Tag Archives: Fransa

Türkiye Eurovision’dan Çekilmelidir

Dün gece Bakü‘de düzenlenen 57. Eurovision Şarkı Yarışması‘ni izledik sevgili okur. Saat 01.00 sularında da sinir olup televizyonu kapattık. Her sene giderek siyasileşen ve adeta coğrafya dersine dönüşen bir Eurovision‘u daha geride bırakmış olduk böylece.

Birinci olan İsveç de dahil, nacizane müzik zevkime hitap eden tek bir şarkı bile yoktu lan. Yani ne bileyim, cidden çok kötüydü şarkılar. Sahne şovu yapacağım diye maymunlaşan tipler, ah ah ah diye birinci olan şarkı, bol bol iç çamaşırı gösteren bir Yunanistan… Müzikalitenin çok gerisinde, tamamen görselliğe (ki görsellik bile berbattı) ve dış politika oylamasına dayalı bir yarışmaydı, her sene olduğu gibi.

İsveç

Ben bunu yaklaşık 4 yıldır söylüyorum ve yine söyleyeceğim: Türkiye, Eurovision’dan çekilmelidir sevgili okur. Eurovision, yapıldığı ilk yıldan beri bir kuruntu, kasıntı mücadelesidir bana göre. İlk yarışmayı organize eden “abi ülkelerin” diğer ülkelere kendilerince fark attıkları başka bir alan oluşturma mücadelesidir. İlerleyen yıllarda ise sürecin giderek ekonomik ve siyasi anlamda değeri olan bir sürece dönüştüğünü gördüklerinde, kendi kurdukları bu sistemi ve sahneyi “daha küçük kardeşlere” bırakmışlardır. Her yıl yarışmaya doğrudan katılma hakları vardır zira. Eurovision pazarında her daim var olup, istisnalar hariç hemen her yarışmaya gayet sıradan parçalar yollamışlardır.

… Buradaki “5 büyük” ülke (İtalya, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İspanya) yarışma için 5 büyük ekonomik katkı kaynağı sağlamaktadır ve finalde otomatik olarak ödüllendirilmektedirler… Kuralların tamamı.

Bizim gibi başka alanlarda bu abi ülkelerle rekabet edemeyen ülkeler de Eurovision’u milli dava haline dönüştürmüş, siyasi anlamda bir değer kazanmasına yol açmışlardır. Komşuların komşularına göz kırptığı bir coğrafya da yakın zamanda Azerbaycan katılana kadar bizim ülkemizin tek bir dostu olmadığını görüyorduk. Gerçi çok da önemli değildi böyle bir dostluk ama televizyon başında her sene Kıbrıs‘a 12 veren Yunan’ı, Yunan’a 12 veren Kıbrıs’ı izlemek canımızı sıkıyordu. Ya da bizim 10 puan verdiğimiz Ermenistan‘ın bize nah çekmesini kabullenemiyorduk. Almanya’dan az oy çıkınca Almancılara sövüyorduk, aynı Almancılar 12 puan verince gururlanıyor, sahip çıkıyorduk. Bosna-Hersek bize, bu yarışmada olduğu gibi, çok puan vermeyince “vayy ulan sizi bir kurtarmadık mı Sırplar’dan” diye hayıflanıyorduk. Hakkaten lan dün gece Bosna-Hersek’in şarkısı fena değildi bak, kadın Tuzlalı’ymış. Tuzlalı bir arkadaş vardı zamanında.

Bülend Özveren

Bu açıdan belki de el altından kendimize bir kültür bile oluşturmuş olduk. TRT‘de her yıl yarışmayı Bülend Özveren sunar mesela. Adam çok deneyimli bir televizyoncu olmasına rağmen sadece Eurovision zamanı sesini duyarız. O da sesini duyarız, yüzünü görmeyiz. Bülend Özveren, ülkeleri iyi bilir, kim nereye ne kadar verir, sonuçlar açıklanmadan önce tahmin eder ve söyler. Genelde de haklı çıkar. Coğrafya bilgilerimiz açısından faydalı ancak herşey önceden tahmin edilebildiği için müziğe verilen önemi göstermek adına saçma bir yarışmadır yani.

Eurovision’daki bana göre bir diğer saçmalık ise Avrupa’dan bahsedip İsrail‘i, Ermenistan’ı ve Güney Kıbrıs’ı Avrupa kıtasına dahil etmektir. Bu bile yarışmanın nasıl bir siyasi zemine oturduğunu göstermeye yeterdir.

İşte tüm bu mantıksızlıklar silsilesine bir tepki olarak bence Türkiye artık Eurovision’dan çekilmelidir. Bu yarışma için harcanan her kuruşa yazıktır. Yok reklammış, yok tanıtımmış, inanın kimsenin de umrumda değil bence. Sertap Erener‘in kazandığı sene ne oldu, ne değişti? Ondan sonraki senelerde katılan çok daha güzel şarkılarımızı politik oylamalara heba ettiler. Bu durum çok kaliteli müzik adamlarımıza ne derece yansıdı? Çekilmek ayıp değildir. Bu sene Polonya, Avrupa Futbol Şampiyonası’nı yapacağız diye çekilmiş. Ermenistan da Dağlık  Karabağ Bölgesi‘ni halen işgal altında bulundurduğu ve Azerbaycan’la diplomatik kriz içerisinde olduğu için yarışmaya katılmadı.

