Tag Archives: Fen Bilimleri Enstitüsü

Master Diplomamı Nihayet Aldım!

diplomat Geçen gün şu yazıyı yazmıştım. Yüksek lisansımın tez sonrası sürecini anlatmıştım. Bu bence faydalı bir yazı oldu. Çünkü pek çok arkadaşım da tıpkı benim gibi yüksek lisansını bitirmek üzere. Bu arkadaşlarım tez sürecinin sonunda diploama işlemlerine başladıklarında yazım onlar için epey işe yarayacak.

Geçtiğimiz çarşamba günü Fen Bilimleri Enstitüsü‘nden diplomamı aldım, öğrenci kimliğimi teslim ettim ve 18 yıllık kesintisiz öğrenim hayatıma son noktayı koydum. Artık Anadolu Üniversitesi öğrencisi değilim. 1994 yılında Sivrihisar’da Hasan Karacalar İlkokulu‘nda başlayan eğitim öğretim hayatım nihayet bitti. Bir daha ne zaman öğrenci olurum bunu da ilerleyen günlerde göreceğiz 😉

diplomat0Lisansı bitirdiğimizde verdikleri diploma çok “iddiasız”, A4 boyutunda 300 gr. mat kuşe kağıttan ibaret bir kağıt idi. Ancak yüksek lisans diplomasını gördüğümde şaştım kaldım! Lan, baya bildiğin iyi tasarlanmış, kendine has  ebatlara sahip, kadife kaplamalı özel sert kapaklı muhafazanın içerisinde bir diploma bu. Önceden çoğu üniversitenin lisans diplomalarını görür, ne yalan söyleyeyim, kıskançlıktan titrerdim. Bizim okulun ne kadar tırt diplomaları var derdim. Nihayet hayatımda ilk defa “kadifeyle bezenmiş bir şey” alabildim 🙂 Ayrıca diplomanın yanında bir Türkçe bir de İngilizce olmak üzere iki tane transkript de verdiler.

Şaka bir yana, son birkaç yıldır hayatımın bir köşesinde, bitmeyi bekleyen tezimi yazıp verip nihayet mezun olabildim. Mutluyum. Diplomayı aldıktan sonra aradığım ilk kişi Arzu Hoca oldu. Telefonu açmadı. Sonra Alper’i aradım, belki de bu tezde en çok emeği olan adamı. Alper’le konuşurken Arzu Hoca geri döndü ve tebrik etti. Güzel dileklerde bulunan tüm dostlarıma ve aileme destekleri için teşekkür ederim.

Neyse, artık sokak çapkını değil, yüksek mühendisim! Seviyeli bir muhitin insanıyım. Saygı ve sevgilerimle 🙂

Bu Hafta Yıllık İzindeydim

Her güzel şey gibi bu güzel şey de, beş günlük yıllık iznim, bitti sevgili okur. Geçtiğimiz haftalar benim için her açıdan çok zordu. Bunalımlar, sıkıntılar, sıkışmalar derken çıkış yolumu yıllık izinde buldum. Geçen sene askerde olduğum için kullanamadığım  yıllık iznimden küçük bir parça kullandım. Geçen sene askerde demişken, geçen sene tam da bugün, 28 Şubat’ta yemin törenim vardı sevgili okur. Usta asker olmuştum, ödül almıştım. Sonrasındaki cumartesi ve pazar günleri de çarşı iznimiz vardı. Vay be ne zamanlarmış.

Geride bıraktığım haftanın en güzel yanı sabahları erken kalkmak zorunda olmayışım oldu 🙂 Evde yalnız kaldığım dört günün bir kısmında bazı özel işleri hallettim. Eh uzun süredir hafta içi Eskişehir’de olamıyordum. Diğer kısmında ise annemlere gittim.

Dün gece mesela… Annemin seramik kursundan getirmiş olduğu çamurla birbirinden komik şeyler yaptık. Şimdi bunların her biri fırınlanacak ve sırlandıktan sonra komik birer obje olarak sahiplerini bulacak. Dün öğleden sonra da Savaşalp‘le buluştuk. Çok uzun süre yine metal müzik muhabbeti yapabildiğim bir dostla bir araya gelmiş olduk. Playlistimiz Slayer, Disturbed, Pentagram ve bilimum sert abilerden oluşuyordu. Bu arada Savaşalp’e teşekkür etmek istiyorum. Tam da ihtiyacım olduğu anda bana harika bir kulaklık hediye etti.

