Tag Archives: Garmadh

Deck Kasetçalar ve MCA Distro

deck00

Yıllar önce kurduğum bir distrom var sevgili okur. İlk olarak Godspel‘in albümünü, daha sonra Garmadh‘ın EP’sini, daha da sonra Godspel’in Limited EP’sini basmıştım. Birkaç yıl sonra bu sefer Sabhankra‘ya yine limited bir EP yapmıştım (A Star To Shine EP) ve bu EP, grup üyeleri için bile bir sürpriz olmuştu.

Tabii geçen bu zamanda, özellikle Çılgın Koleksiyoncular Grubu‘nda, pek çok distro sahibi arkadaşım oldu. Bu arkadaşların yaptıkları işler takdire layık işlerdi. Özellikle kaset basan Merdumgriz ve Dead Generations, bana kaset fikrini aşılayan adamlar oldular. Öyle ya, ben de kaset formatında albüm basabilirdim. CD basmak kolay ama kaset artık zor.

Kaset basabilmenin iki yolu var: Bir tanesi çok kaliteli bir müzik setine sahip olmak. Hatırlarsın, kaset çalarlı, cd çalarlı, radyolu müzik setleri vardı. Çocukken bizde de vardı ama kıymetini bilmemişim 😦 Artık bu tip setler üretilmiyor. İkinci el satan dükkanlardan da temiz bulmak çok zor. Kaset basmanın bir diğer yolu da deck kasetçalar denen cihazlar. Bunları çocukluğumuzda mahallemizin kasetçilerinde görürdük çoğunlukla. Çünkü çalma ve kaydetme sistemleri ev tipi kasetçalarlara göre daha kaliteli oluyor bunların. Kasetçiler de o dönem parayı çekme kasetten kazandıkları için böyle cihazlar daha makul oluyordu onlara. O yüzden ben de bir deck kasetçalar alma yoluna yöneldim. Ancak decklerin, özellikle de çok iyi olanların, fiyatları da çok iyi. Kaset teknolojisinin en ileri seviye cihazları genellikle deck kasetçalarlardır. Bu aletlerin üzerinde ses açma/kısma düğmeleri olmuyor çoğunlukla. Neden? Çünkü bunlar ses çıkışı için bir amfiye ya da miksere bağlanıyor.

Bundan herhalde bir buçuk ay kadar önce bir gün, yine internette bakınırken İstanbul’dan bir cihaz buldum. Hemen Cihan‘ı aradım. Satılan dükkanı tarif ettim. Ona yakınmış. Dükkan sahibini de aradım. Akşam kuzenim gelip alacak diye tembihledim. Ve heyecanla akşam olmasını beklemeye başladım. Saat 18.00 civarında Cihan aradı hüzünlü bir sesle. Cihaz satılmış! Lan nasıl olur, dedim. Moruk bir de sen ara, dedi. Cihan bana hep moruk der. Aradım adamı. Dedim kuzenim geldi almaya, adam dedi ki ben o cihazı sattım, sen kesin bir şey demeyince, ben de sattım.

O esnada servisteydim. Eskişehir’e gelene kadar sövdüm içimden. Cihan’ı boşu boşuna uğraştırdığım için üzüldüm ve epey hevesim kırıldı. Hayal kırıklığından dolayı bir süreliğine kasetçalar alma fikrini rafa kaldırdım. Ancak bir hafta sonra, şans bana gülecekti.

Bir hafta sonra, hiç aklımda yokken yine kendimi deck kasetçalar ararken buldum. Aynı gün içerisinde Eskişehir’den verilmiş bir ilan gördüm. Cihaza baktım. Temiz görünüyordu. Satıcıyı aradım. Dedim ki, ben de Eskişehir’deyim akşam görüşelim. Akşamı heyecanla bekleyip adamın verdiği adrese gittim. Burası eski evime çok yakın bir yerdeydi. Adamı görünce biraz şaşırdım ne yalan söyleyeyim. Uzun kır saçlı, yaşına rağmen dimdik yürüyen ve ancak bir gençten bekleyebileceğin incelikte ses tonuyla konuşan biri geldi yanıma. Tanıştık, cihazı teslim aldım. Elektrik olmadığından kontrol edemedim. Adam dedi, ben evde ettim, bir sıkıntı yok. Pekala dedim ve koşar adım eve geldim.

Sanyo RD400 marka ve modelli deckte tek bir kasetçalar bölme bulunuyor. Dahili hoparlör yok. Ancak stereo bir ses çıkışı ve kulaklık çıkışı var. Vee işin en güzel kısmı da stereo bir line in girişi olması! Bu şu anlama geliyor ki harici bir kaynaktan aldığımız sesleri doğrudan kasede basabiliyoruz! Wuuhuu! Giriş için line in kablosu haricinde bir diğer alternatif de yine stereo (sağ ve sol) mikrofon girişleri. Cihazdaki bir diğer güzellik tape counter denen mekanik sayaca sahip olması. Bu mekanik sayacın güzelliği çaldığınız kasetteki spesifik noktaları sayaçtaki sayıyı okuyarak denk getirebiliyor olmamız 🙂

deck04

deck03Böylesi bir alete sahip olunca ilk iş gidip üç beş tane boş kaset aldım. Önce uzun süredir yapmayı planladığım bir şeyi yaptım ve Dissection‘ın Reinkaos albümünü CD’den kasede çektim! Şimdi de planım Alper‘le birlikte, Efendi‘nin Hangi Rüya albümünü yalnızca kendimiz için kasede basmak. Ticari amaçlı olmayacak elbette.

Evet sevgili okur, özetle kardeşin MCA Productions & Distro adıyla olaya yavaştan giriyor. Yeşilçam tabiriyle “kaset yapacağım”. Eğer underground grubunuz için yayımlamayı düşündüğünüz bir albümünüz varsa muhakkak görüşelim 😉

Reklamlar

Bir Yıkım Senfonisi

Müzik ve savaş kavramları, insanlık tarihinde belki de geçmişi en eski ve nadir iki kavramlardır. Savaş insanlığa nasıl hüznü ve acıyı getirmişse çağlar boyunca, müzik de eğlencenin ve neşenin kaynağı olmuştur aynı insanlığa. Ne yazık ki sadece eğlence ve neşe ile sınırlı kalmamış müzik, savaşın yıkımlarının ardından yükselmiştir savaş meydanlarından. Geride kalanların çektiği acıyı anlatmış, hüznü taşımıştır notalarında. Ve yine ne yazık ki sadece bununla da kalmamış, müziğin manevi gücünü keşfeden insanoğlu tarafından belki de karıştırılması gereken son duyguya, yok etme duygusuna karıştırılmış ve fetih marşları, zafer marşları ortaya çıkmıştır. Müzik, yıkıma alet edilmiştir.

Savaş, her ne kadar istemesek de, içerdiği çok farklı duygular ve insan manzaraları ile aslında müzikle anlatılmaya çok uygundur. Millete, coğrafyaya göre bu anlatımın şekli ve özellikleri değişir. İskandinav müziğinde savaşın getirdiği yıkım övülür, yakıp yıkmak büyük bir coşku ile anlatılır genellikle. Anadolu türkülerinde savaşmak zorunda kaldığımıza vurgu yapılır ve onurlu bir ölümle gurur duyulur. Savaşın hem öncesi, hem sonrası hem de savaşın kendisi yani savaş anı müziğe konu olarak kullanılabilir. Savaş sonrasını anlatan eserlerde zafer ve hüzün bir arada anlatılır. Anadolu türkülerinde gördüğümüz budur en azından. Çanakkale Türküsü, Yemen Türküsü ve Plevne Marşı şu an aklıma ilk gelen eserler. Tamamı da savaştan sonra yazılmıştır ve tamamına hüzün ve kahramanlık edası hâkimdir. Ortak tarihimizin savaşlarla dolu olmasını ve “savaşçı millet” olarak nitelendirildiğimizi düşünürsek, aslında Türk müziğine savaşın etki etmemiş olması garip olurdu. Bugün neredeyse tüm Kafkas milletlerinin müziklerine baktığımızda sözlerin muhakkak bir savaş, sürgün, yıkım teması içerdiğini görürüz. Bu kesinlikle bir acındırma değildir; bu, tamamen yaşanmışlığın, duyguların tam da olması beklediği üzere müziğe yansımasıdır.

