında gördüm ki hepsi doğru ve 50 alarak dersi geçtim.

Adam’s Calculus

Uygulamalı Matematik dersi ise hayatımda alıp alacağım son matematik dersiydi ve en az Calculus kadar lanetti. İlk aldığımız dönemde Emre hariç hepimiz kaldık dersten. Umutlarımızı tam bir sene sonraya, bu geçtiğimiz bahar dönemine bıraktık. Bu dönemde ilk vizeye geçen seneden deneyimli olarak çok iyi hazırlandık ve ben vizeden 48 aldım. Finali iple çekerken çok kötü bir gelişme oldu ve aday memurluk eğitimi tam da finalin olduğu hafta yapılmak üzere açıklandı. Oturup kara kara düşündüm lan ne yapacağım diye. Çorum‘da sınavdan bir önceki gün, finale giremeyip dersten kalmayı ve işi bir sene daha uzatmayı tam göze almıştım ki Şemre ve Şahin aklıma süper bir fikir soktular. Bütünleme sınavına girebilmek için finale girip boş kağıt vermek yetiyordu. Çorum’dan kalkıp Eskişehir’e sınava gidersem böyle bir şansım olacaktı. Sınav ertesi gün sabah 10’da idi. Şansımızı denemek istedik. Hemen sorumlu bakanlık müşavirimiz Zekeriya Sevim‘e de konuyu anlattım. Sağolsun kendisi bana bir günlük izin verdi ve aynı gün öğlen Eskişehir’e doğru yola çıktım. Geceyi Alper’de geçirdim. Ertesi gün sınava girdim. Gece Alper’le neredeyse hiç çalışmadığımızdan boş kağıda yakın bir kağıt verdim. Hemen vakit kaybetmeden Çorum’a doğru gerisin geri yola çıktım. Gece saat 9 gibi Çorum’a geri döndüm. Yolda gelirken hocanın sınavları çoktan okuduğunu ve kaldığımı öğrendim. Ama üzülmedim, zira bütünlemeye girebilecektim. Bütünleme sınavına Özlem ve Büşra ile çalıştık. Sınavdan önceki son akşam da kendim oturup evde deliler gibi ezberledim bildiğim herşeyi. Heyecanlı bir bekleyişten sonra sınav zamanı geldi ve girdik. Müthişti! Tek kelime ile müthişti! Hocanın sorduğu dört sorunun iki tanesini çok net çözüp sonuç bulmuş, bir soruyu yarına kadar net çözmüştüm. Geçebilmek için almam gereken 40’ı rahatlıkla alabilirdim. Öyle de oldu. Sınavdan tam 70 alıp, hayatımda (lise de dahil) bir matematik sınavından aldığım en yüksek notu aldım ve alıp alacağım son matematik dersini BB ile geçtim. Bu noktada da yine manevi desteğinden dolayı Yılmaz Hocama çok teşekkür ederim. Ayrıca Özlem, Büşra ve Alper’e de teşekkür ederim. Ayrıca anneme de teşekkür ederim. Yüksek lisansta derslerim bitti artık, geriye bir tek tez ve seminer dersi kaldı.

Artık bir daha herhangi bir matematik dersi almayacağım. Şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum, mesleğimi yapabilmem için gerekli olan matematiği biliyorum. Fazlasını da inanın hiç merak etmiyorum. Matematikle 2007 yılında başlayan ilişkimizin nihayet 2013’te bitmiş olması beni yepyeni bir insan yaptı resmen. Artık aklımın bir köşesinde hep “ne olacak lan bu matematik?” sorusu olmadığı için o kadar mutluyum ki 🙂

Bloga daha önce Calculus I, Calculus II ve bilimum matematik içerikli olarak yazdığım yazılar aşağıdaki gibidir.

  1. https://proofhead.wordpress.com/2011/09/19/ders-sectim/
  2. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/21/yaz-okulu-bitti/
  3. https://proofhead.wordpress.com/2012/04/04/uygulamali-matematik-sinavindan-cuvallayan-adam/
  4. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/20/kimler-okurmus-seni-a-spaceim/
  5. https://proofhead.wordpress.com/2009/02/13/ne-bu-lan-boyle/
  6. https://proofhead.wordpress.com/2012/01/21/nihayet-calculus-iiyi-gectim/
  7. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/28/calculus-ii-telafi-sinavi/
  8. https://proofhead.wordpress.com/2010/08/25/calculus-iiden-nasil-kaldim/
  9. https://proofhead.wordpress.com/2009/08/24/sonunda-calculus-1i-gectim/
  10. https://proofhead.wordpress.com/2012/06/16/yuksek-matematikten-nasil-kaldik/
  11. https://proofhead.wordpress.com/2011/12/06/nasil-onur-belgesi-alamadim/
  12. https://proofhead.wordpress.com/2011/11/16/dert-tasa-sikinti-var/

Yüksek Matematikten Nasıl Kaldık?