Yazıda belirli bir kronolojik sıra izlemiyorum, aklıma geldikçe ekliyorum. Bugün evdeki sifonun bozulduğunu fark ettim. Lan daha birkaç hafta önce yenilemiştim. Ama sifonun tahliye sistemini tetikleyen kısmı bozulmuş. Yarın Koçtaş‘a gidip durumu anlatacağım, bakalım yenisini verecekler mi. Ha bir de ufak bir masa yapacağım kendime. Bugün gerekli vidaları falan almıştım ama ölçüde hata yapmışım, bu iş de yarına kaldı.

Önceki hafta ufak bir kaza atlatan yol arkadaşım Hasan Hüseyin arabayı yaptırmış. Bu hafta yine gidip gelmeye devam ediyoruz. Bu güzel bir gelişme oldu. Önümüzdeki ay muhtemelen dopdolu geçecek denetimlerle. En azından sürekli eve gidip gelebilmek iyi olacak.

Yüksek lisans tezimi nihai olarak geçtiğimiz pazartesi günü Fen Bilimleri Enstitüsü‘ne sundum ve mezuniyet için gerekli işlemleri başlattım. Eğer bir aksilik çıkmazsa bu hafta içerisinde ilişkim kesilecek ve mezuniyetim gerçekleşecek. Bu süreçte çok koşturduğum ve pek çok defa vakit kaybettiğim için güzel ve detaylı bir yazıyla tüm süreci anlatacağım. Olur da siz de bizim okulda Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans yaparsanız bu yazı size epey faydalı olacaktır.

Bu yazıyı yazarken yıllardır kaliteli görüntülü bir versiyonunu aradığım Küçük Kovboy filmi yan sekmede iniyor. Cüneyt Arkın‘ın belki de sen sevdiğim filmlerinden olan bu Yeşilçam klasiğinin asıl özelliği ise film müziklerinin Ennio Morricone‘dan araklanmış olmasıdır 🙂 Ayrıca filmde pek çok yabancı artist ve aktrist rol alıyor ve yönetmeni de İtalyan Guido Zurli. Hemen inerse bu gece bu filmi izliyorum. Aslında bu filmle ilgili de bir yazı yazmakta fayda olacakmış gibi görünüyor.

Zaman zaman bizim çocuklarla benim evde toplanıyoruz, bisküvi yiyip çay içiyoruz. Demlik poşetiyle demliyorum çayı. En az beş altı çeşit de bisküvi açıyorum, kremalısı, kakaolusu, fındıklısı falan o biçim yani.

Bu hafta içi geç uyanmak çok iyi oldu ancak hep hastalıklarla uğraşmak zorunda kaldım, o açıdan kötüydü. Bir de uzun süre sonra ilk defa CV hazırladım. Bununla ilgili olup bitenler başka bir yazının konusu olacak.

Önceki gece Erol‘la konuştuk gece yarısından sonra. Şaşırttı, üzdü, güldürdü ve özlediğim Erol gibi konuştu. Erol bana epey yeni havadisler verdi. İstanbul’da buluşamadığımızdan dert yandık. Neyse, Eskişehir’e geleceği günü bekliyoruz artık.

IMG_20150228_005124

Mustafa – Murat – Ben

Hani bir başlığım var: Aniden Karşıma Çıkan İnsanlar diye. Heh işte, pazartesi günü tam da böyle bir şey oldu. Caner‘le, ilkokul arkadaşım ve hatta ilk arkadaşım Caner’le. Birkaç yıl önce yine karşılaşmıştık ancak ilk defa oturup sohbet edebilme imkanımız oldu. Sivrihisar‘dan konuştuk uzun uzun. Bilinçaltımızdaki Sivrihisar arka planını eşeledik. Gideceğim, kendime söz verdim, gidip aynı yerleri aynı sokakları tekrar, teker teker dolaşacağım.

