Tag Archives: ekinoks

Dolunay – Ekinoks – Ay Takvimi

Şöyle bir düşünüyorum da epey zaman geçti üzerinden. Bir efsaneye, unutulmaz anılara ve yepyeni keşiflere dönüştün içimde. Benimle evrildin, geliştin ve güzelleştin. Baharın gelişi, ekinoks ise senin yanında olmak, seninle karşılamak istediğim o en güzel ve sıcak zamanlardan bir tanesi. Gecenin gündüze, kötünün iyiye, nefretin aşka eşit olması demek, canlının cansıza ve yaşamın da ölüme eşit olması demek. Yaşadığımız her duyguda ve hissettiklerimizde dengeyi yakalamak demek. En güzel isimlere layık olan senin için, nihayet sislerden, karanlıklardan kurtulup berrak bir gökte parlamak demek. Yeniden hoş geldin.

Kış bitti. Ağrılarım, sızılarım bir yana, bu kış epey yoruldum dolunay. Seni görememek, seni görmek için hamle yapamamak da üzdü üstelik. Ama nihayet geride kaldı. Şimdi önümüzde aylar var. Açık bir gökyüzünde bembeyaz bir Tanrıça duruyor. Gözler hep dikilmiş yukarı seni arıyor. Belki bir işaret, belki kayan bir yıldız, belki bir parça toz, belki mavi renkli dört harf ayaklarımın üzerinde…

Bu ay Sercan‘ın müthiş farkındalığı güzel bir iş yapmamı sağladı. Onun sayesinde, aslında “benim aklıma da gelen” bir ay takvimi yaptım. Bu takvim, NASA‘nın sitesinde yayımlanan ve onlar tarafından tasarlanan bir “Ay’ın Evreleri Takvimi“. Yıl boyunca istediğiniz tarihe getirip o gün saat saat ayın konumunu ve şeklini öğrenebiliyorsunuz. Ayın hangi formda olduğunu görebiliyorsunuz. Şimdi bu yazıda, ilginizi çekerse diye gerekli olan materyallerin de linkini vereceğim.

aytakvimi01

Öncelikli olarak şu adresi bir inceliyoruz sevgili okur. Burada nasıl yapılacağı anlatılıyor. Ben de basitçe özetleyeyim. Buraya tıklayarak indireceğin PDF dosyasının sadece 1 , 3 ve 5. sayfalarını, A3 boyutunda en az 250 gr. kalınlığında bir kağıda bastır. Birinci sayfasını hiç elleme, sakın kesme. Ya da benim gibi takvimini bir panoya vb. sabitleyeceksen kesebilirsin. Daha sonra diğer sayfalardaki parçaları işaretli yerlerinden kes. Eh biraz elinden iş geliyorsa, en alttan en üste 1-3-5. sayfalar olacak şekilde tam ortadan sabitle. Ta daa! Hazır bile 🙂 Sonuçta elde edeceğin takvim şu şekilde çalışıyor olmalı:

aytakvimi03

aytakvimi00

Bu da benim yaptığım takvim

Dün, Levent Yüksel konserine gittik. Yıllar önce verdiğim bir sözü tutmanın mutluluğu yeterdi eğer dayanılmaz bel ve bacak ağrılarım olmasaydı. Ama biliyorsun, konserler başlı başına ayrı birer yazı ve kategori konuları oluyorlar. Görüşmek üzere. Umarım en kısa sürede.

Ekinoksu Üç Geçe Kıyamete Bir Kala

kıyametekinoksHayır, dedin. “Senin” kadar uzundu. Fakat içerisinde “senden” en ufak bir parça yoktu. Hayır… Elimi uzattım belki dokunursam yüreğine, iz bırakır parmaklarım diye. Sarıp sarmaladın kendini kürklere ve saklandın iğrenç bir duvarın ardına. Oysa sen değil miydin en soğuk kış günlerinde kollarını dolayan çırıl çıplak? Ah içim yanıyor. Ve o fotoğraf hala çerçevesinde asılı duruyor. Başımı göğsüne yaslayıp ellerin yüzümde gezerken, iki pembe yanak ve bir masum bakışla durduğumuz öylece. Kaldırmıyorum.

Bu öyküyü, bu gece için, senin için yazıyorum. Belki bir gün kitap olur ya da bir şarkı. Belki her gün dinlersin belki de kapağını bile açmazsın. Okumaya devam et

Ekinoks

ekinoks Sabahın kuru ayazında evden çıktım. Baharın gelişini kutluyoruz öyle mi? Kar yağıyordu lan!

