Tag Archives: ghost

Headbang – Maya – Doğaç Titiz ve Akın Bağcıoğlu

mag01Aslında geç kaldım yazmak için. Ama bu gecikme Plak Mecmuası‘nın da yeni sayısının yayımlanması yüzünden oldu. Headbang‘in 3. sayısının yayımlandığını görünce heyecana kapılıp siparişi verdim. Daha sonra bir de ne göreyim! Meğer Plak Mecmuası’nın da 4. sayısı yeni yayımlanmış. Mecmuayı da sipariş edeyim, ikisini birlikte yazarım diye düşündüm. Ancak erteleye erteleye yalan oldum. Bir de üzerine kredi kartımı iptal ettirmem durumu gelince, dedim ki iyice gecikmeden bu muazzam bookazine‘i, yani Headbang’in yeni sayısını muhakkak yaz.

Bu yeni sayının şimdiye kadar ki en başarılı kapakla çıktığını belirtmeme izin ver öncelikle. Bu sayıda Çağlan Tekil‘in, en sevdiği gruplardan olan Ghost yine kapakta en üstte yazılmış. Ghost, gerçekten metal midir yoksa rock mıdır, yoksa rock bile değil midir? Şu sıralar yerli yabancı tüm platformlarında ve özellikle Youtube’da bu tartışma yapılıyor. Dergideki Ghost’la ilgili olan yazıyı henüz okumadım. Ancak bana göre son albümüyle küllerinden doğan, yıllardır bir benzerini daha bulamadığım, Immortal‘la ilgili olan röportaj müthiş. Çok büyük ihtimalle Türkiye’de, grupla yapılmış en kapsamlı röportajlardan birini yapmış Zeynep Çolakoğlu. Kendisini birkaç yıl önce Eskişehir’deki bir etkinlikte tanımıştım. Hatta “Büyülü Sözlük” isimli bir de kitabı var ki çoğu zaman mitolojik kavramların anlamlarına bakmak için başvurduğum kapsamlı bir kaynak. Muhakkak kitaplığınızda olması gerekiyor.

mag02

Headbang, bu sayıda ilk defa diğer iki kapaktan farklı olarak mor renkte yayımlandı. Bir de kitap ayracı vermişler. Keşke bir sonraki sayılarında, ilk iki sayı için de birer ayraç hediye etseler. Bu tip nesneler, koleksiyon değeri olan nesneler zira. Yazı çok geciktiğinden bir de bookazine’in tamamını okumak için beklemedim. O yüzden içeriklere dair yorum yapamıyorum. Ancak bir sonraki Headbang yayımlanana kadar bu sayıyı da bitirmeden bırakmayacağım gibi geliyor.

mag03

maya.jpgAylar önce pasifagresif, Mabel Matiz‘in Maya isimli albümü için bir kritik yayımlandığında sitenin takipçileri arasında acayip bir tartışma çıktı. Yazar, bu tartışmaları önceden kestirebilmiş olacaktı ki albüm kritiği yazısında pek çok defa albüme neden kritik yazılması gerektiğini yinelemişti: Çünkü albüm çok kaliteliydi. Sen ne düşünüyorsun bilemem ama bana göre Mabel’in “Öyle Kolaysa” parçası, yılın en iyi pop şarkısı. Çok açık ve net. Benim tanıdığım pop müzik dinlemeyen, hatta gayet ekstrem türleri dinleyen pek çok kişi ve arkadaşlarım, müzisyenler bile parçanın kalitesi konusunda olumsuz bir eleştiri yapmadılar. Maya albümünden çıkan sırasıyla “Ya Bu İşler Ne?“, “Öyle Kolaysa”, “Sarmaşık” ve “A Canım” isimli parçaların her biri gerek sözleri, gerek altyapıları ve gerekse de başarılı klipleriyle bu yıl ülkemizin pop müzik piyasasına şüphesiz altın harflerle kazındılar.