Bu arada Karabağ demişken, belki de dün gece sevindiğim ve savunabileceğim tek şey oldu sevgili okur. O da Azerilerin aralarda sürekli olarak Karabağ’la ilgili vtrler gösterip dünyaya bu yönde bir tanıtım yapmalarıdır. Politik ama bence yerinde bir politik hamle oldu bu. Aynı Azerbaycan’da muhaliflerin de sokaklarda olduğunu ve yine bu yarışmayı kullanarak seslerini duyurmaya çalıştıklarını da hatırlatayım hemen. Sadece bu iki örnek bile artık müzik adına pek bir olayın kalmadığını gösterir bize.

Can Bonomono

Bu arada bizim Şaban’ın şarkısı iyiydi. Ama bu sahne olayı çok kötüydü. Yani ben beğenmedim. Şarkıyı kendisi yaptığı için vicdanı rahat olsun, kareograf düşünsün gerisini. Aferim oğlum.

Şu linkten ülkemizin Eurovision’daki tüm durumunu detaylı olarak görebilirsiniz.

Finaller Bitti

Finaller bitti en sonunda. Hep demişimdir bu 15 günlük final dönemi hayatımızdan herhalde 2 ay götürüyordur. Bu sefer bir farklılık yapıp hangi dersin sınavının nasıl geçtiğini tek tek söylemeyeceğim. Ama tek dileğim son sınav olan Termodinamik sınavından 40 alabilmek. Bu yazıyı okuyan herkes şu yan tarafta açtığım ankete inşallah kısmına oy verirse içimden bir ses 40 alacağımı söylüyor. Hadi bakalım.

Kendim için değiştirdiğim termodinamik kitabı kapağı

Bu sene kullandığımız termodinamik kitabı hayatımda gördüğüm en iyi ders kitaplarından birisi. Mühendis iseniz muhakkak Yunus Çengel‘in Mühendislik Yaklaşımıyla Termodinamik kitabını edinin. Bendeki orjinaline ilaveten bir de derste kullandığımız kısımları çektirdiğim bir kopyası daha var. Kitabın orjinali İngilizce. Ama Türkçe çevirisi de en az orjinali kadar başarılı. Kitap dümdüz, sıkıcı bir şekilde anlatmıyor konuları. Aralarda yaptığı yorumlar, gerçek hayatı baz alarak sorduğu sorular, cevaplara yaptığı yorumlar mükemmel. Ve asla da aklınızdan çıkmıyor. Finale çalışırken entropi gibi zor, anlaşılması güç bir konu da adamın formüller, işlemlerle dolu bir sayfanın altında yazdığı paragraf;

Evrendeki entropi artışı sadece mühendisleri değil, felsefecileri ve din adamlarını da ilgilendirir, çünkü entropi evrendeli düzensizliğin veya karışıklığın bir ölçüsü olarak da algılanabilir.” (Çengel, Y.,Boles, M., Mühendislik Yaklaşımıyla Termodinamik, Ekonomik Baskı, Taner Derbentli çevirisi, sayfa 272.)

Dediğim gibi mühendis iseniz bu kitabı bulup okuyun, arşivinize koyun. Bir de Yunus Çengel ismini google’dan araştırın.

Finallerin bitişi ile Dünya Kupası‘nın başlangıcı iyi bir tesadüf oldu. Aslında ben derbi maçlar haricinde futbolla pek alakası olmayan bir insanım. Ancak bu Dünya Kupası’na bayılıyorum. Ortaokuldayken LGS’ye girdiğim sene, lisedeyken de ÖSS’ye girdiğim sene olmuştu. Ben hepsinde Fransa‘yı tuttum. Fakat bu sene Arjantin‘i, Maradona‘yı tutuyorum 🙂 Güzel oluyor, keyifli oluyor izlemesi. Malum bu senede Afrikalıların Vuvuzela‘sı meşhur oldu. Herkes onu yazmış, onu konuşuyor. Sesi insanın sinirini bozuyor falan ama eğlenceli bir alet bence. Burki’nin paylaştığı linki vereyim de siz de online vuvuzela çalın. Yalnız hoparlörlerinizi çok açık falan unuttuysanız zıplayabilirsiniz 🙂 Tıklayın çalın

Sol tarafta köfte var, diğer tarafta da tavuk var

Finallerin ardından yaptığımız ilk şey cumartesi günü pikniğe gitmek oldu. VIP Piknik organizasyonlarımızın ilki olan bu etkiliğimizde gayet yiyip içip eğlendik. Şansımıza ıslanmadan, en azından çiselemeye başladığında biz çoktan toplanmış olaraktan geri döndük. Belki canınız falan çeker diye bir tane de fotoğraf koyuyorum. Etkinliğimize katılan sınırlı sayıda kişiye teşenkkür ediyoro! gerçekten eğlenceli bir aktivite oldu. Lan yalnız ben çok acayip zıplıyormuşum onu farkettim. İp atlamaya kalkıştım bizimkiler gülmekten ipi sallayamadılar. O derece!

Koçtaş‘a uğradık dönüşte. Koçtaş’a neden gittim peki? Matkap ve taşlama makinesi alacağım bakalım kendime. Ama bu ara ekonomik olarak iflasın bile ötesine geçtiğim için (piknikteki ekonomik yardımından dolayı Özer Çiftçi‘ye derin sevgilerilemi sunarım) bu aralar sadece marka ve model araştırıyorum. Ama her eve lazım bir sağlam bir matkap ve taşlama makinesi.

Yaz okulu başlayacak yakında. O zamana kadar planım evde uyuyup Supernatural izlemek ve yapmayı planladığım langırt masası üzerinde çalışmak. Haa bir de bu langırt masası ile ilgili çok acayip bir gelişme oldu, onu da bir sonraki yazımda belirtirim. Yazının en başında dediğim gibi yandaki ankette lütfen Termodinamik sınavından 40 almam için bana oy verin. Sevgilerle 🙂