Müziğin en büyük elementi olan maneviyat, elbette ki müthiş bir güçtür. Savaş tekniğinde fiziksel güç ve manevi güç neredeyse eşit derecede önemlidir. Fiziksel olarak daha güçlü orduları, sayıca daha az ama daha çok inanmış ordularımızla yendiğimiz onlarca savaş hikâyesi vardır tarihimizde ve insanlığın savaş tarihinde. Müzik gibi doğrudan maneviyata etki eden bir kavramın savaşta kullanılmasının keşfi tüm milletler için hiç de zor olmamıştır. Asya milletlerinin savaş davulları, düşmana gök gürültüleri gibi geliyor, özellikle korkunç bir aksaklıkla çalınan bu davullar karşı askerleri daha tek bir hamle yapamadan oldukları yerlere çiviliyordu. Osmanlı mehteranı imparatorluğun en güçlü dönemlerinde rakip devletlerin en son duymak isteyecekleri melodiler icra ediyordu. Mehter takımları, temelde vurmalı ve tiz sesli üflemeli çalgıları esas alan bir yapıdaydı. Hücum Marşı, Fetih Marşı gibi allegrodan prestoya değişen tempolar ve tamamı kreşendo yapıda eserler, savaş anında savaşan askerlere müthiş bir moral kaynağı oluyordu. Aynı mehter takımı sadece savaş esnasında değil, savaşa giderken ve savaştan dönerken de askerin maneviyatına hitap ediyordu. Savaş yolu boyunca askere deyim yerindeyse gaz veriyor, zafer kazanılmışsa zafer türküleri çalıyordu. İskandinav milletlerinin ataları olan Vikingler’in savaş boruları meşhurdur. Dünya’ya da savaş borusu kavramını Vikingler getirmişlerdir. Geceleri karanlığın içerisinden gelen boru sesleri kıyı kentlerde yaşayan ve saldırıya uğrayan kentleri halklarının kâbusları olmuştur tarih boyunca. İlkel dönem tarihte durum böyleyken, modern zamanlarda da değişen tek şey orduların silah gücü olmuştur. Amerikan iç savaşında Güneylilerin ve Kuzeylilerin, Avrupa savaşlarında Fransızların çaldıkları hücum borularını pek çok filmde duyarız. Bugün bir enstrüman olarak ortaya çıkan French Horn’un kökeni de bizzat savaş borularıdır. Enstrüman olarak güçlü ve tiz sesler veren üflemeli çalgılar ve davullar savaş müziğinin en önemli unsurlarıdır.  Savaş filmleri için ya da içerisinde savaş sahnesi olan filmler için hazırlanan soundtrack’lerin neredeyse tamamında bu enstrümanların çoğunlukla kullandığını görebiliriz. Bir diğer önemli nokta ise çağımız müzik anlayışında savaş müziğinin orkestra ile çok daha etkili ve başarılı icra edilebiliyor olmasıdır. Yüzüklerin Efendisi ve Karayip Korsanları serilerinin soundtrack’leri bu hususta verebileceğim en popüler örnekler. Özellikle Yüzüklerin Efendisi serisinde besteci Howard Shore, bu konuya adeta yepyeni standartlar getirmiştir. Sadece Yüzüklerin Efendisi serisi için hazırladığı besteleri için geliştirdiği yöntem ve teknikler bile savaş müziği besteciliği olarak yepyeni bir dalı doğurmuş olabilir. Filmdeki her ırk için apayrı elementler kullanması ve bunu senfoniye müthiş aktarması filmin başarısına başarı katmıştır. Bugün ben halen Rohan savaş borusunun tüm detaylarını biliyorsam bunu Howard Shore’a borçluyum.

İkinci Dünya Savaşı boyunca Rus radyolarının sürekli olarak senfoni yayını yapması hem askerler hem de savaşın yıkımıyla mücadele etmeye çalışan halk için müthiş bir moral oluyordu. Hatta bu senfoni ile ilgili olarak çok bilinen bir olay vardır. Stalingard Savaşı’nda Almanlar şehri kuşatmışlardır. Şiddetli çatışmalar devam ederken Ruslar askerlere moral vermek için cepheye bir senfoni orkestrası getirirler. Konser başlar, bir süre sonra Almanların ateş etmeyi kestikleri fark edilir. Bir süre sonra orkestra çalmayı bitirdiğinde Almanlara Ruslara seslenirler, “Biraz daha Bach çalar mısınız? Söz, ateş etmeyeceğiz.

Klasik müzik yapısı itibariyle bu tür bir etki yaratırken, diğer müzik türlerinde durum daha çok eleştirel boyutlarda gelişmiştir. Rock müzik özellikle seksenli yıllardan itibaren savaş karşıtı bir duruş geliştirmeye başlamıştır. İlk dönemlerinde böyle bir duruş çok göze çarpmasa da seksenlerde Rock ve barış olguları iç içe geçmiş durumdaydı. John Lennon’un “Elvis askere gittiği gün ölmüştü” sözü sanırım bir fikir veriyordur bu konuda. The Beatles, Jim Morrison, Bob Dylan ve Jimmy Hendrix savaş karşıtlığının ilk temsilcilerinden olmuşlardır. 1969’da Vietnam Moratorium Günü konserinde Give Peace A Chance (Barışa Bir Şans Verin) şarkısını John Lennon 500.000 kişiye söyletmiştir. Bu halen daha kayda değer bir rekordur.

Yazıyı yazmak için yaptığım araştırmalarda okuduğum bir makalede yazar çok başarılı bir tespit yapıyor ve bugün sözüm ona savaş karşıtlığı yapanların sadece yukarıda saydığım isimleri taklit ettikleri, söylemlerinin sadece sözde olduğunu ve hayatlarında söylediklerinden en ufak bir iz bile taşımadıklarını söylüyordu. Bugün müzikte savaş karşıtlığı bile artık ticarileştirilmiştir. Bono ve pek   çok sanatçının sırf bu temayla popüler kaldığı bir gerçek haline gelmiştir. Belki de bu konudaki en güzel tespit de South Park dizisinin 11. sezonunun 9. bölümünde anlatılmıştır. Buradan izlenebilir.

Müzikle savaşa karşı verilen mücadelede belki de kitlesel boyuttaki en önemli hareket, hippi hareketi oldu. Çıkış noktasında müziği ve salt barışı planlayan bu hareket de yine zamanla yozlaştı ve uyuşturucu batağında, bırakın savaşı barışı, hayatın kendisini umursamayan insanlar sürüsüne dönüştü. Dolayısı müziğin savaşla olan mücadelesine olan güven kayboldu. Ben kendi adıma bugün bu amaçla yapılan çalışmaların çoğunun samimiyetine inanmıyorum. Bu sözde samimiyetin ödül törenleriyle perçinlenmeye çalışılmasını ise kaldıramıyorum açıkçası. Bir memesi açıkta şarkıcının sahneden “peaceee” diye bağırmasını bir popülerizm pornosu olarak adlandırıyorum.

Savaş karşıtı duruşuma rağmen belki de en büyük zaafım, savaşı anımsatan simgelerin müzikte kullanılmasını destekliyor olmamdır. Yukarıda yazdıklarıma ne kadar da tezat bir ifade oldu bu. Ancak durun ve anlatacaklarımı dinleyin. Özellikle metal müzikte, sözlerle alakalı olsun olmasın, müzisyenlerin kılıçlarla, baltalarla süsledikleri imajlarını çok şiddetli bir şekilde destekliyorum ben. Bu tamamen fantastik ve simgesel bir duruştur, bir role play’dir aslında. Immortal’a, Amon Amarth’a, kliplerinde eli kılıç tutan herkese buradan saygılarımı iletiyorum. İskandinav metalini seviyor olmamın belki de bir sebebi bu yoğun simge kullanımıdır. Ülkemizde de savaş simgeleri kullanan ve şarkı sözlerinde savaştan bahseden metal gruplarımız var. Sabhankra, Garmadh ve Forgotten bu grupların önde gelenleri. Özellikle tema bakımından Garmadh, şarkılarında Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını anlatmaktadır. Yerli ve yabancı grupların savaş temalı albüm kapaklarını birer sanat eseri sayıyor ve dijital ortamda topluyorum. Çok iyi olanları poster bile yapıyorum.

Yazıyı bir sonuca bağlamayacağım. Çünkü yazarken aklımda herhangi bir çıkarım yoktu. Tek bir çıkarım yapabildim, o da doğrudan kendimle alakalı: Müziğin içerisinde kılıç görmek hoşuma gidiyor.

NOT: Yazıyı yazmayı bitirdiğimde Megadeth’in müziğine ve kliplerine bol bol konu ettiği savaş karşıtlığından ve Symphony Of Destruction’dan bahsetmeyi unuttuğumu farkettim. Ancak yazının bütünlüğünü bozmamak adına herhangi bir ekleme yapmaktan kaçındım.  Bu sebepten dolayı yazının başlığını değiştirip “Bir Yıkım Senfonisi” yaptım. Yazıyla bir alakası olmadığını göreceksiniz.

Eskirock Metal Fest Vol. III – Kısım 2

Önceki gün ilk kısmını yayınladığım konser yazısının bugün de ikinci ve son kısmını yazıyorum.