Müzik arşivciliği yapmak çok zor bir olay sevgili okur. Sevdiğin, özellikle takip ettiğin sanatçıların, grupların albümlerini almak zaten farz iken, bir de o yıla, o türe damga mag06vurmuş, zamanla kalitesi anlaşılan albümleri de toparlamak gerekiyor. Örneğin Levent Yüksel‘in “Med Cezir” albümü. Albüm biriktiriyorum, müzik tarihine ilgiliyim diyen birinin arşivinde muhakkak olması gereken bir albümdür bence. Ya da Tarkan‘ın “Aacayipsin” albümü. Hiçbir zaman Tarkan dinleyicisi olmadım ancak bu albümün, pop müzik tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu kimse inkar edemez. İşte Mabel Matiz’in Maya albümü de böyle sevgili okur. Çok büyük ihtimalle Mabel Matiz’in kendisi bile bir daha böyle bir albüm yapamayacak. Ülkede de en azından üç dört sene böylesine her parçası hit olan bir albüm çıkmayacak. Albümün yalnızca müzikal başarısı da değil söz konusu olan. Tüm albümün kliplerinden, sözlerinden ve melodilerinden, Mabel’in sahne kıyafetlerine kadar bir tema, bir bütünlük taşıyor olmasından bahsediyoruz. Ellerine sağlık, Barış Manço ve Erkin Koray‘ın ülke müziğinde bir dönemi başlattığı “Anadolu” teması, bence hiç bu kadar iyi işlenmemişti bugüne kadar. Eh, Barış Abi ve Erkin Baba’nın ucundan kulağından aşırdığı ufak tefek melodileri hoş görüyoruz elbette. Mabel’in hayatının bir noktasından itibaren uğradığı ya da en azından bize yansıttığı o “ötekileştirilmeye çalışılmaktan, insanların hadsiz hesapsız acımasızlığından kaçışının muazzam bir manifestosu Maya. Ellerine sağlık.

mag05

Bu albümü de yayımlanan en klas versiyonuyla, Deluxe Edition Digipack ile satın aldım. Aslında plak formatında da bekliyordum ancak onun yayımlanmasına dair herhangi bir haber yok henüz. Digipack formatındaki albüm 2 CD’den oluşuyor. İlginçtir ki tüm hit parçalar ilk CD’de yer alıyor. Dört bölmeli digipack’te ortaki iki kısımda CD’ler, sağ ve sol ceplerde ise şarkı sözlerinin yer aldığı kitapçık ile arka yüzünde İngilizce şarkı sözlerinin yer aldığı Mabel Matiz posteri ve bir adet sticker yer alıyor. ŞArkı sözü çevirileri çok çok başarılı. “Öyle Kolaysa”nın çevirisini aşağıya ekledim. Kısacası, bu yılın bana göre en başarılı pop albümü buydu sevgili okur. Mabel, çıtayı öyle bir yere koydu ki şimdi kendisi bile düşünüyordur bunu nasıl aşabileceği diye 🙂

mag04

mag07

Aralık ayı, yıllardır Eskişehir’de gördüğüm en müzikal ay oldu diyebilirim. Daha geçen gün Cengiz Tural‘ın davul workshop‘ını yazmıştım hatırlarsan. Bundan çok kısa bir süre sonra da ülkenin en celebrity davulcularından olan Doğaç Titiz ile Akın Bağcıoğlu‘nun davul workshopları duyuruldu. Bu ikili, geçmişte de birlikte workshoplar yapmışlar. Bu açıdan Eskişehir’e gelmeleri, ikisini bir arada izlemek bakımından çok iyi oldu.

Etkinlik yaklaşık 45 dakikalık bir gecikmeyle başladı. Sahne çıktıklarında bu durum için özür dilediler. Mekan, çok eskiden Ermeni Kilisesi, daha sonraları Asri Sinema ve nihayet de Zübeyde Hanım Kültür Merkezi ismiyle kullanılan binaydaydı. Dolayısıyla kilise zamanından kalan kubbe yapısı, buradaki davul sahnesi için büyük bir sorun oluşturmuş. Davullardaki mikrofonları fark ettim. Kimileri normal, kimileri ise dinamikti. İlk olarak da bu hususu sordum. Ancak anlaşıldı ki kurulan mikrofonların hiçbiri çalışmıyordu. Yani duyduğumuz sesler doğrudan davulun ham ve tonlanmış sesleriydi. Belki sahneye çok yakın olduğumdan, çok leziz geldi bu sound bana. Ancak genel olarak değerlendirmek gerekirse, Cengiz Tural’ın workshop’ındaki altyapı ve ses düzeni çok çok daha iyiydi. Çünkü bu sıkıntıdan dolayı Titiz ve Bağcıoğlu ne yazık ki hiç parça çalamadılar. Çok isterdim.

