Tag Archives: Doğan SL

Volkan’ın Arabaya Çarptılar!

 

Volkan’ın araba

Bugün akşam saat 5 gibi Volkan aradı sevgili okur. Benim arabaya çarptılar ne yapmam lazım, diye sordu. Biz de Alper‘le hemen Volkan’ın evin önüne gittik. Lan gittik ki ne görelim!

Toyota marka bir araç, Volkanların sokağa son sürat dalıyor! Önce sokağın başındaki Hyundai jipin yan tarafını traşlıyor! Sonra hemen bir sonraki araç olan Volkan’ın Doğan SL‘nin yanına sürtüyor, toparlamayadan gidiyor öndeki Subaru marka jipe vuruyor ve bu jipi kaldırıma çıkarıyor! Ön sol taraf komple haşat oluyor Subaru’nun. Yetmiyor, hızını alamıyor bu Toyota gidiyor az ilerideki bir başka arabaya da tampona çarpıp savuruyor. Bu şekilde ilerlerken nihayet kendi rotu da kırılınca duruyor.

Subaru

Ve sıkı durun! Bu arkadaş 17 yaşında ehliyetsiz bir genç. Üstelik böyle son sürat gitme sebebi de polisten kaçıyor olması! Yuh dediniz değil mi 🙂

Bu arkadaş sokaktaki arabaların yarısını haşat ettikten sonra kendi arabası da pert olunca durmak zorunda kalıyor ve polis direk yakalıyor bunu. Sesi duyan Volkan da hemen dışarı fırlıyor. Önce kırık aynasını görüyor. Sonra yan taraftaki sürtmeyi görüyor.

Hyundai

Volkan’ın Doğan, bu 5 araç içerisinde en şanlı olan araçmış. Zira Toyota’nın ilk çarptığı jip epey savurmuş ki bizim Doğan’a sadece sürtmüş. Basit birkaç boya işi ile, kırılan aynadan başka bir sıkıntı yoktu yani.

Şansımıza trafik eksperi Tevfik amca geldi kaza yerine. Tevfik amca komşumuz olur sağolsun. Epey yardımcı oldu. Diğer araçlar için de çekici çağrılmıştı. Gelen çekicilerden biri de yine tanıdıktı, Bülent amca. Tevfik amca yapılması gereken tüm işleri, alınması gereken tüm evrakları toplarlayıp siz gidin dedi. Böyle bir rahatlık yok lan! Olmasın ama olurda kaza falan yaparsan sevgili okur, Tevfik Fikret Yavuz – Trafik Kaza Eksperi’ne mutlaka ulaş: 05053142232

Herşeyin sorumlusu Toyota

 

Teknik Gezi Maceraları – Kocaeli

Birazdan okuyacağınız olayların tamamı yaşanmıştır.

Bu seneki Katı Atık Yönetimi dersi sebebiyle her proje grubunun proje konusu ile alakalı bir tesise teknik gezi yapması gerekiyordu. Biz de proje konumuz Kentsel Katı Atık Yakma Tesisi olduğu için ülkemizin ilk yakma tesisi olan İZAYDAŞ‘a gitmek istedik. Diğer bir yandan derste hocamızın elektronik atıkların geri dönüşümü sektörünü epey övmesi ve yükselen bir sektör olarak bahsetmesi üzerine Türkiye’nin ilk elektronik atık geri dönüşüm tesis olan Exitcom A.Ş. ‘ye gidelim dedik. İki tesisin de Kocaeli ili sınırlarında olması işimizi ve seçimlerimizi kolaylaştıran bir unsur oldu.

Görüşmelerimizi yaptık ve 3 Aralık Cuma günü için her iki tesisten de gerekli izin ve randevuları aldık. Grup toplantısı yaparak bu gezi için gerekli olabilecek ekonomik giderleri vs hesapladık.