24 Ekim günü öncesinde bir sürü atraksiyon yaşamamıza rağmen nihayet konserin başlama saati gelmişti ve Çanakkaleli dostlarımız BLACKMAIL sahneye çıkmıştı. Grubu daha önce dinlememiştim ama Cihan Abi‘yi tanıyorduk hepimiz. Sahne şovu olarak epey bir hazırlık yapmışlardı. Performanstan hemen önce logolarını ateşe verip önünde fotoğraf çektirdiler fanları ile. Kendim de nacizane davulla uğraştığımdan konser boyunca özellikle izlediğim adamlar davulculardır. Bu grubun davulcusu sahneye koluna bağladığı yeşil lazerlerle çıktı. Çalarken acayip ışık oyunları oluşturdu. Cihan Abi’yi tanıyorduk dediğim gibi ve önceden Akademik Uyarı ile olan performanslarını biliyorduk. Dolayısı ile grubunun da nasıl olacağını kestirebiliyorduk. Yanıltmadılar da sağolsunlar. Tarz olarak hardrock yapan grup yanılmıyorsam bir iki parça da Pantera‘dan, Motörhead’den çalıp insanları iyice coşturdu. Cihan Abi’nin gitar vokal yaptığı Blackmail ilk sahne alan grup olarak çok beğeni topladı.

Black Mail – Cowboys from Hell (Pantera Cover live @ 222 ) izlemek için tıklayın.

53290133Blackmail sahneden inince sahne sırası bir önceki yazımda da belirttiğim üzere bizzat davet ettiğim İstanbullu dostlarımız Baht‘a geldi. Grubun davulcusu gruptan ayrı olarak gün içinde otobüsle İzmir’den gelmişti. Sahne almadan önce Baht’ın parçalarının davul trafiğinin olağanüstü yoğunluğundan ve karmaşıklığından kendisine başarılar dileyip üzerime düşeni yaptım. Az sonra bu arkadaş bizi kitleyecekti zira. Performanstan önce davulla ilgili küçük bir sıkıntı yaşasak da sağolsun Sabhankra‘dan kardeşimiz Mehmet‘in sayesinde bu sıkıntıyı giderdik ve Baht nihayet performansına çok hızlı bir girişle, The Trauma ile başladı. Baht’ın bu davetkar parçası ile yavaş yavaş kitle karışmaya başladı.45328641 Trauma’dan hemen sonra bizim de Eskirock Metal Fest Vol. III Compilation Album‘e koyduğumuz ve en sevdiğimiz Baht parçası olan Sacred Enigmageldi. Sacred Enigma ile kendimi kaybettim sevgili okur. Çok iyiydi. Bu parçadan sonra yan tarafa geçmem gerekti. Bir parça kaçırdım bu esnada. Hürriyet Eskişehir‘den geldiler yardım organizasyonumuz hakkında bilgi almak için. Bu işi halledip hemen Baht’a döndüm. Alper, Sercan ve ben kitlenmiş vaziyette grubun davulcusunu izledik. Süper teknik çalıyordu hayran bıraktı. Zaten bu adam sahneden indikten sonra hatıra olarak bir bagetini alıp bir bira ısmarladım. Grup yeni bestelerini de çaldı. Yalnız sahnede çok hareket etmediler. Gitaristlerin bu kadar gaz parçalar çalıp nasıl hareketsiz kalabildiklerine şaşırdım 🙂 Bu videoda sözünü ettiğim efsane parça Sacred Enigma var.

44034179

58983424Baht’tan sonra Sabhankra’ya sıra geldi. Galaksideki en hasta Sabhankra fanı olduğum, Sabhankra Eskişehir Yetkili Bayiolduğum için bu konserin diğer iki konserimize göre değeri çok daha fazladır gözümde. Bu konser için Sabhankra’yı biraz da şansın yardımıyla çıkarabilmiştik sahneye. Sağolsun yine ekip arkadaşlarım benim ısrarlarım üzerine desteklemişlerdi beni. Bu konser için 6 grupla yola çıkıp 4 grupla yolun sonuna geldiğimizden bu kararımız bizi inanılmaz sevindirmişti. Bir fan olarak sevdiğim grubun tüm albümlerini alıp, dinleyip, ezberleyip, unutmaya çalışıp tekrar ezbeleyerek yapmam gereken herşeyi yaptığıma inanıyorum. Yapabileceğim son bir şey kalmıştı. O da bu gruba, Türkiye’nin en iyi belki de 5 metal grubundan biri olan Sabhankra’ya bir sahne organize etmekti. Eskirock Metal Fest. III’de işte Sabhankra sahnedeydi. Sahnelerinden hemen önce Halil sahneye çıkıp birkaç cümle ile bitirmesini tembihlediğimiz açıklamayı uzun bir paragrafa tamamlayıp, paragrafa hangi cümle ile başlamak doğrudur sorusunu sordu 🙂 Halil’den hemen sonra Powercraft ile macera başladı. Ortam karıştı bir anda. Bir anda yanımda 10 kişi buldum. 65954807Powercraft bitince Our Kingdom Shall Risebaşladı gazıyla. Hey, hey, hey diye bağıra bağıra eşlik ettik. OKSR ile ortam iyice ısındı, önceki gruplarda kenarlarda kalmayı tercih edenler birer ikişer kapılmaya başladılar. Parçanın sonunda ortalık karıştı. Atmosfer tam ayarına geldi. Bir sonraki parça biz daha dinlenemeden You Will Die olarak geldi. Burada sakatlandım, omzum düştü. Bir sonraki parça The Hunt oldu ve bu parçaya Savaş abi 99031156mükemmel bir çığlıkla girdi. Şimdi Sabhankra sahnedeyken tüylerimi diken diken eden üç an oldu. Bu anlatacağım ilki. Parçanın solosu tüm ekip olarak ezberimizde olduğundan oooo’larla eşlik ettik. Lan çok efsane oldu sevgili okur. Bu parçaya en son EP’den It’s All A Lie isimli parçayı bağlayıp çaldılar. Bu parçanın normal trafiğinde giderken birden gaza basılan bir yeri var. Orada işte çok yorulduğumu hissedip durdum biraz. Bu parçadan hemen sonra Farewell‘i çalmaya başladılar. Ancak burada ses sisteminin azizliğine uğradılar ve gitarlar duyulmadı hiç. Ben parçayı ezbere bildiğimden anladım durumu.

20735539Sabhankra sahnedeyken gerçekleşen ikinci tüylerimi diken diken olay da Sorrowland‘i çalmaları oldu. Mehmet bir de parçanın davullarını girişte biraz değiştirip çaldı, daha bir hoş oldu. Az önce kafa sallayan bizler omuz omuza sallanmaya başladık. Savaş Abi’nin screamlerden sonra brutalde de tokatladığı parça bu oldu, çok açık. Soloyu biraz değiştirip çalsa da bence tüm seyirci bu parçadan çok etkilendi. Parça bitince zaten alkış tufanı koptu. Buried In Dust başladığında yine tüm ekip kopmuş bir şekilde sallanmaya başladık. Şarkı sözlere başladığında bende artık bağırmaktan kısılmış sesimle çok daha iyi çığlık atabildiğimi farkettim. Yağızhan‘ın yüzüme bakıp “Bire bir söylüyorsun hacım” dediğini gördüm 🙂 Heralde lan. Bu arada Mehmet’le kesiştik bi ara. Parçanın sonunu Savaş Abi yine puşt gülüşü ile biz de ooooo’lar ile bitirdik. Çok efsane oldu. Biraz zorlasam belki bu da tüylerimi diken diken eden son an olabilirdi. Alkış kıyamet koptu.

25870927Sabhankra son olarak Tomorrow Never Comes‘ı çalmaya başladı. Bu da Yağız ve Ufuk‘un beklediği parça idi. Gene ortalık karıştı. Bi acayip olduk. Artık erkek kadın demeden herkes ortadaydı lan. Çok iyiydi. Parçanın sonunda yine durmayıp çok kısa bir elveda ile son EP’nin efsane parçası The Moonlight başlayınca Alper ve ben ağlamaya başladık mutluluktan. Bir konser bundan güzel bitemezdi. İşte bu da tüylerimi diken diken eden son an oldu. O an hepimiz o ana kadar çektiğimiz derdi sıkıntıyı unutup sallanmaya başladık. Bir metal grubu bestesini çalıyor, seyirciler hep bir ağızdan melodisine eşlik ediyor, tüyleriniz dikiliyor, bu organizasyonu siz ve dostlarınız yapıyor, herkes çok mutlu memnun. Sabhankra işte bu ruh hali içinde bırakıp beni indi sahneden.