mag09

Cengiz Tural, biraz daha kitaba bağlı bir müzisyendi. Ancak (en azından benim konuşmalarından çıkardığım kadarıyla) Doğaç Titiz ve özellikle de Akın Bağcıoğlu, biraz daha serbestler bu konuda. Her workshopta aynı soruları soran çocuk, bu workshopta da yine aynı soruları sordu. Orada davul metotlarıyla ilgili yaptıkları değerlendirmeleri çok beğendim.

mag08Cengiz Tural, metal ve rock müzik kökenli bir müzisyendi. Doğaç Titiz’i de hep öyle sanardım. Ancak değilmiş, hatta sevmiyormuş bile. Sahnede mevcut kapasitelerinin sadece %5’ine ihtiyaç duyduklarını söylediler. Pop müzikle ilgili söyledikleri ve yaptıkları tespit ise muazzamdı. Merak eden olursa mesaj atıp sorabilir. Bir de Doğaç Titiz’in, her gece sabahlara kadar Youtube’da davulcu videoları izlediğini öğrenmek beni şaşırttı doğrusu. Hala kendini yeterli görmeyip Dünya’daki diğer insanların neler yaptığını da sürekli araştırıyormuş. Helal olsun.

Teknik olarak bu workshop’ın bana en büyük faydası ghost note olayına dair fikir edinmemi ve estetik duruş/oturuş konusunda rehber olmasıydı. Gerçekten de Doğaç Titiz, ülkedeki en doğru ve ergonomik duruşa sahip. Bunu önceki workshopta Cengiz Tural söylemişti. Gerçekten hak verdim.

Her iki büyük müzisyene de saygı ve sevgiler. Geldikleri için teşekkürler.

Akın Bağcıoğlu’nun Instagram hesabından aldım

GÜNCELLEME: 26.12.2018. Yazıyı ilk yazdığımda en alta, workshop’ta kendi çektiğim bir videoyu, Doğaç Titiz’in performansından birkaç dakikayı koymuştum. Ancak aynı akşam, Doğaç Abi bir mesajla ulaşarak videoyu kaldırmamı rica etti. Zira kendisi de o akşam pek çok kamerayla çekmişti. Şimdi montajlanıyormuş hatta o videolar. Ben Youtube’a yüklediğim videoyu sildim. O da kendi instagram hesabından benim çektiğim videodan bir kısım yayımlamış sağ olsun. Aşağıya onu ekliyorum:

View this post on Instagram

Workshop mode on @pearl_drums #pearlmasterworks ✌️🥁 Özel davul dersi için dm atın #pearl davullarini @zuhalmuzik te bulabilirsiniz @evansdrumheads @a_tune_ears @promarkbydaddario @istanbulagop 🔥💥👍👏🥁@4cmusic @erhanbeyaz @pearl_drums @pearldrumseurope @@evansdrumheads @promarkbydaddario #playdrums @erhanbeyaz @istanbulagop #evans #speed #drums #drumset #drumsforlife #drumfill #drummerlife #drummeroftheday #drummerworld #drummerboy #drummerlife #drummer #stickcontrol #drumporn #drumset #druming #drumpractice @drumsdaily @drumcommunity #drummerlife #drummerworld #drumset #druming #drumpractice #stickcontrol @drumset.up @yaseminenginsoy #drumsolo #drumbreaks #drumfill #bateria #drumeo @professional_drummers #fastandfurious #fasthands #gospelchops #baterista #bateristas #drumsticks #speed #cymbals #musically @instagroove_ @drums_inc @drummersilike @drumsoutlet

A post shared by Dogac Titiz (@dogactitiz) on

Head Bang Yeni Sayı: Best Of 2015

headbang00Ülkede süreli olarak yayımlanan ve en geniş dağıtım ağına sahip tek metal müzik dergisi Head Bang, 2016’nın ilk sayısında yine güzel bir içerikle karşımıza çıktı.

Derginin okuyucuları arasında yapılan anketler sonucunda 2015 yılının metal müzik adına “enleri” belirlenmiş. Hatırlıyorum, yılın albümü için Slayer‘ın Repentless albümüne oy vermiştim.

