Tag Archives: episode 13

Black Omen – Psytanalysis

Çok uzun süredir beklediğimiz bir albüm nihayet geçtiğimiz haftalarda çıktı sevgili okurlar. Albüme yorum yazmak için grubun promo yollamasını beklemeden gidip hemen aldım ve dinleyip iyice benimsedikten sonra sizler için bu yazıyı hazırladım.

Her şeye en baştan başlayacak olursak, Eskişehirli ilk dönem Melodik Black Metal ve bu albümden itibaren de tarzını giderek Dark Metal‘e kaydıran emektar grubumuz Black Omen, diskografisinin 3. stüdyo albümü Psytanalysis‘i nihayet çıkardı. Grubun bundan önce yayınlanan iki stüdyo albümü ve bir de demosu var.

Black Omen, Eskişehirli metal dinleyicisi için Episode 13 ile birlikte her zaman vazgeçilmez olmuştur. Belki de yaşadıkları onca probleme rağmen yıllardır sapasağlam ayakta kalmaları ve giderek güçlenen müzikal yapıları sebebiyle hala rağbet görüyorlar ve konserleri ilgiyle izleniyor. Kalitelerini ifade ederken kaç yıldır müzik yaptıklarından ziyade, nasıl müzik yaptıklarını anlatıyorlar. Ben de dahil tüm Black Omen fanlarını da etkileyen bu samimiyet oluyor zira.

Psytanalysis, çıkması yılan hikayesine dönen bir albüm aslında. Grubu en azından sürekli olarak takip ettiğim için önce çok kısaca bu albümün hikayesine değineceğim. Piyasamızdaki tüm kaliteli metal grupları gibi Black Omen da albümünü bastıracak bir firma bulamadı öncelikle. Yurtdışı firmalarının teklifleri de gruba cazip gelmediği ve grubun hayranları artık iyice yeni albümden ümidi kesmeye başladığı için verilebilecek en cesur kararı verdi grup ve albümü self-release dediğimiz formatta, yani firma bağımsız olarak kendi adları altında çıkardılar. Bir anlamda kendi şirketleriyle çıkardılar. Bu bence artık tüm metal gruplarının cesurca tercih etmeleri gereken bir yol. Bu arada şunu da hemen ilave edeyim, bir albümü self-release olarak yayınlamakla boş cd’ye çekip üzerine cam kalemiyle isim yazıp zarfta dağıtmak tamamen farklı şeylerdir. Self-release olayında grup matbaada bastırdığı albümünü, kalite olarak firma baskılarından farksız olarak, kendisi dağıtır.

Albümün artwork’ü Moon Ring Design isimli stüdyo ile hazırlanmış. İnternet sitelerini incelediğimizde adamların Dünya’nın dört bir yanına kapak tasarımı yaptıklarını görüyoruz. Zaten açıkça söylemek gerekirse Black Omen’ın en iyi albüm kapağı da bu olmuş diyebiliyoruz.

Albümde 10 parça yer alıyor. Açılış parçası Eternal In Nothingness hiç beklenmedik bir şekilde yüksek tempoyla başlıyor. Parçanın hemen devamından anlıyoruz ki bu melodik yapısıyla tipik bir Black Omen parçası ancak çok büyük ve albümün de tamamına yansıyan bir farkla: gitarlar gayet ön plana alınmış.

Shadows Over Existence, albümde en sevdiğim ikinci parça ve albümün de ikinci parçası. Black Omen’ın melodiyi klavye temelli değil, bu sefer gitar temelli olarak oluşturduğunun en büyük kanıtı. Evet, bir gitar parçasından söz ediyorum, orta kısımlarda başlayan solosuyla ve devamında gelen melodik kısımlarla albümde diğer albümlerle en keskin ayrımın yapıldığı bir parçadan. Tears Of Hatred, özellikle davul partisyonlarıve klavyenin ani yükselen tonları ile yine sevilen bir parça olmuş albümde. Bu parçada da yine baskın olarak duyduğumuz ses gitar sesi. Dikkat ettiyseniz iki paragraftır bu gitar sesine vurgu yapıyorum çünkü Black Omen özellikle bundan önceki iki albümüyle bir takım kesimlerce klavye grubu olarak lanse ettirilmeye çalışılıyordu. Tabiki bu asılsız bir çıkıştan ve grubu üç parçasından ibaret sananların düşüncelerinden öte bir şey değil. Her neyse, bu albümde işte gitarların daha baskın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Spring Rains, bu albümde de duymayı beklediğim yine tipik bir bayan vokalli ve soft Black Omen parçası olmuş. Aslında tüm albümlerdeki sırf bu parçaların varlığı bile grubun yaptığı ve yapmayı hedeflediği müziğin tanımı olabilir. Buradaki vokali Gamze O’Kaya yapmış. Hemen ardından başlayan The Secret is Once Found Out, 30. saniyeden itibaren yakaladı beni. Bir kaç yerde Serkan Abi‘nin bass’ı göz kırptı kulaklarıma 🙂 Genel melodisi bence çok başarılı parçanın, kim bulduysa tebrik etmek lazım.

Ve, altıncı parça Ancient Town, bana göre albümün en iddialı parçası. Girişindeki klavye olsun, devamında gelen vokal olsun ve söz kısmına kadar devam eden orkestrasyon olsun bence çok başarılı hepsi. Karamsar bir havayla devam eden parça bence ortalarında bir yerde başlayan bir soloyla birden bire aydınlanıveriyor. Bu parçanın sahip olduğu atmosferin yanın da bir özelliği de ortaya çıkma şekli. Parça Serkan Abi’nin (grubun basçısı) gördüğü bür rüyayı senaryolaştırmasıyla ortaya çıkmış. Parçanın soz sözleri “The deads are free now” diye bitiyor ve hemen ardından kaliteli olduğu kadar damar bir piyano solosu başlıyor ve parça böylece bitiyor. Black Omen, bunca yıldır hiç klip çekmedi. Bence bu parçalarına bir klip çekmeliler.

Losses Of Destruction, melodik yapısıyla bana biraz albümün kolajı gibi geldi. Ortalama bulduğum bir parça bu. Beast In The Necropolis‘in, karmaşık davul trafiği çok ilgimi çekti. Hazır yeri gelmişken belirtmekte fayda var. Black Omen bu albümde tüm davulları canlı olarak çalıp kaydetti. O açıdan özellikle davulların dikkatle dinlenip o şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Albümdeki en uzun parça Breathless Call, bana önceki Black Omen albümlerini hatırlattı özellikle yoğun klavye altyapısı ile. Bu parçanın tek kusuru ortalarından itibaren parçanın sonuna kadar bir tekrara girmesi bence.

Albümün son parçası, küçük bir süpriz de sayılabilecek, Nocturnal Tears II (Autumn Version). 2005’teki ilk albümden tanıdığımız bu inanılmaz melodiyi, 7 sene sonra bu sefer başka bir editle duymak beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Bu hüzünlü melodi bana hep mutluluk verir nedense. Albümün belki bu hisle bitmesi grubun istediği bir şey değildi, ama benim için çok anlamlı oldu. Mutlu oldum. Sonbahar hep kaybettiklerimin mevsimi olacak değil ya!