55125964

16516775Sabhankra’dan sonra ise kapanışı çok yakın dostlarımız olan Garmadh grubu yapacaktı. Serkan bu konser için çok emek vermişti sağolsun. Garmadh yine o sıradışı makyajı ile çıktı sahneye. Bu sefer Onur da makyajlıydı üstelik. Onur bu konserin en iyi davulcusu oldu zira hihat kullanmadan bitirdi konseri. Ağzımızı açık bırakmadı çünkü Onur’un kalitesini biliyorduk zaten 🙂 Garmadh efsane kadrosundan bir eksikle, Jinn olmadan çıktı sahneye, ama Jinn’in yerine çalan arkadaş da 47745458sağolsun iyi çaldı. Intro olarak yine Katastrophe‘un başındaki top tüfek sesleri ile titretip three two one ile girdiler olaya. Sabhankra’nın basçısı Mert o anda yanımdaydı ve çok beğendi grubu. Garmadh çalarken sahnenin önü çok iyiydi. Sonlara doğru mekanı terkeden seyirci yok gibiydi etkinlik bitince herkes toptan ayrıldı mekandan. Garmadh hem yeni besteleri hem de yayınladığı parçaları çaldı. Bu esnada organizasyonla ilgili bir takım durumlarla ilgilenmek zorunda kaldığım için tamamını izleyemedim. Performansları bittiğinde gidip tebrik ettim, hak ediyorlardı bence.

Konserde Sabhankra sahnedeyken Volkan rahatsızlanıp hastaneye gitmişti. Dün ortaya çıktı ki kardeşimizin apantisti patlamış, çok ciddi bir tehlike atlatmış. Bugün gittim gördüm, soranlara selamı var. Tedavisi devam ediyor.

23549810

Konserden sonra Volkan’ın hastaneye yattığını yanına da Sercan’ın gittiğini ama bir refakatçiden başka kimseyi almadıklarını öğrendik.

Konser gece yarısına doğru bitti. Tüm gruplar çok memnun kaldıklarını söyledikler. Blackmail grubunu daha önceden uğurlamıştık. Garmadh’la da vedalaşamadan ayrılmışlar. İstanbullu gruplarımızı alıp Togay, Yağız ve Ufuk‘la birlikte tren garı yakınındaki Maçka Çorbacısı‘na gittik. Çorba içtik. Öff, nefisti bence. Sonra biraz oturup gara geçtik. Garda kimimiz uyukladı, kimimiz muhabbet etti. Kimimiz Türkiye’nin her yerinde metal konserlerinin nasıl yapıldığını tartıştı. Baht’tan Bilgehan‘la otururken önümüzdeki sırada oturan sektöre uzak ama ilgi duyduğu belli olan bir arkadaşın sorularını yanıtladık. Oturduk, oturduk ve nihayet tren saati geldi.

Baht sağolsun sahneden çok memnun kaldığını belirtti. Biz de kendilerine zorluk çıkarmadıkları için ve çok iyi performansları için teşekkür ettik. Savaş Abi trene binmeden önce bir grubun bir fana verebileceğini en iyi hediyeyi verdi bana, çok gizli. Ayrıca Sabhankra’nın tişörtlerden aldık. Patch bıraktı bizlere. Grup ile vedalaşmamız da çok duygusal oldu. Savaş abi gözyaşlarını gizlemeye çalışırken Elif ve Mert ağladıkları belli olmasın diye çoktan trene binmişlerdi. Süha üşüdüğü için tepki veremedi. Mehmet daha sonra İstanbul’a döneceği için çok önceden ayrılmıştı.

92495107Tren hareket edince etkinlik de resmi olarak, pazar günü saat 14.45te başladığı yerde, tren garında bitmiş oldu.

Yanımıza Gürkan kardeşimizi alarak Togaylar’a geçtik. Uyuduk. Ertesi sabah da Gürkan’ı yolcu ettim Uşak’a birliğine teslim olması için. Bu konserin ardından hepimizin söylediği tek şey “çok iyi” oldu.

Herkesin merak ettiği sorunun yanıtını vermeyeceğim. Depremzedeler için beklediğimizin çok üstünde bir yardım topladık. Bunu da ihtiyaç malzemesi olarak yolladık. Bu konuda art niyetli düşünen hıyarlar da dikkat etsinler bir taraflarını kesmesinler.

Bu arada konserden bir gün sonra akşam Tuna Abi’ler albümlerini yayınladılar. Bir de bağış hareketi başlattılar. Grubun facebook sayfasından detayları görebilirsiniz.

Bugün Hürriyet Gazetesi’nde etkinliğimizin haberi çıktı. Haberde birkaç yazım hatası vardı onları düzelttim yanlış bilgi vermemek için. Onu da aşağıda görebilirsiniz.

konserdKonser boyunca yanımızda olan yazının içerisinde adı geçen ya da geçmeyen tüm kardeşlerimiz, Murat, Savaşalp, Alper, Sercan ve şu an adlarını unuttuğum o üç kardeşimize çok teşekkür ederiz. Ayrıca Mehmet‘e zil sehpaları, Yağız ve Ufuk’a da jackları için teşekkür ederiz. Konser boyunca fotoğraf çeken Doğukan, fotoğraflarını yükledikçe ben de bu yazıyı güncelleyeceğim. Ayrıca Sercan‘a hem fotoğraf hem de Sabhankra videoları için teşekkürü bir borç bilirim.

Haddinden fazla uzun oldu. Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Bu yazı ile bir yorum rekoru kırmak istiyorum destek verirseniz minnettar kalırım.

Konser Fotoğrafları:

559695271871164660515734

Eskirock Metal Fest Vol. III – Kısım 1

Uzun bir yazı olacağından iki kısım halinde yayınlayacağım.

Pazar günü saat 14.50’de tren garından Elif‘siz Sabhankra‘yı almamla başladı herşey. Ertesi günün gecesinde yine aynı mekanda süper bir şekilde bitecekti.

eskirockson

Ankaralı misafirlerimizin sahne alamaması sebebiyle konser afişimizin son hali bu oldu

Konserden bir gün önce Savaş Abi, Süha, Mehmet, Doğukan ve Mert olarak geldi Sabhankra. Birkaç gün önce de Çanakkaleli misafirlerimiz Blackmail gelmişti zaten. Savaş Abi’leri gardan alıp önce Barlar Sokağı‘nda Tugies‘e götürdüm. Burada daha kapının önündeyken Mert’in Estonya’dan mı nerden bir yerden getirdiği katalizör kod adlı icatla tanıştım. Bu icat size yemek borunuzun nereden geçtiğini gösteriyor. Çok acayip bir şey. Neyse, Tugies’den sonra Hera Cafe‘ye geçmek için hareket ettik ki günün süprizini yaptım gruba. Şu an askerde olan kardeşimiz Sabhankra basçısı Gürkan izin alıp gelmişti Uşak’tan. Grup ufak çaplı bir şok yaşadı 🙂 Gürkan’ı da yanımıza aldık Hera’ya geçip grubun enstrümanlarını bıraktık. Daha sonra acıkan ekibi müdavimi olduğumuz Yıldız Lokantası‘na götürdüm. Burayı “başarılı” bulduklarını söylediler 🙂 Yemekten sonra Hera’ya geri döndük. Hera’dayken Togay, Halil, Yunus, Volkan, Ender, Ufuk geldiler. Yağız da gelmiş yanlarında Sabhankra’yla bir alakası olmadığı halde anlayamadım. Allahalla?

Hera’da otururken gidip Süha’ya boğazı için bir pastil aldık. Bu esnada Mehmet çok yorgun olduğu için bizden ayrılıp akrabasının evine gitti. Hera’da tatlı tatlı vakit geçirirken Ankara’dan bir telefon geldi. Tuna Abi, Van Depremi‘nden ve şehitlerimizden dolayı sahneye çıkamayacaklarını ve albümlerini yayınlamayı da daha ileri bir tarihe ertelediklerini söyledi. Ancak bizim konseri erteleyebilmemiz mümkün değildi. Zira grupların yarısı zaten Eskişehir’deydi. Biz de şu şekilde düşündük, konseri ertelemek ya da iptal etmek yerine daha yararlı bir hale getirelim dedik. Böylece 222 Park ile de konuşup konserden elde edeceğimiz tüm geliri Van’daki depremzedelere bağışlamaya karar verdik. Ayrıca gruplarla da görüşüp merchandise standında satılan ürünlerin de gelirlerini bağışlamak konusunda anlaştık. Son olarak da yardım etmek isteyen herkese ulaşması için bir bağış kutusu oluşturmaya karar verdik.

Ankaralı misafirlerimiz sahneye çıkamayacağından geriye 4 grubumuz kalmıştı: Sabhankra, Baht, Garmadh ve Blackmail. Biz acilen 222 Park’a gittik Volkan, Togay ve Halil’le. Sabhankra’yı ve Hera’da kalan diğer dostlarımızı Barlar Sokağı’na çağırdık. Yine Tugies’te toplandık. Konserin yapılacağını garantiye aldıktan sonra sözleşmemizdeki ilgili maddeleri de düzeltip işin yardım konseri olduğunu da belgeye dökmüş olduk. Bu duyuruyu önce Tuna Abi sağolsun kendi profillerinden yaptı. Sonra biz de etkinlik sayfasından ve Eskirock profilinden duyurduk. Tuna Abi’ler sahneye çıkmayacağı için biletlerini iptal ettiğini söyleyen bir kaç kişi dışında Ankaralı 2 grubumuz da dahil herkes verdiğimiz kararı mantıklı buldu ve sağolsunlar bizi desteklediler. Aşağıda yaptığımız açıklama yer alıyor:

Ulkemizde son zamanlarda yasanan uzucu olaylar, tum milletimizi uzdugu gibi bizi de uzmus, moralimizi bozmustur.