Bakın kaldık diyorum, bu sefer yalnız değilim zira 🙂

Evet sevgili okur, matematik belasından Dünya’da en çok çeken 4 insandan biri olan bu kardeşin, yüksek lisansın zorunlu derslerinden biri olan Uygulamalı Matematik dersinden kaldı. Ben, Alper, Esra, Gonca, Emre ve bizle beraber nerden baksan 25 kişi daha dersten kaldı hatta. Bu sene aldığım 4 dersten 3 tanesinden ümit ediyorum ki AA ile geçtim ama bu ders FF geldi.

Bu ders içerik olarak Numerik Analiz ve Diferansiyel Denklemler‘in en kıyıda köşede kalmış konularından oluşuyor. Mantıken de bu dersleri taa 2. sınıfta geçip gelen bir öğrenci epey zorlanıyor. Gerçi ben Diferansiyel Denklemler dersini son sınıfta geçmiştim. Ama bu derste hoca o kısmı 3 saatte anlatınca yutkunmakla yetindim.

Bu dersi biz mühendisler zorunlu olarak alırken, matematik bölümündekiler de kredi olsun diye seçmeli olarak alıyorlardı. Dolayısı ile sınavları da çok yüksek geliyordu.

Hoca finalden önce 55 puana yüksek lisanstaki geçme notu olan CC’yi (DD ile geçince kalmış sayılıyorsunuz) vereceğini söyleyince ilk sınavdan 20 25 alan bizler için finalden en az 70 almak gibi bir olasılık doğmuştu. Ancak ben hayatımda zaten matematikten iki defa 50 aldım, o ikisinde de zaten Calculus I ve Calculus II‘yi geçmiştim.

Her neyse, kendime söz verdim. Bu dersi önümüzdeki yıl geçeceğim. Söz Mesut. Allah belanı versin matematik. Bu gidişle bana Fen Bilimleri’ni bıraktıracaksın.

Nihayet Calculus II’yi Geçtim!

Aslında mezun da oldum. Ama şu an şu durumda Calculus II‘yi geçmek benim için çok daha onurlu ve gurur duyulacak bir durum oldu. Ben bir tabuyu yıktım. Evet, Calculus II’den geçilebiliyormuş.

Adam's Calculus

Hazırlıktayken bir gün Mertler’e gitmiştik. O zaman birinci sınıfta olan Mert’in ev arkadaşı ve kuzeni Alper‘in Calculus kitabını görerek hayatıma Calculus olgusunu sokmuş oldum. Nereden bilebilirdim ki bu ders benim tüm üniversite hayatım boyunca başımın belası olacaktı…

Birinci sınıfın ilk döneminde Calculus I dersini ilk defa aldım. Dersin ilk haftasında hayatım boyunca öğrendiğim matematiği özet geçtik. Dersin İngilizce olması, sanal sınıf denilen bence o saçma sistem falan derken dersten inanılmaz soğudum ve korktum. Dersin sıkıcılığı yetmezmiş gibi bir de cumartesi günleriydi. Dolayısı ile iyice işkenceydi bizim için. O dönemin sonunda tüm arkadaşlarım gibi ben de bu dersten kaldım.

Birinci sınıfın ikinci dönemi dersi bu sefer başka bir hoca, Ömer Hoca verdi. Bu sefer de dersleri akşam 5-7 arası koymuşlardı. Akşamın bir köründe dersten çıkıyorduk. Bu dönemde de hiç beklemediğim bir şekilde bir vizeden sıfır almıştım. Bu dönemin sonunda ben bu Calculus I dersinden yine kaldım.

O sene yaz okulu ilk yaz okulum olacaktı. Sadece Calculus I aldım. her gün okula geldik gittik o yaz. Dersi Ömer Hoca açmıştı o zaman, ama ilk vizeden sonra hoca değişince ben yine afalladım ve o yaz da kaldım. O yaza dair unutamadığım bir şey, hocanın final günü koridorun bir ucuna geçip oturması ve sınavdan çıkanlara bakmasıydı. Rezil olmuştum yine.

İkinci sınıf başlamıştı tabi dolayısıyla. İkinci sınıfın ilk dönemi yine şans eseri hiçbir dersimle çakışmadığı için Calculus I’yi yine aldım. Ama bu dönem ne oldu ne bitti hiç hatırlamıyorum, kaldım yine.

O günden sonra bir daha dönem içerisinde Calculus almamaya yemin ettim. Bu esnada Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini geçmiştim. İkinci sınıfın yaz okulunda bu sefer yine Calculus I dersi aldım. Bu yaz okulunda Calculus I’yi Sedat Hoca verdi. Hayatımda ilk defa Calculus dersi beni bu kadar sıkmadı, boğmadı ve ben Sedat Hoca’nın tüm sınıfa hediye ettiği o üç puanın sayesinde dersi nihayet DD ile geçtim. O zaman ki mutluluğumu şu yazımda yazmıştım. Dersi nihayet 5. alışımda geçebilmiştim.