Özetle söyleyecek olursak, grubun en iyi albümünü elimde tutuyorum şu an. Müzikal olarak en bana göre en aştıkları, müzikalite olarak da en başarılı kayıtları olmuş Psytanalysis. Klasik Black Omen çizgisini bozmayan, sertleşeceğim diye kaliteden ödün vermeyen başarılı bir albüm olmuş. Çıkışı uzun süre beklendi. Özellikle Eskişehirli metal müzikseverler olmak üzere, alınıp arşivlenmesi şart bir albümle karşı karşıyayız. Böyle bir tarz icra edip üç tane albüm basan grup sayısı o kadar az ki, çıkan her albüm bence desteklenmeli. Elbette Facebook’a destekleyin yazmak yerine konserlere gitmek, bilet/merchandise için para ödemek, albüm satın almak gerekli.

Black Omen’ın bu albümdeki kadrosu şu şekilde:

  • Serkan Kaya – Bass
  • Onur Özçelik – Davullar
  • Tolga Uz – Klavye
  • Baran Akalın – Gitarlar
  • Karahan Karaoğlu – Vokal

Albüm Ankara’da  Deep Stüdyoları‘nda Ünsal Özata tarafından kaydedilip düzenlemiş. Mastering ve miksaj da yine aynı isim tarafından yapılmış. İç kartonette özellikle beni çok mutlu eden bir detay daha var. Ne olduğunu söylemiyorum, merak ediyorsanız albümü satın alabilirsiniz.

Eskirock Metal Fest. Vol. 5

eskirockmetalfest5Artık geleneksel hale gelen bir metal müzik festivalinden söz ediyorum sevgili okur. Yaklaşık 2.5 senedir yılda iki defa düzenle(yebil)diğimiz Eskirock Metal Fest serisinin son ayağını da 12 Kasım Pazartesi günü 222 Park‘ta gerçekleştirdik. Bu yazıda kısaca konser öncesi ve konser anında yaşananlardan bahsedeceğim.

Organizasyon aşamasında herhalde en çok sıkıntı yaşadığımı konserimiz bu oldu sevgili okur. Zira ilk tercih ettiğimiz tarih olan 29 Ekim tarihi Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir kutlamayla çakıştığı için etkinliği bir süre ertelemek durumunda kalmıştık. 29 Ekim’in devamındaki hafta ise bizim fakültelerde sınav haftası başlıyordu. Dolayısı ile bir sonraki haftayı, yani 12 Kasım’ı işin hayrı bakımından uygun bulduk. Ancak o hafta da Anadolu Üniversitesi‘nde tek vize yapan birimler için sınav haftasıydı ama Osmangazi Üniversitesi‘nin tamamında ve Anadolu Üniversitesi’nin iki vize yapan fakültelerinde sınav olmadığı için tarihi değiştirmedik.

Hayatın her gün pahalandığı bir ülkede takdir edersiniz ki cebimizdeki para azalırken masraflarımız da hergün artıyor, harcamalar her ay bir önceki aya göre pahalanıyordu. Üstelik bir de İstanbul-Eskişehir arasındaki tren seferlerinin yapılamıyor olması yol maliyetlerini iki katına çıkarmıştı. Bira pahalanmış, kiralar artmış, donasa bile zam yapılmıştı 🙂

Derin bir nefes alıp yaşadığımız tüm aksilikleri geride bıraktık. Önce diğer konserlerden iyi ya da kötü, alışkanlık haline getirdiğimiz şu konser teaser’ımızı hazırlattık Ayberk ve Gil‘e. Videonun başındaki o karga, bizim için yapılan bir animasyondur, yani herhangi bir yerden alınmamıştır, emek verilmiştir. O açıdan bu iki dostumuza bir kere daha teşekkür ederim Eskişehir Rock Topluluğu adına.

Konserden bir gece önce, 11 Kasım Pazar gecesi, diğer festivallerden farklı olarak ilk defa bir Eskirock Gecesi düzenledik. Konser öncesinde bir toplanalım istedik. Prison Bar‘da Kayra ile anlaşıp ön satış bileti alan müzik severlere indirim sağladık. O akşam pek çok eski dostumuz ile görüşme fırsatımız oldu. Güzel bir akşam geçirdik. Sonra hemen eve gelip uyudum iyice dinlenebilmek için.

Pazartesi sabahı okula gittim. Öğleden sonra çıkabilmek için hocamdan izin aldıktan sonra okuldan ayrıldım yemek yiyip. Saat tam  14:00’de yanında Halil ve sponsorumuz IMG Music‘ten on numara insan Hicri abi olduğu halde Nakliyeci Hasan Abimiz kamyonuyla geldi 222’nin önüne. Kamyonetten ekipmanları indirip sahneye taşıdık. Zaten kısa bir süre sonra da gecenin ilerleyen saatlerinde işinde gösterdiği üstün başarılardan ve bize yaptığı “katkılardan” dolayı plaket vereceğimiz tonmaisterimiz, canımız Serdar Abimiz geldi. Sahneye davulu kurduktan ve amfileri yerleştirdikten sonra kablo tesisatını da kurdu Serdar Abi. Bu esnada gruplar da yavaş yavaş gelmeye başladılar. Tanıdıklarımızla hasret giderdik, tanımadıklarımızla tanıştık. Zaten bu konserlerin bizim için en heyecanlı yanı da yeni insanlarla tanışmak oluyor.

Konser için belirlediğimiz sahne sıralaması şu şekildeydi:

  • Heretic Soul
  • UÇK Grind
  • Carnophage
  • Episode 13
  • Lamb Of God Tribute

Soundcheck süreci planladığımızdan biraz geç bitti, bu gecikme de kapı açılış saatine yansıdı dolayısı ile. Planladığımızdan yaklaşık 40 dakika sonra açtık kapıları ve soğuktan üşüyen metal müzikseverler içeri doluştular. Kapı açılışından da kısa süre sonra konser başladı. Biz de nefesimizi tutup bakalım bu konserde neler olacak diye beklemeye başladık.

Heretic Soul ve ben

Güne şanssız başlayan dostlarımız, Heretic Soul ilk sırada sahneye çıktı. Süpersonik davulcuları Erhan‘ın davulları ve Sarp‘ın harika vokalleriyle sevdiğim bu grup tam da tahmin ettiğimiz gibi bir açılış yaptı. Kendi tabirleriyle Nihilistik Death Metal‘in ağa babaları olduklarını gösterdiler. Güne şanssız başladıklarını söylemiştim. Şöyle oldu: Basçıları Eskişehir’e gelirken cüzdanını düşürmüştü ve buna bağlı olarak bir gecikme yaşadılar. Ancak kısa sürede ses kontrollerini tamamlayıp sahneye çıktılar ve seyirciyi coşturdular. Zaten Erhan’ın davullarıyla coşmayacak death metalci yoktur herhalde. Heretic Soul sahnedeyken tüm UÇK Grind ekibi de grubu ilgiyle izledi. Gerçi herhalde ilk defa bu konserimizde, bütün gruplar bütün grupları izleyebildiler. O açıdan da çok hoş bir ortam oldu. Heretic’in en sevdiğim parçası Mental Decay‘de ben de dayanamayıp sahne önüne koştum, kalabalığa karıştım işi gücü bırakıp. Grup gayet iyi dileklerle sahneden indi 🙂 Togay‘la ben içimizden helal olsun lan dedik.

