Tag Archives: Erkan Tatoğlu

Ankara Metalcileri Eskişehir’deydi!

Geçen hafta sonu Bursa’da harika bir konser organizasyonu vardı. Ancak İstanbul’da meydana gelen terör saldırısı sebebiyle tüm ülkede olduğu gibi, konser organizasyonları iptal edildiği için bir otobüs dolusu metalci Eskişehir-Bozüyük-Bursa hattında otobüsü geri döndürmek zorunda kaldı. İşte bu geri dönüşün ara durağı Eskişehir oldu. Bu yazı, bu güzel güne dair aklımda kalanlardan ibarettir.

Onur‘la birlikte otobüsteki arkadaşları Eskişehir’e uğramaya ikna edince, normalde 40 dakikadan fazla süren yol benim için 5 dakikada bitivermişti. O heyecan ve sevinçle otobüsün il sınırlarına girmesini bekleyip durmuştum. Otobüste kimler vardı? Türk Metal’inin tereddütsüz en büyük üç grubundan biri olan, iş öğreten, baş yapıtları One Of Your Neighbours‘la kalitenin sınırlarını belli eden grup Suicide vardı en başta. Daha sonra yakın arkadaşım, Türkiye’nin en iyi extreme davulcularından Onur’un da çaldığı, Carnophage grubunun elemanları ve Ankaralı metal müzik severler vardı. Yaklaşık 25 kişilik bir kafileydik.

Eskişehir’e dönünce Onur, otobüsü park edecek güvenli bir yer bulmak için şoföre eşlik etti. Ben de tüm bu ekibi toplayıp Vural Sokak‘a doğru yürümeye başladım. Burada önceden Onur’un konuştuğu bir mekanın en üst katına çıktık. İşte grup elemanıyla, dinleyicisiyle, delisiyle, fanıyla ve lideriyle Ankara’nın metal camiasının küçük bir modeli buradaydı.

ankara03

Suicide grubunun efsane isimleri Erkan Tatoğlu, Hakan Kuşçu ve Türk Metal camiasının tereddütsüz en büyük davulcusu Goremaster masanın tam ortasındaydılar. Benim de oturduğum sol kanatta ise Carnophage grubu elemanları Oral Akyol, Mert Kaya, Bengi Öztürk vardı. Her biri şahsına münhasır, müthiş insanlar bunlar. Oral Abi’nin en büyük özelliği muhtemelen Ankara’da yapılmış olan tüm metal etkinliklerine katılmış olan iki üç kişiden birisi olmasıdır. Anlatmayı çok sever. Yaşayarak anlatır ve hemen her konserle ilgili muhakkak komik bir anısı vardır. Onu dinlemek hem öğretici bir ders gibidir hem de eğlencelidir.

ankara01

Biz böyle dereden tepeden konuşurken Onur da nihayet Ece‘yle birlikte gelip muhabbete dahil oldu. Tüm masada müthiş bir yer değişimi vardı. Kim lavabo için ya da sipariş vermek için ya da herhangi bambaşka bir sebepten dolayı yerinden kalksa hemen bir başkası yerine oturuyordu. Böyle böyle en başında oturduğum masanın ortalarına kadar geldim. İşte bu yer değiştirmelerin sayesinde Nehri ismindeki arkadaşla tanıştım. Üzerinde harika bir Dissection tişörtü olan bu kişinin aslında Türkiye’nin en büyük Dissection fanlarından birisi olduğunu, en büyük Dissection arşivcisi olduğun nereden bilebilirdim! Nehri’yle birlikte hayatımın en keyifli Dissection sohbetlerinden birini yaptım. Bana Reinkaos albümünü ve Rebirth Of Dissection DVD’sini nasıl temin edebileceğim konusunda harika fikirler verdi. Birkaç gün sonra bu fikirlerin nasıl işe yaradığını şaşkınlıkla görecektim.

ankara06

ankara04Saat ilerledikçe ve sohbet koyulaştıkça, pek çoğunu hayatımda ilk defa gördüğüm bu insanlarla samimiyetim de ilerliyordu. Birkaç saat önce tek ortak noktamız dinlediğimiz müzik olan bu insanlar şimdi politika, müzik, spor konuştuğum arkadaşlarım olmuştular.

