Tag Archives: Fatih Abi

Yılın Son Dolunay’ı Sürprizi!

teklif04

Yalnızca gecelerde değil, sabahları işe giderken de dolunay!

Yok, yine unutmadım. Ancak bu sefer biraz meşguldüm. Nasıl mıydı? Harika. Bir dolunayda olabilecek güzelliklerin pek çoğu vardı. Üstelik yine unutulmazdı. Fakat bu sefer unutulmaz yapan sen ya da ben değilim. Bu dolunay’da sahnede Alper vardı!

Sahne derken ciddiydim. Eskişehir’de bir mekanda, sokak hayvanları yararına düzenlenen bir etkinlikte Efendi grubuyla sahneye çıktılar. Konserin en ön plana çıkan özelliği ise girişlerin bilet yerine “mama” ile yapılıyor olmasıydı. Yani miktarı ve çeşidi size kalmakla birlikte, girişte kedi veya köpek maması bağışı yapıyorsunuz. İsminizi ve ne kadar bağış yaptığınızı da not ediyorlar.

Konser günü dolunay gökte, bulutların arasından bir görünüp bir saklanıyordu. Mekana geldiğimizde saat 20.45 civarındaydı. Geldiğimizde gördük ki bizim ekibin tamamına yakını oradaydı. biz de hemen her Efendi konserinde yaptığımız gibi sahnenin en önüne konuşlandık ve beklemeye başladık. Kısa süre sonra yanımıza Koray, Murat ve Gökçe de geldi. Bizim çocuklar sahnede hazırlıklarını yaparken biz süper komik ve keyifli bir muhabbete başlamıştık bile.

teklif02

İstanbul’dan Eskişehir’e gelen Fatih Abi‘ler de mekana gelmişlerdi. Daracık bir alanda epey kalabalık olmuştuk. Şarkılar ardı ardına geçerken Alper’le göz temasını kaybetmiyorduk. Yalnızca ben değil Caner ve Mustafa da bir yandan Alper’i kesiyordu.

Efendi sahneden inince önce Fatih abilerle sonra Alperle ve Efendi’yle kucaklaştık. İyi dileklerimiz ilettik. Bir ayaz başlamıştı ki dışarıda sorma. Güle oynaya, biraz da duygulanmış olarak Utku’nun arabaya yürümeye başladık. Dolunay tepeden ışıldıyordu. Cep telefonuma bir mesaj geldi. Titreyerek açtım, baktım ve içime inanılmaz bir mutluluk yayıldı. Ulan dedim, tam zamanında, tam da seni düşünürken.

teklif

Tolga Abi’den.

Fatih ve Serpil’in Düğünü

Bayram tatilinin en güzel yanı da birikmiş yazıları aradan çıkarma imkanı vermesi sevgili okur. Geride bıraktığım birkaç haftalık sürede elbette pek çok olay oldu bitti. Şüphesiz bunların en önemlilerinden birisi de Fatih abi ve Serpil‘in düğünleriydi.

Fatih abi, Yağızhan sayesinde tanıştığım süper bir insan. Birkaç görüşmeden sonra epey samimi olduğumuz, özünde de samimi bir insan. İşte bu insan, evlenmeye karar verdi yakın zamanda. Biz tabi tüm o süreçte yanındaydık. Düğüne kadar olan zamanda ne yaptıysa planlı ve plansız olarak, hep haberimiz oldu. Hatta düğünden önce, Serpil’in doğum gününe özel bir albüm bile yaptık.

Düğün günü de onun seçtiği yedi tane parçayı çalmak için söz verdik. Ender, Yağız, Kerem ve benden oluşan grubumuzla hazırlığımızı yapıp düğünü beklemeye başladık.

5 Eylül günü saat 19.00’da düğün başlıyordu. Ancak Yağız Ankara’dan, Kerem Eskişehir OSB’den, ben ise Bilecik’ten çıkıp yetişmek zorundaydım. Düğüne yetişme işi böyle son dakikaya kaldığı için ister istemez bir stres hali peydah olmuştu. Adeta sağımıza solumuza bile bakamadan evden çıkıp Yağız’ı alıp doğruca düğün salonuna, Mavi Ada‘ya gittik. Burada ben davulu kurarken Kerem gitti Enderler’i aldı geldi. Davul kurulduktan sonra, diğer enstrümanları da ayarladık ve yine Kerem’le birlikte çıkarak hastaneye gittik. Neden? Çünkü bir haftadır iğne yaptırıyordum ve o gece de yaptırmam gerekecekti. İğneyi de yaptırdıktan sonra tekrar çarşıya inip Merve’yi ve Dilay’ı aldık. Merve, teyze olmanın heyecanıyla her şeyi evde unuttuğunu ancak arabaya binince fark etse de Yağız acil dönmeniz gerekiyor diye aradığı için kırmızı ışıklarda geçerek, son sürat salona gittik.

