Tag Archives: Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü

AÖF Kariyerim – Sakin Okul Derneği Çalıştayı

Merhaba sevgili okur. Bu ara biraz aksattım yazmayı. Ama hayatımda aksayan tek şey keşke şu blog yazılarım olsaydı. Neyse. Geride bıraktığımız hafta sonu Açıköğretim Fakültesi‘nin ara sınavları vardı. Okuduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü‘nü bitirmeme şurada birkaç ay kaldı sadece. Ara sınavların sonuçları açıklanmadı henüz. Ancak büyük ihtimalle ortalamanın üzerinde notlar alacağım. Umarım ters köşe olmam.

Başlığa “kariyer” yazdım dikkatini çeksin diye. Ama benimki pek öyle bir şey değil. Yalnızca bu dönem, geride kalan üç döneme göre sistemin içerisine daha çok girdiğim bir dönem oldu benim için. Yani “ancak son dönemimde” Açıköğretim Sistemi’nin gerçek bir parçası olabildim.

Bloga yazmadım, ama Ocak ayının sonunda, Yunus Emre Kampüsü‘nde bulunan Açıköğretim Fakültesi binasına, bunca yıldır ilk defa gittim. Bak taa 2006 Eylül’den beri Anadolu Üniversitesi’nin öğrencisiyim (gerçi son bir yıldır ESTÜ’nün öğrencisi oldum, o da ayrı bir yaradır), o büyük mavi camlı binaya ilk defa gittim. Neden peki? Eskişehir ilindeki “başarılı öğrenciler” buluşması için. Her bölümden not ortalaması yüksek olan öğrencileri, sistemle ilgili konuşmak için davet ettiler. Böylece ilk defa sistemin asıl mimarlarıyla tanışma fırsatım oldu. Bu toplantı benim için çok ama çok önemliydi. Benim sisteme olan bakışımı tamamen olgunlaştırdı, pekiştirdi.

Bu toplantıdan kısa bir süre sonra da “Kalite Elçisi” olmak için başvurdum. Burada bazı kriterleri de sağlamış olacağım ki, üniversitesinin “Kalite Elçileri” arasına girdim. Bu ayın ilk hafta sonu, yine bunca yıldan sonra, kampüste ilk defa kapısından girdiğim bir başka yere gittim. Akademik Kulüpte düzenlenen kahvaltı etkinliğine katıldım. Katılımcı listesine bakma şansım oldu. Kendi bölümümden o gün etkiliğe gelen bir tek ben vardım. Diğer bölümlerden de pek çok farklı insanlar gelmişlerdi. Daha kahvaltı masasındayken, pek çok yeni arkadaşla tanışmış oldum. Hem okulda Açıköğretim Fakültesi bünyesinde çalışan hocalarla, hem de benim gibi ikinci üniversite ya da doğrudan okuyan öğrencilerle.

O gün kalite elçilerinin hepsi söz aldı ve sisteme dair eleştirilerini, beklentilerini, tespit ettikleri hataları ve destekledikleri iyileştirmeleri anlattılar. Herkes, dili döndüğünce ağırlıklı olarak memnuniyetini ve yer yer de memnuniyetsizliklerini belirtti. Benim okuduğum bölüm kapsamında içerik ve sistem bazında çok bir sıkıntım yoktu. Ben, daha çok Açıköğretim Fakültesi’nin alt sistemlerine yönelik fikirler vermeyi tercih ettim. Daha önce sıkıntılar yaşadığım kitap satış sistemini anlattım mesela.

Etkinliğin sonunda dekan hocamız bizlere teşekkür etti ve salondaki herkesin günün geri kalanının da güzel geçmesini sağladı 🙂 Yakın zamanda sınav sonuçları açıklanacak. Büyük ihtimalle Açıköğretim’le ilgili bir sonraki yazım mezuniyet yazısı olacak. Umarım zaman çabucak geçer de o yazıyı da büyük bir coşkuyla yazarım.