O yazdan sonra akıllanıp artık sadece yaz okullarında Calculus almaya karar verdim. Üçüncü sınıfın yaz okulunda Calculus II’yi ilk defa aldım. İlk vizeye kadar dersi bambaşka bir hoca veriyordu, Nuray Hoca. İlk vizeden nasıl oldu naptım ne ettim bilmiyorum sıfır aldığımı görünce benim moralim, adaptasyonum faan kayboldu gitti. Vizeden sonra dersi yine  benim efsane hocam Sedat Hoca vermeye başladı. Her ne kadar kurtarmaya çalışsam da olmadı. Kaldım dersten sevgili okur. Şu yazımda da o zaman kaldığımda hissettiklerimi yazmışım.

Bir sonraki yaz, yani geçen yaz, yine yaz okulunda yine Calculus II alıyordum. Bu yaz okulunda dersi Nuray Hoca veriyordu. Yaz okuluna çok umutlu başlamıştım. Ara sınavdan düşük alınca epey bir depresyona girdim. Çünkü okul uzayacaktı böyle giderse. O dönem yaşadıklarımı şu yazımda ve şu yazımda anlatmışım. Sonuç malesef hüsran olmuştu ve ben yine Calculus II’den kalmıştım. Bu lanet ders hayatımı mahvediyordu, üstelik okulumu da uzatıyordu.

Bu sene ilk dönem mezun olabilmek için geriye tek dersim kaldığından sadece Calculus II dersi aldım. Ayrıca özel öğrenci olarak yüksek lisansa da yavaştan başlayabilmek adına iki ders de yüksek lisanstan almıştım. Neyse dönem başladı. Dersleri çok büyük titizlikle dikkat ediyor ve çalışıyordum. Dersi de en çok çekindiğim hoca veriyordu. Ne olduysa olmuştu ve yine ben bu dersin ilk vizesinden 13 almıştım. Bu kötü haberden kısa bir süre sonra da almayı beklediğim onur belgesini Calculus II yüzünden alamadığımı öğrenince ben yine bir depresyona girdim.

Ama bu iş artık çığrından çıkmıştı ve kontrol altına almam gerekiyordu. İkinci vizelere giremeyince rapor alıp telafi sınavına girdim. Telafi sınavı normal sınavdan farklı olarak yazılı oluyordu. Bu sınava çalıştım epey. Ama bu sefer çok kontrollü çalıştım. Sağolsun dersin asistanı Mehmet Hoca da beni epey cesaretlendirdi. Çok büyük bir heyecanla telafi sınavına girdim. Bu sınavdan 41 almıştım ve özgüvenim tavan yapmıştı. Artık yavaş yavaş bu dersi geçebileceğime inanıyordum ama hala geçen yazdan dolayı tedirgindim. Bu arada dönem içerisinde olduğumuz kısa sınavlar da fena değildi. İlk iki kısa sınavdan da 42 almıştım. Son kısa sınava ikinci vizeden aldığım notun gazıyla girdim ve tam 85 aldım! Bugüne kadar Calculus’a dair hiçbir şeyden bırak 85’i, 45’ten yukarı not alamamıştım. Bu şekilde hesaplayınca tam 20 puanım oluyordu. Hocanın geçme notu olan DD’yi de ortalama 30 civarına vereceğini hesaplıyordum. Zira sınıfın da ortalaması çok kötü idi. Bu durumda geçebilmek için  %45 etkili final sınavından 25 alsam ucu ucuna yetiyordu. Korkarak ve büyük bir tedirginlikle ders çalışmaya başlamıştım. Daraldığım zamanlarda dört yıl boyunca geçtiğim zor dersleri, Diferansiyel Denklemler dersini tek seferde geçtiğimi falan düşünüyordum. Gitar çalıyor, Sabhankra dinliyordum. Sınav gecesi uyuyamadım.

Sınav sabahı titreyerek yerime oturdum. Mert‘le gözgöze geldik. Deniz‘le helalleştik ve sınav başladı. Kağıda baktım ve önce biraz afalladım. Sonra yavaş yavaş açıldım lan. 20 soru vardı. İçimden “6 tanesini çöz, mezunsun olum” diyordum. Yaklaşık bir saat bu gazla yola devam ettim. 11 soru çözmüştüm ama korkuyordum lan yanlış manlış olmasın diye. İşte o noktada da imdadıma sınava asistan olarak giren iki hocam koştu. Çok gerginleşip artık ağlamaklı olduğumu görmelerinden midir nedir, Esra Hoca önce geldi sakin ol dedi. Sonra sınav bitti artık diyerek çıkmaya yeltenince Zerrin Hoca gözleri ile oturmamı ve devam etmemi işaret etti. İyi ki de etmiş! Oturunca çözemediğim bir soruyu başka bir yöntemle çözmeyi denedim ve oldu! Ve başka bir soru daha çözdüm formülü hatırlayıp. Dolayısı ile Zerrin Hoca’nın o hareketi bana iki soru daha kazandırdı. Artık sınavın sonuna doğru kağıdımda 13 soru işaretli olarak teslim ettim. Herkesle helalleşip çıktım.

