Tag Archives: From The Frozen Mountains

Ağustos Dolunayı Sürprizleri

agustos02Bu yazın son ayında, Ağustos’ta nihayet güzel haberler almaya başladık sevgili okur. İşlerin giderek sarpa sardığı, sıkıntıların sağda solda fink attığı onca aydan sonra nihayet, aklımızı fikrimizi bir nebze olsun bu Dünya’dan alıp çok uzaklara götürmemizi sağlayacak sürprizler oldu.

Alper‘in olayı şüphesiz önceki gecemizin en büyük olayıydı. Şaşkınlık ve anlam verememekle karışık geçen dakikaların ardından konuşacak bu kadar çok şey bulduğumuz için biz de çok şaşkındık. Utku, sabah uyandığında bile şaşkın ve olanları sorgular haldeydi. Sevgili okur şimdi soruyorsun evet, ne oldu lan açıkça anlat, diyorsun. Yok. Bu sefer açıkça anlatmayacağım. Birazcık daha bekleyeceğim.

sabhankramountainSabhankra, dolunaylı gecelerimize soundtrack olan parçaların yaratıcısı. Moonlight isimli şaheseri adeta benim için yazmışlar. Aşıkken dinlediğim, kızgınken dinlediğim, yorgunken dinlediğim, yoldayken dinlediğim, hayatımın hemen her anına şahit tuttuğum Sabhankra, bu yıl da boş geçmedi. Yüreğimizi donduracak, kuzeyin karlı dağlarının soğuğundan, öfkesinden ve acımasızlığından beslenen yepyeni bir albümün müjdesini verdi: From The Frozen Mountains. Yalnızca kapağı bile beni heyecanlandırmaya yetti. Yalçın, ulaşılmaz dağların soğuğundan süzülen kızıl bir ejder, Savaş Sungur‘un kabuğu soğuyan ve taşlaşan yüreğinin içinde halen yanan öfkeyi sembolize etmiş adeta. Yeni albümden birkaç küçük parça dinleme imkanım oldu. Görünen o ki ağlayacağız. Çok ciddi anlamda ağlayacağız.

Geçenlerde YÖKDİL sınavına girmiştim. Sonuç iyi geldi. Bir ufak pürüzü de hallettikten sonra çok güzel bir gelişmeyi duyuracağım.

tirofficial

Tir Official – Full Moon Madness

Bir güzel gelişme de bugün yaşandı:

Muhtemelen tabakların serilip kadehlerin dolduğu şu saatlerde nihayet yitip gidişinin ilk saniyelerini kutluyorlar. Sen sanıyor musun ki çok sevildin yüreklerde? Sen sanıyor musun ki kaliten yeri göğü titretti de bir çift kelime söyleme gereği duyduk? Yanılmışsın. Olmamışsın. Bu suyu durulmayan kuyuya bir taş da, epey büyükçe bir taş, sen attın. Sayende kaybettiğimiz onca güzel dostluğun, kırılan kalplerin acısı umarım senden çıkar. Umarım.

Neyse, yaz bitiyor. Bir sonraki görüşmemiz sonbaharda olacak. Belki de o çok sevdiğim hırkanın sıcaklığına sığınırsın. Her hareketinde kokun yayılır gecenin karanlığına. Ellerim sen kokar. Evet, bu gece de başını kaldıran herkes seni görecek, belki fotoğrafını çekmeye çalışacak. Ancak kimse bilmeyecek yüreğimdeki resmini.

agustos01