Herşeyi halledip cuma gününü bekledik. Toplamda 9 kişi olarak Kocaeli’ye gidecektik. İki araçta 2 grup olarak gidecektik. İlk grupta Volkan (sürücü), Alper, Selma ve ben vardım. Diğer grupta ise Cem (sürücü), Turgut (aşırı sürücü, co-pilot, ileri sürüş teknikleri uzmanı, E sınıfı ehliyet sahibi), Emre, Seval ve Şebnem vardı. Perşembeyi cumaya bağlayan gece saat 04:45’te kalkıp Volkanlara gittim. Volkan’ın arabasının aküsü bitik olduğu için aracı vurdurarak çalıştırmamız gerekiyordu. Neyse saat 05:30’a kadar çalıştıramayınca Alperler diğer araba ile geldiler. Çalıştırdık Volkan’ın Doğan SL‘sini. Planladığımız üzere Alper, Sapanca Gölü‘nü kıyısında yapacağımız piknik için arkaya bir de mangal yükledi. (Ancak hava kararacağından pikik yapamayacaktık.) Açık bir börekçiden poğaça, börek falan alıp nihayet saat 06:00’da Eskişehir’den hareket ettik.

 

Diğer araba

Ortalama 95 km ile saat 06:30 civarında Bursa Bilecik kavşağını gördük. Hava da yavaş yavaş aydınlanmaya başladı. Saat 06:50’de aydınlık iyice arttı ve biz de arabada kahvaltı etmeye başladık. Bu esnada sevgili okur tam 2500 metrelik bir tünelden geçtik 🙂 Hemen ardından bi de 750 metrelik tünel geldi.

 

Bizim araba

Bu arada ben de Volkan’a yardımcı oldum. Sigarasını yaktım, çayını doldurdum, böreğini verdim falan. Alper de teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanıp Blackberry‘nin GPS’i ile yolu bulmamıza yardım etti. Biz öncü araçtık. Arada Cemler gençliğin verdiği heyecanla bizi solladılar falan.

Saat tam 08:00’de Sapanca Gölü’nü gördük. Bu noktada yol ikiye ayrıldı. Bir taraf paralı yol gölün aşağı kısmından, diğer taraf parasız yol gölün yukarı kısmından geçiyordu. Biz parasız kısma girdik. Saat 10:00’da randevulaştığımız İZAYDAŞ’a Alper’in olağanüstü gayretleri ve yol tarfileri, Volkan’ın 100-110 arası değişen hızlarla sürüşü sayesinde 08:45’te vardık. Volkan’ın araba tamamen iptal oldu. Yağ lambası yanıyordu ve aküsü tamamen bitmişti.

 

İzaydaş Genel Müdürlük

İzaydaş’ın kapısında 15 dakika oyalandıktan sonra içeriden bir araç bizi tesie aldı. Bu esnada Volkan’ın arabayı yine itekleyerek otopark’a çektik. Toplantı salouna girip oturduğumuzda saat 09:00’du.

İzaydaş’a daha önce de gitmiştim. Ancak bu sefer gittiğimiz gibi olmamıştı. Bu gezimiz gerçekten çok verimli ve çok başarılı oldu. Burada öğrendiğimiz teknik olayları anlatmayacağım. Onları teknik gezi sunumuna saklıyorum. Ancak diğer bazı olaylardan bahsedeyim.

 

İdari bina

İzaydaş’ın kalbine indik sevgili okur. Baretleri, maskeleri takıp tesisin fırınını, gaz temizleme kısmını ki epey büyük bir kısım, atık depolarını, atıkların fırına yüklendiği yeri, sistemi, enerjinin üretildiği türbinleri, kısacası herşeyi gördük. Özellikle bunker denilen deponun üzerinde vinci yöneten operatör ile epey eğlenceli vakit geçirdik. Bize

Baretler

sağolsun karıştırma falan yaptı. Tesisin kontrol merkezini de gördük. Bu esnada bizimle ilgilenen kimya mühendisi Sibel Hanım‘la Turgut ortak bir noktalarını buldular: İkisi de biyogaz çalışıyorlarmış. Sibel Hanım bize ileride Turgut’un bizi çok şaşırtacağını

Vinç Operatörü

müjdeledi. Turgut’ta “Ben iyi bir mühendis olucam Alper” dedi.