UÇK Grind

Ufak bir aradan sonra UÇK Grind sahneye çıktı. UÇK Grind, yakın zamanda kadrosunda bir takım değişiklikler yaşamasına rağmen, bu değişimleri hep pozitif yönde kendisine katan; Türk metal piyasasının en saygıdeğer gruplarından biridir. Konser gününe kadar açıkçası kişilikleri konusunda bir bilgi sahibi olmadığımız grup üyelerinin çok iyi birer dost olabileceğini de öğrendik. Sevdiğimiz insanların, kendi aralarında birbirlerini de sevdiklerini görünce özellikle Volkan‘la ben de daha bir sevindik 🙂 Neyse, UÇK sahneye çıktı ve şöyle bir baktı seyirciye. Tanju Abi, o her zaman ki yüksek enerjili performansıyla tüm o seyirciyi ezdi geçti. UÇK’yı herkes Tanju Abi ile tanıyıp sevse de biz ekip olarak Levent Abi‘nin hayranıyız onu da söylemeden geçmeyeyim. Grup, Trust or Grind isimli parçalarında bir önceki davulcuları Savaş Abi‘yi sahneye çağırdı ve bu parçayı bu şekilde icra ettiler. Tanju Abi, insan ırkının yok edilmesine dair manifestolarını açıkladıktan sonra efsane parçaları The Human Race Must Be Destroyed‘ı da çaldılar. UÇK Grind, sahneden alkışlar eşliğinde indi. En son 3 sene önce Chaos Murat Abi‘nin getirdiği grubu, yıllar sonra tekrar kendi organizasyonumuzda dinlemenin haklı gururunu yaşadık biz de o alkışları yüreğimizde hissederek 🙂 Çok dokunaklı oldu lan farkındayım.

Tanju Abi ve ben

Tanju abi ile birlikte fotoğraf çektirdikten sonra içeri koştum. Sahneye bir Eskirock efsanesi Onur kardeşimizin grubu Carnophage çıkacaktı. Bugüne kadar yaptığımız 5 konserin dördünde 3 farklı grupla sahneye çıkan Onur, bu rekorunu kendisi gibi dört konserde 3 farklı grupla sahneye çıkan Karahan‘la paylaşıyordu. O açıdan Onur’un ve Karahan’ın bizdeki kredileri epey fazladır 🙂 Her neyse, Carnophage özellikle hızlı ve teknik riffleriyle ön plana çıkan Ankaralı bir Death Metal grubudur eğer halen duymayanlar varsa. Vokalleri Oral Abi, Cidesphere grubunun da eski vokaliymiş üstelik konser günü öğrendiğime göre.

Carnophage

Carnophage’ı daha önce iki defa izlemiştim. O yüzden parçalarını ve sahnelerini gayet iyi biliyordum. Bu gruptan da bassçıları Bengi hocamızı ayrı bir severim 🙂 Kendisiyle ayaküstü biraz sohbet fırsatı buldum ve konuştuk.

Carnophage’ın davulcusu Onur, bana ve Alper‘e göre Türkiye’nin en iyi üç metal davulcusundan birisi olduğu için biz kamerayı ekipmanı kurup sadece Onur’u çektik videoya konser boyunca. Böyle bir davranış geliştirdik herifin yeteneğine karşı 🙂 Carnophage, Episode 13’ün tarzının verdiği avantajı saymazsak, gecenin en öfkeli grubu oldu. Sahne önünde de çok büyük ilgi vardı. Ortalık fena karıştı. Kardeşim Murat falan düştü masaları devirdi, oturan kızlardan biri yere düştü falan. Öyle bir karıştı yani ortalık. Fazlasıyla can yakan bir performans oldu yani.

Episode 13 (Mehmet Şahin Tabak)

Carnophage sahneden indiğinde saat 23.00’e yaklaşıyordu. Sırada Eskişehir’de kurulan ve Black Omen‘la beraber şehrimizin en başarılı grubu olan Episode 13 vardı. Grup uzun vadede çok fazla eleman değişikliği yaşamıştı. Ancak kadrosunda her daim orjinal kadrodan birilerini bulundurabilmişti. Nursuz‘un gruptan ayrıldığını duyunca üzülmüştüm ama konser günü grupla birlikte görünce epey sevindim. Biraz muhabbet ettik. Bu arada grubun yeni gitarist ve davulcusu ile de tanıştık. İkisi de İzmirli olan bu müzisyenlerin çok kaliteli müzik adamları olduklarını Togay’dan ve sahnelerinden öğrendik. Episode 13’de Ozan‘ın vokalleri zaten meşhurdu. Bunun üstüne bir de ekibin geri kalanının müzikalitesi eklenince pek çok izleyiciye göre gecenin en başarılı performansını sergilediler. Grup küçük bir talihsizlik yaşadı ancak. Performansın ilk dakikalarında gitaristleri bir problem yaşadı ve bu problemi bir başka gitar bularak telafi ettik. Episode 13, vites düşürmeden devam etti böylece. Grubun sahne performansı sonradan Shining’in turne menajeri olduğunu öğrendiğimiz birisi tarafından detaylı olarak kameraya alındı. Bu görüntüler nerede nasıl ortaya çıkacak heyecanla bekliyoruz. Episode 13, gayet olağanüstü bir şekilde şovlarını bitirdi ve sahneden indi. Bu arada Togay’ın yanına gidip ben de İzmir’den hakikaten müzisyen çıkıyor lan dedim.

Lamb Of God Tribute (Türker)

Episode 13 sahneden indikten sonra organizasyonun birkaç ufak tefek sıkıntısını çözüp sahneyi Lamb Of God Tribute için hazırlamaya başladık. Bir önceki konserimizde Lamb Of God Tribute efsane bir performans göstermişti ve konserden sonra bile günlerce sohbetlerimizin konusu olmuşt. Türkiye’nin ilk ve tek Lamb Of God Tribute grubu olmaları açısından ben Eskişehir’deki Lamb Of God fanlarını çok şanslı buluyorum. LOG Tribute, vokalleri Türker‘in kendine has sahne ağzıyla birer birer vurmaya başladı izleyenleri. Sıra Redneck‘e geldiğinde ben de dayanamadım ve üstü başı çıkarıp Ergin‘e emanet ettikten sonra daldım sahne önüne. Parçanın ortasında Kerem‘le Yusuf bize bir süpriz

LOG Tribute sahne önü

yapsalar da devamında Walk With Me In Hell‘i bağlamaları gecenin en efsane anı oldu benim için. İlk defa bir Eskirock konserinde stage dive yapıldı. Çok kıskandım elemanı. Lamb Of God Tribute, wall of death yaptırıp artık yapılacak bir şey kalmadı diyip bitirdi performansını ve Eskirock Metal Fest. Vol 5 bitmiş oldu. Saatler 01.30’u gösteriyordu bittiğinde konser. Planlanandan tam 1.5 saat geç bitti yani.