Sonra yerimde duramadım, gittim Goremaster’ın yanına sıkıştım, oturdum. Büyük hayranıydım ne de olsa. O kadar mütevazi, o kadar harika muhabbeti olan bir adamdı ki inanamadım. İnsan yıllarca sertlik skalasının en üst seviyelerinde dolaşan müziklerini dinledikten sonra böyle adamların mütevazi ve aklı başında duruşlarına akıl sır erdiremiyor. Ulan zaten kalite de kendini bu şekilde belli ediyor. Şimdi açıp Goremaster’ın davul çaldığı gruplara bakıyorum da bir tane kötü grup yok. Sadece Goremaster değil, Hakan Abi ve Erkan Abi de hem müzik hem de gündem hakkında çok kaliteli tespitler yapan adamlar. Bunu hem konuşurken hem de dinlerken anlayabiliyorsun.

ankara05

Erkan Abi’nin bazı Suicide şarkılarını sevmediğini itiraf etmesine kahkahalarla karşılık verdik. Yeni albümle ilgili çok şey konuştuk. Hatta biz oradayken albümden çıkan ilk klip “Bloodthirsty Gods” Youtube’da yayına girdi. Yeni albüm Deaf Mute‘la ilgili ayrı bir yazı yazmak çok daha yerinde olacağından albümle ilgili duyduklarımı o yazıya saklamak daha doğru olacak.

Hava karardıktan ve saat 19.00’u geçtikten sonra Ankara’ya doğru dönüş vakti gelmişti. Ancak kimsenin kalkmaya niyeti yoktu. Burada da Erkan Abi ekibe liderlik ederek kısa sürede topladı herkesi. Yavaştan Tren Garı’nın yolunu tuttuk. Zira otobüs o civardan alacaktı bunları. Burada tüm ekip toplandı, eksik kimse kalmadığından emin olduktan sonra vedalaştık ve yola çıktılar.

Tramvaya binip eve dönerken dayanamadım, Crimson River açtım. Cebimde ikisi Carnophage’ın ikisi de Suicide’ın olmak üzere toplam dört tane imzalı albüm vardı. O gazla tramvaydan inip koşasım geldi. Özetle, bir pazar gününe yakışmayacak kadar güzel bir gündü, keşke cumartesi olsaydı 🙂

Aşağıda o gün imzalattığım albümleri görebilirsiniz.

ankara07 ankara08

NOT: Fotoğrafların tamamına yakını Slim Rodrigez tarafından çekildi. Hatta yetmedi Slim bir de video hazırladı. Kendisine emeği için çok teşekkür ediyorum.

ankara02

Ankaralı Metal Müzikseverler

Baht – Resurgence Hour

Moral bozuklukları ve umutsuzluklarla geçen bir haftaya soundtrack olabilecek bir EP keşfettim sevgili okur. İki yıl gecikmeyle üstelik!

Resurgence Hour

2008 yılında çıkardıkları “Bilinçten Derine” isimli EP ile adını ilk kez duyduğum Türk Death Metal grubu Baht‘ın, 2009 yılında çıkardığı “Resurgence Hour” isimli iki parçalık ve 15 dakikalık toplam süreli bu EP’sini yalan yok ilk çalışmalarına göre çok çok daha fazla sevdim.

Baht

Grup İstanbullu bir Melodik Death Metal grubu. Resurgence Hour isimli bu çalışmaları yukarıda da yazdığım gibi 2 parçadan oluşuyor. Parçaların altyapı, melodiler ve temaları itibariyle birbirlerine çok uyuştuğunu söyleyebilirim. Zira kayıtlarını da o şekilde yapmışlar, parçalar birbiri ardına es vermeden başlıyor. EP’nin adı, “Diriliş Saati” anlamına geliyor. İnsanda ister istemez, bir önceki çalışmanın ardından herifler “işte biz bunu yapabiliriz lan” demişler de böyle mükemmel bir çalışma kaydetmişler hissi uyandırıyor. Bir de benim özellikle dikkatimi çeken durum şarkı sözleri oldu. İngilizce kullanımı hakikaten çok iyi lan. Saygı duydum.

Bu EP’nin bende böyle ilgi uyandırmasının bir diğer sebebi de çok çok iyi bir kapağa sahip olmasıdır. Diriliş Saat’i isimli bir EP’nin kapağında zaten bir saat olmasını beklemek herhalde yanlış olmazdı. Kapak çalışması ve anladığım kadarıyla grubun aşağı yukarı tüm grafik işleri Bora Mesut PALAS tarafından yapılmış.