Üstte duran iki kitap benim geçen yaz ve bu dönem tuttuğum ders notlarımdan, çözdüğüm açıklamalı sorulardan, uygulama sorularından, çözümlü quiz sorularından ve notlardan çıkardığım kısa notlardan oluşmaktadır. Alttaki kitap ise dersin kendi kitabıdır.

Tam bir hafta süründüm sevgili okur. Aklımda o sınav ızdırabıyla takılmaya çalıştım. Sonra cuma günü öğlen okulda durakta beklerken Yalçın‘ın telefonundan Mert aradı ve müjdeyi verdi: Sınavda 13 sorumdan 3 tanesi yanlış olmuş, bende 50 almışım ve harf notum da CC düşmüş. Yani bir Calculus vizesinden aldığım en yüksek notu alarak Calculus II’yi geçmişim. Hem de CC ile! Bu haberi de bana üniversitedeki ilk arkadaşım, Calculus illetiyle ilk defa beni tanıştıran insan, Mert vermiş oldu. Mert’in kendisi de benimle birlikte geçmiş ve bu defteri kapatmış oldu.

Şimdi durup düşünüyorum ve bu dersleri geçme sürecinde bana en büyük yardımı dokunan arkadaşım Levent‘e; Sedat Hoca’ya (verdiği güvenden ötürü), Nuray Hoca’ya (geçen seneki yardımlarından dolayı) ve Mehmet Hoca’ya (cesaretlendirdiği için) teşekkür ederim. Ben Calculus II’yi geçtim sevgili okur.

Fransız Kaldım

Bu yazıyı çok önceden yazmıştım. Unutmuşum yayınlamayı.

Bu sene Serdar Hoca ile yaptığımız arazi çalışmalarından birinden dönerken (muhtemelen sonuncu çalışmaydı) Alper’le canımız biraz sıkkındı. Çünkü deney başarısız olmuştu. Yolda dönerken Serdar Hoca ile Ömer Hoca kendi aralarında tek bir kelimesini dahi anlamadığımız ve Türkçe olduğuna inandığımız bir diyaloga başladılar. Porsuk Barajı üzerinde kayık mı bot mu öyle bir şeyle gezip baraj dibinde bir şeyler yapacaklarından bahsediyorlardı. Ancak ne Alper ne de ben tek kelime bir şey anlamadık. Fransız kalmak deyiminin anlamını da o gün layıkıyla anladık.

Ve muhtemelen işte o gün, Alper’le yüksek lisans yapmaya karar verdik.

Bir diğer Fransız kalmam da Diferansiyel Denklemler dersine ilk girdiğimde olmuştu. Tahtaya yazılan tek bir denklemi bile anlamamıştım. Hoca tahtaya mahtaya kaldırmasın diye tüm ders üç Sübhaneke bir Elham okumuştum. Tamam okumamıştım ama kesin okurmuşum artık nasıl koktuysam. Derse Fransız kalmıştım, bir de etraftan kalkıp yine tek kelimesini bile anlamadığım sorular soranlar vardı. Onları ise hayretle izlemiştim. Zor ders lan bu Diferansiyel.

Anadolu Üniversitesi 2011 Mezuniyet Töreni – 2. Kısım –

Bu yazının 1. kısmını okumak için tıklayınız.

O gün törene beni izlemeye ailemin yanında Merve‘yle Sercan‘da geldiler sağolsunlar. Sercan, Alper‘le beni çağırdı açık tiribünün önüne fotoğraflarımızı çekmek için. Gittim annemleri de gördüm.

3 Bas Ses

Bu pozu Sercan çekti

Gecenin ilerleyen saatlerinde değerli hocalarımız da indiler sahaya. Hep beraber topluca, tek tek belkide yüzden fazla fotoğraf çektirdik 🙂 Erdem Hoca‘nın şalında neden 3 bant, Eftade Hoca‘nın şalında neden tek bant olduğunu Erdem Hocam “bunların bir tanesi 10 yıl demek” diye açıkladı. O gecenin belki de en sıcak anları da işte bu anlardı. Hocalarımızın bizi ne kadar sevdiği işte bu anlarda bir kez daha anladım. Bu duygusal bir cümle oldu. Ancak bu yazıyı okuyan sevgili okurum, inan o an hissettiğim şey buydu. Daha sonra bize mezuniyet törenine katıldığımız için teşekkür eden rektörümüzün yazısını verdiler. Bunlar işte temsili diplomalarımız oldu. Bu olaydan sonra sıra kep atmaya geldi.