Yarin yapilacak olan EskiRock Metal Fest. Vol.3. Etkinliginin gelirinin tamamini, merchandise standinda satilacak urunlerin gelirlerinin de tamamini depremzede vatandaslarimiza gonderme karari aldik. Ayni gece yardim etmek isteyen arkadaslarimiz icin de bir yardim kutusu olusturulacaktir. Bu sayede sizlerin de yapacagi yardimlar depremzedelerimize ulasacaktir.

EskiRock olarak bu konseri iptal etmek yerine bu sekilde bir yardim kampanyasina donusturmesi mantikli bulduk.

Konser kadrosunda ve siralamasinda bu sebepten dolayi olusabilecek degisiklikler daha sonra aciklanacaktir.

Tum milletimizin basi sagolsun.

Tugies’ten bir ara ayrılıp Sabhankra’yı hastası oldukları Donas‘ı yemeye götürdüm. Yine bunu da tekrardan “çok başarılı” buldular. O gece özel bir işim olduğu için saat 21.00 civarında Tugies’ten ayrıldım. Sabhankra da Togaylar’a geçti. İşimi halledip gece yarısına yakın bir saatte Togaylar’a geçtim bende. Tüm gece gülmekten karnımız ağrıdı. Gitarda perdenin ortasına nasıl basınca ne gibi sesler çıkar bunu denedik ağızla. Yağız gene şakalar yaptı. Türkiye’nin her yerinde metal konserleri nasıl yapılıyormuş bunu tartıştık. Süha gitar çaldı. Savaş abi şakalar yaptı. Gürkan kızdı 🙂

Gece Ufuklar’a geçtik Yağız ve Ender’le. Orada uyumuşum. Sabah erkenden kalkıp ayrıldım evden zira dersim vardı. Okula geldim. Okuldaki işleri yoluna koyup saat 13.00 gibi çarşıya indik Alper’le. Vakit geldiğinde ses sistemini Karakedi‘den alıp hep çalıştığımız nakliyeci abinin kamyona yükleyip 222’ye getirdik. Ben hemen kamyondan inip tren garına geldim. Zira dün Savaş abilerin geldiği trenle bugün de Elif ve Baht grubu gelecekti. Önce Elif’i gördüm. Sonra da Baht grubunu buldum. Grup halinde 222’ye doğru hareket etmeye başladık.

Baht grubunu bizzat ben davet etmiştim konsere. Bizimkiler de sağolsunlar beni kırmamışlardı. Müzikal anlamda cidden çok başarılı buluyorum kendilerini bilesiniz. Neyse, 222’ye geldiğimizde Togay’ın Sabhankra’yı getirmiş olduğunu gördüm. Böylece grubu tamamlamış olduk klavyeci de gelince. Baht bir süre sonra ayrıldı yanımızdan ve şehre geçtiler. Biz de soundcheck, sahne kurulumu falan bir sürü ıvır zıvır işle uğraşmaya başladık. Bu esnada bir takım sıkıntılar oldu. Jack eksikliği, zil sehpası eksikliği gibi. Sağolsun bizim Mehmet Akçay kendi sehpalarını getirince sıkıntı çözüldü. Blackmail grubu soundcheck almak için içeri  girince iyice acıkmış olduğumdan Sabhankra’yı da alıp yine Donas’a gittim. Karnımızı doyurup mekana döndük.

Mekan yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. Bu esnada birkaç kişi biletini iptal ettirmek için geldi. İade ettik paralarını. Saat gelip en nihayet kapıları açtığımızda artık performansları beklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

(devamı 2. kısımda olacaktır.)

Eskirock Metal Fest. Vol III Teaser

Fazla bir şey yazmama gerek yok. Sesi açıp izleyin 🙂

Eskirock Metal Fest Vol. III Toplama Albümü!

Müthiş konserde Eskirock Üye Kartı sahipleri yine kazanıyor! Daha önceki konserlerde hem indirimli bilet alıp, hem hediyeler kazanan hem de bir sürü bedava albümü kucaklayıp götüren Eskirock Üye Kartı sahipleri bu konserde de indirimli biletlerinin yanında bir adet ücretsiz Eskirock Metal Fest Vol. III Toplama Albümü kazanıyorlar.

Bu albüm, konserde yer alacak grupların en gaz iki şarkısını içeriyor ve toplamda 1o parçalık bu toplama albümü her dinlediğinizde size 24 Ekim 2011’i hatırlatıyor 🙂

Albümde yer alan gruplar ve parçaları şu şekilde:

  • Garmadh: Downfall, Fountain Of Death
  • Baht: The Trauma, Sacred Enigma
  • Black Tooth: Goddamned It All, Iron Clad
  • Sabhankra: Buried In Dust, I Leave My All
  • None Shall Return: Pits Of Blood, Our Hate Flows Like Wind

Bu albümü konser günü standlarımızda görebilirsiniz. Ancak alamazsınız 🙂 Almak isteyenler, avantajlardan yararlanmak isteyenler, hep bir adım önde olmak isteyenler Eskirock Üye Kartı alabilirsiniz.

Toplama albüm için sponsor olan DMS Eskişehir Yetkili Bayii‘ye ve LEVELCİ‘ye teşekkürü borç biliriz.

Konser etkinliği: http://www.facebook.com/event.php?eid=287175334629464

Bu Aralar Hayat

Aşırı çalışmaktan

Bu aralar hayatımın kontrolünü şu stajım almış durumda sevgili okur. Bu senenin bana getirdiği üzüntü, yorgunluk ve kayıplardan sonra yaptığım staj da bunlardan kaçıp kafamı dinlemeye çalıştığım bir konuma geldi. Ancak tabi stajın da sonu geldi ve şimdi beni bir staj raporu telaşı sardı. Birkaç gündür bunlarla uğraşıyorum.

24 Ekim'de 222'de!

Bir diğer önemli mevzu da elbette Eskirock Metal Fest Vol. 3 etkinliği. Bu sefer önceki iki organizasyonda kendimizce sürekli yükselttiğimiz çıtamızı iyice yükseltip ükemiz metal piyasasında isim yapmış grupları davet ettik. Bu gruplar Sabhankra, Black Tooth, Garmadh, Baht, None Shall Return ve Blackmail. Bunlardan SABHANKRA’nın bana ne ifade ettiğinden bahsetme gereği görmüyorum bile. Savaş Abi‘nin askere gitmeden ve Sabhankra pause durumuna geçmeden önceki son konseri diyebiliriz. Seyircimiz süprizlere hazır olsun zira o gece sahnede ilk kadrodan bir isim de olabilir. Vee bir diğer dikkat çeken grup ise elbetteki Black Tooth! Yurtdışında ülkemizi başarı ile temsil eden ve yıllardır beklediğimiz albümünü nihayet çıkaracak olan Black Tooth, albümünden belki de hemen önce Eskirock sahnesinde olacak. Benim için önemli olan bir diğer grup da Baht sevgili okur. Baht’ın Resurgence Hour isimli EP’si hakkında şu yazıyı yazmıştım. İşte o Baht, geliyor 24 Ekim’de Eskişehir’e. Elbetteki Garmadh’ı da unutmuyorum. Serkan’ın inanılmaz özverisi ile hazırlıkları tamamlanan albümünden önce Garmadh’da yeni kadrosu ile Black Metal ve Blackened Death Metal sevenler için sahne alacak. Bu festivalde ağırlayacağımız son iki konuğumuz ise iyi bir çıkış yakalayan None Shall Return ile Cihan abimizin grubu Blackmail. Özellikle None Shall Return’u merakla bekliyorum sevgili okur. Yine aynı ekip olarak bu festivalde de iyi şeyler yapabilmek için uğraşacağız bakalım.

Malum tek dersten okulu uzatınca yüksek lisans hayallerim de versiyon değiştirip özel öğrencilik hayallerime dönüştü. Bakalım bunun için ayın 20’sinde belli olacak ne yapıp yapmayacağım. Şimdilik gün sayıyorum işte.

Canımı sıkan mevzu şu harç mevzusu. Bugün bir haber okudum YÖK Başkanı‘nın ağzından kaleme alınmış. Harç parası içinde ödediğimiz ders ücretlerini almayacaklarmış, alsalar bile geri vereceklermiş. O biraz moralimi düzeltti.