Tonmaister Serdar Abi’ye vereceğimiz plaketi takdim etmeden hemen önce

Konsere gelen tüm müzikseverlere ve Eskişehir Rock Topluluğu üyelerine teşekkür ederiz. Ayrıca organizasyon ekibimiz, kardeşlerim Volkan, Togay ve Halil’e de teşekkür ederim.

Hürriyet

Yerel ve ulusal basında da konserimizle ilgili ufak tefek de olsa haberler çıktı. Bunları ilerleyen zamanlarda buldukça buraya ekleyip güncelleyeceğim zaten. Hatalı ve yanlış bilgilerle dolu olanları ile buraya koymaya gerek yok.

Bu konserimizde de diğer konserlerimizde olduğu gibi bilboarlar bastırdık. 222 Park’ın duvarında görüp önünde fotoğraf çektiren varsa bana ulaştırsın, süpriz bir hediye vereceğiz.

Ayrıca aylık kültür ve sanat dergisi IDEA Magazine‘de bir tam sayfa ayırıp konserimizin afişini yayınlamış destek olmak için. Çok teşekkür ederiz editör dostumuz İlker Şimşekcan‘a.

Bu konserimizde katılımın artık yerel bazdan çıkıp tamamen ulusal boyutlara ulaştığını görüp çok sevindik. Erasmusluları ve Norveç’ten gelen iki misafirimizi saymazsak; başta Ankara, Afyon ve Kütahya olmak üzere İstanbul, İzmir ve Adana’dan ve daha pek çok ilden doğrudan katılımcılar vardı.

Hürriyet – 16 Kasım 2012

18 Kasım – Sakarya Gazetesi

Özellikle Audio Kombat kardeşleri (Sertan Hocamı ve Süheyl‘i) görmek beni çok mutlu etti konserde. Bu benim için büyük bir destekti. Süheyl’le dertleştim biraz, sağolsun epey moral verdi 🙂 Manevi desteğin yanında ekipman desteği ile sponsorumuz olan IMG Music ve İlkay Abi ile; Serdar abiye, Onur Özçelik ve Umut Kaya‘ya özellikle davul konusundaki ekipman destekleri için minnettarız.

UÇK Grind – Sınır Ötesi (2012)

Birkaç gün içinde yine blogda okuyacaksınız gerçi de, UÇK Grind’ın belki de Türkiye’de ilk defa olarak özel bir format ve tasarımla hazırlayıp 2012’de sınırlı sayıda çıkardığı Sınır Ötesi isimli EP’sini hediye etti Tanju Abi. Beni fazlasıyla mutlu etti. Buradan olur da okursa bu yazdıklarımı kendisine çok teşekkür ederim.

Bu geceden hareketle yepyeni bir keşifte bulundum: Dark Eden. Episode 13’ün gitaristi Mehmet Şahin Tabak‘ın vokal ve gitaristliğini yaptığı bu İzmirli melodik black metal grubu son zamanlarda yaptığım en sağlam keşiflerden biri oldu. The Crimson Path isimli parçaları ve klipleri çok başarılı. Bu açıdan muhakkak takip edilmesi gereken bir grup. Çok kısa sürede de albümleri çıkacakmış zaten. Kendilerini takip etmek sadece 1 tık kadar yakın: https://www.facebook.com/darkedentr

Yazıda kullandığım görsellerin bazılarını Hicri Abi’den aldım. Bir tanesini de Buğra çekti sağolsun. Hepsine teşekkür ederim. Birkaç gün içinde sayfayı yeniden kontrol edebilirsiniz. Zira bir takım video ve görseller daha ekleyip güncelleyeceğim.

Etkinliğin halen açık facebook sayfası: https://www.facebook.com/events/504845039530554/?ref=ts&fref=ts

EPISODE 13 (Eskişehir) https://www.facebook.com/episode13official

CARNOPHAGE (Ankara) https://www.facebook.com/pages/CARNOPHAGE/9765924066?fref=ts

UÇK GRIND (Istanbul) https://www.facebook.com/pages/UCK-GRIND/12842079537?fref=ts

HERETIC SOUL (Istanbul) https://www.facebook.com/hereticsoul1

LAMB OF GOD TRIBUTE BAND (Eskisehir) https://www.facebook.com/lamb.of.god.tribute.band

Hatamız olduysa affedin, bir sonraki konserde görüşmek dileğiyle.

Mesut Proofhead Çiftçi

GÜNCELLEME: 16 Kasım. Hürriyet haberi eklendi. 18 Kasım. Sakarya haberi eklendi.

Episode 13’ün Eski Klavyecisi Bakın Kim!

Episode 13‘ün mükemmel parçası Forlorn… Till Dawn‘ın klibini belki 100 defa izlemişimdir. Ancak geçen gün birşeyin farkına vardım ve şaşkınlıktan dona kaldım!

Klipte klavye çalan kişi, bizim Hope To Find‘dan tanıdığımız Alper abinin ta kendisi! Şimdi durdum düşünüyorum da hayatımda dinlediğim en iyi melodilerden ikisini bizzat bu adam çalıyor. Zaten hayrandım, daha da bir hayranı oldum. Neden bahsettiğimi anlamayanlar Hope To Find’ın Witness Of Happiness isimli parçasının klavyelerine odaklanabilir ve hatta özellikle tam 3.03’te başlayan melodiyi nefesini tutarak dinleyebilir.

Ya da bu yazıyı yazma sebebim olan klibi izleyebilir, parçanın klavyelerinin ne kadar başarılı olduğunu görebilirler. Türk Black Metal parçaları arasında çok az parça bana bu Forlorn’un verdiği tadı verebilmiştir. İtiraf etmek gerekirse parçanın klibi efekleri açısından bakılacak olursa vasat denebilir, ancak yine de ruhu verebilmesi açısından benim düşünceme göre başarılı.

Episode 13’ün o dönemini çok iyi hatırlıyorum. Yani bir gün baktım bir haber, Episode 13, müziğinden klavyeyi çıkartıp gitar müziğine daha çok ağırlık verecekmiş diye. Tarzındaki bu değişim, bu sertleşme o zaman gençlik aklıyla biraz tedirgin etse de beni Pitch Black parçasını dinledikten sonra anlamıştım ki Episode, hala aynı kaliteli Episode.