Ufak bir yerleşme hazırlanmadan sonra sahneye çıktık. Fatih abinin seçtiği ama bizim de ısrarla çalmak istediğimiz şarkılardan oluşan toplam yedi şarkıyı çaldık. Fatih abi şarkılara eşlik etti. Arada Serpil de eşlik etti ama Fatih abi’nin sesi daha güzel olduğu için onun gibi söylemedi 🙂 İşte bu alttaki kare o andan bir kare:

14138635_10154068472368049_2133804394809366989_o

Mutluluklar diliyorum 🙂 Şimdi Fatih abi, Serpil’in yanına İstanbul’a yerleşecek. Bu kötü bizim için. Ama umarım onun için çok daha iyi olur. Bu arada Serpil’le telefonda konuşmamıza rağmen hala yüz yüze konuşabilmiş değiliz. Düğünde her şey o kadar acele ve koşuşturarak oldu ki oturup konuşmaya fırsat kalmadı. Bu eksiğimizi de yakın zamanda giderebiliriz umarım. Son bir not daha, biz düğündeyken de çaldık ama şu parçayı da dinlemeden geçmeyin.

tyrants

Yüzyüzeyken feci bisiklet

Yazma Özgürlüğü, Kaçmak ve Tove Lo

Şimdi sen, 1. sınıf kalitedeki koltuğunda oturup en pahalı IPhone’undan geniş geniş benim yazdıklarımı okuyor ve bok atıyorsun ya, bana neyi yazıp neyi yazamayacağımı ahkam kesiyorsun ya, yapma bunu. Çünkü sen ne dostsun, ne müziksin, ne mutluluksun, ne de acı… Öyleyse ben seni neden yazayım ki? Pişkinliğin tarif edilemez şu züppeliğini görüp de ben seni neden yazayım? En güzel şiir olsan ne fayda?

Küçükken tatillerde çoğunlukla annem ve Murat‘la birlikte yolculuk yapardık. Bursa’ya, dayımın öğretmenlik yaptığı köye giderdik. Orası müthiş bir köy idi. Hatta yıllar sonra Ferhat Abim‘le gittiğimizde bile hala (çok kısa sürmüştü bu ziyaretimiz) çocukluğumdan bazı izler bulmuştum. Menteşe Köyü, aklımdasın.

snap01Bu yolculuklarımızda annem hep “Yola bakma, miden bulanır“, derdi. Ben de hep uzaklardaki tepelere bakardım. Çok uzaklarda kimisi gün gibi aydınlık, kimisi ise sise pusa bulanmış, hayal meyal görünürdü. Kendimi o tepelerin başında yalnız başıma düşlerdim. Yalnız başıma orada ne yapardım diye ürperirdi içim. Aradan yıllar geçti. Önceki sabah işe giderken kendimi yine aynı hayalleri kuruyor iken buldum. Neden bilmiyorum yalnızlığa olan bu merakım. Annem hep küçükken yalnız başıma ne oyunlar oynadığımı anlatır. Anne baba olmanın en büyük keyfi budur herhalde: Kapı aralığından yavrucuğunun kurduğu hayalleri izlemek, oynadığı komik oyunlara gülmek…

snap02Hafta sonu pek çok misafiri ağırladığım ve değerli dostlarla buluştuğum, yoğun, sırılsıklam bir hafta sonu olarak bitti gitti. Cumartesi gecesi hep birlikteyken elektrikler gitti. Geceyi Selda’nın korku hikayeleriyle tamamladık. Utku’yla ben çok korktuk. Önce İstanbul’dan kuzenim Orbay’ı misafir ettim. Askere gidecek. Vedalaşmaya gelmiş. Daha sonra Gelibolu’dan komutanım Mevlüt Başçavuşla buluştum. Emekli olmuş. Onunla vedalaştıktan sonra da Ordu’dan yakın dostumuz Emre‘yle buluştum. Onlar önden Alper‘le buluşmuşlardı bile. Ben yanlarına dahil oldum. O ekiple bir süre vakit geçirdikten sonra da Ender ve Yağız‘ın yanına gittim. Fatih Abi de oradaydı ve başına gelen garip olaylardan bahsediyordu…

imageŞu kızı da onlarla birlikte otururken gördüm ilk defa. Diğer pek çok mekanın aksine, o esnada tam da ekranda görünen video çalıyordu sistemde. Hem ses hem görüntü vardı yani. Göz ucuyla takip etmeye çalışsam da ne şarkının, ne de söyleyenin adını görebildim. Şarkı gayet gözleri kapatıp dinlemelik ayarında olduğu için Youtube’da nasıl arayacağımı düşünmeye başladım. Bu esnada ekranda bir sonra başlayan şarkının adını not ettim. Eve dönüp o şarkıyı Youtube’dan bulunca tavsiyelerde şırrank diye çıkıverdi aradığım şarkı: Tove Lo – Habits. İsveçli arkadaşımızı şu an için Youtube’da 404 milyon kişi izlemiş. Aferin kendisine.