Evet, yıllık izin sürecinde bilgisayarda da epey iş yaptım. Biriken işleri erittim. Ferhat abime yeni bir kartvizit yaptım yeni dükkanı için. Bir de askerden geldiğimden beri izleyemediğim bazı dizilerin sezonlarını toparladım. Bunları izlemeye başlarım yakında. En başta dediğim gibi, her güzel şey gibi bu güzel şey de bitti sevgili okur. Yarın bu saatler çoktan sendrom başlamış olacak. Yine Bilecik’in kabusu saracak her yanımı. Ulan artık yavaş yavaş sonuna geliyorum.

Yüksek Lisansım Nihayet Bitti!

Evet sevgili okur, yıllar önce şu yazıyla kabul edildiğimi duyurduğum yüksek lisansımı nihayet geçtiğimiz hafta perşembe günü bitirdim. Diplomamı da birkaç hafta içerisinde alacağım umarım.

Askere gitmeden önce tezimin büyük bir kısmını yazmıştım. Kaydımı bir dönemliğine dondurup askere gittim. Askerden döndükten sonra da danışman hocam Prof. Dr. Arzu ÇİÇEK‘le sık sık tez ile ilgili görüşüyorduk. Ancak benim evlilik, iş yerindeki durumlar, eğitimler gibi sebeplerimden dolayı sonbahar dönemini neredeyse hiçbir şey yapmadan geçirmiş bulundum.

tez5

Tez çalışmamın konusu olan Seydisuyu ve alt havzaları. Bu harita Alper tarafından yapıldı.

Ocak ayının ilk haftası Arzu Hoca aradı ve bahar döneminde harç ödeyip ödemeyeceğimi öğrenmemi istedi. Ben de Fen Bilimleri Enstitüsü‘nü arayıp bahar döneminde harç ödemeyeceğimi öğrendim. Çünkü geçen sene bahar döneminde kaydımı dondurmuştum.

tez3

Tüm tez sürecinde en büyük desteği Alper verdi sağolsun.

Aynı haftasonu Alper‘le birlikte ki unutmam acayip bir tipi vardı o gün, Arzu Hoca’ya gittik. Arzu Hocamız bize bomba bir haber verdi. Bu durumda, Ocak ayının sonuna kadar benim tezimi bitirmem ve sunumunu yapmam gerekecekti. Bu da önümde en fazla iki hafta var demekti.

Ben o gece iki haftalık bir program yaptım ve tezin kalan kısmını yazmaya başladım. Neyse ki tezimde kullanacağım ve aslında tezimin de büyük bir kısmını oluşturan grafiklerimi askere gitmeden önce hazırlamıştım. Yalnız bu grafiklerde bir takım eksik veriler vardı. O hafta şu müthiş kış soğuklarının yaşandığı haftaydı ve ben Bilecik’te Şemre‘de kalacaktım. Dört gece boyunca bu veri eksikliklerini tamamladım ve tezin Tartışma ve Sonuç kısımlarını yazmaya başladım.

tez4Sonraki hafta pazartesi günü arazideydim denetim için. Arzu Hocam aradı, tezimi perşembe günü Enstitüye biçim kontrolü için sunmam gerektiğinden bahsetti. Bu bir felaketti çünkü önümde sadece 3 gece vardı! İlk etapta acayip paniklesem de sonrasında derin bir nefes aldım ve aslında yetiştirebileceğimi anladım. Sonraki üç gece boyunca, işten saat 6’da eve gelip, yarım saat yemek yiyip tez yazmaya ve normalde yattığım saatten iki üç saat daha geç uyumaya başladım. Bu şekilde geçirdiğim üç geceden sonra perşembe günü elimde tezle önce Arzu Hoca’nın, sonra da Enstitü’nün kapısını çaldım.

tez1tez2Biçim yönünden kontrolü amacıyla verdiğim tezden sonra, takip eden hafta sonunda tez sunumunu hazırladım. Zira 29 Ocak Perşembe günü de sunumum olacaktı. O hafta içerisinde teze eklemeler, düzeltmeler yaptım ve perşembe günü saat 10’da sınavın yapılacağı sınıfa girdim. Yüksek lisansa birlikte başladığımız arkadaşım Erhan da aynı gün sunum yapacaktı. Ben girdiğimde Erhan sunumuna başlamıştı. Sunumdan birkaç gün önce tez jürisinde yer alan hocalara tezin birer kopyasını götürmüştü Merve. Bu hocalardan biri de onun hocasıydı ve bana iyi hazırlanmam yönünde bir telkin göndermişti.