Alper abi diyordum. Sadece Alper abi değil, gördüğümüz ve duyduğumuz kadarıyla Hope To Find’daki tüm eski ve yeni üyeler zamanında çok ekstrem işler yapmışlar. Ama en iyisini Alper abi yapmış ve çok sevdiğimiz bir grubun çok sevdiğimiz bir parçasının klibinde oynamış. Kendime kızıyorum ki bunu henüz keşfedebildim. Şimdi siz de izleyip 27. saniyede Alper Abi’mizi açıkça görebilirsiniz. Kendisine de saygılarımı iletiyorum buradan.

18 Ekim Eskirock Metal Fest Vol. I

Afiş

Bügüne kadar pek çok konser yorumu yazdım. Ancak insanın iğneden ipliğe herşeyine kendi koştuğu bir organizasyonu; kendisi ve arkadaşlarıyla düzenlediği bir organizasyonu yorumlaması cidden zor olacağa benziyor.

Gecenin hazırlık aşamasını çok kısa notlarla verip performanslara geçeceğim. Ses sistemini Karakedi Records‘tan aldık. Sağolsun Ferdi Abi‘miz elinden gelen yardımı yaptı. Saat 17.00 gibi mekana getirdik ekipmanları. Ancak unuttuğumuz bazı parçalar olduğu için bir daha stüdyoya dönmek zorunda kaldık. Bu da bize çok vakit kaybettirdi. Saat 19.30’da yapmayı planladığımız kapı açılışını 20.00’de yapmak zorunda yaptık.

Godspel

Saat 20.10’da benim merakla beklediğim ilk grup olan Godspel sahneye çıktı. Bu grubun ilk sahne performansıydı. 8 parçalık listelerinde tam 7 parça kendi besteleriydi. Grup bana göre mükemmel bir performans sergiledi. Besteleri çok güzeldi bir kere. Ciddi anlamda insana keyif veren melodiler duydum. Sonra, bayan vokalistleri hem zerafeti hem de sesi ile insanları büyüledi. Bu grubun adını not alıp takip etmenizi tavsiye ederim. Gecenin süpriz grubu oldular.

Mosh

Godspel’den hemen sonra sahneye Lamb Of God’çı dediğim Mosh grubu çıktı. Bu arkadaşların da zengin bir müzik anlayışları var. İlk parçaları kendi uyarlamaları olan Requiem For A Dream oldu. Harika! O esnada buram buram Türk aksanıyla İngilizce konuşup kendinin yabancı olduğunu düşündürtmeye çalışan bir salağa bişeyler anlattığımı hatırlıyorum. Neyse, Mosh da son iki parçalarında biraz yorulduklarını belli etseler de güzel bir performans sergiledi. Tüm gruba özellikle davulcu arkadaşım Burağa çok selam buradan.

Amoral Vuslat

Üçüncü grubumuz benim alışkanlıktan Ali Abiler diye adlandırdığım ve bu gece sahnede olmalarını özellikle istediğim Amoral Vuslat oldu. Grubun sahne almadan önce yaşadığı bir takım sıkıntılara rağmen özellikle Ali Abi‘yle Umut’a özverilerinden dolayı çok teşekkür ederim buradan. Amoral, eski vokalistleri Orhan’ı yeniden gruba dahil edip on numara bir hareket yapmış. Ancak grubun iki gitaristi de değişmişti. Buna rağmen yine de deyim yerindeyse ki yerinde, yardırdılar performansta. İşte benim belim bunlar sahnedeyken darbe aldı. Grubun bu gece en iyisi Umut’tu. Ancak dediğim gibi grubun tamamı da çok iyiydi kanımca.

A'khuilon

Amoral’dan sonra bizim Halil‘in gitaristi olduğu A’khuilon sahneye çıktı. Bu grup bir anlamda kendi grubumuz sayıldığı için yorumlarım taraflı olabilir. Kimse artislik yapmasın. İyiydiler ama Halil’in bir ara elinde olmayan sebeplerden performansı düşünce gruba yansıdı durum. Ancak diğerleri her zaman ki gibiydi. Oğuz gruba iyi tutuntu, taş gibi çaldı bası. Murat kendi sahnesinde yaptıklarından ve biraz sonra okuyacağınız olaydan dolayı Gecenin Top 5’ine adını yazdırdı. Mehmet, bilmiyorum farkında olarak mı yaptı nasıl yaptı, bir yerde çok pis çuvallayacakken o kadar mükemmel bir atakla kurtardı ki dedim lan helal olsun. Yunus’un bir şeye canı sıkıldı ancak çözemedim. Neyse onu da sonra öğrenirim.

A’khuilon sahnede 1 saat 5 dakika durup biraz abarttıktan sonra gecenin en beklenen gruplarından Hope To Find çıktı sahneye. Diğer müzisyen arkadaşlar yanlış anlamasınlar elbette ancak adamlar gerçekten müthiş tevazulu, harika insanlar. Sahneye çıktıklarında da anladım ki müzisyenlikleri de mükemmel bunların! Vokalistlerinin sesi harikaydı. Lan insan dehşete düşüyor cidden. Her birine teker teker teşekkür ederim buradan. Progressive’in hakkını veriyorlar bence. Yalnız bu  grubu diğerleriyle mukayese etmek doğru değil. Neden? Çünkü death metali, hardcore’u ya da black metali, progressive metalle hangi açıdan karşılaştırabilirsiniz ki? O açıdan gecenin en iyi grubuydular cümlesini kurmuyorum. Ancak gecenin en kaliteli 2 grubundan biriydiler diyorum gönül rahatlığıyla.

Garmadh

Son grup, Serkan‘ın grubu Garmadh oldu. Garmadh’ın basslarını da bir diğer dostumuz İlker çalıyor bu arada. Grup bu konser için vokale Episode 13‘ten tanıdığımız Tolgahan’ı, davula da on numara insan Black Omen Onur‘u getirmişti. Serkan, İlker ve Onur sahnede harikaydılar. Özellikle Murat Abi (Chaos) ile birlikte Garmadh’ta epey kafa salladık. Onur açık ara her zaman ki gibi davulda gecenin en iyisi, en hızlısı oldu. Şaşırtmadı. Serkan tıpkı Murat abi’nin de dediği gibi Eskişehir’deki en iyi gitaristlerden olduğunu gösterdi. İlker’in soundcheck’te bassla çaldığı bir parça vardı dedim bu İlker bunu nasıl yapıyor lan! Sonra bir de Behemoth coverında akustik gitar çaldı İlker. Serkan’dan Tyrants’daki o ara melodiyi nasıl çaldığını göstermesini isteyeceğim banada öğretisin. Bu arada İlker ve Serkan bu sene Rock Kulübü olarak Anadolu Üniversitesi‘nde düzenleyeceğimiz gitar kurslarında hocalık yapacaklar. Grup açılış olarak şu anda da bunu yazarken dinlediğim Catastrope‘u çaldı. Bu parçada vokalde Black Omen’dan Karahan Abi vardı. Harika oldu. Garmadh o gün sahnede kendi bestelerinin yanında Immortal‘dan Tyrants ve Behemoth‘tan At The Left Hand Ov God’ı

Garmadh

çaldı. Klasik bir zihniyete, black metal diyince ‘abi n’olcak cazır cuzur çalar, ne çaldığına bile bakmaz’ der. Yalan! Gelin dinleyin lan Garmadh’ı! Garmadh son parçasını çalarken vokal boş kaldı. Bu da Behemoth’un parçasıydı işte. A’khuilon’dan Murat dayanamayıp sahneye çıktı ve söylemeye başladı. Ancak ne yazık ki mikrofona birşeyler olmuştu ve ses çıkmıyordu. Yoksa Murat ve Garmadh bu şarkıyı harika tamamlayacaklardı. Vokalsiz de olsa biz yine elemanların harika çalışlarına tepkisiz kalmadık ve parçanın sonunu “La ilahe illallah” larla bitirdik.