Staj yeri diyordum sevgili okur. Çok iyi yer lan. İnterneti iyi, arka bahçedeki elması, armudu, şeftalisi, domatesi ve karpuzu iyi, iyi yani. Geçen hafta bizim bölümden arkadaşlarım geldiler. Bunlar yeni adıyla İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nde staj yapıyorlarmış ve iyi bir arıtma tesisi olan OSB Arıtma Tesisi‘ne gelmişler. Müdürlükte staj yaptığım dönemde tanıştığım mühendislerle Hikmet ve Fatih Beylerle de hasret giderdik sağolsunlar. Can yine şakalarıyla bana rakip oldu ama beni yenemedi.

Bu geçen süre zarfında elbetteki çok şeyler öğrendim. Stajı kastetmiyorum, insan ilişkilerinden bahsediyorum. Beni mutlu eden şeylerin ısrarla benden kopmaya çalışmasına şahit oldum. Sonra geçen gün Burak aradı uzun süre sonra. İnanılmaz mutlu oldum. Geçen gün şu şiiri yazdım mutlu edebilmek ve emek verebilmek için yetilerime.

Hiç duymadığım o deniz kokusu tütüyor burnumda,
Garip oysa bilmediklerimi yaşayabilmek,
Bilmediğim bir sen varsın sanıyordum,
Yaşayamadığım bir tek sen.
Kapalı bir odadayım,
Şaşıracak o kadar çok şey var ki…
Tek telden şarkılar çalıyorum,
Bir gözüm ışığı arıyor,
Kabullenmiş karanlığı bir diğeri,
Tam ortasındaymış meğer bu güneş,
Kalbimin tam ortasında.
Kör edecek kadar yakın,
Yol gösterecek kadar yanımda.

Köreliyor tabi bu kullanmaya kullanmaya. Böyle olmamalı. Şu iki dizeyi de bir gecenin geç saatinde yazdım.

kopup gidersin belki bir gün renklerin içine,
belki de aynı karede iki ayrı renk oluruz,
çok farklı ama hep yanyana

Şimdi bunların teması sana hep aynı gelebilir okur. Ama elbetteki benim neyi nasıl görerek yazdığımı bilmen imkansız.

Elma

Aslan Abi Facebook’ta arkadaşınız değilse ekleyin. Stajda çektiği inanılmaz elma, armut, şahin, atmaca fotoğraflarını paylaşıyor. Alper geldi bu arada Bursa’dan. Onunla takıldık 2 gece. Yarın da yine birlikteyiz bakalım. Hadi iyi geceler öpüyorum hepinizi.

Eskişehir Rock Topluluğu’ndan Headbang Fest III Hakkında Açıklama

Sevgili dostlar ve ilgilenen arkadaşlar,

Bu açıklamayı ortalıkta dolaşan ve dolaşması muhtemel yanlış duyumların önüne geçmek ve tarafların zarar görmesini engellemek adına yapmak gereği duyduk.

24 Temmuz 2011 tarihinde Antalya‘da Hayali Bar isimli mekanda düzenlenen Headbang Fest III isimli organizasyona kendi isteğimiz ile katıldık. Etkinliğin facebook sayfasından ilgili şahıslara mesaj atarak konser için menajerliğini yaptığımız Garmadh ve Godspel grupları için başvuru yaptık. Organizasyonu yapan arkadaşlarda Godspel grubunun kendileri için uygun olduğunu ve çıkmamızdan mutluluk duyacaklarını belirttiler sağolsunlar. Yalnız en baştan  grubumuza yol parası ve sahne ücreti ödeyemeyeceklerini, İzmir’den gelecek grupların da aynı şartla gelmeyi kabul ettiklerini belirttiler. Öbür şekilde olunca organizasyon yapan arkadaşlara bir şey kalmıyormuş. Godspel grubumuz 5 kişiden oluşmaktadır. Yol parası dahi almadan gidip bir yerde sahneye çıkmak pek çok yeni grup için katlanılmaz olsa da kabul etmek zorunda kalınan bir husustur malum.

Biz de Eskirock ekibi olarak madem Antalya’ya gidiyoruz, birkaç gün önceden gidip şehrin tadını çıkaralım diye konserden önceki cuma günü şehre gittik. Aynı gün konserin yapılacağı mekana gittiğimizde sağolsun organizasyon yapan arkadaş Mustafa Ozan bizi karşıladı. Mekan bugüne kadar katıldığımız pek çok metal organizasyonunda olduğu gibi küçük bir yerdi. İlgili arkadaşımız bize konser günü gerekli tüm donanımın sağlanacağını söyledi. Davulla ilgili olarak da china ziline kadar tüm detayların olacağının teminatını verdi. Konuşmanın devamında etkinliğin 15.00’de başlayacağını ve akşam 20.00 gibi biteceğini öğrendik. Arkadaşa bu saatin biraz erken olduğunu söylediğimizde aldığımız cevap “Türkiye’nin her yerinde metal konserleri gündüz yapılır” oldu.

Konser günü saat 12.00 civarında mekana önce grubumuzun vokali gitti. Ancak konsere 3 saat kalmasına rağmen en ufak bir hazırlık yapılmamıştı. Saat tam 15.00’de mekanda olduk. Tıpkı organizatör arkadaşımızın önceden belirttiği üzere katılımcıların çoğu 18 yaş altı arkadaşlarımızdı. Bu ilginin olması bizi bir açıdan sevindirdi zira bu arkadaşların bu yaşta bu müziğe ve kültüre bu denli ilgili olmaları ve Antalya’nın bunaltıcı sıcağında dahi simsiyah Megadeth, Metallica tişörtlerinden vazgeçemiyor olmaları güzeldi. Ancak aynı gençlerimizin ellerinde Efes Dark biralarla komaya girecek kadar sarhoş olup kendi sağlıklarına bu denli kayıtsız kalmaları da bizi üzdü. Elbette ki bunlar kişisel seçim ve tercihlerin bir sonucudur.

Saat 17.00 olmasına rağmen konser halen başlamamıştı. Organizasyonu yapan arkadaşa, en azından bir soundcheck alabilecek miyiz, diye sorduğumuzda arkadaşımız, stüdyoda almadınız mı, diye sordu. Biz sorumuzu yanlış anladı diye düşündük. Davul ekipmanı yetersizdi ve kros pedallara bastıkça davul öne doğru kayıyordu. Ancak çok daha önemli bir durum ise konser için gruplara sunulan tesisatın 8 kanallık bir mikser ve bir monitörden oluşmasıydı. Bu ekipman grubumuzun çalabilmesi için yeterli değildi. Bu sıkıntıyı dile getirdiğimizde de arkadaşımız bize kendi amfimizi kendimiz getirmemiz gerektiği ve Türkiye’nin her yerinde bu şekilde olduğunu söyledi. Grupların sıralamasını sorduğumuzda ise kötü gruptan iyi gruba şeklinde olduğunu söyledi. Bu şekilde biz ikinci sırada çıkarak sahne alan en kötü 2. grup olacaktık.

Aynı etkinlikte sahne alacak Yagbu grubunun yol parası kaynaklı bir sıkıntıdan sahne alamayacağını öğrendik. Daha sonra organizasyonu yapan arkadaşımıza Eskişehir’den grupla birlikte gelen Eskirock ekibini misafir etmesi konusunda bir sıkıntı olup olmadığını sorduk. Ancak hiç beklemediğimiz bir yanıt aldık. Organizatör arkadaşımız yol parası vermediği, performansı için ücret ödemediği ekip için bir de giriş ücreti talep edince artık o ana kadar kabullendiğimiz herşeyi bir kenara bırakmak durumunda kaldık. Arkadaşımız bu durumun yine Türkiye’nin her yerinde bu şekilde olduğunu söyledi bize. Biz bu ücreti vermeyeceğimizi zira bizim çok uzak mesafeden geldiğimizi, yanımızda bir kitle getirdiğimizi söyledik. Organizatör arkadaş da mekan sahibinin böyle bir şeye izin vermeyeceğini söyleyip “O zaman çıkamazsınız” gibi talihsiz bir telkinde bulundu. Biz de “çıkmayız” deyip vedalaştık. Topluluğumuz bünyesindeki hiç bir grubumuz sadece sahneye çıkabilmek için mantık dışı dayatmaları kabullenecek gruplar değillerdir. Ülkemizdeki hiçbir grubun da bu şekilde olmaması gerektiğine inanıyoruz.