Parça sayısı 2 olunca tabi parçalar bazında da rahatlıkla inceleme yapabiliyorum. İlk parça “Dead Conceit“, tam bir death metal parçasına yakışır gazda başlıyor. Kullanılan gitar riffleri ve davulun ataklarından hemen önceki ritim kalıpları klasik melodik death metal kalıplarıyla uyuşuyor. Parça ilerledikçe ataklarla beraber çok çok kaliteli melodilerin kulağınıza gelmeye başladığını farkediyorsunuz. Ve grup burada benim çok çok sevdiğim “Ulan bunlar kesin Türk” hissini uyandırıyor melodilerinin altyapısı ile. Vokaller sabit değil. Burada sabitlikten kastım sürekli olarak brutal ve clean olarak değişmesi durumudur. Bir sonraki parçada da bahsedeceğim üzere parça öyle bir programlanmış ki sanki iç içe iki parça çalınıyormuş gibi. 3:10 civarında başlayan bir gitar yürüyüşünün giderek ana melodiye dönüşmesi ve bu esnada arkadan duyulan belli belirsiz Türkçe sözler insanın parçanın olası kusurlarına olan tüm odağını dağıtıyor. Mest oluyorsunuz. Bu parçayı ilk dinlediğimde neden kaynaklandığını bilmeden davullar hakkında acayip bir hisse kapılmıştım. Yani gerçekten parçayla çok örtüşmesinin yanında parçaya hakim olan o yerel havanın dışında gelmişti. Bunun sebebini halen bulamadım. Ancak belki bir sebepten dolayı olabilir diye düşünüyorum. Bunu da yazının sonunda yazacağım. Parça 8 dakikaya yakın süresi içerisinde gazdan “bir gıdım” ödün vermeden akıp gidiyor. Geçişler fevkalade. Bitişte ise bir sonraki parçaya oldukça uyumlu bir melodi giriyor. Kendi adıma ben bu tip “parça sonlarında dinleyici parçayı kapattıktan sonra aklında kalabilecek türde” melodiler içeren çalışmalara hastayımdır. Bu arada son kısımda yer alan çıkış melodisi de bana felaket Sabhankra‘mı anımsattı.

İkinci parça kesinlikle birinci parçadan daha iyi! Birinci parça çok iyi ise ikinci parça çok çok iyi yani sevgili okur. Başlangıç melodisi benim taa Constantinopolis albümlerinde keşfettiğim o hüzünlü Türk işi melodiler tadında. Bu noktada şu tezimi ortaya sürüyorum sevgili okur: İsveçli Melodik Death Metal grupları nasıl kendi kültürlerinden gaza gelip melodiler üretip başarılı oldularsa Türk Melodik Death Metal grupları da aynı şeyi başarabilir. Sabhankra buna çok iyi bir örnektir. Baht’ta bir diğer güzel örneğim oldu bu durumda 🙂 Neyse, 2. parça Sacred Enigma özellikle 4:15 civarında başlayan ve artık 5:02 de adeta parçayı sırtlayıp götüren o bass partisyonlarında çok başarılı olmuş. Death Metal müzisyenlerinin aslında en yetenekli metal müzisyenleri olduklarını okumuştum bir yerde. Dünyanın icrası en zor müzik türlerinden birisinin Teknik Death Metal olduğunu da biliyorum. Belki Baht grubunun türü teknik death metal değil ama inanın melodik death metal’in hakkını vermişler bu çalışma ile. Hani her grubun vardır ya tüm grup üyelerinin yeteneklerini eksiksiz sergiledikleri bir parçası, (en yakın örneği ile Hope To Find’ın Witness Of Happiness geliyor aklıma) işte bu parça da öyle bir parça.

Davullar konusunda ufak bir araştırma yapınca davulların Joona Rasanen isimli bir davulcu tarafından yapıldığını gördüm. Acaba beni etkileyen o unsur davulcunun yabancı olması mı lan diye düşünüyorum ama emin değilim. Çalışmayı Erkan Tatoğlu kaydetmiş. Ellerine sağlık.

Bu tip yorumlarda puan vermeyi pek sevmem sevgili okur. Ama verecek olursam bu çalışmaya herhalde 10 üzerinden 9 puanı gözüm kapalı verebilirdim.

Myspace adresi: http://www.myspace.com/bahttr

Resmi sitesi: http://www.baht-tr.com/