Yılın albümü olarak Iron Maiden‘ın The Book Of Souls seçilmiş. 10 albümün yer aldığı sıralamadan yalnızca dört tane albümü dinlemiştim geçen yıl: Iron Maiden – The Book Of Souls, Slayer – Repentless, Lamb Of GodVII: Sturm und Drang ve GhostMeloria. Diğer altı albümü hiç dinlemedim. Bu dördü içinde de en sevdiğim yine Slayer’ın Repentless albümü olmuştu. Meloria da çok iyiydi. Lamb of God’ın da Deftones’tan Chino Moreno ile yaptıkları Embers isimli parça kesinlikle favorimdi. Dinleyip çok ağlamışlığım vardı.

headbang02

Yılın şarkısı olarak Iron Maiden’ın 18 dakikalık Empire of the Clouds parçası seçilmiş. Iron Maiden olunca ıskalamamış metalci güruh 🙂 Yılın grubu da tabii ki Iron Maiden olmuş. Bence Slayer olmalıydı. Belki de en önemli iki elemanının eksikliğine rağmen (üstelik bunlardan biri öldü!) adamlar şahane bir albüm yaptılar. Evet, Iron Maiden da iyi bir albüm yaptı ama Slayer gibi bir sınav vermediler.

Yılın erkek vokali Bruce Dickinson oldu. Şaşırmadık ama Till Lindermann (Rammstein) ve Tom Araya‘yı da unutmayan metalcileri tebrik ediyorum. Yılın gitaristi olarak Adrian Smith (Iron Maiden) seçilmiş ama bence yanlış. Kerry King olmalıydı ve hatta Kerry King’dir o kesin. Iron Maiden’ın aday gösterildiği kategorilerden ödül kazanamadığı tek kategori yılın davulcusu kategorisi olmuş. Eh, burada birinciliği Megadeth’le yepyeni bir albüm kaydetmiş olan (hatta ben bu yazıyı yazarken de dinlediğim Dystopia albümü) Chris Adler‘a vermemek ayıp olurdu.

Yılın en iyi albüm kapakları sırasıyla Repentless ve Meloria olarak seçilmiş. Yılın olayı Bruce Dickinson’ın kanseri yenmesi ve yılın hayal kırıklığı ise Paris’te Bataclan konser salonuna yapılan terör saldırısı olarak  seçilmiş. Ancak dergi editörlerinin notuyla bir husus teyit edilmiş. O da, derginin kapağında da yer alan, Lemmy Kilmister‘ın hayatını kaybetmesi. Bu, kesinlikle yılın hayal kırıklığıydı. Tüm bu seçimler yalnızca isim ve resim konularak yapılmamış. Her seçimin altına bir de güzel özet bilgi bırakılmış.

Bu ay dergideki en dikkat çeken içerikler Ghost’tan bizzat Papa Emeritus III ile yapılan konser öncesi röportaj, Megadeth’in yeni albüm makalesi, elbette ki Lemmy Kilmister dosyası ve Hammer Müzik röportajıydı. Özellikle Hammer Müzik röportajı güzel haberlerle dolu olduğu için okuması epey keyifli oldu.

headbang03

Solda yayımlanan yeni kapak, sağda iptal edilen eski kapak

Bir süre önce yazdığım şu yazıda Blue Jean dergisinin yeni tasarımından bahsetmiştim. Bu yazıda, dikkatli okurlar Head Bang’in Ocak-Şubat 2016 sayısının kapağını da fark etmişlerdi yazının içerisinde kullandığım görsellerden. Ancak dergi o kapakla çıkmadı. Neden? Çünkü o kapak hazırlanıp reklam olarak Blue Jean’de yayımlandıktan sonra, Lemmy Kilmister öldü. Lemmy ölünce de haliyle Head Bang’in bunu görmezden gelmesi imkansızdı. Bir önceki Dave Mustaine’li kapaktan çok daha iyi bir kapakla, Lemmy’nin en karizma pozlarından birisiyle, yayımlandı yeni sayı.