Eskişehir Rock Topluluğu olarak, sahneye çıkardığımız hiç bir misafir grubumuza iyi kötü ayırımı yapmadık. Tüm gruplarımıza performanslarını kusursuz sunmalarını sağlayacak asgari şartları sağladık. Buna eksiksiz davul ekipmanları, amfiler, ışık sistemi dahildir. Şehir dışından gelen ya da şehir dışından elemanı gelen gruplarımızın etkinlik öncesinde geliş ve gidiş biletlerini temin ettik. Gruplarımızı şehrimize geldiklerinde karşılayıp, ayrıldıklarında uğurladık. Etkinlik günü gruplarımızın tüm ihtiyaçları ile ilgilendik. Bu konuda teminatımız da yine aynı etkinlerimizde sahne alan dostlarımız, arkadaşlarımız ve misafirlerimiz yani gruplardır.

Bizce Antalya’daki en büyük yanlışlık, organizasyonu yapan arkadaşların ki biz bunların bir tanesi hiç görmedik bile, kendi organizasyonlarını yerine göre sahiplenip yerine göre topu mekan sahibine atmalarıdır. Her eksikliği, olumsuzluğu Türkiye’nin her yerinde böyledir diye savuşturmak ise ülkemizde kaliteli organizasyon yapan dostlarımız için hakarettir.

Ancak yine de Eskirock ekibi olarak etkinlik sonrasında ya da oradan ayrılırken tarafımıza bir hakaret ya da kötüleme almadık. Bu konuda duyarlılığı için Antalya’daki arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Olayların bu şekilde gelişmesi bizi de üzmüştür. Organizasyon ekibine yakın çevrelerden grubumuzun Antalya’ya tatil yapmak için geldiği zaten sahneye çıkmayı düşünmediğimiz şeklinde duyumlar aldık. Bunlar bizi üzmüştür. Yanımızda 6 parça sahne ekipmanı ile Antalya sıcağına katlanmamızın sebebi tatil yapmak değil, oradaki müzikseverlere ulaşabilmektir.

Bu duyuruyu birkaç cümle halinde ve resmi sözcüklerle ifade etmek yerine daha samimi olduğuna inandığımız bu yazı ile yapmayı uygun bulduk. Eğer sevdiğimiz bu müzik adına birşeyler yapılmak isteniyorsa organizasyon yapanların %100 kâr hedefli iş yapmayı bırakmaları gerektiğine inanıyoruz.

NOT: Organizasyon’u yapan Mustafa arkadaşımız açıklamayı kendi adıma yazdığımı zannederek facebook’tan arkadaş olarak silmiş beni. Açıklama tüm Eskirock insiyatifinin ortak düşüncesidir. Beni sildiği için bana ettiği hakaretleri başka kanallardan öğrenmek zorunda kaldım. Siz aramakla uğraşmayın diye aşağıya ilave ediyorum. Bir de yazışmalarımızı yayınlamış. Onlara da bakın.

Eskişehir Rock Topluluğu’nun Antalya Headbang Fest III Hakkındaki Açıklamasına Zorunlu Cevap

24 Temmuz Pazar günü Antalya’da düzenlediğimiz konserle ilgili bazı yalan yanlış yapılan maksatlı açıklamaları ortaya çıkarmak için .. Facebook profili Mesut Proofhead Çiftçi olan Eskirock görevlisi ile önceden yaptığım konuşmalar print screen şeklinde açıklamada eklidir.

1.Bana mesaj atan Mesut Proofhead Çiftçi arkadaşa sadece Godpell grubunun uygun olduğunu değil Garmadh ile Gospell’den birini seçmesini ilettik.. Kendisi Godspell grubunu uygun buldu ve biz de özellikle beklettiğimiz sıraya kendilerini koyduk..

2.” Yol parası dahi almadan gidip bir yerde sahneye çıkmak pek çok yeni grup için katlanılmaz olsa da” diyen grubun ilerisi için neler düşündüğünü size bırakıyorum.

3.Metal konserleri Türkiye’de genelde gündüz başlatılıyor. Bunun nedeni katılan kişilerin 18 yaş altında olması, mekanların akşam programları olduğu için izin vermemeleri gibi nedenler. Özellikle Antalya’da metal seyircisi konusunda yaşadıklarımızdan dolayı saati erkene aldık. İzmir’de Befrock bünyesinde 2 sene boyunca 13’e yakın metal konserinde bulundum. Hepsinin başlama saati öğleden sonra 2 ya da 3’tü.. Buna Blacktooth,Uçk,Affliction,​Rampage’in aynı anda sahne aldığı [http://www.facebook.com/ev​ent.php?eid=63537334458] konser de dahil ! Arkadaşlarımız Türk Metal efsaneleri olduklarından (!) zamana bile içerleyerek açıklamaya koyma gereği duymuşlar..

4.Mekanda china ziline kadar davul ekipmanı olacağını söylemiştim. Mekanın işletmecisi ve sahibi ayarlanacağını söylemişti.. Antalya Headbang Fest II’de sorun yaşanan davulun da özellikle 2-3 kere söylememle kesinlikle değişeceği ieltilmişti. Konser günü davulun eskisi olduğunu görünce mecbur işletmeci ile alto zil arayışına çıktık ve kalan 4 grubun üstelik 1’i İzmirli Black Grubu Decayed Darkness çalabileceği ekipmanı sağladık. Davuldaki sorunlara rağmen gruplar katılan arkadaşları tatmin ettiler diye düşünüyorum.. Elimizden bu geldi.

5.Konserimize gelen bir arkadaşın çok içme ya da başka nedenlerden dolayı kötü vaziyete düşmesini bile dillerine dolamak nasıl bir “Metal Müzik” anlayışıdır takdirinize bırakıyorum.

6.Arkadaşlara soundcheck alabilirmiyiz stüdyoda almadınız mı dememin nedeni sahne alacak grupların o gün sabahtan stüdyo almalarıydı.. 2-3 gün önceden Antalya’ya gelen grubun stüdyo alma gereği duyacağını düşünmüştüm.

7. Sahne almadan önce her gruba soundcheck alma süresi verildi. Ayrıca amfi hakkında bir önceki gün ve konser günü mekana gelince amfiyi sorun yapmayan eleman yanındaki 6-7 misafirinin ücretsiz alınmayacağını duyunca bunu ileri sürmesi bambaşka bir ikiyüzlülük olsa gerek.. Önceki sahne aldıkları Kocaeli’nde içki bile verilmemesini bana söyleyip an azından içki isteyen kişi söylediği gibi tatil yapmaya değil konser vermeye gelseydi Decayed Darkness gibi çalıp birasını da içecekti. Misafirlerinin beleş girme konusunu söylediğim mekan sahibinin “ayıp olmasın o kadar gelmişler girsinler” sözü üzerine alabileceğinizi ilettim. 40 bilet kesilen konserde mekana bunu söylemeyi uygun bulmadığımdan başta alamam demiştim ki 6-7 kişi misafir olarak alınamaz . Misafirleri de beleşe alacağımızı söylememe rağmen bu sefer amfi istekleri dillendirildi. Zaten bu diyaloglar arasında kendileri “tatil yapmış oluruz” dediler ve çıkmadılar. Headbang Fest I’de yer alan Yabgu ve Metropolis grupları amfilerini kendileri getirmişti. Headbang Fest III’de sahne alan Decayed Darkness amfisini kendi getirdi. Amfi olayı önceden bildirilse diğer grup veya arkaşlardan ayarlanabilirdi. Konsere çıkmak isteyen grup 4 grubun çalabildiği -üstelik biri Antalyalı 7 kişilik senfonik metal grubumuz Spritual Chaos- mekanda bunu sorun etmeden sahne alabilirdi. Önceden amfi isteği hakkında bilgi de verilmedi.

8. “Organizatör arkadaşımız yol parası vermediği, performansı için ücret ödemediği ekip için bir de giriş ücreti…” diye başlayan cümleden kafa yapısını görebiliyorsunuz. Konserimizde sahne alacak gruplardan ücret istenmedi istenmez de hiçbir yerde. Yanlış anlaşılabilecek böyle bir söz hangi kasıt ile yazıldı bilmiyorum. Metal grubu bas gitar davul vokal ve kendi üyelerinden oluşur yanında misafirleri de buna dahil değil sanırım!! Ki misafirleri sonradan ücretsiz olarak alabileceğimizi söyledim.

9.Yabgu grubunun çıkmama nedeni konsere 3 gün kala geliş paralarını da karşılamamız isteğiydi. Maalesef bunu karşılayacak durumumuz yoktu. Sadece dönüşlerini karşılayacaktık. Her üyesi benim samimi arkadaşım olan Yabgu’nun böyle bir açıklamaya konu edilmesinden dolayı ayrıca özür dilerim. Bu özürü densiz ve ikiyüzlü açıklama yazanlardan dostlarım da ister sanırım !