Toplandık ve büyük bir küme oluşturduk. Sonra çıldırmış gibi savurduk lan keplerimizi. Alper’le ben dim dik havaya attık. Sonra hemen yakaladık. Ama o gazla geriye, öne, sağa ya da sola savuranlar bir daha bulamadılar keplerini yazık oldu. Bu arada standart kep koca kafama sığmadığı için arkasından hafif söktürüp lastik taktırdım ben.

Sonra Kıraç başladı. Bu sene mezuniyet için Kıraç’ı çağırdılar. Kıraç başlayınca babam eş zamanlı olarak aradı hadi gidelim diye. Gidelim dedim bende. Zira ertesi gün Diferansiyel Denklemler sınavım vardı benim. Babamın zeki hamleleri sayesinde trafiğe yakalanmadan eve geldik. Bu esnada sahanın içinden 5 dakika dış kapıya çıkabilen bana tezat, annemlerin çıkması tam 25 dakika aldı.

Anne ben burdayım

Böylece hayatımda bir kez yaşayacağım “Mezuniyet” heyecanını yaşamış oldum. Ertesi gün o yorgunlukla gireceğim Diferansiyel Denklemler sınavının psikolojik baskısı olmasa daha mutlu olurdum.

Törenden sonra aklımda kalan tek olumsuzluk annemlerin içeri giremeyip geçişimi görememeleri. Bu konuda okulumu hiç affetmeyeceğim. O gün benimle birlikte olan, olamayan tüm dönem arkadaşlarıma, dostlarıma teşekkür ederim. Aileme, sevdiğim insanlara da teşekkür ederim. Bu anlar hep bu güzel ve daha insancıl duygularla geçti.

Anadolu Üniversitesi’nin sitesinde mezuniyet fotoğrafları verilmiş. Buraya tıklayıp yüzlerce fotoğrafa bakabilir, tanıdığınız ve tanımadığınız insanları görebilir, yakışıklı erkekleri kesebilir, güzel kızlara göz kırpabilirsiniz. (Şaka yapıyorum, ayıptır o niyetle bakmayın.)

Şu linkte de okulun kamerasından beni görebilirsin sevgili okur.

Okul gazetesi Anadolu Haber‘in son sayısı da inan güzel olmuş sevgili okur. Mezuniyet özel sayısı gibi olmuş. Alper’e yaparsak kesin gazeteye çıkarız dediğim herşeyi yapmışlar ve gazeteye çıkmışlar lan! İlk fikrim TRT ile ilgili bir pankarttı. Uyanığın biri yapmış “Tören TRT‘de izlenir” yazmış, gazeteye çıkmış. Diğer fikrim de Anadolu Haber’le ilgili bir pankart hazırlamaktı. Bunu da yapmış bir diğer uyanık grubu. Anadolu Haber’in büyük boyunu yapmışlar ve gazeteye çıkmışlar. Bir başka kızcağız “Anne ben burdayım!” yazmış ve çıkmış yine gazeteye. Bunlar başarılı girişimler tabi.

Az önce demiştim okulun gazetesi diye. Mezuniyet sayısını indirmek için buraya farklı kaydet diyin.

Okulun gazetesinde çıkarak Vecihi yine tarihi bir başarı gösterdi tebrik ederim. Sadece Vecihi’yi değil, aynı karde çıkmayı başaran Aygün ve Özgünü de tebrik ederim. Bu arada Aygün öğrenci işlerinin inanılmaz özverili çalışması sayesinde acayip can sıkıcı bir sorun yaşadı. Canını hiç sıkmamasını buradan söylüyorum.

Ayün, Özgün ve arkadaşları

ŞU LİNKTE verdiğim haber çok iyi yalnız muhakkak açın dinleyin. Hem rektörümüzün, hem mezunlar adına konuşan aşırı heyecanlı arkadaşın hem de Cem Öğretir’in konuşması yer alıyor. Mezun olacaklar adına konuşma yapan arkadaşın Steve Jobs‘ın bir sözünü bize örnek göstermesini ise bazılarımız rezillik, bazılarımız ise komiklik olarak yorumladık. Elbette onun bir suçu yok. Bu konuşmayı hazırlayanlara güldük.

Birlite çekilebileceğimiz en kötü fotoğraf 🙂

Alper ve ben

Bu Hafta Çok Az Derse Girdim Ben

Bu kadar yıldır çevre mühendisliği okuyorum, hiç bu kadar az derse girdiğim bir hafta olmamıştı. Yalnız bak altını çiziyorum çok rahat bir haftaydı demiyorum. Sadece az derse girdim diyorum. Yoksa Çevre Yönetimi dersi raporu ve yaşadığım teknik aksaklıklar yetti de arttı bile.