Erhan’ın sunumu bitti ve sıra bana geldi. Arzu Hoca, diğer hocalara beni tanıttı. Sonra sunumum başladı. Tam da tahmin ettiğim üzere Merve’nin de hocası olan Cengiz Hoca tam tarzına uygun sorular sordu. “Su ayak izi nedir?” Diğer jüri üyesi Özgür Hoca özellikle sedimentle alakalı çok güzel sorular sordu. Sunum klasik yönetimin epey dışına çıktı, hem onlar açısından hem de benim açımdan çok daha eğlenceli ve ilgi çekici bir hale geldi. “İndikatör canlılar”ı hatırlamam epey komik oldu mesela.

Her neyse, sunum bittiğinde hocalar da ben de çok memnundum. Tezin mevcut haline yönelik birkaç öneride bulundular. Sonra sınıftan dışarı çıkarttılar beni. Birkaç dakika sonra yeniden çağırdılar ve  Özgür Hoca beni tebrik etti ve Çevre Yüksek Mühendisi olduğumu söyledi 🙂

Sunumdan sonra hep birlikte epey güzel zaman geçirdik ve tüm hocalarıma teşekkür edip vedalaştık.

tez

Şimdi birkaç küçük düzenleme yapıp tezin bu son halini enstitüye sunacağım. Sunduğum kopyadaki son düzeltmeleri de işleyip tezin nihai halini bastıracağım ve jürideki hocalara imzalatarak gerekli yerlere teslim edeceğim. Sonra da diplomamı alıp 1994 yılından beri devam eden eğitim öğretim hayatıma bir nokta koyacağım 🙂

Yüksek Lisans İşim Oldu

Evet sevgili okur yüksek lisans başvurumdan sonra bugün nihayet yerleştirilmişim.

Dün Keremler’deydik. Biraz bu yüksek lisans olayından da bahsetmiştik. O andan itibaren onlara belli etmesemde kafama takılmıştı ne olacak diye. Aklımda hem midi klavye hem de yüksek lisans başvuru sonuçlarıyla bitirdim dünü.

Sabah kalıp 11’den itibaren de Fen Bilimleri Enstitüsü‘nün sayfasını kontrol etmeye başladım. Nihayet saat 15.00 sularında eklediler başvuru sonuçlarını. 78 küsür puanla Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı‘na girmişim. Kendimi tebrik ettim. Dedim hemen kalkıp gideyim, evrak işlerini halledeyim. Ama kayıt 7-8 Şubat tarihlerinde olacağından kalakaldım. Yarın sabah erkenden halledeceğim.

Toplam 5 kişi başvurmuş bu ara dönemde. Bunlardan Şevkiye ile Erhan‘ı tanıyorum. İkisi de benim üst dönemimdir. Facebook’a listeyi koydum. Haber bekleyenleri de etiketledim sevgili okur. Bu haberi görüp beğenen herkesi ben de beğeniyorum.Teşekkür ediyorum.

Geçen dönem özel öğrenci statüsünde olduğumdan yüksek lisanstan iki dersi alıp verdim bile. Bakalım ilerisi de umarım bu şekilde güzel devam eder.

Yerleşenler

Özel Öğrenci Oldum

Fen Bilimleri Enstitüsü

Malum okulu tek dersten uzatınca 5 sene boyunca her dönem 40 kredi almaya alışan ben bir boşluğa düştüm. Zaten yüksek lisans yapmak gibi bir hedefim de oldupu için yapabileceğim en iyi şeyi yaptım ve Fen Bilimleri Enstitüsü‘nde Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı‘na Özel Öğrenci olarak başvurdum.

Özel öğrenci olduğunuzda senelik yüksek lisans harcını bir defa da yatırıp o sene bir daha para yatırmıyorsunuz. Yüksek lisans derslerinden de 2 tane alabiliyorsunuz. Ben de öyle yaptım. Zorunlu derslerden iki tane aldım.