Saat 12:00’de öğle yemeğine davet edildik. Burada özellikle Alper, Volkan ve beni görmeliydin sevgili okur. Bu kadar söylüyorum sana 🙂  Yemeğimizi yedik ancak hareket etmek için Araç Bakım Ünitesi’nin cuma namazından dönmesini bekledik.

Ben

Cuma’dan geldiklerinde Alper gitti buldu o birimden bir kişiyi. Otopark’a gittik her beraber. Meğer Volkan’ın yağı bitmemiş, yağ lambası bozulmuş. Onu yapmaya çalıştı abi. Akü ölmüş bu arada onu öğrendik. Bu arada Turgut’ta kendi teşhisini koyup “Akü işemiş” dedi. Gerekli düzenleme ve son kontrolleri yapıp İzaydaş’tan ayrıldık. Saat 13:45 falandı. Yolda giderken gaz aldıp iki aracı da yıkattık.

 

Exitcom’un Önünde

GPS’imize bu sefer de internetten bulduğumuz Exitcom A.Ş.’ye dair adresi girdik. Alper yine tarif etti yolu. Gittik, gittik, gittik… Ana! Hiç bir yerdeyiz! Ciddi anlamda hiçbir yerdeydik. Meğer aynı isimde başka bir caddeye gitmişiz. Saat 14:40’ta nihayet Exitcom’u bulabildik. Bulana kadar herahalde 30 km boşuna yol gitmişizdir. Bir kişi de yanlış yol tarif etti bize. Neyse, Exitcom’a varınca burada da inanılmaz bir samimiyetle karşılandık. Gecikmeden dolayı özür dileyip hemen teknik muhabbetlerimize başladık. Burada da ne konuştuğumuzu anlatmayacağım.

 

Şebnem Selma Seval Alper

Tesisi daha önce gördüğüm için fazlaca etkilenmedim arka tarafta. Ancak Volkan, etraftaki onca kırık anakart, harddisk, dvdrom, fotokopi faks makinesini görünce çıldırdı! Exitcom işte tüm bunları alıyor, kırıyor, ve geri dönüştürülebilir kısımlarını dönüştürüyor. Burada Esra Hanım‘ın bize karşı olan samimiyetine ve ilgisine hayran kaldık grupça. Bu esnada grup olarak yorgunluktan yavaş yavaş dağılmaya başladık. Volkan elindeki çay bardağını tabağıyla düşürdü. Tabağı kırıldı. Turgut herkes çay istediğinde nescafe isteyerek ne kadar kaliteli ve aranan bir insan olduğunu yine sergiledi. Burada da Esra Hanım’la Turgut Bey’in ortak bir noktası çıktı: Denizli. Turgut yine “Ben iyi bir mühendis olucam Alper” dedi. Bu esnada yukarıda ilk toplantı odasındayken masadaki sodalarla yetinmeyip dışarıdan çay ve kahve söyleyen Selma ve Cem gözümden kaçmadınız.

 

Esra Hanım’la

Neyse, Esra Hanım’ın yemek davetini nazikçe reddedip buradan da karşılıklı iyi temennilerle ayrıldık. Saat 17:15’te tesisten ayrıldık. Bu esnada GPS bozuldu. Allaha sığınıp çevre yolunu bulabildik. Saat 18:15’te Sakarya‘ya girdik. Zira Selma’yı tren garına bıraktık burada. Buradan ayrıldığımızda saat neredeyse 18:45 falandı. Tüm o bekleme süresi boyunca araba tekrar çalışmaz diye korktuk ve arabayı stop ettirmedik. Sakarya’yı hiç sevmeyip hemen ayrıldık.