Pazartesi: TEZ, Atıksu Projesi dersleri vardı. Şu yazımda belirttiğim etkinlikten dolayı bugün hiç derse girmedim. (Bu arada Atıksu Projesi’nden quiz ne zaman olacak bilen var mı?)

Salı: Temel İşlemler ve Çevre Yönetimi vardı. Yukarıda belirttiğim etkinlikten dolayı hiç derse girmedim.

Çarşamba: Sabahtan Çevre Politikaları vardı. Aynı etkinlikten dolayı girmedim. Öğleden sonra ise Tehlikeli Atık dersi vardı. O derse girdim ancak sınav başvurusu yüzünden son saat kaçtım dersten. (2 saatine girdim yani.)

Perşembe: Sabahtan Temel İşlemler vardı. Ancak hoca olmadığı için ders olmadı. Öğleden sonra da Çevre Yönetimi vardı. Üç saatlik dersi hocamız sağolsun iki saatte anlattı yolladı.

Cuma: Sabahtan Autocad vardı ama hoca yoktu. Ancak hocanın asistanı vardı. Ama hocanın asistanı Merve, inanılmaz sempatik ve sevecen biri olduğu için çok rahat ve eğlenceli bir ders oldu. Üç saat durduk ama üç saat gibi gelmedi. Öğleden sonra haftanın en yoğun dersi olan Diferansiyel Denklemler vardı. Vardı ama hoca yoktu 🙂 Diğer sınıfın hocası Vakıf Hoca geldi derse. İki saat dinledim, sonra da ayrıldım kaçtım.

Böylelikle bu hafta sadece 6 saat derse girmiş oldum. Yani adam olsaydım 10 saat derse girecektim ama kaçtım işte. Peki bu yanıma kâr mı kalacak? Hehe 🙂

Bu Aralar Seminerler

İlk olarak Kimya Mühendisleri Odası‘nın düzenlediği ve yaklaşık 25 kişinin katıldığı TS EN ISO/IEC 17025 Laboratuvar Akreditasyonu Eğitimi’ne katıldık Alper, Ersil ve ben. Eğitimi KMO‘dan Taylan Çoruh isimli bir kimya mühendisi verdi. Eğitimdeki tek çevre mühendisleri bizlerdir. Ha dur lan, Fatma ile Nurdan da vardı.

Valla sevgili okur, bu eğitim için 4 saat Diferansiyel Denklemler dersini astım. Ha değdi mi diye sorarsan, şimdilik değdi diyebiliyorum. Eğitim bir ön bilgilendirme formatındaydı. Ama yaklaşık 3 saatte epey yeni bilgiler öğrendik. İleride işime yarayacağını düşünüyorum. Ancak henüz daha katılım belgelerimizi alamadık. Eğer alamazsak işte bu sefer değmedi diyeceğim. KMO sakın bizi sallıyor olmasın sevgili okur 😦 Bu arada şunu yeri gelmişken söyleyeyim, bu tiür belgeleri almak için en uygun yerler meslek odaları sevgili okur. Taylan Bey’in direk cümlesi “80 liraya öyle 5 tane 10 tane sertifika verilmez, hem de 2 günde hiç verilmez.”

AEGEE

Bir diğer katılmak istediğimiz eğitim de Avrupa Öğrencileri Forumu Kulübü isimli acayip havalı isimli kulübün düzenlediği “Proje Yazma Eğitimi” idi. Buna gayet hevesle başvurduk. Çünkü ileride işimize yarayacağını biliyorduk yüksek lisans olaylarında. Aklımıza takılanları sorduk. Hemen cevapladılar sağolsunlar. Sonra bir hevesle 4 kişi kayıt yaptırdık internetten. Lan eğitimden bir önceki gece saat 3’te mesaj geldi: “Başvurunuz kabul edilmemiştir.” diye. Bir bozuldum, bir bozuldum anlatamam sevgili okur. Neden kabul edilmedi, sebep neydi bilmiyorum ama üzüldüm. Bu arada eğitim 10 lira idi. Sonunda da sertifika değil, katılım belgesi veriyorlardı.

El İlanı

Geleneksel Anadolu Üniversitesi Ders Seçme Rezaleti

AutoCAD dersi için 10 kişilik kontenjan açılınca sevgili okur, saat sabah 7’den itibaren full kadro bilgisayar başına geçtik. Alper‘le sürekli olarak mesajla ve msnden yazıştık. Ancak saat yaklaştıkça sistemdeki garipliklerde başladı.