Kısacası güzel bir sayı olmuş. Hazırlayanların ellerine emeklerine sağlık. Şunu da hemen ekleyeyim. Derginin içeriğinin yalnızca %30’undan bahsettim bu sayıda. Dergiyi aldığınızda göreceksiniz ki burada yazmadığım bir sürü grup ve konu var. Mesela küçücük de olsa, Sabhankra‘nın ilkbaharda yayımlayacağını müjdelediği yeni albümün müjdesi de verilmiş 🙂

Ghost – Meloria (2015)

Bir albümün çıkışını beklemek kadar güzel bir şey yok sevgili okur. Uzun süredir severek dinlediğim Ghost grubunun da yeni albümünü büyük bir heyecanla bekliyordum. Haziran ayında yazdığım şu yazıyı muhakkak okumuşsundur sevgili okur. İşte o albümde bahsettiğim yepyeni albüm Meloria nihayet bu ayın ortalarında piyasaya çıktı.

Ghost’u, bundan tam iki yıl önce şu yazımla keşfetmiştim. Keşfimden sadece 20 gün sonra dayanamamış o sene çıkan albüm Infestisumam‘ın plağını da almıştım. O tarihlerden beri hiç sıkılmadan dinledim grubu. Sadece ikinci albüm Infestisumam değil, ilk albüm Opus Eponymous‘u da çok sevdim. Hele ki bu albümde yer alan Ritual, en sevdiğim üç Ghost parçasından birisi oldu.

Üçüncü albüm Meloria’dan ilk olarak Cirice isimli parça yayımlandı klibiyle birlikte. Grup her albümde olduğu gibi, bu albümde de vokalini değiştirmişti. Şu an Papa Emeritus III, grubun üçüncü vokalisti. Burada, kendisi ile ilgili bir takım detaylar yazmıştım.

Cirice’den sonra grup yeni bir parça daha yayımladı Youtube kanalından: From The Pinnacle To The Pit. Alışık olmadığımız bir bass gitar tonuyla başlıyor parça. Yine alışık olmadığımız bir trafikte ilerliyor. Sertlik olarak ilk albümle aynı seviyede. Infestisumam, daha çok bir pop rock albümü seviyesindeydi. Ancak Meloria, hard rock diyebileceğimiz bir sertlikte. Her ne kadar grubun ve albümün tarzı için heavy metal yakıştırması yapılıyorsa da bence bu çok gerçekçi değil. Parçalarda bir önceki albüme göre özellikle sololar da epey bir değişim var.

Albüm çıkmadan yayımlanan son parça da Majesty oldu. Çok AC-DC bir girişten sonra gayet akılda kalıcı bir melodiyle başlıyor parça. Papa Emeritus III’ün sesinin diğer Papalardan ne kadar farklı olduğunu ben ilk defa bu parçada sezdim.

Albüm öncesi yayımlanan bu üç parçanın da özelliği her birinin grubun Youtube hesabına bir birinden ilginç görseller eşliğinde yüklenmiş olmasıydı. Bu, söz konusu Ghost olduğunda epey heyecanlandıran bir durumdu. Bir diğer husus ise Papa Emeritus III’ün diğer papalardan daha az makyaj yapıyor ve suratının daha net seçilebiliyor olmasıydı.

gh01

Cirice

gh02

The Pinnacle To The Pit

gh03

Majesty

Albümün parça listesi şu şekilde:

No. Başlık Süre
1 Spirit 05:15
2 From the Pinnacle to the Pit 04:02
3 Cirice 06:02
4 Spöksonat 00:56
5 He Is 04:13
6 Mummy Dust 04:07
7 Majesty 05:24
8 Devil Church 01:06
9 Absolution 04:50
10 Deus in Absentia 05:37

Albümde en sevdiğim parça Cirice. Vokallerini hiç sevmediğim ancak giriş melodisi için tekrar tekrar dinlediğim parça He Is. Hemen ardından gelen Mummy Dust ise albümdeki en gaz riffleri içeriyor. Benim kanımca bu albümde grupta sadece vokalist değil, gitaristlerden birisi de değişti. Ancak biz vokalist harici diğer tüm müzisyenleri A Ghoul Writer olarak bildiğimiz için bu kişinin gerçekten değişip değişmediğini bilemiyoruz. Unutmadan ilave edeyim, diğer iki albüme göre bu albümdeki klavyeler çok daha başarılı. Yer yer progressive sololar bile duyabiliyoruz. Davulcuya yine pek bir iş düşmemiş. Tek bir twin bile yok.