Etkinlikten çıkınca koşar adım, Haller Gençlik Merkezi‘ne gittim. Çünkü orada, bir  başka etkinlikte Halil Abi beni bekliyordu. Bir okul düşünün. Tüm müfredatı alıştığımız, klasik sistemin yerine, tamamen “ekoloji” ve “doğayla birlikte yaşam” temaları üzerine şekillenmiş ve bu okulun öğrencileri ellerini kirletmekten hiç çekinmiyorlar! İşte bireysel olarak katılım sağladığımız etkinlik de buydu sevgili okur. “Ekolojik temelli bir müfredat nasıl olmalı?” sorunun cevabını aradık. Katılımcılar, ilgilendikleri ve çalıştıkları konulara göre “Su, Toprak, İklim, Bitki” gibi alt gruplara (atölyeler) ayrıldı. Her masada, öğretmenler, teknik uzmanlar, oyun tasarımcıları ve öğrenciler vardı. Herkes, konusuna ilişkin olarak fikrini belirtti. Pazar günü de devam eden çalışmanın sonunda artık elimizde, örneğim bizim atölyemiz olan Toprak atölyesinde, çocuklara toprağı nasıl anlatabileceğimize dair müthiş bir içerik vardı. Bu arada, yıllardır kitaplarını sağda solda gördükçe toparladığım Dr. Nejat ÇELİK de bizim masamızdaydı. Bu sayede tanıştık. Son gün Cengiz TÜRE hocam da etkinliği ziyaret etti. Onun küçük bir eleştirisi bazı masalarda konuşula hususların fazlasıyla teknik olmasıydı. Ancak ben kendi adıma, bizim masamızda, toprak konusunda belirlediğimiz alt başlıkların ve içeriklerin çocuklar için uygun ve yerinde olacağını düşünüyorum.

Böyle ciddi göründüğümüze bakmayın, gayet keyifli bir ortamdı.

Oluşturduğumuz bu “Toprak Grubu“, bir sürede daha çevrim içi olarak çalışmalarına devam edecek. Umarım ki bu işin sonunda ortaya çıkacak olan okulda, en azından çevre konusunda farkındalık seviyesi çok daha yüksek çocuklar yetişirler. Umarım.

Genç arkadaşlarımızın fikirleri çok önemliydi.

2018 Yılımın Özeti

11 yıllık blog hayatımın en geç yıl özeti yazısı oldu, farkındayım. Ancak 7-8 Ocak tarihlerindeki Doktora Yeterlilik Sınavı ve hemen peşinden gelen 12-13 Ocak Açık Öğretim Fakültesi sınavları nedeniyle geciktim. Elbette bu sırada yazıyı ufak ufak yazmaya başlamıştım. Az önce son sınavdan çıkıp geldim ve yazıyı bugün yayınlıyorum.

Çok uzun yıllardır hayalini kurduğum Eskişehir’de yaşamak ve çalışmak hayalimin ilk yılıydı 2018. O kadar çabuk geçti ki geriye dönüp bakınca acaba neler oldu diyorum, unutmuşum neredeyse. Bu yoğunluğun elbete ki büyük kısmı işle alakalı. Ancak kendi özel hayatımızda da bu yıl üzücü birkaç olay yaşadık. Umarım tekrarları olmaz.

Geleneksel “Yılımın Özeti” yazısına hoş geldin sevgili okur. Biliyorsun, biraz uzun bir yazı oluyor bu. 2018 yılında, her ay neler yaptığımı şöyle bir özetliyor, sonrasında ise bir önceki yıl koyduğum hedefler ile bir sonraki yılın hedeflerine yer veriyorum. Blogla ilgili istatistikleri de paylaşıyorum.

Her sene yazdığım üzere, 31 Aralık tarihi meslek hayatımın da işe başlama yıl dönümleridir. Kadere bak ki nasıl altı sene önce Bilecik‘te 31 Aralık günü işe başladıysam, Eskişehir’de de geçen yılın son günü, işe başlamıştım. Son günler yarım gün olduğu için Ocak ayının 2. günleri genelde yıl dönümleri oluyor. Bu yıl Eskişehir’de iş yerindeki mesaimin büyük bir kısmı “Sıfır Atık Projesi” çevresinde döndü. Pek çok sunum ve eğitim programı düzenledik bu konuda. Bir de grafik tasarım işlerimiz epey yoğundu. O açıdan sevgili iş arkadaşlarıma yazının en başında teşekkür edeyim. Bilecik’te kalan eski dostları da unutmuyorum elbette. Onlara da selamlar olsun.

Ocak 2018:

Bu ay bloga 5 yazı yazmışım. Eskişehir’deki iş yerine alışmakla geçti bu ay. Bir de ay sonuna doğru “Süper Kanlı Mavi Ay” isimli bir dolunay yaşandı. Aynı ay içerisinde iki dolunay olması bu yılın en müthiş gök olaylarından bir tanesiydi. Yıl boyu aksamayan tek şey dolunaylarım ve onların yazıları oldu.

Şubat 2018:

Bloga 6 adet yazı yazmışım. Bu ay Volkan Türkiye’ye gelmişti. Çok özledim yahu Volkan’ı da. Uzun süre oldu görüşmeyeli.