Ders Seçmeye Giriş

Önce ben seçim sayfasına girmeyi bırakın göremedim bile. O esnada online olan heemen herkes benimle aynı durumdaymış meğer. Daha sonra kim önce denk gelirse diye Alper’le birbirimize şifrelerimizi verdik. Bir süre sonra Alper’de koptu tamamen sistemden.

Saat 9 olduğunda sistem artık çökmüştü. Ancak o ara ben nasıl yaptığımı söylemiyorum bir şekilde derslerin kontenjanlarının göründüğü sayfaya ulaşıp AutoCAD dersi için bir önceki gün 6 tane kalan kontenjanın 2 tane kaldığını gördüm. Kayıt yaptırmayı başarabilenlerden birisi olan Oğuz‘a ulaşıp hemen benim için bahsettiğim seçmeliyi seçmesini söyledim. Oğuz hemen seçti. Bu yaklaşık 10 saniye falan sürdü. O esnada Alper’den şifresini isteyip benimki biter bitmez Alper’e de seçmesini istedim ancak en fazla 5 saniyelik bir farkla kontenjan doldu.

Şimdi işin garibi o saatte halen sisteme giriş yapılamıyordu. Oğuz’un şansına artık nereden nasıl girdi bilmiyoruz. Ama herife borçlandım 🙂 Neyse benim saat 10:50 de dişçide randevum olduğu için saat 10:15’te evden ayrıldım ve tüm yetkilerimi Alper’e devrettim. Yani Alper’le saat 7’den 10’a  kadar sürekli sistem başındaydık ancak lanet sistem açılmadı. Hesaba vurursak o üç saatte mesela 4 bölüm Supernatural ya da 8 bölüm How I Met Your Mother (ki son bölümü cidden çok iyiydi) izleyebilirmişiz. Kaybımız büyük anlayacağınız. Sonra bir ara Alper kendi hesabından girince karşısına bambaşka birisinin ders seçim sayfası gelmiş. Benim kullanıcı adım gerçersiz kılındı hatta bir süre.

Ve sistem saat 11 sularında açılmış olmalı ki Alper’den saat 11.30’da mesaj geldi benim yerime de seçim yapmış sağolsun. Ben o esnada dişimi çektirmiş arabaya binmek üzereydim.

Bu okulda bu sene eğer bir aksilik olmazsa bu son ders seçimim oldu. Yani her sene ikişerden 8 defa ders seçtik. Birinci sınıfın ilk ders seçimini okula gidip yapmıştım. Galiba 2. sınıfın 2. dönemi de öyle olmuştu. Bir de 3. sınıfın 1. dönemini yaz okulundayken staj yerimden seçmiştim. Bu saydığım tüm seçimlerin hepsinde (toplam 8 ders seçimi) sistem kitlendi. Server çöktü. Hata ekranı gördük. Yani artık bu rezalet geleneksel hale geldi. Oğuz’a mucizevi bir biçimde ulaşamasaydım AutoCAD’i alamıyordum. Alper bu yüzden birkaç saniye farkla alamadı. Sadece biz değil, o an msn’de olan herkes bu duruma sövdü saydı. Alper öfkesinden duramadı tuttu okulun bu işlere bakan kısmı olan BAUM‘u aradı. Ancak tam 5 defa sağa sola yönlendirildikten sonra olayla tamamen alakasız bir çalışan tarafından tekrar bir numarayı araması söylenip telefon kapatılmış.

Bu eksiklik, bu yetersizlik neden görülmüyor? Böyle ciddi bir sorun var ortada ve her sene bu yaşanmaya devam ediliyor. Anadolu Üniversitesi BAUM, seni daha önce de şu yazımda uyarmıştım. Mail atmıştım ancak kaale alıp bana cevap vermemiştin. Neden böyle yapıyorsun?

Şimdi gelelim neleri seçtim ne yaptım ne ettim kısmına. Bu sene 8 tane ders yani toplamda 37.5 kredi aldım. Bunların bir tanesi bitirme tezi. Ders programı da dolayısıyla maşallah gene dopdolu sevgili okur. Pazartesi ve çarşamba günü öğlen başlıyor dersler. Diğer günler sabah 9’da ders başı yapıyorum. Perşembe ve cuma günleri de akşam 6’da bitiyor dersler. Diğer günler de akşam 5’te bitiyor. İki tane mesleki seçmeli aldım. Bunların birisi AutoCAD diğeri de Suların Yeniden Kullanımı diye bir ders ki u ikinci dediğimi Filiz Hoca veriyormuş. Temel İşlemler II var bu dönem. Ayrıca 3 tanede zorunlu ders ki onlar da Tehlikeli Atık Yönetimi, Atıksu Arıtım Projesi ve Çevre Yönetimi dersleri. Ayrıca bir de bu dönem nihayet Diferansiyel Denklemler isimli dersi ilk defa alıyorum. Maşallah bana!