Devil Church, kısa ama hüzünlü bir melodi olmuş. Absolution ise yine sert bir parça. Aksak davul ritmi ile dinledikçe sarıyor insanı. Son olarak Deus In Absentia, bana diğer iki albümü hatırlattı. Özellikle vokaller tıpkı Infestisumam’daki gibi olmuş.

Albümü hala dinliyorum. Albümde kötü parça yok diyebilirim. Ancak hemen itiraf edeyim bir önceki albümü ilk defa dinlediğim anlarda heyecanlandığım gibi olmadı. Hayal kırıklığı değil evet, ama Infestisumam’dan daha iyi bir albüm de değil.

Peki hayal kırıklığım ne oldu? Grubun yeni vokalistiyle verdiği şu akustik konser oldu. Vokalin makyajı rezil. Performansı rezil. Gayet reziller yani 🙂

Ancak yine de Ghost, sıra dışı bir grup sevgili okur. En azından yazının en başında yer alan Cirice videosuna tıklayıp dinlemeni tavsiye ederim. Bir de yazı içerisinde link verip atıf yaptığım eski yazılarıma da göz at muhakkak.

Evet, şimdide geldik işin en cikcikli kısmına. Ghost, bu albümde efsane bir şey yaptı ve tüm parçaları resmi Youtube kanalından full stream olarak yayımlandı. Albümde yer alan 10 parçanın her biri için ayrı bir görsel çizilmiş ve bu videoya eklenmiş. Albümün içerisinden bu görseller de kitapçık olarak çıkıyor. Ancak şu sıralar albümü alabilecek durumum olmadığından, belki de aylar sonra yeni bir yazıyla bu görseller hakkında da konuşabiliriz. Şimdilik şu videoyla yetinmekte fayda var.

İki Süper Albüm Müjdesi: Kung Fury OST – Meloria

Bu yazıda iki farklı İsveç efsanesinin albüm haberlerini okuyacaksınız.

Kung Fury Soundtack

singleİsveç’in 2015’teki en büyük bombası muhtemelen Kung Fury olmuştur. Blogda Kung Fury’den ilk olarak şu yazımla bahsetmiştim. Daha sonra şu yazımla birlikte film vizyona girdi ve Dünya çapında çok büyük ilgi ve beğeni topladı. Filmin bu kadar kısa sürede ses getirmesini sağlayan şey elbetteki efsanevi soundtrack’i True Survivor oldu. Kendisi de bir seksenler yıldızı olan David Hasselhoff‘un seslendirdiği bu parça ile bir anda tüm dünya filmin Youtube üzerinde yayımlanacağı günü beklemeye başladı. Bu yazıyı yazdığım esnada True Survivor, Youtube üzerinde toplamda 20 milyondan fazla kere izlemiş. Filmin de yaklaşık 15 milyon kere izlendiğini düşünürseniz bu müthiş bir başarı demektir.

kungfuryost Filmi izledikten sonra aklımda kalan en önemli soru filmde kullanılan müziklerin bir soundtrack albüm olarak yayımlanıp yayımlanmayacağı idi. Evet, nihayet mutlu haberi geçtiğimiz gün öğrendim. Filmin Soundtrack albümü Temmuz ayı başında plak formatında çıkacakmış. Albümün dijital hali ise internete düşmüş durumda. Spotify‘dan ve Youtube’dan dinlenebiliyor.

Filmin ücretsiz olarak yayımlanmasına bakılırsa soundtrackler için de herhangi bir telif sorunu yaşanacağını sanmıyorum. Ama özellikle fanlar için albümün plak formatında yayımlanacak olması da ayrı bir güzellik.

Albümde 13 parça var. Ağırlıklı olarak seksenler Synthwave tarzında parçalar var. Albümde True Survivor haricinde hiç sıkılmadan dinleyebileceğimiz bir sürü parça var. Üç dört gündür iş yerinde dinliyor ve dinletiyorum hatta 🙂 West Side Line, Enter The Fury (True Survivor’un altyapısı), Nuclear ve Power Move şu an bir çırpıda söyleyebildiklerim. Bunlardan özellikle Power Move’u kesinlikle dinleyin. Çocukluğumuzun ateri oyunlarında bulacaksınız kendinizi.