Okumaya devam et

Teleskop, Dolunay, Sınavlar

Doktora teziyle ilgili çalışmalar başladı artık. Ekoloji alanında devam edeceğim. Ocak ayında yeterlilik sınavına giriyorum. Panik halindeyim. Tezde kullanacağım verilerin toparlanması için arazi çalışmalarına bu mevsim itibariyle başladı. Yıllar sonra laboratuvara girdim. Yıllardır dolapta duran önlüğümü büyük bir heyecanla giydim. Laboratuvarda çalışmayı özlemişim gerçekten.

lab01

Çalıştığım laboratuvar

lab02

Yardımcılarım 🙂

Üstelik eğitim öğretim alanındaki tek gelişmeler bunlar da değil sevgili okur. Hafta sonu Açık Öğretim Fakültesi sınavları vardı. Bu sene Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü‘nde ikinci sınıftayım. Geçen sene çokça yazmıştım burada. Bu sene ki dersler de en az geçen sene olanlar kadar keyifli ve bilgi patlaması yaratıyor bünyede. Sayısal Fotoğraf İşleme Teknikleri, Sayısal Fotoğraf Baskı Teknikleri, Kamera Tekniğine Giriş, Fotoğrafın Kullanım Alanları, Sayısal Fotoğraf Makineleri ve Toplum ve İletişim dersleri var bu dönem programda. Hafta sonu da sınava girdim toplamda altı dersten. Fena değildi. Büyük bir sürpriz olmazsa güzel notlar alırım.

teleskopBu ayın en güzel gelişmelerinden bir tanesi nihayet kendime bir teleskop almam oldu. Bir yerden başlayıp amatör falan bakmadan bir teleskop aldım. Bu daha ileri modeller için cesaret vermeye yetecek mi göreceğiz. Teleskop kullanmak kesinlikle sabır isteyen, bambaşka bir olay sevgili okur. Bu modelde bile istediğiniz hedefi bulmanız dakikalar sürüyor. Netlik ayarı çok hassas ve en nihayetinde gördüğünüz görüntü ters! Bu ay olmadı ama umarım önümüzdeki ay, daha açık bir gökyüzünde marifetlerimi gösterebilirim.

Güzel yüzlüm, bu dolunayda seni bulutların ardına feda ettik. Göremedik doğru dürüst. Ama üzülmedim. Bak ben ne yapıyorsam sana biraz daha yakın olabilmek için yapıyorum. Gerçi işin içerisinde biraz da optik ve astronomi merakı giriyor, ama olsun.

İşin özeti özledim. Bunca koşturmaca, okullar, laboratuvarlar, dersler, sınavlar bir yana ben özledim. Yeniden özgür olmayı, yeniden rüyalar görebilmeyi, karanlık bir gecede ışıl ışıl oluşunu özledim.

KEŞİF: Bayılacaksın, sözlerine de bak.

flies

 

2017 Yılımın Özeti

owl-illustration.jpgDaha başlarken katliama sahne olan, yıl boyunca göz yaşının, ölümlerin, vedaların eksik olmadığı, bir önceki yıldan hiç de arta kalmayan, toplumun artık geri dönülemez şekilde ayarlarının bozulduğu, müzikten başka hiçbir şeyin tat vermediği bir yılı, 2017’yi de geride bıraktık sevgili okur. Bu yıl çok fazla sağlık sorunu ve hastane problemleriyle uğraştım. Yıldım. Ama nihayet bitti ve blogun geleneksel yıl özeti yazısına hoş geldin. Uzun bir yazı olacak ama keyifli bir yazı olması için de elimden geleni yapacağımdan şüphen olmasın.

31 Aralık tarihleri yılın son günü olmasının yanında benim için meslek hayatımın başlangıcının yıl dönümüdür. Bu yıl mesleğimde beşinci yılımı doldurdum. Şüphesiz yılın en önemli olaylarından birisi, uzun süredir beklediğim bir şey gerçekleşti ve Eskişehir’e tayin oldum. Kadere bak ki sevgili okur, Eskişehir’de de tıpkı Bilecik gibi, yılın son iş gününde, 29 Aralık tarihinde iş başı yaptı. Bazı sağlık sorunları nedeniyle böyle oldu. Zaten bu sağlık sorunları da yılın son iki ayında bize bir türlü huzur vermedi. O açıdan 2017 bir an önce bitmesini istediğimiz bir yıla dönüştü.

Bu yıl, blogta reytingler önceki yıla göre ciddi bir artış gösterdi. Özellikle yeni okurlara teşekkür ederim. Eski okurun ise gönlümde tahtı altındandır! Ancak yazıların en çok geciktiği yıl galiba bu yıldı. Olaylar olup bittikten sonra yazma fırsatı bulabildim çoğunlukla. Bunun bir sebebi malum, yıl boyunca Bilecik’e yaptığım git gel durumu idi. Diğer sebebi de bu yıl kayıt olduğum Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü ile halen devam eden Doktora derslerimdi. Olsun lan, okumak güzel şey.

Evet, haydi bakalım bu yıl blogta neler oldu neler bitti. Aylara göre önemli olaylar nelerdi? Okumaya devam et