Anadolu Üniversitesi‘nde özel öğrenci olmak çok kolay sevgili okur. Ekle sil haftası içerisinde aşağıdaki dilekçeyi ve dilekçeye ek olarak öğrenci belgeniz ile kimlik fotokopinizi götürüyorsunuz Enstitüye. Orada seçtiğiniz iki dersin kontenjan durumuna bakıp onaylıyorlar. Ortamala 1 hafta sonra da sizden parayı yatırmanızı istiyorlar. Bu bir haftalık süre zarfında seçtiğiniz yüksek lisans derslerine girebiliyorsunuz üstelik.

Aldığım dersler lisans dersim olan Calculus II‘den boş kalan günlerim olan pazartesi ve çarşamba günlerine denk geldi. Bir tanesini Savaş Hoca, diğerini de Tuncay Hoca veriyor. Bu arada lanet olası Calculus II’den bahsetmişken bu dönem çok işim var sevgili okur. Quiz muiz de varmış. Üstelik allah uzun ömür versin, hocanın yazısı da çok çirkin lan. İnan derse sırf bu yazıdan dolayı konsantrasyon olamıyorum. Neyse bakalım, alışacağız buna da.

Bu yazıyı yazmamın bir sebebi de Beril‘in bu konuyla ilgili attığı bir maildi. Kısmen de olsa cevaplamış oldum sanırım.

Başvuru dilekçesi için buraya tıklayın.

Okulun İlk Günü

24 yaşında bir adam olarak hala böyle bir başlık atıp böyle bir yazı yazabildiğime inanamıyorum. Evet, bugün okuldaki uzatmalı dönemimin ilk günüydü sevgili okur. Sabah erkenden kalkıp Yunusemre Kampüsü‘ne Fen Bilimleri Enstitüsüne gittim Özel Öğrencilik başvurusu için. Şartları falan öğrendim. Yarın gidip başvurumu tamamlayacağım. Enstitüden sonra Erdem Hoca ile Orkun Hoca‘nın mekanına uğradım. Erdem Hocam vardı bir tek. Onunla lafladık ayak üstü. Sonra ayrıldım.

Serkan'ın paint çalışması

Oradan da İki Eylül Kampüsü‘ne Alper‘in yanına geçtim. Serdar Hoca‘ya borcum olan 20 lirayı verdim. Kendisine yine Çin’den bir takım IPOD ıvır zıvırı sipariş ettirmiştim. Daha sonra gidip yıllığımı aldım. Ancak yıllığın üzerinde resmim basılı plaketin yamuk yumuk olduğunu gördüm. Saat zaten öğlene yakın olduğu için kısa bir süre sonra yemeğe çıktık. Yemekte çıtır mezgit vardı da pek iştahla yiyemedim doğrusu. Yemekten sonra Arzu Hoca‘yı bulmak üzere bölüme döndüm. Bu esnada tüm hocalarımla hasret giderdim iyi oldu.

Arzu Hoca ile de konuştum. Yarın ders programımı götüreceğim böylelikle çalışma saatlerimi ayarlayacağız.

Akşam saat 17.30’a kadar öğrenci işlerinden öğrenci belgesi alabilmek için bekledim sevgili okur.  Bu sürenin bir kısmında bana Volkan eşlik etti. Yalnız kaldığım zamanda da oturup staj raporumu yazmaya devam ettim. Bu arada öğrenci kimliğime 5. bandrolümü de yapıştırdım bugün.

Bugünün belki de en rahatlatıcı anları okuldayken Akif Hoca‘nın odasında yaptığımız muhabbet oldu. Okuldan ayrıldıktan sonra Japon, Halil ve Volkan’la buluştum.

Eskişehir’in geceleri soğumaya başladı sevgili okur. Bu arada bu soğuk Eskişehir akşamlarında yürürken artık yeni bir eğlencem var: Çekirdek çitlemek! En az müzik dinlemek kadar keyif veriyor tavsiye ederim.

Eskiden okulun ilk günlerinde daha heyecanlı, daha coşkulu olurdum sevgili okur. Ancak bu sefer kendimi daha çok karamsar gördüm. Üzüldüm kendime. Bu arada kayıt sistemi arap saçına dönmüş, bugün mağdur olan bir sürü arkadaşımı gördüm. Üzüldüm.