Ah, Bilecik, giderek tüketiyorsun beni. Neyse ki dün farkettiğim, kutlu bir gündü bugün. Ekinoks, gece ve gündüzün eşit olduğu, düşlerin gerçeklik çizgisine en yakın olduğu gün. Öğlene kadar işlerimi hallettim ve müthiş bir heyecanla eve koştum. Dolabımın üst rafında, taa en arkada katlanmış duran simsiyah cüppemi çıkardım. Griden dönüp, yavaş yavaş kararan rengini düşündüm. Yıllar ve ekinokslar geçtikçe bir ton daha kararan cübbem. Üzerinde ne izler taşıyor, anlatmaya dilim varmıyor. Ne acılar, ne büyük üzüntüler ama sonunda hep bir huzur gecesi.

Equinox_by_alexiussBöyle gecelerde, başımız böyle gecelerde dönüyor. Bu, bir sarhoşluk belki de. Ama içkinin ya da uyuşturucunun ya da akla gelen bir musibetin değil, göklerden inen mutluluğun kalbimize dolmasının etkisi. Bir avuç kalmışız. Cübbelerimize sığınıp siyahın en açığından en siyahına, tüm tonlarda yaşıyoruz. Mutluluklarımız çok az, hayat bizi her gün kahrediyor ama yılda bir kere olsa da biz de mutluyuz. Ben, mutluyum.

Nefesini içime çekiyorum. Gecenin soluğu doluyor ciğerlerime, sanki yanıyor yüreğim. Ama bu, birazdan vücuduma yayılacak sıcaklığın bir ön hazırlığı. Burada, durmuş kollarımı iki yana açıyorum. Tepemde çıplak gökyüzü uzanıyor. Gözlerimi kapatıyorum, açıyorum. Uçsuz bucaksız bir başak tarlası… Gözlerim kapanıyor ve açıyorum. Sonsuz bir ormanın ortasındayım, gök görünmüyor. Korkuyorum ve kapatıyorum yine gözlerimi. Açıyorum, karşımdasın. Saatler geçiyor, günler devriliyor, haftalar ve aylar yitiyor. Öylece kalıyorsun. Dünya, eskimiyorsun. Yeni bir hayat sunmuyorsun. Tek olasılık sensin çünkü.

Yarın, karanlık daha az olacak. Yarın güneş birazcık daha direnecek. Yarın cübbemi çıkarıp dolabımın üst rafına, taa en arkaya koyacağım. Üzerinde yepyeni izler olacak. Seneye rengi biraz daha kararacak belki. Ancak üzülmüyorum, elbet bir gün tenime, günüme dokunacak bembeyaz rengin Dünya.

Kutlu Dolunay Günü

full_moon_by_chaamal-d37lwt1Başımızı göğe kaldırdık ve yine seni gördük. Vaktin geldi ve saçtın yine ışığını. Bugün kutlu bir dolunay gününe daha kavuştum. Hoş geldin dolunay, hoş geldin aşkım. Hoş geldin kabuklarına bir dünya sığdırdığım yaram. Hoş geldin yüreğime ve kapanan gözlerime…

Sen bir düş olsaydın, ben o düşten uyanıp gözlerini ovuştursaydım. Aynaya baksaydım izlerini seçip yüzümde. Gözlerim çekilseydi, kokum değişseydi. Ben, o pahalı parfümlere bulansaydım ama kalbimde sen hep aynı kalsaydın. Can deseydin canımı, yan deseydin ruhumu verseydim sana.

Uzaklarda çalan bir şarkı var,
“Bir gün elbet biteceksin içimde”,

Tükenecek bu şairin aşkı,
Yitip gidecek adın belki de.

Boşluk kalacak, titremeyecek kalbim çalınca o şarkı,
Kim bilir hangi hayata göçeceksin?
Hangi kuşlarla uçacak ve ne şehirler göreceksin…

Uyandığım her yeni günde olup bitenler daha da karmaşıklaşıyor. Haydi diyorum kendime, biraz durup dinlen. Sil şu yirmi altıyı aklından. Ama kKorkuyorum, geriye bir şey kalmayacak diye.

Çavdar tarlası kokulu bir mutluluğa merhaba. Kokular tahrik ediyor, kokular uyuşturuyor ve kokular ağlatıyor beni. Eziliyorum altında bunların. Yazmaya korkuyorum. Sen, yazılmamış harflerimi bile gasp ediyorsun. Dur yanımda, görebilecek miyiz yeniden güneşi? Oysa nafile, sen ellerini siper gözlerine, almasın seni.

Şimdi sen gideceksin yine. Ve biz 21 Mart’ı, ekinoksu bekleyeceğiz Dünya’nın milyonlarca köşesinde. Milyonlarca suskun, içten içe kutlayacağız bu günü.