Albümdeki parçaların büyük kısmı İsveçli müzisyenler Mitch Murder and Lost Years‘a ait. Bu iki ismin haricinde İsrailli müzisyen Highway Superstar‘ın Careful Shouting isimli “baştan çıkarıcı” parçası var. Albümün genel havasının dışında olan bir diğer parça, bir seksenler Rock parçası Barbarianna‘yı da dinlemenizde fayda var.

No. Parça Kompozitör Sanatçı
1 Kung Fury Mitch Murder Mitch Murder
2 True Survivor Jörgen Elofsson & Mitch Murder David Hasselhoff
3 West Side Lane Lost Years Lost Years
4 Redlining 6th Betamaxx Betamaxx
5 Face Puncher Mitch Murder Mitch Murder
6 The Final Stretch Mitch Murder Mitch Murder
7 Careful Shouting Highway Superstar Highway Superstar
8 Enter the Fury Mitch Murder Mitch Murder
9 Power Move Mitch Murder Mitch Murder
10 Phoenix Rising Lost Years Lost Years
11 From the Future Mitch Murder Mitch Murder
12 Barbarianna Christoffer Ling Christoffer Ling
13 Nuclear Lost Years Lost Years

Planım, albüm plak olarak basıldığında muhakkak bir kopya alabilmek. Bunu gerçekleştirince haberiniz olacak zaten 😉

Ghost – Meloria

G11116375_993195644032565_3505708124703407150_oelelim bir diğer İsveç efsanesine… Gizli aşkımız Ghost, 2013’te çıkardığı ikinci albümü Infestissumam‘dan sonra nihayet bu yıl içerisinde üçüncü albümü “Meloria“yı üçüncü vokali Papa Emeritus III ile çıkartıyor. Grup, kısa bir süre önce yeni vokalistlerini “bir önceki vokal Papa Emeritus II’nin üç ay küçük kardeşi Papa Emeritus III” olarak duyurmuşlardı. Bilmeyenler için Ghost, halen daha grup üyelerinin kimliklerine dair en ufak bir bilgi bulunmayan az sayıdaki gruptan birisidir. Yalnızca Papa Emeritus II’ye ait olduğu iddia edilen tek bir kare fotoğraf sızmıştı basına. Dolayısıyla grubun vokallerini Papa Emeritus adıyla, diğer üyelerini de “unnamed ghouls” olarak tanıyoruz. Fazla bir detay yok.

Meloria, 10 parçalık bir albüm olacak. Albümden ilk olarak Cirice isimli bir parça resmi olarak yayımlandı. Tarz yine aynı alıştığımız Ghost tarzı. Diğer albümlerini düşününce belki bir parça daha sert bir parça olmuş. Girişte Opeth‘i andıran bir akustik kısım var. Papa Emeritus III’ün ses tonu ise selefleri Emeritus I ve Emeritus II’nin ses tonlarına tıpatıp benziyor. Hatta ben bazen grup bizi kandırıyor mu lan diye düşünüyorum. Öyle ya, adamların yüzlerini gördüğümüz yok nasılsa 🙂

Cirice, çıkacak albümle ilgili olarak beni inanılmaz heyecanlandırdı. Çok çok harika bir parça çünkü. Parça ile birlikte yayımlanan görselde de bir “Kuzuların Sessizliği” göndermesi var ama çözemedim doğrusu. Grubun sosyal medya hesaplarından Meloria’nın kapak görselinin nasıl elle çizildiğine ilişkin fotoğraflar yayımlandı. Yeni albümün kapağı şu şekilde olacak:
ghost3Albümle ilgili pek fazla bilgi sahibi değiliz. Albümün yayımlanan parça listesi şu şekilde:

Sıra Parça
1 Spirit
2 From the Pinnacle to the Pit
3 Cirice
4 Spöksonat
5 He Is
6 Mummy Dust
7 Majesty
8 Devil’s Church
9 Absolution
10 Deus in Absentia

Dünya çapında albümün 21 Ağustos’ta yayımlanması bekleniyor ve bakalım bizi neler bekliyor…

I can feel the thunder that’s breaking in your heart,
I can see through the scars inside you.

Ekleme: 08.06.2015. Grup bugün Cirice’nin videosunu yayımladı Youtube üzerinden. Yazıdaki videoyu güncelledim. Klip gayet hoş olmuş.