Hayırlı uğurlu olması dileğiyle sevgili okur.

Başarının Sırrı İlk Gün Okula Gitmekte Saklıdır

Bu sözü kimse söylememiş. Ben söyledim. Doğruluğu tartışılır tabi:) Tahmin edebileceğin yazı da bu kardeşinin okuldaki ilk günü ile alakalı olacak. İl dediysem, 3. sınıfın ilk günü 🙂

Bugün pek çok kötü şey oldu. Mesela programıma süper uyan Diferansiyel Denklemler dersini bırakmak zorunda kaldım. Zira Calculus II‘yi vermeden alınamıyormuş. Allah bu Calculus’un bin bir türlü belasını versin.

Sonra Alper‘i aradım. Dün sabah gelmişler Selma ile Hollanda’dan. Lakin dün gece anneannesi vefat etmiş. Kötü bir hoşgeldin olmuş yani. Allah rahmet eylesin. Neyse çarşamba geliyorlarmış onu öğrendim.

Günün en güzel kısımları Seval‘le geçirdiğim kısımlarıydı. Sonra bir de Espark’a gittim Sercan‘la Merve‘nin yanına. O sıra Burak geldi veda etmeye sağolsun. (Burak okur musun bilmem ama senin gömlek bendeymiş. Annem hatırladı lan.)

Bugün aldığım başka bir kötü haber de şu: Meğer Ankara’da Kızılay’ın rehabilitesi için bir proje yarışması düzenlenmiş. Mimarlık Bölümü’nden iki kız bizim Ozan Hoca‘ya da danışmışlar. O da sağolsun bizim adresleri falan vermiş. O iki kızdan birisi ile geçmişte bazı problemler yaşadığımız için bunlar beni aramamışlar. Ona üzüldüm lan. Yaz başındaki Konur Sokak Projesi‘nde gerçekleştiremediğimiz epey fikirler vardı aklımda. Hem de ne olur ne olmaz diye çizime de dökmüştüm. Neyse bakalım ne olacak o projelerinin sonucu.

Okurum bugün aylardır hayalini kurduğum bir olay hakkında tekrardan hayal kırıklığına uğradım. Zaten afedersin b.ku çıktı yavaştan bu işin. İçimdeki istek azalıyor lan yavaştan. Artık başka şekillerde telafi etmem gerekecek. Neyse muhtemelen anlaması gereken anlamıştır.

Sevgili okurum, neden bütün arkadaşlarım (Seval, Orbay, Can, Ati hariç) okulun ilk günü okula gelmez ki? Neden hep yalnız takılmak zorundayım lan?

Bu dönem girdiğim ilk ders diferansiyel denklemler oldu. Tabi daha sonra dersi bıraktım ama 🙂 Su ve Toprak Kirliliği diye bir ders var. Çok acayip görünüyor. Akışkanlar Mekaniği dersi de öttürmeye aday bir ders kanımca.

Bugünün diğer sevimli anları ve durumları ise şöyle; Hicran Hoca‘yı gördüğüm an, Özlem Hoca‘yı da gördüğüm an, Ozan Hoca’nın yakında kestireceği saçları, tekrar 26A numaralı dolabı almam, Merve’nin “Ya bu yüzüğü küçülttürelim” diyişi, en sonunda yaptırabildiğim Proofhead armalı polarımı giymem 🙂

Ders Seçimlerim

Herhalde şimdiye kadar yaptığım en kolay; en sorunsuz ders seçimi bu oldu. Kayıt günü sabah 8’de sistem aktifti. Bende girdim hangi dersi istiyorsam aldım. Çok da mutluyum valla. Hemen paylaşıyorum;

Almanca I 4.0
Computer Programming in Engineering (Mühen. Bilgisa. Prog.) 3.5
Unit Operations and Processes I (Temel İşlemler ve Süreç. I) 6.0
Su ve Toprak Kirliliği (Water and Soil Pollution) 4.0
Temel İşlemler ve Süreçler Laboratuvarı I 3.0
Fotoğrafçılık 3.0
Hidroloji 4.5
Diferansiyel Denklemler 4.5
Akışkanlar Mekaniği 6.0
Bu dersi çok merak ediyorum.

Bu dersi çok merak ediyorum.

İşin iki yönü var. Kötü yönü bölümün en ağır dersleri bu dönemde muvcut. İşin güzel yanı ise Almanca ve Fotoğrafçılık diye iki tane eğlenceli dersim var. Umarım yanılmam. Ayrıca alttan kalan ama hiç almadığım Diferansiyel Denklemler dersi hiç birşey ile çakışmadı alabildim.

Tabii sonuç olarak bu 38,5 kredi benim tüm günlerimi doldurdu. Napalım lan kısmet artık.

“Esen rüzgarlar başakları sallıyordu uzakta ve bir çocuk ağlıyordu.”