Konserdeki en büyük sıkıntı başlangıçta yaşadığımız gecikme oldu. Bu da konserin planlanandan bir buçuk saat geç bitmesine sebep oldu. Bir de bu konserde gördük ki artık şehrimizde metal müzik üç beş tanıdık simayla sınırlı olan o kabuk kitleyle sınırlı kalmıyor. Konsere pek çok Eskişehir’de yeni olan insan, öğrenci geldi. Herkes memnundu yani. Erasmuslular bile vardı.

Ses sistemi olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşamadık. Tonmaisterımız Orkun‘a hem ses sisteminde hem de ışıklarda ki başarısından dolayı teşekkür ettik. Bu açıdan organizasyon planladığımızdan daha iyi oldu.

Girişe bir de merchandise standı açtık. Burada Sabhankra demoları, Eskirock üye kartı ve sponsorumuz Black Art‘tan bir takım aksesuarların satışını yaptık. Bundan sonraki her organizasyonumuzda da bu standı açacağız.

İsmini yazmayı unuttuğum, o gece görmediğim kişiler varsa lütfen küsmesin darılmasınlar.Krvestreb Fanzin Buğra (sağolsun İzmir’den geldi), Chaos Murat Abi, Kadir Abi, Episode 13 Can, Black Omen Karahan ve Tolga‘ya da ayrıca teşekkür ederim destekleri için.

Unuttuğum şeyler mutlaka olacaktır. O yüzden tavsiyem bu yazıyı bir hafta sonra tekrar okumanız. Böylelikle yaptığım ekleme ve düzeltmeleri de görebilirsiniz. Organizasyona katılan, katılmasa bile desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim. Etkinlik boyunca görevli olarak çalışan 222 Park personeli, Sercan, Alper, Savaşalp, Merve ve kardeşim Murat‘a da çok teşekkür ederim.

Buğra’nın çektiği bazı kareler:

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Godspel: http://www.myspace.com/godspelband
Mosh: http://www.myspace.com/moshofficial
Amoral Vuslat: http://www.myspace.com/amoralvuslat
A’khuilon: http://www.myspace.com/akhuilonband
Hope To Find: http://www.myspace.com/hopetofind
Garmadh: http://www.myspace.com/thetruegarmadh

NOT: Konserde video ve fotoğraf çeken onlarca arkadaş, lütfen fotoğraf ve videolarınızı paylaşın. Aşağıda yorumlara lütfen link verin. Böylelikle sizin de emeğiniz değer bulmuş olsun. Elinizdeki her tür materyali eskirock@gmail.com adresine yollayabilirsiniz.

NOT 2: Performans fotoğraflarını en kısa sürede ekleyeceğim, henüz Volkan’dan alamadım.

DÜZENLEME 1: Facebook’tan toplayabildiğim fotoğrafları ekledim. Hope To Find performansının fotoğraflarını da ekleyeceğim. 20.10.2010.

Chaos Fest II Fotoğrafları

Chaos Extreme Fest II






Tahrip – Bass Tahrip – Elektro Deniz Abi TunaAbi





Deniz Abi Parmak Havada Onur Abi





Karahan Episode Vokal





Pogo Volkan’la





Savaş Volkan Full Kadro Black Omen


Serkan Abi


Chaos Extreme Fest II

Chaos Extreme Fest II

Chaos Extreme Fest II

Birkaç hafta öncesinden gitmeyi kararlaştırıp; konserden 3 gün önce Volkan, Savaş ve ben biletlerimizi aldık. 10 YTL idi bilet ayrıca bir bira da hediye 🙂 Neyse, olay günü biz saat 7’de mekana gittik. Kapıda Black Omen‘dan Serkan abi ve Baran abi’yi görüp iyice mutlu oldum. Zira ben Eskişehir’den sadece Episode 13 katılıyor diye biliyordum. Sonradan farkettim ki meğer Black Omen logosunu değiştirmiş. Neyse, biraz oyalanıp içeri girdik. Bileklerimize birer mühür basıldı. Gerçi bu mühür gecenin ilerleyen saatlerinde terden silinecekti ama 🙂 Biz Up’n Down adlı mekanın alt katına indiğimizde soundcheck’ler yapılıyordu. Ve o esnada Black Tooth‘tan canımız ciğerimiz Tuna abimizi gördük.  Black Tooth’un Eskişehir Episode‘unun kurucuları olarak bir süre muhabbet ettik bu alçak gönüllü adamla 🙂 Yalnız

Savaş ve Ben

Savaş ve Ben

mekanın boşluğundan çok şikayetçiydi. O esnada Black Omen davulcusu Onur’u gördüm. Birkaç dakika muhabbet ettik. Neyse, zaman geçiyor; dj ardı ardına sağlam parçalar çalıyordu. En son In Flames’in Take This Life’ı çalarken sahneye Ankaralı grup Tahrip çıktı. Bu adamları ilk kez dinleyecektim. Türkçe sözlü hardcore yapan grubu gerçekten beğendim. Sahnenin önünde çok az insan vardı ve bence grup hakettiği ilgiyi görmedi. Bassçının gaz maskesi olayı hoşuma gitti. Grubu izlerken uzun süredir görmediğim arkadaşım Alkın’ı da gördüm. Birlikte epey bir kafa salladık 🙂 Grubun ikinci şarkılarının

Tahrip

Tahrip

ortasında bassçı bir sorun yaşadı, bass’ı çıkardı amfiden; bu şanssızlığa rağmen iyi gittiler. Tahrip yanılmıyorsam 10 şarkı falan çaldı. Ben davulcularını acayip beğendim. Özellikle adamın örümcekmişçesine attığı atakları inanılmazdı. Gitaristin gitarı da bizim Alper’in gitarındandı 🙂 Terörist isimli parçaları çok iyiydi. Adamlar teşekkür edip sahneden indiler ama daha önce de dediğim gibi daha fazla ilgiyi hakediyorlardı bence. Daha sonra yarım saatlik bir ara verildi. Biz bir sonraki grubun kim olduğunu merakla beklerken lan! Black Tooth hazırlanmasın mı? Biz adamları en son çıkar diye bekliyorduk ama onlar hazırlanıyorlardı işte. Onur abi valizini yanaştırmış; davulu hazırlıyordu. Bassçı Deniz zıplıyor; ayarlamalarını yapıyordu. Volkan’la sözleştik. En öndeydik; o fotoğraf çekecekti, ben de pogolarda onu koruyacaktım. Savaşalp ise kenarda durmayı tercih etti rahatsızlığından dolayı. Neyse, lan Tuna abi çıktı sahneye! O en