 

Köfte ekmek yerken

Saat 19:05’te adını hatırlamadığım bir yerde tuvalet molası verdik. Araba yine çalışmadığı için yine vurdurduk. Burada yemek çok pahalı geldi, yaklaşık yarım saat sonra Pamukova‘da bir pideciden köfteleri tam pişmemiş ekmek arası köfte aldık. Hemen yedik arabayı yine durdurmadan. Pamukova’da yemekten sonra artık durmamak özere sözleşip hareket ettik. Saat 20:05’te Eskişehir’e 123 km kaldığını gördük. Saat 20:33’te yine o 2.5 km’lik tünelden geçtik. Diğer araba bastırıp bitti ancak bizim arabada gaz bittiği için Eskişehir girişinde yine 20 liralık gaz aldık. Burada Emre gaza gelip siz binin ben iterim dedi ve arabayı tek başına ittirip çalıştırdı. Bu arada Selma gittiği için arabada artık Emre’de bizimleydi. Neyse nihayet saat 21:40’da varış noktasına ulaştık ve yolculuğumuz bitti.

Çok şükür kaza bela olmadı. Tatsız bir olay da yaşanmadı.

Toplamda arabalar ortalama 100 lira yaktı. Volkan’ın arabasını Sakarya’da ve yemek yerken hiç stop ettirmedik, ayrıca şehir içinde de baya yol gittik. Volkan’ın arabası 1600 motor Doğan SL, birim fiyatı 2.25 TL’den toplamda 110 liralık; Cem’in arabası 1500 motor Kia Shuma II brim fiyatı 2.25 TL’den toplamda 90 liralık gaz yaktı. Bu bilgileri veriyorum çünkü olurda birinin işine yarar diye.

Doğan SL & Fotoğraf Çekimi

A'khuilon

Bizim Volkan‘ın pek çok sıfatının yanında bir de A’khuilon Resmi Fotoğrafçısı diye bir sıfatı var. Grubun official fotoğrafçısı diye geçiyor. Hatta bu pazar konsere götürüyorlar. Her neyse, ben de Volkan’a bu ve bunun gibi bir takım fotoğraf işlerinde yardım ediyorum. Taşıma, ışık ayarı gibi konularda elim değiyor falan.

Dün de yine  grubun bir fotoğraf çekimi vardı. Grubun yeni elemanı Öztürk‘ün önerisi ile kalktık bilenler bilir, Üniversite Evleri diye bilinen yerin arkasındaki Kent Ormanı‘na gittik. Ormana gittik lan 🙂 Her neyse, ormana giderken daha hesaplı olur diye Volkan’ın baba emaneti Doğan SL‘ini kullandık ve kendi çapımızda bir rekorun sahibi olduk: 8 kişi! Ortalama 75 kilodan 600 kilo! Hepimiz iri insanlar olduğumuzdan ciddi anlamda bir rekor bu sevgili okur. Öyle hemen okuyup geçme bu satırları, geri dön bir daha oku. Neyse, ön sağ koltuğa iki kişi; arkaya oturan 4 kişi, kucakta bir kişi ile ölmeden varabildik ormanın kıyısına.

Şunu farkettim ki ormanın kıyısındaki dubleks evler tam anlamıyla yaşanabilecek, harika, süper evler. Param olsa düşünmezdim heralde. Ya da kısa bir süre düşünürdüm. Neyse, ormanın içerisinde grup fotoğrafı için uygun olabilecek bulabildikleri her nesnenin önünde fotoğraf çekti Volkan. Kaya, ağaç, boşluk, daha büyük bir kaya, yol ayrımı falan. Ancak zaten öncesinde Volkan’la benim Esgaz‘a gidip 20 lira  açma kapama parası yatırmamız ve yaklaşık 150 kişilik bir sırayı beklememiz, bu esnada Volkan’ın bir kızı görüp aşık olması derken bir miktar gecikmemiz dolayısı ile günün kullanılabilir ışığını büyük ölçüde kaybetmiştik. Bu sebepten kelli çekebildiği kadar fotoğraf çekti Volkan. Sonra oturduk bir kaç lokma bir şeyler yedik. Sonra dönüş yoluna başladık. Bu noktaya kadar ben günün en bomba olayının Öztürk’ün 75 liraya yaptırdığı redingot‘u olduğunu düşünüyordum. (Canım çekti bu arada kendime yapabilir miyim lan acaba?) Ancak gerçek ve saf komedi meğer dönüş yolunda olacakmış.