10. Sahne alacak gruplar kötü iyi diye sınıflandırılmaz Metal piyasasında. Albüm,EP,beste ve hayran kitlelerine göre sıralama yapılır. Şehir dışı gruplar da; Antalya gibi metal müziğin yeni filizlenmeye başladığı şehirlerde el üstünde tutulur. İlk Headbang Festimizde Yabgu headliner olarak son çıkmıştı.Grubun son çıkması afişte en üste olması en sağlam headliner da denebilir olduğunu gösterir. Bunu Eskirock mensubu dostumuz bilmiyor sanırım. Decayed Darkness bestesi olan İzmirli Black grubu Godspell de EP’si olan sağlam gruplar. Onun için Yabgu’dan sonra 2. ve 3. sırada yer aldılar afişte.. Konserde afişe göre tersten çıkmaları albümlü besteli grupları sona koyma anlayışımızdan geliyor. Konser yapan herkes bu kuralı bilir. En kötü 2. oldukları için sondan 2.ye koymadık arkadaşları ! Antalyalı grupları da Antalya’daki kitlelerine göre afiş ve çıkış sırasına koyduk; itiraz da gelmedi. Bestesi olan grubu diğer cover yapan gruplardan ayırmak onlara kötü demek değildir. Antalyamızda bi elin parmağını geçmeyecek kadar olan (Sadistic Obsession, Spritual Choas, Scar That Prove, Savarona..] metal gruplarına yaptığımız konserlerin hepsinde yer verdik vermeye de 4. konserimiz ile devam edeceğiz !

Mesut Proofhead Çiftçi şahsında Eskirock adına yapılan çarpık, yalan ve kasıtlı açıklamayı üzüntü ile karşıladım. Metal müziğe ve gruplara kişisel olarak ne kadar destek verdiğimi bilmeyen yoktur. Metal Müzik gönül işidir. Her türlü zorluğa karşı sahne alıp çalmaktır. Yapılan konseri ücretsiz ve halka açık yapmayı ben de isterim ama bunun ses sisteminden mekan kirasına bilet basımına kadar türlü zorlukları var. Kabul ettiğimiz için konser yapıyoruz ama karşımıza böyle kişilerin çıkacağını tahmin etmiyoruz. İlk amacım para kazanmak olsa Metal Müziğe aşık olup konser düzenleme ihtiyacında olmazdım emin olun. Konserde yaşanılan bazı aksilikleri şahsımı ve Headbang Fest konserlerini aşağılayıp sözüm ona küçük düşürmeye çalışanların maskeleri açıklama ve aşağıdaki fotoğraflar ile düşecektir. Kimse bana konserin nasıl yapılacağını öğretmeye kalkmasın. Metal müziğe emek veren Antalyalı dostlarımla daha sorunsuz ve sağlam konserlerde görüşmek üzere..

Eskirock adını açıklama: http://proofhead.wordpress​.com/2011/07/29/eskisehir-​rock-toplulugundan-headban​g-fest-iii-hakkinda-acikla​ma/ [Mecburi Cevap niteliğindeki açıklama ve fotoğraflardan sonra arkadaş Eskirock adını bir daha kişisel olarak kullanabilecek mi merak ediyorum]

Antalya Headbang Fest düzenleyicilerinden M.Ozan Türkmen

Tıklatınca kocaman olur

Tıklatınca büyür

Tıklatınca kocaman olur

Garmadh – Katastrophe Remastered Edition

Katastrophe Remastered Edition (2011)

Eskişehirli Black Metal grubu Garmadh‘ın 2008 yılında çıkardığı Katastrophe isimli çalışma, bu yıl yeniden masteringi yapılıp yayınlandı.

Bu EP, diğer remastered edition çalışmalarındam farklı olarak hem vokallerin tamamen değişik yeni vokalist Karahan tarafından yapılması hem de ilk çalışmadan farklı olarak yepyeni iki besteyi içermesi bakımından kayda değer ve arşivlik bir çalışma olmuş.

Şu an yazarken dinliyorum bir yandan da EP’yi. Garmadh’ın bundan önce bir self-record, iki EP çalışması olmuştu. Şu an kadrosunda yer alan elemanların hiç biri kurucu kadroda yoktu. Yani grubun kurucuları artık çeşitli sebeplerden ya müzik yapmıyor ya da gruptan ayrılmışlar. Şu an grubun parçalarını yazan kişi, bence gruba en büyük katkıyı sağlayan kişidir aynı zamanda, Serkan özellikle gitar tekniği ve müzisyenliği ile bilinen bir arkadaşımızdır. Salt black metalle sınırlı kalmayan müzisyenliği sayesinde grubun parçaları teneke gürültüsü olmaktan çıkıyor, yapılan müzik kalitesini hissettiyor.

Grupta vokalde Karahan, gitarda Psychomilita, bassta Jinn yer alıyor. Son konserlerinde session eleman olarak davulları Türkiye’nin en iyi iki metal davulcusundan biri olan Black Omen ve Carnophage‘dan tanıdığımız Onur çaldı.

Katastrope EP’si, ilk versiyonundan farklı bir intro ile başlıyor. Bu intro bence söz yazılıp albüme parça olabilecek kadar iyi bir çalışma olmuş. Dinlerken ne den bilmiyorum bana Shining‘i anımsattı. Gitar tonundan mıdır yoksa içerdiği karamsar havadan mıdır bilemedim. Belki de Shining diskografisinin çok küçük bir kısmını bildiğim için yanlıyor da olabilirim.

Bu parçanın ardından çalışmaya adını veren Katastrophe başlıyor. Uçak sesleri, makineli tüfek sesleri, siren sesleri, bomba patlamaları geliyor öncelikle kulağınıza. Sonra geri sayım başlıyor ve parça başlıyor. Bir black metal parçasından beklenen sertlikte vokaller duyuyoruz parça boyunca. Gövde melodisi çok sağlam oturmuş bence. Aralardaki aksak kısımlar işin kaliteli yapıldığını gösteriyor. Dikkatli dinlediğimizde vokalin okuduğu cümleleri de anlayabiliyoruz. İşte bu da benim özellikle sevdiğim bir sevdiğim özelliktir. Bu şekilde vokallere sahip black metal parçalarını nedendir daha çok severim. Parçanın sonuna doğru genelde Immortal’dan beklediğimiz o absürd gitar rifflerinden birisi başlıyor ve parçanın sonuna kadar aynı çizgide gidiyoruz. Katastrope güzel parça ancak kesinlikle bu çalışmanın en iyi parçası değil.

Katastrope’dan sonra Outro geliyor. Evet, 5 parçalık bir albümde 3. parçanın Outro olması biraz garip ama son iki parça albüme bonus travk olarak eklendiğinden mantıklı olanı da bu. Bu çok kısa ve kilise orgu ve koro ile yazılmış bir parça. Outro olarak pek başarılı bulduğumu söyleyemem.

Ve nihayet en sevdiğim parça: Fountain Of Death. Parça Evil Dead‘ın meşhur “one by one we will take you” skiti ile başlıyor. Ardından Karahan’ın tanıdık çığlığını duyuyoruz. Bu parçada çift gitar kullanıldığından Serkan’ın özellikle gitarları ile çok başarılı bir iş çıkardığını söyleyebiliyorum rahatlıkla. Black Metal’i taramadan ibaret gören ya da öyle olduğunu iddia edenlere dinletilebilecek belki de en iyi örneklerden birisi olmaya aday bu parça. Tanıyanlar black ve death metalin özellikle melodik türevlerini sevdiğimi bilir. Bu parçada özellikle çift gitarın katmış olduğu melodiklik sayesinde albümün en sevdiğim parçası oldu. Parça tıpkı başladığı gibi bir skit ile bitiyor.

Turkish War Machine diye bilinir Garmadh. Katastrophe’un başlangıcından yer alan ses efektlerini duyanlar da bu yüzden şaşırmazlar. EP’nin son parçası Downfall‘da benzer efektlerle başlıyor. Davul olarak en beğendiğim parça bu açık ara farkla. Çok daha yırtıcı vokalleri var Karahan’ın. Parçanın Serkan vokalli versiyonunu da biliyorum. Karahan’ın parçaya kattığı hissiyatı çok daha iyi görebiliyorum bu sayede. Bu da çok aksak kısımlar içeren bir parça olduğundan ziyadesiyle tatmin edici benim için. Özelikle 2.40 civarında başlayan bir “You never forget!” kısmı var ki konserde bu kısımda ortalık karışır. Parçanın tek kötü yanı bitişte yer alan skit bence. Nazilerin seslerini duyarak bitiriyoruz parçayı.

Garmadh (2008)

Garmadh bence albüm öncesi çıkarabileceği en iyi çalışmayı çıkardı sevgili okur. Bunun EP’si böyleyse albümü nasıl olur diye bekliyorum şimdi ben. Puan vermek saçma olacak. Bu yüzden bu EP’ye puan vermeyeyim. Ancak dağıtımı serbest olduğundan sen hemen alttaki linke tıklayıp indirebilirsin, dinleyebilirsin.

Grup hakkında detaylı bilgi: http://www.reverbnation.com/garmadh

KATASTROPHE REMASTERED EDITION DOWNLOAD

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından 🙂 Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis –
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum 🙂