Tuna Abi

Tuna Abi

sevdiğimiz bandanalı haliyle 😀 İlk notalar ve ilk sözlerle birlikte biz başladık headbange! Lan 30 saniye sürmedi pogo başladı. Volkan öyle bir darbe aldı ki 🙂 Neyse ilk parça bitti. Tuna abimiz, eline doladı mikrofonu; bizlere “pandik parmağı” olarak ta bildiğimiz orta parmaklarımızı havaya kaldırmamızı söyledi ve devam etti şu cümlelerle;

“Bu parmaklar Heavy metal öldü diyenler için ve metalciyim diye ortalıkta gezinip; buraya uğramayanlar için gelsin” Mekanın boşluğundan şikayet ettiğinden bahsetmiştim. Neyse sonrasında “Destroy” ile yıkım başladı. Ama ne yıkım! O esna da kendimi müziğin zevkine kaptırdığım için şarkı adı yazmayı bırakıp kaptırdım kendimi. Bu esnada Volkan sahnenin kenarına acayip sote bir yere kapağı atıp devam etti fotoğraf işine 🙂 Goddamn It All‘ı da çaldılar. Belime öyle bir darbe aldım ki anlatamam. Sonraki şarkıya geçerken süper bir süpriz yapıp Black Omen vokalisti Karahan abi’yi de sahneye aldılar. Yesterday Don’t Mean Shit‘i söylediler. Şarkının ortalarına doğru Episode 13 vokalisti, değişmiş galiba, bir scream ile eşlik etti gruba. Süper oldu Allah canımı alsın. Bu şarkıda yorulduğum için kenardan dinledim iyi de ettim. Parçalar ardı ardına geliyordu. Drink Drive Go To Hell geldi. Bir anca Hicri Bozdağ’ın kolundaki aynı dövmeyi farkettim. Bu parçayı bilmiyordum. Adını konserden sonra aldığım playlistten öğrendim. Yeni parça 🙂 Bassçı Deniz abi’nin kulağına uzanıp “bittiğinde penayı alırım abi” dedim. Tamamdır, dedi ve ardınan Iron Clad geldi o “dıdıt! dıtdıdıt dıdıt!” lı introsuyla. Ve biz dalgalanırcasına başladık sallanmaya! Sonrasında kopan wall of death’ler fena değildi ama sonunda pogoya dönmesi birazcık çakma oldu 😀 Olsun lan, ben artık pilim yavaştan tükenmeye başladığından yavaştan kenara çekildim. Savaşla kenardan izledik. Daha sonra adını bilmediğim bir parça çaldılar. Bunu playliste P.I.L. diye yazmışlar ama nedir bilmiyorum valla. Sonra Tuna abi’nin o tombul parmaklı elleri havada ” 5 ” yapmaya başlayınca daha şarkı başlamadan biz bağırmaya başladık. Evet, Five Minutes Alone başlıyordu. Lan mükemmel oldu; bir gerçekten Pantera’dan

Konserden Bir An

Konserden Bir An

dinliyormuş hissine kapıldım Bu esnada Hicri abi’nin bizim Volkan’a kartını verdiği gördüm. Volkan’la göz göze geldik; sonra benim o süper yaran pozumu çekti. Yine bilmediğim bir parça geldi ki, bu parçada Black Tooth’un kendi parçası Howlong 🙂 Lan bu arada şimdi dikkat ediyorum da, bu parçaları hatırladığım kadarıyla hepsi süperdi. Albüm çıkınca süper parçalar olacak yav 🙂 Why Waiting geldi sonra. Bu da Black Tooth parçalarından birisi ve myspace’lerinden dinlenebiliyor. Vee kapanış, artık marş haline gelen ve konser boyunca arkalardan birinin bağırıp durduğu WALK ile geldi. Lan Pantera yanlış koymuş bu parçanın adını. Jump olsaymış keşke 🙂 O anda daha önce görmediğim duymadığım bişey oldu: Tuna abi sahne önünde kafa sallayan bizleri yani yaklaşık 25 30 kadar terli insan evladını sahneye çağırdı; baya bildiğin yanına lan 🙂 Walk’ı tüm sahne davulcuya çarpmamaya dikkat ederek; bassçıyı çiğnemeden, Tuna abi’ye fazlaca yüklenerek söylemeye başladık 🙂 Lan şarkı bitti. Hayatımın herhalde en eğlendiğim anlarından birisi de bitti. Daha sonra bassçıdan söz verdiği o penayı aldım. Sonra Savaşalp’le gidip tanesi 1.5 TL’ye iki şişe su aldık. Daha sonra sahneye Black Omen’ın çıkacağını öğrenince fazlasıyla sevindim ben. Neyse, Volkan’la Savaşalp kayboldu. Gecenin başından beri fotoğraf çeken Aygün’e, Hicri Abi’yle ve Black Tooth gitaristi Orcan Abi’yle fotoğraflarımı çektirdim. Sağolasın Aygün. Orcan Abi’den gecenin ikinci penasını da aldım 🙂 O esnada Volkan ve Savaşalp’le yeniden buluştuk. Hicri Abi’ye grupla fotoğraf çektirmek istediğimizi söyledik. O da haber vereceğini söyleyip gitti. Lan o esnada hayatımda yaptığım büyük hatalardan birisini yapıp üst kata tuvalete çıktım. Lan bir de geleyim ne göreyim! Ne Volkan var ne Savaşalp! Black Tooth’la fotoğraf çektirmeye gitmişler. Lan nasıl koydu anlatamam. Daha sonra Tuna abiyi giderken görüp bir fotoğraf çektirdim. Ona diğer kimliğimi de söyledim. Sarıldık ve ayrıldık.