Bu araba yanımızda durdu

Osmangazi Üniversitesi‘nden dönerken Hasan Polatkan Caddesi üzerinde bir ışıkta durduk. Yanımıza bir BMW Z4 geldi durdu. Otomatikman bizimkilerin hepsi o sıkışıklığa aldırmadan camlara yapıştılar. Hareket edince Volkan’ın çok ağırına gittiği için yolu ortalayıp adamın bizi geçmesine fırsat vermedi 🙂 Sonra adam bir şekilde bizi geçip aynen bizim döneceğimiz istikamate gitmeye başladı. Biz de Mehmet‘in gazıyla takibe başladık 8 kişi bir tüplü Doğan SL’nin içinde. Neyse, doğum hastanesinin civarına geldiğimizde Volkan iyiden iyiye havaya girmiş BMW’nin yanında ara gazı falan vermeye başlamıştı. Tabi o esnada benim arkada gülmekten kasıklarım falan ağrımaya başlamıştı. Kırmızı ışıkta da BMW gelip yanımızda durunca Volkan son hamlesini yapıp yine ara gazı vermeye başladı ve efsanevi bir kalkışla Kızılcıklı Caddesi‘ne girdik. Sonra BMW’ye ne oldu göremedik 🙂

Kızılcıklı’da Öztürk’ü, Oğuz‘u ve beni hemen arabadan indirip gazlayıp gittiler. Biz de çay içtik 🙂

Bu yazıdan çıkarılabilecek dersler: Ormana fotoğraf çekmeye gitmeyin. Doğan SL, dayanıklı bir arabadır. 75 TL’ye redingot yaptırabilirsiniz.

Volkan Bize Geldi!

Volkan (Saçları daha uzun)

Volkan (Saçları daha uzun)

Volkan’la 3 senedir arkadaşız ve bugün ilk defa bizim eve geldi! Bunda Volkan’ın hiç bir suçu yok tabi. Olay tamamen benim evin uzaklığından ve açıkçası arkadaşlarımın ve benim babamın vereceği tepkiden çekinmesinden kaynaklanıyor. Şimdi şurası açık babamın ne tepki vereceğini kestiremiyorum. Yani yanlış olmasın, evden kovmayacağı ya da kırıcı bir laf söylemeyeceği kesin. Ama biliyorum ki arkadaşlarım babamla tanışsalar babamın adeti üzerine muhakkak ki Savaşalp’e sakalını kesmesi söyler, Mert’e kulağında neden o kadar çok delik olduğunu sorar, ne bileyim Volkan’a saçının ne kadar uzun olduğunu ima eder falan. Gerilmeye, sıkıntı yaşamaya gerek yok, keyfimiz bozulmasın. Aslında, ailelerin çocuklarının arkadaşlarına bakış açılarıyla ilgili bir yazı yazasım geldi bak şimdi.

Bugün dersim bittiğinde Volkan’ı aradım ne yapıyor diye. Meğer okuldaymış ve Fizik I dersi için bekliyormuş. Az bekle dedi, gittik baktık ders yokmuş. Bunun üzerine biz de Volkan’ın arabasıyla döndük 🙂 He he he, Volkan’ın babasıgil geldiğinden bir süre bizimkinde araba olacakmış. Biz de bastık bizim eve geldik. Zira bizimkiler evde yoktu, sabahtan pikniğe gitmişler.

Şişman dostumla takıldık muhabbet ettik. Sonra bindi Doğan SL‘ine gitti. Sağolsun lan mutlu oldum, bunu da paylaşmak istedim. Şimdi kapıyı Volkan’la açtık. Bakalım ilerleyen zamanda daha kimler gelecek, misafirim olacak. Yazının sonuna yaklaşırken canım fena halde Yüzüklerin Efendisi izlemek istiyor ama lanet olsun ders çalışmam lazım. Görüşmek üzere.