Ben ve Onur Abi

Ben ve Onur AKÇA

Ben ve Orcan Abi

Ben ve Orcan Abi

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Neyse, Black Omen sahneye yerleşmeye başlayınca çocuklara veda edip sahne önüne, Karahan Abi’nin önüne geçtim. O esnada Black Metal sevemeyen Savaş ve Volkan üst kata kaçtılar 🙂 Vee Black Omen başladı! Ama ne başlama! Black Tooth’un ardından pilim bitmişti ama Black Omen beni yedek batarya için zorluyordu! Her zamanki gibi sahne olaylarını acayip seviyorum bu Black Omen’ın. Bassçı Serkan abi ellerinde süper bir zincir aksam ve deri kıyafetlerle çıktı. Klavyecileri Tolgahan süper bir fötr şapka (genelde bu sihirbazlar giyer) ve aynı süperlikte kabarık yakalı bir kıyafetleydi. Karahan abi yüzüne örten

Black Omen

Black Omen

kukuletasıyla bir pelerin giyiyordu. grubun en eski iki elemanından olan Baran abi is her zaman ki gibi olanca etkileyici duruşu ile tam da karşımdaydı. Davulcuları Onur (lan şansa bak, Black Tooth’un da davulcusunun adı Onur) ise pek bir aksiyona girmemişti. Bu arada Onur gerçekten çok sevdiğim ve muhabbetinden keyif aldığım bir arkadaşımdır. Sevgili okurum Lise 2’den beri Black Omen seven bir insan olduğumu belirteyim hemen. Introlarının ardından ilk parça Reincarnational Meeting geldi. Güzel bir ısınma parçası oldu 🙂 Ardından gelen parça ise bir türlü anlayamadığım o girişteki söz kısmıyla Damned Renaissance oldu. Epey bir sallandım bu parçada 🙂 Ve ardından en sevdiğim 3 Black Omen parçasından birisi olan ve “Angels always deserve to die” vurucu girişiyle başlayan Elegy Of Infernal Angels geldi ama ne geldi! Karahan abiyle göz göze geldik bu cümleyi bağırırken 🙂 Sonraki parça anlayabildiğim kadarıyla Enchanting Chaos Of My Frozen Mind oldu. Ama ben parçanın çok hoşuma giden o introsunu duyamadım. Zira tam da bu aralarda bir yerlerde bassçı Serkan abi bir sorun yaşadı. Sistem yavaştan çöküyordu anlaşılan 😀 Ve sıra geldi Black Omen’ın en damar parçasına: Curtains Of Imaginary Vortex! Parçanın o mükemmel yavaş girişi ve süper gelişmesi ve mükemmel sonucu her zamanki gibi çatlayana kadar kafa sallattı kalabalığa 🙂 Bu şarkıda özellikle Karahan abi’nin sözleri bizzat jestlerle canlandırması iyice gaz verdi lan 🙂 Under The Armageddon Sky‘ı da çaldılar. Bir sonraki parça ise diğer bir en sevdiğim 3 Black Omen şarkısından birisi olan BLACK CANDLE idi. İlk defa lise 2 de bu parça ile tanımıştım bu adamları 🙂 Satırı satırına ezbere biliyorum bu parçayı. Her kelimesini Karahan abi ile birlikte söyledim. Hatta bir ara bana uzattı lan mikrofonu, o kadar! 🙂 Bu esnada Impatience grubunun davulcusu Umut ile aynı grubun basçısı Gülay geldiler yanıma. Tabi onlar beni tanımıyorlardı ama ben tanıyordum 🙂 Neyse, Black Omen sırasıyla Nergal And Ereshkigal ve Gate Of Darkness‘ı çaldı. Vee en sevdiğim Black Omen

Karahan Abi

Karahan Abi

parçasına sıra geldi. Hatta bir anlamda ben anons ettim lan parçayı. Karahan abi sıra son parçamızda diyince ben When The Sun Rises diye bağırdım. O da “Aynen öyle” diye tamamladı sağolsun. Artık şarjımın son demlerindeydim ama bu kopmama engel olmadı! Öldüm yeminle 🙂 Neyse, grup bitirdi. Ben hepsine teşşekür ettim. Geçen Zedd’deki konserde isteyemediğim penayı bu sefer istedim Baran abi’den. Sağolsun o da kırmadı verdi. Şu da bir gerçek ki bu konser Zedd’dekinden daha iyiydi ve daha kaliteliydi. Black Omen için de unutulmaz bir gece olduğundan eminim 🙂 Benim için de öyleydi.

Arkaya gittiğimde bizimkiler üst kattan inerek geldiler ve daha fazla dayanamayacaklarını söyleyip ayrıldılar mekandan. Haklılardı aslında daha üç grup çıkmıştı, çıkacak üç grup daha vardı ve ben de ölmüştüm resmen! Neyse, Episode 13 çıktı daha sonra. Onlar da en sevdiğim parçaları Pitch Black‘le başladılar. Hiç izlememiştim onları da, iyi oldu valla. 3 şarkılarını daha dinleyip Alkın’la ayrıldık mekandan. Saat 01:00 civarıydı.

Şimdi gece ile ilgili bazı notlar var;

:: Black Tooth tahminimce kişi azlığından dert ederek başladı konsere. Ama az ve öz sayıdaki dinleyici bence acayip sevindirdi Black Tooth elemanlarını. Az ama öz mesajı verdik.

:: Konser afişlerinde yazan bir içki bedava olayı kısmen hikaye. Zira verdikleri kupon 5 ytl değerinde ama bira 6 lira. Yani cepten 1 lira daha vermeniz gerekiyordu. Ayrıca su da 1.5 liraydı.

:: Konserde çok fazla çoluk çocuk vardı. Şimdi bana bi tarafların mı kalktı Mesut demeyin. Öyleydi cidden.

:: Black Tooth’un etrafında olan bir arkadaş vardı. Çok dikkatimi çekmişti dövmeleri falan. Küçük bir araştırma yapıp kendisini buldum.

:: Aygün ve Volkan onlarca fotoğraf çektiler. Aygün Black Omen ağırlıklı, Volkan’da Black Tooth ağırlıklı.

:: Gece sonunda elimde 3 tane pena oldu. Pena koleksiyonum giderek güzelleşiyor. Yalnız Volkan’ın bu penalardan haberi yok. Burayı okuyup öğrendiğinde muhtemelen sövecek bana 🙂

:: Black Tooth’un bu kadar samimi olması hepimizi çok sevindirdi. Aynı şekilde Black Omen’la da güzel diyaloglar içine girdim.

:: Tahrip grubunun ve Black Omen’ın bassta problem yaşaması çok enterasan oldu. Galiba amfinin girişinde bir problem vardı.

:: Bizim hazırlıktaki bir bayan hocayı da konserde gördüm dövmeli falan. Meğer gündüz hoca; gece metalciymiş 🙂

Yazıda adı geçen grupların myspace sayfaları:

Tahrip: http://www.myspace.com/tahrip

Black Tooth: http://www.myspace.com/blacktoothmusictr

Black Omen: http://www.myspace.com/blackomenturkey

Episode 13: http://www.myspace.com/episode13

Black Tooth Eskişehir Chapter: http://www.myspace.com/eskisehirblacktooth

Bunlarda geceden seçtiğim fotoğraflar. Özel sayfa yaptım ki yorum yazabilesiniz. Buraya tıklayarak hepsini görün hepsini!

Boynumun ağrısı 3 gün sürdü. İki gün de sesim kısık gezdim. Yazdığım en uzun yazılardan biris oldu bu yazım. Yazının gecikmesi Aygün’den playlistleri almam çok uzadığı için oldu. Çok eğlendim ama. Gene olsa gene giderim 🙂